TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 19 Kas 2017, 18:56

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 93 mesaj ]  Sayfaya git 1 2 Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 13 Tem 2014, 20:02 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Savaş ve çatışmalardan önce Lübnan'ın etnik dağılımından bahsetmek lazım.

1932 yılında yapılan sayımlara göre Lübnan halkının %29’u kuzey ve orta Lübnan’da ve Beyrut’un doğusunda yaşayan Maruniler; %23’ü Tripoli, Sidon ve Beyrut’ta yaşayan Sünni Araplar; %20’si Güney Lübnan’da ve Kuzey Bika’da yaşayan Şiiler; %10’u Sünnilerle aynı yerlerde yaşayan Rum Ortodokslar; %7’si Lübnan Dağının güneyinde ve yoğunlukla Shouf kentinde yaşayan Dürzîler; %6’sı Beyrut ve Zahle’de yaşayan Katolik Rumlar; ve genellikle Ermenilerin oluşturduğu %5’i ise çoğunlukla Beyrut’ta yaşayan diğer Hıristiyan gruplardan oluşuyordu. Aynı şekilde devlet yönetimi de bu sayım sonuçlarına göre oluşuyor.

Resim


Devlet Başkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı Marunilere, Başbakanlık Sünni Müslümanlara, Meclis Başkanlığı Şiilere, Savunma Bakanlığı Dürzîlere verildi. Milletvekillikleri her 11 vekilin 6’sı Hıristiyanlara, 5’i Müslümanlara olacak şekilde, bakanlıklar ve bürokratik makamlar da 2-3 Maruni, 2-3 Sünnî ve diğer gruplara birer tane olacak şekilde tahsis edildi.

Resim

Lübnan, 1958 yılından itibaren iç çatışmalara sahne oldu. Dürzîler ve Sünni Arapların, Lübnan’ın Mısır ve Suriye’nin başını çektiği Pan-Arap akıma katılması talebiyle başlayan iç karışıklıklar kısa bir süre silahlı çatışmalara dönüştü. Gittikçe şiddetlenen olaylarda ordunun etkisiz kalması üzerine Devlet Başkanının talebiyle ABD birlikleri Lübnan’a girdi ve durum normale döndü.

Kriz öncesinde Genelkurmay Başkanı olan Fuad Şehap bir süre sonra yapılan seçimler sonucunda Devlet Başkanlığı koltuğuna oturdu. Şehap, Lübnan İstihbarat Servisi olan İkinci Şubeyi kurdu ve etnik yapının paralelinde kurulan Ordunun ihmal edilmesini ve pasifleşmesini sağladı. Bir sonraki başkan döneminde de gerekli itina gösterilmeyen ordu, kısa sürede pasif, eğitimsiz ve yetersiz hale geldi.

İsrail’in 1948 yılında bağımsızlığını ilânı ile başlayan Arap-İsrail savaşları nedeniyle Lübnan’a diğer Arap ülkelerine olduğu gibi Filistinlilerin göçü başlamıştı ve başlangıçta 140.000 olan sayıları, zaman içerisinde 400.000’i geçti. Toplam 15 mülteci kampında yaşayan Filistinliler, belirsiz statüleri ve sürgün hayatı yaşamanın etkisi ile Lübnan’da yeni bir sorun kaynağı olmaya başladı. Bu dönemde, Şiilerin hızlı nüfus artışı ve Hıristiyanların ülke dışına göçleri nedeniyle değişen etnik dengeler, Şiilerin adaletsiz dağıtıldığına inandıkları yönetimden ve gelirlerden daha çok pay istemeye başlamasına neden oldu.

1967 Arap – İsrail savaşından sonra Lübnan’ın güneyine yerleşen Filistinli gerillalar, Suriye’nin de desteği ile İsrail’e yönelik eylemlerine hız verdiler. İsrail, şiddeti ve kapsamı her geçen gün artan eylemlere misilleme olarak Beyrut Havalimanına bir baskın düzenledi ve 13 adet yolcu uçağını yerde tahrip etti. Lübnan Hükümeti, muhalifler tarafından, operasyona ordu ne ve istihbarat birimi tarafından verilmediğinden İsrail ile işbirliği yapmakla suçlandı. Dürzî lider Kemal Canbolat, hükümete yönelik muhalif grubun lideri olarak Filistinli gerillaların İsrail’e karşı desteklenmesi yönünde hükümete baskı yapmaya başladı.

Resim
Kemal Canbolat

Ekim 1969’da Filistinli gerillalar, Hermon Dağında İsrail’e yeni bir saldırı düzenlemek maksadıyla toparlanmaya başladı. Ancak Lübnanlılar, İsrail ile aralarında saldırmazlık paktı olduğunu, saldırının sonucunda misilleme ile karşılaşacaklarından bunun Lübnan halkına zarar vereceğini öne sürerek buna karşı çıktılar. Lübnan hükümeti o anda devam eden hükümet krizi nedeniyle Filistinlilere ve onları destekleyen iç güçlere karşı koyamadı ve FKÖ ile Kahire anlaşmasını imzalandı. Anlaşmaya göre, Filistinliler Lübnan kanunlarına uymak koşulu ile kamplarında silah bulundurabilecekler ve Lübnan sınırından İsrail’e yönelik saldılar düzenleyebileceklerdi.

Resim
FKÖ'nün Lübnan'daki Geçit Töreni

Kahire anlaşması Lübnan’daki Hıristiyan gruplar tarafından kaygı ile karşılandı ve anlaşmanın ülkenin güvenliğine zarar vereceği öne sürüldü. Başta Sünniler ve Dürzîler olmak üzere Müslüman gruplar ise anlaşmadan memnunlardı. Anlaşmanın mimarlarından olan Dürzî lider Kemal Canpolat İç İşleri Bakanı oldu ve zaman içinde Filistin kamplarındaki askerî birliklerin yerine kendi kontrolündeki iç güvenlik birliklerini yerleştirerek kamplardaki silahlanma faaliyetlerinin hızlandırılmasını sağladı.

FKÖ, Ürdün’de Kral Hüseyin’i devirme girişiminde bulundu ve Ürdün ordusu tarafından Filistinlilerin çoğunluğu Lübnan’a sürüldü. FKÖ tarafından “Kara Eylül” olarak adlandırılan bu olay sonrasında FKÖ’nün ana üssü Ürdün’den taşınarak Lübnan’da konuşlandı.
(Kara Eylül: http://en.wikipedia.org/wiki/Black_September_in_Jordan )

İsrail, FKÖ’nün Nisan 1973’de Avrupa’da icra ettiği eylemlere misilleme olarak, Beyrut’a kadar girerek FKÖ karargâhına bir baskın düzenledi. Baskında FKÖ’nün ileri gelen liderlerinden üçü öldürüldü ve İsrail komandoları yakalanmadan İsrail’e geri döndü. Olaydan sonra Müslümanlar, İsrail askerlerine müdahale edilmediği için hükümeti İsrail’le işbirliği yapmakla suçladı. Sünni Başbakan, Genelkurmay Başkanının ihmali nedeniyle görevden alınmaması halinde istifa edeceğini bildirdi ama sonuçta Genelkurmay Başkanı görevinde kaldığı için istifa etti.

Bu olay FKÖ ile Lübnan ordusu arasında yeni çatışmaları da beraberinde getirdi. Karşılıklı saldırılar, öldürmeler ve rehin almalar Lübnan uçaklarının FKÖ kamplarını bombalamasına kadar tırmandı ve FKÖ, Arap ülkelerinden acil yardım istedi. Lübnan, özellikle Suriye’nin yoğun baskısı ile anlaşmaya razı oldu. Taraflar arasında, FKÖ’yü Lübnan’da siyasî bir varlık olarak kabul eden ve kendi bölgesinde yarı-otonomi hakkı veren Melkart Protokolü imzalandı.

Melkart Protokolü ile Filistinlilere verilen, ancak Lübnan’daki hiçbir gruba verilmeyen bu haklar, Müslümanları aynı haklara sahip olabilecekleri konusunda teşvik etti ve Filistinlilerin de desteği ile Lübnan içinde “otonom bir idare” fikri yeşerdi. Müslümanlar, Kemal Canbolat’ın öncülüğü ile 1974 yılında, hükümet karşıtı güçlerin şemsiye örgütü olan “Lübnan Millî Hareketi” isimli bir örgüt kurdular ve askerî açıdan teşkilâtlanmaya, Suriye, Mısır ve Libya’dan para, silah ve eğitim desteği almaya başladılar.

Resim
Hıristiyan Milis

Hıristiyanlar ise 1973 yılından itibaren ayrı gruplar halinde milis teşkilâtlarını kurmaya başlamışlar, ağır silahlar edinmişler ve Lübnan ordusunca eğitilmişlerdi. İç savaşın başlamasından önce çeşitli etnik, dinî ve siyasî gruplarca kurulan 40’dan fazla milis grubu Lübnan’da faaliyet gösteriyordu.

1975 yılına gelindiğinde, Lübnan Millî Hareketinin toplam militan sayısı 11.000 kadardı. FKÖ ise 23.000’e yakın militanla Lübnan’daki en güçlü ve en teçhizatlı gruptu. FKÖ’nün Lübnan Millî Hareketi’ne katılmasıyla toplam silahlı militan sayısı 35.000’e yaklaştı. Ancak, 1982’den sonra FKÖ’nün büyük bir bölümünün Lübnan’dan tahliye edilmesi ve FKÖ’nün İsrail ile olan çatışmalara öncelik vermesi bu rakamın Lübnan Millî Hareketi aleyhine azalmasına sebep oldu. Hıristiyan ve Lübnan Milliyetçisi grupların birleşmesiyle oluşturulan Lübnan Cephesinin toplam silahlı militan sayısı ise 12.000 idi.

Resim

FKÖ, 1975 yılında Lübnan’da bazıları tarafından Fakhani veya Fetih Cumhuriyeti olarak adlandırılan bir yarı-devlet haline gelmişti ve Beyrut çevresinde karargâhlar kurmuş, yol kontrol noktaları tesis etmiş, kimlik kartı vermeye başlamış ve bulunduğu bölgelerde kendi kanunlarını işletmeye başlamıştı. Lübnanlılara göre, fidye için adam kaçırma, kaçakçılık, gasp, suçlulara barınak sağlamak gibi kanunsuzluklar FKÖ’nün kontrolü altında yapılıyordu. Beyrut’un girişlerinde kurdukları kontrol noktalarında dikkatsiz ve umarsız tavırlarıyla Lübnan devlet adamlarına dahi kimlik soran, askerî törenler düzenleyen Filistinliler Lübnan genelinde halkın tepkisini çekmeye başladılar.

13 Nisan 1975 tarihinde bir Filistinli gerillanın bir Maruni kilisesinde ayin için toplananlara ateş açması üzerine Falanjistler, misilleme için Filistinlileri taşıyan bir otobüse saldırı düzenlediler ve 26 Filistinliyi öldürdüler. Bu olayı, FKÖ’nün Lübnan ordusu ve Falanjistlerle karşılıklı havan atışları ile süren çatışmaları izledi. Bir süre sonra, Lübnan Millî Hareketi FKÖ ile birlikte hareket etmeye başladı. Lübnan’da aralıklarla 15 yıl sürecek olan iç savaş tüm şiddetiyle başlamıştı. O zamana kadar her şeye rağmen birlikte yaşayan dinî gruplar, yerlerini terk ederek ülkenin belirli kesimlerinde toplanmaya başladı. Her grup kendi kurduğu milis kuvvetleri ile kendisini savunmaya ve saldırılara karşılık vermeye başladı.

Resim

İç savaşın başında Lübnan Millî Hareketi sayıca üstünlüğünün avantajlarını da kullanarak genel bir üstünlük sağlamıştı. Bir süre sonra, Lübnan Millî Hareketi FKÖ’nün güneyde İsrail güçleriyle devam eden savaşı nedeniyle Falanjistlerle girdikleri çatışmalarda üstünlüğü kaybettiler. Durumun aleyhlerine gelişmesi üzerine Kemal Canpolat ve Sünni liderler Suriye’den yardım istemeye karar verdiler. Hafız Esad, Suriye’nin müdahalesi için gerekli şartların oluşmadığı gerekçesiyle başlangıçta müdahale için isteksiz davrandı. Ancak, Falanjistlerin durum üstünlüklerini geliştirmeleri üzerine Lübnan Millî Hareketini kendi kontrolündeki Filistin Kurtuluş Ordusu (FKO) vasıtasıyla takviye etmeye karar verdi. 19 Ocak 1976’da Suriyeli subaylarla takviyeli Filistin Kurtuluş Ordusuna (FKO) bağlı Yarmuk Tugayı Lübnan’a girdi ve güç dengesi tekrar tersine döndü.

Suriye’nin sahneye çıkması ile bozulan dengeyi düzeltmek için Hıristiyanlar da dış destek arayışına girdiler ve uzun süreden beri buna istekli olan İsrail’le anlaşmaya vardılar. Bu anlaşma ile Falanjistler, İsrail’den para, silah ve eğitim yardımı almaya başladılar.

Suriye bir yandan Lübnan Millî Hareketine yardım ederken Maruni toplumunun da kontrolünü sağlamaya çalışıyordu. Suriye’nin menfaatleri, İsrail’in bölgeye müdahalesini gerektirecek radikal bir yönetimin iş başına geçmesine aykırıydı ve bu durum Suriye’nin İsrail’le zamanından önce savaşa girmesini gerektirebilirdi. Bu düşüncelerle, her iki toplumun liderlerine üzerinde uzlaşmaları için Müslüman-Hıristiyan dengesini %50-%50 oranında koruyan ve Lübnan Araplarının haklarını genişleten bir anayasa belgesi sunuldu. Ancak Lübnan Millî Hareketi ve FKÖ şiddetle bu belgeye itiraz edince yürürlüğe girmeden rafa kalktı. Suriye’nin siyasî başarısızlığı manasına gelen bu gelişme, Suriye’nin Kemal Canpolat’a ve dolayısıyla Müslümanlara yönelik desteğini çekmesine sebep oldu. Bir süre sonra da Kemal Canbolat SSNP tarafından öldürüldü.
(SSNP: http://en.wikipedia.org/wiki/Syrian_Soc ... list_Party)

Resim

Suriye, Nisan-1976’da Marunilerin can güvenliğini sağlamak maksadıyla zırhlı birliklerle Lübnan’a girdi ve bir çok stratejik noktayı ele geçirdi. Milislerin birbirleriyle irtibatını sağlayan tüm yolları kontrol altına alan Suriye birlikleri savaşan tarafların ateş kes ilânına uymalarını istedi. Hafız Esad yayınladığı bir bildiri ile, “savaşı sürdüren her tarafa karşı, dinî inançları nedeniyle baskı altında bulunan her Lübnanlının yanında” olduklarını ilân etti.

Lübnan Millî Hareketi ve FKÖ, Suriye birliklerine direniş gösterdi. İlk aşamada FKÖ ile Beyrut’a giren FKO unsurları arasında çatışmalar başladı. Suriye, Lübnan’daki birliklerini sürekli takviye ederek asker sayısını 27.000’e çıkardı ve Lübnan’daki müslüman bölgelerinin kontrolünü ele geçirdi.

Resim

Suriye’nin Lübnan’daki bu yeni girişimi İsrail’i rahatsız etti ve Suriye birliklerinin Golan Tepelerini ele geçirmek için Lübnan istikametinden taarruz edeceğini hesaba katarak Suriye askerlerinin Litani nehrinin güneyine geçmesi halinde güç kullanacağı tehdidinde bulundu. Bu tehdit, Suriye birliklerinin daha güneye inmesini engelledi. İsrail bununla da kalmayarak Güney Lübnan’daki “Özgür Lübnan Ordusu” milislerini desteklemeye başladı.
(Özgür Lübnan Ordusu: http://en.wikipedia.org/wiki/Army_of_Free_Lebanon)

Lübnan’daki iç savaşın durdurulması için Ekim-1976’da Riyad’da toplanan Arap Zirvesi, Lübnan hükümetinin talebi üzerine Suriye’nin liderliğinde bir Arap Caydırıcı Gücünün Lübnan’da konuşlanacağını ilan etti. Ocak-1977’de 27.000 mevcutlu Suriye birlikleri diğer Arap ülkelerinden 5000 kadar daha askerle takviye edildi ve “Arap Caydırıcı Gücü” Lübnan’da göreve başladı

1977 yılında Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ın İsrail’i ziyareti ile başlayan süreç, Suriye’nin İsrail’le mücadele konusunda tek başına kalmasına neden oldu. Suriye, politikasını tekrar değiştirerek FKÖ’nü desteklemeye ve silah yönünden takviye etmeye, Suriye birlikleri de adeta bir işgal kuvveti gibi davranmaya başladı. 1978 yılı içerisinde Suriye’nin Lübnan’ı ilhak etme ideali artık iyice su yüzüne çıkmıştı. Arap Caydırıcı Gücünden diğer Arap ülkelerinin çekilmesiyle, Suriye bu gücü oluşturan tek ülke haline geldi ve Lübnan’ın diğer bölgelerinin kontrolünü ele geçirmeye başladı.

Resim
Falanjist milisler - 1983

Bu gelişmeler üzerine Lübnan Cephesi, Suriye birliklerini ülkeden çıkarmak üzere tekrar eylemlere başladı ve FKÖ’yü kontrol altına alabilmek için Marunilerin en uygun vasıta olduğunu düşünen İsrail’le işbirliğine gittiler. İsrail, Lübnan Cephesini desteklemek için bu sefer daha aktif davranarak silah göndermeye başladı, yüzlerce Falanjist militanını İsrail’de eğitti, istihbarat elemanlarını Doğu Beyrut’a gönderdi. 1982’de FKÖ militanlarının İsrail’e olan saldırılarıyla bozulması ile beraber ve İsrail’in Londra Büyükelçiliğinin saldırıya uğramasıyla İsrailliler Haziran 1982’de FKÖ militanlarını Lübnan’dan çıkarmak için ''Galile Barış Operasyonu'' adını verdikleri operasyonu başlatarak Lübnan sınırını yine geçtiler.

Resim
İsrail Ordusu - 1983

İsrail Beyrut’a doğru ilerlerken yaptığı saldırılar sonucu militanlara ağır kayıplar verdirdi ve militanların çoğu ülkeyi terketti. Bu dönemde FKÖ’de Lübnan’dan deniz yolu ile kaçarak karargâhını bölgeden çok uzağa Tunus’a taşıdı. İsrail kazandığı bu başarıyı destek verdiği Beşir Cemayel’in Ağustos’ta Cumhurbaşkanı seçilmesi ile taçlandırsa da Cemayel’in cumhurbaşkanlığı uğradığı suikast sonrası hayatını kaybetmesi sebebi ile sadece 3 hafta sürebildi. Böylece Lübnan’da uzun bir süre devam edecek olansiyasi suikastler başlamış oldu. Beşir Cemayel’in ölümünden sonra yerine geçen kardeşi Emin Cemayel’e de Dürzilerin ve FKÖ kuvvetlerinin tepkisi oldu. Bu tepki Dürzilerin ve FKÖ militanlarının Falanjist militanlara ve Lübnan Ordusu’na yaptığı saldırılar ile vücut buldu. Artan bu şiddet ve Hıristiyanların tamamen kuşatılabileceği endişesi ABD ve Fransız kuvvetlerinin 1983 yılının ortalarından itibaren FKÖ militanlarına karşı eyleme geçmesine ve Eylül’e kadar Beyrut’a yerleşmesine yol açtı.
(Galile Operasyonu: viewtopic.php?f=23&t=1647 & http://www.israelnationalnews.com/News/ ... 8KhP5R_tLQ)

Resim
Lübnan Üniversitesi Kütüphanesinin Önünde Siper Alan Amerikan Deniz Piyadeleri

Amerikan kuvvetlerinin Beyrut’a yerleşmesi saldırıların yönünün bu kuvvetlere de dönmesini sağladı. Ekim 1983’te bomba yüklü bir araç ile gerçekleştirilen saldırı; 241 Amerikan askeri ve 58 Fransız askeri ölümü ile neticelenirken bölgede Şubat 1984’te Amerikan kuvvetlerinin Beyrut’tan tamamen çekilmesi ile sonuçlanacak başka bir çatışmanın da fitilini ateşlemiş oldu. Amerikan kuvvetleri 241 askerinin ölümünden sonra Dürzi ve Şii Emel örgütüne karşı harekete geçti. Ancak Amerika’nın giriştiği bu eylem Müslüman kuvvetlerin motivasyonunu arttırmıştı ki sürecin sonunda Amerikan kuvvetlerinin çekilmesi de bunu doğruluyordu. Amerikan kuvvetlerinin çekilmesinden sonra İsrail ile barış antlaşması imzalamış olan Emin Cemayel zor durumda kalmıştı ve ciddi bir Suriye baskısı ile yüz yüze gelmişti. Suriye Cemayel’den İsrail ile yapmış olduğu antlaşmayı bozmasını talep ediyordu ve Lübnanlı Hıristiyan ve Müslüman liderlere ulusal bir uzlaşı hükümeti kurulması için baskı yapıyordu. Suriye aynı zamanda İran ve Güney Lübnan’daki Şii militanlar çerçevesi içinde bir ilişkiye girerek Şii militanların Güney Lübnan’daki konumlarını korumaları için onlara yardım ediyordu.

Resim
Şii Emel Örgütü Milisleri

Suriye destekli Şii Emel örgütü 1985’te Lübnan Ordusunun içindeki Şii odaklardan da destek alarak Filistinli mülteci kamplarına yaptığı baskınlarla FKÖ militanlarına karşı saldırıya geçti. Kısa süreli bir ateşkes anlaşmasına varılsa da Eylül ayında Emel-FKÖ arasındaki çatışma yeniden başladı. Lübnan’ın önemli Dürzi figürlerinden Velid Canbulat burada FKÖ’den yana tutum aldı ve bu tutumu Şii militanların Lübnan Komünist Partisi ve yöneticilerini hedef almasına yol açtı. Lübnan Polisi, çatışmaları bugüne kadar yaşanmış en şiddetli çatışmalar olarak nitelendirmişti. 1988 yılında farklı bir çatışmanın izine rastlıyoruz; radikal ve İran yanlısı Hizbullah örgütü ile yine onun gibi Şii bir örgüt olan daha ılımlı Emel örgütü arasında çatışma çıktı. Bu dönemde merkezi bir Lübnan hükümetinden de bahsetmek oldukça yersizdi çünkü Batı Beyrut’ta Selim Elhuss’un yönetiminde Müslüman bir hükümet; Doğu Beyrut’ta ise General Michel Aoun yönetiminde askeri bir hükümet söz konusuydu. Çatışmaların şiddetlenip yayılmasını önlemek için Hafız Esad ve ABD Dış İşleri Bakanı Shultz Lübnan’da görüştüler ve bir siyasi reform planı oluşturdular. Ancak iç karışıklıklar nedeni ile bu plan başarısız oldu ve 1989 yılında Cumhurbaşkanı Rene Moawad’ın arabasına yerleştirilen 250 kiliogramlık bir bomba patlatılması sonucu Cumhurbaşkanı hayatını kaybederken; geçici Başbakan General Aoun, temel görüşleri olan Lübnan’ın parçalanmış yapısından sorumlu tuttuğu İsrail, Suriye ve ABD’yi suçlayarak kendi Hıristiyan kabinesini oluşturdu; Suriyeli askerlerle çarpışmaya girdi, böylece iç savaş giderek şiddetlendi. Ancak Aoun her ne kadar Hıristiyanların lideri olarak konumlansa da bu hareketi Hıristiyan cemaati içinde yekpare bir karşılık bulmamıştı.

Resim
Michel Aoun

Muhalefetin temel karşı çıkma tezi; dağılmış olan Müslüman cephesinin Aoun’un bu hareketine birlik halinde cevap vereceği endişesiydi. Kendi içinde çatışmaya giren ve bölünmüş Müslüman cephe gittikçe kan kaybediyordu. Suriye’nin önderlik ettiği Müslüman bir Anti-Aoun koalisyonu oluşturularak Aoun’a muhalefet eden Hıristiyanların haklılığı ortaya çıktı. Aoun’un 1990’da giriştiği ikinci ayaklanma Taif Antlaşmasına tepki olarak Suriye birlikleri tarafından bastırıldı. Lübnan Ordusu Aoun’un birliklerinin dağıtılması ile beraber Beyrut’u ve şiddetli çatışmaların yaşandığı güney bölgesini denetim altına alarak uzun süre ciddi bir varlık göstermiştir. Ordu bu harekatından sonra 1991 yılında iç savaşın bittiğini açıklamıştır.

Taif Anlaşması

[spoiler]Taif Antlaşması, 22Ulusal Uzlaşı Bildirisi'' olarak da bilinir. 22 Ekim 1989’da Suudi Arabistan’ın Taif kentinde Arap Birliği katılımcılarının iç savaş sürecinin yeniden şiddetlenmesi sonucu oyuna dahil olması ile hazırlanmıştı ve 5 Kasım 1989’da Lübnan parlamentosunun kalan üyelerinin katılımı ile Taif’te görüşülerek kabul edilmişti. Taif Antlaşması Lübnan’ın siyasal sistemini yeniden şekillendirmesi bakımında oldukça önemlidir. Riyad Kongresi’nden farklı olarak Arap Birliği tarafından hazırlana bu yeni taslak Ulusal Uzlaşma Bildirisi adını almıştır. Taif Antlaşması genel ilkeler olarak Lübnan’ın bağımsız ve egemen bir ülke olduğunu, serbest piyasa ekonomisinin hakim, kişisel girişimin garanti altına alındığı ve toplumun otoritenin temeli olduğu bir sistemi kabul eder. Aynı zamanda siyasal sistemde de 67 Arap-İsrail savaşının doğurduğu sonuçlarda değişen demografik yapıdan kaynaklanan tartışma; Taif Antlaşması ile farklı bir boyuta gelmişti. Taif Antlaşması artık Hıristiyanların çoğunluk olduğunu kabul etmiyordu ve Parlamento da Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasında koltukların sayısının 108’e çıkarılmasını ve eşit dağılımı öngörüyordu. Bunun yanı sıra 3’lü bir sistem getirilerek Cumhurbaşkanı Hıristiyan kalıyor ancak Başbakan Sünni ve Meclis başkanı da Şii olmak üzere Müslümanlara bu iki mevki veriliyordu.

Ancak Taif Antlaşması esas olarak 1990’da pratiğe geçmiştir. Çünkü Aoun’un saldırılarını bastıran Suriye Ordusu, Lübnan Ordusunun restorasyonunu ve siyasi reformları hayata geçirdi. Suriye, kendi güvenilir müttefiklerinin Cumhurbaşkanlığı Elias Hrawi ve Başbakanlık Refik Hariri makamlarını güvence altına almıştı ki 1992’de Hariri Lübnan’ın en zengin adamı olarak başbakan oldu. Hariri yönetiminde yeni bir hükümet kuruldu ve bu hükümet devlet ve vatandaş arasındaki bağı yeniden kuvvetlendirmeye çalıştı.[/spoiler]

Lübnan’daki Çatışmalarda Yer Alan Örgütler

Lübnan Millî Hareketine Bağlı Gruplar

Lübnan Millî Hareketi, Lübnan’ın daha Arap yanlısı bir politika izlemesini, FKÖ’yü desteklemesini ve İsrail, ABD, Fransa gibi işgalci güçlerin ülkeden çıkarılmasını savunan irili ufaklı örgütlerin Dürzi Lider Kemal Canpolat’ın liderliği altında örgütlenmesi ile meydana gelmiştir. Zaman zaman Suriye ile çatışmaya girmiş olsa da, genel olarak Suriye ve İran tarafından desteklenmiştir. Örgüt, 1985 yılında Ortadoğu’da ABD, İsrail ve diğer batılı güçlerin hegemonyalarına karşı savaşmak üzere 22 Arap kökenli örgüt tarafından Libya’da kurulan “Arap Devrimci Kuvvetlerine” katılmış ve ABD’nin Libya’ya veya başka bir Arap ülkesine saldırması halinde dünyanın her yerindeki Amerikan hedeflerine intihar saldırıları düzenleyeceklerine dair bildiriye imza atmıştır. Lübnan Millî Hareketi, aşağıdaki örgütlerin yanı sıra, Sidon Nasırcı Örgütü, Arap Sosyalist Birliği, Arap Demokratik Partisi, 6 Şubat Hareketi, Lübnan Millî Koalisyonu gibi ismi pek duyulmamış marjinal örgütleri de bünyesinde barındırmıştır.

AMAL (Afwaj al Mukawamah al Lubnaniyyah-Lübnan Direniş Timleri)

Resim

Şii İmam Musa As Sadr tarafından 1975 yılında FKÖ’nün yardım ve desteği ile kuruldu. Ancak bir süre sonra, iç savaşa katılmaması ve 1976’daki Suriye’nin müdahalesine destek vermesi nedeniyle Filistin davasını destekleyen Şiilerin gözünde itibar kaybına uğradı. 1970’lerin sonunda ise Şiilerin FKÖ’ye sırt çevirmesi ve İran İslâm Devrimi örgütün yıldızının tekrar parlamasını sağladı. Bu canlanmanın FKÖ’yü tedirgin etmesi ve silâh zoruyla AMAL örgütünü tasfiye etmek istemesi ise Şiiler arasında ters tepti ve örgüte katılımlarda artış görüldü. 1980’li yılların başında Şii toplumunun bir numaralı örgütü haline gelen AMAL, İsrail’e karşı direniş hareketlerine de öncülük etti. İran’la ilişkilerinde mesafeli olan AMAL, Lübnan’da her toplumun saygı görmesi gerektiğini esas alarak, İslâmî devlet düşüncesini savunmadı.

Hizbullah

1982 yılında Şeyh Muhammed Hüseyin Fadlallah tarafından, Lübnan’daki İran Büyükelçisinin yardımlarıyla, Lübnan’ın İran modeline uygun İslâmî esaslara dayalı bir devlet olması düşüncesiyle kuruldu. Siyasi manifestosu 1985 yılında yayımlanan Hizbullah, Humeyni’nin fikirlerine paralel olarak ABD ve İsrail’i “şeytanının yeryüzündeki uzantıları” olarak tanımlıyordu ve bu ülkelerle uzlaşma fikrine tamamen karşıydı. 12 kişilik bir konsey tarafından yönetilen Hizbullah’ın diğer örgütlerden farklı bir teşkilat yapısı bulunmaktaydı ve lider kadrosu ile militanları toplu hedef gösterecek şekilde bir araya gelmiyorlardı. İran’la çok yakın ilişkileri olan ve İran’ın Devrim Muhafızları Pasdaran askerlerinin Güney Lübnan’daki Baalbek Vadisinde Hizbullah militanlarına eğitim verdiği ve bu eğitimlerde “şehit olma” duygusunun yoğun bir şekilde işlendiği, bu eğitimlerden sonra intihar eylemcilerinin sayısında artış olduğu bilinmektedir. Hizbullah’ın Tahran’da bölgedeki diğer Şii toplumlarından din adamlarının da katılımıyla toplanan Yüksek İslâmi Devrim Konsey’inden talimat aldığı, İslâmî Cihad, İslâmî Direniş, Özgürlük Mücahitleri, Silahlı Mücadele Hücreleri, Yanlışa Karşı Doğru Örgütü, Hz.Muhammed’in Takipçileri, Devrimci Adalet Örgütü ve Dünya Ezilenler Örgütü gibi yan örgütleri olduğu tahmin edilmektedir. Bu örgütleri vasıtasıyla intihar saldırıları icra eden Hizbullah, eylemleri doğrudan üstlenmemeye özen göstermiştir. Hizbullah, silahlı eylemlerinin yanı sıra, İran’dan aldığı mali yardımlarla ekonomik ve sosyal faaliyetlere de el atarak, hastaneler, sağlık ocakları, marketler, benzin istasyonları ve inşaat şirketleri kurmuş, fakirlere ve hastalara yardımlar yaparak Lübnan Şiileri arasındaki desteğini sürekli artırmıştır.

İslami Amal Örgütü

Amal örgütünü çok fazla lâik bularak ayrılan bir grup Şii, Hüseyin el Musawi liderliğinde ayrılarak İslami Amal örgütünü kurdular. İran Pastarlarıyla yakın işbirliği yaptılar ve 1986’da Hizbullah çatısı altına girdiler.

Şiilerin İslami Hareket, Müminlerin Direnişi, Hüseyin İntihar Birlikleri, İslâm Mücahitleri Hareketi gibi kısa ömürlü ve az mevcutlu bağımsız örgütleri de zaman zaman iç savaşta İsrail ve Batı hedeflerine saldırılar düzenledikleri görülmüştür.

Sünnî Gruplar

İslâmî Cemaat

Mısır ve Suriye’de faaliyet gösteren ve Seyyid Kutup’un takipçileri olan Müslüman Kardeşler örgütünün Lübnan uzantısıdır. İç savaşa Mücahitler isimli milis kuvveti ile katılmışlardır.

İslâmî Birlik Hareketi (Tevhid)

1982 yılında, Şeyh Said Şaban tarafından kurulmuştur. Humeyni’nin fikirlerini benimsemesine rağmen, İran modeli bir İslam devletine karşı çıkmıştır. Şii-Sünni birliğini savunan örgüt, İsrail’e karşı silahlı mücadeleye yardım ettiği için Suriye yanlısı olarak hareket etmiştir.

Arap Milliyetçisi Gruplar

BAAS Partisi

1956 yılında kurularak Irak tarafından desteklenmiştir. 1976’daki Suriye’nin müdahalesi esnasında taraftarları Suriyelilerin saldırılarına maruz kalmıştır.

Nasırcı Bağımsız Hareket: Mısır Lideri Cemal Abdül Nasır’ın fanatik taraftarlarıdır. Sünni Araplar arasından taraftar bulan grup iç savaşa milis teşkilâtı olan El-Murabitun adı altında 3000 militanla katılmıştır. 1977-1982 arasında Batı Beyrut’ta kontrolü ele geçirmişler, Galile Harekâtı ile büyük oranda güç kaybına uğramışlardır.

Suriye Sosyalist Milliyetçi Partisi

Suriye milliyetçiliğini ve Ortadoğu’da Suriye hakimiyetinde büyük bir devlet kurulmasını savunan parti 1932’de kurulmuştur. Aşırı milliyetçi, Yahudi karşıtı, Suriyeliler dışındaki Arapları Afrikalılarla karıştığından küçümseyen SSNP, zaman zaman taraf değiştirmesine rağmen 3000 militanı ile Lübnan Millî Hareketi içinde yer almıştır. En önemli eylemleri, Lübnan Devlet Başkanlığına yeni seçilmiş olan Falanjistlerin lideri Beşir Cemayel’in ve Lübnan Millî Hareketi ile Dürzilerin lideri Kemal Canpolat’ın öldürülmesiydi. İç çekişmeler sonucunda birkaç kez parçalanan parti bir süre sonra Suriye’ye bağlılığını devam ettiren küçük bir grup haline geldi.

Sol Gruplar ve Komünistler

İlerici Sosyalist Parti

1949 yılında sosyal reform ve ilerici düşüncelerle kuruldu. Dürzi lider Kemal Canpolat’ın başkanlığında Dürzilerin geniş katılımı ile gücünü artırdı. Partinin kontrolü tamamen Dürzilerin elindeydi ve Lübnan Millî Hareketine öncülük yaptılar. Militan sayısı 10.000 civarındaydı.

Lübnan Komünist Partisi

Resim

1924 yılında kurulmasına rağmen 1943 yılına kadar yasadışı sayıldı. Çoğunluğu Ermenilerden ve Ortodokslardan oluşan iyi eğitimli 3000 militanla (halk muhafızları) bir çok kez taraf değiştirmesine rağmen genel olarak Lübnan Millî Hareketine bağlı kalmışlardır.

Filistinli Örgütler

İç savaş sırasında büyük çoğunluğu FKÖ kontrolü altında olan toplam 35.000 Filistinli militan Lübnan’da konuşlanmıştı. Suriye’nin kontrolündeki Saika, Irak’ın kontrolündeki Arap Kurtuluş Cephesi ve FHKC (Filistin Halk Hak Kurtuluş Cephesi) Lübnan’da çatışmalara katılan diğer örgütlerdi. Tam olarak kontrol edilemeyen Filistin kamplarında İrlandalı, Japon, İtalyan, Alman, Türk ve Kürt teröristlere eğitim verildiği, eğitimlere katılan yabancı teröristlerin fiili eğitim adı altında FKÖ içinde çatışmalarda yer aldıkları bilinmektedir.

Lübnan Cephesi Kuvvetlerine Bağlı Gruplar

Lübnan Cephesi Kuvvetleri 1976 yılında FKÖ’ye karşı mücadele etmek üzere bir çok Hıristiyan grubun Beşir Cemayel liderliğinde bir araya gelmesi ile kurulmuştu. Birkaç yıl içerisinde 10.000 silahı militan, 200 tank ve zırhlı araç, 3 küçük savaş gemisi, 30 makineli tüfek monteli sürat motoruna sahip bir kuvvet haline geldi. İsrail’le yakın işbirliği yaptı ve Suriye’nin Lübnan’daki varlığının sona erdirilmesi için savaştı.

Falanj Partisi

Katolikliğin bir kolu olan ve 3’üncü yüzyılda yaşayan Keşiş Marun’un takipçileri olan Maruniler, 8’inci yüzyılda Suriye’den Lübnan’a göç etmişlerdi. Pan-Arapçılığa, Filistinlilere ve Komünistlere karşı olarak, 1936’da kurulan Falanj Partisi altında örgütlenmişlerdi. Fenikeli kimliği ile Lübnan Milletinin hakimiyetini savunuyorlardı ve sloganları “Tanrı, Vatan, Aile (kabile)” idi. Liderleri genellikle Cemayel ailesinden seçiliyordu. 1958 yılından itibaren milis teşkilatını kurdular. 1975’de 65.000 parti üyesi, 3.000’i profesyonel olmak üzere Falanjistler olarak bilinen toplam 10.000 silahlı militanları vardı. Lübnan’ın en etkin güçlerinden biri olan Falanjistler, İsrail ile yakın işbirliği içindeydiler ve İsrail’in çekilmesinden sonra bu etkinliklerini iyice kaybettiler.

Sedir Muhafızları

Lübnan’ı FKÖ tehdidine karşı korumak maksadıyla 1975 yılında kuruldu. Arap karşıtı ve Lübnan Milliyetçisi olan örgüt, 1000 militanla iç savaşa katıldı. Sayıca küçük olmalarına rağmen inatla ve ustalıkla savaşmaları ile ün yaptılar. 1990 yılında Suriye birlikleriyle girdikleri çatışmalarda ağır zayiat verdiler ve etkilerini kaybettiler.

Millî Liberal Parti

1958 yılında Devlet Başkanı Şamun’un devrilmesi sonrasında yine Şamun liderliğinde kuruldu. Kaplanlar ismiyle bilinen milis grubundaki 3500 militanla iç savaşa katıldılar. 1980 yılında Cemayel’in birlikleri tarafından uğradıkları saldırı sonrasında dağılarak Lübnan Cephesi Kuvvetlerine dahil oldular.

El-Tanzim

1969’da Falanj Partisinden ayrılanlarla kurulan parti, 1500 militanı ile FKÖ’ye karşı savaşıyordu. 1977 yılında Lübnan Cephesi Kuvvetlerine katıldılar

Lübnan Hükümetine Bağlı Gruplar

Lübnan Ordusu

İç savaşın başında 18.000 olan ordu mevcudu, iç savaş patladıktan sonra 6.000 kişilik bir kayba uğradı. Savaşın devamında sadece Hıristiyanlardan oluşan 10.000 kişilik küçük bir ordu haline geldi.

Marada Tugayı

İsmini, antik Lübnan’daki Bizans sınır muhafızlarından alan grup, 3500 silahlı militana sahipti. Lübnan Devlet Başkanı Süleyman Frangiyeh’e bağlı olan örgüt, başlangıçta Hıristiyan güçlerle işbirliği yaparken Devlet Başkanının Suriye ile ittifak oluşturması üzerine Lübnan Cephesi Kuvvetlerinden ayrıldılar. Ancak, Cemayel’in kuvvetlerinin 1978 yılında yaptığı bir saldırı ile güçlerini tamamen yitirdiler ve iç savaşın dışında kaldılar.

Güney Lübnan Ordusu (South Lebanese Army-SLA)

İç savaş başladığında Lübnan Ordusundan Özgür Lübnan Ordusu adıyla kopan 3000 kişi, 1978’e kadar İsrail tarafından donatılıp eğitilerek Lübnan-İsrail sınırlarını korumak üzere Güney Lübnan Ordusunu oluşturdular. SLA başlangıçta Hıristiyan askerlerden oluşturuldu ama bir süre sonra güneyde yaşayan bir çok Dürzi ve Lübnanlı Şii de gruba katıldı. 2000 yılında İsrail’in Lübnan’dan çekilmesiyle dağılan grubun askerleri Lübnanlılar tarafından “işbirlikçi” olarak nitelendirilmektedir.

Yabancı Askerî Güçler

Suriye Ordusu

ilk olarak Lübnan’a 1976’da 27.000 kişilik bir kuvvetle giren Suriye ordusu, zaman içerisinde bu sayıyı 50.000’e kadar çıkarmış, 2005 yılında ülkeyi terk etmişlerdir. Suriye, kendi kontrolündeki bölgelerde 1000-2500 mevcutlu İran Pastarlarının, Libya askerlerinin ve SSCB askerî danışmanlarının bulunmasına izin vermiştir. Suriye, Lübnan’da bulunduğu sürede Bekaa Vadisini dünyanın bir çok terör örgütünün eğitim alanına çevirmiştir. Alman Kızıl Ordu Fraksiyonu (Baader Meinof), Fransız Action Directe, ASALA, bölücü terör örgüt, Pakistanlı Az Zülfikar, Sri LAnkal’lı Tamil Kaplanları, Filipinlerin Moro Milli Kurtuluş Cephesi, Umman Halk Kurtuluş Cephesi, Somali Demokratik Özgürlük Cephesi, Eritre Kurtuluş Cephesi gibi örgütler Suriye’nin sağladığı bu imkânları kullanmışlardır.

İsrail Ordusu

1982 yılına kadar Bekaa vadisinde ve Litani nehrinin güneyinde zaman zaman operasyonlar icra edip tekrar geri çekilen İsrail ordusu, 1982 yılında “Galile’ye Barış” adını verdiği operasyonla Lübnan’ın Beyrut’a kadar olan bölümünü işgâl etmiştir. 1985 yılında kademeli olarak güney Lübnan’da tesis ettiği “güvenlik bölgesi”ne kadar geri çekilen birlikler, 2000 yılında tamamen ülkeyi terk etmişlerdir. Ancak, 1982-2000 yılları arasında İsrail gerek duyduğunda Bekaa vadisinde ve Beyrut’ta dahi operasyon düzenlemiştir.

Çokuluslu Güç

1982 yılındaki Galile harekatından önce kısa süreliğine Lübnan’a gelen güçler, Sabra ve Şatilla katliamından sonra Lübnan hükümetini desteklemek üzere Beyrut’ta konuşlandılar ve 1984 yılında geri çekildiler. 1600 Amerikalı, 2000 Fransız, 1500 İtalyan, 100 İngiliz askerî ile çeşitli tip ve büyüklükte ABD gemilerinden oluşuyordu.

UNIFIL

İsrail’in 1978’deki Litani harekâtından sonra FKÖ’nün Lübnan’dan İsrail’e girmesini engellemek maksadıyla Güney Lübnan’da konuşlandırıldı. Görevi süresince bir çok saldırıya maruz kalan UNIFIL, başlangıçta Fiji, Finlandiya, Fransa, Gana, İrlanda, İtalya, Hollanda, Norveç, Senegal, İsveç ülkelerinden tahsis edilen toplam 7000 askerden oluşuyordu. Zaman içerisinde birliğin mevcudu iyice azaltılmış olmasına rağmen varlığı devam etmektedir.

Kaynaklar:

asimetriksavaslar.wordpress.com
http://www.academia.edu/
http://www.ydh.com.tr


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Tem 2014, 16:47 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=q31RNpqoELM[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Tem 2014, 12:09 
Elinize sağlık çok yararlı bir referans oluşturmuşsunuz


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Tem 2014, 12:51 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Kas 2013, 14:36
Mesajlar: 52
Yaş:
Yazı için teşekkürler.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Tem 2014, 00:50 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Ne demek efendim, rica ederim. Asıl bu yazıları yazan, fotoğrafları çekenlere teşekkür etmeliyiz.

Fotoğraflardan devam.

[spoiler]Resim
İsrail Ordusu'nun Lübnan'dan çekilmeye başlaması. Sur şehri 1984

Resim
Filistin mülteci kampı - 1983

Resim
Maruni savaşçı - 1987

Resim
Amerikan Büyükelçiliği yakınındaki kontrol noktası - 1984

Resim
6. Paraşüt Piyade Alayı, Shatila mülteci kampı

Resim
İlk 800 kişilik Deniz Piyadelerinin Beyrut limanına varışı - 24 Ağustos 1982

Resim
Filistin Mülteci Kampı

Resim
Beyrut'ta 'Yeşil Hat'tı* koruyan Lübnan askerleri - 1991

*Yeşil Hat : http://almashriq.hiof.no/lebanon/900/91 ... greenline/[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Tem 2014, 01:04 
Çevrimiçi
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7203
Yaş:
Elinize sağlık. Epey süredir okumak istediğim bir konuydu. Ne yalan söyleyeyim, üşeniyordum. Çok güzel derlemişsiniz.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Tem 2014, 05:07 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Alıntı:
Elinize sağlık. Epey süredir okumak istediğim bir konuydu. Ne yalan söyleyeyim, üşeniyordum. Çok güzel derlemişsiniz.
Sağ olun hocam. Valla ben de bilgileri tazelemek amacıyla okumaya başladım. Sonra bir baktım forumda konu açıyorum. :)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Tem 2014, 15:35 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5037
Yaş:
Resim

Cocukken TRT de bir savaş filmi seyretmiştim. Fransanın Cezayiri işgalini konu alan bir filmdi. Anthony Quinn Alain Delon gibi zamanın baba aktörleri vardı filmde. Yani film bayağı gerçekçi ve iyi çekilmişti. Öyle abartı sahne falan belki yoktur. Tavsiye ederim iyi filmdir.

İlk defa MAT-49 MT yi orda görmüştüm. Uzun yıllar silahın markasını öğrenmeye çalıştım. O zaman asker polis abilere soruyorduk . Sallayan sallayana . Bilmiyorun diyen . Sten dediler thompson dediler. :lol:
Bir kere gazetede bizim bir TEM polisinin elinde gördüm. Muhtemelen 12 eylülden önce ele geçenlerden .
O zaman tabiki böyle internet gibi kaynaklar yok . Yıllar sonra adını öğrendim. Bir duygulandım yahu.


Resim


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Tem 2014, 05:08 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
bölücü terör örgüt'nün Beka Vadisi'ndeki eğitim kampı. Kampta 3 aylık eğitim veriliyormuş.
Resim
1985
Resim
1985
Resim
Şii militanlar. Beyrut - 1985
Resim
Emel Şii Örgütü militanı, Güney Lübnan'daki İsrail kampından salınan tutukluları beklerken. - 1985
Resim
Batı Beyrut'taki Şiiler. - 1984
Resim
Filistinli savaşçılar. Beyrut - 1983
Resim
Chouf Dağlarından inen İsrail konvoyu. Beyrut - 1983
Resim
Lübnan Askerleri. Beyrut - 1983
Resim
Suriye saflarında yer alan Dürzi militanlar. Aley - 1983
Resim
Khaldi'deki Dürzilere karşı operasyona giden Lübnan Silahlı Kuvvetleri. Beyrut - 1983
Resim
Beyrut 1983
Resim
Kimlik kontrolü yapan Murabıt militanı. Batı Beyrut - 1983
Resim
Cemal Abdül Nasır posteriyle fotoğraf çektiren Murabıt militan. Beyrut - 1983

Cemal Abdül Nasır : ( http://tr.wikipedia.org/wiki/Cemal_Abd% ... Nas%C4%B1r )

Resim
''Israeli forces packing up and preparing for withdrawal.'' diyor ama ben tam olarak ne yaptıklarını çözemedim.[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Tem 2014, 06:37 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 13 Tem 2014, 20:12
Mesajlar: 37
Yaş:
Aslında pek karamsar biri değilimdir ama Lübnan iç savaşının fitilini ateşleyen Filistin'lileri görünce bizim memlekete giren Suriye'lilerin de bize iç savaş kadar olmasa da yeterince büyük sıkıntılar çıkarabileceğini düşünüyorum. Hem etrafımda şahit olduğum hem de duyduğum faili oldukları olaylar nedeniyle vatandaşlarımızda sabrın son raddeye geldiğini görmekteyim. Lübnan'da Filistin'lilere verilen tavizlerin önemli kısmının ülkemizde artan bir ivmeyle Suriye'lilere verildiği hatta onların imtiyazlı vatandaş konumunda olduklarını varsayarsak sizce Türkiye'yi de bu tarz (iç savaşa kadar gitmese bile) bir son bekliyor mudur?
Saygılar...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Tem 2014, 10:20 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 29 May 2014, 17:19
Mesajlar: 882
Yaş:
Başımızda bu adamlar var iken alası olur hocam. Suriyelisi de girdi içeri, IŞİDcisi de, El Muharebatçısı da ne olduğu belli olmayan adam da, zaten bizim hükümet kendi çıkarı için yapmadığını bırakmıyor, IŞİDci, suriyeli kardeşlerine destek çıkıyor, salıyor ortaya.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Tem 2014, 00:21 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Dürzi - Bhamdoum, 1983
Resim
Murabıt milisler, Babir Hastanesi yakınlarında - Beyrut, 1983
Resim
İtalyan askerleri Batı Beyrut'ta devriye sırasında - 1983. Ayrıca, 1400 İtalyan piyadesi görev yapmıştır. Resim
Hükümetin elindeki bölgelerde devriye atan Lübnan Ordusu - Beyrut, 1983
Resim
Resim
6. Paraşütçü Deniz Piyade Alayı
Resim
El-Ensar Kampı'ndaki FKÖ mahkumlar - 1983
Resim[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Eyl 2014, 16:44 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Resim
İtalyan Barış Gücü Askerleri
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
İsrail Askerleri - Beyrut 1982
Resim
Silahları tamir eden Filistinliler - 1982
Resim
Sabra & Şatilla katliamı - Beyrut 1982[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Eyl 2014, 01:12 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Eski İngiliz kanalı Thames'ın İç Savaş sırasında Lübnan'da çektiği görüntüler.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=0NWwuEIsiZk[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2014, 03:05 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
İsrail tankı şehrin batı bölümünü yarıp geçiyor - Beyrut 1982
Resim
Sabra & Şatilla Katliamı - Beyrut 1982
Resim
İsrail askerleri, Baabda'ki cepheleri bombalıyor. 1982
Resim
İsrail Askeri - Batı Beyrut 1982
Resim
İsrail askeri, Ulusal Müze'de doçka silahıyla - 1982
Resim
Ariel Şaron ve arkasında yer alan General Yehoshua SAGUY - 1982
Resim
Bangladeşli gönüllüler, Filistin safında - 1982
Resim
İsrail Savunma Kuvvetleri'nde görev yapan baba ve oğul[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 31 Eki 2014, 00:35 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
1982 Lübnan - İsrail Savaşı'na ait fotoğraflar

[spoiler]Resim
Fransız paraşütçüler, Beyrut limanında pozisyon alırken - 21 Ağustos 1982
Resim
Fransız askerleri, Kıbrıs'a tahliye edilecek Filistinlileri, Beyrut limanına getirirken - Ağustos 1982
Resim
Fransız askerleri, Filistinlilerin tahliyesini Amerikan Deniz Piyadeleri'ne devrederken - 24 Ağustos 1982
Resim
Tevrat okuyan İsrail askeri - Batı Beyrut, Ağustos 1982
Resim
İsrail fosfor bombasıyla yanmış hastalar - Ağustos 1982
Resim
Ateşkesten hemen önce devriye gezen İsrail M113'ü - Batı Beyrut, Ağustos 1982
Resim
Hipodrumun yanındaki cepheyi güçlendiren İsrail kuvvetleri - Ağustos 1982
Resim
Beyrut havalaanı - Ağustos 1982
Resim
Dürzilerin lideri Velid Canpolat ile Yaser Arafat, Canpolat'ın evinde - 27 Ağustos 1982
Resim
Sidon'un doğusunda Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) tarafından pusuya düşürülen İsrail askerleri - 1982
Resim
Ateşkes sırasında eğitime devam eden İsrail askerleri - 1982[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 01 Kas 2014, 14:05 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Resim
Filistin ve Lübnan bayrakları arasında Kemal Canpolat: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kemal_Canbolat

Resim
Hasan Hamdan: http://www.jadaliyya.com/pages/index/76 ... -the-archi

Resim
Marada Hareketi'nin lideri Tony Frangieh: http://en.wikipedia.org/wiki/Tony_Frangieh
Marada Hareketi: http://en.wikipedia.org/wiki/Marada_Movement

Resim
Samir Geagea ve Beşir Cemayel: http://en.wikipedia.org/wiki/Samir_Geagea & http://en.wikipedia.org/wiki/Bachir_Gemayel


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Ara 2014, 06:00 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Resim
Resim
Resim
Dua eden İsrail askerleri - Ağustos 1982
Resim
Resim
FKÖ cephaneliğini ele geçiren İsrail askerleri - Haziran 1982
Resim
Saad Haddad’ın özgürlük savaşçıları, İsrail, Birleşmiş Milletler Bölgesi arasında Super Sherman tankının üzerinde - Güney Lübnan 1981
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Falanjistler
Resim
Lübnan’dan çekilen İsrail askerleri - 1978
Resim
Resim
Resim
Lübnan’dan çekilen İsrail’in bayrağının indirilip, Lübnan bayrağının göndere çekilmesi - Güney Lübnan 1978[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Ara 2014, 02:41 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=VAHv4m6EsOQ[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ara 2014, 22:02 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Batı Beyrut - 1982
Resim
Beyrut’daki Musevi mahallesi Wadi Abu Jamil'de Sinagogu koruyan FKÖ militanları - 1975
Resim
Resim
Beyrut - 1975
Resim
Sabra & Şatila Katliamı
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
İsrail askerleri - 1982[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 07 Oca 2015, 01:51 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Yeşil Hat. ‘No man’s land’ olarak bilinen hat. Müslümanları (Batı) ve Hıristiyanları (Doğu) birbirinden ayıran, keskin nişancıların uğrak noktası.
Resim
Resim
İsrail, Batı Beyrut’u bombalarken - 1982
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Yeşil Hat - 1982
Resim
Resim
Resim
İç karışıklıkların vazgeçilmez enstrümanı piyano
Resim[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Oca 2015, 04:32 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Dürzilerin lideri, Lübnan’ın yegane yakışıklısı Velid Canpolat’a yapılan suikast girişimi.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=tNeENvauKHU[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Oca 2015, 22:37 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Resim
Resim
Resim
Resim[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Oca 2015, 00:25 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5037
Yaş:
Türkiyeyi etnik ve mezhepsel kökene ayırmayı hayal edenlerin iyice okuması gereken bir tarihi vaka . Ne büyük günah

işlediklerini belki anlarlar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Oca 2015, 03:58 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Alıntı:
Türkiyeyi etnik ve mezhepsel kökene ayırmayı hayal edenlerin iyice okuması gereken bir tarihi vaka . Ne büyük günah

işlediklerini belki anlarlar.
25 yıllık barışın sonucunda ülke bugün bile birleşmemiş durumda.

Duyduklarıma göre eskisi kadar etnik kimlikler arasında keskin çizgiler olmasa da patlak veren olaylarda ‘’Bizim değil Sünnilerin/Şiilerin/Hıristiyanların/Dürzilerin sorunu.’’ diyerek, Lübnan karşıtlarının karşısında birlik içerisinde olamıyorlar.

Future Movement (Saad Hariri’nin partisi) ile Hizbullah arasında yakın geçmişte toplantılar olmuştu ama nasıl geçti, ne denli yararı olur onu bilmiyorum işte.

Velid Canpolat da El-Nusra cephesi, Lübnan’a saldırırken, ayrılıkları bir kenara bırakıp, birlik olma çağrısında bulunmuştu.

Ancak önceden Lübnan ordusunun çoğunluğu Hıristiyanlardan oluşurken bugün Sünni ve Şii askerlerinde (Dürzi asker vardır ama ben hiç okumadım.) dengeyi oluşturacak sayılarda olduğunu biliyoruz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Oca 2015, 09:31 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 22:55
Mesajlar: 472
Yaş:
Ne yazık ki başımızdakiler vatandaşı kimliklerine göre tanımlamayı ilerilik gibi sunuyorlar fakat asıl sebebi onların kafasında ayrımların oluşudur. Her konuda arap gibi davranıyorlar. Tam ortadoğu kafalı tipler.

_________________
Askere düşmanlık, düşmana askerliktir.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 00:19 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=fTCTmJsBCNI[/youtube]


[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=Q18AS-F63q0[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 22:40 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Charlie Hebdo’nun 1976 yılına ait kapağı.

‘’Lübnan: Fakirlerin kafası kesiliyor, zenginler Cote D’Azur’da keyif yapıyor.’'

Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2015, 20:58 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2135
Yaş:
İlk günden beri çok keyifke okudum elinize sağlık.

Banzer bir çalismayi "anime" içinde bekliyorum.

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2015, 22:33 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Alıntı:
İlk günden beri çok keyifke okudum elinize sağlık.

Banzer bir çalismayi "anime" içinde bekliyorum.
Eyvallah hocam, sağ olun.

Anime işi uzun ve zahmetli olsa da diğer üyelerin beni yalnız bırakacağını sanmıyorum.

İyi fikir, bir bakınayım animelere. :)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Oca 2015, 01:32 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Yaşadığı sokağı koruyan Müslüman milis. Beyrut - 1983
Resim
Şii milisler. Batı Beyrut - 1983
Resim
Dürzi milisler. Beyrut - 1983
Resim
Müslümanlarla çatışan Lübnan Silahlı Kuvvetleri. Beyrut - 1983
Resim
Müslümanların, Hıristiyanlardan aldığı Bhamdoun şehri. - 1983
Resim
Dürzi şehri olan Khaldi’yi bombalayan Lübnan askerleri - 1983
Resim
Resim
Resim
Beyrut Uluslararası Havaalanı’nın yanındaki Amerikan Deniz Piyadeleri Karargahı’na saldırı. - 1983
Resim
Trablus yakınlarındaki Filistin eğitim kampı - 1983
Resim
Resim
SSNP tarafından suikast sonucu ölen Beşir Cemayel
Resim
Amerikalı Hıristiyanlar, Müslüman Batı Beyrut’u haçlarla ziyaret edişi. - 1982
Resim
Resim
Resim
İsrail saldırılarından sonra Lübnan’ı terk eden son Filistin Kurtuluş Örgütü milisleri - 28 Ağustos 1982
Resim
Dürzilerin Lideri Velid Canbolat ve Filistin’in varı yoğu Yaser Arafat - 1982
[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Oca 2015, 14:19 
Çevrimiçi
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7203
Yaş:
Alıntı:
Resim
Fotonun Mayflower önünde çekilmesi de manidar.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 28 Şub 2015, 02:50 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
40 sene evvel babasının kucağında poz veren bu abimiz, şimdi oğluyla aynı yerde poz veriyor.

Resim

40 yıl sonra aynı yer de.

Resim

Annesinin kucağın köşede duran ablamız, aynı yerde bu sefer oğluyla.

Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 15 Mar 2015, 17:10 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Kah bu konu da kah başka konular da ara sıra yazdığım Dürzi lider Velid Canbulat/Canbolat'ın ailesinin kim olduğunu şuraya özet geçmeye çalışacağım.

Aslen Halepli olan Canbulatlar, Dürzî lider Fahreddin'’in davetiyle Lübnan’'a göç etmiş ve Mukhtara bölgesine yerleşmiştir.

Muhtara:

Resim

Osmanlı Devleti idaresindeki Lübnan’'da önceleri Dürzî Aileler güçlü ve egemendi. Osmanlı Devleti tarafından Müslümanlığın içinde sayılan Dürzîler, Lübnan Dağları’'nda devletin dolaylı egemenliğini sağlayacak yegâne güçtü. Diğer Dürzi ailelerdeki kişiler Hıristiyan olup, Batı’ya göç edince 19. yy. ortalarında Canbulatlar güçlendi.

Osmanlı döneminden günümüze Lübnan ve Dürzî toplumu içerisindeki siyasi çekişmeler, Canbulatlar’ın bazı üyelerinin trajik ölümlerine yol açmıştır. Bunlardan ilki, Şeyh Beşir Canbulat’tır. 1788’'de Lübnan Emirliği’ne atanan Beşir Şihab’a'ya (Hıristiyan Marunî) karşı bir egemenlik mücadelesine giren Beşir Canbulat, 1825'’te Emir’'in kuvvetlerine yenildikten sonra yakalanıp idam edildi. Beşir Canbulat’ın oğlu Said Beg Canbulat, Canbulatlar’ın liderliğini tekrar kurmaya çabalasa da, 1860 Dürzî-Marunî çatışmasından sorumlu olduğundan dolayı Osmanlı Devleti tarafından tutuklandı ve 1861'’de cezaevinde tüberkülozdan öldü.

Said Beg Canbulat’tan sonra liderliği eşi ve oğlu Nasib sürdürdü. Nasib Osmanlı yönetiminden “Paşa” unvanı elde edip Şuf Bölgesi’nin yöneticisi oldu. Fakat Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra İngiliz yanlısı tavırlarından dolayı Nasib’'in yerine yeğeni Fuad Beg getirildi.

Şuf Bölgesi:

Resim

Fuad Beg (Velid Canbulat’'ın dedesi) Fransızlarla işbirliği yaparak bağımsız bir Lübnan kurulmasına destek verdi, ailenin diğer üyesi Nasib Canbulat ve rakip aile Aslanlar ise Arap milliyetçisi ve Fransız karşıtı bir siyasi tavır ortaya koydu. Dürzî toplumundaki bu bölünme, bir siyasi suikastla sonuçlandı. Fuad Canbulat, Aslan Ailesi’nden Şekip Vahab tarafından öldürüldü.

Kemal Canbulat, babası Fuad öldürüldüğünde 4 yaşındaydı. Fuad'’ın ölümünden sonra aile liderliğini eşi Nizara sürdürdü. Nizara, Fransız manda yönetimi, Maruniler ve Dürziler arasında bir denge kurmaya çabaladı. Öyle ki Nizara, 1925'’de Dürzî lider Sultan El-Atraş Suriye’nin Dürzî Dağı bölgesinde Fransa’ya karşı bir isyana başlattığında Şuf Dağı’ndaki Dürzîlerin bu çatışmaya müdahil olmaması konusunda büyük gayret sarfetti.

Kemal Canbulat:

Resim

Kemal Canbulat, 1949’da İlerici Sosyalist Partisi'ni (Al-Hizb Al-Taqadummi Al-Ishtiraki)’ kurdu. Kemal Canbulat'’ın partisinin ideolojik yapısı, sosyalizm, demokrasi, laiklik ve Arap milliyetçiliği gibi fikirlerden beslendi. 70’li yıllarda, ülkedeki din temelli siyaseti ortadan kaldırmak ve idari reformları destekleyen siyasi duruşuyla Kemal Canbulat, sadece bir feodal bey olmadığını gösterdi ve Dürzî toplumunun dışında da destek bulabilen bir siyasi ve sosyal reformcu kimliğiyle ön plana çıktı.

Parti logosu:

Resim

Kemal Canbulat, ülkedeki Müslüman kesimin ve Filistinli mültecilerin siyasi ve sosyo-ekonomik taleplerinin karşılanması için 1969’'da kurulan Lübnan Ulusal Hareketi’'nin lideri olduktan sonra Canbulatlar’ın Lübnan siyasetindeki belirleyiciliği ve etkinliği en üst seviyesine ulaştı.

Lübnan Ulusal Hareketi: http://en.wikipedia.org/wiki/Lebanese_National_Movement

Kemal Canbulat ve Yaser Arafat:

Resim

16 Mart 1977’'de Lübnan İç Savaşı sürerken Kemal Canbulat’'ın öldürülmesinden sonra ailenin ve partinin liderliğine Velid Canbulat geçti. 1949’'da doğan Velid Canbulat, eğitimini Beyrut Amerikan Üniversitesi’'nde ve Fransa’'da tamamladı. Gençliğinde siyasette pek aktif olmayan Velid Canbulat, hızlı özel yaşamıyla ün yapmıştı, hatta Dürzî geleneklerini bir yana bırakarak Dürzî olmayan Kafkasya asıllı Ürdünlü Gervette’le evlenmişti. Başarı, deneyim ve karizma konusunda babasına göre dezavantajları olan Velid Canbulat, iç savaşın sürdüğü bir ortamda kısa sürede bu eksikliklerini giderip Canbulat Ailesi’nin lideri olarak babasının bıraktığı mirası ve onun politik anlayışını devam ettirmeye çalıştı. Fakat hiçbir zaman babasının sahip olduğu siyasi güce ve vizyona sahip olamadı.

Velid Canbulat gençlik dönemi:

Resim

14 Şubat 2005'’te gerçekleşen Refik Hariri suikastı, ülke tarihinde yeni bir siyasi konjonktürde yeni ittifak ve çatışmaları ortaya çıkardı. Canbulat- Aslan aileleri rekabeti, bu süreçte iki tarafın farklı bloklar içerisinde yer almasıyla somut hale geldi. Aslan Ailesi’nin lideri Talal Aslan, Hizbullah’'ın liderliğindeki 8 Mart Koalisyonu içinde yer alırken Canbulatlar Sünni Saad Hariri liderliğindeki Suriye karşıtı 14 Mart Koalisyonu’'nu destekledi.

Refik Hariri ve Velid Canbulat. (Refik Hariri tombul olan. Sakallı dedemizin hemen solunda oturan.)

Resim

Burada da Refik Hariri’nin oğlu Saad Hariri ile.

Resim

İç Savaş yıllarında ve sonrasında Hafız Esad Suriye’si’yle işbirliği yapan Dürzî lider Velid Canbulat, 2005 sonrası Suriye karşıtı Lübnanlıların sözcüsü gibi davranarak neredeyse her suikast ve şiddet olayının ardından Suriye yönetimine yönelik sert suçlamalarda bulundu. Canbulat, Batılı medya kurumlarına verdiği röportajlarda Beşar Esad’'ı Lübnan’daki suikastlardan dolayı suçlayıp, onu Orta Doğu’'daki istikrarsızlıkların nedeni olarak gösterdi. Hatta uzun yıllar sonra babası Kemal Canbulat’'ın öldürülmesinin sorumlusu olarak Suriye'’nin adını andı.

Refik Hariri’yi anma günü:

Resim

bilgesam.org

Suriye İç Savaşı ile birlikte Velid amcamız Suriye karşıtlığını (Esad) hemen hemen her defasında dile getirmiştir. Hatta ''Esad destekçisi Dürzilerin kanları helaldir.’’ dedi. Nusra Cephesi’nin Lübnan’a saldırmaya başlamasından itibaren Lübnan’daki tarafların teröre karşı bir olmasına, Lübnan devletini desteklemesini söyledi. Ancak Nusra Cephesi Suriye’deki (İdlib bölgesi) Dürzi köylerini tehdit edince ‘’Nusra Cephesi terörist değildir.’’ demek zorunda kalmıştır.

Ayrıca Refik Hariri suikasti ile ilgili davada bir sanığın ifadesine göre 2004’de Beşar Esad ile görüşen Refik Hariri tehdit edilmiş daha sonra Refik Hariri, Velid Canbulat ile görüşmesinde Velid amcamız Refik Hariri’ye ‘’Lübnan’dan kaç. Suriye seni öldürecek, ben de dağlarda saklanırım.’’ dediğini söyledi.

Velid amcamız nereye giderse gitsin çay sefası yapmaktan kendini alamıyor. :)

Resim
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 15 Mar 2015, 21:28 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 29 Ara 2013, 15:47
Mesajlar: 1380
Yaş:
Bu İngilizler-Fransızlar çok akıllı vesselam...Öyle bir kukla devlet oluşturmuşlar ki "cumhurbaşkanı sizden başbakan bizden " diye bir devlet oluşturmuşlar...Zeki Alasya-Metin Akpınar'ın Hasip ile Nasip komedi filmi gibi , böyle devlet mi olur yahu...

İsrail'in etrafına bak bir tane bi yarayacak devlet bırakmamışlar...Üstüne biz Müslümanların adam kayırmacı-bilime zort çeken yapısını da ekleyince ooo ortaya harika bir yemek çıkmış...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2015, 01:25 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5037
Yaş:
Biraz eksik olmuş. Zehirli millettir İngilizler . Adımını attığı her yer hala kanserdir. İşte Kıbrıs , Filisitin , Keşmir, Sri Lanka , Kongo , Zambiya , Sudan , Irak , Mozambik , Sierra lenone . Fildişi kıyısı , Kamboçya , Nijerya .


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2015, 13:31 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Bugün Dürzi lider Kemal Canbolat’ın suikaste uğrayıp, ölümünün 38. yılı.

Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Mar 2015, 00:54 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Lebanese Forces’ın eski lideri Beşir Cemayel, küçük kıza güven aşılıyor. 1975
Resim
Murabıtlar - Beyrut 1976
Resim
Yeşil Hat’ın arkası - Beyrut 1976
Resim
Karantina katliamı: http://en.wikipedia.org/wiki/Karantina_massacre
Resim
Damour’u alan Filistinli milisler - 1976
Resim
Maskeli Murabıt. - Damour 1976
Resim
Libyalı paralı asker tarafından öldürülmeden az evvel fotoğrafı çekilmiş aile. - Damour
Damour katliamı: http://en.wikipedia.org/wiki/Damour_massacre
Resim
Lebanese Arab Army komutanı Ahmet Khatib (sağda) - 1976
Resim
İsrail Ordusu’nun güney Lübnan’dan girişi. - 1978[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Mar 2015, 01:48 
Çevrimiçi
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7203
Yaş:
Fotodaki araç nedir? WW2 zamanı 6x6'lara benzettim ama emin olamadım.

[spoiler]Resim[/spoiler]

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Mar 2015, 01:57 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5037
Yaş:
Alıntı:
Fotodaki araç nedir? ]

4x4 staghound .

http://en.wikipedia.org/wiki/T17_%28armored_car%29

Alıntı:
Lebanon - Thirty in service with the Lebanese Army and Internal Security Forces (ISF) between 1949 and 1983. Some of these had the US M6 37 mm gun and 0.30-inch M1919 machine guns replaced by a British Ordnance QF 2 pounder and 7.92 mm BESA machine guns and subsequently had the turret replaced with that of a 75 mm gun-armed AEC Armoured Car, passed on to the Army of Free Lebanon, Lebanese Arab Army, Tigers Militia, Kataeb Regulatory Forces, Lebanese Forces, al-Murabitun, Progressive Socialist Party.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Mar 2015, 02:45 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Kemal Canbulat’ın cenaze töreninin de bulunduğu döneme ait görüntüler barındıran video:

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=6xASvs1WJVQ[/youtube]

Bugün ki anma gününden:

[spoiler]Resim
Resim
Resim[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Mar 2015, 00:58 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Filistinli bataryacı. - Beyrut 1982
Resim
Dönemin Savunma Bakanı Ariel Şaron, Hıristiyanların olduğu Doğu Beyrut’a giderken. - 1982
Resim
Sabra & Şatila kampı. - 1990
Resim
Batı Beyrut’taki İsrail tankları. - 1982
Resim
Mülteci kampında öldürülen Filistinliler. - 1982
Resim
Resim
Babasıyla vedalaşan Filistinli kız. - 1982
Resim
58 Fransız paraşütçüsünün ölümüne yol açan bombalı arabanın patlaması sonucu çöken binanın altına kalan arkadaşını elinden tutan asker. - Beyrut 1983
Resim
İtalyan askerleriyle konuşan Lübnanlı çocuk. - 1982
Resim
Amerikan Beyrut Büyükelçiliği’ne yapılan saldırı. - 1983
Resim
Batı Beyrut’a giren İsrail askerleri - 1982
Resim
Aşure ayı - 1985
Resim
Batı Beyrut’ta ilerleyemeye çalışan İsrail askerleri. - 1982
Resim
1984
Resim
Beyrut’a giren İsrail tankları. - 1982
Resim
Alexander Otel’inin çatısındaki gazeteciler - 1982
Resim
Arap Üniversitesi’nin civarında yaveriyle dolanan Yaser Arafat. İsrail’in şehre girdiği dönem. - 1982
Resim
Doğu-Batı Beyrut’ı ayıran kontrol noktasındaki Şii milis. - 1982
Resim
Devriye gezen Amerikan deniz piyadeleri - 1983[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 29 Mar 2015, 00:05 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Resim
Resim
Trablus limanı.
Resim
Lübnan Ordusu’na karşı savaşan Dürzi milisler - 1983
Resim
Hizbullah konvoyunun en önüne oturtulan çocuk. - Beyrut 1989
Resim
Filistinlilerin Beyrut’u terk edişi sırasında Fransız askerleri.
Resim
Falanjist milis.
Resim
Beyrut’taki yeşil hattaki İsrail tankı.
Resim
Uluslararası görev gücünün Beyrut’tan ayrılışı. - 1984
Resim
Beyrut Havaalanı’nda yaşanan patlama sırasında Charlie bölüğü.
Resim
Beyrut’taki Ras Al Nabeh’deki Suriye tankı - 1989
Resim
Maruni Hıristiyanlar. - 1978
Resim
Resim
Hizbullah’ın Balbeek’de Amerika ve Fransa karşıtı gösterisi. - 1987
Resim
BTÖ’nün Beka Vadisi’ndeki eğitim kampı. - 1988
Resim
Maruni keşişlerin Beyrut yakınındaki manastırda yaptıkları basket maçı. - 1981
Resim
Dürzilerin, Doğu Beyrut’a düzenlediği roket saldırısı. - 1983
Resim
Resim
İsrail’in yaptığı bombalı saldırı sonucu sokağa çıkan Filistinli milis. - 1982[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 07 Nis 2015, 14:50 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Resim
Lübnan askeri
Resim
Lübnan askeri, Dürzi-Emel ittifakına karşı savaşıyor.
Resim
Filistin kampına saldıran Emel militanı.
Resim
Falanjistlerin safında yer alan Fransızlar
Resim
Emelciler
Resim
Resim
Filistin’e Özgürlük hareketinin çocuk militan eğitimi
Resim
Trablus’da Suriye’ye karşı savaşan Filistinli amca.
Resim
Resim
Resim
ASALA
Resim
Filistinliler.
Resim
Dürzilere karşı savaşan Lübnan Ordusu[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 07 Nis 2015, 17:47 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Haz 2014, 01:21
Mesajlar: 360
Yaş:
Açık ara en karmaşık savaş :roll:


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 13 Nis 2015, 15:15 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Bugün Lübnan İç Savaşı’nın 40. yılı. Sizlere çeşitli makalelerden topladığım Lübnan’ın iç durumuna ait yazıları özet geçmeye geçeceğim. Ayrıca verilerden yararlanarak hazırladığım bir kaç grafik de mevcut.

İç Savaşın Başlayışı

El-Fetih’in lideri Yaser Arafat, FKÖ’nün başkanlığına getirildi. 1970 yılında ise Ürdün’de Kral Hüseyin’i devirmek için ayaklanan Filistinliler başarısız oldu. “Kara Eylül” diye adlandırılan olayda binlerce Filistinli katledildi. Bu olaydan sonra Lübnan’a yeni bir Filistin göçü daha oldu.

1970’li yıllara gelindiğinde Müslüman grupların bazı önderleri Cumhurbaşkanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı gibi nihaî iktidarın Hıristiyanların elinde olmasını kabul etmiyorlar. Devreye Filistinli radikal gruplar da girince, olaylar daha da büyüdü.

1970’li yılların başında Falanjist güçler ve Hür Milliyetçiler diye adlandırılan Hıristiyanlar hızla silahlandılar. Hıristiyanlar Filistinlilerin varlığından rahatsız olurken, radikal Müslümanlar Filistinlileri destekliyordu. Sünni liderler ise ya taraf olmuyor ya da tabanından gelen baskılar sonucu Filistin yanlısı tutum sergiliyorlardı.

1974 yılında Müslümanlar üç gruba ayrılmıştı: Suriye yanlısı radikalleri bünyesinde toplayan Kemal Canbolat’ın Lübnan Ulusal Hareketi, Saib Selam’ın öncülüğündeki Sünni Müslümanlar ve liderliğini İmam Musa Sadr’ın yaptığı giderek güçlenen Şii örgütler.

Lübnan hükümeti ya Filistinli milislere cephe alarak çapulcu hareketini sindirecekti ki bu ülkede Hıristiyan-Müslüman çatışması riskini taşıyordu; ya da İsrail ile sürtüşmeyi göze alarak güneydeki Filistin hareketlerine göz yumacaktı ki bu da İsrail’in Lübnan’a askeri müdahalesi olasılığını güçlendiriyordu. Bu karmaşık yapı Lübnan’ı hızla iç savaşa sürüklemiştir.

Lübnan Ulusal Hareketi içinde Suriye yanlısı gruplar, Bağımsız Lübnan taraftarı olanlar ve Irak yanlısı gruplar olmak üzere üç akım vardı.

Hıristiyan güçlerin en önemlisi ise Falanjistler, Lübnan Liberal Partisi ve bu partilerin bünyesinde bulundurdukları milislerdi. Bütün bunlara ilave olarak 1976 yılında Beşir Cemayel İsrail’in desteğiyle Lübnan Kuvvetleri adlı bir milis kurmuştu.

Resim

Beşir Cemayel ve babası Piyer Cemayel

13 Nisan 1975 tarihinde Beyrut yakınlarında Ayn El-Rumana’da Pierre Cemayel, bir kilisenin açılışını yaparken, kiliseye ateş açılmış, iki Falanjist asker ile Cemayel’in muhafızlarından biri öldürülmüştü. Olaydan Filistinlileri sorumlu tutan Falanjist güçler, Filistin kampına giden bir otobüse sadırdılar ve bütün yolcuları öldürdüler. Katliamı öğrenen Filistinli birlikler Beyrut’a ve kentin dış semtlerine saldırıya geçmesiyle İç Savaş başlamış oluyordu.

Saldırı Günü Filistin Otobüsü

Resim

Bugün ki Hali

Resim

Lübnan’ın Sosyal Yapısı

Lübnan, sosyal yapısı itibariyle kendine özgü bir ülke olarak tanımlanabilir. Lübnan’ın bu karakteristiği iki unsura dayanmaktadır. Birincisi Lübnan halkının iki büyük dinin, Hıristiyanlığın ve Müslümanlığın, toplam 22 mezhebe bölünmüş olmasıdır. İkinci unsur ise, Lübnan siyasi partilerin, sosyal yapının bu özelliklerine göre şekillenmesidir. Dolayısıyla siyasi partilerin yapısına önce aile şekil vermiş, ondan sonra da mezhep faktörü ile siyasi fikirler yerlerini almıştır.

Grekler

Tarihi Fenikeliler zamanına kadar ulaşan Lübnan’da %12 oranında Grekliler yani Yunan asıllılar yaşamaktadır. Greklerin%59’u Ortodoks, %41’i Katoliktir. Ülke nüfusuna oranladığımız zaman ise Ortodokslar %8, Katoliklerde %4’ü oluşturmaktadır.

Ermeniler

Arap, Bizans ve son olarak Osmanlı himayesinde yaşayan Ermenilerden bir kısmı 1915’ten sonra Lübnan’a göç ederek buraya yerleşmişlerdir. Lübnan Ermenilerin yoğun ve aktif olarak bulundukları bir yerdir ve Lübnan’daki dini liderlik Ermeni kiliseleri içinde öncü rollerden birine sahiptir. Ermeniler Lübnan’da etkin bir grup oluşturmuşken, iç çatışmaların artmasından sonra, pek çok Ermeni Kanada ve Latin Amerika’ya göç ettiler. Ermeniler Lübnan’da üç politik formasyon içinde örgütlenmişlerdir; sosyalist eğilimli Taşnaklar sağ eğilimli Hınçaklar ve Ramgavarlar.

Filistin sorununda Filistinli gruplara sempati duymaları ve zaman zaman diğer Hıristiyan grupların çağrılarına rağmen Filistinlilere destek vermeleri de Ermenilere 1970’li ve 1980’li yıllarda özel bir güç vermiştir.

Kürtler

Lübnan’daki Kürtlerin sayısının 75. 000 - 100. 000 arasındadır. Genel olarak Beyrut ve çevresinde yaşamaktadırlar. Kürtlerin tamamı Müslümandır. Lübnan siyasetinde de aktif olan Kürtler iki siyasi partiye de sahiptir. Biri Lübnan Kürtleri Kurtuluş Partisi diğeri ise Yurtsever Doğuş Partisi’dir.

Dini

Lübnan’ın dine göre grupların istatistik dağılımlarına baktığımızda, % 65 Müslüman olan halkın % 30 Şii, % 30 Sünni, % 5 Dürzi’dir. % 35 Hıristiyan olanların ise %22 Maruni, %8 Grek Ortodoks, %4 Grek Katolik geriye kalanları ise Ermeni Ortodoks ve diğerleri oluşturmaktadır.

Müslümanlar

Müslümanlar ara- sında diğer etkili gruplar ise Sünniler ve Dürzilerdir. Lübnanlı Müslümanlar, farklı mezheplerden olmakla birlikte daha çok Arap idealini savunmaktadırlar. Lübnan Sünnilerle Şiilerin kanlı tarihlerine karşılık en barışçıl yaşadıkları yerlerin başında gelmektedir. Özellikle de İsrail’in Hizbullah’a yönelik saldırılarında Sünniler Şiileri desteklemişlerdi.

Sünniler Ve Şiiler

Sünniler’in büyük bölümünün etrafında toplandığı eski Başbakan Hariri’nin Tayyar El Mustakbal (Future Movement) hareketi, Suriye karşıtı muhalefet içinde en güçlü konumda bulunun harekettir. Sünni Müslümanlar 500 bini geçen nüfuslarıyla Lübnan üçüncü büyük grubudur. Sünni liderler, ılımlı karakterleriyle genellikle Lübnan siyasetinde dengeleyici bir unsurudur. Başbakan Sünnilerden seçilmektedir.

Lübnan’da Şiiler ülkenin güneyinde, Beka Vadisi’nde ve 1960’lardaki kırsal alandan başkente yönelik yoğun göç sonucunda güney Beyrut’ta yoğunlaşmışlardır. Şiiler Lübnan’da en büyük grubu oluşturmaktadır. Ülkedeki Şii Nüfusu yaklaşık 1.7 milyon civarındadır. Hizbullah ve EMEL Lübnan’da tabanını Şiilerin oluşturduğu iki güçlü örgüttür. Meclis Başkanı Şiilerden seçilmektedir.

Dürziler

Osmanlı Devleti idaresindeki Lübnan’da önceleri Dürzî Aileler güçlü ve egemendi. Dürziler genel nüfusta yaklaşık %7 oranında Müslüman olarak kabul edilmektedirler. Dürzilerin inanç sistemi Müslümanlardan biraz farklı olmasına rağmen kendilerini Müslüman olarak ifade etmektedirler. Ancak Lübnan Müslümanları Dürzileri Müslüman olarak kendilerinden görmemektedirler. Dürzîler, Lübnan siyasal sitemi tarafından Müslümanlık içinde kabul edilir. Lübnan’da Genel Kurmay Başkanı ve Polis Müdürü Dürzilerden seçilmektedir.

Hıristiyanlar

Hıristiyanlar içinde kayda değer topluluklar Grek Ortodokslar ve Grek Katoliklerdir. Marunîlerle sürekli çatışan Grek Ortodokslar, Arap milliyetçiliğine yatkın bir siyasi çizgiye sahiptir. Güney Lübnan’da yaşayan Grek Katolikler ise İsrail ile yakın işbirliği içinde hareket etmektedir. Lübnan’da az sayıda bulunan Ermeniler de Taşnak Partisi altında örgütlenmiştir.

Lübnan’da Başbakan ve Meclis Başkan yardımcıları, Savunma bakanı Hıristiyan Ortodokslardan oluşmaktadır.

18 ve 19. yüzyıllarda Dürzî hâkimiyeti yavaş yavaş Marunîlere geçmiştir. Marunilerin büyük çoğunluğu Lübnan’da yaşayan inançları bakımından Katolik Arap ve Süryani Hıristiyanlardan oluşmaktadır. Ancak bu Hıristiyanlar Katolik kiliselere bağlı olmayıp kendilerine ait ayrı bir liderlikleri bulunmaktadır. Hıristiyan Marunilerin ülkedeki toplam nüfusa göre oranı %20’lerde olmasına rağmen parlamentoda %27’ye ulaşan bir oranla temsil edilmektedir.

Lübnan’da Cumhurbaşkanı Marunilerden seçilir.

Askeri Yapı

Lübnan askeri yapısında da din faktörü kendisini hissettirmektedir. Ordu yapılanması da tıpkı siyasi otorite gibi parçalı ve dağınık olduğundan tarafsız bir ordu kurulması mümkün olmamıştır.

Siyasi Yapı

Ülke Beş idari bölgeye ayrılır. Dört yılda bir seçilen 99 üyeli bir meclis bulunur. Devlet Başkanı, Marunî Hıristiyanlarından olmak üzere altı yıllığına seçilir. Hükümeti kuran Başbakan, Sünni Müslümandır. Meclis başkanı ise Şii’dir.

Lübnan iç siyasetini şekillendiren iki etken, mezhepsel gruplar ve feodal geleneklere sahip köklü ailelerdir.Cemaatler dışında Lübnan siyasetinin diğer önemli bir unsuru, liderliğin çoğunlukla babadan oğla geçtiği ailelerdir.
Siyasette etkin olan aileler şunlardır:

Maruni aileler: Cemayel, Şamun, Huri, Edde, Bustani ve Franjiye
Sünni aileler: Karami, Selam, Sulh ve Hoss
Şii aileler: Berri, Asad ve Hamadeh
Dürzi aileler: Canbulat ve Arslan

Lübnan Müslümanlarının meclisteki temsillerine baktığımızda; Lübnan kuzeyi ile başkent Beyrut’ta Sünnilerin, Lübnan’ın güneyi ile Beka vadisinde Şiîlerin orta dağlık Şuf bölgesinde Dürzîlerin meclis üyeliklerini aldıkları görülmektedir.

Lübnan İç Savaş’ı nedeniyle gerçekleşen göçler sebebiyle ülkedeki Hıristiyanların genel nüfusa oranı en iyimser rakamla % 35 olmasına rağmen, parlamentodaki sandalyelerin yarısı onlara verilmektedir. 64 sandalyenin dağılımı şöyledir:

34 Maruni,
14 Grek Ortodoks,
8 Grek Katolik,
5 Ermeni Ortodoks,
1 Ermeni Katolik,
1 Anglikan,
1 Küçük Azınlıklar.

Müslümanlara verilen 64 sandalyenin dağılımı ise:

27 Sünni,
27 Şiî,
8 Dürzî,
2 Alevi

Devlet Ve Kabine Yapılanması

Cumhurbaşkanı Hıristiyan Maruni, Başbakan Sünni, Yardımcısı Hıristiyan Ortodoks, Meclis Başkanı Şii, Yardımcısı Hıristiyan Ortodoks. Ordu Komutanı Maruni, Genelkurmay Başkanı Dürzi, Savunma Bakanı Hıristiyan Ortodoks, Emniyet Genel Müdürü Sünni, Jandarma Komutanı ve Askeri İstihbarat Başkanı Marunî, Polis Müdürü Dürzî, Merkez Başkanı Marunî’dir.

Son Lübnan kabinesinde;

Sünni

-Başbakan
-İçişleri Bakanı
-Adalet Bakanı
-Kalkınma Bakanı
-Çevre Bakanı
-Sosyal Politikalar Bakanı

Dürzi

-Sağlık Bakanı
-Tarım Bakanı

Maruni

-Dışişleri Bakanı
-Kültür Bakanı
-Çalışma Bakanı
-Telekomünikasyon Bakanı

Grek Ortodoks

-Eğitim Bakanı
-Enformasyon Bakanı

Grek Katolik

-Ekonomi Ve Ticareti Bakanı
-Turizm Bakanı
-Savunma Bakanı

Ermeni Ortodoks

-Enerji Bakanı

Şii

-Ekonomi Bakanı (Emel Hareketi)
-Ulaştırma Ve Bayındırlık Bakanı (Emel Hareketi)
-Endüstri Bakanı (Hizbullah)
-Gençlik Ve Spor Bakanı (Bağımsız)
-Parlamento İlişkileri Ve Devlet Bakanı (Hizbullah)

Meclis (Parlamento)

Resim

Taif Öncesi Hıristiyanlar

Resim

Taif Sonrası Hıristiyanlar

Resim

Taif Öncesi Müslümanlar

Resim

Taif Sonrası Müslümanlar

Resim

Resim

Dağılımın Grafiği

Resim

Taif Antlaşması Sonrasında Lübnan

22 Ekim 1989 tarihinde ise Lübnan tarihi için bir dönüm noktası olan Taif Anlaşması imzalandı. Bu anlaşmanın maddelerine göre Cumhurbaşkanı Hıristiyan olacak ancak Cumhurbaşkanı bağımsız olarak konseyi atayamayacak, Sünnilerin bu duruma veto hakkı bulunacaktı. 128 milletvekilinden oluşan meclis, Hıristiyan ve Müslümanlar arasında eşit dağıtılacaktı. Ayrıca Lübnan’da politik istikrar sağlandıktan sonra Suriye’nin birliklerini geri çekmesi de kararlaştırılmıştı.

Taif Anlaşması’ndan sonra güneydeki Hizbullah ve alt grupları hariç tüm milisler dağılmıştır. Ordu ve polis teşkilatı tekrar etkin olmuştur. Milislerin birçoğu siyasileşerek partileşmiş ve parlamentoya girmiştir.

Eski başbakanlardan Refik Hariri yıllar süren iç çatışmaların ardından Lübnan’ı ayağa kaldıran adam olarak biliniyordu. Sahip olduğu uluslararası bağlantılarla, yabancı yatırımcıları Lübnan’a çekmeyi başarmıştı. Suriye karşıtı muhalefetten yanaydı. 14 Şubat 2005 tarihinde bombalı bir suikast neticesinde öldürüldü. Suikasttan Suriye sorumlu tutulmuştur. Batılı güçler ve içteki muhalif grupların baskısıyla Suriye, 22 Şubat 2005 tarihinde 15.000 kadar askerini çekebileceğini duyururken tarih vermedi. Ancak daha sonra baskılara dayanamayarak tüm askerlerini geri çekmek zorunda kaldı. Böylece Suriye’nin yaklaşık otuz yıl süren Lübnan’daki askeri varlığı sona ermiş oluyordu.

Resim

İç Savaş’a Ait Fotoğraflar

[spoiler]Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 13 Nis 2015, 19:53 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Batı Beyrut filminde kampa giden otobüse ateş edilişi yani savaşın başlangıcının sahnelenme anı.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=i6NW_zcgbPg[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Nis 2015, 22:02 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
[spoiler]Resim
Lübnan Ulusal Cephesi’nin elindeki araçlar. (Lübnan Ulusal Cephesi: Müslümanlar oluşuyor.)
Resim
Resim
Resim
Lübnan Ordusu
Resim
Resim
Murabıtlar
Resim
Suriye Ordusu, 1976’da Lübnan’da.
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim[/spoiler]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 06 May 2015, 01:02 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5386
Yaş:
Lübnan İç Savaşı ve İç Savaş’a yol açan olaylara değindik. Ama olayın aslı astarı daha uzun tabii. Sadece Filistinlilerin, Lübnan’a gelmesiyle alakalı değil. Osmanlı dönemine uzanan bir geçmişleri var. Bu sefer konuyu Osmanlı’dan İç Savaş’a kadar olan dönemi çeşitli makalelerden derlediğim yazıyla aktaracağım. Ancak yazı uzun olduğu için okunabilmesi adına tek sefer de değil de parça parça ekleyeceğim.

OSMANLI DÖNEMİNDE LÜBNAN

Lübnan, 16. yüzyılda Osmanlı hâkimiyetine girmiş ve I. Dünya savaşının sonuna kadar Osmanlı idaresinde kalmıştır. 400 yıl boyunca süren bu hâkimiyet döneminde bölge, Osmanlıların yürüttükleri genel politikaları doğrultusunda, oldukça özerk bir yapıya sahip olarak, tüm din ve kültürlerin serbestçe icra edildiği bir konuma sahip olmuştur. Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet, bu bölge içinde veya yakınında kök salmıştır. Bu inanışların farklı anlayışları, dinî ve mezhebî çeşitliliğe yol açmıştır. Ayrıca bu bölge Araplar, Bizanslılar, Moğollar, Türkler, Haçlılar, İranlılar gibi çeşitli etnik unsurların yönetimine girmiştir. Dağlık olması ve siyasi otoriteden uzak olması sebebiyle, genelde muhalif hareketlerin de sığınağı olmuştur.

Sayda ve Beyrut sancakları Şam Eyaletine bağlıydı sancaklardı. Osmanlı padişahları Lübnan'daki feodal yapıya fazla dokunmamışlar, yarı bağımsız bir düzen içerisinde kalmışlardır. 1887’de ise Beyrut vilayeti oluşturulmuştur.

Lübnan topraklarında iki farklı dinî grup öne çıkmıştır: Hıristiyan-Katolik Marunîler ve Müslüman kesim içinde yer alan Dürzîler. Bu iki grup arasında 1840 ve 1861 yılları arasında birçok çatışma meydana gelmiş ve bunun neticesinde Osmanlılar, Lübnan’da din esasına dayalı değişik yönetim şekilleri oluşturmuştur.

Beyrut ve Sayda (Sidon) Sancakları:

Resim

18. yüzyıla yaklaştıkça Lübnan'daki geleneksel Dürzi üstünlüğü azalmaya başladı. Dürzi aileler arasında kanlı çekişmeler gerek sayı, gerek ekonomik yönden Dürzilerin gücünü azaltmıştı. Böylece, Lübnan'da geleneksel Dürzi egemenliği azalmaya, buna karşılık Maruni Hıristiyanların ekonomik ve siyasi güçleri artmaya başladı. 18. ve 19. yüzyıllarda Dürzilerin geleneksel üstünlüklerinin yavaş yavaş Marunilere geçmesine neden oldu. Bu gelişme Dürzileri iyice yıpratırken 1788 yılında, Lübnan emirliği Marunilere verilmesiyle ülkedeki Hıristiyanları daha güçlü hale getiren bir unsur oldu.

19. yüzyılda bugünkü Lübnan’ın güney kısmı Cebel-i Lübnan özerk mutasarrıflığı olarak doğruda İstanbul’a bağlıydı. Yine Güneydeki Kudüs-ü Şerif ve civarı da merkeze bağlı bir mutasarrıflıktı. Cebel’in ortasındaki Beyrut, güneydeki Hayfa ve Akka, kuzeydeki Lazkiye ve Trablusşam sancaklarıyla birlikte Beyrut vilayetini oluşturuyordu.

Cebel-i Lübnan. Tripoli: Trablusşam. Kırmızı nokta ise Dürzilerin yaşadığı dağlar.

Resim

1845 Olayları: Maruni – Dürzi Çatışması

1845 yılında Lübnan’da Fransızların başlattığı Maruni-Dürzi çatışmasıdır. Abdülmecid döneminde başlayan Maruni-Dürzi çatışması yerel kuvvetlerle bastırılmaya çalışılmış; Abdülhamid iktidarında bu uygulama stratejik bölgelerde askeri garnizonlar bulundurmak şeklinde geliştirilmiştir.

Merkezi yönetim 1839’da kabul edilen Tanzimat rejiminin esaslarını Lübnan’da da doğrudan yürürlüğe sokmak istemiştir. Ancak Cebel-i Lübnan’da kabul görmedi. Emir’in Dürzilere ve Ortodokslara sert davranması yeni olaylara neden olunca o da azledildi. Yerine Macar Ömer Paşa getirildi. Maruni-Dürzi çatışması devam ediyordu. Fransa Cebel-i Lübnan’daki olayları gerekçe göstererek olaylara taraf oldu. İngiltere’de Dürzilere el attı. Bunların yanı sıra Rusya’da Ortodoksların hamisi olarak sahneye çıktı. Yaşanan yeni gelişmelerin hemen ardından Dürziler ve Ortodokslarda Marunilerden şikayetçi oldular.

1844 isyanına karışanların affedilmesi, verginin genel bir değer üzerinden alınması ve isyanlarda malları yağma edilenlere tazminat ödenmesi şeklindeydi.

1842-1845 OLAYLARI VE LÜBNAN İDARESINDE YAPILAN DÜZENLEMELER

Lübnan'da Osmanlı hâkimiyeti yeniden tesis edildikten sonra, Dürzî ve Marunî toplumları arasındaki çatımalar iyice su yüzüne çıkmıştır. Çatışmaya, işgal sonrası her iki toplumun Osmanlı idaresinden lehlerine bir takım beklentiler içine girmesi neden olmuştur. Çatışmaların sebebi sadece iki toplum arasındaki bu sürtüme değildir. Ülkelerinin siyasetlerine dönük olarak bölgede faaliyette bulunan İngiliz ve Fransız Konsolosları’nın, yerli halk arasındaki çatımaları fırsat bilerek taraftarları olan grupları desteklemeleri olayların çıkmasında etkili olmuştur. İngiliz ve Fransız temsilcilerinin de gayretleri sonucu ilk çatışma meydana gelmiştir.

Meselenin Girit ihtilaline benzer bir seyir takip etmesinden endişelenen Osmanlı Devleti, yapılan incelemeler sonucu olaylarda dirayetsizliği görülen Lübnan Emiri görevden alınmıştır.

Lübnan’da etkin olan Dürzî ve Marunîlerin, dağlık Lübnan’daki nüfuz mücadelesi, İngiltere ve Fransa’nın körüklemesiyle alevlenmişti. Dürzî-Marunî savaşları sonunda, Avrupa devletlerinin müdahalesiyle oluşturulan, din ve mezhep esasına dayalı “Çifte Kaymakamlık” ve “Mutasarrıflık” idareleriyle, mezhepler arası mücadele çözüme kavuşmamış aksine daha da artmıştır.

Kaymakamlık Sistemi

Tek merkezlilik yerine çift merkezli yönetim esasına dayanmaktadır. Buna göre; genelde kuzey Lübnan'da yaşayan Hıristiyanlar için Marunî Kaymakamlığı, güneyde yaşayan Dürziler için de Dürzî Kaymakamlığı meydana getirilmiştir. Kaymakamlar Sayda Valisi tarafından yerli halktan seçilecek ve atanacaktır. Böylece tek merkezli Emirlik idaresi yerine iki merkezli bir tür federasyona geçilmiştir.

Kaymakamlık’tan sonra yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Yabancı etkisine son verecek bir yöntem geliştirmeye gidilmiş ve Lübnan idaresini belli esaslara oturtan bir Nizâmnâme hazırlamıştır.

Cebel-i Lübnan'a Mutasarrıflık Düzeni Getirilmesi 
Mutasarrıflık düzeninin ana çizgileri öyle belirlenmiştir:

-Lübnan, Osmanlı Devleti'nin Hıristiyan vatandaşlarından atayacağı bir Mutasarrıf tarafından idare edilecektir.

-Mutasarrıfın görev süresi üç yıl ile sınırlandırılmıştır. Görev süresinin dolmasından üç ay önce Bâb-ı âlî ile Avrupa devletlerinin İstanbul'daki elçileri bir araya gelip, atanacak yeni Mutasarrıfı tespit edeceklerdir.

-Mutasarrıfın görev süresi geçici olup, yürütme kuvvetinin tüm yetki ve görevleri şahsında toplanmıştır. Kamu güvenliği ve düzeni, vergileri toplama, görevlileri atama, merkezi idare meclisini toplayıp ona bakanlık etme Mutasarrıfa aittir. Bu görevlerini yaparken kendisine, toplumların temsilcilerinden oluşan on iki kişilik bir meclis yardımcı olacaktır. İdare Meclîs-i Kebîri adı verilen bu karma mecliste ikişer Marunî, Dürzî, Ortodoks Rum, Katolik Rum, Mütevâli ve Müslüman üye bulunacaktır.

-Hukuk önünde tüm imtiyazlar kaldırılmış ve herkes eşit hale getirilmiştir. Nahiyelerde her cemaat için ayrı bir sulh yargıcı, kazalarda üç ile altı üyeden kurulmuş karma bidayet mahkemeleri, Lübnan merkezinde de on iki üyeli bir karma yüksek yargı kurulu oluşturulması ön görülmüştür.

-Güvenlik ve düzen, yeni oluşturulacak karma bir polis gücü tarafından sağlanacaktır.

Lübnan Nizamnamesi

Mahalli yöneticileri konsolosların etkisinden kurtarmak düşüncesiyle hazırlanan ve yöneticilerin konumunu yeniden düzenleyen Nizamnâme'ye göre; Lübnan'daki Kaymakamlıklar iki kaza olarak düşünülmüştür. Daha önce Sayda Valisine verilen kaymakamları tayin yetkisi, Emirlik sisteminde olduğu gibi yeniden merkeze alınmıştır. Merkezî otoriteyi güçlendirmek maksadıyla Kaymakamlar birer devlet memuru hüviyetine büründürülüp, azalara maaşa bağlanmıştır. Din ve mezhep farkı gözetmeksizin bölge halkının eşit olarak mahalli yönetime katılması için, kaymakamlıklar dahilinde birer Karma Meclis oluşturulmuştur.

Müslüman, Dürzî, Rum Katolik (Melkit), Rum Ortodokslardan ikişer, Mutevâlîlerden de bir temsilcinin bulunacağı bu meclislere, idarî, malî ve adlî ilere bakma görevi verilmiştir. Ayrıca azalardan birisinin Kadı diğerinin Müsteşar olarak görevlendirilmesi ön görülmüştür. Meclis vergi tanzimiyle de görevli kılınmıştır. 1850'de yeniden gözden geçirilen bu düzen, Mutasarrıflık idaresine geçildiği 1861 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.

1860 Dürzi-Maruni Çatışması ve Lübnan Olayları

1860 olayları, bir yıl öncesinden balayan küçük çaplı cinayetlerin birikimiyle oluşan bir patlamadır. İlk önce 14 Ağustos 1859'da Beyrut yakınlarındaki Beyt Mer'i köyünde Dürzîlerle Maruniler arasında küçük bir çatışma çıkmış, bunu meçhul cinayetler izlemiştir. Bilhassa karma köylerde meydana gelen bu cinayetler birikim meydana getirmiştir. Yine Cezzin'de çıkan daha büyük bir çatışma Sayda Valisinin gayretleri ve konsolosların girişimiyle büyümeden yatıştırılabilmiştir.

Bu ilk kıvılcımlardan sonra ilk esaslı olay, Marunî din adamlarının tahrikiyle harekete geçen Dürzî köylerine saldırmasıyla yaşanmıştır. Sonra yine 500 kişilik silahlı bir Marunî topluluğunun Kant lyas'a saldırması, Dürzîlerin de daha büyük bir karşı saldırıyla buna cevap vermesi olayları başlatan ilk gelişmeler olmuştur. Çatışmalar esnasında, başta Sayda Valisi olmak üzere Lübnan'ın emniyetinden sorumlu komutanların üzerlerine düşen görevi özveriyle yapmamaları, küçük bir gayretle bastırılabilecek olayların çığ gibi büyümesine neden olmuştur. Dürziler, saldırıya ilk uğrayan taraf olmalarına ramen kısa sürede toparlanarak karşı saldırıya geçmişlerdir. Askerlerden tepki gelmemesi destek eklinde yorumlanmış ve bundan sonra Lübnan genelinde yaşayan tüm Hıristiyanlara karı amansız ve top yekun saldırıya geçilmiştir. Cebel-i Lübnan'da Dürzî saldırılarından Sayda'ya kaçan Bekasin ve Cezzinli Hıristiyan sığınmacıların Dürzilerce katledilmesi kavmî nitelikli Dürzî-Marunî savaşını Hıristiyan-Müslüman çatışmasına dönüştürmüştür.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 07 May 2015, 12:22 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 24 Mar 2014, 23:13
Mesajlar: 45
Yaş:
Paylaşımlarınız için teşekkür ederim.İlgiyle takipteyim.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 93 mesaj ]  Sayfaya git 1 2 Sonraki

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye