TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 12 Ara 2017, 05:27

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 192 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2 3 4
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 07 Oca 2017, 04:41 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:

Bir önceki sayfanın en son iletisi:

Burada, bu atasözleri akla getirecek ve teyit edecek, güzel bir belgesel var.

viewtopic.php?f=67&p=267706#p267706


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 08 Oca 2017, 00:13 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Atasözlerine ek:

''Kuyruğunu çekti.'' deyiminin de, bir diğerine sataşmada yenik düşen kurdun kuyruğunu içine/(arka ayakları arasından) kendine doğru çekmesinden geldiği olabilir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Oca 2017, 19:07 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Birkaç vesileyle söz etmiştim. Benim de, şöyle küçük bir muştum var. Derneğimiz yayında. Katılırsanız sevinç ve kıvanç duyarım. KILIÇ ustama duyurma izni verdiği için, buradan da ayrıyeten teşekkür ediyorum.

*

Açış yazısı. Önemli, zira bir teşekkür, gönül borcunu içeriyor. Okumanızı diliyorum.

http://www.kargu.org/erdem-ocagi/konu/acis

Buradan üye olabilirsiniz.

http://www.kargu.org/uyelik-olustur/

Amacından söz etmiştim, ancak ben kısadan özet geçeyim. Bizi biz yapan ne varsa, orada bulacaksınız. Bunun için elimizden geleni yapacağız. Amacımız Türklük ve Türklük için mücadele vermek. Yuva olması dileğimle.

Son olarak, ilkyayın üzerine düşünce ve eleştirilerinizi belirtebileceğiniz bir başlık. Böylesi bir işi ilkin yapıyoruz, dolayısıyla eksikliklerimiz ve saire illa ki olacaktır. Onlar konusunda ayrıca, denk gelir - herhangi eksiklik duyduğunuzda, yardımcı olup bildirirseniz bizi sevindirir.

http://www.kargu.org/erdem-ocagi/konu/d ... lestiriler

*

Bilgi: Buradaki üleşmelerime devam edeceğim.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Şub 2017, 01:25 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2504
Yaş:
Sayın Çetin; Türk dilini ve töresini araştıran Türkçü bir arkadaşımız olarak bir hususda ki görüşünü öğrenmek isterim. Malumu olduğu üzere tarihde Türk adı ile kurulan ilk devlet GÖKTÜRK DEVLETİ olup; devletin asıl adının KÖKTÜRK DEVLETİ olduğu ifade ediliyor. Türkçemizde KÖK kelimesi kullanıldığı yere göre anlam kazanan derin bir kelimedir. Örnek;

- Gözümün Kökü
- Ağacın Kökü
- Boynunun Kökü
- Kare Kök
- Diş Kökü
- Kelimenin Kökü

gibi... Ayrıca birtakım deyimlerde kullanıldığı şekliyle;

- Kök Salmak
- Kökünden Halletmek
- Kökünü Kazımak

şeklinde pek çok deyimde de kullanılmaktadır.

Ayrıca KÖKEN kelimesi KÖK kelimesinden türetilmiş olup; soy-sop anlamında kullanıılıyor. Buradan hareketle KÖKTÜRK DEVLETİ' nin anlam olarak SOYUMUZ TÜRK anlamında kullanıldığını düşünersek; Büyük ATATÜRK' ün ATA-TÜRK tamlamasında ki ATA ' yı ( KÖK ) anlamında kullanmak gerektiğini düşünüyorum. Oysaki birkaç TV programında rastgeldiğim üzere ATA-TÜRK tamlamasında ki ATA kelinmesi BABA olarak teleffuz ediliyor. Yani ATA-TÜRK kelimesi TÜRKLERİN BABASI gibi bir anlama çekiliyor. öyle bir anlam verilince de dallamanın biri çıkıyor ve diyor ki; '' Benim babam falanca kişidir, ATATÜRK benim babam değildir (!) '' diyebiliyor. Oysaki burada anlatılmak istenen şey BENİM ATAM TÜRK yani KÖKTÜRK demek istemiyor mu size göre de?

Tarihde TÜRK adıyla kurulmuş ikinci devleti kuran Bozkurt' un; BEN TÜRKLERİN BABASIYIM anlamında ATATÜRK soyismini aldığını düşünmek son derece sığ ve bilinçsiz bir bakışaçısıdır diye düşünüyorum. Bu kadar büyük bir TÜRKÇÜNÜN tutup da BEN TÜRKLERİN BABASIYIM diyecek kadar burnu havalarda bir insan olduğunu düşünübilir misiniz? Oysaki büyük bir tevazu ile diyor ki; BENİM NAÇİZ VÜCUDUM ELBET BİRGÜN TOPRAK OLACAKTIR ANCAK TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR demiyor mu?

Buradan hareketle Büyük Atatürk' ün; ATATÜRK soyismini alarak -bakınız soyisim diyorum yani KÖKEN- BENİM KÖKÜM TÜRK yani ATATÜRK yani KÖKTÜRK demek istediği kanaatindeyim. Kurmuş olduğu ikinci Türk Devleti ile de bunu ispat etmiştir diye düşünüyorum. Bilmem senin bu konuda ki düşüncen nedir?

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 06 Şub 2017, 16:31 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Sayın Çetin; Türk dilini ve töresini araştıran Türkçü bir arkadaşımız olarak bir hususda ki görüşünü öğrenmek isterim. Malumu olduğu üzere tarihde Türk adı ile kurulan ilk devlet GÖKTÜRK DEVLETİ olup; devletin asıl adının KÖKTÜRK DEVLETİ olduğu ifade ediliyor. Türkçemizde KÖK kelimesi kullanıldığı yere göre anlam kazanan derin bir kelimedir. Örnek;

- Gözümün Kökü
- Ağacın Kökü
- Boynunun Kökü
- Kare Kök
- Diş Kökü
- Kelimenin Kökü

gibi... Ayrıca birtakım deyimlerde kullanıldığı şekliyle;

- Kök Salmak
- Kökünden Halletmek
- Kökünü Kazımak

şeklinde pek çok deyimde de kullanılmaktadır.

Ayrıca KÖKEN kelimesi KÖK kelimesinden türetilmiş olup; soy-sop anlamında kullanıılıyor. Buradan hareketle KÖKTÜRK DEVLETİ' nin anlam olarak SOYUMUZ TÜRK anlamında kullanıldığını düşünersek; Büyük ATATÜRK' ün ATA-TÜRK tamlamasında ki ATA ' yı ( KÖK ) anlamında kullanmak gerektiğini düşünüyorum. Oysaki birkaç TV programında rastgeldiğim üzere ATA-TÜRK tamlamasında ki ATA kelinmesi BABA olarak teleffuz ediliyor. Yani ATA-TÜRK kelimesi TÜRKLERİN BABASI gibi bir anlama çekiliyor. öyle bir anlam verilince de dallamanın biri çıkıyor ve diyor ki; '' Benim babam falanca kişidir, ATATÜRK benim babam değildir (!) '' diyebiliyor. Oysaki burada anlatılmak istenen şey BENİM ATAM TÜRK yani KÖKTÜRK demek istemiyor mu size göre de?

Tarihde TÜRK adıyla kurulmuş ikinci devleti kuran Bozkurt' un; BEN TÜRKLERİN BABASIYIM anlamında ATATÜRK soyismini aldığını düşünmek son derece sığ ve bilinçsiz bir bakışaçısıdır diye düşünüyorum. Bu kadar büyük bir TÜRKÇÜNÜN tutup da BEN TÜRKLERİN BABASIYIM diyecek kadar burnu havalarda bir insan olduğunu düşünübilir misiniz? Oysaki büyük bir tevazu ile diyor ki; BENİM NAÇİZ VÜCUDUM ELBET BİRGÜN TOPRAK OLACAKTIR ANCAK TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR demiyor mu?

Buradan hareketle Büyük Atatürk' ün; ATATÜRK soyismini alarak -bakınız soyisim diyorum yani KÖKEN- BENİM KÖKÜM TÜRK yani ATATÜRK yani KÖKTÜRK demek istediği kanaatindeyim. Kurmuş olduğu ikinci Türk Devleti ile de bunu ispat etmiştir diye düşünüyorum. Bilmem senin bu konuda ki düşüncen nedir?
Bu konuyu ilk yüzde (sayfa 1) açıklamıştım koldaşım. Oraya da bir göz atmanı dilemekle, konu üzerine tekrar özetle şunları söyleyim.

1) Devletin adı ''Türk''. ''kök'' sözü, klasik Türkçede [Eski Türkçe] ''gök rengi/mavi'' anlamına gelir. Bilindiği gibi dört renk de, biz de yönleri simgeler. Dolayısıyla ''kök törük'' de, ''doğu(daki) Türk'' anlamına gelir. Bunu ayrıntılı biçimde ilk yüzde açıkladım. Bütün var olan kaynaklarda ve de yazıtlarda, hiçbir yerde, ne ulus adı, ne de devlet adı olarak ''göktürk/köktürk'' geçmez. Yalnızca ve yalnızca ulu kağanlık bengütaşlarında [Orkun], tek bir yerde geçer. Oradaki bağlamda da bunun nasıl anlaşılması gerektiğini ayrıntılı ilk yüzde açıkladım. musti adlı koldaşımız kendi yazımız üzere soru sormuştu, ben de onun üze yanıt verip, ilişik nedeniyle bu konuya da ayrıntılı değinmiştim.

2) Bildiğim kadarıyla Ata'ya ''Atatürk'' denmesinin nedeni, kendisine gelen (yoğun) istek nedeniyledir. Kendisi almış, istemiş değildir. Ayrıntılı bilgim yok. ''ata'' sözü ise ''baba'' anlamına gelir. Anlam genişlemesiyle hangi dönemde ''ata, ced'' anlamına geldiğini bilmiyorum, ama ''ata, ced'' anlamında apa ile eçü vardır.

3) Türk adı, iki heceli özde ''törük'', konusu ilginç bir konu. Devlet adı olarak bilmiyorum, ama bu ada eldeki kaynaklara göre ilk 420 yılında bir Pers yazıtında denk geliniyor. Yani resmî kuruluştan çok önce. Zaten bu da beklenirdi. Yine kimi belgelerden çıkarsama yoluyla [Çince yıllıklarda geçen kimi adların Türkçe çeviri denemesi yolu] Hun döneminde de bu ada denk geliniyor imiş. Anlam olarak bu söz ''kanun iyesi'', geniş anlamda da ''devlet iyesi''dir. törü sözü, kanun, ve de ''devlet'' anlamına gelir. törü-(ü)k. törü, kanun/devlet. -(ü)k ise, çok geçmiş bir ektir ve bir tür -li/-lı anlamı verir. Bu eke bugün eşik sözünde de denk geliriz. Anlam olarak ''evin eşinin (ruhunun/iyesinin) bulunduğu yer''dir. il/el sözü ise, toplum-ülke demektir; yani, ülkenin toprağı ve üzerinde yaşayan toplumu anlatır. Devlet sözü ''törü''dür.

4) Soy, kuşak, arka (zürriyet) anlamında ''uruğ'' sözü vardır. Orkun'da geçer. uruğsırat- = kökünü kazımak; neslini soyunu kurutmak.

5) Birkaç konuya daha değinmek isterdim, onlara sonra değinirim.

Ekbilgi: Birçok önemli konuyu www.kargu.org'tan izleyebilirsiniz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 06 Şub 2017, 16:35 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Son yorumuma ek:

Türk adını, geleneksel anlamda, şöyle de açıklayabiliriz: Kırda at üzerinde yay geren, kırın koşulları doğrultusunda gelişen/geliştirilmiş törü[töre]'ye göre yaşayan kimse.

Ek: Yani, tüm Türkleri anlatan kültürel, ama aynı anda siyasi doğrultuda da kullanılmış, bir addır, Türk adı.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 06 Şub 2017, 16:49 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Aklıma gelmişken.

Orkun bengütaşlarında ataman sözü geçer. Anlamı verilmese de, ki bir ünvanda geçer, burada ''ata'' sözünün görüldüğü açık. Hatta bir ''ataman => ottoman'' muhabbeti de vardır. Bilmem bir ilişik var mıdır. Evet, özde ata ''baba'' anlamına gelir. Ama sonuçta baba da ''ata''dır. Bu konuyu iyice irdelediğimde, yine dönüş yaparım. ''Baba'' anlamında ise Orkun'da ka(ng) sözü, ''anne'' için ise ög [oku: öğ] sözü vardır. (ng)'yi burada geniz n'si olarak gösteriyorum.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 06 Şub 2017, 16:52 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Bu arada. Sorularınız ya da yazılanlardan türeyen merak konuları varsa, sorun. Yanıtlarım.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 13:36 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 03 Ara 2012, 22:28
Mesajlar: 2177
Yaş:
Türklerde on iki hayvanlı takvim üzerine.

«Āgāh olğıl ki, Xıtay və Xotan və Türkistan və Uyğur və Moğol xalqına hükəmāsından və əkābirindən mīrās qalupdur bir tārīx ki, aŋa iʿtimād-ı tāmm qılup hər günlərini və aylarını və yıllarını və hər əmrī ki vāqeʿ olsa ol tārīx üzərinə rāst qılurlar, lākin yılları Şəmsī’dür və ayları Qəmərī’dür və həm gecə və gündüzi on iki bəxş edüp hər bəxşinə bir heyvān adın verüpdürürlər. Kəənnəhū ki: əvvəl çağına "Mūş" [Sıçqan] derlər. Āxir çağına "Xūk" [Toŋuz] derlər və həm bunuŋ muqābələsində on iki yılı bir dəvr dutup hər yıla bir heyvān adın verüp-dürürlər. Kəənnəhū ki: əvvəl yılına əvvəl dəvriŋ "Sāl-i Mūş" [Sıçqan Yılı] derlər. Āxirinə "Sāl-i Xūk" [Toŋuz Yılı] derlər. Fīʾl-cümlə: Ol təqdīrcə bu mübārək yıla "Sāl-i Murğ" [Taqağu Yılı] derlər. Qáçan "Sāl-i Murğ" [Taqağu Yılı] olsa dəlālət edər ki, xastalıq az vāqiʿ ola və bəʿzī məvāziʿdə yağmurlar az ola və bəʿzī taʿāmlarıŋ nırxı iztirābda ola və yemişlər çoq ola və qış uzaq ola və hāmilə ʿavratlara āfət erişə və bəʿzī pādişāhlar arasında muxāləfət və muxāsəmət olup hərb və qitāl vāqiʿ ola.
Və bu yıl içində vücūda gələn məvlūd xūb-rūy və kəm-rūzī və kəm-xəyr olup mālı çoq tələf ola. Əgər yılıŋ əvvəlində vücūda gəlsə bəd-kirdār olup düşməni çoq ola və əgər yılıŋ ortasında vücūda gəlsə xūb-rūy və tīz-eşidici ola, lākin müfsid və bəd-kirdār ola və əgər yılıŋ āxirində vücūda gəlsə mehmān-dōst olup ğəyrətlü ola.»


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Nis 2017, 12:47 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Türklerde on iki hayvanlı takvim üzerine.

«Āgāh olğıl ki, Xıtay və Xotan və Türkistan və Uyğur və Moğol xalqına hükəmāsından və əkābirindən mīrās qalupdur bir tārīx ki, aŋa iʿtimād-ı tāmm qılup hər günlərini və aylarını və yıllarını və hər əmrī ki vāqeʿ olsa ol tārīx üzərinə rāst qılurlar, lākin yılları Şəmsī’dür və ayları Qəmərī’dür və həm gecə və gündüzi on iki bəxş edüp hər bəxşinə bir heyvān adın verüpdürürlər. Kəənnəhū ki: əvvəl çağına "Mūş" [Sıçqan] derlər. Āxir çağına "Xūk" [Toŋuz] derlər və həm bunuŋ muqābələsində on iki yılı bir dəvr dutup hər yıla bir heyvān adın verüp-dürürlər. Kəənnəhū ki: əvvəl yılına əvvəl dəvriŋ "Sāl-i Mūş" [Sıçqan Yılı] derlər. Āxirinə "Sāl-i Xūk" [Toŋuz Yılı] derlər. Fīʾl-cümlə: Ol təqdīrcə bu mübārək yıla "Sāl-i Murğ" [Taqağu Yılı] derlər. Qáçan "Sāl-i Murğ" [Taqağu Yılı] olsa dəlālət edər ki, xastalıq az vāqiʿ ola və bəʿzī məvāziʿdə yağmurlar az ola və bəʿzī taʿāmlarıŋ nırxı iztirābda ola və yemişlər çoq ola və qış uzaq ola və hāmilə ʿavratlara āfət erişə və bəʿzī pādişāhlar arasında muxāləfət və muxāsəmət olup hərb və qitāl vāqiʿ ola.
Və bu yıl içində vücūda gələn məvlūd xūb-rūy və kəm-rūzī və kəm-xəyr olup mālı çoq tələf ola. Əgər yılıŋ əvvəlində vücūda gəlsə bəd-kirdār olup düşməni çoq ola və əgər yılıŋ ortasında vücūda gəlsə xūb-rūy və tīz-eşidici ola, lākin müfsid və bəd-kirdār ola və əgər yılıŋ āxirində vücūda gəlsə mehmān-dōst olup ğəyrətlü ola.»
http://www.kargu.org/yanlis-bilinenleri ... oksa-ay-mi

http://www.kargu.org/erdem-ocagi/konu/y ... rk-takvimi


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Nis 2017, 12:49 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Ayrıca:

http://www.kargu.org/erdem-ocagi/konu/yarti

Bu başlığı özde ben işletiyorum ve önemsiyorum. İzleyebilirsiniz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Nis 2017, 16:00 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 03 Ara 2012, 22:28
Mesajlar: 2177
Yaş:
Alıntı:
Ayrıca:

http://www.kargu.org/erdem-ocagi/konu/yarti

Bu başlığı özde ben işletiyorum ve önemsiyorum. İzleyebilirsiniz.
Elinize sağlık, güzel bir kaynak yaratmışsınız.

"Sar. Aladoğan"

Bizim Türkçede de sar bir yırtıcı kuş adı, bir aşık türküsünü anımsadım:

İtgin düşdü (kayıp oldu) tülek terlan,
Sar da keklik alan oldu,
Könlüm şehri talan oldu.

Terlan: Efsanevi yırtıcı kuş, şahin.
Tülek: Tüyünü dökmüş.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 Nis 2017, 15:52 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Elinize sağlık, güzel bir kaynak yaratmışsınız.

"Sar. Aladoğan"

Bizim Türkçede de sar bir yırtıcı kuş adı, bir aşık türküsünü anımsadım:

İtgin düşdü (kayıp oldu) tülek terlan,
Sar da keklik alan oldu,
Könlüm şehri talan oldu.

Terlan: Efsanevi yırtıcı kuş, şahin.
Tülek: Tüyünü dökmüş.
Senin de eline sağlık dilekdaşım. Teşekkür ederim. Güzel katkı oldu.

Evet, o söze birçok kez denk geldim kaynaklarda. Hoş sözdür. çavlı sözünü de çok severim. Ya da kekük.

terlan ise çok ilginç ad. Bu -lan ekiyle biten birçok dirili adı var. kaplan, aslan, sırtlan, aplan, vd.

5 dilli bir kitap var. Çin'deydi yanılmıyorsam. Yarım metre kalınlığında. Levent ustanın bizzat görmüşlüğü var, yarım metre bilgisi ondan. (Doğu) Türkçe, Moğolca, Mançuca, Tibetçe, Çince. Bu tarihi eser halen tam araştırılmış değil, en azından bizim bakımımızdan. İçinde Türkçe bölümü kuş adları başlığında sayısız kuş adları var.

Bilinmeyen çok hazine var daha günyüzüne çıkartılması gereken.

Bu başlıkda konuya azca değindim.

http://www.kargu.org/erdem-ocagi/konu/kus-adlarimizdan

Ayrıca diğer başlıklara da katkı sağlayabilirsiniz. Biraz gezinin dilerseniz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 Nis 2017, 23:57 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
viewtopic.php?f=104&t=6607


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Nis 2017, 15:07 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 03 Ara 2012, 22:28
Mesajlar: 2177
Yaş:
Evet, terlan başka Türkçelerde var mı bilmiyorum ancak söylediğim gibi efsanevi bir kuştur, efsanelerde anlatılır.

Terlan yiğitlik, mertlikle ilişkilendirilir, hem de bir erkek adıdır (bu adı taşıyan yakınım da var). Örneğin yukarıda paylaştığım dizelerde sar ise olumsuz anlamda kullanılmış. Yani terlan uçup gitti, meydan ise sara kaldı.

Paylaştığınız linkte:

kara tar[?]. Koyu renkli bir kartal türü, diye veriliyor. Bu tar sözünü hiç bilmiyorum. Gövdesi karamsı, kuyruğu kısa, kanatlarında çok küçük kara benekler var. Kuyruğu bazen aktır.

Söz kökeni bakımından ilişkisi olabilir.

Tülek sözü de bununla ilgili imiş demek.

tölek[?]. Doğancının/kuşçunun evinde bir yılı aşkın süredir bulunmuş olan tüm doğanlara, atmacalara ve benzer kuşlara verilen genel ad.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Nis 2017, 16:59 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Evet, terlan başka Türkçelerde var mı bilmiyorum ancak söylediğim gibi efsanevi bir kuştur, efsanelerde anlatılır.

Terlan yiğitlik, mertlikle ilişkilendirilir, hem de bir erkek adıdır (bu adı taşıyan yakınım da var). Örneğin yukarıda paylaştığım dizelerde sar ise olumsuz anlamda kullanılmış. Yani terlan uçup gitti, meydan ise sara kaldı.

Paylaştığınız linkte:

kara tar[?]. Koyu renkli bir kartal türü, diye veriliyor. Bu tar sözünü hiç bilmiyorum. Gövdesi karamsı, kuyruğu kısa, kanatlarında çok küçük kara benekler var. Kuyruğu bazen aktır.

Söz kökeni bakımından ilişkisi olabilir.

Tülek sözü de bununla ilgili imiş demek.

tölek[?]. Doğancının/kuşçunun evinde bir yılı aşkın süredir bulunmuş olan tüm doğanlara, atmacalara ve benzer kuşlara verilen genel ad.
Dün Azerbaycan - Türkiye kardeşliği üzerine şarkı türkü dinlerken, konu üzerine konuşmuş olan Devlet Bahçeli'nin bir konuşmadan kesilip bir izleti haline getirilmiş bir kesite denk geldim. Orada yer adlarını tam işitemediysem de her iki toprağımızdan için birinin yerinde ''balaban''ın varlığından, diğerinde de ''tar''ın varlığından söz ediyordu. Karşılaştırma yapıyordu yani. Biz burada balaban, onlar orada tar, diye.

Sanırım var oralarda.

Evet, başlığı ele aldığımda bilmiyordum, öylece de aktardım, yararlandığım çalışmada ilkin denk gelmiştim.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Nis 2017, 17:03 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Ayrıca, tar- eylemi, dağıtmak demektir. Bu yüzden yırtıcı dirililerin pençelerine tarmak denir. kıynak gibi başka sözler de var bunu anlatan. Çok var.

Birileri de dilimizin kıtlığından söz ediyor. Çok dayaklık adam var ortalıkta. Bir de Türk Dili ve Edebiyatı okuyorlar imiş. Ne kadar var bunlardan acaba çok merak ediyorum.

tırmık, tarak gibi sözler de bu kökten gelir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Nis 2017, 15:28 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Bir dilekdaşımın özelden sözü üzerine bilgi vermek maksadıyla kendim ayrıyeten bunu çekiverdim yolladım. Genele de bilgi olsun.

Resim

Bu da sümsüklere gelsin. Boy adlarını bile yazmaya sakınan adam -güya ~7000 olan- Türkçe sözcük dağarcığını toptan yazacaktı, öyle mi?

Almanların bir sözü vardır. Wer lesen kann ist klar im Vorteil.

Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 May 2017, 14:25 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 May 2017, 11:30 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 May 2017, 14:31 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 29 Tem 2012, 10:34
Mesajlar: 126
Yaş: 24
KURT OLUŞ --- ↔ --- KURTULUŞ

_________________
"Atlarınızın ayaklarına bez bağlayın ki, bu fesat toprağı burada kalsın ve Türkistan'a ulaşmasın!"
-BAŞBUĞ TİMUR

"Komutan arkadan gelirse, Asla lider olamaz."
- BAŞBUĞ ATTİLA


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 May 2017, 15:25 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 03 Ara 2012, 22:28
Mesajlar: 2177
Yaş:
Alıntı:
Bir dilekdaşımın özelden sözü üzerine bilgi vermek maksadıyla kendim ayrıyeten bunu çekiverdim yolladım. Genele de bilgi olsun.

Resim
Güney Azerbaycanlı göçebelerin alaçık yurtlarının başına taktıkları damga Eymür damgasına bayağı benziyor.

Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 May 2017, 15:27 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
KURT OLUŞ --- ↔ --- KURTULUŞ
:)

Bu benzetmeyi çok kişi yapar, gülümserim, hoş tabi. Güzel ve denk bir uyum var, öyle ya. :)

Bilimlik gereği de belirtelim ama, dilcil, köken olarak ilişki yok burada. İlki iki sözden oluşurken diğeri kur-tu-l-mak'tan. Aynı anda aynı anlamla bir kutulmak eylemi de var. İlki kur gövdesinden mi geliyor, yoksa o r katmerlenme bekiştirme için mi -var böyle örnekler- de bu söz de özde kut-ul-mak'tan [kut, 'kut; talih; ''siyasi erk'' ve ''erkinlik bağımsızlık (simgesi)''' olarak da anlayabiliriz yerli yerince] mı bilmiyorum. kurt sözü ise yalnızca Oğuzların ''(yırtıcı) kurt'' anlamında kullandığı bir söz, bu arada, bkz. Kaşgarlı. Bunun illa ki bir nedeni olmalı diye düşünüyorum; yanılmıyorsam rahmetli geçmiş Prof. Dr. İbrahim KAFESOĞLU'nun Türk Millî Kültürü adlı çalışmasında, okuyalı hayli oluyor, bu sözden için bir ''Bu söz bir saygı deyimidir [ürü(ng) (açılım: ör ö(ng) = yüksek renk) sözünün ak'ın saygı deyimi olması gibi; Çetin] ve bunu kullanmaktan sakınırlar, çok büyük saygı eder duyarlar.'' açıklaması vardı. Bunun dışında bildiğimiz malum ''kurt'' anlamı söz konusu olup diğerleri de ''kurt''u bu sözle anlatır ve ''yırtıcı kurt''a ''börü/böri'' derler. Sohbet'te üleştiğim izletide tanıtımı yapılan çalışmanın adı bu yüzden ''Börü''. Kökeni üzerine türlü açıklamalar var, ancak çok sevdiğim bir sözdür. Kurtlar.

Yalnız gezen kurta yalguzak, dişisine kançık, ''alpha''ya yanılmıyorsam arlan deniyordu. Yavrusuna enük/enik. Erilinki aklıma gelmedi şimdi. arsar, arsak mıydı, öyle bir şeydi sanki. Ustam bir kezinde deyivermişti, hayli oluyor, kalmamış esimde.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 May 2017, 15:34 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Güney Azerbaycanlı göçebelerin alaçık yurtlarının başına taktıkları damga Eymür damgasına bayağı benziyor.

Resim
Evet.

Bu damgalar halen birçok yerde yaşıyor.

Çekimi kendisi için çektiğim koldaşım da Eymür imiş. Damgadan söz etmesi üzerine çekip gönderdim. Sanırım biçimi birebir olsa gerek Kaşgarlı'da görünenle. Değilse de çok değişime uğramamıştır sanırım. Bunlar kutlu, ailevi simgeler. Haça benziyor demişti.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 May 2017, 15:39 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Yine Kem bengütaşlarında da sanırım bir Kırgız [belki de bir Oğuz(?); oralarda bulunduklarından söz okudum; Oğuz beğlerinin adları da geçiyor imiş, ancak bu sözü çok ciddi yere oturtmayın, hiç araştırmadım, son aralarda okuduğum bir çalışmada sözü geçiyordu] boyunun damgası benzerlik gösteriyor. Çekip ekleyim buraya.

İleride bu Kem bengütaşlarıyla da ilgili size güzel çalışma sunacağız. Bunun ilk ayağının bugün bir öntanıtımını size sunacağım zaten.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 May 2017, 16:07 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Yine Kem bengütaşlarında da sanırım bir Kırgız [belki de bir Oğuz(?); oralarda bulunduklarından söz okudum; Oğuz beğlerinin adları da geçiyor imiş, ancak bu sözü çok ciddi yere oturtmayın, hiç araştırmadım, son aralarda okuduğum bir çalışmada sözü geçiyordu] boyunun damgası benzerlik gösteriyor. Çekip ekleyim buraya.

İleride bu Kem bengütaşlarıyla da ilgili size güzel çalışma sunacağız. Bunun ilk ayağının bugün bir öntanıtımını size sunacağım zaten.
Resim

Yenisey - Kırgızistan Yazıtları ve Irk Bitig adlı çalışmadandır.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 May 2017, 17:20 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 07 May 2017, 20:00 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
yarga. Bölüm, bölük, kısım; parça. yarmak'tan. Güzel askeri deyim olurum diyor sanki.

yabdu. Çok bilindik ve kaynaklarımızdan genel kullanıldığını anladığımız yağı yanında bir diğer "düşman" anlamındaki söz. Kaşgarlı'nın 'ilindi' girdisinde verdiği bir dörtlükte geçer. Bugün Uygurların kullandığı cabduk sözü (ad) ve cabdu- eylemiyle Orkun bengütaşlarımızda geçen yabır- eylemi [bugün yıpra- diyoruz] ile krş. Ayrıca krş. yabgu sanı. Yine bkz. yabız, yablak, vd.

kelgin/gelgin. Gelgit döngüsünde suların kabarması ve bu nedenle oluşan seller.

kem. Hastalık. ''Kem göz'' deyimimiz buradan gelir.

keŋeş/keneş/geneş. Türk Keneşi'nin adını aldığı söz. Öğüt alma, görüşme, danışma, görüş alışverişi, istişare, düşünce demektir. Bir araya gelip toplanıp, konuları enine boyuna genine danışmak. genlik genlemek sözlerimiz bu sözün geldiği kökten (ana gövdesinden) [keŋ ''gen''] gelir.

kip. Herhangi bir şeyin kalıbı, kalıp. Bugün gibi sözümüz buradan gelir. Kimilerimiz kimi der, özellikle Azerbaycan Oğuzları. Anadolu'nun kimi yerlerinde önce sözün yapısına göre gumu/gımı da denir.

kirdeş/girdeş. Tek bir kala içinde birlikte kalınan komşu, yandaş; çünkü aynı yere giriyorlardır. ''Oda arkadaşı'', aynı iş alanında inşaat sahasında çalışıp oraya ait aynı konutu bölüşenler gibi.

utmak. Ütmek, yani yenmek. Ozan Araz Elses'in Kurtuluş Yolçusuyam türküsünde geçer. Anadolu'da 'ütmek' de denir. Orkun bengütaşlarından bildiğimiz umaduk (''güç yetiremedik, muktedir olamadık'') sözünün geldiği u- (''güç yetirmek, muktedir olmak/olabilmek'') eylemiyle ilgili olabilir. Buradan hareketle umak da ''kudret, bir şeyi yapabilme gücü''dür. Yine uğan sözü de bu gövdeden gelir. ''Kadir, güç yetiren, muktedir (olan/olabilen)'' demektir.

kaçan/haçan. ''Ne zaman'', ''keşke'' ve -dığı/-diği anlamı taşıyan, bugün de kullanılan işlek bir ilgeç. haçan geldin?: Ne zaman geldin? haçan yağı gelende: Ne zaman yağı gelende (Ne zaman yağı gelse/geldiğinde).

etüz. Madde.



Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 08 May 2017, 03:56 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 03 Ara 2012, 22:28
Mesajlar: 2177
Yaş:
Haçan sözünün kökündeki -ha/qa Eski Türkçe "ne" anlamındaki söz. Hangi, hani sözlerinde de bu kök var. Ayrıca Az.Türkçesinde: Harda = nerde.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 May 2017, 14:14 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 May 2017, 21:24 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
se(ng)ir/se(ng)er. ''Dağ doruğu'', özel adı.
doğma yurt. Asya'dan (Kazak, Kırgız, vs.) bildiğiniz türkülerde çok sık ve özel geçen, hatta türkü adı da olan tuvgan elim [tuğgan ilim/doğgan ilim] deyiminin ta kendisi. Ana yurdu. (Öz) vatan.
gada [kadağ]. Sıkıntı; kötü; haksızlık; günah/yazık [yazuk]. Bugün Anadolu'da da kullanılmak suretiyle özellikle Kayseri ilimizde çokça kullanılır. Gadanalım, gadan alayım, gibi deyimler, özellikle ilkini sanırım hepimiz biliyoruz, buradan gelir.



Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 13 May 2017, 20:10 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Salar a bir ben oy vermişim. Bence salar, Salar/Salur boyuna da güzel bir atıf. Salur: Kılıç sallayan anlamında.
Çok güzel bakış açısı. Kılıç sallamak. Kılıç çalmak, gibi. Doğru söz edersin gönüldaşım. Ben geneli gözetip, genelin ne diyeceğini bildiğimden atar'a attım oyumu. Biraz da böyle olacağını bildiğimden atar seçeneğine bir çift söz de ettim. İşin başı gelsin, amaç anlaşılsın; gerisi gelir anlayışınca. İlkin hepimiz sağ olalım; yoksa salar bence de en doğrusu, en uygunu.

Alıntı:
Ok muhafazasına kandil denirdi
Enteresan olması istenirse Kandil diyebiliriz
Bunu pek anlayamadım koldaşım. Açarsan sevinirim, nitekim bu söz Arapçadır ve bildiğimiz ''ışık'' vb. gibi anlamlara gelir. Ok kabına keş, belik, kuruluk [kuruğluk] gibi sözler vardır.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 May 2017, 21:33 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Sona doğru gelen çekim üzerine:

Soldaki törük, sağdaki doğru dendiği gibi türk okunur. İlki devlet eliyle yazılan/yazdırılan bu nedenle resmi nitelenebilecek bir dil taşıyan Orkun yazıtlarındaki, diğeri ise Tonyukuk olmak üzere ustamın deyimiyle daha çok toplum ağzı özellikleri gösteren yazıttaki biçimdir. Bu yüzden Tonyukuk'ta büzülmüş, tek seslemli türk biçimi öne çıkıyor olsa gerek. O sularda artık dönüşümü demek ki çoktan geçirmiş, ancak töre [''devlet''], öz biçimi kullanmayı anlaşılan o ki yeğlemiş.



Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 May 2017, 10:09 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 31 Ağu 2017, 21:04 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Burada da dursun. Önemli söz.

''Türkçenin hakiki aşıklarından büyük şair Ali Şir Nevai, yaşadığı devirde Türk edib ve şairlerinin Arapça, Farsça eser kaleme almalarını tenkit ederken, Türkçe yazmanın zorluğunu dile getiriyor ve dilimizin bu iki dile olan üstünlüğünü anlatıyor, ''kendisinin de gençliğinde bu usule uyduğunu, fakat durumu anlayınca güçlükleri yenmek için Türkçeye döndüğünü, işte o zaman, önünde on sekiz bin alemden daha geniş bir alem belirdiğini, yabancı eli değmemiş bir gül bahçesine rastladığını, fakat bu hazineyi bekleyen ejderlerin kan dökücü, dikenlerin sayısız olduğunu'' ifade ediyordu.''

Ejderlerin Beklediği Hazine - Türkçe Üzerine Düşünceler, Turgut Güler, s. 10-11.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 01 Eyl 2017, 23:55 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Mermi 'penetrate' etkisini arttırıp , daha küçük çaplı 105-90 mm gibi, fakat uzun menzilli 2 namlulu geniş kule belki tasarlanabilir. Otomatik doldurma sistemi olacak. Biri atış anında diğeri dolduracak.
Bunu bizde delmek karşılar. Çünkü tümden geçmek, ya da belirli bir yere dek, belirli oranda geçmek (''penetrate'' [= içeri geçmek, içeri girmek], Lt.) için delmek gereklidir. Birçok dilde olmayan bir özellik olarak, dilimizde böylesi bir olgu vardır. Onun dışında belirli bir noktaya dek delinmek/delinip içeri girilmek anlatılmak isteniyorsa, delme sınırı, (içeri) geçme sınırı gibi deyimler bunu anlatır.

''Bu anazırhlı atmasının (içeri) geçme etkisi...'' gibi.

Bundan bize şu sonuç da çıkar:

İş öyle, belki görüldüğü gibi, o kadar da güç değil.

Sohbet'te söz ettiğim zincir konusu gibi. Bir birine bağlanan bir olgu (''olan'', somut soyut), bir zincir ya da zincir niteliğindedir. O halde adamın flood dediği şey bizde, bizim için zincir olur. Çünkü öyle görür anlarız (idrak etmek). Akmak, akış, akıntı, akar, ..., gibi kavramlar bizde başka olguları anlatır, çağrıştırır.

Delme oranı (nereye dek delinme), geçme oranı/sınırı (nereye değin geçme) gibi kavram kipleri de işi görür.

Biraz kendi ''alanınız''da gezinmeye çalışın. Güç olmadığını göreceksiniz. Biraz farkındalık işi.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Eyl 2017, 17:19 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2504
Yaş:
Çetin hocam, bir şeyi merak ediyorum, konuya ilişkin bilgin var mıdır?

Malumu olduğu üzere Beğdili Boyunun kutsal kuşu veya Totemi diyelim; BAHRi yani Balık Kartalı' dır. Ben de Beğdili' ne mensup olduğumdan dolayı; BAHRİ ile BAHRİYE veya BAHRİYELİ arasında bir ilişki veya bağlantı var mı? Yani denizcilere niye BAHRİYELİ demişler. Beğdili Boyuyla bir ilişkisi var mıdır? Dil bilimci olarak bu konuda düşüncen nedir?

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Eyl 2017, 19:00 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Çetin hocam, bir şeyi merak ediyorum, konuya ilişkin bilgin var mıdır?

Malumu olduğu üzere Beğdili Boyunun kutsal kuşu veya Totemi diyelim; BAHRi yani Balık Kartalı' dır. Ben de Beğdili' ne mensup olduğumdan dolayı; BAHRİ ile BAHRİYE veya BAHRİYELİ arasında bir ilişki veya bağlantı var mı? Yani denizcilere niye BAHRİYELİ demişler. Beğdili Boyuyla bir ilişkisi var mıdır? Dil bilimci olarak bu konuda düşüncen nedir?
Sorun için çok teşekkür ediyorum. Var ol. Olay büyük bir ola ile şöyle koldaşım.

Bahr sözü Arapçadır ve deniz anlamına gelir. Bahrii sözü de (uzun ünlülü), deniz ile ilgili olan; denizli, demektir. Aynı, millii, fikrii, manevii gibi. Bu sondaki -ii eki de, yad bir ektir. Doğru isem, tam emin değilim, Arapça bir ek. Meninski'nin Thesaurus'unda ''bahrii''ye bakınca, karşısında Türkçe de(ng)ızlü (''denizli'') sözünü görürüz. Örneğin yine Bahrü'r-Ruum girdisinde Ak De(ng)ız girdisine yollama vardır. Bahriye de buradan gelir, denizcilik demek. Bahriyeli de, denizcilikci/denizcilikli, yani denizci demektir (yad sözlere böyle Türkçe ek getirilince böyle ters işler çıkar*). İlgili kuş, deniz/balık kartalı olduğundan, ona ''denizli, denizden beslenen, denizde(n) avlanan'' anlam niteliği doğrultusunda bu ad verilmiş. Daha doğrusu bu ilgili ''bahrii'', yani kuş adı bahrii, için denizcil demek, daha doğru olacaktır. Denizli de anlam olarak doğrudur ancak. Bunu dememin nedeni, ilgili diğer ekin bu kuşun ettiğini, özelliğini birazcık daha iyi, daha yakından anlattığı içindir. Aynı bir diğer kartal olan tavşancıl gibi. Ya da balıkçıl (balkınçın; bu başka ek) gibi.

Elimdeki bir kaynakta da (Oğuzname, Necati Demir-Özkan Aydoğdu) ilgili kuşun adı ''behrin'' diye verilir. Bu ek ise Farsça olsa gerek(?). Arapça da olabilir. Onu bilmiyorum şimdi. Ancak ilgili yad sözlerde ek, yad ek olmakla (öyle düşünüyorum), aşağıda değineceğim gibi Türkçe bir -n eki de vardır. Bu da aynı manen, madden, resmen (resmii; resm'den, Arapça, töre idi yanılmıyorsam) dediğimiz sözler gibi. Yine aynı anlam. Kısaca kuşa, denizcil (tavşancıl gibi) denmiş. Zaten Türkçe adı da ya böyle ya da başkadır.

Ekbilgi:

Bizde bu tür görevleri karşılayan ekler, şunlardır:

1. -çıl/çil. İnsancıl.
2. -ça/-çe de olur yerince. ''Bu iş bilimce çözülmeli.'' Bilimsel yerine. Bu -sel eki gıcık kaptığım, haz etmediğim, nefret ettiğim ve dilimde işi olmayan Fransızca bir ektir. Utanmadan birileri bunu dilime sokmuş. Geçenlerde bir iki örnekle söz ettiğim kimi sözler gibi. Bu işin tek istisnası var, o da, örneğin yoksul yapısındaki (bunu daha çözemedim, ancak kaynaklarda var, Türkçe), ya da kapsal (geçen açıkladım Bilim Yartısı'nda) yapısında olan sözler.
3. -la/-le. Kurula. ''Kuru olarak.''
4. -lı/-li. Açıklı, bilimli. Bilim ile. Tanıdıklı. Tanıdığı olan, bu durumda, özellikte olan kişi.
5. -y. Bu ek de öylesi bir görevdedir. Yapay, yatay, kolay.
6. -n. İçin. ''İçin için ağladı.'' Yılın. ''Yılın yılın çalıştım.''
7. -l. Yanal, özül, düşünel.

Aklıma gelenler, hepsi aklıma şimdi gelmemiş olabileceği gibi, bilmediklerim ya da bilip henüz niteliğini anlayamamış olduklarım da vardır. Hepimizin görebildiği gibi, çürük, bir işe yaramayan -sal eki dilimizi böyle kısırlaştırıyor.

*Bunun gibi çok sakat iş var. Bir diğeri ya da bir diğer olgu örneğin evlat sözü. Bu söz Arapça velet sözünün çoğulu. Sonuncusunu olumsuz anlamda kullandığımız gibi, ilkini de tekil kullanıyoruz. Çoğul demek isteyince de evlatlar, yani, veletlerler diyoruz. Kimse kusura bakmasın. Ancak dil bu saçmalıklardan arındırılmalı.

*

Dil sürçtüyse bir yerde, aff ola.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Eyl 2017, 21:53 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2504
Yaş:
Alıntı:
... İlgili kuş, deniz/balık kartalı olduğundan, ona ''denizli, denizden beslenen, denizde(n) avlanan'' anlam niteliği doğrultusunda bu ad verilmiş. Daha doğrusu bu ilgili ''bahrii'', yani kuş adı bahrii, için denizcil demek, daha doğru olacaktır...
O soruyu sormamda ki neden; ne zamandır yapmakta olduğu soy sop araştırmasına dayanıyor. Bahriye' nin Arapçadan geldiğini biliyordum lakin bizim ongunu muz olan ''Bahri'' ile bir ilişkisi olabilir mi ya da ne alakası var? şeklinde kafamda soru işareti oluşmuştu. İşin uzmanı da sen olunca... Fakat Bahri' yi hiç ''Denizcil'' veya ''Balıkçıl'' olarak düşünmemiştim, hep ''Balık Kartalı'' olarak düşündüğünden dolayı anlamlandırmaya çalışıyordum :roll: Şimdi de bizimkiler Ongun olarak niye Bahri' yi seçmişler acaba? diye düşünmeye başladım.

Malumu olduğu üzere ''Harzemşahlar Devletini'' kuran boyuz. Harzemşahlar Devleti bugün ki Türkmenistan, Horasan ve İran coğrafyasında hüküm sürmüş büyük bir Türk devletiydi. Hazar Denizi ve Aral Gölü münasebetiyle Bahri' yi Ongun seçmiş olabilirler mi diye de düşünmeye başladım.

Hocam sen kitapçısın... Eski Türk inancı veya Türk Ongunları hakkında önere bileceğin bir kaynak eser var mı?

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Eyl 2017, 22:50 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
O soruyu sormamda ki neden; ne zamandır yapmakta olduğu soy sop araştırmasına dayanıyor. Bahriye' nin Arapçadan geldiğini biliyordum lakin bizim ongunu muz olan ''Bahri'' ile bir ilişkisi olabilir mi ya da ne alakası var? şeklinde kafamda soru işareti oluşmuştu. İşin uzmanı da sen olunca... Fakat Bahri' yi hiç ''Denizcil'' veya ''Balıkçıl'' olarak düşünmemiştim, hep ''Balık Kartalı'' olarak düşündüğünden dolayı anlamlandırmaya çalışıyordum :roll: Şimdi de bizimkiler Ongun olarak niye Bahri' yi seçmişler acaba? diye düşünmeye başladım.

Malumu olduğu üzere ''Harzemşahlar Devletini'' kuran boyuz. Harzemşahlar Devleti bugün ki Türkmenistan, Horasan ve İran coğrafyasında hüküm sürmüş büyük bir Türk devletiydi. Hazar Denizi ve Aral Gölü münasebetiyle Bahri' yi Ongun seçmiş olabilirler mi diye de düşünmeye başladım.

Hocam sen kitapçısın... Eski Türk inancı veya Türk Ongunları hakkında önere bileceğin bir kaynak eser var mı?
Doğrusu koldaşım, bu iş çok daha erken dönemlere gidiyordur. Öyle olduğunu var sayıyorum. Çok eskilere, erken dönemlere. Çünkü bu tür olgular şöyle söyleyebilirim sanırım, yanılmıyorumdur umarım, ''oluşum süreçleri''nde, yani usul usul gelenek kökleri (oluşumu) toprağa kök salmaya başlar iken, oluşmakta iken oluşur, ortaya çıkar. Yani Harzemşahlar dönemiyle ilgili olduğunu sanmam. Elbetteki adın yad olması ilginçlik, ancak diğer kuş adlarına bakıldığında yine hayli Türkçe olan var. Örneğin köykünek, yağılbay, buğdayık gibi. Yad olmasının nedeni sonraki değişmelerdendir sanırım. Bunun gibi -ne yazık ki...- çok örnek var. Örneğin Kaşgarlı yürekli, korkusuz adama (gelenekte andığım bu iki söz de var, ya da ''koçak''), kimseye boyun eğmeyen adama ''bağırlığ'' dendiğini bildirir. Bu sözü (bağır) günümüzde bildik anlamıyla kullanırız, ancak, bu bağır sözünün gördüğüm kadarıyla anlamı karaciğerdir. Bu söz de (ciğer) bildiğimce Farsça. İşte bu yüzden günümüzde ''Onun ciğerini bilirim.'', ''Ciğeri peş para etmez birisi.'', ''Ciğeri var.'' gibi deyimlerimiz vardır. Çünkü yukarıda Kaşgarlı'nın sözünü ettiği gelenekle ilgisi vardır. Ancak, işte gördüğünüz gibi, yer değiştirmiş. Yad sözle. Onun dışında, gelenek demişken, bu ilgili genel geleneğin de nereden geldiğine kısaca değinebilirim.

Bugün ''öfke''ye öfke deriz. Bunun nedeni var. Çünkü öz biçimiyle öpke, akciğer'dir. Anlayışta (klasik), bildiğim kadarıyla, duyguların ilgili tilgenlerden (organ) geldiği düşünülür. Bu yüzden örneğin öpke ''akciğer'' iken, wrath/anger'ı da anlatmış, günümüze de ''öfke'' biçimiyle gelmiştir.

Yine ''yürekli'' denilmesi, bunlarla ilgilidir. Gönül (kö(ng)ül) sözünün de bunlarla ilgisi var(dır). Yani olaya bakış açısı diyebilirim sanırım. Ancak bunu kesin bilmiyorum. Araştırmadım. Diyebileceğim bunlardır.

Kitaplara ise birazdan geleceğim.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Eyl 2017, 00:12 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Çektiğim çekimler g-kutuma gelmiyor, sorun var nedense. Yarın bakacağım.

Önbilgi: Günnur Arpacı'nın Gök-Tanrı İnancının Bilinmeyenleri çalışmasını şimdiden anabilirim. Bu, alan çalışması kılan, alanda bilimci olan yani okumuşluğu var olan, öğrenim geçirmiş olan, sanırım şu anda da doçent olan bir kişinin çalışması.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Eyl 2017, 22:47 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Niye bilmiyorum ancak bir biçim çektiğim çekimler, ki göze de bir şey olsun diye eklemek istiyordum, gelmiyorlar.

Yukarıdaki yazma dışında Ahmetcan Asena'nın Altay Bilik adlı bir çalışması var. Bunu daha okuyamadım ancak yararlı olabilir diye düşünüyorum. Bu ikisinin dışında, bu daha genel olacak, İbrahim Kafesoğlu'nun Türk Millî Kültürü adlı çalışması var. Geçenlerde tanıttığım bir çalışma. Orada bu konulara da değinilmek ile bu çalışma genel olarak da çok güzel bir çalışmadır.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Eyl 2017, 15:33 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
ança kazganmış ança itmiş elimiz törümiz erti. törük oğuz beğleri, bodun eşidi(ng). üze te(ng)ri basmasar, asra yir telinmeser, törük bodun, eli(ng)in törüni(ng) kim artatı udaçı erti. törük bodun, ertin, ökün.

Onca kazanmış, onca gelişmiş ülkemiz devletimiz vardı. Türk Oğuz beyleri, milleti, işitin! Üzre gökyüzü basmadığı, astta yer delinmediği sürece, Türk milleti, ülkeni devletini kim bozacak güçte idi? Türk milleti, (yanlışlarından) vaz geç, pişmanlık duy!


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 192 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2 3 4

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 16 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye