TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 24 Kas 2017, 12:16

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 24 May 2016, 17:34 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Merhabalar,

“Billy the kid” amca yada kısaca Billy amca bu toprakların yetiştirdiği ender değerlerden bir tanesidir. Billy amca aslında sanal bir karakter olmasına rağmen gerçek hayatta değişik suretlerde hepimizin etrafında zuhur eden bir kişiliktir. Kimi zaman az bilip çok konuşur, kimi zaman da çok bilip bilmeyen birisini gördüğü zaman, beşeri bir zaaf olan kibirli davranışlarıyla kendini belli eder. Billy amcayı farkedebilmek için onun karakteristiksel özelliklerini iyi bilmek lazım gelir. Billy amcanın özel merakı silahlardır, o yüzden genellikle silahseverlerin etrafında görülür. Sülaleden silah sevgisi varmış. Bir rivayete göre seceresi ana tarafından Samuel Colt’a, baba tarafından John Moses Browning’e dayanır. Görenler doğum yaklaşırken ebeyi uyarmak için havaya iki el ateş edip öyle doğduğunu anlatırlar. Silah sesini duyan ebe hemen koşup gelmiş. Billy amcanın silahlara meraklı olacağı daha bebekliğinden belliymiş. Silahın olduğu yerde Billy amcanın olmaması düşünülemez. Hep anlatılagelen masallarından birkaç tanesinide beraberce dinleyelim. Bunların bir kısmı öyle masallardır ki insanı büyüler, ayakta bile uyutabilir. O yüzden araç ve makine kullanırken bu masalların dinlenilmemesi bize büyüklerimizin nasihatidir.

Taner yeni aldığı .32 S&W kalibre tabancasını denemiştir. Ancak biraz atış yaptıktan sonra mermilerin performansından memnun kalmamış, Şikayetini Billy amcaya anlatmıştır.

“Billy amca bir silah aldım ama atışa gittik beni rezil etti. 20 metreden soba borusunu deldi arkasına geçemedi. Zaten mermileride yumuşak kurşundan hemen eziliyor. Boyuna posuna baksan mermide bayaa büyük nemmi almış ne olduysa anlamadım” der.
Billy amca” Yapma yaww. Sen onları bana bir bırakta ben bir bakayım” der.

Taner biraz sohbet ettikten sonra mermileri bırakarak eve koyulur. Bu işlere meraklı Billy amca Taner ayrılır ayrılmaz hemen alet edevatını alıp mermileri sökmeye başlar. İlk merminin çekirdeğini çıkarır çıkarmaz uzun kovanın içindeki bir tutam barutu avucunun içine dökerek güler.

“Vay köftehorlar demek baruttan tasarruf ediyorsunuz haaa. Ulan eliniz gitmemiş barut koymaya” der

Hemen av fişeklerini doldurduğu baruttan alarak kovanı neredeyse ağzına kadar doldurur üzerine çekirdeği dikkatlice yerleştirerek hafifçe çekiçle de vurarak hem yerine oturtur hem de barutu sıkıştırır. İşleri bittikten sonra Taner’i arayarak fişekleri almasını söyler.

Taner hemen gider fişekleri alır ve atışa gider.

Atışı bitirip Billy amcaya dönerken yolda arkadaşı Necmi Taneri görür.

“Arkadan bağırıp seslenir Taner, Taner” ama Taner bir türlü cevap vermez. Hemen koşup kolunda yakalar.

“Taner napıyosun iyimisin seslendim duymadın”der

“Naptın anlamadım neye heveslendin”diye cevap verir

Necmi Taner’de bir gariplik sezinlemiştir. “Ne heveslenmesi yahu, seslendim dedim ” der

“haaaa bende atıştan geliyorum kusura bakma. Billy amcaya gidiyorum bana bir fişek verdi nasıl bir şeyse kulaklarım feci çınlıyor yerinden çıkıp gidecekler gibi geliyor kusura bakma. Yarım yamalak duyuyorum”der.

Necmi de ulan adam normalde söylediklerimizin yarısını anlıyordu şimdi sağır kulakla anca %10 nu anlar. Ne işler açtı Billy amca başımıza diye içinden geçirir.

Beraber Billy amcaya giderler. Oda mermilerin nasıl olduğunu duymak için hevesle beklemektedir.

“naaptın atış yaptınmı” diye sorar “Adamlar içine barut koymayı unutmuş ben eksikleri tamamlayıverdim” der.

“Billy amca atış yaptım ama silah döndü mavzere, ilk atışta sesten korkuma neredeyse tabancayı atıyordum. Bırak sobanın borusunu, kovasını gövdesini delip geçti kurşunlar. Neyle doldurdun sen bunu. Bir top attım sağır olmayayım diye bıraktım” der.

“Durum Billy amcanın hoşuna gitmiştir. Gerine gerine eee ben yaptımmı böyle yaparım istersen git mavserle yarış der övüne övüne”

Aslında taner çok şanslıdır. Parmakları ve gözleri yerinde durmaktadır.32. S&W fişekleri yaklaşık 220metre saniye hız oluşturacak, ve 1896 yılında dizayn edilmiş olduğu revolverlerin dayanım gücünü geçmeyecek şekilde, karabaruta muadil basınç oluşturacak miktarda dumansız barut ile doldurulmuştur. Ağzına kadar barut ile doldurulmuş fişek bu tip özellikle eski revolverlerin topunun dağılmasına yol açabilir. Bereket versin elindeki kaliteli bir silahmış ki kaza bela yaşamadan atışı sonlandırmış. Billy dayının verdiği bu tavsiyelere ve modifikasyonlara her zaman mesafeli yaklaşmakta fayda vardır. Bugün Taner’in kulağı çınlar yarın birisinin gözü kör olur öbürsü gün birinin parmağı kopar Allah korusun.

Billy dayı gençlere silah bilgisi vermeyi de çok severmiş. Bir gün yine mahallenin gençlerini bir araya toplayıp silah dersi verirken laf dönüp dolaşıp 7,65mm ye gelmiş.

“7,65mm silahlar yaramaz bunların menzili 25 metre, 9 milimlerin menzili 50 metre tam iki katı der.”

Meraklı gençlerden birisi sorar

“25 metre sonra etkisi yokmu”

“olmaz olurmu belki 100 metrede biraz etkisi vardır ama 100-150 metre sonra bir şey yapmaz”

İçlerinden biraz bilgisi olan “eminmisin” der.

Billy amca hemen sağdan soldan topladığı birkaç silah kataloğunu gösterir. Nede olsa belge ile konuşmak her zaman iyidir.
“Bak burada ne yazıyor. Etkili menzil 25 metre. Ben 4 katını söyledim 100 metre dedim”

“Billy amca noterden sorumluluk tamamen bana aittir diye bir kağıt imzala 500 metreden bir deneme yapalım mı. Ben 20 kat fazla pay bıraktım ne dersin “der

“Yok yaww olurmu gözüme mözüme gelir iş açma başıma zaten oraya kadar gitmezde. Neysee” der konuyu başka şeylere çevirir.

Billy amca tehlikeli konularda tahmin ve zanlarda bulunmaktadır. 7,65mm Browning mermisinin 500 metredeki hızının 150 mt/sn dolaylarında olduğunu ve bu hızın yaralama ya haiz olduğunu bilmemektedir. Bu gibi laf salatalarından kaynaklanan, merminin gücünü fazlaca küçümsemekten dolayı, yaa bişey olmaz, oraya kadar gitmez gibi vs gibi bilgisizlikten yeterli tedbirlerin alınmamasından hergün bir sürü kazalar meydana gelmektedir. Maalesef Billy amca çok konuşmaktadır ve dinleyeni de çoktur.

Bazen Billy amcanın bazı konularda kendisini yetiştirdiği ortalamanın çok üzerinde bilgiye sahip olduğuda görülmektedir. Bu bilgisini fırsat buldukça belli etmek ister. Bir gün yine sohbet ortamında laf ondörtlüden açılır. Yine meraklı birisi üzerinde taşıdığı tabancasını gösterir.

“Bak Billy amca buda benim silahım, ondörtlü derler. Yorumların nelerdir” diye merakla sorar. Herkes sahip olduğu silah üzerine hoş sohbet etmekten zevk alır. Ahmet de böyle bir sohbete gitmek için ortam yaratmaya çalışmaktadır. Belki böylelikle Billy amcadan bir şeylerde öğrenebilir.

Billy amca silahı eline alarak evire çevire inceler “ Güzel bir BHP iyide bakmışsın” der

Ahmet anlamaz” ne he pe dedin? Abi buna ondörtlü browning diyorlar” der.

Billy amca sanki hayatı boyunca yağmur ormanlarında yaşayıp ilk defa insan içine çıkan birisine medeniyet öğretir tavrını ve bakışını takınarak anlatmaya başlar” Bunun adı Browning Hi Power’dır. High Power yüksek güçlü demektir. Bu silahlar çok güçlü olduğu için bu isim verilmiştir. Bu harflerin kısaltması BHP olduğu için biz böyle konuşuruz. “

Ahmet mahcupta olmuştur. Aslında öğrenmeye meraklıdır ama pek fırsatıda olmamıştır. Çalışmaktan, evin nafakasını çıkarmaya çalışmaktan bilgisayar başına oturup araştırma yapmaya fırsatı olmamıştır. Ama bu silah kendisini bildi bileli hep ya ondörtlü denmiştir yada Browning. Neyse biraz daha kültürlü insanlarla vakit geçirmem gerek diye düşünür. Öğrenmenin yaşı yoktur nasıl olsa.

“Bu MKII modeli. Bak bunun sürgüsünün ucunda delik vardır bu nedir biliyormusun” diye sorar ve hemen arkasından cevabını verir bu silahın içinde oluşan pislikleri dışarıya atmak için yapılmıştır böylece silah içinde pislik tutmaz” öğrendinmi şimdi der.

Ahmet Billy amcadan daha babacan bir tavır beklediği için bu tavrından biraz sıkılmıştır. Dediklerine itiraz etmemiş, bildiği kadarıyla bir diyalog kurmaya çalışmıştır. Zira öğrenmeye meraklıdır ve öğrenmeyi de sever. Ama telafi sınavına girmiş üniversite son sınıf öğrencisi durumuna düşmüştür. Gönderdiği diyalog sinyalleri alıcı tarafından alınamamaktadır. Silahı elinde şaşkın şakın evirip çevirirken bu delikten pislik nasıl çıkacak diye de düşünür.Silahını beline sokarken Billy amcaya teşekkür ederek ortamdan ayrılır. Silahları sevmektedir ama bu sevgi kendisini şamar oğlanı hissetmesini telafi edecek kadar büyük değildir.

Browning’ler memleketimizde üzerinde en çok yazılıp çizilen silahların başında gelir. Kargadan başka kuş Browning ten başka silah tanımayacak derecede meraklıları ve hastaları mevcuttur. Halk arasında kısaca ondörtlü denildiği zaman hangi silahtan bahsedildiğini herkes anlar ve artık bu halk arasında yerleşmiş bir lakap haline gelmiştir. Ancak Billy amca yanlış tavırlarla öğrenmeye meraklı gençlerin hevesini kırmıştır. Hatasız kul olmaz buna Billy amca da dahildir. Yüksek güçlü tanımının kullandığı mermiden değil o zamana kadar pek rastlanılmayan yüksek şarjör kapasitesinden dolayı olabileceğini, o ufak deliğinde belki de amfibik operasyonlarda dolan suyun tahliyesini kolaylaştırmak için yapılmış olma ihtimalini aklına getirememiştir.

Billy amca askerden izne gelen gençlerle sohbet etmektedir.

Gençlerden birisi”Billy amca bu G3 süper bir tüfek girdiği delik küçücük çıktığı delik kocaman” der ve iki elinin baş ve işaret parmaklarıyla kocaman bir halka yaparak gösterir. Sen iyi bilirsin bunları"

Billy amca” tabii” der “tüfeğin içinde yiv set var mermi dönerek gittiği için önüne ne çıksa toplayarak arkadan çıkartıyor bu gücü ona yiv set veriyor”

Gençlerden biri “ ama tabancalarda da var onda niye olmuyor” diye merakını gidermek ister.

“Çünkü tabancada o kadar çok dönemiyor. G3 ün namlusu uzun olduğu için çok dönüyor aynı matkap gibi dolanıp çıkarken yanında götürüyor”

Billy amca yiv ve setlerin asıl yapılış amacının uzun mermilerinin uçuş yolu boyunca stabiliasyonunu sağlamak olduğunu atlamıştır. Çıkış deliklerinin büyüklüğünün hızıyla doğru orantılı olduğunu pek tahmin etmemiştir.

Ah Billy amca senin hikayelerini ne anlatmaya ne dinlemeye ömür yetmez. Billy amcanın şu an dahi bir yerlerde mutlaka birilerine birşeyler anlattığına eminim.

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 May 2016, 07:26 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Elinize sağlık sayın çoti.

Bilgi kavramını, üzerinde irili ufaklı tepeciklerle sürekli daha yukarıdaki alacakaranlıklara yükselen sonsuz devamlılıkta ebedi bir
platforma benzetmek mümkün olabilir. Burada, ellerindeki ışık kaynaklarıyla ve değişik hızlarla bitmeyen bir ileri hareket içinde
olan "Işık Taşıyanlar", bunun yanında, onların yükselişiyle aşağıda aydınlık kazanan girinti çıkıntılardan en yüksek zannettiklerinin
zirvesinden her şeyi göreceklerini vehmeden, "Işığa Taşınanlar" vardır. Işık taşıyanlar, ilerleyerek yükselttikeri ışık kaynaklarıyla giderek
daha çok alanın aydınlandığının bilincinde olduklarından emeklerini ara vermeksizin ömürleri boyunca sürdürürerek başkalarına devreder,
iken, ışığa taşınanlar, aşağıdan çok yüksek gördükleri tepeciklerin en üstünden en geniş ve en aydınlık bir görüşe sahip olacakları
zannıyla, tüm güçleriyle aynı gayeyle aynı tepeciğe tırmanma gayreti içinde olanlarla uğraş halindedirler.

Ne mutu ışık taşıyanlara sayın çoti.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 May 2016, 09:59 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Sayın strongarm,

Akıl dolu paylaşımınız için teşekkürler.

Sonsuz bilgi denizinde yol alırken ışık taşıyanların yolu aydınlatması, bu yolun yolcularınin önünü görebilnesi için vazgeçilmezdir. Aynı güneş gibi, bu yolculukta kendi ışığı ile yolu aydınlatanlar varken, ay'a benzer şekilde güneşten aldığı ışıkla parlayan ışık kaynaklarıda vardır. Her şeyin net görülebilmesi için güneşin aydınlığında yol almak bu yolun yolcuları için çok önemlidir. Zira ayın alacakaranlığında yolu kaybetmek çok kolaydır. Çünkü ay zaman zaman yarım ay şeklinde ışığın ancak yarısını yansıtabildiği gibi bazı zifir gecelerde hiç gözükmemektedir de. Bu yolun yolcusu olan bizlerin yolumuzu kaybetmemek için güneş ışığı altında yol almak, ayın alacakaranlığı ile güneşin aydınlığını ayırt edebilmek önemlidir. Yolcu yol aldıkça bilgisi artacak, bu artan bilgisi ile güneşinmi yoksa ayınmı parlak olduğunu ayırt edecek, gündüz gidenler hızla yol alırken, alacakaranlıkta yolda olanlar ise etraftaki bir çok ayın, senmi çok ışık verdin benmi çok ışık verdim girdabında, aynı Billy amca gibi, bazen birisini bazen ötekisini takip edeyim derken aynı yerlerde dolanıp duracaklardır. Yolu aydınlatanlar tevazu ile eğildikçe, göklere yükselişi o hızla devam edecek, yükseldikçede ışık daha çok alanları aydınlatacak, kibirle dikilmeye çalışanlar ise alçalarak etrafı aydınlatan ışığı azalacaktır.

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 May 2016, 12:28 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Teşekkürler sayın çoti,


Önemli olan, taşınan ışığı, büyük veya küçük olduğuna bakmadan, tepecikler için başkalarıyla tepişmeden, biraz daha ileri, daha
yükseğe taşımak. kıdım kıdım olsa da ilerlemek, alacakaranlıkta yükselen sonsuzluğu benliklerde sonlandırmamak.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 May 2016, 18:31 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 04 Tem 2014, 16:52
Mesajlar: 580
Konum: Tekirdağ
Yaş:
Valla üstadlarım @strongarm @ çoti ben sizin gibi edebi cümleler kuramıyorum. Teknik bilgi zaten yok. :| Düz adamım ben.
Kısaca çok hoşuma gidiyor hikayeleriniz. Bir sayfa dolusu sıkıcı ansiklopedik bilgiyi okumak zulüm geliyor ama böyle hikayeleri sayfalarca okuyasım geliyor. :geek:
Hikayede geçen tabanca bu sanırsam.
Resim
Saygılar


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 May 2016, 07:09 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Sayın çıspıntır,

Kendinize haksızlık etmeyin. İki satır yazı için ne kadar zaman harcandığını bilseniz şaşardınız. Çalışmadan hiç bir şey mümkün
olamıyor. Kararlılıkla uğraşırsanız daha iyisini yapacağınız muhakkaktır..


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 May 2016, 09:15 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Sayın çıspıntır,

Paylaşımları beğendiğiniz için teşekkürler. Evet tabanca Browning MKII ye benziyor.

Forum sayfalarında bulunuş amacımız bilgi alışverişinde bulunmak, bildiğimizi paylaşıp, bilmediğimizi öğrenmek. Gerek bu sayfalardan gerek yazılı ve görsel kaynaklardan zamanla bilginizi arttırabilirsiniz. Sonuçta öğrenme kavramı bir süreçtir ve insan yaşamının sonuna kadar devam eder. Bende bir çok teknik detayı forumda sorarak öğreniyorum. Önemli olan silahseverler arasında seviyeli bir diyalog ile basit yada karmaşık ne olursa olsun ortak merakımız olan silahlar hakkında bilgi alışverişini sağlamak. Forumun bunu sağlamış olduğunu görüyorum. Şimdiye kadar forum takip etme yada yazı yazma gibi bir alışkanlığım olmamasına rağmen, mevcut samimi ortam , seviyeli diyalog, içeriklerin zenginliği, kimi bilgilerin özellikle sayın strongarmın paylaşımlarının normalde büyük meblağlar karşılığında edinebileceğiniz know-how seviyesinde olması ve bir şeyler öğrenebildiğimi hissettiğim için burada bulunuyorum ve foruma bende elimden geldiğince bilgim yettiğince katkıda bulunmaya çalışıyorum. Sizde basit gelebilecek konularda dahi çekinmeden sormanız durumunda burada merak ettiğiniz konulara cevap bulabileceğinize ve bilginizi geliştireceğinize eminim.

Saygılarımla


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye