TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 11 Ara 2017, 16:17

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 14 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 14 Mar 2016, 10:26 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Merhabalar,

Kültür, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü” olarak tanımlanmaktadır.

Konu başlığımız silah kültürü olduğuna göre irdelememiz gereken şey ülkemizdeki silah kültürünün bu tanımın içine ne kadar girdiğidir. Silahlar ülkemizde geçmişten beri gelenek, görenek ve günlük yaşam içerisinde önemli bir yer tutmuştur. Bu tarihsel manada baktığımızda kısa bir sürede oluşacak bir olgu değildir. Orta Asya’da ok ve yay ile başlayan bu kültür günümüzde ateşli silahlar ile devam etmektedir. ” At, avrat , silah” ata sözü milletimizin silaha vermiş olduğu önemi göstermek için güzel bir örnektir. Osmanlı okçuluğu ve okları tarih boyunca takdir edilmiş ve örnek olarak gösterilmiştir.

Dünyanın takdir ettiği kompozit malzemelerden yapılan Türk ok ve yayları son yıllarda bu işe gönül verenler orijinaline uygun yapılmaya başlanmış, ve geleneksel Türk okçuluğu ile ilgili bir çok etkinlikle, yarışmalar düzenlenmeye başlamıştır. Geçte olsa bu değerimize sahip çıkılması sevindiricidir. Millet olarak silaha olan düşkünlüğümüz ve sevgimiz tartışmaya bile gerek olmayacak şekilde aşikardır. Ancak devlet ve millet olarak bu kültüre ne kadar sahip çıkıp hakkını verdiğimiz konusu ise biraz çetrefilli olup yorum ve tartışmalara açıktır. Bu kültürün gelişmesi, ateşli silahların sporda kullanılmasında yada atış faaliyetinin sosyal bir etkinlik olarak görülmesinde yasal düzenleme ve yönlendirmelerin etkisi çok büyüktür. Artık bu gerçeğin görülerek günümüz şartlarına uygun yasalarla düzenlenmesi gerekmektedir. Ülkemizdeki yasal mevzuat şu an için oldukça yetersiz kalmaktadır. Avcılık sporu ateşli silahlarla yapıldığı için avcılık ve silah birbirinden ayrılması düşünülemeyen iki olgudur. Tüm dünyada kuş ve tavşan tarzı avlar shotgun denilen Türkçeye saçma tüfeği olarak çevrilen bizim bildiğimiz çifte yada süperpoze tarzı tüfeklerle yapılmaktadır. Zira bu tüfekler hedefe saçma denilen ufak bir çok küreyi atacak şekilde dizayn ve imal edilmişlerdir. Brenekke, sabot misket vs olarak adlandırılan çeşitli tipte tek kurşunları atabilmelerine rağmen asıl amaçları hem nişangah hem de hassasiyet olarak tek kurşun atmak değildir. Domuz gibi avlarda asıl olan tüm dünyada olduğu gibi yivli silah kullanılmasıdır. Çünkü çifte tarzı silahlar yakın mesafelerde isabetli olmasına rağmen mesafe uzadıkça merminin yolunun çok eğik olması ve üzerindeki nişangah sistemlerinin hassas nişan almaya elverişli olmamasından dolayı hayvanların öldürücü noktalarından isabet almasını güçleştirmekte dolayısıyla bir çok hayvanın vurulmasına rağmen yaralı olarak kaçmasına ve daha sonra acı çekerek ölmesine yol açmaktadır. Mesafe 30-40 metreyi aştığında şevrotin yada dokuzlu tabir edilen saçmalar oldukça dağılmakta, ağırlık ve çapının düşük olmasından dolayı enerjisini çok çabuk kaybetmekte, karın gibi öldürücü olmayan bir bölgeye isabet eden bir yada birkaç saçma av hayvanının uzun ve ağrılı bir ölümüne sebep olmaktadır. Bu ayrıca vicdani bir konudur da.

Bir çok ülkede de çiftelerin bu tarz avlarda kullanılması da yasaktır. Maalesef bu düzenlemeyi yapması gereken otorite bu tarz silahların edinilmesini kısıtlamakta, olanlarında gerektiği gibi kullanılmasına engel olmak için mantık çerçevesi içinde izah edilemeyen bir takım yasaklamalar getirmektedir. Bu silahların yarı otomatik olanlarına taşıma için izin vermemekte, ancak yıllık 200 adet mermi istihkakı da vermektedir. Bu silahları hem evinden çıkartamayacaksın hemde yıllık 200 mermi alabileceksin. Bu kısıtlamaların dile getirilmeyen ana sebebi halkın elinde uzun menzilli ve etkili silahların bulunmasını engellemek olarak açıklanabilecek miadı dolmuş bir zihniyettir. Yurtdışında av bayisinde 500 dolara satılan bir yivli silah ne oluyorda Türkiye’ye gelince hemen bol sıfırlı rakamlarda satılıyor. Bunun için istenen fahiş harç ruhsat vs fiyatları bu silahları sadece zenginler için ulaşılabilir ve kullanılabilir kılmaktadır. Yivli silahla avlanmak fabrikatör Ahmet efendin ne kadar hakkıysa köylü Ahmet efendinin de o kadar hakkıdır. Bu hak uzun mesafe atışlarından zevk alan sportmen Ahmet efendinin de hakkıdır. Bu hakkı sadece parası olana vermek ise hiç kimsenin hakkı değildir. Yıllık 200 mermi istihkakı ise hem yivli silahlarda hem de tabancalarda çok gülünç bir miktardır. hem Tüfeğini sıfırlayacaksın, hem antreman yapacaksın hemde ava gideceksin, birde bütün bunları 200 adet mermiyle yapacaksın. Geçenlerde tesadüfen iş için Türkiye’ye gelmiş bir Alman ile konuşuyorduk. İsmini hatırlayamadığım Alman arkadaş hızlı avcılardan imiş. Boş zamalarında atış poligonuna giderek antreman yaparak kendini sezona hazırladığından bahsetti. Mermi konusundaki kısıtlamaları sorduğumda alabileceğin miktarın paranla sınırlı olduğunu söyledi yani istediğin kadar alabiliyormuşsun. Buradaki 200 adet sınırlamasını duyunca bu miktardaki mermiyi birkaç poligona gidişte harcadığını söyledi. Lafın arasında ikinci el Glock tabancayı da 400-500 euro civarlarında alabildiğini söyledi. Ateşli silahlarla İlgili kanunların acil olarak günümüz şartlarına ve gerçeklerine uygun olarak değiştirilmesi gerekmektedir. Bu düzenlemelerin spor tüfekleri ile harp tüfekleri arasındaki farkı bilen kişilerce yapılması lazımdır.

Tüm dünyada spor ve eğlence ve küçük av fişeği olarak bilinen 22 LR mermisini kullanan tüfeklerin yivli silah kategorisinden çıkartılması gerekmektedir. Kanunların sadece vatandaşın silah sahibi olmasını nasıl kısıtlar ve engellerim saiki ile yapılmaması gerekir. Tüm dünyada kanuna saygılı vatandaşların silah edinme haklarından bahsedilir. Zaten kanuna saygılı bir vatandaştan kanun dışı bir hareket beklenmez. Silahları kanunsuz bir şekilde kullanacaklar ise ruhsatlı ve kayıtlı bir silahı kullanacak kadar saf ve akılsız da değillerdir. Çevremizde ve içimizde gelişen olaylardan da görüldüğü üzere ulusal güvenliğe tehdit 5 li mavzerlerden gelmemektedir. Bu silahların avcının, sporcunun yada meraklının elinde olması hiçbir şekilde tehdit olarak algılanacak bir şey değildir. Avcı elinde yapmış olduğu spora uygun bir tüfekle ava çıkmak istemektedir. Sezon harici zaman da da antreman yaparak kendisini sezona hazırlamak yada bir sevdiği bir hobisini gerçekleştirerek hoş zaman geçirmek için yeteri kadar mermi istemektedir. Bunun için harç ve fiyatların makul seviyeye getirilerek fişek alımındaki sınırlamanın kaldırılmasını talep etmektedir. Olay bu kadar basit ve sadedir.
Ağızdan dolma kapsüllü, çakmaktaşlı tüfek ve tabancalar içinde bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu silahları kullanmak ve bunlarla uğraşmak ayrı bir zevktir. Ancak bunların edinilmesi nasıl olacak , nerede ve nasıl kullanılacak bunların düzenlenmesi gerekmektedir. Bu silahlar yurtdışında replika adı altında orijinallerine uygun olarak üretilmektedirler. Bunların kulüpleri, müsabakaları ve bir çok etkinlikleri olmaktadır. Ülkemizin silahseverleri niye bu silahları bilgisayar ekranı başından sevmek zorunda bırakılıyor anlamak mümkün değil. Zaten toptan dolma kapsüllü revolveri taşıyacak kadar saf bir suç örgütü üyesinin yada teröristin olduğunu düşünmek herhalde daha büyük bir saflıktır. Bu silahların kullanımını kolaylaştıracak düzenlemeler yapılsa ben eminin kısa süre sonra bunların imalat ülkemizde başlar bir süre sonra da dünyanın dört bir yanına ihraç etmeye başlarız. Amerika’da ağızdan dolma tüfeklerle avlanmak için ayrı düzenlemeler ve sezonlar yapılmaktadır. Dedelerini yad etmek ve sırf onların yaşadığı duyguyu yaşamak için bu silahlarla ava gitmekteler ve bir çok organizasyonlar düzenlemektedirler. Bizler ise lafa geldiğinde mangalda kül bırakmamayı çok severiz.
Çanakkale’yi gezenler belki farketmişlerdir. Oradaki mevzilerin bir çoğu boş durmaktadır. Sadece mevzilerin birinde bir tane top durmaktadır. Meğerse bizim tarihine sahip çıkmayı bilen devlet büyüklerimiz bunları hurda fiyatına satmışlar, kalan o topun kamasında da dolu bir mermi kaldığı için sökemeyip orada bırakmışlar. İşte bunu yapan yetkililierde yazının başında bahsetmiş olduğumuz silah kültüründen birazcık olmuş olsaydı yüzbinlerce şehit vermesine rağmen silahını bırakmayan, mevzisini terketmeyen, kuran okuyarak şehit olmaya giden dedelerinin silahına sahip çıkarlardı. Bu toplar hurdaya satılırken tüfekleri de yine zamanında yok pahasına Amerikaya satılmıştır. Yine bu işi yapan yetkililer bahsettiğimiz silah kültüründen biraz nasiplenmiş olsalardı sattıklarının tüfek değil, şu an bu topraklarda rahatça yaşamalarını sağlayan tarihin bir parçasın olduğunu anlayabilirlerdi. Bu silahları yurtdışına sattıkları fiyatın 10 katı bir bedelle Türkiye’de satmış olsalardı eminim ki bizim insanımız o silahlara gözü gibi bakarlar ve nesilden nesile aktarırlardı. Bu silahları sahiplerinin torunlarına vermektense yok pahasına yabancılara satılmasını bir türlü anlamış değilim. En azından bir kısmı MKE vasıtasıyla yurtiçinde satışa çıkartılabilirdi. Bu silahlarla hiçbir tarihi ve manevi bağı olmayan kullanıcıları bile Türk mavzerleri için kulüpler, web siteleri kurmuşlar, bu silah mekanizmaları üzerine modifikasyonlar yaparak çeşitli spor tüfekleri yapmışlardır. En azından bizim elimizde olmasa da bu silahlara sahip çıkılıp hak ettiği değerin verildiğini bilmek bile güzel.

Ülkemizde kanuni şartlara uyan her Türk vatandaşı silah edinebilmektedir. Ancak sahip oldukları bu silah ile ilgili eğitim konusunda büyük eksiklikler vardır. Bu önemli bir konudur çünkü silahlar ölümcül makinalardır. Kulaktan dolma, sağdan soldan işitilmiş bilgilerle dikkatsizce hareket edilmesi ölümcül sonuçlar doğurabilecek kadar tehlikelidir. Maalesef bu konuda ise çokta fazla seçenek yoktur.Bu eğitimin alınacağı yer kahve muhabbetleri omamalıdır. Atış poligonları yaygın değildir. Olanlar ise oldukça pahalıdır. Bulundurma ruhsatlı silahını atış poligonuna götürmek için gerekli formaliteler oldukça uzundur. Her yıl satılan milyonlarca istihkak nasıl ve nerede sarfedilmektedir. Bu işlemleri kolaylaştıracak düzenlemeler yapılırsa hem atış poligonlarının sayısı artar hem de silah sahipleri atış antremanlarını düğün alayında değil, hedef kağıdı üzerinde hem kendi yeteneklerini tartarak hem de atış becerilerini geliştirerek yapabilirler. Bunun için ne yapılması gerekir denir ise artık her işin elektronik ortamda halledilebildiği günümüzde mail ile poligona gidiş gün ve saati bildirilerek yol izni alınabilir. Bu işler kolaylaşırsa silah sahipleri hem güvenli bir ortamda antreman yapma fırsatını hem de silah konusunda kendilerini eğitme şansını bulacaktır. Bunun için vizyonu açık, konuya hakim, problemin değil çözümün parçası olacak kapasite de kanun yapıcılara ihtiyaç vardır. Aslında konu çok komplike değildir. Soru şudur; milyonlarca silah sahibi elindeki silahları ile yıllık istihkaklarını nasıl ve nerede harcayacaklar, silahın güvenli kullanımını nasıl öğrenecekler. Cevap; silah sahiplerinin silahlarını atış poligonuna daha rahat götürüp getirecek bir düzenleme yapılması gerekir. Neden bu kolayştırılmalıdır? Çünkü kanunlara saygılı insanlar kanunlara uyarlar. Kötü niyetli kişilerin suç işlemek için izne yada ruhsatlı silaha ihtiyaçları yoktur bunu talepte etmezler. Tüm dünyada işleyen mantık hemen hemen bu çerçevededir ve ülkemizde de işlememesi için hiçbir neden yoktur.

Avcılık için ise yivli silaha sahip olunması kolaylaştırılmalı, bunun için gerekli silah ve mermiler fahiş fiyata değil ederi fiyatta istenildiği kadar satılmalıdır. Daha sonra yurtiçi üretim teşvik edilerek önce yerli pazara daha sonra dünya pazarlarına girilmelidir. Türkiye 2007 yılında yapılan bir araştırmaya (Light Guns Survey 2007) göre sivillerin elinde bulundurduğu hafif silah miktarına göre 178 ülke arasında 52. sıradadır. Bu sıralama her 100 kişi başına düşen silah miktarına göre yapılmıştır ve dünya genelinde sivillerin elinde bulunan hafif silah sayısı 645.000.000 adettir. Bu sıralamaya göre Amerika 100 kişiye düşen 90 silah sayısı olarak 1. Sırada yer almaktadır. Buda 270.000.000 hafif silaha tekabül etmektedir. Avrupa’nın küçük ülkesi İsviçre’de ise bu rakam 45,7dir. Bu silahların içinde sivil halkın evinde bulundurabileceği otomatik piyade silahları da vardır. Diğer bazı Avrupa ülkelerinde ise rakamlar şöyledir.

İsviçre 45.7
Finlandiya 45.3
İsveç 31.3
Fransa 31.2
Almanya 30.3
Kanada 30.8
Avusturya 30.4
Yunanistan 22,5
Türkiye 12,5

Türkiye’de ise 100 kişi başına düşen silah sayısı 12,5 tir. Bu silahların büyük çoğunluğu ise yivsiz av tüfeği sınıfındadır. Bazı çevrelerin kamuoyunu yanlış yönlendirmeye çalıştığı gibi aşırı bir silahlanma söz konusu değildir. Problem bu konudaki yasal düzenlemelerin yetersiz ve ülkemizin realiteleri düşünüldüğünde gerçekçi olmamasından kaynaklanmaktadır. Balkan savaşlarından kalma mermisi dahi bulunmayan bir tüfek bizim yasalarımıza göre harp tüfeği kategorisine girebilmektedir. Aynı mantıkla gidersek o zaman süvarilerin kullandığı at ve eşeğinde harp taşıtı sayılması gerekir. Artık gelişen Türkiye’de av silahı ile harp silahını ayırt edebilecek bilgi birikimine haiz kişilerin de müdahil olduğu yeni yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bu düzenlemeler yapılırken ağızdan dolma çakmaklı ve kapsüllü tabancalar ile tüfeklerde unutulmamalıdır. Bu tarz silahlar kendi devirlerinde olduğundan daha çok miktarda günümüzde üretilmektedirler. Avrupa’dan bir çok ülke bu tipteki silahları üretip Amerika’ya ihraç etmektedirler. Bu pazarlardan yerli üreticilerimizde pay alabilirler. Pul koleksiyonu para koleksiyonu yapanlar olduğu kadarda kanunların müsaade ettiği ölçüde silah koleksiyonu yapmaya çalışanlar vardır.

Tabanca taşımanın 1997 yılında yasaklandığı ve sivil halkın elinden toplandığı, polislerin büyük kısmının silah bile taşımadığı İngiltere’de makinalı tüfekleri bile koleksiyonluk olarak satın alabilirsiniz. Gerçek tüfek yada tabancaların bir daha çalışmasını engelleyecek biçimde iğne yatakları, vs. kaynakla doldurularak bir sertifika oluşturulur ve bu sertifikaya sahip silahlar rahatça alınıp satılabilir. Bir örnek vermek gerekirse Alman MG34 makinalı tüfeği, MP40 makinalı tabancası, P-38 tabancası benim hatırlayabildiklerimdendir. 90 lı yıllarda her Cumartesi Angel’da açılan pazarda her türlü deaktive edilmiş silahı, 105mm top mermisinden 44 magnuma kadar olan kapsülü ve barutu olmayan koleksiyonluk fişekleri bulabilirdiniz. Askeri müzelerde bu fişekler istediğiniz kadar satılmaktadır. Mayonlara takılmış şeritlerle bile bunları temin edebilirsiniz. Aynısı Türkiye’de de yapılamaz mı? Bunun kime ne zararı olur.

Ülkemizdeki silah kültürünün gelişmesi için aklımdan geçen naçizane düşünceler ve öneriler bunlardır. Bunların yapılabilmesi için önce bir kamuoyu oluşturulması gerekmektedir. Kamuoyu oluşturulması için ise bu fikirlerin önce yazılı ve görsel yayın organlarında bir çok kişiye ulaştırılması gerekmektedir. Bunun çözüm yolu güçlü medya araçlarıyla problemlerimizi geniş kitlelere duyurmaktan geçer. Bunun içinde silah severlerin ve avcıların birlikte hareket etmesi ve organize olması gerekmektedir. Amerika’da National Rifle Association (ulusal tüfek derneği ) 1874 yılında kurulmuş, o günden bu yana silah severlerin hakkını savunan kar amacı gütmeyen bir organizasyondur. Günümüzde 250 milyon dolar cirosuyla silah severlerin hakkını savunmaktadır. Ülkemizdeki eksiklik kanarya sevenlerin, akvaryum sevenlerin bile bir araya toplanıp organize olabildiği Türkiye’de, kanunlara saygılı, vatanını milletini seven, silahı bir spor ve hobi olarak gören silah severlerin sosyal ve politik arenada haklarını savunacak, sorunlarını gündeme getirecek, sorunların çözümü için yönlendirme ve yol gösterme misyonunu üstelenecek, bürokraside lobi faaliyeti gösterecek bir yapı oluşturamamış olmasıdır. Silah sanayii olaya ciddiyetle yaklaşacak, silahseverlerin hakkını savunacak, problemlerini gerekli platformlarda dile getirecek bu tarz kuruluşların kurulmasını ve faaliyetlerini desteklemelidir.

Bu satırların yazıldığı, soruların sorulup cevapların alındığı forum sayfalarının silah kültürünün gelişmesine inanılmaz katkısı vardır.Zira içerik olarak çıta çok yüksektir ve araştırılması öğrenilmesi uzun yıllar vakit ve emek alacak, oldukça yüksek beyin eforu gerektiren bilgilere kestirme yollardan ulaşım sağlamaktadır. Silah bilgisi kulaktan dolma bilgilerle öğrenilecek, zanlarla açıklanacak, kahvede işitilenlerle uygulanacak kadar basit bilgiler içermemektedir. Sorulan her soru, alınan her cevap araştırılan her konu, öğrenilen her gerçek, düzeltilen her yanlış silah kültürümüzün gelişmesine katkıda bulunacaktır. Aksi takdirde yabancıların kişisel görüşlerini yansıtan yorumlar doğru ve kaynak olarak kabul edilecek, silah ve atış terminolojimiz, tekniklerimiz onların bulduklarıyla kısıtlı kalacak, onların buldukları kültürümüze girecek , bulamadıkları için ise bize bekleyip görmek kalacak, kültür olarak algıladığımız olgu sadece yabancı dil bilenlerin okuyup diğerlerine aktardığı ile kısıtlı, kısır bir anlam taşıyacaktır.

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 15 Mar 2016, 09:08 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Merhabalar,


Paylaşımınız için teşekkürler sayın çoti.

Yurdumuzda silah kültürü, her zaman sisler arasında büyümeğe çalışan, güneş göremeyen nebatat tasvirinde olmuştur. Ayakları yere
sağlam basan, yasalara saygılı vatandaşların bireysel silah mülkiyeti, kullanım ve üretimi hakkında mevzuat düşünülmemiş, geliştirimine
sanki ihtiyaç duyulmamış gibidir.

1950 öncesi yıllarda, kaba kağıt üzerine daktilo ile yazılmış ruhsatlar yanında, av malzemesi satıcı dükkanların vitrinlerinde, mantar
tabancaları ile aynı kalite ambalajları havi Kırıkkale tabancaları satışta görmek mümkündür. Yivsiz ve sporda kullanılacağı düşünülen
türler hiç bir kayda bağlı olmadan alınıp satılabilmektedir. 1953 senesinde, yurdun her yerinde tellal ve hoperlorlerle, yivlilerin ruhsata
bağlanması gereği halka duyurulmuştur. Bu yıllar, yükselen Amerika'nın Dünya'daki her yer kadar ülkemizde de varlığını ağırlıklı olarak
hissettirdiği zamanların başlangıcıdır. Ülkesinde çok serbest silah düzenlemelerine anayasa desteğiyle sahip olan bu devlet, ne hikmetse
başka coğrafyalar halkının elindeki eslihanın yasalarla korunmasını arzu etmez görünümdedir.

1960 Darbesiyle halkın elindeki bütün silahlar toplatılmıştır. Ne var ki, yeryüzündeki en gelişmiş anayasanın vücut bulmasına neden
olan bu idare, iki yıl sonra bunların tamamını ruhsata bağlayarak sahiplerine iade etmesini de bilmiştir. Filvaki, bu askeri harekat,
bundan sonra onar yıl arayla takip edecek olan diğerleri arasında, Amerikan etkisinin en azına sahip olanı gibidir. Diğer taraftan, 1980
yılına kadar, yine yivsizler rahatça alınıp satılabilmekte, .22"lik tüfek hatta tabancalar, acaip bir mevzuat belirsizliğinde Mercan Yokuşu
esnafı vitrinlerinde boy gösterebilmektedir.

1980 askeri darbesinde bütün silahlar, belli sınırlar içinde tekrar toplatılmış ve iade edilmemiştir. Kişiler, ölümcül sosyal çatışmaların tekrar
zuhurunu arzu etmediğinden, bir bakıma yılgınlıkla elinde olanları verip kurtulmak istemiştir. Ancak, globalleşen Dünya halkları yaşam
alanlarında sivri çıkıntılar veren yüksek menfaat gruplarının güttüğü güruhlar, silahlı olayların, onların isteğine bağlı olarak azalmayacağını
yasal düzenlemelerle kontrol altına alınamıyacağını kısa sürede göstermekten geri kalmamışlardır.

Halen silah kültürümüz, muhtemelen, buna destek verecek bilgi birikiminin de güdüklüğü, birbiri ile çelişen, tarihimizdeki en sıkı ve giderek
daha da sıkılaşan alakadar mevzuat refakatinde, sosyal haklarda yarış halinde olduğumuz, çadır cumhuriyetleri seviyesinde gibidir.
Hevesli kişiler, kısıtlı haklar paralelinde, isteseler dahi yeterince meşgul olup mesai veremiyecekleri bu alanda, elle tutulacak eserler
çıkartamıyacaklar, üretim haklarına nasılsa ulaşabilmiş teşekküller, nüfuz edemedikleri iş konularını, ancak kopyalarla yürütüp ayakta
tutabileceklerdir.

Bu durumdan kazancı olacak, inanın, bizim halkımız değildir.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 15 Mar 2016, 15:42 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Sayın strongarm,

Yorumlarınız için teşekkürler.

Silahlar konusu, maalesef, ülkemizde en çok konuşulan ancak pekte bir şey yapılmayan ve an itibari ile elle tutulur bir şey yapılacağı konusunda da ışık vermeyen konuların başında geliyor. Hukuki ve sosyal terminolojimize "hukuka saygılı vatandaş" teriminin bir an önce girmesi ve silahlar konusundaki düzenlemelerin bu çerçevede bina edilmesi gerekmektedir. Zİra hukuka saygısı olmayanların, suç örgütleri, terör örgütleri vs gibi, elindekilerin envanteri bir çok ülke ordusunda olmayıp bunlarla neler yapabildikleri, yaptıkları ve verdikleri zarar hiç bir yorum ve açıklamaya mahal vermeyecek, en kıt akıl ve algı seviyesine sahiplerinde anlayabileceği kadar açık ve nettir. İşin spor, avlanma, hobi cihetlerinde düşünülmesi gerektiği kadar sınır tanımaz mütecavizlerin caydırılması, can, mal ve ırzın korunmasının gerektiği nefs-i müdafaa konularınında düşünülmesi gerekmektedir. Gıpta ile baktığımız ve vatandaş olabilmek için bir çoklarının elinde olanı feda edip lokantada garson olarak çalışmaya razı olduğu bir çok Avrupa ülkesinde bile durum "hukuka saygılı vatandaşların" haklarnı koruma, aciz kaldıkları zaruri durumda da kanuni çerçevede kendilerini koruyacak şekildedir. Bizdeki durum ise "deliye bal tattırmışlar çarşıda katran bırakmamış" dedirtecek cinstendir.

Silah sektör ve ve sanayisinin gelişebilmesi için bu işte kendini yetiştirmişlerin, belirli bilgi birikimine ulaşmışların ve belki de Allah vergisi yeteneklerini bu konulara kanalize etmiş kişilerden faydalanmanın yolunu açması ve fırsat oluşturucu yasal teşviklerinde yapılması gerekmektedir. Tüm bunlar, tekniksel donanımın yanında fikirsel olarak ta donanmış kişilerin düzenlemelerde fiili olarak yer alması ile çözülecektir. St. Ettienne olarak bilinen, mermisinin bulunması neredeyse imkansız olan chessepot 1866 model tüfek ve benzerlerini vahim silah kategorisine sokabilecek birikime sahip dimağların silah kültürüne katkısının olacağını düşünmek, hıyar tarlasından bostan hasatı yapmayı beklemekten farkı yoktur. Zira bu tür anlamsız zorluklar belli bir tarihi değeri olan silahların gizlice elden ele dolaşıp çevrilmeye çalışılmasına, zamanla çürüyerek tahrip olmasına yada depolarda bir süre bekledikten sonra imha edilmeye gönderilmesiyle silahlar hakkında zaten sınırlı olan kültürümüze daha da büyük darbeler vurmaktadır. Amerikada mumla aranan koleksiyon emtiası toptan dolmalı coltlar bilinçsizce tahrip edilmekte, başıma bela olur korkusuyla çürümeye terkedilmekte yada aklı evvel birilerinin tavsiyesiyle yapılan uygulamalarla yarık topla dolaşmakta, bu ve buna benzer sebeplerden bahsettiğimiz kültürün altyapısını oluşturacak tarihi değerler yavaş yavaş yok olmaktadır.

Aslında iğneyi birazda kendimize de batırmamız gerekir. Sineğin kara sinekmi at sineğimi olduğu meselelerinde harcanan mesainin bir kısmını hukuksal düzenlemelerin yapılması ve iyileştirilmesi konusunda harcamış olsa idik bir çok şey daha farklı olabilirdi.

Bir an evvel "hukuka saygılı vatandaş" için devlet büyüklerimizin ne yapabileceği konusunda harekete geçmeleri gerekmektedir. Zaten keyifleri gıcırında, işleri tıkırında olan silahseverlerin böyle bir derdi yoktur. 10.000 euroya satılan 2000 euro ederi olan silaha 15.000 euro verip dostların alışverişte görme amacına zaten ulaşıp maddi zevke varırken, sen daha bunu görmedinmi cahil adam diye böbürlenerek manevi zevkin, kendilerince, doruklarına ulaşmaktadırlar. Hukuka saygıları olmasa bile.

saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 15 Mar 2016, 23:48 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 07 Eki 2012, 21:17
Mesajlar: 80
Yaş:
Degerli Ustadlar,

Paylasimlariniz icin tesekkur ederim. Yasalara saygili bir silah sever olarak, bireysel silah edinimini kolaylastiracak ancak ayni anda bilincli kullanimi da on plana alma calismalarini destekleyen bir dernek ya da olusum mevcut mu merak ediyorum? Varsa ben acikcasi katilmak isterim. Bilgisi olan varsa paylasabilirse sevinirim.

Tesekkurler

_________________
If your enemy is secure at all points, be prepared for him. If he is in superior strength, evade him. If your opponent is temperamental, seek to irritate him. Pretend to be weak, that he may grow arrogant. If he is taking his ease, give him no rest. If his forces are united, separate them. If sovereign and subject are in accord, put division between them. Attack him where he is unprepared, appear where you are not expected.
-Sun Tzu


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 15 Mar 2016, 23:50 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Kas 2015, 01:12
Mesajlar: 1141
Yaş:
Elinize saşlık Sayın çoti ve Sayın strongarm.
Alıntı:
Degerli Ustadlar,

Paylasimlariniz icin tesekkur ederim. Yasalara saygili bir silah sever olarak, bireysel silah edinimini kolaylastiracak ancak ayni anda bilincli kullanimi da on plana alma calismalarini destekleyen bir dernek ya da olusum mevcut mu merak ediyorum? Varsa ben acikcasi katilmak isterim. Bilgisi olan varsa paylasabilirse sevinirim.

Tesekkurler
BSSAH var. Bir de yeni bir oluşum daha kurulmaya çalışıyordu 2 ay önce. Akıbeti nedir bilmiyorum.

_________________
Resim
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 00:35 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 10 Oca 2016, 02:35
Mesajlar: 539
Yaş:
Paylaşımlarınız için teşekkürler. Benim bir sorum olacak fakat tam konuyla alakalı değil. Silah bulundurma ruhsatı(taşıma değil sadece bulundurma) için başvuruların ortalama kabul durumu nedir? Zor bir şey mi bu ruhsatı almak yoksa çoğu kişiye veriyorlar mı?
Teşekkürler.

_________________
Türk Milleti hür yaşamış ve hürriyeti varlığının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 00:45 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Kas 2015, 01:12
Mesajlar: 1141
Yaş:
Alıntı:
Paylaşımlarınız için teşekkürler. Benim bir sorum olacak fakat tam konuyla alakalı değil. Silah bulundurma ruhsatı(taşıma değil sadece bulundurma) için başvuruların ortalama kabul durumu nedir? Zor bir şey mi bu ruhsatı almak yoksa çoğu kişiye veriyorlar mı?
Teşekkürler.
Ruhsat almaya manî durumu (sabıkalı, vergi borcu, sağlık problemi gibi) olmayan 21 yaşı aşmış herkes bulundurma ruhsatı almaya hak kazanır.

_________________
Resim
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 01:42 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Merhabalar,
Sayın Gazza, Sayın AVCI, Sayın dflipflop Değerli yorumlarınız için teşekkürler.
Maalesef bu konuda benim bildiğim bir dernek yada kuruluş yok. Sayın strongarm'ın bu konuda bilgisinin yanında çevresininde daha geniş olduğunu ve daha sağlıklı yönlendirmede bulunacağını düşünüyorum.

Az önce ancak okuma fırsatı bulabildiğim, Türkiye'de Avcılık alanında yayın yapan bir dergide çıkan habere göre 11-14 Ocak 2016 tarihleri arasında tamda yukarıda bahsi geçen konularla ilgili olarak Konya Dedeman hotelde Emniyet Genel Müdürlüğü Himayesinde, Silah Sanayicileri Derneği ve Patlayıcı Maddeler İşadamları Derneği işbirliği ile Silah Kanun Tasarısı 1. Çalıştayının 3 gün süren bir toplantı yaptığı yazıyordu. Çalıştayın amacı ihtiyaçlara cevap verebilecek yeni bir kanun için altyapı hazırlamak olarak belirtilmiş. Katılımcı listesini yazacaktım ancak , milletvekilleri, Emniyet Müdürleri, Bürokratlardan oluşan kalabalık devlet erkanı var çok uzun bir liste olacak. O yüzden sadece Özel sektör katılımcıları nı yazacağım. Uzun ünvanlara sahip olsalarda sayısı az.

Özel Sektörden katılanlar
Sisiad Yön. Kur. Başkanı Cemil Eryürek (İdeal Av)
Sisiad Yön.Kur.Başkan Yard. Cafer Sayılır(Sayılır AV)
Sisiad Yön.Kur.Başkan Yard. Bekir Gürel (Gürel Av)
Sisiad Gen.Sek. Veysi İleri (İzmir Ticaret)
Sisiad Saymanı Yavuz Yollu( Ata Sİlah Sanayi)
Sisiad Üyesi Huğlu Kooperatif Başkanı NAci Tanık
Sarsılmaz silah Aydın Gül
Stoeger Gen.Müd. Ertuğrul yanıt

Bu çalıştayın, sadece devlat erkanı ve işadamlarının katılımıyla gerçekleşmiş olmasına rağmen suya sabuna dokunacak şekilde, yalnızca silah sanayisinin değil, silahseverlerin problemlerinin de dile getirilip, çözüm önerileri üzerinde fikirlerin yürütüldüğü faydalı bir toplantı olmuş olmasını diliyorum. İnşallah ihtiyaçlara cevap verecek sonuçlar almışlardır.

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 12:03 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 07 Eki 2012, 21:17
Mesajlar: 80
Yaş:
Alıntı:
Elinize saşlık Sayın çoti ve Sayın strongarm.
Alıntı:
Degerli Ustadlar,

Paylasimlariniz icin tesekkur ederim. Yasalara saygili bir silah sever olarak, bireysel silah edinimini kolaylastiracak ancak ayni anda bilincli kullanimi da on plana alma calismalarini destekleyen bir dernek ya da olusum mevcut mu merak ediyorum? Varsa ben acikcasi katilmak isterim. Bilgisi olan varsa paylasabilirse sevinirim.

Tesekkurler
BSSAH var. Bir de yeni bir oluşum daha kurulmaya çalışıyordu 2 ay önce. Akıbeti nedir bilmiyorum.
BSSAH ye mail atali 3 hafta oldu yanit bile almadim...

_________________
If your enemy is secure at all points, be prepared for him. If he is in superior strength, evade him. If your opponent is temperamental, seek to irritate him. Pretend to be weak, that he may grow arrogant. If he is taking his ease, give him no rest. If his forces are united, separate them. If sovereign and subject are in accord, put division between them. Attack him where he is unprepared, appear where you are not expected.
-Sun Tzu


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 12:45 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Muhterem arkadaşlar,


Yurdumuzda, gerçek silahseveri himaye edecek, eğitim verecek, yeni projeler üretimi için destekleyecek
bir kuruluş maalesef yok ve yasalara bağlı hak ve görevlerin kişisel yorumlardan uzak şekilde uygulanma
durumu olmayan mevcut ortamda tesisi ihtimal dışı gibi görünmektedir.

Avcılık dernek ve klüpleri, imalatcılar birlikleri ve sair mevcut mevzuatın pratikteki pürüzlerini giderme
amaçlı sosyal grupların oybirliğiyle oluşturulmuş yönetim kademelerinde başarı kriteri, devlet ricali
seviyesinde yakınlaşmalarla detaya ait bazı problemlerin giderilmesi hacmine indirgenmiş olup bu
kişilerin silah bilgi ve kültürlerini, alakadar medyada takip ederek kısa sürede öğrenmek mümkündür.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 16:26 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Sayın strongarm,
Silahseverler olarak biz bu konuları daha çok konuşacağız gibi gözüküyor.

Size daha önce yazdığınız bir konu ile ilgili sorum olacak. Sizi de çok fazla soru sorarak sıkmakda istemem ancak yaptığım araştırmalarda herhangi bir bilgiye ulaşamadım. Hangi konu başlığı altında okuduğumu da hatırlamadığım için buraya yazıyorum.

"Yüksek basınç altında güvenli tahliye" sisteminden bahsetmiştiniz. Tahmin ettiğim kadarıyla tahliyeye yüksek basınç eşlik ettiğinden kapağın açılmasını geciktirecek bir kilit sistemi mevcut değil diye düşünüyorum. Bu sistemin çalışma prensibi nedir. Bu sistemde kullanılacak fişeğin kendisinin yada kovan yapısının tekrardan tasarımı, kovan çeperinin daha mukavim olması için kalınlaştırılması gibi, gereklimidir. Standart fişeklerle de boş kovanda deformasyon olmadan kullanılabiliyormu. Bu sistemle çalışan silahlara örnek olarak hangi silahı düşünebiliriz. Açıklayabilirseniz çok sevinirim.

teşekkürler

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Mar 2016, 10:21 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Sayın çoti,


"Yüksek basınç altında güvenli tahliye", esasen, bütün kilitli ve geciktirmeli düzenlerin amaç kavramıdır. Hepsinde de istenen,
üretimde olan, erişim ve tedariği kolay, standart çaplarda mühimmatla çalışıp, mümkün olan en yüksek performansı emniyetle
verebilen mekanik yapılanmaların vucuda getirilebilmesidir. Farklı cephane alternatifi, gerekli atyapının temin şartları genel kullanıma
şamil olarak kolay ve akılcı olmadığı takdirde, bugünün şartlarında düşünülmemelidir.

Geçen asrın başlarından beri bilinen, örnek verilen, kimi başarılı kimi unutulmuş bu mekanik düzenlere, bir yenisi eklenmemiştir.
Hepsinde olan amaç kavram; namlu içinde tehilkeli seviyede yüksek olan basınç süresi, yaklaşık, ikimilisaniye içinde, kapağa
direnim imkanı veren en büyük gerçek veya izafi kütle değerini temin edebilmektir. Standart olarak, güvenli tahliye için, kapağın
zikredilen zaman içinde, bütün çaplarda, arkaya doğru en çok iki milimetrelik tek başına hareketi dahi bu sınırlar içinde kalmaktadır.

Diğer taraftan, zikredilen kavram, tahliye sürecine girmiş boş kovanın, yeniden dolum için gerekli mesafeyi katetmesi oluşumunu da
silah bütünlüğü ve çalışırlığını sekteye atmadan içermektedir. Daha açık bir ifadeyle, sadece namludaki boş kovanı tehlikesiz biçimde
silahtan uzaklatırmak değil, bu işlem devamında, kullanıcı ve aletini yıpratmadan işlevi, amaca en uygun şekilde sürdürecek yapılanmaları
gerçekleştirmek önemlidir. 9mm Parabellum bir fişeğin ilk hızını çok etkilemeden, sadece kapak kütlesi yeterli değere yükseltilerek bir
tabanca yapılabilir, ancak silahın, aynı zamanda, kapağın pür hışım gövdeye vurarak atıcıyla beraber kendini de yıpratmasını önleyecek,
aynı zamanda sürgünün hızla yerine dönerek, henüz doldurma seviyesine ulaşamamış mühimmat hareketine yeterli süreyi verecek
mekanik donanımla da mücehhez olması gerekecektir.

Zikredilen yapılanmaların tümünü;

- Kapak ağırlığı ataletiyle geciktirme,

- Ateşlemeyle elde edilen oluşumlarla kapak gerisini örten mekanik düzenlerden kurtulma.

başlıklarında toplamak mümkündür.

İlk kategoride önemli olan, namlu içi basıncın en yüksek seviyesinde, momentlerin korunumu prensibi uyarınca, yeterli kapama direncinin
gerçek veya izafi olarak artırılmış kapak ağırlıklarından temin edebilmektir. "Basit Geri Tepme" kavramı bu düzenlerin genel adı olup, bunun
yalın halinde gerekli değer, doğrudan eldeki kapak kütlesinden, geciktirmeli ahvalin hemen hepsinde, değişik şekillerde, parçalı olarak
yapılmış kapak grubunun bir kısmının mekanik düzenlerle hızlandırılıp izafi olarak hafifletilmesi, tüm sisteme intikal eden moment değerinin
diğer kısma aktarılıp ondaki kütle değerinin matematik seviyesinin yükseltirilerek hareketinin yavaşlatılması esası hakimdir. Yalın geri
tepme için, HK VP70, geciktirmeli geri tepme için HK G3 örnek verilebilir.

"Kilitli Kapak veya Sürgü" tanımlı ikinci kategoride, namlu gerisini yüksek basınç sırasında mutlak kilitleyen mekanik düzenler, yerine göre,
geri tepme enerjisinden istifade için arkaya hareket verilmiş namlu, ya da elde edilen barut gazının küçük bir kısmının açma mekaniğine
sevkinin sağladığı iş yapabilme kabiliyetlerinden istifadeyle devre dışı bırakılmaktadır. Bu sınıfa dahil edilebilecek bir başka yapılanmada,
ateşlemenin getirdiği geri tepme hareketi sırasında, silah üzerinde ataletiyle yerini koruyan mekanizmaların ters istikametli izafi devinim
özelliklerinden istifade edilmektedir. Hareketli namluya, Colt1911, Mauser C96, CZ24, gaz sevketmeye, Desert Eagle, M1 Garand, FAL,
Ataletli düzenlere, Benelli M76, Montefeltro, Reising SMG örnek verilebilir.

Gerçeklenen yapılanmaların tamamının mutlaka bu sistemler sınırlarında mütalaı gerekmiyecektir. Mesela, İtalyan Glisenti M13,
FN FiveSeven, İspanyol Charola Anitua, kilitli, ancak farklı süratte sürgü/namlu hareketleriyle geciktirmeli, CZ 52, MG3, mutlak kilitli,
lakin, kilit açılımı sırasında farklı namlu/sürgü hızları nedeniyle yarım gecikmeli olarak düşünülebilirler.

Ezcümle olarak ifade etmek gerekirse, tasarım yönünden, bir ateşli silahın kullandığı fişeğin amaçlanan maxsimum performansı çıkardıktan
sonra güvenli olarak tahliyesi için gerekli olan, namlu arkasının basıncın en yüksek olduğu süre içinde, kovan gövde özelliklerinin de
dahil olduğu mekanik yapılanmalar vasıtasıyla kapalı kalabilmesidir. Sürecin devamında, kovan tahliyesinin silah ve kullanıcısına en az
yükle sonlandırılması kadar, atışın optimum değerlendirimi, yeniden doldurma için en uygun zaman aralıklarının temin edilmiş olması da
kesinlikle gerekecektir. Tasarım sorumluları, bu şartlara riayetle, araları gönlünce doldurmakta özgürdürler.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


En son strongarm tarafından 18 Mar 2016, 07:49 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Mar 2016, 15:46 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Sayın strongarm,

Zihnimde, namlu içi basınç henüz çok yüksek seviyede iken, sürgünün geri hareketine başlayıp, atım yatağından en azından yarısına kadar çekilip alınan kovanın daha ince olan kısımlarının, atım yatağının çevresel desteği olmadan ve basıncın hala tehlikeli ve yüksek seviyede kovan içinde olacağı anda boşaltma yapan bir sistem şeklinde yanlış bir algı oluşmuştu.
Açıklamalarınızla şu an resim netleşti. Bilgilendirmeniz için teşekkür ederim.

Yine konuyla bağlantılı olarak genel literatürde kilit sistemlerinin namlu içi basınç güvenli seviyelere düşmesi dolayısıyla kovan şişmesi yada parçalanmasını önlemenin yanında, sürgünün çarpma hızını yavaşlatmak ve temas yüzeylerinde oluşan darbeyi azaltmak, geri tepmeyi azaltmak gibi bir çok faydasından söz edilmektedir. Ancak ekseriyetle üzerinde durulan ve sürekli dile getirilen ana amacın 9mmP ve üstü çaplarda sürgünün zamanından önce açılarak kovanların parçalanarak atıcı ve etrafına zarar vermemesi ve bunun bir kilit sistemi ile sağlanmış olduğudur. Her nekadar kilit sistemi kullanmadan ağır sürgünün kütlesiyle aynı amaca ulaşılabilmekteysede fabrika üretimi olmayan, herhangi bir kilit sistemi yada sürgü ataleti ile ilgili bilgisi asma kilit muhteviyatı ve ağırlığından ileri gitmeyen ellerden çıkan silahlarda bu kovan şişmesi parçalanması gibi sözü edilen mahzurlardan müteşekkil vakalardan pek söz edilmemektedir. Genellikle de kullanılan mermi tedarik kolaylığı bakımından sınır kabul edilen 9mmP olmaktadır.

Acaba kilit sistemlerinin yapılış amacı, yukarıda farzedilen ana amacından ziyade genelde pek sözü edilmeyen tali faydalarından faydalanmak içinmidir.Her ne kadar şahsen tasvip etmesemde, Bazen kilit ayakları yada blokları kırılmış kilitli sürgülü silahları ustalar yenisini yapamadığından yada parça temin edemediğinden, kaynak marifeti ile basit geri sistemlere çevirip kovan parçalanması olmadan kullanılabildiğinden bahsetmektedirler. Kabul edilen prensibe göre kovanın parçalanması yada şişmesi gerekmektedir.

Ancak fiili durum bir çok experin ifade ettiği faraziyeye aykırı sonuçlar göstermektedir. Bende heryerde okuduğum ve sık rast geldiğim ve aksini izah imkanım olmadığından o şekilde kabul ettiğim bu mesele ile ilgili bahsettiğim oluşan soru işaretleri konusunda fikrinizi paylaşabilirseniz sevinirim.

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Mar 2016, 18:03 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 670
Yaş:
Sayın çoti,


Kilit sistemlerinin ana amacı öncelikle, kullanılan mühimmattan, amaçlanan performansı alabilmek, hemen onu takip eden ise bu işlem
oluşumda kullanıcı ve silahta en az yorgunlukla arzulanan atışı en uygun şekilde gerçekleştirip bir sonrakine aynı şartlarla geçiş
sağlamaktır.

Özellikle uzak doğu kökenli bazı el silahlarında, Batı zihniyetinin aklından geçiremiyeceği çapta ve güçte mühimmatla basit geri tepmeli
düzende çalışan el yapımı ateşli silahlar görülmüş, hatta çok değişik bu kültürün "Newton'unun da mı farklı olduğu" esprileri dahi
yapılmıştır. Aynı durum, Karadeniz yöremizin ev yapımı tabancalarında, kolay ulaşılabilen populer kalibreler için de geçerlidir.

Gerçek, özellikle tabanca ebadındaki ateşli silahlarda, sık rastlanan çaptaki mühimatın basit geri tepmeli düzende, çok az kovan
deformasyonu ile kullanılabilecek sağlamlıkta oluşudur. Batı'da matematik olarak zaten bilinen ve bir kısım el silahında kullanılan bu
vasfın esas aksayan tarafı, ateşlemenin ardından gelen boşaltma ve doldurma safhalarındaki silah ve kullanıcısına yüklenen daha yüksek
değerlerdeki yorgunluk ve yıpranmadır.

Buna nisbeten çare aramak için güçlü tutulan geri getirme yaylarının ana tesis nedeni, sürgü hızını yavaşlatmak değil, onun gövdeye
çarparak çıkardığı darbeyle silah ve kullanıcısını yoracak tamponlamayı daha yüksek değerli olarak sağlayabilmektir. Filvaki, zikredilen
amortisman sağlansa dahi, bu kere sürgünün güçlü geri getirme yayının sıkışıp açılması sonucu kapanma yönünde aldığı hızla ve sebep
olacağı darbeyle silaha ve doldurma düzenine vereceği zararın telafii de düşünülecekler arasına dahil olacaktır.

Kilitli veya geciktirmeli sürgülerle, ateşleme anında, geri tepmeye muhatap olacak kütle değeri artırılarak ortaya çıkacak momentin hız
kademesi küçültülmekte, bu şekilde oluşum zamana yayılarak DAHA AZ HİSSEDİLİR seviyeye indirgenmektedir. Aslında, çalışma düzenine
bağlı olmadan her tür fişeğin hasıl edeceği GERİ TEPME mutlak değeri kendine özel olarak sabittir.

Kilit ve geciktirmeli sistemlerin üretiminin tercih nedeni, bunların kullanılmaması durumunda ortaya çıkacak oluşumların çok kısa vadede
kullanıcı ve çevreye vereceği zarardan çok, nisbeten uzun vadede etkinliklerini önleme tedbirleri tedariğinin, daha çok mali yük
yaratacağı kıyaslamasının ağır basıyor oluşudur.

Mamafih, son zamanlarda populer olan tek sıralı 9mm Parabellum çaplı cep tabancalarının, kullanılan kısa namluyla sağlanan küçük
namluda kalma zamanı paralelinde, kilit ve geciktirme düzeni şekillerinde görülen yapılandırmalarının daha çok sürgü geri hareket hızını
yavaşlatma ve böylelikle kullanılacak, en zayıf elli kişiler, mesela kadınlar tarafından dahi manipule edilebileck, az yorgunluk verecek
tabancalarla satış hacmini genişletme amacına dönük olduğu anlaşılabilmektedir. Aslında bu tabancalar, mevcut konfigürasyonlarıyla
basit geri tepme düzenine daha yakın ve müsaittirler.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 14 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye