TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 21 Oca 2018, 15:07

Tüm zamanlar UTC+03:00


Üye alımı belirsiz bir tarihe kadar kapatılmıştır,mail yolu ile ve ya sosyal hesaplar üzerinden taleplerde bulunmayınız.

Resim
Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 12 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 09 Haz 2017, 12:45 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 673
Yaş:
Merhabalar,


Bütün Dünya'da, özellikle yurdumuzda, karmaşalı bir yaklaşım mevcuttur. İyi üniversitelerden yüksek derecelerle mezun olmuş teknik
evsaflı kişilerin tasarımın esası olduğuna inanılır.

Üniversiteler en geniş anlamda, kainatı/Üniversi oluşturan varlıkların ulaşılabilen bilgilerini irdelerler. Arşivleri, sürekli o ana kadar kaydı
mevcut olan "Eski" girdilerden oluşmuştur. Geçmişin sonsuz sayılabilecek tecrübe birikimiyle yeniliklere ulaşım yolları dökümleri de
tamamen eskiye aittir. Diploma ile mezun ettikleri kişiler, eğer kullanabilirlerse, araştırma yapmaları halinde, çok yorulmadan, sistematik
olarak, "Nelerin nerelerde olduğu" genel bilgisine sahiplerdir.

Mühendislik branşları, adı üzerinde, "Hesap hendese ile", tedavüldeki işletme konusu üretim unsurlarını, amaçlanan kaliteye göre en
ekonomik olarak, mümkün olduğunca "Sıradanlaştırarak" alakadar kullanıcının emrine verme mesaii içindedirler. Mezunlarının hemen hepsi,
çok dağınık haldeki bilgi ulaşım yolları arşivlerini, işlerinde, tecrübeleriyle çalışır değerler haline getirecekler, branşlarında etiketlerini
hakkeder hale gelmeleri yıllara baliğ olacaktır.

Üniversiteler, onların teknik üğraşı dalları, kendine özel yenilikleri, benzersiz düşünceleri, henüz ulaşılmamış farklı unsurları mezunlarına
öğreten, onları istimi üzerinde tasarımcılar olarak mezun eden kuruluşlar değillerdir.

Orijinal fikirler üretmek, kişiye özel, yaradılıştan gelen bir kavramdır. Üniversiteler, böyle şahıslara, uğraşlarında yol gösterir, amaçlarına
ulaşımda çok daha az çaba sarfetmelerini sağlarlar. Mezunlarının sayısız hacmi, o değeri dolduracak kadar değişik fikir üretici demek
değildir.

Bunun yanında, kabiliyetli kişilerin, üniversite tahsili olmadan, özellikle teknik konularda oriinal fikirler üretebilmesi de olağanüstü zordur.
Kendilerince benzersiz olan bir yaklaşım, gerekli oluşum unsurlarından uzakta kalabileceği gibi, çok daha önceden çıkartılmış ve tatbik
görmüş dahi bulunabilir. Böyle kişilerin, eğitimden uzak çabaları, boş yere harcanarak çok daha verimli olabilecek düşünce potansiyelleri
heba edilmiş olacaktır. Filvaki, edinilmiş tecrübelerin, bunların içinde olması gerekene aykırı düşerek tökezlenmişlerinin öğrettikleri, büyük
oranda, genel arşiv hariç, eğitimin yerine geçebilir. Kişiler, diploma sahibi olmadan da, ulaşılabilir bilgi kaynaklarıyla kendilerini bir ölçüde
yetiştirebilirler.

Ortaya konmuş, tutulmuş oriinal bir fikir üzerine, sayısız fizik formüleri, hesap yöntemleri yönlendirilebilir. Ancak bunların hemen hepsi,
sonradan gelen sağlamalar, aynı yolu katetmek isteyenler için kolaylıklar niteliğindedirler. Patent arşivlerinin tetkikinde, çoz az sayıda
buluşun hesap hendese nihayetinde şekillendiği görülebilecektir.

Bu görüşlerin, yurdumuzda, özellikle silah sanayiinde yerlerinin araştırması, muhtemelen önemli bazı gerçekleri gün ışığına çıkaracaktır;

- Diploma üzerinden orijinal fikir üretecek tasarımcı tayin etmek imkansıza yakın zorluktadır.

- Yerleşik bir silah kültürü olmaması nedeniyle, alakadar eğitim kuruluşlarının görev vermesi, ihtisas gerektiren bu branşta liyakat sahibi
öğreticilerin yokluğu nedeniyle mümkün değildir.

- İş başındaki sanayi teknik kadrosunun elemanlarından kabiliyet sahibi olanlar mevcutsa, yerleşik üretim prensipleri çerçevesinde,
kendilerini yetiştirerek, yani orijinal fikir üretme özelliklerinin farkına varıp oturmuş kısıtlamaları yenerek bir neticeye varmaları on yıllara
yakın zaman alacaktır. Bu süre, taklid ürünlerin talep oranının doyma noktası ve imalat yapım maliyetlerinin standart seviyeyle farklılık
durumuna göre değişebilecektir.

- Araştırma, geliştirme departmanları(AR_GE), tasarıımcı olduğu görüşüyle kadrolaştırılmış kişilerin, çok küçük bir çabayla ulaşılabilir
hesap kaynaklarını bulup alakadar problemleri yeni baştan yaratarak çözüm arama uğraş yeri değildir. Amaçlanan farklılık tarafsızlıkla
ortaya konmalı, ona uygun fikirleri gerçekleştirmeğe ağırlık verilmelidir.

- Sanayide karar unsurlarının orijinal fiikirleri üretim yaklaşımları mevcutsa, kısa sürede sonuç için gereken, tasarım kadrolarında daha
çok, bir şekilde kendini yetiştirmiş alaylı takımının yer almasıdır.

- Dışarıdan tasarım desteği almak, ancak teklif edilenin doğru ve benzersizliğini tarafsız olarak tefrik edebilecek, en az onlar kadar bilgili
kadrolar mevcudiyetinde akılcı olabilir. Böyle niitelikli kapasite varitse, zaten yabancı akla gerek kalmayacaktır.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 09 Haz 2017, 22:53 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 13 Tem 2012, 14:15
Mesajlar: 360
Yaş:
Her ne kadar Tasarim yapanin Tahsille ilgisi oldukca önemli olsa da, Tasarim kabiliyeti kisiye (özel) dir. Aynen Müzik Kompozisyonu, Ressamlik ve Heykeltraslik gibi dir.

Bunun ötesinde daha bir cok kisiye özel, yetenek ve Kaabiliyet cesitleri vardir. Bir tanesini demeden gecmeyecegim; "Matematik" Bütün bu Kaabiliyetlerin birlestigi en önemli nokta ise, kisinin "Ilgi" duymasindan gecmektedir.

Adam, dagda koyun güdüyor, ama verin eline kagit kalemi Portrenizi usta bir Ressamin elinden cikmis gibi cizsin..

Adam, Professör, yüzlerce cok degerli Talebeler yetistirmis, fakat bir tane Bulusa veya bir Patente sahip olamamis. Tahsil ve Yetegin bir arada ayni kiside bir araya gelmis olmasi cok muazzam birsey, fakat cok zor bir araya gelebiliyor.

Ben hayiflanmiyorum ama, keske bir Makina Mühendislik Egitimim olsa idi diye bazen de düsünmeden edemiyordum.

Övünmek icin degil ama, kim bu kisi diye merak edenler icin diyorum.
"Low Vibration" tabir edilen bir deyim Teknik Literatura yerlesti. Bu benim Patentlerimden ve birlikte calisma yaptigim firmalarin, bulusu bana ait olan bu sistemi Makina ve Aletlerine Adapte etmeleri sayesinde öne cikti. Örnegin, Darbeli Matkaplar, Elektrikli tras makinalari ve Exenter presler gibi sayisiz bir cok Mekanik konumda uygulaniyor. Para da kazandiziz mi diye sormak istiyen olursa. cevabim "hayir"

Tasarim ve yetenek ayricaliginin, Yüce Yaratan Allahin, kisiye özel bir lütfu olduguna inaniyorum.

Saygilarimla.


(Oguz Koyutürk)
Alm. Mak. Imalatcisi - Mucit


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2017, 02:20 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Eyl 2015, 16:02
Mesajlar: 203
Yaş:
Ülkemizde mevcut kamu ve özel sanayi müesseseleri için mucitlerin ve ar-ge nin pek önemi olduğunu düşünmüyorum, önemli olsa idi zaten teknoloji ve üretimde bir çok sahada zirve olurduk, neticede neyimizi değiştirirsek değiştirelim, zihniyet ideolojik noktadan realist noktaya, yani olması gerektiği yere gelmediğinde istemediğimiz bu durum sürecektir.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 12 Haz 2017, 08:29 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 673
Yaş:
Paylaşımlarınız için teşekkürler, sayın Oğuz Koyutürk, azap5555,


Yurdumuz ve tüm Dünya'da, sadece yaratılıştan gelen kabiliyetlerle yenilik getirme çalışmaları, hayli uzun bir süre önce sona
ermiş addedilebilir. Özellikle günümüzdeki iletişim imkanları paralelinde, uluslararası olmayan bir araştırma üzerine bina edilecek farkılık
teşebbüsleri akim kalmaya mahkumdur.

Özetle ifade etmek gerekirse, benzersiz ve işeyarar bir yenilik ortaya koyma çalışmaları;

- Öncelikle, muhtemel talebe göre getirilecek yaklaşımın ana hatlarının belirlenmesi,

- Konudaki mevcut çalışma ve gerçekleştirmelerin çok detaylı araştırılması,

- Getirilecek objenin geçmişten olan farklılıklarının ve bunların sağlayacağı faydaların ortaya konması,

- Amaca uygun mücessem eşyanın şekillendirilmesi...

Safhalarında gerçekleşmektedir.

Bütün bu safahatın vazgeçilmez özelliği, çalışma bireylerinin "Alternatif Düşünce" özelliğine sahip olmalarıdır. Bu hassa, çok nadir olarak
kişi özelliklerinde yer alır ve kazanılması ancak eğitimle mümkündür.

Yaklaşımın en iyi açıklamasını, bir masada karşılıklı oturtulmuş iki kişi, ortada bir kağıt ve üzerinde bir daire, onun da ortayerine bir yarım
daire çizimi, ardından şahıslara, "Mutlak emin olarak ne gördüğünü ifade etmesi" istemi ve alınan cevaplar açıklayabilecektir.

Masanın bir tarafındaki kişi gördüğünü "Gülenyüz" olarak, karşıdaki, değişik bir yorumla, "Asıksurat" şeklinde dile getirecek, hatta bunun
aksinin mümkün olmadığını dahi ifade ederken, yer değişimi halinde yorumlar tam tersine dönecektir.

Kişilerde eksik olan "Alternatif düşünce" hassaı budur. Her tür olay ve cisim, muhtelif bakış açılarına göre her bireye başka görünecektir.
Sanatçılarda bir nevi görüş darliği yaratabilecek ve eksik olması istenecek bu özellik, günümüzün ekonomik dünyasında, her tür
teşebbüs başlangıcı için mutlak gerekli bir nitelik olup, ancak eğitimle, var olan ego ve öngörülerin başkalarının farklı ve haklı görüşlerine
zorunlu gerçekler refakatınde razı olunarak yok edilip uzaklaştırılmasıyla kazanılabilmektedir. Müzik, resim, heykeltraşlık, edebiyat benzeri
sanat erbabında, alternatif düşünce aranmaz. Zira kişisel duygu ve görüş kapasitelerinin en uç sınırlarına ulaşımına bu yaklaşım ket
vuracaktır. İşlevsel yenilik getirmeye doğuştan teknik kabiliyeti havi bireylerle sanatçıların ayrıldığı nokta budur. Birinde akıl, diğerinde
hislerin ağırlıklı eforu söz konusudur.

Yenilik getirme çalışmalarında, alternatif düşünce kabiliyeti mutlak gereklidir.

Düşünülen farklı eşyanın o zamana kadar yapılmamış olması, nüansların küçük de olsa tasarlanacak nesnede yer alması şarttır. Bunun
için, araştırmanın uluslararası seviyede çıkartılması gerekir ve yabancı dil bilgisi mecburiyeti bu safhada belirginleşmektedir. Eğitim bu
evrede de önemini tebarüz ettirmektedir.

Düşünülüp şekil verilecek yeniliğin, fizik ve kimya gibi temel bilgi esaslarına aykırı olmaması, aksi ihtimal mevcutsa, bunun deneylere
dayanın gerçek raporlarla teyidi, yine mevcut olması gereken niteliklerden biridir. Bunun için de, temel seviyede olsun sağlam bir eğitim
zorunludur. Kişi ufuklarını açan, bilgi müracaat yollarını gösteren her hangi bir üniversite tahsili, beyin gücünü kullanmağa mütemayil
kişiler için yeterli olabilir. Önemli olan diploma değil, öğrenim kurumunun kazandırması gerekli olan, "Üniversal görüş" ufkudur. Günümüz
iletişim imkanlarıyla, bireyler çalışarak bu konuda kendilerini eğitebilirler.

Tasarım, ne kadar yere sağlam basar görülürse görülsün, bir zemin üstünde birbiriyle işlevsel ilgiler içinde olan çizgilerden müteşekkil
değildir. Bütün zamanların en etkin filtreleri olan "Kalite/Üretim Maliyeti" ve mevcut şekillendirme makinalarına uygunluk kriterlerini de
geçmesi gerekecektir. Bunun için sadece teknik değil, işletme eğitimi de icap edecek, hatta, daha sağlam bir yapılandırma cihetinden,
tasarımcının bizzat bu makinalarda çalışmışlığı ve yeniliğine vucut verebilmesi söz konusu olacaktır. Bunların hepsi, temel ve üst eğitimi
gerektiren niteliklerdir.

İcatları doğuran ihtiyaçlardır. Çoğu ahvalde, iyi, derinlemesine yapılan geçmiş araştırmaları ve mevcutlara akılcı küçük yenilikler ilavesiyle
talepleri karşılayacak nesnelere vücut vermek mümkün olabilmektedir. Daha da sağlam basmak, tek kişinin aklıyla yetimeyip hata
ihtimallerini en aza indirmek için kuruluşlar. 18. Asır içinden itibaren, günümüzde "Araştırma Geliştirme" olarak tanımlanan gruplara yer
vermişlerdir. Aralarında doğuştan kabiliyetli mucitlerin de olduğu, tahkik özelliği iyi bilinen kişilerin ve eşya tabiatı ilmine vakıf bireylerin
oluşturduğu bu topluluklar, günümüzdeki çoğu yeniliğin kaynağını oluşturmaktadırlar. Deneyler sırasındaki ortaya çıkan tesadüfi olaylar,
bazı gelişmelere kılavuz teşkil edecek kadar etkilidirler.

Tasarım gruplarının ortaya koyduğu yenilikler, topluluk başkanının veya kuruluş sahibinin ismine tescil edilegelmişlerdir. Silah sanayii bu
uygulamanın sayısız örnekleriyle doludur ve bir kısmı, ilgilenenleri üzecek seviyede acımasız olabilir. Mesela, coğu kişi 1896 Mauser
tabancasının gerçek tasarımcılarının "Federlee Biraderler", Mauser 1910'un "Joseph Nickl", Browning'e atfedilen FN1903, 1906, 1910/22
modellerinin isimsiz FN mühendislerine, yine aynı yüksek ismin sembolu olmuş Colt 1911'in, otomotiv sanayiinden devşirilmiş ismi, kişiliği
bilinmeyen Colt mühendislerine, günümüzde çoğu piyade tüfeğinin esası kabul edilen ve patentinde isminin yer almadığı AR18 sisteminin
Eugene Morrison Stoner'e ait olduğundan bihaberdir.

Ateşli silah gelişmeleri, aralarında, Mannlicher, Whiting, Kiraly gibi gerçek mühendislerin de yer aldığı bireyler olsa da çoğu tekamülü,
Browning, Stoner, Kalashnikov gibi kendini yetiştirmiş kişilerin çalışmalarıyla gerçekleştirmiştir. Günümüzde bu temayül, yukarıda özeltle
yer verilen vakıalar refakatinde giderek azalmaktadır.

Tasarım grupları ve bağlı araştırma geliştirme departmanları, günümüzün çoğu etken yeniliğinin sorumlularıdırlar. Bu topluluklar, öncelikle
çok iyi geçmiş araştırmalarıyla işe yarar farklılıkları tesbit etmekte, sonradan yine eski ancak kullanıma açık tescillere küçük detaylar
ekleyerek yeni ürünlerin yaratıcısı olmaktadırlar. Böyle tasarımların genel özelliği, genelde, kişiliksiz, ışık vermeyen, kullanışlı, sağlam
nesneler olmalarıdır. Çoğu zaman, dış görünüşün cezbedici olması için özel sanayi sanatcıları kullanılmaktadır. Hatta, bu maksatla önce
dışı tasarlanıp sonra içi doldurulan ürünler de mevcuttur.

Yurdumuzda, özellikle cari patent mevzuatıyla, araştırma ve eğitim gerekmeden yenilik tescili mümkündür. Ancak bunların ne ölçüde
kullanılabilir olduğu şüphelidir. Çoğu, sözüm ona gelişmenin, yabancı kaynaklardan tercüme olduğu hakikati bir yana, büyük kısmının
fizik prensiplerine uyarsızlığı, içinde yer alacağı branş gereklerine aykırılığı dahi ilk bakışta farkedilecek kadar barizdir. Buna, büyük
paralarla destek verilen devlet kuruluşları özellikle dahildir.

Mevcut liyakat takdiri ve alakadar kültür refakatinde, maalesef, yurdumuzda, ateşli silahlar konusunda bir yenilik beklemek, mümkün
görülmemektedir.


Saygılar.



-

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 12 Haz 2017, 14:03 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1009
Yaş:
Sayın strongarm, hay ağzın bal yesin, çok güzel bir konuya değinmişsin.
Meşhur Murphy Kanunları en hoşuma gidenlerden birisi şudur; Uzman çok az konuda çok şey bilen, ve en sonunda hiçbir konuda hiçbirşey bilmeyendir. Tabii bu abartılı tanımı bir limit kavramı ile değerlendirmek lazım. Uzmanlıkta belirli bir detayda yoğunlaşmak zorundasınızdır. Bu da geniş açılı bakışı zorlaştırır.
Bir mucit veya fikir üreticisi nihai detayların hesaplarını, boyutlandırmasını bilemeyebilir. Ana fikri oluşturanlar genelde daha geniş alanda multidisipliner tiplerdir. Detay tasarımları ise uzmanlar yapar.
Sadece uzmanlardan oluşan bir ekibin yenilikçi bir fikir üretmesi gerçekten zordur. Çünkü onlar detaylar konusunda o kadar çok yoğunlaşmışlardır ki geneli göremezler, buna da ihtiyaç yoktur zaten.
ArGe departmanlarımızı oluştururken bu konulara dikat edildiğini hiç sanmıyorum.

Ama temel fizik kanunlarından habersiz bazı kişilerin devridaim makinaları icad ettiği bu ülkedeki gibi de olmaz. Bu gibi girişimlerin hatalı olduğunu prensipte bilip, hata şuradadır diye karşı çıkabilen bir uzman olmaması da bu yüzdendir.
Sevdiğim bir söz; Herşeyden bir şeyi, birşeyin herşeyini bileceksin.

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 23 Haz 2017, 07:33 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Kas 2015, 01:12
Mesajlar: 1141
Yaş:
Geç oldu ancak affola, Sayın strongarm; ellerinize sağlık. Her kelimesi altın değerindeydi.

Saygılarımla.

_________________
Resim
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 23 Haz 2017, 11:34 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 673
Yaş:
Merhabalar,


Görüş bildiren Sayın aktifkarbon ve AVCI'ya teşekkürler.

Yenilik getirmenin ağırlıklı çalışmalarının en başında, yabancı dil bilgisinin şart olduğu "Ön Araştırma" safhası gelmektedir. A.B.D. Gibi
gelişmiş ve baş köşeyi iyice işgal etmiş ülkeler için dahi lisan farkı çok önemlidir. Zira, tekamüllerin çoğu, yabancı ülkelerden sadece
birinde yapılmış, muhtelif zorluklar nedeniyle, bu, "Her derde deva" mezkur coğrafyaya taşınmamış olabilir.

Filvaki, sadece Amerikan Patent Dairesi Arşivi dahi yeterli bir araştırma kaynağı sayılabilir.

Bu meşgalede önemli olan, patent almağa hak kazanmış müracaatların, alakadar kurum elemanlarının tescil asalet araştırmalarında, en az
buluş sahibi kadar arif ve bilgili olmaları keyfiyetidir ve çoğu ahvalde bunun mümkün olmadığı, maalesef, görülmektedir.

Bundan bir adım daha ötesi, ancak ilgili hukuk büroları vasıtasıyla, gereğince düzenlenip, istenen şartlara göre sunulan yenilik tescil
çalışmalarında, söylenen kanuni hakkı havi görevlilerin cehaleti ve buluş sahibince eğitilmeleri zorunluğudur. Çoğu personel, konunun
gerekli literatüründen, hatta, ana tabirlerinden dahi haberdar değildir... Maateessüf, zikredilenler, Amerikan Patent Dairesi için ifade
edilmektedir.

Böyle olunca, getirilmek istenen yenilik tescilinin asaletine de gölge düşeceği açıktır. Maalesef, Dünya'nın teknoloji merkezi addedilen bu
ülke dahi, sayılamıyacak kadar hatalarla meşbu bir patent dairesini havidir. Alakadar hukuk büroları, tek bir kelime değiştirerek, eskiye
galebe çalacak metinler çıkartacak meharette olabilseler de, kurum tahkik elemanlarının, geçmiş tescilleri araştırıp bularak en azından
referans göstermeleri beklenmelidir, ki çoğu ahvalde bunun gerçekleşmemiş olduğu görülmektedir.

Nitekim, aşağıdaki üç farklı tarihte ayrı kişilere verilmiş, "Kavrama Kurmalı" olarak tanımlanabilecek tesciller, bu tesbitin açık örneklerinden
sadece birini oluşturmaktadır;

- Georg Walther/1923/1503568 USPT.No ; https://www.google.si/patents/US1503568

- Clarence A. Raville/1969/3656249 USPt.No ; https://www.google.ch/patents/US3656249

- Helmut Welde/1979/ 4132023 USPt.No ; http://www.google.ch/patents/US4132023

Georg Walther, Meşhur Carl Walther'in mahdumlarından biri, Clarenece Raville, Amerikalı bir mucit ve iş adamı, Helmut Weldle, Heckler
Koch'un dillere destan P7 tabancasınnın tasarımcısıdır.

Alakadar linklerin alt satırlarında, mavi baskılı ilk blog sütunlar, bu patentlerin asalet araştırmalarını yapan elemanların çıkartabildiği
benzer geçmiş tescilleri göstermektedir. İlgi çekici olan, Raville patentinde, Walther'in, Weldle'ninkinde, ne Walther ne de Raville adının
geçmemiş oluşudur. Her müracaat kendi ihtira beratını almış, aralarında en sonuncusu, daha sağlam fonlarla desteklendiğı ve nihai,
en yakın tarihli olduğu cihetinden isim olmuş, çığır açtığı söylenmiştir. "Kavrama Kurmalı" tabiri ile akla gelen, ne Walther , ne Raville...
sadece HK ve P7'dir.

Filvaki, şu anda dahi, en güvenilir patent kuruluşu USPTO'dur ve buluş sahiplerinin tescil gayretleri, zikredilen eksiklikler nedeniyle geri
plana atılmamalıdır. Önemli olan, bizzat yenilik getirdiğini iddia eden kişinin, yere sağlam basan ön araştırmaları ve bunun diğerlerinden
farklılıklarını alakadar elemanlara çok iyi anlatabilmesidir. Konusunda uzman seviyesi üstü bilgi, alternatif düşünce elastıkıyeti olgunuğu
yanında, ilgili fen kolunda karşı kişilere, yazılı olarak nüansları kavratabilecek seviyede dil bilgisi gerektiren bu uğraş, tahsil olmadan
mümkün değildir.

Ülkemiz patent tescilleri için zikredilenlerin hiç önemi yoktur. Müracaat formunun uygun şekilde doldurulması yeterlidir. Ancak gelişmenin
bu şekilde olamıyacağı barizdir. Gerçek araştırmacı ve yenilik iddiacılarının rotası, güç, zahmetli, uğraş gerektiren dış tescil merkezleridir.

Tasarımcı arkadaşlar... İşiniz zordur... Vesselam.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 23 Haz 2017, 13:59 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:28
Mesajlar: 5603
Yaş:
Bizim toprağımız biraz kıraç herhalde ki, Sabırla bir konuyu derinliği ile araştıran, her yönü ile kendini, ürününü, fikirleri kıyasıya eleştiren, az konuşup çok iş yapan, dünyaya karşı bir içten yanmalı merakı olan, kendini dünya arenasında rekabette gören ve onun disiplini ile kendini tartan insan tipi, ekseriyetle ayrık otu kategorisine giren ve hüdainabit türden olan, ancak bizim toprağımızda nedense çok miktarda "fışkıran" ve günlük yaşayan, yalapşap iş yapan, mümkünse zaten onu da yapmayan insan ve bunların desteği ile semiren "iş yapma kültrürü" ve "mamul" düzlemine yenik düşüyor. İyi az da olsa ara ara çıkmıyor değil, ama kötü o kadar "kendine güvenli" ve "aslında illüminati bizi rahat bıraksa neler yaparız" lafzı o kadar popüler ki bu kötü her zaman iyiyi kovuyor, eziyor ve yok ediyor. Maalesef Türkiye'deki kendine has, kendini besleyen, alanın da verenin aslında memnun olduğu milletin yine kendine propaganda yaparak kendini kazıkladığı ve kazıklattığı, herkesin içine tükürdüğü bir "kubur"a dönen "milli pazar"ımız ve "milli endüstri"miz, gittiği yere kadar bu şekilde yaşayıp, davul çalmaya devam edecek gibi görünüyor.

Bir de işte az sayıda meczuplar var. Bunlara da şimdilik altına lüks arabasını çeken, akşam kahvede eş dostla memleketi kurtaran esnaf ve sanatkar da kıs kıs gülüyor aslında bu meczuplara. Fındık kadar aklı ile iş bilmezlikle, alnında enayi yazmakla itham ediyor -ki alında enayi yazması bugünlerde çok farklı anlamlarda da riskli.

Hasılı; "Sineklerin Tanrısı" romanını aratmaz hale gelen ülkemizde "bilgi"nin baş üst edildiği bir kültüre gidemeyeceğimiz az çok herhalde yerleşmeye başladı. Kırık dökük kötü mallar pazarına, küllen hoş bulduk.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 23 Haz 2017, 23:04 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:26
Mesajlar: 2053
Yaş:
Alıntı:
"Sineklerin Tanrısı" romanını aratmaz hale gelen ülkemizde "bilgi"nin baş üst edildiği bir kültüre gidemeyeceğimiz az çok herhalde yerleşmeye başladı. Kırık dökük kötü mallar pazarına, küllen hoş bulduk.
Biz kendimiz gidemeyiz belki de, bu sefer çocuklar büyükleri kurtabilir mi acaba diyorum. Ülkemizin mevcut yetişkin nüfusu halen iletişim kuramayan eski kafalı az yada çok yobaz bünyelerden oluşuyor. İletişim=bilgi, , bugün önümüzde bir iletişim dünyası var. Dışında kalamazsın, hayatın kendisi haline geliyor. İletişimi içselleştirdikçe bilgiye doğru yönelim ve arayış güçlenecektir.

Ülkemiz için şunu tahmin ediyorum, zifiri karanlığın orta noktasını aştık. İletişim özürünü belli seviyede üzerinden atabilmiş ilk neslimiz y kuşağı hakimiyeti sağladığı zaman bilginin de yükselişe geçtiğini göreceğiz. Sonraki kuşaklar zaten tamamen bu dünyanın içine doğmuş olacak, hayatta kalabilmenin mecburiyeti olduğu için bilginin peşinde olacaklar zaten.

Düşünelim, bundan yirmi yıl önce şöhret olmanın koşulları nelerdi, kaç tane şöhret vardı, bugün nasıl.

_________________
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 24 Haz 2017, 07:07 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 14 Şub 2016, 16:49
Mesajlar: 391
Yaş:
Yeni nesiller en buyuk zorluklardan biri sosyal medya kullaniminin hayatlarindaki etkisi.

Olayi hizli geri beslemeye bagimlilik olarak aciklayanlar var.

Soyle ki, gercek hayatta hic bir zaman 2-3 dk'lik bir caba karsiliginda bir pozitif geri besleme almaniz mumkun degil. Belki 10.000 Saat calisip, ogrenip, ortaya bir sey koyup sonrasida o cabanin odulunu almaniz gerekir.

Sosyal medyada ise bir paylasim yapip ardindan o paylasima gelen "like" lari pozitif geri besleme olarak aliyorsunuz. Bunyenin cok hosuna gidiyor tabii bu hiz ama elde edilen anlamsiz bir sey - "like". Bunye icin ise nitelikten ziyade nicelik onemli gibi gorunuyor.

Her ne kadar cok ciddiye alinmasa da bu konunun cok onemli oldugunu dusunuyorum. Sebat etmeyi, uzun sure calisip da ortaya bir urun koymayi, bir yetenek bileylemeyi tamamen unutmus bir nesil geliyor.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 24 Haz 2017, 17:44 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:26
Mesajlar: 2053
Yaş:
Katılmıyorum. Sosyal medyanın o şekilde bir etkisi olmaz. Eleştirilen konusu olan, kafası çalışmayan ve hiç çalışmayacak olan creep kesimi eskiden de vardı, bundan sonra da var olmaya devam edecek. Hatta belki iletişimin gelişimiyle oranı azalır gelecekte. Bu yönde umudum var.

İletişim dediğimizde bunu anlamamak lazım. İletişim talep ve cevaptır. Öncelik, bilgiyi talep etme isteği. Bu, geçmiş nesillerde olmayan şey. Bugün mesela tamamen aynı imkanlara sahip olan, interneti, kütüphanesi, hocası meslektaşı akranı ve hatta mesleki tecrübesi tamamen aynı olan iki profesyonelden y kuşağı mensubu olanla önceki kuşaklara mensup olanın bir işi yapma şekli çok farklıdır. İstisnalar kaideyi bozmamakla birlikte, iletişimi içselleştirmiş bir profesyonelin eski nesil karşsında çok daha az çabayla çok daha verimli iş yapabildiğini birinci gözden görmekteyim.

Dikkat çekmek istediğim temel husus şudur; eski nesil bilgiye ulaşmayı istemiyor. Talep etmiyor. İletişime geçmiyor. Yeni nesil ise herşeyi bilmek istiyor. Bilgiye nasıl ulaşacağını biliyor ve doğrudan kaynağından bilgi talep ediyor. Bunu otomatik olarak ve kolaylıkla yapıyor, çünkü rutini bu. Ortada bir üstün zeka, deha olmadan bu oluyor, dolayısıyla işin pozitif yanı bu normalleşmenin getireceği verim çarpanı.

Eskiden bilgiye ulaşım kısıtlıydı. Okullarda ezberletilen, belki sonra üç beş yazılı kaynaktan edinilen neyse miras oydu. Profesyonelin aklına bilgi talep etmek gelmezdi, çünkü hem iletişim zordu hem de bilgi şimdiki kadar hızlı ilerlemiyordu, güncel kalmak bu kadar fark yaratmıyordu. Dolayısıyla eski neslin önceliği bilgi değildir, tecrübedir. Günümüzde dahi tüm imkanlara sahip olmalarına rağmen, yetişme ve çalışma tarzları mecbur etmediği için iletişime kapalıdırlar. Lokalliğin kısıtlı vizyonuyla kısır döngüler içinde yüzmektedirler. İletişim nesli ise bu kısır döngülerin içinde çıkmayı, en başta "düşünebilmekte" ve başarılı olsun olmasın işe yarar bilgiye ulaşmaya çalışmaktadır.

Eski lokal iletişim döneminde yutturmacalar, aldatmacalar mümkündür. Örneğin, varaka bin nevfelin tüccar muhammede anlattığı yahudi hikayeleriyle din kurulmuş, bugün milyarın üzerinde inananı var. Günümüz şartlarında böyle bir kurulum ve gelişim mümkün mü? Kanaat sizin.

Anlaşılacağı üzere, günümüz şartlarında yanlış bilgi ve yutturmacalar ışık hızıyla geçersiz kılınıp doğrusu, hem de çoğunlukla kaynağından ortaya koyulabiliyor. Bu şekilde bir ortamın olması, kaynakları da doğru ve işe yarar bilgi sunmaya mecbur kılıyor. İletişimin ve geribildirimin bu derece yüksek olması, örneğin reddit'teki en faydalı gönderinin en üste çıkabilmesi gibi örneklerle "ilerlemeye" çok büyük katkı yapıyor.

Mesela eskiden fotomontajla bir şekilde çıkar elde edilebiliyor, bunu istismar edenlar oluyordu. Bugün sosyal medyadan bir montaj fotoğraf paylaşılsın, dakikasında orijinalini bulup tokat gibi çapmıyorlar mı? Dolayısıyla montajla prim yapılamaz artık, gerçeğini göstermek zorundalar. Tabi göstermek için, öncelikle mevcudiyet gerek. Bu da bilgidir.

_________________
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Tahsil ve tasarım.
MesajGönderilme zamanı: 29 Haz 2017, 00:54 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1009
Yaş:
Patent konusunda niyetleri olanlara bir uyarım olacak. Eğer ürününüz dışarıda satılıp kullanılan birşey olacak ise patentini ialın. Bu sayede ürününüzü pazarda gördüğünüzde bilginiz dışında bir üretici olduğunu tespit ederseniz durdurabilir ve/veya tazminat alabilirsiniz. Ama Her patent alındığı ülkede ve anlaşmalı ülke gruplarında geçerlidir. Türkiyeden patent aldığınızda rahatlıkla Amerikda Rusyada üretebilirler, uluslararası patent antlaşmalarına imza atmayan birkaç ülke de de zaten üretirler, kimin patenti olduğunu kimse sorgulamaz.

Ve en önemlisi üretim yönteminin patenti alınmaz! Özellikle kimya, farmakoloji, malzeme konusunda ptent alınmaz, alana da gülerler. Çünkü bir firmanın kapalı kapıları içinde patentinizin ihlal edilip edilmediğini anlamanız imkansıza yakın bişeydir. Buluşunuz elinizden kayıp gider...

Bu detayı malesef tubitak ve Türk Patent Ofise anlatamamıştım. İnatla patent al, patent verelim, aktivitemiz olsun gibi garip takıntıları vardı. Adamlar endüstri casuslarının ekmekleri ile oynamaya yeminli gibiler.

En son çalıştığım bir üründe 3seneye yakın eve gitmeden 30-40...80günlük termal kürler üzerinde denemeler yaptım. Literatür ve patentlerde "uygun termal kür" diye geçiştiriyorlardı. Kimsenin açıklamadığını sizin açıklamanız size taktir değil enayi yaftası kazandırır. Hatta inatla saklanan teknolojik bir sırrı yakalayıp ifşa ederseniz kafanıza bile sıkabilirler.

...3senelik çalışma sonunda ne mi oldu? ürünü gördük ama görmek isteyenler yok oldu. 15temmuzdan sonra tüm iletişim koptu. Velhasıl bu ülkede ArGe yapmak, bilgiye emek harcamak enayilik. Ama enayi iseniz enayilik yapmaya devam edersiniz, yapacak bişey yok. O haz bambaşkadır

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 12 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye