TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 20 Oca 2018, 21:32

Tüm zamanlar UTC+03:00


Üye alımı belirsiz bir tarihe kadar kapatılmıştır,mail yolu ile ve ya sosyal hesaplar üzerinden taleplerde bulunmayınız.

Resim
Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 24 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 22 Ara 2017, 21:11 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1566
Yaş:
Konumuz Arapların modern zamanlardaki savaşları neden hep kaybettiği. Şöyle bir video hazırlanmış:

https://www.youtube.com/watch?v=cZk4Yu42g0I

Maalesef Türkçe değil. İngilizce alt yazı opsiyonu var. Konuya ırkçı değil, teknik yaklaşmışlar.

Acaba bizim de bu hallere düşmemiz olası mı? İşte sebepler bir bir açıklanmış. Bizdeki hal ve gidişat benzer sıkıntılara düşebileceğimiz kaygısı uyandırıyor bende. Kimse "Ya onlar Arap. Biz kiii..." diye saçmalamasın. Aynı hatalara düşersen, değil Türk, uzaylı bile olsan aynı sonucu alırsın.

Şüphesi olan Fevzi Çakmak'ın Balkan Savaşlarındaki harekatımızı teknik açıdan değerlendirdiği şu eserini okuyabilir bir zahmet.

https://www.iskultur.com.tr/bati-rumeli ... ettik.aspx

Araplardan bile beter performans gösterdik bu savaşlarda. Çakmak Paşamızın izahatları ile yukarıda linkini verdiğim videodaki izahatlar oldukça örtüşüyor.

Kimse "Ya İttihatçılar..." filan diye de saçmalamasın. Ordu, yönetim şekli Arap liderlerinkinden zerre farkı olmayan Abdülhamit'in çürüttüğü, yozlaştırdığı orduydu. Komuta Abdülhamit'in paşalarının elindeydi. İttihatçılar ta ki Bab-ı Ali Baskını'na kadar iktidarı doğrudan ellerine almadılar. Ha, malum tutumlarıyla, deneyimsizlikleriyle Abdülhamit'in yaptığının üstüne tüy diktiler, o ayrı...

İttihatçıları suçlama takıntısından kurtulamayanlar için de bol bol Arap türü yenilgi örneğimiz var: 1 Ağustos 1770 Kartal Ovası Muharebesi, 24 Haziran 1839 Nizip Muharebesi... O sıralarda İttihatçımız yoktu henüz. İstemeyeceğiniz kadar çok örnek verebilirim.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Ara 2017, 00:42 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 21:28
Mesajlar: 526
Yaş:
Bu şahsi fikir ve gozlemimdir, top yekün bir milletide yaftalamak ayni kefeye koymak istemiyorum fakat, ulkemize gelen suriyelileri
gozlemledigim kadariyla cok sayida cevremde goruyorum sorunun lakayitlik rahatlik vurdumduymazlik daha farkli kelimelerle ifadede etmek istemedigimden bu kadar diyorum.

2-3 ü bir araya geldiginde erkeklerinde surekli bir gulusme kakara kikiri ellerinde telefon bağira cagira rahatlik yani hepsimi boyle araplarin bilmem ama turkiyede ki erkeklerle karsilastirdigimda ters ve ciddiyetten yoksun bir hafiflik bariz gozukmekte,turk vatandaslarinda yok mu elbet vardir ama bizde oran 10/1 iken bu vatandaslarda tersi bir oran bunlar konudan bagimsiz onceden bende olusan kanaatir.

birde arapçadan kaynakli bir durum da olabilir bu insanlarin istese bile sessiz konusamadigini düşünüyorum, yani arapça belkide buna musait bir dil degil yani bu dilde konusana dil yuksek sesle ifadeye tesvik eden bir yapisi olabilir uzmanlar daha iyi bilir.

Çanakkale muharebelerinde ataturkun iki taburu bu vatandaslardan olusmaktaydi ve degistirilmesini istemisti diye Naim Baburoglundan dinlemistim bazi taburlar kan denizinde bogulurken baska bir noktadaki bu taburlarin gevseklik gozterdigi bu arkadaslarin tabur ihtiyat bolgesinde rahat nargile fokurdattigi gulusmeler ve eglenmelerde bulunduklarindan bahsetmisti.

Bu benim gozlemlerimlede ortustugunde sasirmistim, yani her sartta gulusmeye devam nargileye devam.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Ara 2017, 02:28 
Çevrimiçi
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 23 Tem 2012, 23:58
Mesajlar: 2247
Yaş:
Gerekli bölümde sizin mesajınızı alıntılıyarak cevap vermiş bulunmaktayım. Konuyu esassen orada enine boyuna tartışmamız daha uygun olur.

_________________
Nişan olsun bize buyan,
Bozkurt olsun bize uran,
Demir kargı olsun orman,
Güneş tuğ olsun, gök kurıkan.
HUN Taktik


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Ara 2017, 09:48 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 23 Şub 2013, 14:35
Mesajlar: 49
Yaş:
Başkan en azından alıntılayıp yorum yazdıgınız konuya yönlendirme linki ekleseydiniz daha iyi gibi olurdu sanki


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Ara 2017, 17:35 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 31 Oca 2017, 23:39
Mesajlar: 667
Yaş: 39
Silinebilir

_________________
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Ara 2017, 19:41 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5190
Yaş:
Genetik olarak adam olmadıklarından. Kodu bozuk adamların ( Recep İvedik'in bilim dünyasına kazandırdığı tespittir) . 300 milyon kişiler güya 5 milyonluk İsrailin hakkından 7 savaşta gelemediler.

Yani biz kalkıpta yeniden Misak-ı Milli desek Musul'u Kerkük'ü zırt diye ellerinden alırız bu kazmaların. Petrol yanına kar kalır.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Ara 2017, 20:46 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1566
Yaş:
İlk yazımda Araplardan beter kaybettiğimiz bazı savaşları örnek vermiştim Sayın Musti. O zamanlar genetiğimiz bozuktu da sonradan mı iyileşti? Peki ya Osmanlı'nın yükseliş döneminde genetik durumumuz nasıldı? Ya girdiği her savaşı kazanan ABD askerinin genetik durumu konusunda ne dersiniz? Peki Araplar dev bir imparatorluk kurarken, atalarımızı yenilgiye uğratırken genetik açıdan daha iyiydiler de sonra mı kötü oldular?

Mesele muharebeleri kazanıp kaybetmekse genetik filan söz konusu olamaz. Hangi milletin genetiği ne kadar saf, hangi açıdan bir diğerinden üstün? Fakat savaşçının performansında kültürel durumun yadsınamaz ama abartılmaması gereken bir etkisi olduğu kesindir. Bu açıdan, Arapları hep lakayıt gören arkadaşların tespitlerine bir ölçüye kadar katılıyorum.

Ne var ki bana göre kültürden kaynaklanan savaşçılık ruhunun etkisi gereğinden fazla abartılıyor. Bu açıdan herkese Evliya Çelebi'yi tavsiye ederim. Osmanlı'da, son zamanları saymazsak, doğrudan savaşın içinde olanlardan kalma anlatımlar pek azdır. Oysa Evliya döneminin neredeyse tüm mühim savaşlarına katılmıştı. Evliya'nın yaşadığı dönem ilginçtir. 16. yy'ın sonundaki bir seri yenilgiden sonra Osmanlı'nın tekrar toparlandığı ve hatta tarihinin en geniş sınırlarına ulaşmayı başardığı bir dönemdi. Tabi arada yine yeniliyorlardı ama etkileyici zaferler de kazanıyorlardı. Evliya'nın askerin performansı hakkındaki anlatımları gurur vericidir. İyi de aynı asker 16. yy'ın sonunda neden yenildi? Evliya döneminde de neden yeniliyordu bazen? Ya sonra neden büyük ve utanç verici yenilgiler silsilesi geldi? Peki onca yenilgiye rağmen imparatorluğu yüzyıllarca daha ayakta tutan asker hangi askerdi? O yenilgileri alan asker değil mi? Çanakkale'de savaşan asker Balkanda kaçan asker değil miydi? Daha sonra diğer cephelerde kaçmadılar mı? Büyük Taarruzu Sakarya'da kaçan askerle kazanmadık mı? Keza kuruluş ve yükselme dönemlerimiz öyle bir anlatılır ki okuyan sanır o dönemlerde hiç yenilgi almadık! Alakası yok! En parlak dönemlerimizde bile defalarca yenilgi aldık. II. Murat neden tahttan çekildi? Fatih kaç kere yenildi?

Bunca sorunun hemen hemen hepsinin cevaplarını biliyorum. Merak eden olursa yazışabiliriz. Sadece şunu söyleyeyim: Söz konusu cevaplar içinde askerimizin kahramanlığı veya korkaklığı yok...

Bence yenilgiye giden yol, askerin kahramanlığı üzerine haddinden fazla vurgu yapmak, askerin fedakarlığına, sabrına aşırı bel bağlamak, her millette olması gereken milli gururu burnumuzun ucunu göremeyecek mertebelere taşımak, kültürel (aşırısını kastediyorum) ve hele hele genetik üstünlük iddialarına inanmaktır. Balkan Savaşı'na halkın sokaklarda "Rap rap rap, harp isteriz harp" sloganlarıyla yaptığı yürüyüşlerle girdik. Sonuç? O yürüyenlerden kaçı aylarca kuşatma altında kalan Edirne'ye yardıma koştu? Ya koşmaya çalışanların hali ne oldu?

İşte ilk mesajımda bir video verdim. Savaşların nasıl kaybedileceğini kısa ve öz anlatıyor. Aynı hallere geçmişte düştük, son zamanlarda hepten düşmediysek de bazı kötü işaretler var ve gelecek -bana göre- karanlık... Araplarla dalga geçerken onların haline düşersek hiç şaşırmam.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Ara 2017, 23:13 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 1088
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
Atalarımızı yenilgiye uğratırken derken? Koskoca Arap halifeliği iki tane ufak Türk Beyliğini ve Sogdları senelerce uğraştıktan sonra yenilgiye uğratmış bu durum da kalıcı olmamış zaten hepi topu bu. O dönemde adam gibi bir Türk kağanlığına denk geleydi Arab'ın halifesi peygamberi ne yapıyor görürdük. Netekim Hülagu Han bunların ağababasını zıplatmadı mı? Bunları kurtarmak yine bir Türk olan Sultan Baybarsa kalmadı mı?

Genetiğin çok az da olsa etkisi var nüans veya ayrıntı diyebiliriz. Tatlısu solcuları reddetsede insanlarda ırk diye birşey vardır ve ideolojik ırkçılık saçmalığının haricinde bu evrimsel biyolojiye dayalı bilimsel bir olgudur. Günümüzde de düzgün hiçbir bilim adamı insan ırklarını ve bu ırklar arasında benzer ve farklı özellikler olduğunu reddetmez. Irklar evrimsel süreçlerle evrimleştiği için değişik ırklarda farklı özellikler öne çıkabilir. Bu özellikler bir noktada muharebe sahasında küçük de olsa bir avantaja veya dezavantaja dönebilir. Herkes siyahilerin daha atletik ve sıcağa daha dayanıklı olduğunu bilir. Kuzeyliler düşük ışık şartlarında daha fazla d vitamini üretebilirler vesaire.

Genetikten çok daha önemlisi gelenektir. Örneğin Yahudiler iyi tüccardır. Çünkü zengin bir ticari gelenekleri vardır. Gizli yapılanmaları iyi bilirler çünkü tarihleri sürgünlerde geçmiştir. Türklerde de bir askeri gelenek var(dı). Fakat bu gelenek halen var mı? Varsa ne kadar var? Belli değil.

En önemli şey ise liderliktir. Liderlik kötü olursa zengin geleneğiniz durumu kurtarmaya yetmez. İyi liderlere sahip olmak gece ile gündüz kadar etki eder.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Ara 2017, 23:48 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 21:28
Mesajlar: 526
Yaş:
Zor zamanlar guclu adamlari, güclu adamlar iyi zamanlari,iyi zamanlari zayif adamlari,zayif adamlar zor zamanlari getirirmiş,ve döngu devam eder.

Yukarida bahsedilen bozguna giden yolun tarifi gerçekten çok dogrudur.

zaferde askerin kahramanlığı son parametredir, arkadasin dedigi gibi askere haddinden fazla anlam ve kahramanlik yuklemek suan turkiyenin genelinde oldugu gibi boş bir özgüven patlamasina nedendir ve maalesefki bu girdabın sonu el yumruğunu yiyene kadar devam edecek gibi gorunmekte,

Tüm dunyada siyasilerin en büyük numarasi sicak savasta kendine denk veya en kötu ihtimalle bir miktar daha buyuk bir kuvvetle askerin sahada eşite yakin şartlarda çıkmasini saglamaktir, politika bu sekilde şuurlu olmalidir,

O zaman fedakarlik istemek mumkundur, yedi duvele meydan okuyup herkesi kendine dusman edip başına toplayip evet kahraman mehmetcik dayanin atalarimiz, genlerimiz savasci milletiz kazaniriz kahramanlar demenin etkisi, hava ustunlugunu kaybetme neticesinde misket ve yangin bombalariyla çok kisa surede geçecektir zaten,

Bunu hitler anladi
saddam anladi
Napolyon anladi

Savaşı parası olan kazanır. Askeri cesur olan değil.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Ara 2017, 01:33 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 29 Tem 2012, 14:27
Mesajlar: 631
Yaş: 27
Savaşların %70 akıl&öngörü %30 asker kalitesi ile kazanıldığını düşünüyorum.
Akıl varsa teknoloji,strateji var.Kalitede cesaret ve tam itaattir.

Şimdiki gençliğe bakarsak bir çoğu fasa fiso.Kimse kusura bakmasın serserilik peşinde.
Araplar kadar olmasakta ümmetçi zihniyet ve siyasi fanatizm sürdüğü sürece böyle gider.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Ara 2017, 01:46 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 03 Tem 2016, 23:20
Mesajlar: 392
Yaş: 26
Alıntı:
Peki Araplar dev bir imparatorluk kurarken, atalarımızı yenilgiye uğratırken genetik açıdan daha iyiydiler de sonra mı kötü oldular?

Bu tam olarak doğru değil. Eğer Persler ve Doğu Romalılar birbirlerini tamamen tüketmese bir bedevi imparatorluğunun kurulması imkansıza yakın olurdu.

https://en.wikipedia.org/wiki/Roman%E2% ... rsian_Wars

Bunda bizimde istemeden yaptığımız bazı katkılar var.

https://en.wikipedia.org/wiki/Third_Perso-Turkic_War

Tamamen konjonktürel bir şans. Zaten öyle olmasıydı karşılarına çıkan ilk derli toplu ordularca tokatlanmazlardı. Hazarlar (biz), aynı tarihlerde batıda Fransızlar ve İstanbul'da Doğu Roma'ya yenilmezlerdi. Bu arada büyük hakan Hülagü'nün tini şad mekanı uçmağ olsun. ;)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Ara 2017, 02:36 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2571
Yaş:
Alıntı:
Savaşı parası olan kazanır. Askeri cesur olan değil.
Napolyon; '' Savaş için üç şey gereklidir. Para, yine para ve daima para'' derken, Büyük Atatürk aynı görüşte değildir. Atatürk' ümüz diyor ki;

Ben ordularımızın varlığını ve gücünü ''paramızla uygun teorisini'' kabul edenlerden değilim. Para vardır; ordu yapalım, paramız bitti; ordu dağılsın... Benim için böyle bir sorun yoktur. Para yoktur! İster olsun, ister olmasın; ordu vardır ve var olacaktır -diyordu.

Lord Curson: Türkler çok tehlikeli bir millettir, bunları ekonomik açıdan etkisiz hale getirmek yetmez, topraklarını ellerinden almak yetmez, bunların ordularını yok etmemiz gerekir. Türklerin düzenli ordu kurmalarına izin vermemeliyiz. Bunlar Asya-i bir millettir, orduları olursa yeniden ayağa kalkarlar. demiştir.

Bu görüşe uygun olacak şekilde Sevr Antlaşmasına maddeler eklenmiş ve Türk milletinin ordu kurmasına izin verilmemiştir. Bir de bu antlaşmaya Osmanlı adına imza koyanların düşünce dünyasını analiz edelim. Şu şekilde bir anekdot var;

Sevr Antlaşmasının maddelerini tartışmak üzere 22.07.1920 tarihinde Yıldız Sarayında Saltanat Şurası toplanır. Şura üyelerinde Hadî Paşa söz alır ve der ki;

‘’Sev’ i imzalamamak demek; ölmek daha iyidir demektir. Ölmek ise intihar demektir. İntihar ise günahtır. O nedenle Serv’ i imzalamak zorundayız’’ -demiştir.

Oysa Atatürk; Ya İstiklâl, Ya Ölüm -diyordu.

Hadi Paşa' nın zihniyetinde Arapçılığı en bariz şeklini görürken, söz konusu Atatürk olduğunda; Türk olmanın ne demek olduğunu anlayabiliyorsunuz.

Mücadele zihinde başlar, akıl ile kazanılır özdeyişinden hareketle; Araplarının sürekli olarak yenilmelerini; Akıldan yoksunluk ve teslimiyetçiliğe bağlayabiliriz. Neme lazım; akılsızlık başa bela!

Savaş işi hesap kitap işidir. Yine Atatürk' ün özlü sözlerinden; ''Askeri plan, isteğe bağlı değil hesaba dayanarak düzenlenmelidir.'' diyordu. Kesin zaferin doğru hesaptan geçtiğini bildiği için; ordu tam olarak hazır olmadan, kesinlikle orduyu cepheye sürmemiştir. Savaş planını yaparken de kesin sonuç verecek şekilde, siklet merkezini çok iyi hesap etmiştir.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Ara 2017, 03:30 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 23 Tem 2012, 00:24
Mesajlar: 586
Yaş:
Arapların tüm savaşları kaybetmesine nedeni bir Atatürk'e sahip olamamalarındandır. Yani modern ulus devleti ve millet bilincine sahip olmadıkları sürece önümüzdeki tüm savaşları da kaybedecekler.
Korkarım bu gidişatla biz de araplaşacağız.

_________________
Resim
panem et circenses


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Ara 2017, 23:52 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 07 Oca 2013, 14:27
Mesajlar: 72
Yaş:
Alıntı:
Konumuz Arapların modern zamanlardaki savaşları neden hep kaybettiği. Şöyle bir video hazırlanmış:

https://www.youtube.com/watch?v=cZk4Yu42g0I

Maalesef Türkçe değil. İngilizce alt yazı opsiyonu var. Konuya ırkçı değil, teknik yaklaşmışlar.

Acaba bizim de bu hallere düşmemiz olası mı? İşte sebepler bir bir açıklanmış. Bizdeki hal ve gidişat benzer sıkıntılara düşebileceğimiz kaygısı uyandırıyor bende. Kimse "Ya onlar Arap. Biz kiii..." diye saçmalamasın. Aynı hatalara düşersen, değil Türk, uzaylı bile olsan aynı sonucu alırsın.

Şüphesi olan Fevzi Çakmak'ın Balkan Savaşlarındaki harekatımızı teknik açıdan değerlendirdiği şu eserini okuyabilir bir zahmet.

https://www.iskultur.com.tr/bati-rumeli ... ettik.aspx

Araplardan bile beter performans gösterdik bu savaşlarda. Çakmak Paşamızın izahatları ile yukarıda linkini verdiğim videodaki izahatlar oldukça örtüşüyor.

Kimse "Ya İttihatçılar..." filan diye de saçmalamasın. Ordu, yönetim şekli Arap liderlerinkinden zerre farkı olmayan Abdülhamit'in çürüttüğü, yozlaştırdığı orduydu. Komuta Abdülhamit'in paşalarının elindeydi. İttihatçılar ta ki Bab-ı Ali Baskını'na kadar iktidarı doğrudan ellerine almadılar. Ha, malum tutumlarıyla, deneyimsizlikleriyle Abdülhamit'in yaptığının üstüne tüy diktiler, o ayrı...

İttihatçıları suçlama takıntısından kurtulamayanlar için de bol bol Arap türü yenilgi örneğimiz var: 1 Ağustos 1770 Kartal Ovası Muharebesi, 24 Haziran 1839 Nizip Muharebesi... O sıralarda İttihatçımız yoktu henüz. İstemeyeceğiniz kadar çok örnek verebilirim.
Hocam savaşları Futbol maçına Ülkeleri de futbol takımına benzetirsen bu konu daha rahat açıklanır bence.
Bazen çok zayıf takımlar en güçlü takımları eler. Örnek Amerika Vietnam
Bazen takımda herşey çok kötü gider ekonomisi bozuktur yönetim çatırdamaktadır. Hocalar bezmiştir. Örnek Osmanlının Çöküş dönemleri.
Araplar Askeri olarak neden mi başarısız. Futbolda da başarısızlar. İhtiyaçları olmayan içi geçmiş futbolcuları alıyorlar. Yeterince iyi idman yapmıyorlar. Para ile her şeyi çözebileceklerini düşünüyorlar


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2017, 00:34 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 23 Tem 2012, 00:24
Mesajlar: 586
Yaş:
İçi geçmiş futbolcu dediniz de bizim lig aklıma geldi, ıskartaya çıkmış dünya yıldızlarını Türk takımlarında 1-2 sezon koşturmak büyük bir fiyaka.

_________________
Resim
panem et circenses


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2017, 03:35 
Çevrimiçi
Site Başkanı

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:02
Mesajlar: 6541
Yaş:
Tarihi ve sosyal açıdan bakacak olur isek İslam sonrası Arapların Emeviler ile birlikte yükselişe geçmesi ve kısa bir dönem de olsa dünya medeniyetinin beşiği olarak kabul edilmiştir. Câbir bin Hayyân, Biruni ve Farabi gibi, modern astronominin kurucuları olarak kabul edilen düşünürler çıkarmış, fizik, felsefe, kimya ve matematik alanında önemli ilerlemeler göstermişlerdir. Roma rakamlarının tek matematiksel yöntem olarak kabul edildiği zamanlarda sıfırın icadı dahi Araplara aittir. Daha sonra Kuzey Afrika'da büyümüş İtalyan Fibonacci bunu Avrupa'ya taşımış ve modern sayı sisteminin oluşmasında ön ayak olmuştur. Aristotales ve Plato gibi Yunan felsefecilerin ilk çevirilerini de Araplar yapmışlardır ki o zamanlar İngiltere'de bu düşünürlerin yazılarını Yunanca dan Latince ye ilk kez çevirmeye çalışan Ockhamlı William'a "kafir Arapların itimat gösterdiği adamlara niye biat ediyorsun" diyerek baskı yapılmıştır.

Yani bu örneklerden anlayabileceğimiz kadarı ile temel olan her zaman bilgidir, ilerlemedir. Bunu milletlerin karakteristik ziyade, o özellikleri hangi şartlar altında ve ortamda yakalayabildiklerine ve bunun altında yatan dinamiklere bakmak kültür çatışmalarını çözmemizde daha faydalı olacaktır. Araplar İslam'ın ilanından sonra yakaladıkları etnik birlikteliği ve kültürel gelişmişliklerini yaymışlar. O zamanlar geri kafalı Avrupa, ilerleyin doğu idi. Şimdi ise tam tersi olmuş Araplar geri kalan yobaz ve kendi içinde birliklerini koruyamayan bir millet olarak kalmışlar. Bizim İslamı kabul etmemiz bile zamanında kendi göçebe şaman kültürümüzü o zamanlar Orta Doğu ve Avrasya'da dominant olan yerleşik ve sistematik İslam-Arap kültürüne karşı koruyamamamıza bağlıdır, sevelim ya da sevmeyelim bu nedenle İslam kültürünün etkisine girdik. Sadece Talas'ta kaybettik diye değil.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2017, 11:53 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1566
Yaş:
Öncelikle küçük bir düzeltme yapayım: 0'ı ve onluk sistemde günümüz metotlarıyla hesaplama yapmayı bulan Araplar değil, Hintlilerdir. Latin rakamlarının devşirildiği Arap rakamları ise yine Hindistan'dan devşirmedir. Bu konudaki tarihi kayıtlar son derece açık ve kesindir. Yeri olmadığı için tafsilatına girmeyeceğim. İslam uygarlığının bilimsel alanlarda çıkış noktaları Yunan ve Hint uygarlıkları olsa da sonuçta bilime katkıları asla yadsınamaz. Bu konuyu başka bir başlık içinde etraflıca değerlendirmiştim.

İlk mesajımdaki videoyu izlerseniz, konunun ele alınış biçiminin teknik olduğunu görürsünüz. Başlıkları sıralayayım:

Unit Cohesion - Birlik Ruhu (Umarım Türkçe için uygun bir çeviri olmuştur): Görev ve savaş stresine rağmen birlikleri oluşturan askerlerin birbirlerine ve diğer birliklere olan bağlılıklarının ve yükümlülük farkındalıklarının dayanımı. Bunu "askeri disiplin" olarak da anlayabiliriz ama "askeri disiplin" anlatılmak istenen için yetersiz kalıyor gibi geldi bana.

İlgili eleştirinin özeti: Askerlerin yönetime, üstlerine ve birbirlerine güveni ve savaş amaçlarına inancı düşük. Yönetim de askerlere güvenmiyor. Yönetimlerin darbe korkusu sebebiyle aldıkları tedbirler "unit cohesion"u düşürüyor.

Generalship - Askeri yönetim: Generallerin savaşı planlama ve yönetme kabiliyeti.

İlgili eleştirinin özeti: Bu açıdan ana sorun üst rütbelerin en yeterli kişilere değil, yönetime en sadık kişilere verilmesi. Şeref duygusu olmayan kişiler üst rütbelere daha kolay tırmanıyor.

Tactical liderlik- Taktik liderlik

İlgili eleştirinin özeti: Disiplin adı altında uygulanan aşırı baskıcı, aşırı merkezi yönetim modeli alt rütbelerdeki subayların zor anlarda insiyatif almasını, hızlı karar vermesini, savaş sırasında ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesini imkansızlaştırıyor. Bu konudaki yetersizlikler farklı görev gruplarının (piyade, tankçı, istihkam, hava kuvveti...) birlikte çalışmasını da zorlaştıyor. İnsiyatif almaya cesaret edenler rejime tehdit olarak görülüyor.

Information management - Bilgi yönetimi: Bilgiyi edinme ve paylaşma (bu konuya özel bir vurgu yapılmış) kabiliyeti.

İlgili eleştirinin özeti: İstihbarat toplama altyapıları yetersiz. Fakat çok daha önemlisi bilgi paylaşımı konusunda yetersizler. Herkes eline geçen bilgiyi kendisinde tutma ve kendi çıkarları için değerlendirme derdinde. Bilgi diğer birliklere ve alt kademelere etkin bir şekilde yayılmıyor. Ayrıca gelen bilgiyi analiz etme ve analiz sonucuna göre plan değişiklikleri yapma kabiliyetleri de zayıf.

Equipment & Maintenance - Ekipman ve bakım: Savaş ekipmanının yeterliliği, etkin kullanımı ve bakımı

İlgili eleştirinin özeti: Ekipmanları ağırlıklı olarak Rus ekipmanları. Fakat bu ekipmanlara toptan yetersiz demek doğru değil. Ekipmanları etkin kullanacak, hızlı ve etkin bakım yapacak eğitim seviyesinde değiller.

Ordumuzun durumunu bu başlıklar altında değerlendirebilecek arkadaş varsa katkıları faydalı olacaktır.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2017, 23:14 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 1088
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
Biraz sübjektif, biraz objektif olarak generallerimizin savaş planlama ve yönetme kabiliyeti yetersiz. Bunu Fırat Kalkanı, El-Bab harekatında açıkça gördük. Yeterli yığınak yapılamadı çünkü gerekli yığınak miktarı iyi bir şekilde tespit edilemedi hesaplanamadı. Dolayısıyla harekat devam ederken devamlı destek birliklerle takviye gerekti. Stratejik akıl ve insiyatif alma da iyi değil. Tabii bu durumda hükümetin de payı çok. Münbiç kaptırıldı. PYD'nin geniş alanları kontrolü altına almasına karşı uzun süre tepkisiz kalındı. Alt rütbeler için de geçerli. Cephe gerisinde fırtınalar vuruluyor.

Birlik ruhu FETÖ hariç iyi. Asker savaşmayı çok iyi biliyor diyemem ama cesaret konusunda eksiği var denilemez. Muharebe alanı görmüş çok askerimiz var. Bunlar batılı birçok ülkenin kağıt üzerinde eğitim almış birliklerinden daha önde diye düşünüyorum. Disiplin olarak klasik Türk rahatlığına karşı önlem alınmalı. Çadırda ısınmak için ateş yak, gece sigara tüttür falan. Bana göre FETÖ birlik ruhuna çok büyük darbe vurdu. Birçok komutanın ayağını kaydırdı. Kimbilir kaç askeri ölüme yolladılar. Güneydoğudaki baskınlar şunlar bunlar...Halen subaylar altımdaki FETÖcü mü? Üstümdeki FETÖcü mü? Diye düşünüyordur. Tabii bir de birilerinin ayağına basan komutanlara karşı FETÖcülüğün demoklesin kılıcı gibi kullanılmasının önü de açık.

İstihbarat teknoloji kullanımının artmasıyla daha iyi bir yere gidiyor. Sahadaki istihbarat da kötü değil. Bence kötü olan istihbaratın değerlendirilmesi ve harekete geçilmesi.
Ekipman çokça maddiyata bağlı birşey. Bu konuda dengesizlik var denilebilir aslında. Bakıyorsunuz kimsede olmayan birşey varken, en elzem şey yok. Bu açıdan bazı ekipmanlar oldukça modern bazıları yetersiz. Bakım onarım kabiliyetleri üst seviyede oldukça iyi. Birçok sıkıntı yetersiz bakımdan değil ekipmanın ömrünü doldurmuş olduğu halde yenilenmemesinden.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Ara 2017, 00:36 
Çevrimiçi
Üye

Kayıt: 11 Eki 2016, 08:42
Mesajlar: 125
Yaş: 29
Savaş kazanmanın yolu ırk filan değildir bence. Bazı şeylerin bir arada bulunması gerekiyor. Yukarda çoğu ayrı ayrı sayılmış. Coğrafya ve iklim bile çok büyük değişkendir. 2.dünya savaşı, vietnam hatta afganistan buna örnektir. Araplar olarak değil fakat afrika halkları disipline edilmesi çok zor ve tembel insanlardan oluşuyor. Türkler olarak bizler ise sahada kazanıp, masada kaybetmeye alışığız.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Ara 2017, 00:46 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2571
Yaş:
Alıntı:
...Türkler olarak bizler ise sahada kazanıp, masada kaybetmeye alışığız.
Demek ki diplomasiden, siyasetten, stratejiden bihaberiz. Asker milletiz diyoruz lakin diplomasiden anlamıyoruz. O işi en iyi İngilizler kıvırıyor. Demek ki ''devlet adamı'' yetiştiremiyoruz. Devletimiz var ama devlet adamımız yok! Hasbel kader kendini yetiştirmiş olanları da ''Monşer'' diyerekten dışladılar. Geriye kala kala külhanbeyleri kaldı.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Ara 2017, 07:04 
Çevrimiçi
Site Başkanı

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:02
Mesajlar: 6541
Yaş:
Alıntı:
Demek ki diplomasiden, siyasetten, stratejiden bihaberiz. Asker milletiz diyoruz lakin diplomasiden anlamıyoruz. O işi en iyi İngilizler kıvırıyor. Demek ki ''devlet adamı'' yetiştiremiyoruz. Devletimiz var ama devlet adamımız yok! Hasbel kader kendini yetiştirmiş olanları da ''Monşer'' diyerekten dışladılar. Geriye kala kala külhanbeyleri kaldı.
Aslında o iş popüler olarak düşünüldüğü gibi değil. Özellikle Osmanlı tarihine dönemsel olarak bakacak olur isek, Küçük kaynarca anlaşması sonrası başlayan çöküş döneminde Osmanlı imparatorluğunun Avrupa'nın hasta adamı olarak 300 yıl daha varlığını sürdürebilmesini iyi diplomatlar yetiştire bilmesine ve belli bir diplomatik kültürü takip etmesine borçluyuz. Avrupa ile girdiğimiz her savaşı kaybedince ilk kez III. Selim döneminde yurt dışına elçilikler açılmaya başlanmış ve batının büyük güçleri arasında yaşanan çıkar çatışmalarının iyi kullanılmasının da büyük bir yeri var

Bizim anladığımız diplomasi oyuncu ülkelerin her zaman topraklarını 2-3 katına çıkarabildiği bir şey değil. Diplomasi esasında her türlü durumda devletlerin kendi kazançlarını (ekonomik, politik, uluslararası, prestij vs. vs.) , çıkmaz durumlarda ise anlık konjonktüre göre minimum kayıp ile kendi varlığını sürdürebilmesini hedefler. Bu açıdan bakacak olur isek yukarıda yazdığım nedenler sayesinde Osmanlı çöküş döneminde Emperyal Avrupalı devletler tarafından tek lokmada yutulmaktan ziyade parça parça yenilerek kendi varlığını uzun süre boyunca muhafaza edebilmiş...

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Ara 2017, 08:11 
Çevrimdışı
Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15 May 2014, 23:25
Mesajlar: 59
Yaş:
Masada kaybetme olayı elinin zayıf olmasından kaynaklanıyor. Blöf yapacak kartın bile yokken oyun oynamak zorundasın 300 senedir. Herhangi bir güçlü devletin masada kaybettiğini gördününüz mü ? Öyle veya böyle güçlü herzaman kazanır ama güç tarih boyu batıdan doğuya doğudan batıya dolaşmıştır. Her milletin yükseliş duraklama çöküş döngüsü var. Bakınız batı gücünün en büyük zirvesini yaşadı ama doğu karşısında duraklamaya girdi. Güçlerini kaybettikleri zaman işleri çok zor olacak çünki eski defterler bir bir açılacak.

Araplara gelecek olursa onların bile bir yükseliş dönemi olmuş tarihte bu haritalar hep sağdan sola ; soldan sağa gider durur :
https://youtu.be/fuVwi_xQ7HY

Yunan serüveni :
https://youtu.be/bMi281yzsTA

Türklerin tarihteki serüveni :
https://youtu.be/zHXAYq5VBj8


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Ara 2017, 17:33 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2571
Yaş:
Alıntı:
...Herhangi bir güçlü devletin masada kaybettiğini gördününüz mü ?
Lozan...

Animasyon filmini yapmışlar. İzleyenler için keyifli olabilir :)


https://www.youtube.com/watch?v=n_UICWfj5zI

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Ara 2017, 19:50 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eyl 2012, 14:17
Mesajlar: 250
Yaş:
Çeşitli sosyo-ekonomik çevresel etkenlerle tarih boyunca değişen nitelikler ve özellikler, milletlerin özünde, genlerinde varmış gibi gösterilemez. "İngilizler diplomattır, Türkler askerdir, Araplar tembeldir, Almanlar çalışkandır, soğukkanlıdır" gibi söylemler çok da doğru değil. Doğru olanı da o milletin ırsi, genetik özelliklerinden kaynaklanmıyor zaten. Belirli bir tarihsel dönemin siyasi, ekonomik durumların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Öve öve bitiremediğimiz Ruslar, Almanlar, İngilizler, Amerikalılar tarih sahnesinde sonradan güçlenmiş, ortaya çıkmışlardır. Sebebi ise basitçe sosyal evrim öyle sürüklediği için, koşullar bunu gerektirdiği için. Biri diğerinden daha zeki, daha bilmem ne olduğu için değil. Araplar da diğer birçok İslami toplum gibi dini kültürün baskıcı, gerici etkisi nedeni ile geri kalmaktalar. Ama her şey değişir. Eşyanın tabiatı bu. Bir maddeye dışarıdan hiçbir etkide bulunmasanız dahi, maddenin kendi doğası gereği dönüşüm kaçınılmazdır. Bu zamanlar da gelir geçer. 500 yıl sonra bir bakmışsınız Araplar veya geri kalmış başka bir millet dünyayı yönetiyor. Başka gezegenlerle iletişime geçiyor falan. Kim bilir.

_________________
Resim
"Kendini kısıtlamadan, kontrolü olmadan, duygu bir kaostur." Equilibrium


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 24 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye