TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 27 May 2017, 16:46

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading


Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 252 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 21 Şub 2016, 11:51 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Haz 2014, 13:36
Mesajlar: 736
Yaş:

Bir önceki sayfanın en son iletisi:

Alıntı:
Yerli denizaltı ne aşamada?
Denizaltımız bir çıkmazda idi. 2009’da başlatılmış proje. Geldiğimde hâlâ sözleşmesi imzalanmamıştı. Tartışması sürüyordu. Tasarımını bir Alman firmasına yaptırıyoruz. Belli paralar vermişiz. Firmanın tasarımına itirazlarımız vardı. Çok ciddi mesai harcadık. Deniz Kuvvetleri’yle koordinasyon içinde nihayet 6 senelik sorunu çözdük ve inşayı başlattık. Üç denizaltı olacak, denizaltının tasarımı dışarıdan alınıyor, bir müjde vereyim. Artık ikinci adım Türk mühendislerinin tasarımını ve bütün dizaynını yaptığı bir denizaltı. Bundan sonraki milli projemizin adı Türk tipi denizaltı ve büyük firkateyn. İçindeki harp sistemlerinin yerli olmasını öngörüyoruz. Burada bir tek motor kalıyor

Milliyet gazetesinde SSM müsteşarı ile yapılan röportajdan bir kısım, kaynak yasaklı olduğu için linkini veremiyorum. Bu projede hedef 6 deniz altı değilmiydi?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Şub 2016, 19:12 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Tem 2012, 20:27
Mesajlar: 593
Yaş:
Proje halihazırda 6 Reis Sınıfı geminin üretilmesini öngörüyor, büyük ihtimalle haberde yapılmış bir maddi hata var.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 02:02 
Çevrimdışı
Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14 Tem 2012, 17:15
Mesajlar: 163
Konum: Bursa
Yaş:
Dün, Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, TRT'deki söyleşisinde milli denizaltı projemizin imalatı başladı minvalinde açıklamalarda bulundu.

_________________
"Savaştan kaçınmak mümkün değildir, sadece düşmandan üstün olana kadar erteleriz. " Niccolo Machiavelli


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 10:02 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2006
Yaş:
Alıntı:
Dün, Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, TRT'deki söyleşisinde milli denizaltı projemizin imalatı başladı minvalinde açıklamalarda bulundu.

Reis o Reis Tip 214 TN. Memlekette bu ara bi milli havası aldı gidiyor. Gerçekten tasarımı ve donanımı milli olanın daha inşasına çok var.
Enteresandır denizaltı komponentleri konusunda millileşme oranımız diğer branşlardan hatta gemilerden dahi daha yüksektir. Yani AIP kısmı harici geri kalan sistemleri milli olarak becerebiliriz diye düşünüyorum.

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 16:10 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 15 Tem 2012, 19:06
Mesajlar: 4388
Yaş:
Alıntı:
Dün, Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, TRT'deki söyleşisinde milli denizaltı projemizin imalatı başladı minvalinde açıklamalarda bulundu.
Alp41 hocam yanlış anlamışsınız. Müsteşar bey, şuan Almanya ile bir proje yürüyoruz, yerlilik oranı çok yüksek, bu projenin ardında da milli denizaltımıza başlayacağız dedi.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 16:23 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2006
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Dün, Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, TRT'deki söyleşisinde milli denizaltı projemizin imalatı başladı minvalinde açıklamalarda bulundu.

Alp41 hocam yanlış anlamışsınız. Müsteşar bey, şuan Almanya ile bir proje yürüyoruz, yerlilik oranı çok yüksek, bu projenin ardında da milli denizaltımıza başlayacağız dedi.
Bu arada dikkatimi çeken hep plan bütçe vs 2 denizaltı için resmi dile getiriliyor. Acaba 2 tip 214'ten sonra milli denizaltıya mı girişirler demeden kendimi alamıyorum. Sonra yok yapmazlar bizim askeri ve mülki erkan çok muhafazakardır risk almazlar diye düşünüyorum.

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 16:29 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 15 Tem 2012, 19:06
Mesajlar: 4388
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Dün, Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, TRT'deki söyleşisinde milli denizaltı projemizin imalatı başladı minvalinde açıklamalarda bulundu.

Alp41 hocam yanlış anlamışsınız. Müsteşar bey, şuan Almanya ile bir proje yürüyoruz, yerlilik oranı çok yüksek, bu projenin ardında da milli denizaltımıza başlayacağız dedi.
Bu arada dikkatimi çeken hep plan bütçe vs 2 denizaltı için resmi dile getiriliyor. Acaba 2 tip 214'ten sonra milli denizaltıya mı girişirler demeden kendimi alamıyorum. Sonra yok yapmazlar bizim askeri ve mülki erkan çok muhafazakardır risk almazlar diye düşünüyorum.
Üstadım yanlış hatırlamıyorsam, müsteşar bey 6 rakamını telaffuz etmişti denizaltı sayısı için. Gerçi siz daha iyi bilirsiniz ama bizim bu işlerde sağımız solumuz belli olmaz. :)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2016, 19:13 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 14:25
Mesajlar: 3188
Yaş:
Eldeki Ayları bir değiştirelim de hayırlısıyla millileri düşünürüz. Zaten bu gelecek yeni denizaltılar için cerbe ismi yerine milli denizaltı için düşünülen reis ismi uygun görüldü. Yani burdan çıkacak sonuç milli denizaltıları ihtiyarlığımda görme şansım yüksek.

_________________
Resim
Death Star da sıkışıp kalmış stormtrooper


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 09 Haz 2016, 00:43 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: 07 Kas 2015, 13:41
Mesajlar: 286
Yaş:
İsmail Demir'in TGRT TV'de çıktığı programdan derleme;
İlk denizaltı 2020'de teslim,
Dizayn Alman ama burada üretmemiz önemli imalat teknolojilerini kazandırıyor,

(MİLDEN)Bir sonraki denizaltılarımız milli olacak, tasarım faaliyetlerimiz başlamış durumda,
Bazı teknolojiler elimizde yok geliştireceğiz,
Havadan bağımsız tahrik teknolojisi geliştireceğiz,
Milli denizaltılar milli torpidolar ile görev yapacak.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 09 Haz 2016, 18:20 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 15 Mar 2016, 19:32
Mesajlar: 30
Yaş:
Merhabalar ,

Yanlis anlasilma olmasin ama, çikan haberler U 214 TN'den hariç bir milli denizalti'dan soz ediliyor sanirim.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2016, 00:08 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 809
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
Evet Milden projesi var ve alttan alta ilerliyor. 2030 sonrası için milli denizaltı üretimi hedefleniyor.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2016, 00:45 
Çevrimdışı
Genel Yetkili

Kayıt: 19 Tem 2012, 00:36
Mesajlar: 2619
Yaş:
Hedeflensin zaten o zamanlara. Zira preveze sınıfı denizaltılar 30'larının sonuna gelmiş olacak. Üretim hızına göre akabinde gür sınıfı denizaltılar da 30'lu yaşlarını sürüyor olacak.

İsim olarak milli denizaltılara Ay sınıfı'nın uygun düşeceğini düşünüyorum şahsen ama yeni isimler bulunmazsa -Ay isimleri 6 ile sınırlı.

_________________
"Savaş için değil, barış getirmek için gidiyoruz..."
https://m.youtube.com/watch?v=wrDQW66jWoo


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2016, 00:55 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 00:47
Mesajlar: 2712
Yaş:
Havaalanına Esenboğa verdikten sonra denizaltına da Subutay Ögeday filan deriz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2016, 01:17 
Çevrimdışı
Genel Yetkili

Kayıt: 19 Tem 2012, 00:36
Mesajlar: 2619
Yaş:
Ben "Kor-ay" beklerim o halde. çok pis kor gibilerinden.. veya "No-gay" de olabilir. :P

Ama bir "Kızıl-ay" kesin olmaz zannedersem.. Bozuşmasalardı "Nur-ay" da olabilirdi mesela.

Hoş bu memleketin teknesine "halay" ismi de çok yaraşır.




Neyse.. ergenliğime döndüm birden.. :ugeek:

_________________
"Savaş için değil, barış getirmek için gidiyoruz..."
https://m.youtube.com/watch?v=wrDQW66jWoo


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2016, 01:51 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 00:19
Mesajlar: 666
Yaş:
Doğanay - Batanay - Güray
isim lazımsa Türkçe çok musait


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ağu 2016, 12:58 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Mar 2016, 17:13
Mesajlar: 68
Yaş: 25
Avutralya’nin $50 milyarlik denizalti tedariginde Fransizlari secmesi kadar neden Alman ve Japon denizaltilarinin secilmediginin sebeplerinin gercekleri de “suyun ustune cikiyor”.

The Australian da yayinlanan su makale de Almanya’nin kaybetmesinin gercekleri aciklandiginda Almanlarin cok sasirdigi ve sarsildigi soyleniyor:

http://www.theaustralian.com.au/nationa ... 9e4f0faac2

Bu makaleye gore alman denizlatisinin reddedilmesinin sebebi “gurultu” imis.

“…despite Germany putting forth an excellent plan for the local defence industry to sustain the boats, the submarine itself was not good enough.
The Germans were told that the “critical issue’’ was that their submarine was too noisy.

Specifially they were told, with deliberate vagueness, that the boat would be too noisy at a particular frequency that was very important to the Royal Australian Navy — an ¬apparent reference to the submarine’s ability to collect close-to-shore intelligence without detection…”

Inanilmaz… O anda Almanlarin yuzundeki ifadeyi gercekten gormek isterdim…

Belli bir frekans araliginda denizaltinin istenenden daha fazla gurultulu oldugu ifade ediliyor – bu frekans araliginin ozellikle denizaltinin kiyiya yakin kesimlere farkedilmeden yaklasarak istihbari faaliyetlerde bulunmasini engelleyecek seviyede oldugu belirtilmekte.

Hatta Avustralya’lilar bu frekans araligini, gizliligi bahane ederek/one surerek Almanlara soylememisler (acaba problemin kaynagi duzeltilemeyecek kadar buyuk muydu?).

“The Germans countered by asking what the frequency was and why it was not emphasised in the bidding process.
The Australians responded that this information was classified, but that they were not convinced TKMS understood the significance of this issue for Australia. They said the problems with stealth meant that the German proposal could never have delivered a regionally superior submarine for Australia.

The Germans persisted, asking where the excess noise was coming from — internal machinery, the propellers, the hull?
Again the Australian officials declined to comment.

One German observer said: “The might of Germany’s military-industrial complex could easily solve a technical issue like this if only the Australians had been more forthcoming about the issue itself before we submitted the bid.”


Alman’larin bu terslenmeye reaksiyonunu ise makaleyi okursaniz goreceksiniz… Cok ilginc.


Bu arada Japon denizaltisinin reddedilmesininde de gorunmezlik kistasinin saglanamamasinin rol aldigi belirtilmis:

“..Stealth issues also played a key role in Japan’s defeat...”

Japon denizaltisinin Avustralya tarafindan secilememesinin (fazla teknik olmayan) sebeplerini su link ile de ulasabilirsiniz:

http://nationalinterest.org/blog/the-bu ... -the-16100

http://www.reuters.com/article/us-austr ... SKCN0XQ1FC

Avustralya'lilarca ifade edilen konu bizim denizlatimiz icin de ihale surecinde yeterince goz onune alindi mi? Avustralya ihalesinin aciklamasi akabinde yayinlanan bu haberlerden sonra, problem uzerine tarafimizca hic kafa yoruldu mu? Avustralya'nin bahsettigi problem kolayca duzeltimeyecek kadar yapisal ve ekonomikligin otesinde mi? Acaba bizim denizlatilarimizin ihale surecinde de bu tur kistaslar anglo-saxsonlar kadar ince elenip sık dokunuyor mu?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ağu 2016, 13:49 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2006
Yaş:
Alıntı:
Avutralya’nin $50 milyarlik denizalti tedariginde Fransizlari secmesi kadar neden Alman ve Japon denizaltilarinin secilmediginin sebeplerinin gercekleri de “suyun ustune cikiyor”.
The Australian da yayinlanan su makale de Almanya’nin kaybetmesinin gercekleri aciklandiginda Almanlarin cok sasirdigi ve sarsildigi soyleniyor:
http://www.theaustralian.com.au/nationa ... 9e4f0faac2
Bu makaleye gore alman denizlatisinin reddedilmesinin sebebi “gurultu” imis.
“…despite Germany putting forth an excellent plan for the local defence industry to sustain the boats, the submarine itself was not good enough.
The Germans were told that the “critical issue’’ was that their submarine was too noisy.
Specifially they were told, with deliberate vagueness, that the boat would be too noisy at a particular frequency that was very important to the Royal Australian Navy — an ¬apparent reference to the submarine’s ability to collect close-to-shore intelligence without detection…”
Inanilmaz… O anda Almanlarin yuzundeki ifadeyi gercekten gormek isterdim…
Belli bir frekans araliginda denizaltinin istenenden daha fazla gurultulu oldugu ifade ediliyor – bu frekans araliginin ozellikle denizaltinin kiyiya yakin kesimlere farkedilmeden yaklasarak istihbari faaliyetlerde bulunmasini engelleyecek seviyede oldugu belirtilmekte.
Hatta Avustralya’lilar bu frekans araligini, gizliligi bahane ederek/one surerek Almanlara soylememisler (acaba problemin kaynagi duzeltilemeyecek kadar buyuk muydu?).
“The Germans countered by asking what the frequency was and why it was not emphasised in the bidding process.
The Australians responded that this information was classified, but that they were not convinced TKMS understood the significance of this issue for Australia. They said the problems with stealth meant that the German proposal could never have delivered a regionally superior submarine for Australia.
The Germans persisted, asking where the excess noise was coming from — internal machinery, the propellers, the hull?
Again the Australian officials declined to comment.
One German observer said: “The might of Germany’s military-industrial complex could easily solve a technical issue like this if only the Australians had been more forthcoming about the issue itself before we submitted the bid.”
Alman’larin bu terslenmeye reaksiyonunu ise makaleyi okursaniz goreceksiniz… Cok ilginc.
Bu arada Japon denizaltisinin reddedilmesininde de gorunmezlik kistasinin saglanamamasinin rol aldigi belirtilmis:
“..Stealth issues also played a key role in Japan’s defeat...”
Japon denizaltisinin Avustralya tarafindan secilememesinin (fazla teknik olmayan) sebeplerini su link ile de ulasabilirsiniz:
http://nationalinterest.org/blog/the-bu ... -the-16100
http://www.reuters.com/article/us-austr ... SKCN0XQ1FC
Avustralya'lilarca ifade edilen konu bizim denizlatimiz icin de ihale surecinde yeterince goz onune alindi mi? Avustralya ihalesinin aciklamasi akabinde yayinlanan bu haberlerden sonra, problem uzerine tarafimizca hic kafa yoruldu mu? Avustralya'nin bahsettigi problem kolayca duzeltimeyecek kadar yapisal ve ekonomikligin otesinde mi? Acaba bizim denizlatilarimizin ihale surecinde de bu tur kistaslar anglo-saxsonlar kadar ince elenip sık dokunuyor mu?
1. Bizim tekne ayni tekne değil form farklı pervane motor mekanik ekipmanlar vs hepsi farklı ve daha küçük, haliyle küçük olanın sesi daha az olacak. Bu kadar ciddi farklar olan iki ayrı sınıfı spesifik frekanslarda karşılaştırmak doğru olmaz.
2. Avustralyanın derdi Sarı denizde mümkün olduğunca sığ bölgelerde operatif olabilme bütün deniz ortalama 200metre derinliğinde iken ve zemin titreşimi millerce bozulmadan ileten düz tabak gibi kum ise ihtiyaçlar farklılaşıyor.
3.Kendi Amfibi gemisi inşaasında 3 defa ayni gemiyi kablolama yapıp denize attıktan sonra 2 defa karaya çekip düzeltme yapan bir ülke için ince eleyip sık dokunma demektense en pahalısını seçtik ama sebebi budur diye iç politikada sesleri kısmak için mazeret olarak görmekte fayda var.

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ağu 2016, 22:17 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Mar 2016, 17:13
Mesajlar: 68
Yaş: 25
Inginc .

Siz Avustralya'lilarin pahali secim "hatalarini", bu turden bir "charade"i kullanarak sis perdesi olusturmak icin kullanildigini ve sonra da dikkatlerin dagitildigini soyluyorsunuz yani.

Bu sartlar altinda, Avustralya'lilarin denizalti secimi konusunda hatali olduklarini dusundugunuzu anlarsam hatali mi olurum?

Zamaniniz varsa bizi bu konuda bilgilendirebilir misiniz? Veya bildiginiz bir kaynak varsa paylasip okumamiza yardimci olabilir misiniz?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Ağu 2016, 00:12 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 07 Eyl 2015, 18:03
Mesajlar: 1776
Yaş:
Avusturalya ihalesine teklif edilen Alman U216 onerisi henuz ortada yok iken bu testleri nasil yapmislar acaba? Keza ihaleyi kazanan Fransiz nukleer guc yerine AIP kullanacak Barracuda sinifi onerisininde henuz insa edilmis bir ornegi yok. Gecmis tecrubelere dayanarak Avuturalya projelerinin pek planlandigi teslim edilemedigini dusunursek, daha cok su akacak bu koprunun altindan. Ilerde proje rafa kalkarsa veya alternatiflere yonelirlerse( ornegin Alman U216'e donus) bile sasirmam.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Ağu 2016, 10:44 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Mar 2016, 17:13
Mesajlar: 68
Yaş: 25
Siz Avustralya’nin gecmis beceriksizlik(lerini) kanit gostererek, bu ihale surecinde de beceriksizligin devam etmis olabileceginizi dusundugunuzu ifade ediyorsunuz. Sayin Sailor’in cevabindan sonra buldugum bir(kac) kaynak, olaya biraz daha “her olay munferittir” gibi yaklasmis(lar) ve degerlendirmeleri de bu sekilde yapmis. Fakat bu olayin "munferitlige" ragmen, Avustralya’nin bu ihale surecinde oyle ya da boyle problemli bir karar vermis olabilecegi ortaya cikiyor. Problem iki farkli ayagi var gibi (NOT: ASAGIDA YAZILANLARIN HIC BIRISI BENIM GORUSUM DEGIL, TAMAMIYLE OKUDUGUM KAYNAKLARIN GORUSUDUR):


1) “Avustralya guvenlik sistemi “sizdiriyor” olmasi zafiyeti”. Bu “gurultu” problemi var veya yok olmasina bakilmaksizin, detaylariyla disariya (medyaya) sizdirilmasi buyuk bir hata(ymis). Hatta ne Alman’larin ne de Japon’larin ihaleyi neden kaybettikleri hakkinda detayli olarak bilgilendirilmesi de bu hatanin bir parcasiymis. (Bu nokta Sayin Sailor ima ettigi gibi ihale surecinin ‘beceriksizliklerini’ ortmek icin ‘smoke screen’ gibi kullanilmasi ihtimalini artiriyor. Is oyle bir hale gelmis ki, Japon’lar kendileri adina fazla detayin piyasaya sacilmamasindan son derece rahatlamislar.


2) Olayin teknik yonlerine bakilacak olursa:

a. Tip 216’dan kabule edilme sinirlarinin otesinde radial olarak yayilan gurultusu - Okudugum kaynak bu problemin ol(a)mayacagini iddia etmiyor. (Bunun detaylarina Sayin Sailor, mesajima karsi yazdigi cevapta kismen girmis bulunuyor)

b. Avustralya, Fransa’nin “taktik sesiz hizi (tactical silence speed - TSS)” konusunda yaptigi hesaplamalari makul bulmus olmasi karar surecinde etkin olmus (TSS = dash speed in operation area – DCNS icin bu hiz 14 knots imis),

i. Avusturalya buna binaen, DCNS Shortfin’in Kursun Asit Pilleri yuzunden zayif Comparative Indiscretion Oranina sahip oldugu yonunde yapilan elestiriye cevap verememis) (Ilginenler CIO'nun ingilizce aciklamasi aciklamasi asagida)… CIO'da en iyi orana tip 216 sahipmis,


c. DCNS pumjet turu bir propulsion onermis (ki bu tur propulsion genellikle [en azindan bazilari tarafindan] buyuk denizaltilarin yuksek sessiz hizida kullanmalari icin gerekliligi dusunulen bir systemmis) – Bu tur propolsuion DCNS’in Shortfin’i icin uyugunlugu bununla birlikte tartisilabilirmis,

d. Tip 216’nin concept onesi designinin “dengeli olamdigi” dusunulmus ve design optimizasyonunun gerceklestirilmedigi one surulmus (ORNEK olarak su verilmis: Multi Purpose Lock Flexibiltity’si kusur icin bir ornek olarak one surulebilinirmis – bu konuda bizden oneri olabilr mi acaba?

i. Bunla birlikte DCNS’in teknolojisinin kullanisliligi henuz yeterince ispat edilmemis ve.
ii. Iddiaya gore, DCNS NATO tatbikat surecinde SSN’lerinin ABD Deniz kuvvetleri gemilerinin yarisini “batirdigini” biraz da abartarak Avustralya Deniz kuvvetlerine “satmis” ve onlar da bu konuda ikna olabilmis,

e. Lityum Iyon Piller (LIB’s)’inin denizalti da kullanilabilirligi konusunda endiseleri varmis – Bunu endisenin kaynagi da DCNS’in aciklamalari veya medyada yarattigi mide bulantisiymis http://www.smh.com.au/federal-politics/ ... nlqyg.html,

f. TKMS’nin Tip 216’yi 2000 tondan 4000 ton’luk govdeye cikarmasinin randimanli olup olamayacagi konusunda endise hasil olmus (Ayni zamanda Siemens’in motorlarini gelistirebilmesi konusundaki suphelerde de bunu endiseleri katmerlemis)

g. TKMS’nin proje butcesinin son derece iyimser oldugu belirtilmis



Sonuc olarak bu ihale surecinin Avustralya’nin kredibilitesi uzerinde buyuk bir yara olusturdugu soyleniyor…

ARTIK BU SOYLENTILERIN HANGISINE INANIRSANIZ O SIZE KALMIS…


NOT: “ A conventional diesel-electrical submarine sailing underwater is difficult to detect. However the need to come repeatedly to periscope depth to recharge the batteries using the diesel engine greatly increases vulnerability by: a) Its aerial detectability, since the snorkel projecting from the water is detectable by radar and b) Its underwater detectability due to increase in radiated noise from the working diesels
The ratio between this time of greater vulnerability and the total operating time is known as the "indiscretion rate" and for all conventional modem submarines the indiscretion ratio ranges typically from 7% to 10% on patrol at 4kt, and 20% to 30% in transit at about 8kt.”
http://www.naval-technology.com/projects/scorpene/


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 28 Ağu 2016, 10:27 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2006
Yaş:
Alıntı:
... Sayin Sailor ima ettigi gibi ihale surecinin ‘beceriksizliklerini’ ortmek icin ‘smoke screen’ gibi kullanilmasi ihtimalini artiriyor. Is oyle bir hale gelmis ki, Japon’lar kendileri adina fazla detayin piyasaya sacilmamasindan son derece rahatlamislar.
Bir tarafından ima sallama ben yukarida dedigini ima filan etmem ne ise direkt söylerim zaten.
Çok fazla data yazip bilgi karmasasi yaratiyorsun dizel elektrik kısmını tekrar düşün ve sil istersen. Şu anda denizdeyim firtina var O yuzden size ayıracak ve uzun yazacak vaktim yok.

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 28 Ağu 2016, 14:37 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Mar 2016, 17:13
Mesajlar: 68
Yaş: 25
Son mesajimi yazdigim siralarda, Avustralya-DCNS munasebetiyle ilgili yeni bir gelisme daha vuku buldu. Bu konu belki MILDEN konu basligi altina daha uygun olabilirdi. Lakin bu baslik altinda konu suregeldigi icin burada devam edilmesi uygun dusecek.

Takip edenler haberdardir ama ben haberdar olmayanlari bilgilendireyim diyorum. DCNS’in Scorpene sinifi denizaltisina ait kritik bilgiler 24 Agustos 2016’da (4 gun once) the Australian da yazilan bir makale oncesinde ortaliga sacildigi bildirildi (kaynak – http://www.theaustralian.com.au/nationa ... a4d42db39e). Bilmeyenler icin Scorpene sinifi denizalti hala hazirda Hindistan’in insaa ettigi ve Malezya, Sili ve Brezilya (2018) nin da kullandigi veya teslim alacagi denizaltinin bir turu. Bu olayin yankilari cok taze ve sonuclari en az 3 ulkeyi yogun bir sekilde ilgilendiriyor: Hindistan, Fransa, ve Avustralya.


Olayin nasil gerceklestiginin detaylari su sekilde ozetlenmis (Artik yerseniz) (Ingilizce):
Alıntı:
“Sources say they believe this subcontractor somehow copied the sensitive data from DCNS in France and, along with a French colleague, took it to a Southeast Asian country. If so, he broke the law and may face prosecution.

The two men worked in that Southeast Asian country carrying out unclassified naval defence work.

The speculation is that the data on the Scorpene was removed to serve as a reference guide for the former naval officer’s new job, but it is unclear why anyone would risk breaking the law by taking classified data for such a purpose.

The two men are then said to have the fallen out with their ¬employer, a private company run by a Western businessman. They were sacked and refused re-entry to their building. At least one of the men asked to retrieve the data on the Scorpene but they were refused and the company — possibly not knowing the significance of the data — held on to it.

The secret data was then sent to the company’s head office in Singapore, where the company’s IT chief — again probably not knowing its significance — tried to load it on an internet server for the person in Sydney who was slated to replace the two sacked French workers.
The data was placed on a server on April 18, 2013, and it was then that it was dangerously vulnerable to hacking or interception by a foreign intelligence service. It is not known whether the data stayed on this server for a few days or for a year. It is not known if any foreign intelligence service ¬obtained it during this time.

Unable to send such a large file over the net and not knowing the significance of the data, the Singapore company sent it on a data disk by regular post to Sydney.

When the recipient, who was experienced in defence issues, opened the file on his home computer he was stunned. He was ¬expecting to read notes on a low-level naval program, but before him lay the secret capabilities of the new Indian submarine fleet.”
Buna mukabil Fransa hasar-kontrolu calismalarina basladi ve hem Fransa hem de Hindistan denizalti ile ilgili KRITIK bilgilerin piyasaya DOKULMUS OLAMAYACAGINI soylemeye basladilar. Cameron Stewart ise twitter hesabinda Fransa ve Hindistan’li yetkililere verdigi cevaplara su linkten ulasabilirsiniz:

https://twitter.com/camstewarttheoz?ref ... r%5Eauthor

Yayinlanan makalede ise gorulen bilgilerin neleri icerdigi su sekilde ifade edilmis:
Alıntı:
“The leaked DCNS data details the secret stealth capabilities of the six new Indian submarines, including what frequencies they gather intelligence at, what levels of noise they make at various speeds and their diving depths, range and endurance — all sensitive information that is highly classified. The data tells the submarine crew where on the boat they can speak safely to avoid -detection by the enemy. It also discloses magnetic, electromagnetic and infra-red data as well as the specifications of the submarine’s torpedo launch system and the combat system.
It details the speed and conditions needed for using the periscope, the noise specifications of the propeller and the radiated noise levels that occur when the submarine surfaces.”
The Austrlian’daki makalenin icerdigi bilgilerin 22400 sayfa oldugu ve icerdigini konu basliklarinin ve sayfa mikatarlarinin ise sunlar oldugu ifade ediyorlar:

1) Underwater sensors, 4457 sayfa
2) Above water sensors, 4209 sayfa
3) Combat management system, 4301 sayfa
4) Torpedo launch system and specifications, 493 sayfa
5) Submarine’s communication system, 6841 sayfa
6) Submarine’s navigation system, 2138 sayfa
7) Frequencies they gather inteligence
8) Noise levels made at various speeds
9) Divng depths, range, and endurance
10) Where in the submarine, the crew can and cannot speak safely to avoid enemy detection
11) Magnetic, electromagnetic, and infrared specifics of the boat
12) Speed and conditions for safely using periscope
13) Noise specifications for the propeller
14) Radiated noise level that occurs during surfacing

Bu olaydan Avustralya’lilarin dolayli olarak etkilenebilecegi ifade ediliyor. Amerikalilar’in Fransa’nin guvenlik zaafiyeti sebebiyle bazi kritik teknolojik bilgileri DCNS ile paylasmayabilecegi ve insaa edilecek Shortfin denizaltilarin gelecegini de tehlikeye atabilecegi soyleniyor:
Alıntı:
“The US will be alarmed by the leak of the DCNS data because Australia hopes to install an American combat system — with the latest US stealth technology — in the French Shortfin Barracuda.

If Washington does not feel confident that its “crown jewels’’ of stealth technology can be protected, it may decline to give Australia its state-of-the-art combat system.”.
Gazetede elde edilen bilgilerin bir kismi redakte edilerek paylasilmis (ilgilenenler The Australian'in verdigim linklerinden ulasabilir)…


Bilgileri Avustralya basinina servis eden kisi amacini su sekilde ifade edilmis:
Alıntı:
“Why are you doing this I ask?

He replies: “In the wake of the recent future submarine decision (in Australia) this matter went from one of a very serious breach for both France and India to a matter of national security significance to Australia and the US.”

In other words, he wants Australia to know that its future submarine partner, France, has already lost control of secret data on India’s new submarines. His hope is that this will spur the Turnbull government and DCNS to step up security to ensure Australia’s $50 billion submarine project does not suffer the same fate.
Detaylar icin

http://www.theaustralian.com.au/news/na ... f27819acfb

Fransa ise bu denizalti bilgilerinin piyasaya servis edilmesinin amacinin su sekilde ozetliyor:
Alıntı:
“The group reasoned that the most likely scenario was that a commercial competitor was seeking to sabotage the company and had somehow obtained and then leaked the data. The obvious suspects were the losers in the submarine bid, Germany and Japan, but why would they wait for four months after the decision to strike?”
Bu bilgilerin gercekten Ihalenin kaybedenleri veya da ihaleye katilanlari birbirine dusurmek icin bundan menfaat edinecek birileri tarafindan sizdirilip sizdirilmadigi konusunda herkes bir fikir one surebilir. Lakin bu olayin iki tane buyuk kaybedeni oldugu acik: Fransa ve Hindistan. Fransa’nin sahip oldugu bu denli onemli bilgileri koruyamamasi buyuk tenkit konusu. Bu olayin kisa vade icin Fransanin katilacagi ihalelerde negative etkisi olacagi ifade ediliyor. Amma velakin Hindistan icin durum daha da vahim. Bu bilgilerin henuz tamamlanmamis $4 milyar’lik denizalti projesinin tam ortasinda ortaliga sacilmasi, Hindistan’i zor kararlar almaya sevk ediyor, cunku bu bilgilerin yakin komsularinin eline gecip gecmediginden hic bir zaman emin olamayacak.


Peki bu olayin bizim acimizdan onemi nedir? Aldiginiz kritik urunu disaridan temin ediyorsaniz, bu tur kotu suprizler ile karsilasabilmek her zaman mumkun. Filler tepisirken cayir gibi ezilmemek icin, kritik askeri platformlarin millilestirilmesi iste bu denli onemli.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 29 Ağu 2016, 13:33 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Mar 2016, 17:13
Mesajlar: 68
Yaş: 25
Scorpene'in bilgileriyle beraber SM39 ASM'ın kabiliyet bilgileri de sızdırılan dosyanın içindeymiş...

http://www.theaustralian.com.au/nationa ... 977d4e0305
Alıntı:
The company is also seeking a court order to force The Australian to hand over the documents and remove them from its website. “The publication of this highly valuable document causes a direct harm to DCNS and its customer in terms of spread of sensitive and ­restricted information, image and reputation,’’ says an affidavit by DCNS’s lawyer Justine Munsie.
Bu nasıl bir dosya ki verdikçe veriyor...

Bu arada DCNS, the Australian gazetesini "legal action" ile tehdit etmiş. Bilgilerin dogrulugu da böylece teyiy edilmiş oldu.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2016, 19:35 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Mar 2016, 17:13
Mesajlar: 68
Yaş: 25
Hindistan Scorpene sizintisindan rahatsiz olmus mu?

Galiba biraz...

http://www.defensenews.com/articles/ind ... i-sub-tech

Hindistan, DCNS'in AIP uretimini Hindistan'da kuracagi 100% hissesi kendisinin kontrolunde olacak bir sirket vasitasiyla gerceklestirmesi teklifini geri cevirmis...
Alıntı:
India's Ministry of Defence (MoD) has decided not to give DCNS of France permission to develop a local, fully owned subsidiary to manufacture air-independent propulsion (AIP) submarine systems on the advice of state-owned Defence Research and Development Organization...
Reddedilen teklifin iddia edilen sebebi?
Alıntı:
DCNS wants to bring to India the same technology that DRDO is developing, said the MoD source, who spoke on condition of anonymity.
Fakat emekli bir Hintli amiralin soyledikleri durumu ozetliyor:
Alıntı:
However, Arun Prakash, a retired Indian Navy admiral, disagrees with the ministry's decision.

"If we keep a cool head, we should allow this (clearance of DCNS proposal) to proceed uninterrupted. This is most valuable and arcane technology, and there is a lot we can do with it in the future," Prakash said.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2016, 19:43 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2006
Yaş:
Alıntı:
Hindistan Scorpene sizintisindan rahatsiz olmus mu?
Galiba biraz...
http://www.defensenews.com/articles/ind ... i-sub-tech
Hindistan, DCNS'in AIP uretimini Hindistan'da kuracagi 100% hissesi kendisinin kontrolunde olacak bir sirket vasitasiyla gerceklestirmesi teklifini geri cevirmis...
Alıntı:
India's Ministry of Defence (MoD) has decided not to give DCNS of France permission to develop a local, fully owned subsidiary to manufacture air-independent propulsion (AIP) submarine systems on the advice of state-owned Defence Research and Development Organization...
Reddedilen teklifin iddia edilen sebebi?
Alıntı:
DCNS wants to bring to India the same technology that DRDO is developing, said the MoD source, who spoke on condition of anonymity.
Fakat emekli bir Hintli amiralin soyledikleri durumu ozetliyor:
Alıntı:
However, Arun Prakash, a retired Indian Navy admiral, disagrees with the ministry's decision.
"If we keep a cool head, we should allow this (clearance of DCNS proposal) to proceed uninterrupted. This is most valuable and arcane technology, and there is a lot we can do with it in the future," Prakash said.
İngilizce yazıda tek kelime dahi sızıntı konusu geçmiyor ne alaka sızıntı ile?
Keza bu haberin yeri de burası değil hindistan sayfası.

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2016, 21:06 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Mar 2016, 17:13
Mesajlar: 68
Yaş: 25
Nezaket gosteriyorum... Olmuyor.
Susup cevap vermiyorum... Olmuyor...

Ne istiyosun sen ya? Illa tartisma mi cikartmak istoyosun?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2016, 21:46 
Çevrimiçi
Üye

Kayıt: 28 Ağu 2014, 20:35
Mesajlar: 360
Yaş:
Yarı İngilizce yarı Türkçe yapıştırdığınızda forumun yarısı için pek bir şey ifade etmiyor...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Ara 2016, 01:21 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 06 Şub 2013, 16:11
Mesajlar: 510
Yaş:
Bu yazı beni oldukça heyecanlandırdı. Nükleer tahrik sisteminin muadilinden bahsediliyor.
https://tyrannosurusrex.wordpress.com/2 ... emi-yolda/

_________________
Resim

"Ben askerliğin her şeyinden çok sanatkarlığını severim." M.Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Ara 2016, 02:15 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 09 Eki 2016, 07:33
Mesajlar: 329
Yaş: 34
Türk insanının yoktan enerji üretme sevdasının Tübitak a yansımış en üst seviye hali gibi göründü bana. Nükleer denizaltı seviyesine nasıl gelecekmiş hiç inandırıcı değil. Biri reaktör çalıştırıyor öbürü ne çalıştırıyor da bu kadar verimli oluyor. Suyu ısıtıp buharlaştırmak yerine Karbondioksit i sıkıştıracak sonra buharlaştırıp elde edilen gaz ile türbin çalıştıracak yapılan izahtan benim anladığım. Karbondioksiti nasıl sıkıştıracak o enerjiyi nereden bulacak? ABD daha bulamamış aynı konuda çalışıyor biz nasıl buluyoruz bu kadar kendimizden eminiz. Bu bana pek takvimi belli olan bir proje gibi görünmedi. Bir kenarda uğraşıyorlar ama bir takvime ilerde ki bir denizaltıya yetişme çabası yada illada olacakmış gibi bir çalışma değil bence. Binde bir belki olursa olur öyle bir iş bu. Soğuk füzyon gibi çocukluğumdan beri haberlerini duyduğumuz bir sürü çalışmadan birisi buda. Nükleer denizaltıdan iyiyse zaten ertesi sene nükleer denizaltı kalmaz. Nükleer denizaltı kalmaz ise nükleer uçak gemisi de kalmaz. Nükleer uçak gemisi kalmaz ise ticari gemilerde bu sisteme geçer. Hayat değişir o zaman. Hatta elektrik santralleri de geçer. Fazla mucizevi geliyor bana doğrusu.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Ara 2016, 11:51 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 00:51
Mesajlar: 1956
Konum: Antalya
Yaş: 33
@epistropy

Hocam eline sağlık uğraşıyorsun ama kaynaklar ingilizce bu biraz forumu zorlar.

Benim yazıların ile düşüncem şu;

Tip-216 için herhangi bir prototip yok.
Aynı şekilde Baraccuda Diesel içinde yok.

Bu 22.400 sayfa analiz olmayan iki denizaltı için nasıl yapılmış???

Avustralya gibi ülkelerde vergi mükellefi önemlidir, verilen her vergi'nin hesabı verilir, malum savunma harcamalarının faturaları oldukça kabarık bu manada biraz data salatası ile Avustralya kamuoyunun kafasıda karıştırılmak istenmiş olabilir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Ara 2016, 13:38 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Tem 2012, 16:48
Mesajlar: 787
Konum: Merzifon
Yaş: 43
Alıntı:
Türk insanının yoktan enerji üretme sevdasının Tübitak a yansımış en üst seviye hali gibi göründü bana. Nükleer denizaltı seviyesine nasıl gelecekmiş hiç inandırıcı değil. Biri reaktör çalıştırıyor öbürü ne çalıştırıyor da bu kadar verimli oluyor. Suyu ısıtıp buharlaştırmak yerine Karbondioksit i sıkıştıracak sonra buharlaştırıp elde edilen gaz ile türbin çalıştıracak yapılan izahtan benim anladığım. Karbondioksiti nasıl sıkıştıracak o enerjiyi nereden bulacak? ABD daha bulamamış aynı konuda çalışıyor biz nasıl buluyoruz bu kadar kendimizden eminiz. Bu bana pek takvimi belli olan bir proje gibi görünmedi. Bir kenarda uğraşıyorlar ama bir takvime ilerde ki bir denizaltıya yetişme çabası yada illada olacakmış gibi bir çalışma değil bence. Binde bir belki olursa olur öyle bir iş bu. Soğuk füzyon gibi çocukluğumdan beri haberlerini duyduğumuz bir sürü çalışmadan birisi buda. Nükleer denizaltıdan iyiyse zaten ertesi sene nükleer denizaltı kalmaz. Nükleer denizaltı kalmaz ise nükleer uçak gemisi de kalmaz. Nükleer uçak gemisi kalmaz ise ticari gemilerde bu sisteme geçer. Hayat değişir o zaman. Hatta elektrik santralleri de geçer. Fazla mucizevi geliyor bana doğrusu.
Yok, anladığım kadarıyla basit bir teknik. Denizaltı dizel motorunu kullanırken egzozdan karbondioksit çıkıyor ya, onu sıkıştırıyorlar. Gerektiğinde de sıkışmış gazdan türbinle elektrik üretiyorlar. Karbondioksit fazla sıkışırsa sıvılaşmaz, direkt donar. Kuru buz denen madde budur, ısıtıldığında sıvı faza geçmeden buharlaşır.

Yani ütopik bir teknik değil, basit ve olabilir. Ama abartıldığı gibi nükleer denizaltı seviyesinde esneklik sağlamaz. İki sistemle de 90 gün su altında kalabilirsin ama nükleer denizaltı su altında kaldığı her an, istediği hızda seyir edebilir. Bu söylenen teknikte öyle istediğin hızla seyir edemezsin.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Ara 2016, 13:53 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 09 Eki 2016, 07:33
Mesajlar: 329
Yaş: 34
Sonuçta karbondioksiti sıkıştırıyor sonra genleştirip basınçlı gaz üretiyor ve onunla türbin çalıştırıyor. Sıkıştır genleştir sıkıştır genleştir.... Hepsi enerji istiyor sonuçta. Aktifkarbon gelince ona sorarız bu konuyu


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Ara 2016, 14:12 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Tem 2012, 16:48
Mesajlar: 787
Konum: Merzifon
Yaş: 43
Alıntı:
Sonuçta karbondioksiti sıkıştırıyor sonra genleştirip basınçlı gaz üretiyor ve onunla türbin çalıştırıyor. Sıkıştır genleştir sıkıştır genleştir.... Hepsi enerji istiyor sonuçta. Aktifkarbon gelince ona sorarız bu konuyu

Sıkıştırırken mekanik enerji gerekli hocam. Onu da dizel motor çalışırken sağlıyorsun.

Genleştirme için ısı enerjisi yeterli. Ama zaten denizaltında envai çeşit ısı kaynağın olur. Hiçbirisi olmasa personelin ve makinelerin ürettiği ısı var. Yetmedi, en basiti Thermite (paslı demir+magnezyum/alüminyum tozu) kullanırsın.

Aslında düşündüm de, thermite katkılı olursa daha mantıklı olabilir. O zaman gerçekten 90 gün pinekleyebilirsin su altında.

İstediğin hızda seyir edemesen bile, caydırıcılığımızı çok arttıracaktır.


En son merzifonlu tarafından 05 Ara 2016, 15:38 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 05 Ara 2016, 15:00 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 07 Eyl 2015, 18:03
Mesajlar: 1776
Yaş:
Bir cesit AIP teknolojisi diye biliriz eger soylendigi gibi calisiyir ise. Denizalti kullanimi icin once bu sistemin karada kendini kanitlamasi lazim. O yuzdende nukleer ile karsilastirmak gereksiz ve cok fakli klasmanlar. Fuel cell veya stirling motor kullanan AIP teknolojisiyle karsilastirmak lazim verimlilik acisindan.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Ara 2016, 21:22 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 4832
Yaş:
Resim

Hep aklımda kalmış bir fikirdir ama nedense uygulanmıyor. Klasik sabit boru şeklindeki şnorkeller yerine uzayabilir hortumlu şamandıralı bir şnorkel sistemi.

Denizaltı şnorkelle gidebilmek için yüzeye çok yakın yüzmek zorunda. Belki diğer tekneler değil ama havacılar tarafından çok kolay fark edilmesini sağlıyor. Ayrıca boru şnorkelle yüzmenin diğer bir tehlikeli tarafıda yüzen teknelere çarpma riskidir.


Resim

Resim

Mesela 100 metrelik bir şamandıralı şnorkel olsa denizaltı çok daha derinde hareketine devam edebilir. Hasbel kader şamandırası farkedilse bile şamandıra bağlatısını koparır. Yoluna devam eder. Mesela belli derinlikte karaya otursa, isabet alsa yada mesela balaşt tanklarının pompaları arızalansa denizaltı için bir hava kaynağı olur. Ayrıca dizelleri çalıştırmak suretiyle personel bekasını yükseltebilir.

Uzun bir çift yollu hortum sistemi çelik halatla desteklenebilir. Böylece dizeller için çift yönlü hava akışı sağlanır. Ayrıca direkt olarak oksijen hava tankları doldurulabilir.

Üzerine pivot dijital bir küçük kamera konulabilir. Durumsal farkındalığı çok daha derinlerden takibi görsel olarak destekleybilir.


Resim

Resimdeki bir hava yakıt ikmal sistemi . Buna benzer bir şey olabilir. Gerekli Hortum ve çelik halat içindeki bir tanbura sarılır . Pod çelik halat ile hortumun ucuda denizaltıya bağlanır. İcab eden derinliğe göre pod yukarı salınır.


Uzun zamandır aklımdaydı. Paylaşayım dedim.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2016, 13:19 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 27 Tem 2012, 19:22
Mesajlar: 1278
Yaş:
100 metre su içerisinde düz durması için çok sağlam bir yapı olmalı. Ne olursa olsun akıntı, su hareketleri, denizaltının kendi hareketi yamultacaktır diye düşünüyorum.

Lakin günümüzde teknoloji çok gelişti. Optik görüntü değil de elektronik bir görüntü bir kablo aracılığıyla iletilebilir. denizaltından serbest bırakılacak bir ufacık modül yüzeye çıkıp görüntü aktarabilir. artık 360 derece kameralar bile evlere girdi. Komuta merkezindeki ekranlarda 360 derece görüntü alınabilir. Periskopun başına geçmek değil de kafasını 360 kabinine sokup tüm etrafı istediği şekilde inceleyebilir. Ya da ekrandan kendi kaydırıp görür v.s. :D .


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2016, 17:22 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 00:19
Mesajlar: 666
Yaş:
Benim tahminim sabit şnorkel olması oksijeni girişini garanti altına almak. Örnek deniz altı 5 metre derinlikte sabit derinlikte hareket ederek oksijen girişini sağlayıp şnorkel den deniz suyunun denizaltı na girişine engel olabiliyor. Ancak sonda şeklinde sürüklenen 50-100 metre şnorkel olursa onu stabil olarak suyun üstünde tutmak sıkıntı oluşturabilir. Misal 50 metrelik şnorkel denizaltı 40 metre dalmış vaziyette iken bir sebeple batarsa oksijen gelmesi beklenen yerden deniz suyu gelir deniz altina.

Kağıt üstünde çok mantıklı gözüküyor. Kullanilabilir bir sistem olsa mutlaka denenirdi diye düşünüyorum. Belki de denenip memnun kalınmamış ta olabilir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2016, 19:45 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:13
Mesajlar: 298
Yaş:
Denizaltı hareket halindeyken kullanılamaz.
DCNS nin SMX-25 denizaltısında mevcut fakat snorkel , tekne zemine sabitken kullanılıyor

[youtube]https://www.youtube.com/watch?v=OM2x5QraDRU[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2016, 19:58 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 07 Eyl 2015, 18:03
Mesajlar: 1776
Yaş:
Snorkelde olsa sorunun kaynagi hala yerinde duruyor. Denizaltindaki dizel yakiti limiti var. AIP ve Batarya Teknolojilerine oncelik veren projelere yatirim yapmak lazim.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2016, 22:07 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 4832
Yaş:
Alıntı:
Denizaltı hareket halindeyken kullanılamaz.
DCNS nin SMX-25 denizaltısında mevcut fakat snorkel , tekne zemine sabitken kullanılıyor

[youtube]https://www.youtube.com/watch?v=OM2x5QraDRU[/youtube]
Fikri ben başka yerde görmemiştim. Yani kendim öyle hayal etmiştim.

Yalnız belli derinlikte hareketsizken bile işe yarayabilir. Denizaltı hareketsizken düşük tempodada olsa hem saklanır dizelleri çalıştırıp aküleri şarjlar hemde gerekli oksijen stoğunu toplar. Kamera ile etrafı gözler. Anten ile uzun mesafe iletişimi sağlar. Yine buna şamadıra üzerine takılacak mikrofonlarla yaklaşan uçak helikopter seslerini yakalayarak yaklaşan araç tespiti yapılabilir.

Bu salınabilir şamandıra fikrinin keşke üzerinde durulsa.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Ara 2016, 07:12 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 27 Tem 2012, 19:22
Mesajlar: 1278
Yaş:
Hayal gücünün sınırı yok. Salınacak bir kutu içinde yüzeye çıkacak rotorlu bir drone.Yüzeye gelince açılacak mini platform. İletişim kutunun üzerinden sağlanabilir. Aynı şekilde geri toplanabilir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 28 Ara 2016, 11:42 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: 27 Ağu 2012, 11:09
Mesajlar: 13
Yaş:
Sanırım u boat xxı denizaltısın da böyle bir sistem vardı su altında dizel motorlar çalışa biliyordu


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 31 Oca 2017, 12:50 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: 05 Tem 2016, 16:25
Mesajlar: 23
Yaş: 28
Denizaltılar ile ilgili teknik bilgim yok ama fikri geliştirmek ve öğrenmek için sorayım. Denizaltıların tespitinin önlenmesi için madem üretilen ısıyı göstermemek gerekiyor, egzoz olarak kullanılacak uzuuun bir hortum bu işi görür mü? Hem ısıyı geniş yüzeye yayarak yoğunluğunu düşürür hem tam olarak yer tespitini zorlaştırır.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 02 Şub 2017, 06:08 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 809
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
Keşke Reis sınıfı denizaltılardan birinin ismi Temel Reis olsa.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Şub 2017, 01:05 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 00:19
Mesajlar: 666
Yaş:
Alıntı:
Keşke Reis sınıfı denizaltılardan birinin ismi Temel Reis olsa.
Patenti ABD nin elinde. Sonra başımız ağırmasın. :lol:


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Şub 2017, 01:12 
Çevrimdışı
Genel Yetkili

Kayıt: 19 Tem 2012, 00:36
Mesajlar: 2619
Yaş:
Patent "popeye" dır yahu... bizim trabzonlu temel reis'ten disney'e ne?

_________________
"Savaş için değil, barış getirmek için gidiyoruz..."
https://m.youtube.com/watch?v=wrDQW66jWoo


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Şub 2017, 01:16 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 00:19
Mesajlar: 666
Yaş:
Hocam espiri olsun diye yazdıydım.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Şub 2017, 20:01 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:13
Mesajlar: 298
Yaş:
Alıntı:
Denizaltılar ile ilgili teknik bilgim yok ama fikri geliştirmek ve öğrenmek için sorayım. Denizaltıların tespitinin önlenmesi için madem üretilen ısıyı göstermemek gerekiyor, egzoz olarak kullanılacak uzuuun bir hortum bu işi görür mü? Hem ısıyı geniş yüzeye yayarak yoğunluğunu düşürür hem tam olarak yer tespitini zorlaştırır.
Zaten bu olmasın diye sulu tip egzoz mevcut. Su ile gazı soğutuyorlar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Şub 2017, 20:07 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:13
Mesajlar: 298
Yaş:
Alıntı:
Hayal gücünün sınırı yok. Salınacak bir kutu içinde yüzeye çıkacak rotorlu bir drone.Yüzeye gelince açılacak mini platform. İletişim kutunun üzerinden sağlanabilir. Aynı şekilde geri toplanabilir.
Genel olarak denizaltınalrın drone kullanımı adına en büyük sıkıntı haberleşme.
Denizaltılar suyun altında bilindiği gibi çok düşük frekans bantlarında haberleşebiliyorlar (suyun empedans farkından dolayı normal haberleşme bantları suyun altına penetre olamıyor.). Çok düşük frekans bandı büyük (20-30m) ve güçlü antenler demek ki bu da haberleşmenin tek yönlü yapılması anlamına gelir. Yani karadan denize. Hatta denizaltılar birbirleriyle haberleşebiliryor mu emin değilim.
Data gönderimi o kadar zordur ki çoğu zaman telgraf gibi data gönderilir yani matris şeklinde bir resim datasını gönderemezsiniz (denizaltıdan karaya)
Denizaltından kaldırılan tüm dronlar, uydu terminal mastından kontrol edilmelidir ki bunun için de denizaltının periskop derinliğinde olması gerekir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 06 Şub 2017, 00:16 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 27 Tem 2012, 19:22
Mesajlar: 1278
Yaş:
Denizaltindan salinan platforma kablo bagli olacak , isi bitince tekrar geri cekecek diye dusunmustum ustadim. Siz yazinca aklima geldi ki gercekten yuzlerce mt derinlikte dunyanin en ucra yerlerinde merkezle nasil haberlesiyor denizaltilar?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Mar 2017, 02:14 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 16 Tem 2012, 18:21
Mesajlar: 90
Yaş:
Bütün arkadaşlar altay motoruda altay motoru diyor deniz altıların akıbetinden bahseden yok bir kaç gündür bu konuya bakıyorum yorum yok sanırım almanlar belki unutmuştur yazıpta hatırlatmayalım diye kimse yorum yapmamış sanırım.

_________________
http://yandasmedya.org
bir yandaşın pradigmalarıdır!


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 252 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye