TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 25 Mar 2017, 10:45

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading


Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 269 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 18:11 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 6794
Yaş:
Alıntı:
Türkiye açıkça IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü ile savaşırken kimse bu tarz örgütlere sempati falan duymaz. Hayal dünyasında yaşıyorsunuz. Arapların gitmesi gerekliliğinden bağımsız olarak cihatçıların pek ilgilerini çektiğini sanmıyorum. Garibanı çalışmak, zengini orada burada para yemekle meşgul.
Ne yazık ki hayal dünyasında yaşayan sensin hollandalı.

Pew'ın 2015 tarihli bir anketinde Türkiye'de Isil sempatizanı oranı %8.
http://www.pewresearch.org/fact-tank/20 ... -for-isis/

Bir gece kulübü boş yere seçilmedi bu saldırı için. Alan kazanmaya çalışıyorlar.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 18:25 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 18 Tem 2012, 16:01
Mesajlar: 92
Yaş:
Şöyle bir haber var,

İstanbul'daki ünlü gece kulübü Reina'da 39 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı gerçekleştirdiği öne sürülen Yahya Maşrapov, Kırgızistan'da verdiği ifadesinde, "İstanbul'da yaşanan saldırıyla hiçbir ilgim bulunmamakta" diyerek suçlamaları reddetti.

Reina saldırısını gerçekleştirdiği suçlamasıyla basında fotoğraf ve videoları yer alan şüphelinin Kırgızistan vatandaşı Yahya Maşrapov olduğu iddia edilmişti. Kırgızistan basınında yer alan haberlere göre, bugün Türkiye'den Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'e giden Maşrapov, havalimanında güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı.

'1 OCAK'TA İSTANBUL'A GİTTİM, 31 ARALIK'TA KIRGIZİSTAN'DAYDIM'

Haberlerde, Maşrapov'un ilk ifadesinde şunları dediği kaydedildi: "1 Ocak'ta, uçakla Bişkek'ten İstanbul'a gittim. Ziyaret amacım ticari ilişkilerle ilgiliydi. Dönüşte Türk güvenlik güçleri beni uçaktan indirdi ve ifademi aldı. Uçak da bu yüzden bir saat bekletildi. Fotoğraftaki suçlaya dış görünüşümün biraz benzediğini söylediler. Onlar sonra özür dileyerek beni uçağa bindirdiler. 31 Aralık günü Kırgızistan'daydım, dolayısıyla bu saldırıyla hiçbir ilgimin olması mümkün değil. İnternette benim pasaportumun resim ve bilgilerinin nasıl düştüğünü de bilmiyorum."

http://www.karar.com/guncel-haberler/re ... yok-359769

_________________
Resim
Panthera Tigris Altaica


En son montekristo tarafından 03 Oca 2017, 18:25 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 18:25 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 12 Haz 2014, 11:48
Mesajlar: 406
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Türkiye açıkça IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü Terör Örgütü ile savaşırken kimse bu tarz örgütlere sempati falan duymaz. Hayal dünyasında yaşıyorsunuz. Arapların gitmesi gerekliliğinden bağımsız olarak cihatçıların pek ilgilerini çektiğini sanmıyorum. Garibanı çalışmak, zengini orada burada para yemekle meşgul.
Ne yazık ki hayal dünyasında yaşayan sensin hollandalı.

Pew'ın 2015 tarihli bir anketinde Türkiye'de Isil sempatizanı oranı %8.
http://www.pewresearch.org/fact-tank/20 ... -for-isis/

Bir gece kulübü boş yere seçilmedi bu saldırı için. Alan kazanmaya çalışıyorlar.
Kesinlikle aynı fikirdeyim, belli bir kesim bu saldırıya gerçekten çok sevindi sempati artışı olmuştur daha devamı gelir bu tür saldırıların. Sosyal medyada CHP'ye yapılacak olası bir saldırıya simdiden taraftar topluyorlar, zaten onlar terörist diyecekler.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 18:35 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 594
Yaş:
Alıntı:
Şöyle bir haber var,

İstanbul'daki ünlü gece kulübü Reina'da 39 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı gerçekleştirdiği öne sürülen Yahya Maşrapov, Kırgızistan'da verdiği ifadesinde, "İstanbul'da yaşanan saldırıyla hiçbir ilgim bulunmamakta" diyerek suçlamaları reddetti.

Reina saldırısını gerçekleştirdiği suçlamasıyla basında fotoğraf ve videoları yer alan şüphelinin Kırgızistan vatandaşı Yahya Maşrapov olduğu iddia edilmişti. Kırgızistan basınında yer alan haberlere göre, bugün Türkiye'den Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'e giden Maşrapov, havalimanında güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı.

'1 OCAK'TA İSTANBUL'A GİTTİM, 31 ARALIK'TA KIRGIZİSTAN'DAYDIM'

Haberlerde, Maşrapov'un ilk ifadesinde şunları dediği kaydedildi: "1 Ocak'ta, uçakla Bişkek'ten İstanbul'a gittim. Ziyaret amacım ticari ilişkilerle ilgiliydi. Dönüşte Türk güvenlik güçleri beni uçaktan indirdi ve ifademi aldı. Uçak da bu yüzden bir saat bekletildi. Fotoğraftaki suçlaya dış görünüşümün biraz benzediğini söylediler. Onlar sonra özür dileyerek beni uçağa bindirdiler. 31 Aralık günü Kırgızistan'daydım, dolayısıyla bu saldırıyla hiçbir ilgimin olması mümkün değil. İnternette benim pasaportumun resim ve bilgilerinin nasıl düştüğünü de bilmiyorum."

http://www.karar.com/guncel-haberler/re ... yok-359769
İş bu, ben de bilmiyorum. Sorun da burada, zaten. Kimse bilmiyor. Kimse de sorgulamıyor. En kötüsü bu.

Söylediklerimde yanılıyor olabilirim, ama hiç öyle olduğunu düşünmüyorum. Büyük bir pislik var ortada.
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Türkiye açıkça IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü Terör Örgütü Terör Örgütü ile savaşırken kimse bu tarz örgütlere sempati falan duymaz. Hayal dünyasında yaşıyorsunuz. Arapların gitmesi gerekliliğinden bağımsız olarak cihatçıların pek ilgilerini çektiğini sanmıyorum. Garibanı çalışmak, zengini orada burada para yemekle meşgul.
Ne yazık ki hayal dünyasında yaşayan sensin hollandalı.

Pew'ın 2015 tarihli bir anketinde Türkiye'de Isil sempatizanı oranı %8.
http://www.pewresearch.org/fact-tank/20 ... -for-isis/

Bir gece kulübü boş yere seçilmedi bu saldırı için. Alan kazanmaya çalışıyorlar.
Kesinlikle aynı fikirdeyim, belli bir kesim bu saldırıya gerçekten çok sevindi sempati artışı olmuştur daha devamı gelir bu tür saldırıların. Sosyal medyada CHP'ye yapılacak olası bir saldırıya simdiden taraftar topluyorlar, zaten onlar terörist diyecekler.
Olay da aynen bu. Kimisi sevindi, kimisi bana ne dedi, kimisi içten içten türlü türlü düşündü, ve saire. Yukarıda anlattığım psikoloji, birçok beyinde kısaca ''hoşgörü''ye neden oluyor. Zaten öyleydiler, zaten böyleydiler.. Ve asıl tehlike de bu bir yerde. Kendini belli eden, ediyor. Ayrı, ama farkında olmadan zehir yayılıp daha çok alan buluyor. Her şey, gittikçe iç içe giriyor. Bu pisliği ayıklamak güç olacak.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 18:45 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 553
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
Türkiyede %8 İŞİD sempatizanı olup olmadığını bilmiyorum ama son 15 senede Selefi akım exponansiyal olarak taban buldu ve güç kazandı. Binlere bile zar zor hitap edebilen bir taban varken bu akım milyonlara hitap eder oldu. Bunda aslında hiç de sevimli olmayan ismailağa, menzil gibi tarikatların sevimli olarak gösterilmesinin yanında sıradan müslümanın Buhari, Tırmizi, Müslim gibi büyük hadis alimlerinin kitaplarını alıp okumasının da payı büyük. Bu kitapları okursanız ya dinden çıkarsınız, ya radikalizme kayarsınız. İslamın ciddi olarak masaya yatırılarak eleştirisinin yapılması gerekiyor. Hem İslam barış dini deyip hemde ehi ehi girerken aşağıyı çıkarken yukarıyı kesiyorlar derseniz kimseyi barış dini olduğunuza inandıramazsınız.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 18:55 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 1934
Konum: ANKARA
Yaş: 39
Alıntı:
Türkiyede %8 İŞİD sempatizanı olup olmadığını bilmiyorum ama son 15 senede Selefi akım exponansiyal olarak taban buldu ve güç kazandı. Binlere bile zar zor hitap edebilen bir taban varken bu akım milyonlara hitap eder oldu. Bunda aslında hiç de sevimli olmayan ismailağa, menzil gibi tarikatların sevimli olarak gösterilmesinin yanında sıradan müslümanın Buhari, Tırmizi, Müslim gibi büyük hadis alimlerinin kitaplarını alıp okumasının da payı büyük. Bu kitapları okursanız ya dinden çıkarsınız, ya radikalizme kayarsınız. İslamın ciddi olarak masaya yatırılarak eleştirisinin yapılması gerekiyor. Hem İslam barış dini deyip hemde ehi ehi girerken aşağıyı çıkarken yukarıyı kesiyorlar derseniz kimseyi barış dini olduğunuza inandıramazsınız.
Buhari, Tırmisi, Müslim gibi kişilerin eserlerini okuyana kadar; Hacı Bektaş-i Veli, Yunus Emre, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî gibi Türk Tasavvuf önderlerinin yapıtları okuyup anlamaya çalışsalar; hem insanlık değerlerinin neler olduğu anlamış olacaklar, hem de Türk milletinin büyüklüğünü göreceklerdi.

Bakınız ''Yunus Emre'' ne diyor;

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsin
Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne
Kişi Hak'kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir

Okudum bildim deme
Çok taat kıldım deme
Eğer Hak bilmez isen
Abes yere gelmektir

Dört kitabın mânâsı
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Mânâsı ne demektir

Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir

_________________

Tengri' nin Türk Milletine Hediyesi;
Mustafa Kemal ATATÜRK



Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 18:59 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 594
Yaş:
Alıntı:
Türkiyede %8 İŞİD sempatizanı olup olmadığını bilmiyorum ama son 15 senede Selefi akım exponansiyal olarak taban buldu ve güç kazandı. Binlere bile zar zor hitap edebilen bir taban varken bu akım milyonlara hitap eder oldu. Bunda aslında hiç de sevimli olmayan ismailağa, menzil gibi tarikatların sevimli olarak gösterilmesinin yanında sıradan müslümanın Buhari, Tırmizi, Müslim gibi büyük hadis alimlerinin kitaplarını alıp okumasının da payı büyük. Bu kitapları okursanız ya dinden çıkarsınız, ya radikalizme kayarsınız. İslamın ciddi olarak masaya yatırılarak eleştirisinin yapılması gerekiyor. Hem İslam barış dini deyip hemde ehi ehi girerken aşağıyı çıkarken yukarıyı kesiyorlar derseniz kimseyi barış dini olduğunuza inandıramazsınız.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 19:01 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 553
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
Hocam ehl-i sünnet dediğin şey onlar zaten. Bugün herhangi bir sünni İslami çevrede -Hanefi, Maliki, Hanbeli veya Şafii mezhep hiç farketmez- Buhariye Tırmiziye salla bakalım noluyor :D. Cevap çok hızlı gelir göremezsin bile. İsmailağa menzil gibi tarikatların güçlenip yaygınlaşması aynı zamanda bu tarikatların içinde örgütlenmiş daha radikal unsurların da rahatlıkla taban bulmasına, etki alanını genişletmesine yol açıyor.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 19:35 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24 Tem 2015, 20:21
Mesajlar: 722
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Türkiye açıkça IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü Terör Örgütü ile savaşırken kimse bu tarz örgütlere sempati falan duymaz. Hayal dünyasında yaşıyorsunuz. Arapların gitmesi gerekliliğinden bağımsız olarak cihatçıların pek ilgilerini çektiğini sanmıyorum. Garibanı çalışmak, zengini orada burada para yemekle meşgul.
Ne yazık ki hayal dünyasında yaşayan sensin hollandalı.

Pew'ın 2015 tarihli bir anketinde Türkiye'de Isil sempatizanı oranı %8.
http://www.pewresearch.org/fact-tank/20 ... -for-isis/

Bir gece kulübü boş yere seçilmedi bu saldırı için. Alan kazanmaya çalışıyorlar.
Şu IŞİD Terör Örgütü'ün BTÖ'yü harcadığı zamanlar değil mi bunlar? O ara IŞİD Terör Örgütü'e duyulan sempati bundan öteye gitmez. Ancak Suriye savaşı ile radikal grupların tabanının bir miktar genişlediği inkar edilemez. Ayrıca bazı üyeler tarikatlar ve Selefilik arasında nasıl bir bağlantı kurmayı başardılar hayret ediyorum.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 19:43 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 1934
Konum: ANKARA
Yaş: 39
Hocam, mücadele zihinlerde kazanılır. Osmanlı Devleti' nin ilk kuruluş yıllarında da böyle yapılıyordu. Ordu sefere çıkmadan önce Anadolu Erenleri seferi bölgelere giderler ve o bölgenin halkını kazanmaya çalışırlardı. Ellerinde ki tahta kılıçlarla gönülleri feth ede ede ilerlerler ve Osmanlı Orduları bölgeye gelene kadar ki süreçte, Osmanlı Ordularına uygun zemini hazırlarlardı. Sarı Saltuklar, Gül Babalar Balkaları bu şekilde fethetmişlerdir. Bugün hangi Balkan ülkesine giderseniz gidin; bu Anadolu erenlerinin etkisi görebilirsiniz. Türk milleti, Balkanlara ve bütün dünyaya iş bu şekilde ''insanlık'' ihraç etmiştir. Aslına bakarsanız, Türk milletinin en büyük yumuşak gücü budur. Hatta o kadar yumuşak bir güçtür ki; puffy pamuktan daha yumuşaktır :) kıymetini bilmek lazım(dı).

_________________

Tengri' nin Türk Milletine Hediyesi;
Mustafa Kemal ATATÜRK



Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 19:50 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 594
Yaş:
Alıntı:

Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir
Alıntı:
Hocam ehl-i sünnet dediğin şey onlar zaten. Bugün herhangi bir sünni İslami çevrede -Hanefi, Maliki, Hanbeli veya Şafii mezhep hiç farketmez- Buhariye Tırmiziye salla bakalım noluyor :D. Cevap çok hızlı gelir göremezsin bile. İsmailağa menzil gibi tarikatların güçlenip yaygınlaşması aynı zamanda bu tarikatların içinde örgütlenmiş daha radikal unsurların da rahatlıkla taban bulmasına, etki alanını genişletmesine yol açıyor.
Sorun da bu gerizekalıların, bu dengesiz dalkavukların, bu beyinsiz soysuzların ''hadis'' [Arapça, ''söz'' demektir] denilen sözleri, Muhammed'in ölümünden yaklaşık 200 yıl sonra kaleme alınan bu sözleri, İslâm dininin tek kaynağı olduğunu söyleyen Kur'an'ın [buradan ele alacaksak, yani Allah'ın] sözlerinden üstün tutmaları. Oysa bu kitapta, bizzat kendisinin ''hadis''inden daha üstün ''hadis'' olmadığı söylenir. Ve okuyan, incelemiş olan bilir, çok daha fazla önemli şey de söylenir. Örneğin, ayrı ayrı fırkalara [topluluklara, gruplara] bölünmenin yıkım getireceğini. Ama bugün her dengesek mezheplerin hak olduğundan söz eder. Birileri; inananı, inanmayanı; kısaca bu kitabın adının da ''okunan'' anlamına geldiği gibi, okuyanları, irdeleyenleri olsa idi adamakıllı, bunları bilselerdi, bugün başımıza ''ben'' diyen mezhepler olmayacağı gibi, tarikatlar, cemaatlar da belâ olmayacaklardı. Neticede, nasıl görülürse görülsün, bir kitaptır. Kitap da bilgidir. Doğru mu söylüyor, yanlış mı söylüyor, ancak okunup, araştırılıp, sorguladıktan sonra anlaşılır.

Bir şeye inanıyorsunuz, bir şeyin ardından gidiyorsunuz; hiç değilse onun aslının ne olduğunu bilin. Sorun okumamakta. Bilmemekte. Olayların, ardından gidilenlerin, bağlanılanların, sevilenlerin, inanılanların içinin, altının doldurulamamasında, doldurulmamasında ve hatta doldurulmasına engel olunmasında yatıyor. Hadis hadis deyip tuttururlar, ama binlerce hadis Kur'an'la çelişir. Bu bağlamda rivayet [aktarılan, ağızla] edilen bir ''hadis''i önemli bulurum: ''Eğer bir sözümün doğru olup olmadığını anlamak istiyorsanız, onu duvara çarpar gibi Kur'an'a çarpın. O zaman anlarsınız.'' Bu dendiğinde de, ''yok efenim, ama şöyle, ama böyle'' derler. Güyâ inandıkları, imân ettikleri [imân, ''emn'' kök sözcüğünden gelir, bugün bizim dilimizde ''emin (olmak)'', ''emniyet'' gibi sözlerde yaşar; bir güven duygusudur, ve ancak okumak, sorgulamak, irdelemek, araştırmak ve sonunda iknâ olmakla oluşup yerleşir. Bu yüzden Bedevîler'den için ''İmân ettik demeyiniz, daha yüreğinize yerleşmedi, uyduk deyiniz.'' diye bir ayet vardır] kitaba yine de uyduklarını düşünürler, düşünmek isterler, bir biçimde bu işin açıklanabileceğini ifade ederler, öyle ileri giderler ki, bu kitap ''kendi kendimi açıklarım'' demesine karşın, açıklamaya gerek duyduğunu söylerler. Ben yazmadım bu kitabı. Bunları, bu kitap söylüyor. Oysa onu inkâra gittiklerinden haberleri bile yoktur. Belki de vardır, ama bastırıyorlardır. Bir şey ya öyledir, ya da değildir. Ama bu pislikler duru suyu da bulandırırlar.

Herkesin benimsediği ve ''hanîf'' denilen İbrahim/Abraham'dan için Kur'an'da, önce aya taptığından, onu ilah düşündüğünden söz edilir. Sonra bunun bir türlü olamayacağını anladığından. Ardından, güneşi ilah edindiğini, güneşin ilah olduğunu düşündüğünden, kabul ettiğinden; ama sonra bunun da olamayacağını kavradığından. Sonra da doğru yolu bulduğundan söz edilir. Bunlar gündelik işler değil, bir kimsenin aylarca, yıllarca kendini aramasının serüveninin kısa birkaç sözle anlatılması. Ama bugün birileri satrança, akla, ona buna saldırır.

Ortalıkta, ortadan kaldırılması gereken çok adam var. En başında da, bir takım ölüler geliyor. Ne olursa olsun, aklı başında olsa insanlar, hiçbir sorunumuz olmaz. Ama kimse kendini ait duyduğu şeyin, ister din olsun, ister görevi olsun, ister ırkı milliyeti olsun, gereğini yapmıyor. Yani boşuna dil dökmüyorum. Bir şeyleri doğru aktarmaya çalışıyorum. Her açıdan eksiğiz ve bugünlerde de büyük bir pislik içindeyiz. Eğer hepimiz kendi içimizde kendi fikir mücadelemizi başlatmaz, bir şeyleri iyice kavramazsak, dinse din, gelenekse gelenek, tarihse tarih, bu işlerin düzelmesi daha çok sürecek. Bir şeyleri bilip de bir şeyleri düzeltebiliriz. Ama bugün ne yazık ki çok da bilen yok. Ne İslâm konusunda, ne Türklük, tarihimiz, dilimiz konusunda, ne de başka konularda. Bilenler de az olduğu gibi, ya pek bilinmiyor, ya da umursanmıyorlar. Ve her konuda bu hastalık, bu hastalıklı ruh hali var. Adam çıkıp, sexolog, tarihçi de değil, bir şey de değil, ''Anadolu'ya Selçuklu ile/sonrası, Türk göç ve yerleşmeleri uydurmadır, koca bir yalandır.'' diyebiliyor. Onca açık kaynağa karşın. Ama diğer yandan utanmadan kitap yazıyor bu adî köpek. ''Ön-Türk Uygarlığı''ndan söz ediyor, birde. Ne kadar biliyorsa? Kazım Mirşan gibi, Haluk Tarcan gibi de, kitle buluyor. Nuray Bilgili'ler cirit atıyor. Ama kimse gerçek adamların, gerçek bilim insanlarımızın çalışmalarına bakmıyor, okumuyor.

Ülkemizin aldığı hâl bu şu an. Ve bu gidişât durdurulmalı. Bunun için de herkes kendi adına durumdan vazife çıkarmalı. Anlattıklarımı tekrar etmeme gerek yok. Bu işi kimse bizim için yapmayacak. Atatürk'ün Bursa Nutku'nda dediği gibi, kendi yapıtımızı, kendimiz koruyacak ve gerekirse yeni baştan yaratacağız.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 19:50 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 553
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
Düşünsen sen de kurarsın bağlantıyı. Yoksa youtubedan El-Nusra, Ahraruş Şam veya toptan Ceyş-el Fetihi öven tarikat ehli abilerimizin sayısız videolarını mı ekleyeyim? Hele El Nusra çoğu AKPli için sanki terör örgütü değil. Şöyle düşün bahçende bir gölet var 5 metrekare her metrekaresinden 1 balık çıkıyor. Sen bu göleti 500 metrekare yaparsan çıkan balık o kadar artar. Bazı arkadaşlar tarikatlar güç kazansın piyasa bunlara kalmasın diye düşünebilir. Ama bu çok naif bir düşünce fiiliyatta öyle olmuyor. İstanbulda İŞİD pikniği yapıldı bu ülkede. Bu insanlar gökten inmedi Arabistandan ithal de değil.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 20:07 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 6794
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Türkiye açıkça IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü Terör Örgütü Terör Örgütü ile savaşırken kimse bu tarz örgütlere sempati falan duymaz. Hayal dünyasında yaşıyorsunuz. Arapların gitmesi gerekliliğinden bağımsız olarak cihatçıların pek ilgilerini çektiğini sanmıyorum. Garibanı çalışmak, zengini orada burada para yemekle meşgul.
Ne yazık ki hayal dünyasında yaşayan sensin hollandalı.

Pew'ın 2015 tarihli bir anketinde Türkiye'de Isil sempatizanı oranı %8.
http://www.pewresearch.org/fact-tank/20 ... -for-isis/

Bir gece kulübü boş yere seçilmedi bu saldırı için. Alan kazanmaya çalışıyorlar.
Şu IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü'ün BTÖ'yü harcadığı zamanlar değil mi bunlar? O ara IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü'e duyulan sempati bundan öteye gitmez. Ancak Suriye savaşı ile radikal grupların tabanının bir miktar genişlediği inkar edilemez. Ayrıca bazı üyeler tarikatlar ve Selefilik arasında nasıl bir bağlantı kurmayı başardılar hayret ediyorum.
Hayır, BTÖ'nün koalisyon yardımıyla toplanıp Isil'i def ettikleri, sınırlarını ilk defa o kadar büyüttüğü zamanlar; Kasım 2015.

O zamana kadar Suruç ve Ankara gar saldırılarında 140'tan fazla vatandaşımızı, Sultanahmet saldırısında ülkemizde misafir bulunan turistleri, Diyarbakır'da 2 polisimizi, Kilis'te de 1 askerimizi kaybetmiştik.

Bu orkların eylem planı zaten memlekette kendi sapık yaşam anlayışlarına yakınlaşabilecek gruplar dışında herkesi hedef almak, "oh olsun nasıl olsa, terörist/vatan haini/gezici/hdpli/solcu/gavur/alevi'ydi." diyerek sempatizan toplamak.

Kendilerine çok güzel haberlerim var. Sadece vahhabi köpeklerinin kitaplarında yazar, masum öldürmenin cennetle müjdeleneceği. Bu katliamları gerçekleştirenler kadar, kafasını çevirip yokmuş gibi davranan; "oh olsun!" diyenlerin de yeri cehennemin en dip çukurudur.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 20:15 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 1934
Konum: ANKARA
Yaş: 39
Sayın hocam, bundan 15-20 sene önce; insanların büyük çoğunluğu samimi dindardı. Camisine gider, orucunu tutar, namazını kılar, zekatını verirdi. Kimsecikler de; Tırmisi kimdir, Buhari kimdir, Müslim kimdir bilmezdi. Kimse kimseye karışmaz; tutan tutar tutmayan tutmazdı. Aslına bakarsanız şimdi bile sorsanız yine bilmezler. Ne zaman ki bu cemaatler, bu tarikatlar yeniden peydah oldu; milleti zehirleye zehirleye Anadolu müslümanının samimi inancını bile Araplaştırdılar. İnsanlık Anadolu da, samimiyet Anadolu da, dindarlık Anadolu da... Bu Vahhabiler, bu Selefiler, bu Hariciler... Yeşil Kuşak Projesinin de desteğini alarak; Türk milltini radikalleştirdiler. Dedik ya; ABD bügünlerde nasıl dünya' ya Demokrasi ihraç ediyorsa; Türk milleti de vakti zamanın da bütün dünyaya insanlık ihraç ediyordu. Hümazmin beğişidir Anadolu. Bu gücümüzü elimizden aldılar.

Büyük Atatürk bu gerçekleri bildiği için ''Tekke ve Zaviyeleri'' kapatmıştır. Çünkü yumuşak gücümüz; 1500 yılından sonra erimeye başlamış; Anadolu' nun aydınlık çağı, Memlük seferinden dönüşte getirilen Eş' arî din adamları tarafından yerle yeksan edilmiştir.

_________________

Tengri' nin Türk Milletine Hediyesi;
Mustafa Kemal ATATÜRK



Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 20:17 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 23 Tem 2012, 16:57
Mesajlar: 488
Yaş:
Arkadaşlar ile sohbet ortamlarında konu ne zaman dine gelse onlara Mehmet Akif' in şu şiirini okurum, özellikle ilk dört mısrasını. Şairin, İstiklal Marşı ve Çanakkale Şehitlerine şiirlerinden sonra en sevdiğim şiiridir. Günümüzü ve Türk toplumunun içine düştüğü durumu ne de güzel anlatır.

MÜSLÜMANLIK NERDE
Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...
Adem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!
Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;
Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir;

İstemem, dursun o payansız mefahir bir yana...
Gösterin ecdada az çok benziyen kan bana!
İsterim sizlerde görmek ırkınızdan yadigar,
Çok değil, ancak Necip evlada layık tek şiar.
Varsa şayet, söyleyin, bir parçacık insafınız:
Böyle kansız mıydı -haşa- kahraman ecdadınız?
Böyle düşmüş müydü herkes ayrılık sevdasına?
Benzeyip şirazesiz bir mushafın eczasına,
Hiç görülmüş müydü olsun kayd-i vahdet tarumar?
Böyle olmuş muydu millet canevinden rahnedar?
Böyle açlıktan boğazlar mıydı kardeş kardeşi?
Böyle adet miydi bi-perva, yemek insan leşi?
Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan...
Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bari gülmekten utan! ...
"His" denen devletliden olsaydı halkın behresi:
Payitahtından bugün taşmazdı sarhoş naresi!


Kurd uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi.
Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.
Lakin, aşk olsun ki, aldırmaz otlarmış eşek,
Sanki tavşanmış gelen, yahut kılıksız köstebek!
Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı...
Hasmı, derken, çullanırmış yutmadan son lokmayı! ...
Bu hakikattir bu, şaşmaz, bildiğin usluba sok:
Halimiz merkeple kurdun aynı, asla farkı yok.
Burnumuzdan tuttu düşman; biz boğaz kaydındayız;
Bir bakın: hala mı hala ihtiras ardındayız!
Saygısızlık elverir... Bir parça olsun arlanın:
Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın!
Davranın haykırmadan nakus-u izmihaliniz...
Öyle bir buhrana sapmıştır ki, zira, halimiz:
Zevke dalmak söyle dursun, vaktiniz yok mateme!
Davranın zira gülünç olduk bütün bir aleme,
Bekleşirken gökte yüz binlerce ervah, intikam;
Yerde kalmış, naşa benzer kavm için durmak haram! ...
Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yok mudur?
Yoksa, istikbalinizden korkulur, pek korkulur.

Mehmet Akif Ersoy


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 20:33 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 26 Tem 2012, 01:29
Mesajlar: 681
Yaş:
Şu son 1 yıldır ölen insanların ahı tutacak bu müslümanım diye gezip katliamları onaylayan, haklı bulanları. Koca kitabın 3 5 ayetinin önüne ardına bakmadan, neden gelmiş, ne demek ister demeden, bölük pörçük, paramparça edip kelamı İlahiyi, yaptıkları korkunç şeylere alet edip "dayanak budur" diyorlar. Bakarsan Allahu Ekber der, şahadet kelamı eder. Bunlar ve bunları haklı bulanlar evet belki Allah'a dua eder ancak her yaptığıyla şeytan'a hizmet eder. Sen gel de anlat bunu akıl, izan yoksunu insan müsveddelerine.

Cehaletin bu derece küstahlaştırıldığı bir başka dönem daha görmedi bu millet. Allah bu günlerden anlımızın akıyla çıkmak nasip etsin.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 20:36 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 21 Mar 2016, 22:18
Mesajlar: 235
Yaş: 32
Ben özellikle belli şehirlerde güvenlik kuşaklarının oluşturulması taraftarıyım. Yeşil bölge gibi düşünülebilir. Büyükşehirlerde, polis, asker ve özel güvenlik görevlilerinin doğrudan sahada olacağı bir güvenlik kuşağı kurulmalı. Aranmayan araç, girilmeyen depo, parmak izi alınmayan asyalı, kafkas, arap kalmasın. Durum tüm ülkelere anlatılmalı, anlayış ve yardım beklenmelidir. İstihbaratın eli kuvvetlendirilmelidir. Önlem o kadar sıkı olmalı ki bu terör eylemlerini hafife alan hadi canım sende diyen herkesin işin ciddiyetine varması sağlanmalıdır.
Hukuk, adalet gibi temel unsurlar çiğnenmeden; kişilerin haksızlıkları ayan beyan ortada olsa dahi hukukun adaletin önü onlar için dahi kesilmemeli. Varsa şikayetleri yapsınlar. Ülkemde her hafta düzinelerce insan öleceğine işi sıkı tutalım. Yanlışımız olursa hukuk önünde hesaplaşalım.
Bu işin demokratik haklar insan sevgisiyle çözülecek yanı kalmadığını düşünüyorum.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 21:25 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 594
Yaş:
Alıntı:
Bakarsan Allahu Ekber der,
şahadet kelamı eder.
Bunlar ve bunları haklı bulanlar
evet belki Allah'a dua eder
ancak her yaptığıyla
şeytan'a hizmet eder.

Sen gel de anlat bunu akıl, izan yoksunu insan müsveddelerine.
Koşu gibi olmuş bu da.

*
Alıntı:
Arkadaşlar ile sohbet ortamlarında konu ne zaman dine gelse onlara Mehmet Akif' in şu şiirini okurum, özellikle ilk dört mısrasını. Şairin, İstiklal Marşı ve Çanakkale Şehitlerine şiirlerinden sonra en sevdiğim şiiridir. Günümüzü ve Türk toplumunun içine düştüğü durumu ne de güzel anlatır.

MÜSLÜMANLIK NERDE
Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...
Adem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!
Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;
Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir;

İstemem, dursun o payansız mefahir bir yana...
Gösterin ecdada az çok benziyen kan bana!
İsterim sizlerde görmek ırkınızdan yadigar,
Çok değil, ancak Necip evlada layık tek şiar.
Varsa şayet, söyleyin, bir parçacık insafınız:
Böyle kansız mıydı -haşa- kahraman ecdadınız?
Böyle düşmüş müydü herkes ayrılık sevdasına?
Benzeyip şirazesiz bir mushafın eczasına,
Hiç görülmüş müydü olsun kayd-i vahdet tarumar?
Böyle olmuş muydu millet canevinden rahnedar?
Böyle açlıktan boğazlar mıydı kardeş kardeşi?
Böyle adet miydi bi-perva, yemek insan leşi?
Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan...
Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bari gülmekten utan! ...
"His" denen devletliden olsaydı halkın behresi:
Payitahtından bugün taşmazdı sarhoş naresi!


Kurd uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi.
Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.
Lakin, aşk olsun ki, aldırmaz otlarmış eşek,
Sanki tavşanmış gelen, yahut kılıksız köstebek!
Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı...
Hasmı, derken, çullanırmış yutmadan son lokmayı! ...
Bu hakikattir bu, şaşmaz, bildiğin usluba sok:
Halimiz merkeple kurdun aynı, asla farkı yok.
Burnumuzdan tuttu düşman; biz boğaz kaydındayız;
Bir bakın: hala mı hala ihtiras ardındayız!
Saygısızlık elverir... Bir parça olsun arlanın:
Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın!
Davranın haykırmadan nakus-u izmihaliniz...
Öyle bir buhrana sapmıştır ki, zira, halimiz:
Zevke dalmak söyle dursun, vaktiniz yok mateme!
Davranın zira gülünç olduk bütün bir aleme,
Bekleşirken gökte yüz binlerce ervah, intikam;
Yerde kalmış, naşa benzer kavm için durmak haram! ...
Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yok mudur?
Yoksa, istikbalinizden korkulur, pek korkulur.

Mehmet Akif Ersoy
Resim
Resim
Resim

Tarihlere dikkat.

Resim
Resim

Ek:

Dilin önemi. Bir darbe yediği an, her şeyiniz darbe yer.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 21:40 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 6794
Yaş:
Alıntı:
Sayın hocam, bundan 15-20 sene önce; insanların büyük çoğunluğu samimi dindardı. Camisine gider, orucunu tutar, namazını kılar, zekatını verirdi. Kimsecikler de; Tırmisi kimdir, Buhari kimdir, Müslim kimdir bilmezdi. Kimse kimseye karışmaz; tutan tutar tutmayan tutmazdı. Aslına bakarsanız şimdi bile sorsanız yine bilmezler. Ne zaman ki bu cemaatler, bu tarikatlar yeniden peydah oldu; milleti zehirleye zehirleye Anadolu müslümanının samimi inancını bile Araplaştırdılar. İnsanlık Anadolu da, samimiyet Anadolu da, dindarlık Anadolu da... Bu Vahhabiler, bu Selefiler, bu Hariciler... Yeşil Kuşak Projesinin de desteğini alarak; Türk milltini radikalleştirdiler. Dedik ya; ABD bügünlerde nasıl dünya' ya Demokrasi ihraç ediyorsa; Türk milleti de vakti zamanın da bütün dünyaya insanlık ihraç ediyordu. Hümazmin beğişidir Anadolu. Bu gücümüzü elimizden aldılar.

Büyük Atatürk bu gerçekleri bildiği için ''Tekke ve Zaviyeleri'' kapatmıştır. Çünkü yumuşak gücümüz; 1500 yılından sonra erimeye başlamış; Anadolu' nun aydınlık çağı, Memlük seferinden dönüşte getirilen Eş' arî din adamları tarafından yerle yeksan edilmiştir.
Ben buna inanmıyorum üstadım. Tarikatlar ve köktendinciler tarihin her zamanında varlardı. Avrupa'da da, Amerika'da da, Anadolu'da da. Avrupa'da hanedanlar, din için birbirlerine savaş açarlardı. İspanya Kralı daha çok güç ve Katolik inancı için İngiltere'yi işgal etmeye kalktı, Alman halkları, din için 30 yıl boyunca birbirlerini kestiler. Lakin sonunda anladılar, Vestfalya ile Avrupa'da mezhep çatışmasını bitirdiler. Tam tamına 369 yıl önce. Bugün Avrupa'da kimse mezhep için bir başkasını öldürmez. Köktendinciler, toplum içinde barınamaz.

Köktendinciler, Anadolu'da matbaaları yaktılar, Kubilay'ı öldürdüler, sayısız masumun canına kıydılar isyanları ile. Atatürk bu nedenle diyanet başkanlığını kurdurdu. Müslüman devlet olsun diye değil; ülkedeki din öğretisini tarikatların tekelinden alıp devlet tekeline geçirmek için. O da başarısız oldu. Bugün tarikatlar devletin her bir kademesini işgal etmiş durumdalar, başta ilahiyat başkanlığı olmak üzere.

İnsanlara bir ses, konuşma hakkı veren demokratik sistemden en fazla yararlanan grup köktendincilerdir. Ne de olsa, "Demokrasi bir amaç değil, trendir." Türkiye'nin en büyük savaşı ne ayrılıkçı Kürtlere karşıdır ne Esad'a, ne Amerika'ya, ne da Yunan'a. Türkiye'nin en büyük savaşı yüzyıllardır köktendinciliğe karşıdır.
Bu savaş daha çok uzun yıllar sürecek. İslam aleminin başka bir Vestfalya ile barış kazanabilmesi için daha çok masum ölecek. Milyonlarca.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 21:59 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 594
Yaş:
Alıntı:
Türkiye'nin en büyük savaşı ne ayrılıkçı Kürtlere karşıdır ne Esad'a, ne Amerika'ya, ne da Yunan'a. Türkiye'nin en büyük savaşı yüzyıllardır köktendinciliğe karşıdır.
Bu savaş daha çok uzun yıllar sürecek.
Evet ustam, sürecek. Kolay olmayacak.

Yol uzak, erken kalkıp hazırlanmak gerek. Her birimiz, ülkemizin kurtuluşu adına birer sancak gibiyiz. Herkes kendini hazırlayacak, donanacak, birikecek. Bu kadar her alanda eksiğimiz ve eksik, yanlış bilgiyle başaramayız. Mümkün değil. Ata, tonlarca kitap eritmesi yüzünden, geldiği noktaya gelebildi. Atatürk, olabildi. Bu ülkenin sorunlarına çare bulabildi. Çünkü sorumluydu. Çünkü çare bulmak istiyordu. Bugün kaç kişi bize, kendisine, ülkesine, bu ülkeye merhem olmak istiyor, kaç kişi var? Kaç kişi yaptığı her işi bu doğrultuda yontuyor, bilinçli olarak hareket ediyor? Herkes kendini bu yerde görmeli.

Demin bir üyemiz özelden bana bir ileti attı. Ayrıca ilginç, geçen bir yerde -onlar anımsar- adından söz ettiğim kitabı okuyormuş. Öyle mi, değil mi, türünden bir soru sordu. Sevindim. Okumasına, sevindim.

Çok okumalıyız. Deli gibi okumalıyız. Her gün bir yarım saat dahi okusak, bunun sonunda ortaya çıkaracağı sonuçları tahayyül dahi edemezsiniz.

Wissen ist Macht.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 22:02 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 19 Tem 2012, 21:09
Mesajlar: 878
Yaş:
Bu adamlara ne kadar din böyle değil diye anlatabilirsiniz. Adamların hayatı din ile geçmiş. Kendilerine ait enstrümanları var. Ayrıca yıllarca yetiştiği dinlediği etkisi altında kaldığı adamlar arken sizi de dinlemezler.

Bugün IŞİD Terör Örgütü'e terorist deyip IŞİD Terör Örgütü ile aynı zihniyette dünya kadar adam var. IŞİD Terör Örgütü'e neden terorist diyor çünkü tüm dünyaya ülkeye rezil oldu ona terorist derken kendisini ayrı göstermiş/aklamış oluyor islamın imajını batırdığını düşünüyor ya da abileri IŞİD Terör Örgütü yavudi-amerigan oyunu diyor. Belki de takiye yapıyor.( Bu tip adamlarda takiyye çoktur).. Ya da bir biri ile özü neredeyse aynı olan iki yobaz cemeatin bir birini dinsiz ilan etmesi gibi de olabilir. Bu çok meşhurdur ve yaygındır.
Adam içkici öldü diye başlık atan sonra 10 kasımda gülücük koyan ak it gazetesini okuyor öfke küfür saçan kaddir mısıroğlunu dinliyor cübbeli dinliyor şıhın ayağınınn altını öpüyor. Sonra birisi reinada içki içip eğlenenleri öldürünce gerçek islam bu değil adımızı karalıyorlar diyor.

Bu işin çözümü islamdaki yerini tartışmaktan öte bunu bir güvenlik suçu olarak almak(Yoksa islamda yeri varsa buyur öldür mü diyeceksin) İki insanlara daha seküler bir eğitim verip tv lerde daha seküler programlar yapmak cemeatlerin ve fesli soytarıların belini kırmaktan geçer. Aksi halde IŞİD Terör Örgütü biter FIŞİD çıkar FETÖ gider KETÖ gelir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 22:09 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 594
Yaş:
Alıntı:
Bu adamlara ne kadar din böyle değil diye anlatabilirsiniz. Adamların hayatı din ile geçmiş. Kendilerine ait enstrümanları var. Ayrıca yıllarca yetiştiği dinlediği etkisi altında kaldığı adamlar arken sizi de dinlemezler.

Bugün IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü'e terorist deyip IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü ile aynı zihniyette dünya kadar adam var. IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü'e neden terorist diyor çünkü tüm dünyaya ülkeye rezil oldu ona terorist derken kendisini ayrı göstermiş/aklamış oluyor islamın imajını batırdığını düşünüyor ya da abileri IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü yavudi-amerigan oyunu diyor. Belki de takiye yapıyor.( Bu tip adamlarda takiyye çoktur).. Ya da bir biri ile özü neredeyse aynı olan iki yobaz cemeatin bir birini dinsiz ilan etmesi gibi de olabilir. Bu çok meşhurdur ve yaygındır.
Adam içkici öldü diye başlık atan sonra 10 kasımda gülücük koyan ak it gazetesini okuyor öfke küfür saçan kaddir mısıroğlunu dinliyor cübbeli dinliyor şıhın ayağınınn altını öpüyor. Sonra birisi reinada içki içip eğlenenleri öldürünce gerçek islam bu değil adımızı karalıyorlar diyor.

Bu işin çözümü islamdaki yerini tartışmaktan öte bunu bir güvenlik suçu olarak almak(Yoksa islamda yeri varsa buyur öldür mü diyeceksin) İki insanlara daha seküler bir eğitim verip tv lerde daha seküler programlar yapmak cemeatlerin ve fesli soytarıların belini kırmaktan geçer. Aksi halde IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü biter FIŞİD çıkar FETÖ gider KETÖ gelir.


Duru suyu bulandırmayın. Kimse bunlardan söz etmedi. Yazılan yorumları, bazen bambaşka bir bağlamda anlıyor bizim insanımız. Uyuz oluyorum bu işe.

Aklı çoktan gitmiş ve işlemeyenlere de hiçbir şey anlatamazsınız, anlatamayız, evet. Kimsenin de böyle bir gâyesi yok. Öyle bir şeyden de kimse söz etmedi.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 22:14 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 19 Tem 2012, 21:09
Mesajlar: 878
Yaş:
Bu örgütlerin beslendikleri örgütlendikleri en önemli kaynak ise şudur; """""CUMHURİYET GELDİ İKTİDARI ELİMİZDEN ALDI BİZ İSE İSLAMI GERİ GETİRECEĞİZ. """""""""

FETÖ'cülerin de temel motivasyonu bu idi. O sebeple çok şirin gözüken insanlar bile her türlü fenalığı hile hurdayı yaptılar. Çünkü savaşta büyük hedef için hem her yol mühahtır hem de büyük hedefe giderken bir kaç masum da ezilebilir. Bu mantıkla darbeye kalkışıp kendi halkına ateş açtılar.

Bu sebep ile yeniden tarih yazmaya çalışırlar. (SÖZDE) Atatürk'ün 3 kıtada imparatorluğu yıkıp küçücük devlet bıraktığını İngiliz ajanı olduğunu iddia ederler. İnönüye ise demedikleri kalmıaz Camileri ahır yapmış felan. Sonra Osmanlı tarihini hem abartırlar hem de Osmanlı padişahlarını-Osmanlıyı olduklarından dindar gösterirler. Bu şekilde devletine bağlı kültürü olan Türk milletinin gözünde Türkiye Cumhuriyetine karşı Osmanlı ile kendilerini meşrulaştırırlar.-meşrulaştırmaya çalışırlar... Fesli soytarı boşuna sarayda ağırlanmadı. Eğitimli kesimin şerrinden boşuna Allaha sığınılmadı. Rize'de boşuna Atatürk'ün heykeli kaldırılmadı. Bunları yapan adamların IŞİD Terör Örgütü ile doğrudan bağı olmasa bile ideolojik benzerlikleri vardır ve IŞİD Terör Örgütü gibilerine zemin-ortam hazırlarlar...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 22:15 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 19 Tem 2012, 21:09
Mesajlar: 878
Yaş:
Gayem bulandırmak değil. Durumu değerlendirmekti


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 22:21 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 25 Tem 2012, 03:03
Mesajlar: 238
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Diversity+Proximity=War

Kisaca, birbirinden farkli hayat gorusleri, adetleri, kulturleri olan insanlari bir araya getirir, bir arada yasamaya zorlarsaniz sonucu catisma olur, savas olur.

Multi-Kulti ist tot.
Sehr gut gesagt.

İşte aynen bundan, beri gelsin.

*

O öyle görüyor, yok görmüyor gibi konulara girmeye gerek yok. Bünyemize kanserinden tümörüne kadar her türlüsünden girdi. Arapları yollamadan, Menzil, o bu tarikatları, cemaatleri ve benzer her ne varsa, kapatıp yok etmeden, bu konuda erk gelecek için gerekli önlemleri de almadan bu işler düzelmez.
Evet, aynen dediğiniz gibi. TC olarak varlığımızı devam ettirmek istiyorsak, sadece Araplarla sınırlı kalmayacak bir tehcir gerekecek. Bütün cemaat ve diğer pisliklerin temizlenmesi gerekecek. Fabrika ayarlarına dönüp devletimizin ve toplumumuzun içine sızmış dinci virüsü temizleyip atmak gerekecek. Bunu yapmazsak şeriata dayalı Anadolu Federe İslam Cumhuriyeti bağırta bağırta geliyor. Ondan sonra gelsin K___tan özerk bölgesi, gelsin Lazistan vilayeti... Ekonomik durum ise zaten Düyun-u Umumiye'ye doğru koşar adımlarla ilerlemekte


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 22:45 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 1934
Konum: ANKARA
Yaş: 39
Alıntı:

...Bu işin çözümü islamdaki yerini tartışmaktan öte bunu bir güvenlik suçu olarak almak(Yoksa islamda yeri varsa buyur öldür mü diyeceksin) İki insanlara daha seküler bir eğitim verip tv lerde daha seküler programlar yapmak cemeatlerin ve fesli soytarıların belini kırmaktan geçer. Aksi halde IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü biter FIŞİD çıkar FETÖ gider KETÖ gelir.
Arkadaşımızın bu düşüncesi katılıyorum; sosyolojik bir gerçekliğe dayanıyor. İnsanlar biraz da göre göre, duya duya öğreniyor veya diğerlerine benzemeye çalışıyor. Bu duruma ''ortama uyma'' güdüsü de diyebilirsiniz. Çevremizde de çokça şahit olmuşuzdur. Televizyonlarda, gazetelerde, sosyal çevrelerde sürekli olarak radikalizm övülüyor, yüceltiliyor. Netice itibariyle insanlar etki altında kalmaktadır. Zaten okumuyorlar, düşünmüyorlar; eğitim sistemi ise rezalet durumda olunca; sürekli olarak pompalanan radikalizmin etkisinde kalarak diyorlar ki; HERKES BU ŞEKİLDE DAVRANDIĞINA GÖRE; DEMEK Kİ BENİM YAPMAM GEREKEN DE BUDUR..! diyorlar. Haa...! bizim gibi aykırı insanları etkilemeleri ise mümkün değildir. Ancak toplumun büyük çoğunluğu ne yazık ki etki altında kalabiliyor.

Bu konuda sosyolojik deneyler var. ASCH Deneyi güzel bir örnektir. İnsanların gruba uyma güdeleri nasıl da etki altına alınabiliyor. Aşağıda ki deneyi lütfen izleyiniz. ''Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim'' diye boşuna dememişler. İçinde bulunduğumuz sosyal ortamdan etkileniyoruz. Bizim farkımız ise o ortamlara hiç girmemektir. Bilinç düzeyi bu şekilde fark yaratıyor.

Engellemenin yolu ise; kötü örnekleri toplumun gözü önünden uzaklaştırmak ve doğru örnekleri topluma sunmaktır. Göreceksiniz, bir süre sonra; ARCH Deneyinde olduğu gibi, insanlar etki altında kalarak normalleşeceklerdir. Çevrendekiler normalse sen de normal olman gerektiğini düşünüyorsun. Normal ile anormalin ne olduğu ise kişiden kişiye değişebilir.


_________________

Tengri' nin Türk Milletine Hediyesi;
Mustafa Kemal ATATÜRK



Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 11:05 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Tem 2012, 00:44
Mesajlar: 109
Yaş:
Reina'nın önünde, normalde dört polis durduğu söyleniyor. Doğru mudur?
Olay anında sadece bir polis vardı.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 14:17 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:27
Mesajlar: 862
Yaş:
Katil maşrapov değilse kim ve görüntüleri nasjl servis edildi hemen?
Selfie görüntüleri yani.

_________________
Boyun eğmek şân ve şerefle yaşamış ecdâdımıza yapılması mümkün ihânetlerin en büyüğüdür... Savaşta cengâverlerin kaderi ölümdür. Biz ölsek de kahramanlığımızın şânı yaşayacak, çocuklarımız torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır. ÇİÇİ


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 16:21 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 18 Tem 2012, 16:01
Mesajlar: 92
Yaş:
Yazı önemli okumakta yarar var, kaynak yasaklı listesindeymiş. Bu başlığa da eklemiş olayım, bahsedilenlerden bağımsız değil sonuçta.

2017 yılına girerken yeni bir terör saldırısıyla karşı karşıya kaldı Türkiye. Televizyonlar, İstanbul Ortaköy’de yeni yıl kutlamalarını gösterirken, birden son dakika olarak bir gece kulübünde silahlı saldırı olduğu ve yaralıların bulunduğu bandı geçmeye başladı. Kısa süre sonra bunun bir terör saldırısı olduğu anlaşıldı. Son bilgilere göre 39 ölü, 4’ü ağır 65 yaralı olduğu belirtildi.

Gelen yıl, geçmiş yıla nazire yaparcasına “seni bile aratacağım” der gibiydi. Evet, belli ki bu yıl da bizi zorlu günler bekliyor. Başta terör olmak üzere pek çok teste tabi tutulacağız.

Yetkililer hemen açıklama yapmaya başladı bile; “Birliğimizi bozamayacaklar”, “Akıttıkları kanda boğulacaklar”, “Kimse terörle sonuca ulaşamaz.”

En çok da bu son cümleye taktım. “Kimse terörle sonuca ulaşamaz.”Çok doğru! Ama terörün direkt sonuç almak gibi bir amacı yoktur ki. Terör örgütleri, özellikle yaptıkları kanlı eylemlerin neticesinde gelişecek komplikasyonları önemserler. Bütün gayeleri bu komplikasyonları oluşturabilmektir.

Açalım…

Anlatacağım konuyla ilgili fareler ve şempanzeler üzerinde deneyler yapılmış. İkisi de benzer biçimde. Ben şempanzeler üzerinde yapılanı anlatayım.

Bir kafese birkaç şempanze konulur. Daha sonra uzunca sopayla onlara vurulmaya başlanır. Şempanzeler dayak yedikçe, canları yandıkça sopaya ve onun gerisindeki ele ulaşmaya çalışır. Ama her seferinde kafesin demirleri onları engeller. Yani kendilerini döven ele ulaşamazlar.

Bu arada dayak faslı devam etmektedir. Hayvanlar kendilerini sopalayan ele uzanamadıkça gerginlikleri artar. Aşırı öfkelenirler. Ancak değişen bir şey yoktur. Dayak fasılasız ve aralıksız devam eder. Bir süre sonra ilginç bir gelişme olur. Şempanzeler dayak yedikleri sopayı tutan uzanamadıkları ele değil, birbirlerine saldırırlar. Duydukları öfkeyi, yanlarındaki kolayca ulaşabildikleri hemcinslerine yöneltirler.

Hayvanlar üzerinde uygulanan ve yukarıda anlattığım bu ve benzer deneyler üzerinden terör olayları ile ne yapılmak isteniyor açıklamaya çalışalım.

EN ÖNEMLİ AMACI, TOPLUMDA BASKI, KORKU VE YILGINLIK YARATMAKTIR

Terör, en yalın anlamıyla haksız şiddet demektir. Bu anlamda adi suçluların bu tür eylemleri de bu kapsamdadır.

Ancak bizim yazımıza konu olan terörizmdir ki, onun bir siyasal amacı vardır. Örgütlüdür, sistemli hareket eder ve süreklilik arz eder. En önemli amacı, toplumda baskı, korku ve yılgınlık yaratmaktır.

Özellikle toplumu bir arada tutan paydaları dağıtmak ister. Farklılıkları derinleştirici şekilde sosyal fay hatlarına yüklenir. Fay hatlarında kırılma yaratarak toplumsal deprem oluşturmak ister.

Eğlence merkezine saldırırsınız insanlar o tür mekânlara gitmezler. Alışveriş merkezlerine bomba atarsınız insanlar oralara uğramaya korkarlar. Sokakta patlayıcı yüklü araç infilak ettirirsiniz, insanlar sokağa çıkmaya çekinirler. Bu, “Birini öldür, binini korkut” stratejisidir.

Bireyler sahipsizlik duygusuna kapılır, iyice hassaslaşır ve her türlü etkiye açık hale gelirler.

Umutsuzluk giderek yayılır. Bireyler, onlar üzerinden toplum gerginleşir, öfke biriktirir. Öfkesini boşaltacak yer aramaya başlar.

Bu aşamada toplumu bir arada tutan bağlar da zayıflamaya başlar. Mevcut düzene, yönetenlere, kısaca devlete olan güvensizlik en üst düzeye çıkar.

Bireyler, dolayısıyla toplum, terör eylemini gerçekleştirenlere tıpkı şempanze deneyinde olduğu gibi,direkt ulaşamaz. O zaman da bu öfkesini, terörü gerçekleştirenlerle özdeşleştirdiği en az onlar kadar terörden muzdarip başka bireylere yöneltir. Sonrasında bireyler arası kavga, toplumsal gruplar arasındaki kitlesel çatışmalara evrilen bir süreç başlar…

TERÖR EYLEMLERİNİN ÇOĞU İDEOLOJİK TEMELLİDİR

1990 yılına kadar terör eylemlerinin büyük bir bölümü, içlerinde etnik, dinsel ve mezhepsel soslar olsa da ideolojik temellidir.

1990 sonrası ise içlerinde ideolojik sos olsa da terör, çok daha tehlikeli bir hal alarak etnik, dinsel ve mezhepsel temelli bir düzeye evrilmiştir. Bunun örneklerini özellikle Yugoslavya’nın parçalanma sürecinde acı bir şekilde gördük.

Günümüzde ise dibimizdeki doğu, yani İngilizlerin isimlendirmesiyle Ortadoğu’da ve kısmen de ülkemizde görüyoruz.

Bu teorik yaklaşımı, son Ortaköy saldırısı ve diğerleriyle kıyaslayarak somutlaştıralım. Dışarıdan olaya soğukkanlılıkla baktığımızda yalın biçimde gördüklerimizi sıralayalım; günlerdir bazı çevrelerce “kutlamayın” denilen bir yılbaşı gecesi, gelen yılı bir eğlence merkezinde eğlenerek karşılayan içlerinde azımsanmayacak sayıda yabancının da bulunduğu kalabalık bir grup ve onlara karşı yapılan böylesi kanlı bir saldırı…

Katliamı kim yaptı gözüküyor? Yılbaşının kutlanmasının günah olduğunu düşünen “dinsel hassasiyetleri” yüksek terörize bir grup kışkırtıcılarca rahatlıkla kullanılabilecek bir argümandır bu. Saldıranın arkasında IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü’in veya türevi bir örgütün olması önemli değildir.

Bu tür saldırıya uğrayanlar ile aynı saldırının aynı gerekçelerle kendilerine de yapılacağını düşünenler, saldırıların devam etmesi karşısında profesyonel kışkırtıcıların da önemli katkılarıyla, bu öfkelerini; ulaşabildikleri, belki karşı komşularına, belki aynı sokakta, aynı mahallede veya kasabada birlikte yaşadıkları “dini hassasiyetleri”ni, göreceli fazla buldukları insanlara yöneltebileceklerdir. Çünkü söz konusu eylemi gerçekleştirenlere doğrudan ulaşarak öfkelerini boşaltamazlar ve saldıranlarla komşularını, ulaşabildiklerini özdeşleştirirler…

Buyrun size kırılmaya hassas hale gelmişbir sosyal fay hattı. İşte terör, bu tür sosyal fay hatlarını kırarak, yukarıda da konu ettiğim gibi toplumsal deprem yaratmaya çalışır. Toplumsal deprem; kendini bir yere ait hissedenler, taraf olan veya taraf olmaya zorlananlar arasında başlayan kavgadır ki, onun da sonunda farklı komplikasyonların gelişmesi muhtemeldir.

Biz bunu, ideolojik kamplaşma sonucu yaşanan,“cinnet dönemi” olarak adlandırabileceğimiz şiddet sarmalının toplumun bütün kesimlerini alabildiğine sardığı 12 Eylül 1980 öncesinden gayet iyi biliyoruz. Bu anlamda toplum olarak aşılığız yani.

Zaten onca terör saldırısına rağmen toplumsal dokumuzun hala çözülmemesinin en büyük sebebi de bu deneyim olsa gerektir.

Özellikle etnik temelli terör örgütü Bölücü Terör Örgütü’nın gerçekleştirdiği benzer kitlesel katliamlara rağmen -mevzi olaylar söz konusu olsada- ülkemizde yaygın bir etnik kavga çıkmamış, terörizm bu anlamda yeterince başarılı olmamıştır. Bu hiçbir zaman başaramayacaklar anlamına da gelmez tabi. Aşının da bir etki süresi olduğunu unutmamak lazım. Bu, mezhepsel ve dinsel temelli terör örgütlerinin yapacakları terör eylemleri için de geçerlidir.

***

Artık şunu görmek gerekir ki, bugün,toplum hiç olmadığı kadar gergindir. Her saldırı sadece düştüğü yeri değil, ülkenin her yanındaki insanı etkilemeye, germeye dahası yakmaya başlamıştır.

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir.

Günümüzde, -aslında geçmişte de böyledir-terör örgütleri sadece güçlü ülkelerin, daha doğru ifadeyle emperyal ülkelerin sopasıdır, aparatıdır.Şempanzeleri dövmeye yarayan sopa gibi.

Burada halkın ve yöneticilerin duyarlı olması, öfkesini kontrol etmesi, özellikle yöneticilerin kucaklayıcı, ortak paydaları çoğaltıcı eylem ve söylemleri çok önemli ve belirleyicidir.

Tabi bu tür eylemlerin önlenmesi için başta istihbarat birimlerini ve güvenlik güçlerinin etkin hale getirilmesi elzemdir.

Şu an için bunca olaya rağmen,Türkiye’de, maalesef ne söylemde, ne eylemde birlik adına yapılan çok fazla şeyin olmadığını üzülerek gözlemliyorum.

Örneğin toplumsal uzlaşının en olmazsa olmazı kurucu lider Atatürk’e karşı ama yazılı, ama görsel, ama sosyal medyada yapılan provokatif eksenli hakaretler, heykellerine yapılanlar; bunu veya başka eksiklikleri, yanlışlıkları bahane ederek dini inançlara saldıran kışkırtıcı kişilerin sayısının özellikle sosyal medyada çoğalması ve tahrik dolu paylaşımlar yapmaları; yine etnik ve mezhep temelli hakaret içeren soysal dokuyu bozucu paylaşımların artması…

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Öncelikle herkesin başkasının kutsalına hakaret etmesinin önüne geçmek önem arz etmektedir. Bunun için yasal düzenlemeleryapılmalıdır. Bu tür söylem ve paylaşımların basit bir hakaret olarak görülmemesiönemle düşünülmelidir.

Özellikle yöneticilerin söylemlerine dikkat etmesi, olumlu söylemlerini eylemleriyle de desteklemesi gerekmektedir. Yoksa bu terör eylemleri birliğimizi bozamaz lafı havada kalmaya mahkûmdur.

Rize Belediye Başkanı vb. insanların yaptıkları faaliyetlerin mutlaka hukuksal ve siyasal karşılığı olmalı ve bu karşılığı toplum süratle görmelidir.

Yine gözlemlediğim bir başka hususta“Türk tipi başkanlık”ve Anayasa değişikliği tartışmalarının toplumdaki yansımalarıdır. Bu yazı içeriğinde söz konusu hususların, bana göre doğruluğuna yanlışlığına girmeyeceğim. Ama sözünü ettiğim tartışmanın asgari çok zamansız ve kutuplaştırıcı bir çizgiye doğru gittiğini önemle belirtmek istiyorum.

SUİKASTLERE KARŞI HASSAS OLUNMALI

Yukarıda belirttiğim hususların yanısıra, önümüzdeki süreçtedin önderlerine; toplumca sevilen, sayılan kişilere ve stratejik makam sahiplerine yönelik bireysel suikastlara karşı hassas olunması, istihbarı gayretlerin bu yönde yoğunlaştırılması gerekmektedir.

Yine çeşitli ibadet yerlerine; etnikve mezhep temelliyapılara; belli yaşam kriterleri olan sosyal gruplaraOrtaköy benzeri saldırıların gerçekleşmesi muhtemeldir. Bu tür olası saldırılar sosyal ayrışmayı ve kavgayıçok daha kolaylaştıracaktır. Çünkü bu grupların arasındaki ilişki daha sıkıdır. Birlikte hareket etme refleksleri çok güçlüdür.

Bizim düşündüğümüzü, toplumu kargaşa ortamına sürüklemek isteyen terörizmin sopasını elinde bulunduranlarca da düşünülebileceğini söylemek, bırakın kâhin olmayı, öngörü bile sayılmaz.

Şu anda elinde devletin silahı bulunan ama polis olsun ama asker olsun, binlerce FETÖ’cünün devletin üniformasını hala taşımaya devam ettiğini unutmayalım. FETÖ’cülerin emir aldıklarında neler yapabileceklerini artık yaşayarak gördük. Bunların süratle tespiti ve sistem dışına çıkartılması en elzem konudur. Bunun için yoğun bir gayret gereklidir. Ancak gereksiz yerlere enerji harcanarak bu sorun ikinci plana itilmekte, ağırdan alınmaktadır. Bu husus böylesine ötelenirse yarın çok ciddi sorunlarla karşılaşılabileceğini değerlendiriyorum.

Terör sopasını kullananların elinde sadece bu sopa yok. Ekonomik ambargo sopası var. Siber saldırı sopası var. Bakın İstanbul’daki elektrik kesintilerinin sebebinin siber saldırı olduğuyla ilgili bilgiler yansımaya başladı. Siber saldırıyla ülkeyi cehenneme çevirebilirler.

Bunları kıyamet senaryosu olarak almayın lütfen. Kıyameti zaten yaşıyoruz. Daha da yaşayacağa benziyoruz. Bu kıyametin önce büyümesine engel olmak, sonra da küçülmesi için yapılması gerekenleri tartışmak istedim.

“Terörle kimse sonuca ulaşamaz” demek pek bir şey ifade etmez. Terörizm bir sopadır. Bir araçtır. Bir aparattır. İşlevi bellidir. Siz ona değil onu tutan elin amacının ne olduğuna bakmak durumundasınız. O sopa, sadece bizim için değil, bütün dünyadaher zaman var olacaktır. Bazen tutan el değişse de durum budur. Terörizmden arınmış bir dünya en azından yakın zamanlar için gerçekçi değildir.

Burada terörizmle nereye varılmak, ne yapılmak istendiğinin anlaşılmasından çok, sizin ona karşı ne yapacağınız daha önemlidir.

Genel anlamda yapılacak en önemli şey sopaya ve gerisindeki el’e karşı topyekûn, birlik içindekarşı durabilmektir. Sopanın, şempanzelere yapılan deneyde olduğu gibi, öfkemizi birbirimize karşı kusmamıza sebep olmasını engellememiz gerekmektedir.

Biz insanız, şempanze değil! Umudumuzu asla kaybetmeden ve cesaretle gereğini yapalım.

Hepimiz…

Mustafa Önsel

_________________
Resim
Panthera Tigris Altaica


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 17:46 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 594
Yaş:
Alıntı:
Katil maşrapov değilse kim ve görüntüleri nasjl servis edildi hemen?
Selfie görüntüleri yani.


Sorun ve soru da bu. Yukarıda bilinçli olarak değindim. Kimse bunlara dikkat çekmiyor.

http://trmilitary.com/viewtopic.php?f=7 ... a4#p267351

Buraya göz atın. Özellikle son yorum.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 17:53 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 05 Tem 2016, 01:18
Mesajlar: 151
Yaş: 19
Reina saldırganı ile bağlantılı olarak İzmir'de göz altına alınanların evinden çıkanlar
Resim

Kırgızistan, Kazakistan, Azerbaycan, Çin, Irak'a ait pasaportlar
Resim

_________________
mengü tanrının gücü ile


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 18:10 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 594
Yaş:
http://trmilitary.com/viewtopic.php?f=7 ... a4#p267358

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 18:19 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 6794
Yaş:
Kırmızı olanlar Ukrayna pasaportu olmalı.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 19:00 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 14 Şub 2016, 16:49
Mesajlar: 114
Yaş:
Rusya ve Kazakistan pasaportlari gorulebiliyor.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 20:16 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 594
Yaş:
Yukarıdaki yazı da iyice toplamış olayı. Bir yansıması bugün gerçekleşti.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 21:48 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 24 Ağu 2015, 09:46
Mesajlar: 210
Yaş:
Bahsedildi mi bilmiyorum Reina saldırganı zannedilen fakat olaylarla bir alakası olmayan Türkmenistan uyruklu bir kişi dövülerek komalık edilmiş.

http://www.hurriyet.com.tr/reina-saldir ... r-40326587


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 23:12 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 05 Tem 2016, 01:18
Mesajlar: 151
Yaş: 19
https://www.youtube.com/watch?v=fRTNZr-IAXM
Bu ne şimdi?

_________________
mengü tanrının gücü ile


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Oca 2017, 23:46 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 26 Nis 2015, 21:30
Mesajlar: 40
Yaş:
https://www.youtube.com/watch?v=l-2fyAAYoew

Bu iş ile ilgili suyu iyice bulandırmaya başlayacaklar belli. Ürdünlü iş adamı Muhammed El Sarraf üzerinden de böyle şeyler türetmeye başladılar,kendisi telekomünikasyon ve güvenlik ile ilgili Ürdün devletine hizmet veren iş adamlarından. Şu yakalanamayan itoğlu yüzünden olayı her yönden karikatürize etmeye başladılar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 03:43 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 594
Yaş:
Alıntı:
Buna da bakın.


_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 05:22 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 4706
Yaş:
Alıntı:
Şu şüpheli fotoğrafına noktayı koyalım emniyet birimlerine göre en net görüntüsü

Resim

Resim

Bütün dikkatler katile odaklanmış. Halbuki o bir gerizekalı maşa. Yakalansa nolcak. Sırf Suriye'den 3 milyon kişi geldi. Hangisinin ne olduğu biliniyor. Bunun gibi en azından onbinlerce hasta ruhlu katil aramızda. Sadece emir bekliyorlar.

Türkiyemizde son bir yıl içinde yapılan bütün intihar saldırılarını Türkiye de doğmamış hastalara yaptırıyorlar. Birde bunun üstüne vize serbestisi ile gelip yaşayan bir sürü 3. dünya ülkesinden katil aramızda.

Demirel'in dediği gibi. Ananı öpen kadıysa kimi kime şikayet edeceksin.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 07:14 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 07 Eyl 2015, 18:03
Mesajlar: 1619
Yaş:
Gecen yaz Istanbul'da 3-4 gun zaman gecirdik. Gezerken bazi semtlerini gordukten sonra Istanbul'da cok fazla sayida yabancinin yasadigi bir sehir olduguna sahit olduk. Carsida karsimiza cok fazla sayida yabanci ciktigi gibi, esnaf arasinda yabanci sayisi cogalmis. Suriye'liler haricinde Afrika ve diger Ortadogu ulkelerinde cok sayida insan yasiyor. Bunlarin coguda ya vizesiz gelmis, geri donmemis veya kayitsiz insanlar. Bu son olay ve onceki havalimani baskini dahil guvenlik acisindan vizesiz seyahat ile acik kapi politikasinin artik iflas ettiginin gostergesidir. Yine kandirilmislik, yanlis dis politikanin ornegidir. Kendi teroristimiz yetmez mi gibi simdide yabanci uyruklu terorislerin saldirisi altindayiz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 07:28 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 14 Şub 2016, 16:49
Mesajlar: 114
Yaş:
Rusya'da, Kazakistan'da ve daha bir cok ulkede, vizeniz olsa bile ulkeye girdikten sonra 5 gun icinde polise gidip kaldiginiz yeri v.s. bildirerek kayit yaptiriyorsunuz. Isterseniz isadami olun, ayda 10 kere giris cikis yapin - hic fark etmiyor. Bundan baska sokakta istedikleri gibi cevirip pasaport kontrolu yaparlar yabanci olduklarindan suphelendikleri insanlara ki koskoca petrol sirketlerinin CEO'lari, Proje Mudurleri de dahil buna. Kimse de gikini cikaramaz.

Turkiye'ye yurt disinda bile hayretle bakiyorlar; resmen sahipsiz ulke diye. Ne millet kalmis, ne ulus bilinci kalmis, ne guvenlik, hic bir sey.

Sanki ev sahipleri tatile gitmis, evin idaresi 5 yasindaki bir cocuga kalmis gibi bir gorunum sergileniyor.

O cocuk kibritle oynaken evi yakmasa bari...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 08:05 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 07 Eyl 2015, 18:03
Mesajlar: 1619
Yaş:
Ulkeye 2.5 milyon Suriye'li resmen sorgusuz sualsiz aldilar ve hala almayada devam ediyorlar herhaldeki son zamanlarda 3 milyon ve uzeri rakamlarin telafuz edildigini okuyorum. O kadar ihmal var ki bu konuda, Turkiye'ye ilk giren 1-1.5 milyon siginmacinin ne parmak izi alinmis, ne saglik taramasinda gecmis. Adamlar ulkeye girmis, araci olan surmus gitmis kafasina gore. Araci olmayan otobuse binip Istanbul, Ankara, Izmir dagilmis veya lokal olarak Antep, Kilis, Hayat, Adana yerlesmis. Dusunsenize Ankara bir aralar Suriye plakali yuzlerce arac vardi trafikte. Adamlarda ne sigorta, ne baska bir sey var. Kafalarina gore takiliyorlardi.

Cok sonradan yaptiklari yanlisi gorup ( her zaman ki gibi once yaptiklari yanlisi duzeltmek icin care arardilar) kayitsiz olan milyonlarca Suriyeli'ye kimlik vermek icin proje baslatildi. Resmi siginmaci olanlara BM ve Turkiye'nin vercegi sosyal haklardan yararlanmalari icin gelip kayit yaptirmalari istendi. Trafikteki araclar icin Suriye'lilere ozel plaka cikardilar. Ne zaman oldu bunlar bir kac yil sonra. Testi kirildiktan sonra. Bir kerede bastan isimizi saglam yapsak? Sinirdan iceri aldigin adamin parmak izi, saglik taramasi, cocukluk asilari gibi temel kayitlarini yapsaydik, araclarini trafige sokmadan ozel kayit ve sigorta sorunluglu verseydik nasil olurdu? Bu yazdiklarim zor seyler degil, cok basit bri Afrika ulkesine dahi gitseniz zorunlu yapilmasi gereken seyler. Keza belli bolgelerde ikamet zorunlulugu neden getirmedik? Gercekten aklim almiyor, ulke gittikce kotuye gidiyor. Simdi yetmezmis gibi tek adamli bir rejim icin sansimizi zorluyoruz. Biraz sansimizi fazla zorluyoruz aslinda, hep duse kalka gidiyoruz, butun zorluklari sineye cekiyoruz bu ulkede ama limite ulastik sanirim, artik 1920'lerdeki zihniyete donmeyi kaldiracagimizi hic sanmiyorum.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 08:33 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 24 Ağu 2015, 09:46
Mesajlar: 210
Yaş:
Alıntı:
Rusya'da, Kazakistan'da ve daha bir cok ulkede, vizeniz olsa bile ulkeye girdikten sonra 5 gun icinde polise gidip kaldiginiz yeri v.s. bildirerek kayit yaptiriyorsunuz. Isterseniz isadami olun, ayda 10 kere giris cikis yapin - hic fark etmiyor. Bundan baska sokakta istedikleri gibi cevirip pasaport kontrolu yaparlar yabanci olduklarindan suphelendikleri insanlara ki koskoca petrol sirketlerinin CEO'lari, Proje Mudurleri de dahil buna. Kimse de gikini cikaramaz.

Turkiye'ye yurt disinda bile hayretle bakiyorlar; resmen sahipsiz ulke diye. Ne millet kalmis, ne ulus bilinci kalmis, ne guvenlik, hic bir sey.

Sanki ev sahipleri tatile gitmis, evin idaresi 5 yasindaki bir cocuga kalmis gibi bir gorunum sergileniyor.

O cocuk kibritle oynaken evi yakmasa bari...

Bu olayların bu noktaya gelmesinin sebebi maalesef yanlış Suriye politikası..

Kendi elimizle Sevr'i hazırladık resmen, 1 milyon kürt nüfusunun olduğu Suriye'de bölücü terör örgüt akıl almaz şekilde toprak büyüttü ve hala da büyütmeye devam ediyor, birçok petrol sahasını ele geçirdi ve kalıcı bir şekilde Amerikan ve diğer batılı ülkelerin şemsiyesi altında Suriye'ye yerleşti. Suriye'de sağda solda Amerikalılar ve Avrupalılar leblebi gibi üs açmışlar, nasıl çıkartacağız bu adamları buradan şimdi ?

Artık zaten hükümette hata yaptığını kabul ediyor, bugün Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş'un açıklamaları var örneğin haberlerde, Suriye politikasının başından beri yanlış olduğunu söylüyor..

http://www.hurriyet.com.tr/numan-kurtul ... i-40326898


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 09:07 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 14 Şub 2016, 16:49
Mesajlar: 114
Yaş:
Is eninde sonunda gelip su soruya dayaniyor: Turklerin yurdu neresidir? Bir yurdumuz var mi artik?

Kurtler, Turkiye icerisinde kendilerine "yurt" edinmis durumdalar. Bazi iller -bolgelerde baska etnik kimlikler su ya da bu sekilde var olamiyor artik. Surekli olarak köpekistan, Kurt yogunluklu il v.s. seklinde bu konuya alistiriliyoruz.

Araplar da tamamen etnik kimliklerine bagli olarak kendi mahallelerini kuruyorlar.

Etnik ve Kulturel olarak Turk olanlarin ciddi bir kismi tekrar "Araplasarak" cennete gitme yoluna girmis durumda. Donusu de yok gibi gorunuyor. (Tamamen bir tesaduf olarak, Araplarin yasadigi yerde, bir Arap kavmine mensup bir peygambere inen ama tum insanliga ait olmasi gereken bir din, su anda tamamen o donemin Arap toplumunun giyim ve yasam tarzini dayatir hale gelmis durumdadir.)

Az miktardaki Araplasmamis Turkler ise hala kendi kendilerine et-tirnak sarkilari soyleyip etnik kimlikten bahseden diger Turkleri "irkci" olmakla sucluyorlar.

Turklerin etnik kimlik ve kulturlerinin yokolmamasini istemeleri irkcilik degildir. Diger milletler, irklar, kulturler istedikleri gibi yasasinlar - more power to them. Hic bir irka, millete, kulture kotu bir sey olmasini dilemem, dileyenle de ayni fikirde olmam.

Ama benim de kendi dilim, kulturum ve etnik kimligim icin bir "mekana" ihtiyacim var. Bu "mekan" ise git gide kuculup yok oluyor.

Isin ilginc tarafi dunya tarihinde bir cok milletin biraraya gelerek kurdugu basarili bir medeniyet - devlet - ulke yok. Kadim Roma'dan ABD'ye, verilen tum orneklerde cok kulturluluk ancak belli bir refah seviyesine erisildikten sonra ortaya cikmistir ve kurucu etnisitenin yok olmasina neden olmustur - olmaktadir.
Alıntı:
“Diversity” is a difficulty to be overcome, not an advantage to be sought. True, America does a better job than most at accommodating a diverse population. We also do a better job at curing cancer and containing pollution. But no one goes around mindlessly exclaiming: “Cancer is a strength!” “Pollution is our greatest asset!”


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 11:54 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:27
Mesajlar: 862
Yaş:
Uzun vadede Türklüğün varoluş mücadelesi vermesi gerekecek.
Kaybettiği hiç bir coğrafyada tutunamamıştır, hatırlatayım.
Savaşı kazanıp, barışta kaybederiz biz.
Acilen milli kültür politikası geliştirmek gerekir.
Ümmetçilik safsatalarına inanan var mı hala?

_________________
Boyun eğmek şân ve şerefle yaşamış ecdâdımıza yapılması mümkün ihânetlerin en büyüğüdür... Savaşta cengâverlerin kaderi ölümdür. Biz ölsek de kahramanlığımızın şânı yaşayacak, çocuklarımız torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır. ÇİÇİ


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 12:06 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 25 Kas 2015, 19:00
Mesajlar: 128
Yaş:
Bu açık kapı politikası Davutoğlu tarafından planlandı ve uygulandı. Ben burada ciddi ve bilerek bir şeyler olduğuna inanıyorum. Özellikle Suriye sınırından mayınların temizlenmesine kadar giden ama aslında çok önceden beri devam eden bir planlar silsilesinin devamı.

Acilen vize uygulamasına geçilip bütün göçmenler sınır dışı edilmelidir... Bu olmadan işimiz çok zor


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 13:27 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 1934
Konum: ANKARA
Yaş: 39
Alıntı:
Ulkeye 2.5 milyon Suriye'li resmen sorgusuz sualsiz aldilar ve hala almayada devam ediyorlar herhaldeki son zamanlarda 3 milyon ve uzeri rakamlarin telafuz edildigini okuyorum. O kadar ihmal var ki bu konuda, Turkiye'ye ilk giren 1-1.5 milyon siginmacinin ne parmak izi alinmis, ne saglik taramasinda gecmis. Adamlar ulkeye girmis, araci olan surmus gitmis kafasina gore. Araci olmayan otobuse binip Istanbul, Ankara, Izmir dagilmis veya lokal olarak Antep, Kilis, Hayat, Adana yerlesmis. Dusunsenize Ankara bir aralar Suriye plakali yuzlerce arac vardi trafikte. Adamlarda ne sigorta, ne baska bir sey var. Kafalarina gore takiliyorlardi.

Cok sonradan yaptiklari yanlisi gorup ( her zaman ki gibi once yaptiklari yanlisi duzeltmek icin care arardilar) kayitsiz olan milyonlarca Suriyeli'ye kimlik vermek icin proje baslatildi. Resmi siginmaci olanlara BM ve Turkiye'nin vercegi sosyal haklardan yararlanmalari icin gelip kayit yaptirmalari istendi. Trafikteki araclar icin Suriye'lilere ozel plaka cikardilar. Ne zaman oldu bunlar bir kac yil sonra. Testi kirildiktan sonra. Bir kerede bastan isimizi saglam yapsak? Sinirdan iceri aldigin adamin parmak izi, saglik taramasi, cocukluk asilari gibi temel kayitlarini yapsaydik, araclarini trafige sokmadan ozel kayit ve sigorta sorunluglu verseydik nasil olurdu? Bu yazdiklarim zor seyler degil, cok basit bri Afrika ulkesine dahi gitseniz zorunlu yapilmasi gereken seyler. Keza belli bolgelerde ikamet zorunlulugu neden getirmedik? Gercekten aklim almiyor, ulke gittikce kotuye gidiyor. Simdi yetmezmis gibi tek adamli bir rejim icin sansimizi zorluyoruz. Biraz sansimizi fazla zorluyoruz aslinda, hep duse kalka gidiyoruz, butun zorluklari sineye cekiyoruz bu ulkede ama limite ulastik sanirim, artik 1920'lerdeki zihniyete donmeyi kaldiracagimizi hic sanmiyorum.
Hocam, hükümetin yaptığı bu akıl almaz işlerin; hesapsız işler olduğu kanaatinde değilim. Bilerek yaptıkları aşikar. Yoksa o kadar akılsız olmasalar gerek...! Akılsız olsalardı, memleketi 14 yıldır ''davar çobanı'' gibi güdebilirler miydi? Benim düşüncem daha rahatsız edici boyutlarda; birkaç defa da dile getirdim. Diyorum ki; Siyasal İslâmcıların bir projesi var, nedir o? Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak ve yerine ''Anadolu İslâm Federe Devletini'' kurmak. Bu amaca, Türkiye Cumhuriyeti' nin demografik yapısı ile ulaşmaları mümkün değil. Devlet, iyi veya kötü; Atatürk Cumhuriyetinde yetişmiş insanlardan mürekkeptir. Yani, o tedrissattan -şu veya bu şekilde- geçmiş insanlardan bahsediyoruz. Millet yerine Ümmet diyenlerin oranı % 10' dur. % 10 ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkamazlar. Neticede beğenmediğimiz %10 bile, birtakım gerçekleri gördü; medeniyetten az veya çok nasibini aldı diyelim. Peki, bu Suriyeliler? Bu Selefiler, bu Hariciler, bu mezhepçiler; ne kadar medeniyetten nasibini aldı?

Kanaatime göre asıl proje odur ki; Türk milletinin içerisine zehir zerk ederek ( Suriyeliler, Afganlar, Afrikalılar, şunlar bunlar); milleti hastalandırmak istiyorlar. Hastalıklı zihniyet, bir süre sonra vücutta yayılmaya başlayacak, çoğalacak ve devleti iyice hasta edecek. Geçen birisi söylüyordu, diyordu ki; '

'Yahu kardeşim...! Afrika ülkeleriyle, üçün dünya' nın bilmem neresinde ki ülkelerle vize muafiyeti anlaşması yaptılar; elin Afrikalısı, Asyalası bilmem nerelisi memlekete eline kolunu sallaya sallaya girip çıkıyor da, kimin girip çıktığı bile belli değildir. Bu antlaşmaları; cihatçılar, Suriye' ye Türkiye üzerinden girebilsinler diye bilerek yaptılar''' diyordu...

Ne yazık ki; Türk milleti kavramına yabancı; Cumhuriyetle hiç bir şekilde başırık olmayan ve Cumhuriyet değerlerini bir türlü içine sindirememiş insanlar tarafından yönetiliyoruz. İş bu nedenle büyük acı, ızdırab, keder ve öfke ile yaşamaya mahkum edildik.

_________________

Tengri' nin Türk Milletine Hediyesi;
Mustafa Kemal ATATÜRK



Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 13:37 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:09
Mesajlar: 535
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Buna da bakın.

https://seyler.eksisozluk.com/reina-sal ... -teorileri

Bakmisken Buna da bakin.

_________________
Beyin Bedava!


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Oca 2017, 14:34 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 14 Şub 2016, 16:49
Mesajlar: 114
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Ulkeye 2.5 milyon Suriye'li resmen sorgusuz sualsiz aldilar ve hala almayada devam ediyorlar herhaldeki son zamanlarda 3 milyon ve uzeri rakamlarin telafuz edildigini okuyorum. O kadar ihmal var ki bu konuda, Turkiye'ye ilk giren 1-1.5 milyon siginmacinin ne parmak izi alinmis, ne saglik taramasinda gecmis. Adamlar ulkeye girmis, araci olan surmus gitmis kafasina gore. Araci olmayan otobuse binip Istanbul, Ankara, Izmir dagilmis veya lokal olarak Antep, Kilis, Hayat, Adana yerlesmis. Dusunsenize Ankara bir aralar Suriye plakali yuzlerce arac vardi trafikte. Adamlarda ne sigorta, ne baska bir sey var. Kafalarina gore takiliyorlardi.

Cok sonradan yaptiklari yanlisi gorup ( her zaman ki gibi once yaptiklari yanlisi duzeltmek icin care arardilar) kayitsiz olan milyonlarca Suriyeli'ye kimlik vermek icin proje baslatildi. Resmi siginmaci olanlara BM ve Turkiye'nin vercegi sosyal haklardan yararlanmalari icin gelip kayit yaptirmalari istendi. Trafikteki araclar icin Suriye'lilere ozel plaka cikardilar. Ne zaman oldu bunlar bir kac yil sonra. Testi kirildiktan sonra. Bir kerede bastan isimizi saglam yapsak? Sinirdan iceri aldigin adamin parmak izi, saglik taramasi, cocukluk asilari gibi temel kayitlarini yapsaydik, araclarini trafige sokmadan ozel kayit ve sigorta sorunluglu verseydik nasil olurdu? Bu yazdiklarim zor seyler degil, cok basit bri Afrika ulkesine dahi gitseniz zorunlu yapilmasi gereken seyler. Keza belli bolgelerde ikamet zorunlulugu neden getirmedik? Gercekten aklim almiyor, ulke gittikce kotuye gidiyor. Simdi yetmezmis gibi tek adamli bir rejim icin sansimizi zorluyoruz. Biraz sansimizi fazla zorluyoruz aslinda, hep duse kalka gidiyoruz, butun zorluklari sineye cekiyoruz bu ulkede ama limite ulastik sanirim, artik 1920'lerdeki zihniyete donmeyi kaldiracagimizi hic sanmiyorum.
Hocam, hükümetin yaptığı bu akıl almaz işlerin; hesapsız işler olduğu kanaatinde değilim. Bilerek yaptıkları aşikar. Yoksa o kadar akılsız olmasalar gerek...! Akılsız olsalardı, memleketi 14 yıldır ''davar çobanı'' gibi güdebilirler miydi? Benim düşüncem daha rahatsız edici boyutlarda; birkaç defa da dile getirdim. Diyorum ki; Siyasal İslâmcıların bir projesi var, nedir o? Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak ve yerine ''Anadolu İslâm Federe Devletini'' kurmak. Bu amaca, Türkiye Cumhuriyeti' nin demografik yapısı ile ulaşmaları mümkün değil. Devlet, iyi veya kötü; Atatürk Cumhuriyetinde yetişmiş insanlardan mürekkeptir. Yani, o tedrissattan -şu veya bu şekilde- geçmiş insanlardan bahsediyoruz. Millet yerine Ümmet diyenlerin oranı % 10' dur. % 10 ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkamazlar. Neticede beğenmediğimiz %10 bile, birtakım gerçekleri gördü; medeniyetten az veya çok nasibini aldı diyelim. Peki, bu Suriyeliler? Bu Selefiler, bu Hariciler, bu mezhepçiler; ne kadar medeniyetten nasibini aldı?

Kanaatime göre asıl proje odur ki; Türk milletinin içerisine zehir zerk ederek ( Suriyeliler, Afganlar, Afrikalılar, şunlar bunlar); milleti hastalandırmak istiyorlar. Hastalıklı zihniyet, bir süre sonra vücutta yayılmaya başlayacak, çoğalacak ve devleti iyice hasta edecek. Geçen birisi söylüyordu, diyordu ki; '

'Yahu kardeşim...! Afrika ülkeleriyle, üçün dünya' nın bilmem neresinde ki ülkelerle vize muafiyeti anlaşması yaptılar; elin Afrikalısı, Asyalası bilmem nerelisi memlekete eline kolunu sallaya sallaya girip çıkıyor da, kimin girip çıktığı bile belli değildir. Bu antlaşmaları; cihatçılar, Suriye' ye Türkiye üzerinden girebilsinler diye bilerek yaptılar''' diyordu...

Ne yazık ki; Türk milleti kavramına yabancı; Cumhuriyetle hiç bir şekilde başırık olmayan ve Cumhuriyet değerlerini bir türlü içine sindirememiş insanlar tarafından yönetiliyoruz. İş bu nedenle büyük acı, ızdırab, keder ve öfke ile yaşamaya mahkum edildik.

Bingo!

Demographics is Destiny...


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 269 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Gazab-iSultan ve 4 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye