TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 15 Ara 2017, 20:59

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 14 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2016, 09:40 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Merhabalar,

Silaha olan merak genellikle çocuk yaşlardan gelir. Zaten zehir kana karıştıktan sonra pekte şifası bulunmaz. İnsan sürekli kendini geliştirmeye öğrenmeye çalışır zaten adem oğlunu diğer organizmalardan ayıran düşünme, öğrenme ve kendini geliştirme güdüsüdür. Eskiden internet olmadığından bir takım bilgilere ulaşmak oldukça zordu. Bereket versin ki ülkemizde dünya ortalamasının çok üzerinde, mahalle başına 8-10, kahve başına en az bir silah uzmanı ! düştüğünden bilgi almak için yanlarına sokulur hele hele silahı görüp elimizde şöyle evirip çevirdik mi arkadaşlarımıza anlata anlata bitiremezdik. Uzman konusunda o zaman olduğu gibi günümüzde de pek sıkıntı yaşanmıyor. Özellikle Browning marka tabancalar üzerinde bir takım kodlama/işaretler taşıdığından bu silahlarla ilgili olan muhabbetlerin büyük kısmını bu konu kapsar. Yine böyle bir muhabbete kulak misafirliği edeceğiz.

Nuri silahlara çok meraklıdır. Genç yaşına rağmen öğrenmeye heveslidir. Silaha meraklı tecrübeli abilerinden olduğunca çok şey öğrenmeye çalışır. Mehmet ise mahallenin erbab-ı tüfeng’idir.

Mehmet abi şu senin Browningi biraz anlatsana. Çok methediyorlar.

Mehmet abi gerine gerine sandalyesine iyice yerleşir. Yurdumuzun dağların denize paralel uzandığı coğrafi bölgesinden geldiği için ömrü boyunca silahlarla haşır neşir olmuştur en sevdiği şeyde silahını methetmektir.

Bak Nuri bu silaha ondörtlü derler . En iyi silahlardan bir tanesidir. Belçika’da yapılırlar. Bunların çeşitleri vardır en iyileri balıklı ve sinekli olanlardır. Birde tokalı olanlar vardır onlarda çok iyidir. Benimki balıklıdır üzerinde 3 tane balık vardır.
Nurinin kafası karışmıştır. Balıklarla ve sineklerle bağlantı kurmaya çalışmaktadır.

Silahı anladım da balık ve sinek nedir. Diye sorar. Nede olsa çocuktur, önünde uzun yıllar öğrenecek çok şey vardır.

Mehmet etrafı süzerek yavaşça silahını belinden çıkarır, şarjörünü çıkartıp namluyu da kontrol ettikten sonra Nuri’ye göstererek anlatmaya başlar. Bak bunlar balıktır. Benimkinde 3 tane balık vardır. Diye cevap verir Mehmet abi.

Nuri Kuyruğu balığı andırıyorda bunun gözü kulağı yok diye düşünür ve çocukça saflıkla sorar. İyi olanı ayırmak için niye balık böcek resmi koyuyorlar üzerine. Balık olan farklı makinede ve malzemeden mi yapılıyor. O zaman herkes balıklı istesin.

Mehmet abide bu soru üzerine afallamıştır. Şimdiye kadar kimse böyle bir şey sormamıştır onunda aklına gelmemiştir. Şimdi evlat benim bu yaşıma kadar elimden geçen ondörtlüleri şu fıçıya doldur kapağını kapatmak için kolunla üzerini silme sıyır fazlalıkları aşağıya dök. O kadar silah kullandım. Bunlardan iyisini görmedim. Balık olanlar denize yakın yerlerde kullanılmak için yapılmıştır. Sinek olanlar ise daha çok karasal yerlerde kullanılmak için yapılmıştır. Anladınmı şimdi.

Anladım ama algılamakta zorlanıyorum der Nuri. Biraz daha açarmısın farkını.

Şimdi bunların çok çeşitleri vardır anlaman için çoook fırın ekmek yemen lazım der Mehmet.

Bu arada yan masada muhabbete kulak kabartan Ali ile Velide selam vererek masaya otururlar. Muhabbete katılırlar. İkiside silahlara meraklıdır.

Ali T3 serisi Browninglerin üzerine tanımam. Gerisi hikayedir En iyileri onlardır sesinden anlarım. Der

Nuri, peki Ali abi T3 serisinin farkı nedir bana anlatabilirmisin. Aynı mermiyi atıyorsa sesi niye çok çıkıyor der.

Ali derin bir iç çeker açıklamaya başlar. T3 dıştan tırnak ,küçük balık, siyah kundak, horoz delik çakmaktır. Delik olmayan yani ster çakmaklar yaramaz. Birde ikibuçuk sıra yazılı vardır onlarda fena sayılmaz. İyi silah sesinden belli olur. 500 metreden anlarım der. Sarı kundaklılar bir tık üzerindedir.

Nurinin kafası iyice karışmıştır. Balığın birde küçüğü çıktı ortaya acaba cinsini sorsam bana kızarlarmı der içinden. Bu kadar önemli olduğuna göre mutlaka cinside önemlidir diye düşünür çocukça. Sesi, yazısı, haşaratı, nebatatı ben bu işi kavrayamayacağım galiba diye hayıflanır.

Mehmet altta kalmamak için hemen araya girer sen derecelileri biliyormusun derken Veli sohbete dahil olur .

Siz perronlardan bahsediyorsunuz diye söze girer çocuğun kafasını karıştırmayın. Arada da yan gözle masadakileri süzer. Perron lafını daha önce duydularmı duymadılarmı diye. Çocuğa akıl vermek kolay ben size akıl vereyim diye içten içe böbürlenir.Silah üzerindeki bu amblemlerin hepsine perron denir. Öyle balık sinek yoktur der. Bunlar sanayi kodlamalıdır. Masadakileri bilgisiyle dövmek üzere kaldırdığı sopa dinleyenlerin kafasına vururken anlamadan arada kendi kafasına da vurmaktadır.

Aliy’le Mehmet ilk defa duydukları bu terim karşısında söyleyecek laf bulamaz.

Bunların adı balık sinek değildir bunların hepsine perron denir der. Bu arada Ali ile Mehmet’in bu ilk defa duydukları terimden afallamaları karşısında içini bir gurur kaplamıştır. 245 PV serisini bir göründe ondan sonra konuşalım der.

Yahu kafam iyice allak bullak oldu 3 bilinmeyenli denklem problemine döndü iş. Eşeledikçe yeni bir şeyler ortaya çıkıyor ben bunları biraz daha dinlersem düşünmekten matematik sınavından çakacağım diye düşünür.

Çok sağolun yarın benim sınavlarım var ders çalışmam gerek diye kalkarak yanlarından ayrılır. Giderken dinlediklerini bir sıraya koyarak anlamaya çalışmaktadır.

Browning meraklısı bir silahseverin böyle bir muhabbete dahil olması ihtimali lise son sınıfta okuyan bir öğrencinin sene sonunda üniversite sınavına girmesi ihtimali kadar yüksek olasılığa sahiptir. Bu balık ve sinek meselesine bir açıklık getirmek üzere vaktimin boş olduğu uzun yıllar önce FN Herstalın ‘da bir kasabasında üretime devam ettiği Liege kentindeki “Liege Silah Müzesi” yetkililerinden ve uzmanlarından Alain Daubresse ile bu işin aslını astarını öğrenmek için irtibata geçtim. Bu sinek balık muhabeetinden adamın kafasının nasıl karıştığını ve bende sırf pipiriklikten sadece teyit etmek ve ileride bir bilenin yanında zor duruma düşmemek için bile bile lades demenin beni düşürdüğü durumdan bahsetmeyeceğim. Ve kısaca birinci elden teyit olan meseleleri aktarmaya çalışacağım.
Aslında bir çok ülkede lisanslı yada lisanssız olarak üretilen bu silahın orijinal Belçika yapımı olduğunu göstermesi bakımından üzerinde balık yada farklı tabir edilen yada benzetilen damgaların bulunanlarının tercih edilmesi bu silahın orijinal olduğunun tercih edilmesi bakımından çokta yanlış olmamakla beraber ne anlama geldiklerinin bilinmesi faydalıdır. Kimse orjinalinin ederini Macar yapımı klonuna vermek istemez.

Bu silahların üzerindeki işaretler sanayi kodlamaları değil kontrolör ve test mühürleridir (proof marks yada proof house punches)
Liege kentinin harflerini simgeleyen LEG harflerinin altında bir yıldız vardır, bir oval içine yerleştirmiştir ve ovalin üzerinde bir taç bulunmaktadır bu mühür 1893 yılından beri tabanca ve tüfekler için karabarut için dayanıklı olduğunu gösterir işarettir. Bu silahlar Liege de yapıldığı için kendilerine has mühür kullanmaları gayet tabiidir.

“Perron” Fransızca taş sütun demektir. Hollanda dilinde aynı şeyi ifade eden “perroen” kelimesinden gelir. Belçika ve Hollandada bir çok kentte o kentlerin bağımsızlığını simgeleyen bu sütunlardan bulunmaktadır. Tarihleri çok eskiye dayanır. Bu şekil ise silah yapımı ile ünlü Liege kentindeki taş sütunu temsil eder. İnternete liege perron diye girildiği zaman bu mühürde yer alan taş sütunun fotoğrafları çıkacaktır. Perron ifadesi anlamından da anlaşılacağı üzere sadece ve sadece bu mühürü ifade etmek için kullanılır diğerleri için kullanılmaz. Bu ifade sonsuz olan bilgi denizinin sularından birkaç yudum içmiş olanların, bilgisinin diğerlerinden çok olduğunu gösterme aracı olarak çok sık kullanıldığından nedense bu kelimeyi pek sevmem. Bu silahın mekanizmalarının kontrol edildiği anlamına gelir.

İki ayağının üzerine kalkmış aslan ve altındaki P.V ise dumansız barut testinden geçmiş olduğunun kanıtıdır. Farklı harfler olması ise kullanılan barut cinsini ifade eder. 1924 yılından beri yivli namlularda ve tabancalarda nitro testinden geçtiğinin kanıtı olarak basılır.
Bir diğer şekilde ise R harfi üzerinde taç resmi vardır. 1852 yılından beri kullanılır namlunun yivli olduğunu ifade eder. Diğer bir kaynağa göre de Dumansız baruta dayanıklı olduğunu ifade eder Bu mühürlerin bir veya bir kaçı bir arada, birbiri üzerinde yada ayrı ayrı bulunabilir. Daha detaylı bilgi için internete “Belgian Proof Marks” olarak yazıldığında tüm ateşli silahlar üzerindeki mühürlerin anlamları çıkmaktadır.

Silahların seri numaraları ise üretim tarihleri ve modellerini içeren bir düzende yazılmıştır. 1954 yılından sonra olan kayıtların ne olduğu belli iken öncekiler hakkında fabrika da sağlıklı bilgilere sahip değildir. Bu kodlamalar ara ara değiştirilmiştir. Ne anlama geldikler FN Herstalin web sitesinde yayınlanmaktadır. Oradan eldeki silahın seri numarasından imalat yılını öğrenilebilir.

Şimdi internet çok yaygınlaştı ve doğru yanlış çok bilgi alışverişi var. Her bilginin doğruluğu ve güvenilirliği araştırılmalıdır. Yanılmıyorsam 1950 li yıllarda silah alım satımının daha serbest olduğu dönemde silah tamircisi Rahmetli Kemal amca bir delikanlıya özellikle aradığı uzun Belçika tabir edilen Browning 1922 model bir tabanca satmış. Delikanlı 2-3 gün sonra silahla geri gelmiş ve iade etmek istemiş. Yüzünde de kızamık olmuş gibi bir sürü kırmızı ufak yaralar varmış. Niye diye sorunca bana dedilerki bu silah tren rayını deliyormuş bende o yüzden aldım ama elektrik direğinin demirini bile delemedi demiş. Yakın mesafeden attığı mermi parçalanarak parçaları yüzüne gelmiş. Atalarımız boşuna dememiş duyduğunun hiçbirine gördüğünün yarısına inan diye.

Saygılarımla


En son çoti tarafından 23 Mar 2016, 11:36 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2016, 11:31 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Kas 2015, 01:12
Mesajlar: 1141
Yaş:
Elinize sağlık Sn. çoti.

Mehmet amca çok yalan söyleyen birisiymiş. Bir tarafta 4 balık var diyor öbür tarafta 3 balık. :)

_________________
Resim
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2016, 11:37 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Sayın AVCI,
dikkatiniz için teşekkürler. Suç Mehmet amcanın değil benim. Diyaloğu düzelttim.

Teşekkürler

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2016, 15:05 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Sayın çoti,


Paylaşımınız için teşekkürler. Halkımız arasında yaygın olan Browning biyolojisini sohbet havasında karükatüre etmişsiniz.

Bugün tüm Dünya'da en başarılı silah tasarımcıları olarak tanınan şahsiyetlerin büyük kısmı, aslında, teknik kabiliyetleri kadar ticari
yönlerinin yüksek mesaileriyle bu mevkilere ulaşabilmişlerdir.

Paul Mauser'i herkes tanır, sınai tescillerinin neredeyse tamamında yalnızca onun adı geçerken, Feederle Biraderleri, Josef Nickl'i
çok az bilen vardır.

John Moses Browning de bu şanslı zevat arasındadır. Kendisi aslında bir mühendis değildir. Hatta, tasarımlarını önce metalde şekillendirip
görmüş, patent evresinde teknik çizimlerini yaptırmıştır. Yaklaşımlarında mekanik öncelikler, ergonomi gereklerinin önündedir. Güvenlik
devreleri ve alakalı bağlantılar, yeteri sağlamlıkta değildir. Güç kaynağı yaylar, tesbit elemanı vidalar akla gelen her yerde kullanılmıştır.
Ancak, genelde basidi düşünebilmenin üstünlüğü, zamanının diğer tasarımcılarının teknik detayda boğulma raddelerindeki karmaşık
mekanizmalarına bariz fark sağlamış, irtibatta olduğu marka ve müesseselerin teknik görevlileri, ana fikri, populer güvenli kullanım
seviyesine başarıyla yükseltebilmişlerdir.

Bugün Browning'e atfedilen tabancalardan sadece FN1900, yaklaşık tamamı kendine ait olan tasarıma sahiptir. FN1903, bizdeki tabirle,
"Büyük Polis/Tuğralı Polis", ardından FN 1905, Belçika FN mühendislerinin Browning patentleri uyarınca gerçekleştirdiği, sonradan Colt
tarafından her ikisinin de taklid edilerek üretildiği, FN1910 ve1922, yine FN mühendislerinin, FN1905 yapılanmasının küçük değişikliklerle
daha iri boyuta taşındığı el silahlarıdırlar. Keza Colt 1911, Amerikan Ordusu 1906 testlerine Browning'in örnek verdiği, tehlikeli biçimde
sahra sökümüne, zamanın gerisinde ergonomiye sahip tabanca değil, Colt mühendislerinin ötesine berisine ordu isteklerine göre şekil
verdiği, ancak testlerin dördüncü yılında, yine isimsiz bu özveri sahiplerinin gayretiyle güvenli söküme kavuşan ve 1911 yılında alınan
patentte Browning'den maada hiçbirinin isminin geçmediği, aynı hassada, ona atfedilen en şöhretli tabancadır.

Filvaki, Colt 1911 patenti, bir süre sonra, Fransız Hükümeti'nin Browning'den bir hizmet tabancası talebinde bulunduğunda ona ayak
bağı olmuştur. İstek tarihinde monopol süresinin bitmesine yaklaşık beş sene olan bu tescilden farklı bir yapılanma için, Browning ve FN
mühendisleri bayağı zorlanmışlar ve 1927 senesinde yayınlanan patentlerinde, komik denecek şekilde, bir zamanlar John M. Browning'in
1906 testlerinde küçük düşürme çabası içinde olduğu, Savage tabancalarının mucidi Elbert Searle'ın, O'nun patent haklarını ihlal etmeme
çabasıyla alabildiğiı tescilin büyük ölçüde benzerini çıkartmışlardır.

Bu tabanca, 1928 senesinde, Browning'in vefatından sonra patent süresi sona eren Colt 1911 özelliklerinden istifadeyle FN tasarım
sorumlusu Dieudonne Saive'ın vücut verdiği, bugünün 14'lüsü, FN GP35 veya genel tanımla HP35'tir.

Ondörtlü'nün yurdumuzda talibi ve seveni çok uzun süredir mebzuldür. Üzerindeki test damgaları muhtelif biyolojik formlara benzetilmiş,
ilk sürümlerindeki sahra sökümünde anahtar parçayı daha rahat itme imkanı veren sürgü sağındaki yarım ay şekilli kertiğe "Parmak İzi"
tanımı yakıştırılmış, horoz profilleri, tırnak yerleşim yerleri, üretim yılı kısaltmaları muhtelif kalite mertebelerine layık görülmüştür. Daha da
komiği, ekonomik olduğu için "Kayın" ağacından imal edilen açık renk kabzalı türleri, koyu renkli cevizden üstün addedilmiştir. Uzmanı,
ustası, eksperi boldur, ancak hemen hiçbiri, dışarıda konumlandırılan ikinci nesil tırnakların, sürgü içinde aynı tarafta içte yer alan tetik
levyesi eksen pimine sağlamlık temini için aşağı olarak meyilli yapıldığını bilmez.

Her alanda olduğu gibi Ondörtlü değerlendirmelerimiz de zahire münhasırdır.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


En son strongarm tarafından 24 Mar 2016, 13:48 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2016, 17:38 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Sayın strongarm,

Browning'in silah dünyasına hediye etmiş olduğu silahların genelde pek bilinmeyen noktaları hakkında vermiş olduğunuz bilgiler için teşekkür ederim.
HP35 lerin, eğer yanılmıyorsam 1960 lı yıllardan (galiba 64) sonra tırnak dıştan olarak yapılmaya başlandı.
Bu değişikliğin gizli tırnakların silahta tutukluğa sebep olduğundan dolayı yapıldığı şeklinde görüşler var. Ancak Colt 1911 gizli tırnaklı olarak halen üretilmektedir ve gizli tırnağın performansına etkisinden dolayı bir revizyona gitmemiştir.

Bu değişikliğin arkasındaki asıl sebep nedir? İlk tasarımın silahın arızaya müsait yada problem çıkarmaya meyilli bir dizayn hatasının düzletilmesimidr yoksa bir takım üretimi hızlandırma yada ucuzlatma amacına mı yöneliktir. (Yazının son kısmını iyice anlamak manasında)

bilgi verebilirseniz sevinirim

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2016, 18:04 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Sayın çoti,


Colt 1911 iç tırnak konumlandırımı, J.M.Browning'in patent metninde sarahaten izah ettiği üzere, daha ucuz üretim amaçlıdır.
Fabrika, sürgü üzerinde sadece basit bir delikle tırnak yerleşimine uygun yapılandırmaya ulaşabilecektir. Aksi durumda, yanda bir yatay
frezeleme, yay yuvası ve eksen pimi için iki ayrı delik açma mecburiyeti hasıl olacaktır. Bunun yanında, iç tırnak yaklaşımının, namlu
yatağında sıkışmış dolu bir fişeğin çıkarılmasında, sürgünün kovan tablasından ayrılmasına cevaz vermeyen riskli bir özelliği daha
mevcuttur.

HP35 ilk sürümleri de içten tırnaklıdır. Buna neden, sağ tarafta yandan montajı engeller şekilde yerleştirilmiş olan tetik manivelası
eksen piminin, sürgü hareketiyle yerini terketme riskine karşı düşünülen iki ayaklı yapılandırmasıdır. Sonradan, bugün çok kullanılan
kendinden yaylı roll pinlerin icadıyla, yaklaşım, diğer bazı uygulamalarla beraber basitleştirilerek, geri tepme sademesiyle hareket
imkanı zor olan ve sürgüyü enine kateden bu tesbit elemanına devredilmiş, böylelikle boşalan hacim, dış tırnak yapılandırımı için
kullanılmıştır. Bu yapılırken dahi, yay yuvasının söylenen pimle çakışmasına mani olma amacına dönük olarak, tırnak arka kısmı,
önünden daha yukarıda tutulmuştur. Ana amaç, yine üretim kolaylaştırma ve maliyet düşürmeye mütealliktir.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2016, 19:42 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Kas 2015, 01:12
Mesajlar: 1141
Yaş:
Sayın strongarm, sayın çoti;

Aşağıdaki fotoğraflarda gördüğümüz Browning HP prototiplerinde horoz yerine yuvarlak bir parça gözüme çarpıyor. Bu silahlar nasıl çalışıyordu?

Resim

Resim

Resim

Resim

Saygılar.

_________________
Resim
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Mar 2016, 08:17 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Sayın AVCI,


Paylaşmış olduğunuz fotoğraflar, Browning ve tasarım ekibinin 1927 yılında, Amerikan Patent Dairesi'nin 1618510 No. ile yayınlamış
olduğu tescilin prototiplerine aittir.

Daha önceki metinde kısaca söz edildiği gibi bu tabanca, aynen Elbert Searle'nin 1907 Modeli 939369 Patent sayılı el silahı gibi,
Browning'in patent haklarıyla çatışmamak cihetinden;

- Sürgüden ayrı, sökülebilir bir kapak bloğu,

- Gücünü doğrudan kendi yayından alan bir ateşleme iğnesi,

- Sürgüyü dıştan kavrayan kılavuz rayları,

- Çift sıralı yüksek kapasiteli şarjör,

- Namlu üzerine sarıımlı geri getirme yayı(Sonraki örnek ve patent çizimlerinde değiştirilip namlu altında ayrı bir kilavuz üzerine
alınmıştır),

- Kabza içinden uzak bir bağlantı kesici mekaniği...

Öğelerini ihtiva etmektedir. Günümüzün ondörtlülerine benzer tek unsur, tetiğe bağlı, kapak üzeri levyeyle işlev veren bağlantı
kesici devredir. Sürgü arkasındaki dikey deve hörgücü görünümlü aksam, düşey hareketle iğne ve sürgü hareketini bloke eden
güvenlik mandalıdır. Tabanca, döneminin benzer iğne ateşlemeli, yayını gövdedeki bir desteğe karşı kuran örnekleri gibi, tek hareketli
tetik düzeninde çalışmaktadır. 1928 yılında üretim tekeli sona eren, tamamı Browning'e ait kısıtlayıcı patentlerin işlev dışı kalmasıyla,
tasarım sorumlusu Dieudonne Savie, neredeyse tabancayı baştan sona değiştirerek horozlu ateşlemeye tahvil edip halen bilinen
formuna ulaştırmıştır.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Mar 2016, 14:26 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Sayın strongarm,
Bir çok kişinin haberdar olduğu ancak detayları konusunda pek bilgi sirkulasyonunun olmadığı prototip model için verdiğiniz faydalı bilgiler için teşekkürler.

Buna benzer pek duyulmayan, browningin 1897 de patentini almış olduğu döner namlulu ancak sonraki platformlardaki uygulamalarının onunla pek ilişkilendirildiğini duymadığım bir kilit sistemi patenti var. Buna benzer döner namlulu kilitleme sistem daha sonraları steyr'larda, Fransız Mablarda ve günümüzde de değişik silahlarda kullanılmaktadır. Bu sisteminde alçalan namlulu kilit sistemi gibi silah dünyasına J.M. Browning'in armağanı olduğunu söyleyebilirmiyiz yada kendisinden önce benzer sistemlerin kullanımı varmıdır.

Teşekkürler

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Mar 2016, 17:00 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Sayın çoti,


Amerikan vatandaşı Browning'in 1897 tarihli, aynı gün yayınlanmış ancak hiçbiri üretim görmemiş üç tane tabanca patenti mevcuttur.
Bunlardan biri olan döner namlulu model, bugünün türlerine hiç benzemeyen, tüp şeklindeki üst gövde önünde rotasyon kamları
taşıyan, kronolojik sıralamaya göre, alakadar sınıfta ilk olması gereken el silahlarındandır. Bu tabancanın özellikle, tetik, tetik koluna
integre bağlantı kesici, takılma dişi ve tek güvenlik faktörü kabza emniyeti, sonradan FN 1906,1910 ve 1922 modellerinde aynen
kullanılmıştır.

Diğer taraftan Prusya'lı Andreas Wilhelm Schwarzlose'un, 1898 yılında, İngiltere'de tescil ettirdiği döner kilitli bir başka tabanca daha
mevcuttur. Bu silah, tasarımcının kendi ülkesinde patent almışsa, mutlaka daha önceki tarihlere uzanan bir geçmişi olmalıdır. Çağının
ötesi yapılanmada, üstelik üretim safhası da görmüş bu yaklaşım, muhtemelen, konusunda ilk olmada, Browning'in rakibi durumdadır.

Mamafih, günümüzde seri üretim halindeki döner namlulu türlerin esası, 1924 Joseph Nickl'in Cz 24 tabancasıdır. Zira büyük kısmı,
aynen onun gibi, kilit hareket kamını namlu ile birlikte dışarı almayı gerektiren sahra sökümüne sahiptir.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 28 Mar 2016, 16:00 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Sayın strongarm,

Size eski Macar Frommer Stop tabancaları ile ilgili merak eetiğim bir kaç sorum olacak.Pek bilinmeyen ve bulunmayan bu silahtan çok uzun zaman önce bir tane görmüştüm, görünüş olarak enterasan bir estetiğe sahip bu tabancaya ancak dıştan bakma imkanım olmuştu.

Bu silahlar kullandığı 7,65mm çapa göre pekte alışılmış olmayan, ateşlemeyi müteakip, namlu ile namlu gerisini kapatan kapak takımının en geri mesafesine kadar beraber gittiği, daha sonra ayrı bir yay ile namlunun yerine hareket ettiği,namluyu müteakiben kapak takımının hareket ederek doldurma işlemini gerçekleştirdiği sistem tasarımcıları tarafından tercih edilmiş.

size sorularım,

1-Genelde liteartürlerde okuduğumuz bu tarz kilitli sistemlerin güçlü fişeklerde kullanıldığı, daha zayıf düşünülen fişeklerde basit geri tepmenin hem yeterli hemde maliyet etkin olacağıdır. 7,65mm fişeğin gücü böyle komplike sistemi güvenli bir şekilde çalıştırmaya uygunmudur?

2-Böyle komplike ve pahalı bir sistemin 7,65mm çap için tercih sebepleri ne olabilir?

3- Namlu ile kapak takımı en geriye kadar beraber hareket ettiğinden, boşaltma işlemi, namlu öne gittiği sırada olması gerekir. Tırnağın tutuğu kovanın, kovan fırlatma tırnağı(ejector) tarafından ne şekilde dışarıya atılması sağlanıyor. Kovan fırlatma tırnağı (ejector) boş kovana vuruyormu, yani hareketli bir sistemmi var, yoksa kapak takımı namludan ayrılınca biraz daha geri giderek sabit tırnağa çarptırarak mı kovanı firlatıyor ?

Bunu biraz açıklayabilirmisiniz.

Teşekkürler

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Mar 2016, 10:02 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Sayın çoti,


Konuyu geç farkettiğim için hemen cevaplayamadım. Yaşlılık...

Rudolph Frommer'in "Stop" ve Baby" modelleri, onun daha önceden, hayli değişik görünümde ve 7.65MM Roth Sauer çapındaki 1901
modelinin, önce 1906, daha sonra, aynı görünüme kabza emniyeti ekiyle ve kendi,7.65 mm Frommer çapındaki 1910 versiyonlarının
o zamanlar hizmet mertebesinde bir çap addedilen 7.65 mm Browning'e, çok büyük dış görünüşlerle 1913 yılında tahvil ettiği türlerdir.

Bu tabancalar, aynı fişeği düz geri tepmeli olarak kullanan modellerin de olduğu o çağda, bir bakıma, henüz başlamakta olan otomatik
doldurmalı ateşli el silahları yaklaşımında güvenlik tereddüterinin sağlamcı uzantıları mahiyetindedir. Hayli küçük kütlede kapak takımları
ile, zamana yayılmış, daha az hissedilir geri tepme verme gibi müsbet özellikleri de mevcuttur. Ancak, başkaca takipçisi olmadığından
pahalı imalat gereği nedeniyle neredeyse tek örnek olarak kalmışlardır.

Her güçte fişeğin, barut hakkını layıkıyla kullanabileceği boyda namlularla vereceği geri tepme momenti bellidir. Tasarımcılar, bu basit
formüldeki sürat ve kütle faktörlerini istedikleri gibi tayin ederek, arzu ettikleri mekanizmaları kullanabilirler. Bu bakımdan, 7.65mm gibi
nisbeten güçsüz bir fşeğin, otomatik doldurma sistemlerinde mekanik sıınırlamaları yok sayılabilir. Filvaki, çok küçük çekirdek kütlesine
mukabil yüksek ilk hız temin edebilen güçlü çaplarda, mesela FN FiveSeven gibi yaklaşımlarda, makul sınırlar içindeki kapak ağırlık ve
bağlantıları değerlerinin, istenen her mekanizmada güvenli çalışma veremediği de yaşanmış gerçeklerdendir.

Frommer tabancalarında, tırnak kapakta, ejector onu dıştan saran namlu uzantısı uzerindedir. Her iki elemanın birlikte geri haraketi
nihayetinde arkada kalan ve boş kovanı tutan kapağın üzerinden öne devinime geçen namlu ve arka uzantısı, yeterli aralığa ulaştığında,
üzerindeki ejector, kovana arkadan vurarak onu dışarı atmaktadır.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Mar 2016, 11:56 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Sayın strongarm,

Verdiğiniz kıymetli bilgiler için teşekkürler.

Diğer forumdaşların da silah bilgimize ve kültürümüze büyük katkı sağlayacak paylaşımlarınızı benim gibi dört gözle beklediklerine eminim.

Yaşlılık konusunda ise, nüfus cüzdanı benim gibi daha az yıpranmış olanlara ve daha pırıl pırıl yeni cüzdanlara sahip gençlere galebe çalacağınıza inanıyorum.

saygı ve hürmetlerimle


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Mar 2016, 12:38 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Sayın çoti,

Teşekkürler. İnsan umut ettiği sürece yaşar, olgunlaşmaz, sadece yorulurmuş.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 14 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye