TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 16 Ara 2017, 06:28

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 13 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 18 Nis 2016, 08:47 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Merhabalar,

Ateşli silahlar ilgi çekici nesnelerdir. Meraklı meraksız, ilgili ilgisiz, hemen hemen herkesin ilk gördüğü anda eline alıp inceleme hissiyatı insanı cezbeder. Bir çokları da maliki olduğu nesneyi göstermekten sorulan sorulara cevap vermekten, tabiri caiz ise hava atmaktan çok zevk alır, otururken yürürken öyle bir kaykılır ki kör gözler bile görsün. Silah denilen meret maalesef böyle bir nesnedir ancak özellikleri itibari ile ölümcüldürler ve hata kaldırmazlar. Ufak bir dikkatsizliğin sonuçları ölümle sonuçlanabilir. Bu kendimiz olabileceği gibi çok sevdiklerimiz, tanıdıklarımız yada hiç tanımadığımız insanlar olabilir. Acı olan gerçek ise geride gözü yaşlı ve mağdur bir çok kimsenin kalmasıdır. Kalan vicdan azabının ise kimseye faydası yoktur.

Çok küçük yaşlarda silahı kullanmayı öğreten babamın aklımdan çıkmayan öğütleri şunlardır.

-silah oyuncak değildir oyun olmaz
-silahı boş olsun dolu olsun insan üzerine tutma, çevirirken canlı ile namlu hattı kesişecek şekilde çevirme
- ateş etmeye hazır olmadıkça emniyeti açma, elini tetikte tutma
- silahın namlusu ya yere ya havaya baksın
- atış yaparken hedefin gerisinde ne olduğunu mutlaka kontrol et, merminin nereye gideceğini gör.

Bunlar daha çocuk iken babamın bana nasihatleri idi, tolerans tanımazdı, sıkıyor ise aksini yap. Sayesinde bir davranış tarzı oldu.

Banka hesabının yada arabanın deposunu doldurmak söz konusu olduğunda ortalıklarda gözükmeyen şeytan, bütün mesaisini silah doldurmakla mı geçirmektedir yoksa biz kendi tedbirsizliğimizi yada cahilliğimizi onun üstünemi yıkmaya çalımaktayız acaba?

Başımızdan geçen gerçek kazaların bu forumda paylaşılması, takipçilerinin silahlara ilgisi olanlarla az veya çok silah ile belli mesaileri olan kişilerin oluşturduğu forum üyelerinin belkide ileride olabilecek muhtemel kazaların oluşmadan önceden önlemesine yardımcı olacaktır.

Ben 3 önemli yaralanma ile sonuçlanabilecek ancak ilahi kudretin takdiri ile sadece kıl payı vahim bir sonucu olmayan ateşli silah kazasın şahit oldum. Bunlardan bir tanesini paylaşacağım. Bu 3 olayda da ortak tek nokta yaralanma olmaması ve kabze gerisindeki arızalı unsurun "ben bir şey yapmadım kendi patladı" demesidir.

Bir akrabalarımız uzun zamandan sonra ziyaretimize gelmişlerdi. Adet olduğu üzere yeneklerimizi yedik karnımızı doyurduk. Ne demişler "yemekten sonra ya uzan sırt üstü yat, ya kırk adım yat yada bir kaç fişek yak" ben son kısmı sevenler grubuna dahilim. Akrabamız olan genç delikanlı da kırk adım atma yerine fişek yakma kısmında bana eşlik etmek istedi. Genelde uzun tuttuğum ve aşırı önem verdiğim, kurallara riayet olmadığını hissettiğim anda ortamdan ayrılmayı yeğlediğim bir konuda, silah emniyet konuşmasını nedense toplu silahın nasıl kurulup ateşleneceğini, kesinlikle horozu hedefe tevcih etmeden kurmamasını, namluyu koluna bacağına ve etrafa çevirmemesi ve elini tetikten uzak tutması hakkında kısa tutarak bir kaç atış yaparak nasıl atış yapılacağını gösterdim. Atış seansı güzel geçti, hoşuna gittiği için biraz daha mermi takviyesi yaparak devam ettik. her atıştan sonra mermilerin isabet yerine bakarak tekrardan atış yaptık. Topta son bir mermi kalmıştı. Atış yerine beraber yürüdük, aramızdaki mesafe 1metre kadar yan yana gidiyoruz, son mermiyide yakmak üzere tam durup hedefe doğru geri dönecek iken, baaaam diye tüyleri diken diken eden o tanıdık ses kulağımızı çınlattı. 40 santim kadar açık olan iki ayağımın tam arasına isabet etmişti. Niye silahı hedefe doğrultmadan horozu kurdun dediğimde "ben bir şeyi kurmadım kendi patladı" dedi. Bir metre mesafeden bel hizası civarlarında gezmesi çok rahat olan delikli demir bereket çok usturuplu yerde patlamış ve yaralanmamıştım. Kadın milleti diline zor sahip olurken, nedense bizim silah meraklısı millette tetik tutan parmağına bir türlü mukayyet olamaz ondan sonra suçu ya şeytana ya silaha yıkmaya çalışırlar.

Maalesef gazete sayfaları bu kadar şanslı olmayanların haberleri ile doludur. Bir kaçı ölümle, bir o kadar da yaralanmayla sonuçlanan birinci ağızdan duyduğum kazaların sayısını ise hatırlamıyorum. Bir gün hepimizin başına gelebilir. Eğer sizlerde yaşadığınız olayları buradan paylaşırsanız hepimizin kulağına küpe olur diye düşünüyorum. Atalarımızın dediği gibi "önce tedbir sonra tevekkül".

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 Nis 2016, 10:55 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Kas 2015, 01:12
Mesajlar: 1141
Yaş:
Elinize sağlık Sayın çoti. Keyifle okudum.

_________________
Resim
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 Nis 2016, 11:51 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: 27 Haz 2015, 14:46
Mesajlar: 2
Yaş:
Kuzenlerimle beraber köyde gezip atış yapıyorduk. Ben adet olduğu üzere otomatik tüfeğe mermileri sayarak koyar ,sayarak atar ,ateşlenmemiş mermileri sayarak boşaltırım. Kuzenimin Sarsılmaz marka tüfeğine 7 mermi koyduk 3 atış yaptı 2 tane boşalttı ancak kurma kolunu 3-4 kere çekmesine rağmen başka mermi boşalmadı. Ben koşup namluyu yukarı kaldırdığım anda tüfeği boş sanarak tetik düşürdü ve tüfek patladı.

Ateşli silah değil ama zıpkın avından çıkınca zıpkını kuma saplar boşaltırdık. Bir arkadaşım kuma saplamak yerine yerdeki bir ağaca atmak istedi tetiği çekmesiyle zıpkın ın fırlayıp artık ağacın yanında bir taşa mı çarptı yoksa ipi yetmedi gerildimi bilmiyorum zıpkın geri dönü 2 mizin ortasından geçti. Aramız 40 cm falandı. Arkamızda da sahilde oyun oynayan çoluk çocuk. Allahtan kimseye denk gelmedi.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 Nis 2016, 12:05 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Eyl 2015, 01:28
Mesajlar: 824
Yaş:
Ateşli değil de havalı tüfekle başıma geldi geçenlerde. Köyde bahçemiz var kulube filan. Önüne tüfekle oturup ilerideki tahtaya sıkıyordum. Bir ara kulubeye bir şeylerin geldiğini farkettim ama başta anlamadım. Daha sonra babam fark etti meğerse mermiler sekiyormuş bana doğru iyi kafama filan gelmedi. :D

_________________
I am a human being capable of doing terrible things.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 Nis 2016, 12:08 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Teşekkürler sayın çoti. Her zaman aklımızda olması gereken bir konuyu dile getirmisiniz.

Lise yıllarımızda, mahalle berberimizin, hevesli gördüğü bizlere "Kulağa küpe" mealinde anlattığı, kazayı yaşayan kişinin ağzından
bir vaka;

- Daha çocuk sayılırız. Babamın her tarafı ayrı oynayan, tekmeyle açılıp yine tekmeyle kapanan paslı bir tek kırma tüfeği var...
Bir arkadaşım da çok meraklı, ille de o silahı alıp kuş vurmaya gidelim diyor... Babama kalsa izin vermez, hatta dayaktan öldürür.
Neyse... Israr...Israr...Nihayetinde, babamın bütün gün meşgul olacağı bir vakitte biz bu tüfeği aldık. Boş fişeklerden birkaçını alıp
kendimizce doldurduk, gidiyoruz... Bağ arasında kuşların sesi geliyor... Arkadaşım; "Şunu önceden doldurup kuralım". Dedi..."Kuşu
görünce hazır oluruz"... Tüfeği güç bela açtık, şekli şemali kalmamış fişeği zor zahmet iteleyerek namluya sokuşturduk... Namluya
ayağımızla basarak yapabildiğimizce kapattık... Horozu kuracağız...Ama ne mümkün... Bir yere kadar geliyor, ancak takılı kalmıyor...
İkimiz birden abanarak tetiğe alabildik... Kuş seslerine doğru yürüyoruz... Tüfek benim elimde... İleride ne olduğu belirsiz bir kuş
gördük... Usul usul ilerliyoruz...Ben biraz gerideyim...İyice yaklaştık... İki göz br ağız garip kuşa bakıyoruz..."Blam!..." bir tüfek
patladı... "Kim ateş etti yahu...Bizden başka biri daha var galiba" gibilerden söylenirken etrafın dumana boğulmuş olduğunu farkettik...
Aniden sol bacağımın üstünde bir acı hissettim...Kendimi yere attım.. "Vuruldum!..." diye feryat ediyorum...Arkadaşım da korku ve
şaşkınlıkla üzerimde kan arıyor... Ne kadar oduğunu kestiremediğimiz korku dolu bir süre sonunda arkadaşım; "Bir yerinde bir şey yok"
dedi... "Vurulmamışsın"... "Ödüm koptu billahi ...Şükürler olsun" diyerek iki elini birden yüzüne doğru kaldırınca gözlerimiz yerlerinden
fırlarcasına faltaşı gibi açıldı...Arkadaşımın bir parmağı yoktu...

Aman dikkat.


Saygılar,

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Nis 2016, 10:16 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Merhabalar,

Paylaşımda bulunan arkadaşlara teşekkür ederim.

Bir abimizin ufak bir dükkanı vardı. yaklaşık 6-7 m2 bir dükkan. Sahibi silahlara çok meraklı ve tecrübeli idi. Bizde oraya gider silah muhabbeti yapardık. Hemen hemen hep aynı şeyler konuşulmasına rağmen sanki ilk defa duymuş gibi heyecanla dinlerdik. Haftada bir kaç kez orada buluşur sohbet eder silahları severdik. Hayat değirmeninin ağır taşları daha bizleri öğütmeye başlamadığı için vaktimiz boldu. Daha sonra iş güç, geçim derdi, çoluk çocuk ne muhabbet kaldı ne fırsat. Muhabbetleri özler olduk. Şimdi ise forum sayfalarında yeni bir paylaşım varmı yokmu, forumdaşların yeni paylaşımları özellikle sayın strongarmın silahlar ile yeni bir paylaşımı varmı yokmu onu beklemek sohbetlerin yerini aldı. Teknoloji ilerledikçe sohbetler de sanal oldu. Bu ufak dükkan da sohbetlere şahitlik etmenin yanında bir takım kazalara da şahit olmuştu.

Bir gün yine dükkanda sohbet için toplanılmış. Silahseverler için silah sesi kulağa en güzel piyano resitalinden daha hoş, toplu tabancanın dönreken çıkardığı cıııırrrrrr diye ses Stradivarius kemanın tınılarından bile güzel gelir. En azından benim için öyle. Yine böyle bir sohbet sırasında gecenin kahramanı olan bir toplu tabanca elden ele dolaşıyor. Tabanca boş zannediliyor ancak içinde bir tek mermi kalmış kimsenin haberi yok. Top cırrrr çevriliyor. Arada bir nişan alınır gibi yapılıp tetik düşürülüyor. Tekrardan cırrrr başka ele geçiyor. Cemaat-i müslümin haberi olmadan rus ruleti oynuyorlar. En son silah dükkan sahibi abimizin eline geçiyor oda bir kaç kez cırlattıktan sonra silahı havaya kaldırıyor "düğünde bunu böyle kaldırıp....." derken tetiği düşürüyor ve baaaam diye silah patlıyor. Böyle durumlarda en güzel müzikten kulağa daha hoş gelen o ses hep farklı ve ürkütücü oluyor. Dükkan zaten tavşan deliğinden biraz büyükçe, 3-4 kişi sardalya konservesi gibi dizilmiş, tavanda en fazla 2,2metre. yani elinle tavana değebiliyorsun. Tabanca yine çok usturuplu ve dik açıyla tavana doğru patlıyor yani sekme ihtimali düşük. Tavanda çay tabağından biraz daha küçük bir oyuk, sıvalar parçalanmış her taraf toz duman, kulaklar nerdeyse sağır olmuş. ilk şoku atlattıktan sonra

" yavv silah boş değilmiydi"
"boştu"
"ee nasıl patladı o zaman"
"ne bileyim patladı işte"

daha sonra mermi çekirdeğini aramaya başlamışlar. Nereye baktılarsa mermi çekirdeğini bulamamışlar.
İki gün sonra arkadaşlarından biri aramış. Mermi çekirdeği para gibi yam yassı olmuş şekilde ceketinin cebinden çıkmış. Kiminin alnının çatına saplanan kurşun kiminin de cebine giriyor.

Bir kaç gün sonra yine elinde tabancayı cırlatarak olayı bana anlattığında kulağındaki çınlama hala geçmemişti.

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Nis 2016, 11:23 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Bu hikaye asker bir arkadaşımızdan;

Orduda Cumartesi malum, bakım günüdür... Otomobiller, silahlar, ölçü aletleri... Elden geçirilir, temizlenir, yağlanır, göreve hazırlanır.
Yine öyle bir gün...Hava soğukça, ağaç barakanın içinde, üzeri saç kaplı tezgah masasının yanındayız...Subay arkadaşlardan çoğu
silahlarının bakımını bitirmiş, sütre gerisine çekilmiş, erbaş çavuş hemen masanın yanında bir aküyü kontrol ediyor, Karadenizli
Astsubay kardeşimiz, "Kırıkkale" siyle oynuyor... Ben de ondan şöyle, yarım metre kadar yandayım.

Derken...

"Blam!..." Bir silah sesi geldi, astsubay kardeşimiz, elinden tabancasını lahzında atmasıyla havaya sıçrayarak ayakları yere değmeden
yüzseksen derece dönüp kulaklarını tıkayarak yere dizüstü kapaklandı...

Herkes şaşırmıştı... Muhtemelen benimki gibi topunun da kulakları çınlamaktaydı... Baktım...Kırıkkale tabanca tezgah masasının üstünde,
sürgüsü açık kalmış... hafiften tütüyor...Kimseden ses çıkmıyor... Astsubay kardeşimiz hala kulakların tıkamış şekilde yerde, gözleri de
kapalı...

- Ne oldu?...

- Tabanca elimde patladı...Cevap Astsubay kardeşimizden.

-Her kes iyi mi... zarar gören alet edavat?...

Erbaş çavuş etrafı kolaçana zaten başlamış... Eliyle tezgah masasının saç kaplamasında bir deliği işaret ediyor..Aşağıya bakıyoruz...
Kurşun akünün ebonit gövdesini hatırlıca sıyırmış, betona açıyla çarpmış...Gidebileceği yeri araştırıken ağaç barakanın aşağıdan bir
karış kadar üstünde dışarıdan ışık getiren bir delik görüyoruz... Çıkmış gitmiş... Nereye?...İleride araç bakımı yapan personele doğru...
Yüz, yüzelli metre kadar ötedeler.

Hemen erbaş çavuşu yolluyorum... Gerçi dışarıda olağanüstü bir durum görülmüyor... Her kes işinde...Silah sesini duyan bile olmamış
sanki... Çavuş geliyor... Vukuat yok...

Aman dikkat'... Bütün kazaların sebebi "Boş" silahlardır.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Nis 2016, 18:31 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Merhabalar,

Ateşli silahlarla ilgili kazalar maalesef sedece acemilere mahsus bir durum değildir. Silahlara çok aşina ellerden de umulmadık hadiseler çıkabilmektedir. Silah tamirciliği yapan bir usta ile tesadüf eseri tanışmıştık. Yaşamış olduğu coğrafya itibari ile her türlü uzun, kısa namlulu silaha ruhsatlı olarak dahi ulaşımı kolay olan bu kişi, silahlar ile ilgili samimiyetini ve hukukunu komşusunun balta ile kesmeye çalıştığı ağacı, kendi tabiri ile albik, ama resmi adı PPSh-41 olan makinalı tabanca ile dur ne uğraşıyorsun ben sana dipten bölüvereyim diye ileriye götürecek kadar silahlara aşina birisiydi.

Kazalar ile ilgili konuşurken bana elinin işaret parmağı ile baş parmağı arasındaki yumuşak kısmını gösterdi. Eli ile sıktığında siyah bir kütle göze çarpıyordu. Bak görüyormusun dedi. Aramızda şöyle bir konuşma geçti.

Bu ne?

Matkap parçası

Nasıl girdi oraya

Yaavvv biri gölde balık tutarken suyu çekilden kısmda paslı bir tabanca bulmuş bana getirdi. Nası bi ters usta yaptıysa anlamadım. Bütün tabancaların sürgüsü geriye çekilir bunun ki ileriye çekiliyor. (Muhtemelen şarjörü olmasından dolayı schwarzlose 1908 tabanca, çok az üretilen japon hiro Komuranın buralara kadar ulaşabileceğini tahmin etmiyorum)Tabanca o kadar yatmış ki suda şarjöründeki mermilerin çekirdekleri bile çürümüş neredeyse kovanın içinedeki kısmı sağlam kalmış. Ben bunu sökmeye çalışırken bir patladı çıkan mermi önümde duran matkap uçlarına çarptı kırılan bir parça elime saplandı.

O çürük mermi nasıl patladı dedim.

Bende anlamadım gölün içinden çıkmış pas içinde yıllarca suda durmuş patladı işte dedi.

Doktora gidip çıkartırmadınmı.

Ne doktoru. Bu kadarcık şey için doktoramı gidilir derken pos bıyıklarının altından gülüyordu.

Çalışma prensipleri itibari ile farklı mekanizmalar ,sistemler yada antikacıdan aldığımız bir duvar süsü tüfek bile başımıza olmadık işler açabilir. Aman dikkat, tedbir, emniyet.

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Nis 2016, 03:33 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:26
Mesajlar: 2033
Yaş:
Bir tanıdığımın dedesinin fransız onlusu ile hatırası var. Silahını dolu taşımayı severmiş. Bir gün ava gittiklerinde silahını yanlarındakilere göstermek üzere şarjörü çıkarmış, sürgüyü de tam çekerken pat diye bir ses. Kısa süreli şokun ardından ise sağ il işaret parmağının ucunun olması gereken yerde olmadığının anlaşılması ve hayatın kalanına o şekilde devam edilmesi.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Nis 2016, 09:37 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 14:25
Mesajlar: 3234
Yaş:
Uçaksavarla atış yaparken (m2) bir anda tok bir şekilde pof diye ses geldi. Tetiğe dokunmama rağmen ateş almıyordu. Mayonlar veya mermi sıkışmıştır diye düşündüm. Sağındaki kurma kolunu kendime doğru çekmeye çalıştım olmadı. Kapağını açıp içini düzelteyim dedim yine olmadı. Silahın kasası zamkla yapışmış gibiydi. En sonunda silah namlusuyla sökülde ve görüldü ki büyük bir kazayı ucuz atlatmışım. Silahın iç mekanizması dağılmış ama bana doğru patlamamış. Silaha tutanak tutularak gönderildi.

_________________
Resim
Death Star da sıkışıp kalmış stormtrooper


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Nis 2016, 11:24 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 30 Ara 2012, 03:37
Mesajlar: 560
Yaş:
Urla yarımadasında akşam başlayıp sabaha kadar süren bir iç güvenlik eğitiminde, tim olarak senaryo gereği terör unsuru olarak görevlendirilmiştik ve görevimiz gereği bölüğün geri kalanına pusu kurup baskın yapacak ve reaksiyonu görecektik. Bende MG-3 makineli tüfeği vardı, üzerimde bol miktarda manevra fişeği ve hakem el bombası (eğitim için kullanılan, sadece ses çıkaran) mevcuttu.

Baskın etkisini pekiştirmek için gece 3'e kadar arazide sessizce bekledik, bölüğün iyice yorulmasını ve uyku çökmesini istedik. Tabii bu süre zarfında bizlerde yorulmuş ve uykuyla savaşmaya başlamıştık. Gecenin en karanlık ve sessiz anında çok başarılı bir pusu icra ettik. Ancak karanlıkta MG-3'üm tutukluk yaptı, karanlıkta ışık disiplinini korumak adına fener açıp kapak mekanizmasının içini detaylıca kontrol edemedim. Sadece elle kontrol yaptım ancak onda da silah ısındığı için çok başarılı olamadım.

Tabii sabaha doğru tekrar intikal, gece boyu yürüyüş vs derken iyice yorgunluk ve uykusuzluğunda etkisiyle dikkatlerimiz dağılmıştı. Artık eğitim bitmiş ve tabur alanımıza dönmüştük, doğal olarak her eğitim sonrası yapıldığı gibi tetik düşürerek silahların boş olduğundan emin olmak istedik. Ellerinde HK-33 olan personel yüksek tutuş pozisyonunda bunu gerçekleştirirken, MG-3 kullanan personel çatal ayaktan faydalanarak silahı yere doğrultup bu işlemi uyguluyordu. Tetik düşürmemle birlikte sabah 5:30 sessizliğinde ortalığı yıkan bir gürültü koptu. Detaylıca kontrol edemediğim silahımın atım yolunda patlamamış bir manevra fişeği kalmış ve patlamıştı. Ben şaşkın ve şoktaydım çünkü gece de silahı kurup tetik düşürmüştüm birkaç kez fakat bir şekilde patlamamıştı fişek ve sabah patladı.

Şükür ki silahta gerçek mühimmat yoktu, eğer olsaydı kuvvetle muhtemel bir tim arkadaşıma sekip isabet ederdi.
Bu da böyle bir anımdır, Almanların da söylediği gibi "güvenmek güzel, kontrol etmek daha güzel".

_________________
Eğilmez başın gibi
Gökler bulutlu efem
Dağlar yoldaşın gibi
Sana ne mutlu efem...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Nis 2016, 00:10 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Merhabalar,

Maalesef yaklaşık 2,5 saat öncesi itibari ile şahit olduğum ateşli silah kaza sayısı 4 e çıktı. İnşallah sonuncusu olur. Çok güzel geçen bir atış seansında arkadaşım horozu el ile kurarken parmağından kaçırdı ve silahın istem dışı ateşlenmesine sebep oldu. Bereket arkadaşın harp okulu kökenli olması dolayısı ile bu tarz kazaların vuku bulması olasılığına karşı atış kurallarına riayet ediliyordu ve mermi hemen iki metre önümüzde toprağa saplanarak kötü bir sonuca ulaşmadı bizde atışa yarım kaldığı yerden devam ettik.

saygılarımla


En son çoti tarafından 21 Nis 2016, 00:34 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Nis 2016, 00:24 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5102
Yaş:
Askerde 25 metre atışında idik. Arkadaşa silah kurulup emniyet açık şekilde verilmiş. Arkadaş ta emniyeti açayım derken mandalı 1 kademe daha ittirerek seri atışa almış. Tetiğe basınca 3 mermi birden patladı. Eleman korkuyla silahı yere attı. Şahlanan namlu ile mermi atış çukurunu aşarak 200 metre ilerdeki piyade taburunun bina duvarına çarpmış. Allahtan sadece 3 fişek vardı ve kimseye denk gelmemişti. Arkadaş sonra silahtan muaf tutuldu.

70 senelik mazisi olan atış çukuru kapatılıp kolordunun dışındaki atış sahasına taşınmış.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 13 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye