TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 24 Oca 2018, 03:03

Tüm zamanlar UTC+03:00


Üye alımı belirsiz bir tarihe kadar kapatılmıştır,mail yolu ile ve ya sosyal hesaplar üzerinden taleplerde bulunmayınız.

Resim
Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 100 mesaj ]  Sayfaya git 1 2 Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARI
MesajGönderilme zamanı: 26 Eyl 2012, 18:03 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
Güneş Enerjisi

Güneş enerjisi Güneş ışığından enerji elde edilmesine dayalı teknolojidir. Güneşin yaydığı ve dünyamıza da ulaşan enerji, güneşin çekirdeğinde yer alan füzyon süreci ile açığa çıkan ışıma enerjisidir, güneşteki hidrojen gazının helyuma dönüşmesi şeklindeki füzyon sürecinden kaynaklanır. Dünya atmosferinin dışında güneş ışınımının şiddeti, aşağı yukarı sabit ve 1370 W/m² değerindedir, ancak yeryüzünde 0-1100 W/m2 değerleri arasında değişim gösterir. Bu enerjinin dünyaya gelen küçük bir bölümü dahi, insanlığın mevcut enerji tüketiminden kat kat fazladır. Güneş enerjisinden yararlanma konusundaki çalışmalar özellikle 1970'lerden sonra hız kazanmış, güneş enerjisi sistemleri teknolojik olarak ilerleme ve maliyet bakımından düşme göstermiş, güneş enerjisi çevresel olarak temiz bir enerji kaynağı olarak kendini kabul ettirmiştir.Dünyada yararlanılan ene eski enerji kaynağı güneş enerjisidir. Güneş enerjisinin de diğer enerjiler gibi kullanım sorunları ve koşulları vardır. Güneş enrejisi her tüketim modelinde kolaylıkla kullanılamaz. Her tüketim dalında kullanılabilmesi için bu sorunlarının tüketim modellerine göre çözülmesi gerekmektedir.

Güneş enerjisinin depolanması yada diğer enerji lere dönüşebilmes, ısıl, mekanik, kimyasal ve elektrik yöntemlerle olur. Güneş enerjisinin , diğere enerjilere çevriminde kullanılan çevrimler;
a) güneş enerjisinden doğrudan ısı enerjisi
b) güneş enerjisinden doğrudanelektrik enerjisi
c) güneş enerjisinden hidrojen enerjisi elde edilmesi olarak sıralanabilir.

Ekoloji bilimi açısından temel enerji güneş enerjisidir. Fosil yakıtlar dahil, rüzgar, hidroelektrik, biyogaz, alkol, deniz, termik, dalga gibi tüm enerji kaynakları güneş enerjisinin türevleridir. Fizikçi Capra’ya göre fozil yakıtlar ve çeşitli sorunlar yaratan nükleer enerji geçmiş dönemin enerji kaynaklarıdır. Buna karşılık güneş ve türevleri geleçeğin enerji kaynaklarıdır.
Günlük güneş enerjisinden yararlanılması, dünyada günlük 300 tirilyon ton kömür yakılmasına eşdeğerdir. Başka bir hesaplamayla dünyamıza bir yılda düşen güneş enerjisi, dünyadaki çıkarılabilir fosil ykıt kaynakları rezervlerinin tamamından elde edilecek enerjiin yaklaşık 15-20 katına eşdeğerdir.

Ülkemiz güneş enerjisi açısınıdan diğer ülkelere nazaran daha şanslıdır. Türkiye düşen güneş enerjisi miktarı tüm Avrupa ülkelerine düşen enerjinin toplamına eşittir. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünde (DMİ) mevcut bulunan 1966-1982 yıllarında ölçülen güneşlenme süresi ve ışınım şiddeti verilerinden yararlanarak EİE tarafından yapılan çalışmaya göre Türkiye'nin ortalama yıllık toplam güneşlenme süresi 2640 saat (günlük toplam 7,2 saat), ortalama toplam ışınım şiddeti 1311 kWh/m²-yıl (günlük toplam 3,6 kWh/m²) olduğu tespit edilmiştir.Çeşitli kaynaklara göre ülkemizin yılda almış olduğu güneş enerjisi ; bilinen kömür rezervimizin 32, bilinen petrol rezervimizin 2200 katıdır.

Resim

İSPANYADA BULUNAN 11 MV ve 20 MV LİK SANTRALLER.

Resim

Resim

ortadoğu ve özellikle kuzey afrika bugün olduğu gibi gelecekte de enerjinin doğduğu yerler olacak.

Resim Resim
FASTAN BİR GÖRÜNÜM

Kuzey afrika ülkelerin de başlayarak tüm ortadoğuyu etkileyen ARAP BAHARININ bir sebebinin de gelecekteki enerji projeleri ve koridorlarının garanti altına alınması olduğu iddia ediliyor.


Rüzgar Enerjisi


Rüzgâr hızı, bir rüzgâr türbininin elektriğe çevirebileceği enerji miktarı açısından önemlidir. Rüzgar enerjisinin kaynağını güneş oluşturmaktadır. Güneşin yeryüzü ve atmosferi homojen bir şekilde ısıtamamasından dolayı atmosfer içerisinde oluşan hava akımlarına rüzgar adını vermekteyiz. Yeryüzünün yapısal farklılıkları ile düzgün olmayan ısınmasına bağlı olarak, rüzgar enerjisi dağılımı zamansal ve yerel farklılıklar göstermektedir. Rüzgar enerjisinin atmosferde bol bulunması, çevre kirliliği yaratmaması, yerel bir enerji kaynağı olması ve ücretsiz oması gibi üstün özellikleri vardır.

Rüzgârın enerji içeriği, ortalama rüzgâr hızının küpü oranında değişir. Yani rüzgâr hızı 2 katına çıkarsa, 8 kat enerji içerir. Rüzgâr türbini örneğinde, rüzgârın hızını 2 katına çıkarırsak her saniye pervaneden geçen dilim sayısını da 2 kat artar ve bu dilimlerin her biri otomobilin frenlemesi örneğinden anlaşıldığı gibi 4 kat enerji içerir.

2012 yılında 260.000MW olması beklenen dünya rüzgar enerjisi üretiminin bu hızlı artışında rüzgar türbini üretim maliyetlerinin düşmesinin etkisi büyüktür. Türbin maliyetleri son 15 yılda yüzde 50 düşmüştür. Bir türbin sistemin yapımı sırasında kullanılan enerjiyi amorti etmesi 3 ay gibi kısa bir süredir. İnşa meliyetinin amorti edilmesi ise 5-7 yıl sürebilmektedir.

2007 yılında gerçekleştirilmiş olan Türkiye Rüzgâr Enerjisi Potansiyel Atlası (REPA) ile ülkemizde yıllık rüzgâr hızı 8,5 m/s ve üzerinde olan bölgelerde en az 5.000 MW, 7,0 m/s'nin üzerindeki bölgelerde ise en az 48.000 MW büyüklüğünde rüzgâr enerjisi potansiyeli bulunduğu tespit edilmiştir.
Resim

Resim

Resim

Resim

ÜLKEMİZDEN
Resim

Resim


Jeotermal Enerji:

Yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu, kimyasallar içeren sıcak su, buhar ve gazlardır. Jeotermal Enerji de bu jeotermal kaynaklardan ve bunların oluşturduğu enerjiden doğrudan veya dolaylı yollardan faydalanmayı kapsamaktadır.

Jeotermal enerji yeni, yenilenebilir, sürdürülebilir, tükenmez, ucuz, güvenilir, çevre dostu, yerli ve yeşil bir enerji türüdür. Sıcak su ve buhar, diğer yaraltı ve yerüstü sulara göre daha fazla erimiş madde ve gaz içeren ve oluşumunda ki süreklilik nedeni ile yenilebilir özelliktedir. Jeotermal enerji kaynakları sıcaklıklarına göre; yüksek yoğunluklu solüsyonların buharlaştırılmasıdan (180 Derece), balık çiftliklerinin (20 derece) kurulmasına kadar çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.
Bu enerjinin en ekonomik uygulama alanı, en geniş kullanım biçimi doğrudan kullanım olarak konutların ve sera alanlarının ısıtılmasıdır.

Jeotermal kaynaklar ile;
I. Elektrik enerjisi üretimi,
II. Merkezi ısıtma, merkezi soğutma, sera ısıtması ve benzeri ısıtma/soğutma uygulamaları,
III. Proses ısısı temini, kurutma işlemleri gibi endüstriyel amaçlı kullanımlar,

Türkiye’de jeotermal enerji tüketiminin %87 si ısıtma amaçlı olmaktadır. Jeotermal sahaların ise %95’i ısıtmaya uygun sahalardır. Tüm dünyadaki jeotermal potansiyelin %8’ini bulunduran ülkemiz bu kaynaklar yönünden dünyanın en zengin 7. Ülkesidir.

Resim

İrlandadaki buhar türbinleri
Resim

YER KABUĞUNUN DERİNLİKLERİNE İNİLDİKÇE HER 35 METREDE 1 C DERECE ARTMAKTADIR, DİĞER PROJELERDEN BİRİSİ SONDAJLARLA YER KABUĞUNA YAKLAŞIP ORADAKİ ISIYI ALMA ÇALIŞMALARIDIR.
Resim

Dalga enerjisi:[/size][/color]

Tüm dünya bilim adamlarının üzerinde araştırma yapmakta olduğu, temiz enerji arayışı’nın bir parçası da Dalga enerjisi dir. Bizim yararlanmayı amaçladığımız, Denizlerde, Archimedes prensibi ve yer çekimi arasında oluşan ve diğer enerji kaynakları ile alışverişinde ortaya çıkan enerjinin, dalga enerjisinin, rasyonel olarak kullanılmasıdır. Üç tarafı denizlerle çevrili olan Ülkemizde, İlk yatırımından ve bakım giderlerinden başka gideri olmayan, primer enerjiye bedel ödenmeyen, doğaya her hangi bir kirletici bırakmayan, ucuz, temiz, çevreci ve çok büyük bir enerji kaynağının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Resim

Bobine bağlanmış dubalı sistem

Resim

Dalganın gücüyle sıkışan havanın türbin döndürmesi üzerine tasarlanmış bir sistem
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Eyl 2012, 21:33 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=vS-s9QzPGDg[/youtube]

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=XIlIM3k6QyQ[/youtube]

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=xVA0X2cjGFg[/youtube]

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=LMWIgwvbrcM[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 07 Kas 2012, 02:00 
Çevrimiçi
Süvariler

Kayıt: 17 Tem 2012, 19:40
Mesajlar: 925
Yaş:
Biyogazı da bu başlık altında incelememiz mümkün müdür?

_________________
"Türkler teşkilâtlanma yeteneği yüksek, askeri bir toplumdur. Yani "Her Türk askerdir" sözüne gülerler ama beğenin beğenmeyin bu doğrudur."

İlber Ortaylı


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 07 Kas 2012, 03:34 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Tem 2012, 01:47
Mesajlar: 1004
Yaş:
Bunları böyle buraya yapıştırıp, paylaşıp iyi etmişsiniz de keşke bir de kaynak paylaşsaydınız. Umarım yazılar benim demezsiniz de, kaynak gösterirsiniz, sayın BlackWhite.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 08 Kas 2012, 15:15 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
Kaynaklar:
http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCne%C5%9F_enerjisi
http://tr.wikipedia.org/wiki/Enerji_kaynaklar%C4%B1
http://ruzgarenerjisitr.blogspot.com/20 ... nedir.html
http://www.alternaturk.org/ruzgar.php
http://tr.wikipedia.org/wiki/Jeotermal_enerji


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Kas 2012, 22:09 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
Çok güzel Türkçe bir belgesel.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=ELrkFk70FU4[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Kas 2012, 22:18 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 01 Eki 2012, 22:29
Mesajlar: 1739
Yaş:
Uzman değilim ama hiçbir gelecek göremiyorum bu sistemlerde. Büyük yer kaybı, para kaybı, zaman kaybı. Yerleşim yerlerinin enerjisi için düşünebilir ama sanayi ?

_________________
Timeo hominem unius libri


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Kas 2012, 22:44 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
Alıntı:
elecek Füzyon reaktörlerinde.Yakın gelecekte görülmüyor ama insanlığın sınırsız enerji talebini ancak Füzyon reaktörleri karşılar.
Evet öyle bir gelecek görünüyor ama buda en iyi ihtimal 30-40 yılı bulacağı söyleniyor, bu amaçla fransa da 10 milyar euro'luk deneme amaçlı santral kuruldu.

Resim

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=GbzKFGnFWr0[/youtube]
Alıntı:
Uzman değilim ama hiçbir gelecek göremiyorum bu sistemlerde. Büyük yer kaybı, para kaybı, zaman kaybı. Yerleşim yerlerinin enerjisi için düşünebilir ama sanayi ?
Bir çok insanın bu yönde bir düşüncesi var ancak dünyada kullanılacak sınırsız alan mevcut iken böle bir sebep den ötürü bu projelerin geleceğinin olmayacağını düşünmek de kötü bir umutsuzluktur . Gelecek bu enerjilerde olacak dır ama ülkemiz için önemi dünyadaki diğer ülkelere göre daha hayatidir .


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Kas 2012, 04:04 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
Amerikan enerji devi, Kilis'e 6 milyar dolarlık güneş tarlası kuracak.

Yeni Teşvik Kanunu, enerji alanında bir yabancı yatırımcıyı daha Türkiye'ye getiriyor. ABD'li International Capital Alliance grubu Türkiye'nin güneşine 6-7 milyar dolarlık yatırım için geldi.

Kilis Organize Sanayi Bölgesi'nden arsa talep eden şirket hem Türkiye'de güneş panelleri üretecek hem de 2 bin megavata kadar güneş tarlalarıyla elektrik üretecek. Söz konusu yatırım, Suriye ile yaşanılan kriz sonrası Kilis ekonomisine ilaç gibi gelecek.

Amerikan enerji devi, Kilis'e 6 milyar dolarlık güneş enerjisi yatırımı yapacak. Türkiye'de üretilecek güneş panellerinin kullanılacağı yatırımda, kurulu kapasitesi 2 bin megavat olacak bir güneş tarlası kurulacak.
Yeni Teşvik Kanunu, enerji alanında bir yabancı yatırımcıyı daha Türkiye'ye getiriyor. ABD'li International Capital Alliance grubu Türkiye'nin güneşine 6-7 milyar dolarlık yatırım için geldi. Kilis Organize Sanayi Bölgesi'nden arsa talep eden şirket hem Türkiye'de güneş panelleri üretecek hem de 2 bin megavata kadar güneş tarlalarıyla elektrik üretecek. Söz konusu yatırım, Suriye ile yaşanılan kriz sonrası Kilis ekonomisine de ilaç gibi gelecek.
KİLİS'E FABRİKA
ABD'nin önemli yatırımcılarından ICA şirketi, Türkiye'yi yatırım listesinin en başına aldı. Planlarını hayata geçirmek için de düğmeye bastı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ile görüşen şirket yetkilileri yatırım planlarını anlattı. Görüşmede Kilis'e güneş enerjisi paneli üretim fabrikası kurma talebi iletilirken, Kilis Organize Sanayi Bölgesi'nden yatırım için arsa talep edildi. Şirketin dünya başkanı, yakın zamanda Bakan Ergün'e bir ziyarette daha bulunacak.
2 BİN MEGAVAT GÜNEŞ
Şirket, Kilis'e ilk etapta 700 milyon dolar yatırımla 200 megavat kapasiteli güneş enerji tarlası kurma projesi planlıyor. Şirketin bu üretim kapasitesini de 3-4 yıl içerisinde 2000 megavata kadar yükseltmeyi planladığı öğrenildi.
YÜZDE 100 YERLİ
2000 megavatlık bir yatırımın toplam yatırım tutarı yaklaşık 5-6 milyar Doları buluyor. Şirket Kilis'te kuracağı güneş santrallerinin tamamını ise Kilis'e üreteceği yüzde 100 yerli güneş panelleriyle yapacak. Türkiye'de henüz güneş santrali bulunmuyor. ABD şirketin yatırım kararını gerçekleştirmesi durumunda Türkiye'nin mevcut elektrik kapasitesinin yüzde 5'ini karşılayacak.
DAHA FAZLA TEŞVİK ALACAK
TBMM Genel Kurulu'ndan Ocak ayı başında geçen Yenilenebilir Enerji Kanunu'na göre, güneş enerjisiyle üretilen elektriğin kilovatına 13, 3 dolar teşvik veriliyor. Ancak yatırımda yerli ürünlerin kullanılması durumunda verilen teşvik 22 dolar/cente yaklaşıyor.
MEKSİKA'DAN VAZGEÇTİ, KİLİS'E GELDİ

Bakan Ergün, geçtiğimiz hafta Kilis'te Amerikan menşeli bir firmanın yatırım yapmak üzere çalışmalara başladığını belirterek, 'Güneş panellerinin üretimi ve güneş enerjisi teknolojilerinin üretimiyle ilgili Kilis'i bir merkez olarak düşündüklerini ve yatırımı daha önce Meksika'da düşündüklerini ancak Meksika'dan Türkiye'ye kaydırmak üzere Kilis'e geldiklerini memnuniyetle gördük' açıklaması yapmıştı.


KANUN İLAVE TEŞVİK VERİYOR

Kaynak Alım garantisi Tamamı yerli olursa alınacak ilave garanti (dolar/cent)
Rüzgar 7, 3 3, 7
Hidroelektrik 7, 3 2, 3
Fotovoltaik güneş 13, 3 6.2
Yogunlaştırılmış güneş 13, 3 9, 3
Biyokütle 13, 3 5, 6
Jeotermal 10, 5 2, 7

Türkiye'de Bölgelerin güneş enerjisi Potansiyeli
Bölge Toplam güneş enerjisi(Kwh/M2-Yıl) güneşlenme Süresi(Saat/Yıl)
GÜNEYDOĞU ANADOLU 1460 2993
AKDENİZ 1390 2956
DOĞU ANADOLU 1365 2664
İÇ ANADOLU 1314 2628
EGE 1304 2738
MARMARA 1168 2409
KARADENİZ 1120 1971
Kaynak: Enerji Bakanlığı

KAYNAK:http://www.skyturk.net/haber/kilise-6-m ... 05441.html


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Kas 2012, 04:28 
Çevrimiçi
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Tem 2012, 20:07
Mesajlar: 601
Yaş:
İstanbul gibi şehrin enerjisini karşılamak için ne kadar bir alan gerekli peki?Ve böyle bir şey yapılsa enerji kaybı yaşanmadan enerji başka bir şehirden İstanbula aktarılabilir mi ?

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Kas 2012, 04:31 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 15 Tem 2012, 19:06
Mesajlar: 4547
Yaş:
Alıntı:
Akkuyu'da kurulacak nükleer santrale eşdeğer güneş enerjisi üretmek için, günümüz teknolojisi ile Yalova ili büyüklüğünde alana ihtiyaç var...

Üstadım şöyle bir çıkarım yapsak yanlış söylemiş olur muyuz?

Örneğin kurulacak küçük bir işletme yada bir yerleşim alanının, enerji ihtiyacının bir kısmını karşılamak için rüzgar yada güneş enerjisi kullanılabilir. Fakat biz Türkiye olarak bu alternatif enerji üreten makineleri üretmediğimiz için, küçük bir işletme yada yerleşim bölgesi bu teknolojiye para yatırdığında karşılığını çok uzun bir sürede alıyor. Özellikle bizim yatırımcı zihniyetimize çok ters düşen bir durum. Biz 2. günden kar elde etmeyi isteyen bir milletiz. Devlet teşviki olmadan ben bu enerjilere en azından bizim ülkede yönelimin kısıtlı olacağını düşünüyorum.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Kas 2012, 04:45 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
Alıntı:
Almanyanin sistemini getirirsen misal, Catilari Panellerle kaplama +Kredi + tesvik.
Catilarda bos bos durmazdi
Aslında en önemli nokta bu her ev kendi tüketeceği elektriğin bir bölümünü kendi üretse geriye kalanını da şebekeden çekse alanları da daha değerli kullanmış oluruz.

En basitin den otobanların ve yolların üzerini değerlendirsek yine bir çok alan elde edilir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Kas 2012, 04:46 
Çevrimiçi
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Tem 2012, 20:07
Mesajlar: 601
Yaş:
Yeşil enerji diye lanse edilen rüzgar ve güneş türbin ve panel üretimleri sırasında doğaya oldukça zarar veriyormuş doğruluk payı nedir ?Sayın HARZEMŞAH peki ülkemiz bir çöl olsa ve İstanbul u doyurmak için ne kadar bir alana ihtiyacımız olurdu ?

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Kas 2012, 04:52 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 15 Tem 2012, 19:06
Mesajlar: 4547
Yaş:
Alıntı:
Yeşil enerji diye lanse edilen rüzgar ve güneş türbin ve panel üretimleri sırasında doğaya oldukça zarar veriyormuş doğruluk payı nedir ?
Enerjiyi depolamak için kullanılan batarya vb. cihazlar tabiki de doğaya zarar veriyor. Ayrıca rüzgar gülündeki pervanelere pek çok kuş çarparak ölüyor. Bunun için sanırım Hollanda da bir araştırma yapılıyor. Açık renge boyanan pervaneleri bazı kuşlar görüp kendilerini sakınabiliyorlarmış.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Kas 2012, 04:57 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
Alıntı:
Üstadım,

RES ve fotovoltaik (güneşten elektrik) halen emekleme aşamasında. Temel sorun da depolama (batarya) teknolojisinde. Ancak bu teknolojiler tam olarak gelişmeden soğuk füzyon santralleri devreye girecekmiş gibi görünüyor. O durumda sorun kendiliğinden çözülmüş olacak. Yani deniz suyundan elektrik üretimi...
Sorun fransızlar veya avrupa için çözülür bize zerre yararı dokunmaz, bizde kolay kolay o projeleri tek başımıza yapamayız.. Ha şöle olur avrupalıların enerji tüketimi azalır haliyle de enerji fiyatları düşer diyeceğim ama yok bu sefer de afrika hindistan çin daha bir çok enerjiye aç toplumlar küresel dünyaya dahil olacak yine biz enerji kıtlığı çekeriz :?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Kas 2012, 05:02 
Çevrimiçi
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Tem 2012, 20:07
Mesajlar: 601
Yaş:
Füzyon reaktörü anladığım kadarıyla minimum alan kaplıyarak yüksek seviyede enerji verebilicek bir sistem peki doğamız ile nasıl arası ?

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Kas 2012, 05:09 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
İşin aslı yenilenebilir enerji de favorim her zaman jeotermal enerji olmuştur ancak fazla yaygın olmadığı için ülkemizde de ileriye dönük büyük projeler de adı geçmiyor.. Her sene enerjiye vereceğimiz 50 milyarı seneler içinde şu işlere ayırabilsek sorun ortadan kalkacaktır .

Ülkemizde dağlık ve fay hatları üzerin de olduğu için jeo-enerjide şanslı bir ülke BP den elden düşme bir kaç sondaj aleti alıp ufaktan başlamak lazım ne kadar fazla sondaj o kadar enerji :lol:


sayın kafkasya mesajınızın üzerine geldi ama cevabı arıyorum.
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=BHSNBzHCvMI[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Ara 2012, 04:25 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 22:24
Mesajlar: 4498
Yaş: 40
Alıntı:
Amerikan enerji devi, Kilis'e 6 milyar dolarlık güneş tarlası kuracak.


Alıntı:
Başbakan’a benim hikâyem: Muhteşem Jane

Muhteşem Yüzyıl olmadı mı? O zaman sahtekârlıktan yargılanan Jane İlknur Ün’ün “Yatırım yapacağım” deyip Ankara’da üç ayrı bakanla buluşmasının muhteşem hikâyesi

Bir varmış bir yokmuş. California’da emlakçılık yapan, Jane İlknur Ün (50) adında Türkiye göçmeni bir Amerikalı varmış.
Ün, bir gün Türkiye’de güneş enerjisi yatırımı yapmaya karar vermiş. Babası eski Osmanbey esnafından gömlekçi Yusuf Bey (75), annesi Jale Hanım (69), kardeşi Atilla’yı (43) da alıp kendisine yardımcı olabilecek Türklerin yolunu tutmuş.
Hayatında güneş enerjisiyle ilgili hiçbir deneyimi olmayan… Sahip olduğu şirketlerde orta çaplı işler yapmış… Ufak bir kasaba emlakçısı Jane o kadar büyük, o kadar büyük düşünmüş ki… “Daha başta ben bu işe 700 milyon dolar yatıracağım” demiş.
Gördüklerinin kulağına da “Zaman içinde 7 milyar dolara kadar yolu var” diye fısıldamış. Koşturmuş… Tırmalamış... Ve sonunda da… Çaldığı maya tutmuş.
Türkiye’ye gitmiş. Güneş tarlasını ‘kuracağı’ Kilis’i dolaşmış. Ankara’ya varmış. Ve işini bilen ustaların yönettiği Türkiye’nin kerli ferli bakanlarının karşısına geçip Türkiye’ye ne büyük paralar getireceğini anlatmış uzun uzun. Enerji’den Taner Yıldız, Sanayi’den Nihat Ergün, Ekonomi’den Zafer Çağlayan. Hem de koca koca heyetlerle.
Herkes memnun, herkes mutlu olmuş. Masal da burada bitmiş.
Gökten üç elma düşmüş. Biri Jane’e… Biri ustalara… Biri de Kilislilere...
Sonrası mı? Dediğim gibi masal bitti. Bundan sonra benim size anlatacağım hikâye başlıyor. Muhteşem Jane’in öyküsü.

28 ayı hapiste geçmiş

Amerika’daki kayıtlarına göre dört farklı isim kullanıyor: Jane İlknur Ün, Barbara Johnson, Jane İlknur Bedros, Jane İlknur Ün Macdonald.
Hakkında San Bernardino’da açılmış üç önemli ceza davası var. Hırsızlıktan dolandırıcılığa tam 58 ayrı suçlamayla karşı karşıya kaldığı FSB19646 numaralı dosya nedeniyle 28 ay hapis yatıyor. Sonra anlaşma yoluna gidip başkasının mülküne izinsiz girmekten hüküm giyme şartıyla diğerlerinden beraat ediyor. Ancak FSB034321 dosya numaralı, 1997’den kalma başka bir sahtekârlık davasındaysa halen yargılanmaya devam ediyor.
Yönetim kurulu başkanı olduğu, yatırımları yapacağını söylediği ICA Group of Turkey, bundan sadece altı ay önce, 7 Mayıs 2012’de bu adı almış. Ün’ün devraldığı şirket ise Delaware merkezli, 2010’da kurulmuş ve vergi kayıtlarında hiçbir faaliyeti görünmeyen KEG Energy diye bir tabela şirketi.
Türkiye’deki haberlerde ABD’nin en büyük güneş enerjisi şirketlerinden ISET’le ortak çalışacakları yazılmış. ISET’in haberi bile yok.

Yeni, bilinmeyen bir teknoloji

Önce Ün’ü aradım. İnternet sitelerindeki şirket telefonlarının hiçbiri çalışmıyordu. Üzerine kayıtlı başka bir yerden başka bir numara buldum. “Beni nereden buldunuz” diye açtı. Bir hafta sonraysa telefonda görüşme nezaketi gösterdi.
“Niye farklı isimler kullanıyorsunuz?” dedim. “Evlilikler yüzünden” dedi.
“Şirketi ne zaman kurdunuz?” dedim. “İki yıl önce” dedi.
“Ortaklarınız kim?” dedim. “Söyleyemem. Onlar beni davet etti, başkan ol, dediler” dedi.
“Paranız var mı bu kadar?” dedim. “Bizim yatırımımız 700 milyon dolar. Hem güneş enerjisi santrali var hem de panel fabrikası” diye ısrar etti.
“Hangi teknoloji?” dedim. “Bu yeni bir teknoloji. Çin’de bile yok” dedi.
“Siz nasıl elde ettiniz?” dedim. ”Çalıştığımız bilim adamları var, onlar geliştirdiler” dedi.
“Kim bu insanlar?” dedim. “Söyleyemem. Sekiz yıldır çalışıyorlar” dedi.
“Ya daha önce çıkan haberler, ISET ortaklığı?” dedim. “Onları biz söylemedik, gazeteciler kendileri yazmış” dedi.
“Peki, şimdi biraz geçmişinizdeki davaları konuşalım” dedim. “Ben hepsinden aklandım. Size yazılı bir metin yollayacağım. Bu projeyi en iyi bilense şirketimizdeki arkadaşlarımdan Richard Edwards. Onunla konuşun” dedi. Sonrası ise kapı duvar. Ne açıklama ne telefon.

Niye Çin paneli almayalım ki

Olur tabii. Californialı bir kasaba emlakçısını kullanan biri, ak mı kara mı olduğu belli olmayan bir para koyar. Şirketi bir offshore ülkesinde kurarlar. Kilis’e asla kimden olduğunu öğrenemeyeceğiniz meçhul bir para gelir. Hükümetin yerli panel teşviğiyle de kWh başına 20 cent teşviki kapıp düzeni kurarlar.
Ancak anladığım kadarıyla o bile değil. Çünkü Guatemala’da bulup Skype üzerinden konuştuğum Richard Edwards, hiç değilse daha dürüst davrandı. Ve “Dünyada bu kadar panel fazlası varken, niye ucuza Çin paneli alıp teşvikten de yararlanmayalım ki? Sabah 01.00’e kadar Taner Yıldız’la oturup bunu ona da anlattım” dedi. Sonra teşvik yasasını iyileştirmek için Türk yetkililerle bir komisyon kurduklarını söyledi. Ve panel fabrikasını kurmayı düşünmediklerini açık açık anlattı. Ki teşvik bu durumda ortadan kalkıyor ve tasarladıkları 100 MW’lık güneş tarlası kendi başına kârlı bir yatırım olmaktan çıkıyor.

Kim referans oldu?

O zaman soru şu: Kim bu işi buraya kadar getirdi? Üç bakanlığı da aradım. Üçü de daha iki hafta önceki toplantıları önce hatırlamadı. Sonra üçü de bakanların Ün’le görüştüğünü doğruladı. Ama üçü de referansı vermedi. Hatta biri, “İsim benzerliği var” deyip konuyu kapatmak istedi, sonra kabullendi.
Bakan danışmanlarından biri, “Üçümüzle de görüştüklerine göre Başbakanlık’tan gelmiş olabilir. Yatırım Ajansı’nı denediniz mi?” dedi. Bunun üzerine onları aradım. Onlar da “Valla biz değiliz” deyip resmi açıklama gönderdiler: “Görüştük. Ama yatırım konusunda görev almadık.”
Başka bir yetkili ise akademisyen Mehmet Hakan Sağlam’ın adını verdi. Sağlam’ı da aradım. O da İstanbul Adli Bilimler Vakfı adına Ankara’da kuracağı üniversite için finansman ararken ICA ile tanıştığını, şirketten meblağını açıklayamayacağı bir fon elde ettiğini ve sonra grubu Meksika’da yapmayı planladığı güneş enerjisi yatırımını Türkiye’ye kaydırmaya kendisinin ikna ettiğini söyledi. Kilis’i de Kilisli olduğundan o seçmiş.
Randevuları sordum, “Ben ayarladım” dedi. “Başka ortak var mı?” diye bir daha sordum. “Bunlar gizli, açıklayamayız” dedi. Şimdi soruyorum. Tarih değil, şimdiki zaman. Fiktif değil, doğrulanmış bir öykü. Muhteşem Yüzyıl’ı bir kenara bırakın, kim bu Muhteşem Jane’in hamisi? Hangi işbitirici?

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22057341.asp

_________________
Resim

Tanrı hasımlarıma acısın, zira ben onlara acımayacağım."

Sakallı Nurettin Paşa”

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, Biz ki Türk oğlu Türk’üz; Biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün Başbuğuyuz!”

Başbuğ Timur


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 01 Haz 2013, 00:20 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 22:52
Mesajlar: 119
Yaş:
Artık milyarlarca dolar harcanmayacak:

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Merkez Laboratuvarı (ÇOBİLTUM), enerji üretimi konusunda önemli bir projeye imza attı. Laboratuvarda sıcak su ile soğuk suyun çarpıştırılmasından enerji üretildi.
Proje hakkında bilgi veren ÇOBİLTUM Müdürü Prof. Dr. İsmet Kaya, makine termodinamiğin ikinci kanununa, yani "Carnot" makinesine göre çalıştığını söyledi. Kaya, "Bildiğimiz buzdolabı çalışma mantığına dayanmaktadır. Bir sıcak, bir de soğuk ısı deposu vardır. Silindirdeki özel alaşımın içinde bulunan malzeme soğuk suyla temas ettiğinde düzenli forma, sıcak suyla temas ettiğinde ise düzensiz forma geçmekte, yani ortamdaki moleküller düzensiz hareket etmektedir. Bu hareket ve torktaki etkileşim, silindirin hareket etmesini sağlamakta ve buna bağlı olarak da enerji üretilmektedir. Bu sistem, aynı zamanda havayla da çalışmaktadır. Bu yeni sistem 30 derece sıcak su (en fazla 50 derece yeterlidir) ve 15 derece altında soğuk suların sıcaklık farkına göre çalışmaktadır. Deneysel prototipi, fizik mühendisi araştırmacı Harun Güçlü ile hazırlandı. Makinenin hem yatay hem de silindirik halde üretimi mümkündür. Deneysel verim, yaklaşık yüzde 20 civarında bulundu ancak kullanılan malzemenin kalınlığı, malzemedeki etken madde, kayıp iş ve sıcaklık farkı gibi etkenler bunu değiştirmektedir." dedi.

Yeni enerji dönüşüm sisteminin Türkiye ve insanlık için stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kaya, herkesin korktuğu fayların, birer petrol kuyusu gibi enerji kaynağına dönüşebileceğini ifade etti. Jeotermal enerji kaynaklarına ek olarak güneş enerjisiyle elde edilen sıcak suyun depolanıp 24 saat düzenli olarak elektrik üretiminde kullanılabileceğini aktaran İsmet Kaya, enerji için milyarlarca dolar harcayan Türkiye'nin, yerel ve yenilenebilir temiz enerji kaynaklarını kullanarak kendi enerji ihtiyacının tamamını üretebileceğini, enerjinin dünyada problem olmaktan çıkacağını açıkladı.

ÇOBİLTUM Müdürü Kaya, proje hakkında şu bilgileri verdi: "Silindir üzerinde bulunan özel alaşımlı çubuğun bir yanından soğuk, diğer yanından sıcak su dökülünce, içinde oluşan kristal yapıdaki değişim sonucunda alaşımla çubuk içindeki özel malzeme etkileşir. Çubuk, alaşımla beraber silindiri teğet olarak bir yönde çeker ve döndürür. Çubuk kendisi de döner ve silindiri devamlı teğet olarak çeker. Silindirin çapı ve uzunluğu arttırılarak, etrafına yerleştirilecek çubuk sayısı da arttırılabilir. Böylece silindiri döndürecek tork miktarı artar. Kullanılan soğuk ve sıcak su da doğru orantılı olarak artacaktır. Güneş enerjisiyle üretilecek ve jeotermal kaynaklardan elde edilecek sıcak su bir depoda toplanarak, bu sistem düzenli olarak yılın her günü 24 saat çalışabilir. Böylece enerji dönüşümünde sürdürülebilirlik sağlanır."
http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/05 ... canmayacak


Nasıl bir çalışma mantığı var anlayamadım benimiçin fazla karışık.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 09 Haz 2013, 16:19 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5201
Yaş:
Hayret bir şey. Kimse HİDROJEN enerjisinden bahsetmemiş. Halbuki geleceğin enerjisi olması konusunda en güçlü aday HİDROJEN . Kişisel görüşüm önündeki en büyük engel petrol kömür ve nükleer enerji kartelleridir.

Eğer yaygın bir kullanım hem çevreye hem ekonomiye hem de dünya barışına hizmet edecektir. Ortadoğudaki enerji kaynaklı savaşlara son verecektir.


Üzücü şekilde ne toplum konu hakkında fikir bilgi sahibi nede devletimizn ciddi bir eforu çalışması vardır . Halbuki Türkiye gibi enerji ithalatından canı çok yanan bir ekonomi olarak üzerinde çok çok durulması gereken bir konudur.



Alıntı:

HİDROJEN ENERJİSİ

Hidrojen 1500'lü yıllarda keşfedilmiş, 1700'lü yıllarda yanabilme özelliğinin farkına varılmış, evrenin en basit ve en çok bulunan elementi olup, renksiz, kokusuz, havadan 14.4 kez daha hafif ve tamamen zehirsiz bir gazdır. Güneş ve diğer yıldızların termonükleer tepkimeye vermiş olduğu ısının yakıtı hidrojen olup, evrenin temel enerji kaynağıdır. Hidrojen (H2) gazı tipik olarak yaklaşık -253°C'de (-423°F veya 20 K) sıvılaştırılarak depolanmaktadır. Sıvı hidrojenin hacmi gaz halindeki hacminin sadece 1/700'ü kadardır. Hidrojen bilinen tüm yakıtlar içerisinde birim kütle başına en yüksek enerji içeriğine sahiptir (Üst ısıl değeri 140.9 MJ/kg, alt ısıl değeri 120,7 MJ/kg). 1 kg hidrojen 2.1 kg doğal gaz veya 2.8 kg petrolun sahip olduğu enerjiye sahiptir. Ancak birim enerji başına hacmi yüksektir. Hidrojen doğada serbest halde bulunmaz, bileşikler halinde bulunur. En çok bilinen bileşiği ise sudur.

Isı ve patlama enerjisi gerektiren her alanda kullanımı temiz ve kolay olan hidrojenin yakıt olarak kullanıldığı enerji sistemlerinde, atmosfere atılan ürün sadece su ve/veya su buharı olmaktadır. Hidrojen petrol yakıtlarına göre ortalama 1.33 kat daha verimli bir yakıttır. Hidrojenden enerji elde edilmesi esnasında su buharı dışında çevreyi kirletici ve sera etkisini artırıcı hiçbir gaz ve zararlı kimyasal madde üretimi söz konusu değildir. Hidrojen gazı farklı yöntemlerle elde edildiği gibi su, güneş enerjisi veya onun türevleri olarak kabul edilen rüzgâr, dalga ve biyokütle ile de üretilebilmektedir.

Araştırmalar, mevcut koşullarda hidrojenin diğer yakıtlardan yaklaşık üç kat pahalı olduğunu ve yaygın bir enerji kaynağı olarak kullanımının hidrojen üretiminde maaliyet düşürücü teknolojik gelişmelere bağlı olacağını göstermektedir. Bununla birlikte, günlük veya mevsimlik periyotlarda oluşan ihtiyaç fazlası elektrik enerjisinin hidrojen olarak depolanması günümüz için de geçerli bir alternatif olarak değerlendirilebilir. Bu tarzda depolanan enerjinin yaygın olarak kullanılabilmesi -örneğin toplu taşım amaçları için yakıt piline dayalı otomotiv teknolojilerinin geliştirilmesine bağlıdır.


Dünyanın giderek artan enerji gereksinimini çevreyi kirletmeden ve sürdürülebilir olarak sağlayabilecek en ileri teknolojinin hidrojen enerji sistemi olduğu bugün bütün bilim adamlarınca kabul edilmektedir.

Hidrojen enerjisinin insan ve çevre sağlığını tehdit edecek bir etkisi yoktur. Kömür, doğalgaz gibi fosil kaynakların yanısıra sudan ve biyokütleden de elde edilen hidrojen, enerji kaynağından çok bir enerji taşıyıcısı olarak düşünülmektedir. Elektriğe 20. yüzyılın enerji taşıyıcısı, hidrojene 21. yüzyılın enerji taşıyıcısı diyen çevreler vardır. Hidrojen yerel olarak üretimi mümkün, kolayca ve güvenli olarak her yere taşınabilen, taşınması sırasında az enerji kaybı olan, ulaşım araçlarından ısınmaya, sanayiden mutfaklarımıza kadar her alanda yararlanacağımız bir enerji sistemidir.

Hidrojen içten yanmalı motorlarda doğrudan kullanımının yanısıra katalitik yüzeylerde alevsiz yanmaya da uygun bir yakıttır. Ancak dünyadaki gelişim hidrojeninin yakıt olarak kullanıldığı yakıt pili teknolojisi doğrultusundadır.


1950'lerin sonlarında, NASA tarafından uzay çalışmalarında kullanılmaya başlayan yakıt pilleri, son yıllarda özellikle ulaştırma sektörü başta olmak üzere sanayi ve hizmet sektörlerinde başarı ile kullanıma sunulmuştur. Yakıt pilleri, taşınabilir bilgisayarlar, cep telofonları gibi mobil uygulamalar için kullanılabildiği gibi elektrik santralları için de uygun güç sağlayıcılardır. Yüksek verimlilikleri ve düşük emisyonları nedeniyle, ulaşım sektöründe de geniş kullanım alanı bulmuşlardır.

http://www.eie.gov.tr/teknoloji/h_enerjisi.aspx


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2013, 00:22 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
Alıntı:
Hayret bir şey. Kimse HİDROJEN enerjisinden bahsetmemiş. Halbuki geleceğin enerjisi olması konusunda en güçlü aday HİDROJEN . Kişisel görüşüm önündeki en büyük engel petrol kömür ve nükleer enerji kartelleridir.

Eğer yaygın bir kullanım hem çevreye hem ekonomiye hem de dünya barışına hizmet edecektir. Ortadoğudaki enerji kaynaklı savaşlara son verecektir.


Üzücü şekilde ne toplum konu hakkında fikir bilgi sahibi nede devletimizn ciddi bir eforu çalışması vardır . Halbuki Türkiye gibi enerji ithalatından canı çok yanan bir ekonomi olarak üzerinde çok çok durulması gereken bir konudur.
Zaten bu bilim adamları da hiçbir işe yaramaz ne güzel hidrojen varken başka şeylerle uğraşıp duruyorlar.

sayın Musti hidrojen nedir ve nasıl elde ediliyor, bunları araştır sonra bilim adamlarına hak vereceksin ;)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2013, 14:50 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5201
Yaş:
Bu kadar petrol nükleer ve kömür kartelleri varken bilim adamları napsın. Yoksa HIDROJEN bütün hepsini bir kelamde yerine geçebilir.

Ama bugunku ciroları 4 trilyon dolardan fazla olan kartelleri yenmek malesef kolay değil.

Yoksa HIDROJEN şu an petrol kömür ve nükleer bitse hepsinin yerini almaya fazlasıyla hazır. Rüzgar güneş hidrolik gibi doğal enerjileri HIDROJEN ile depolamak mümkün . Ve arada ne katalizör var ne kimyasal atık nede radyoaktif atık var. Sınırsız bol ucuz ve çevreci bir enerji.

Mesela en basitinden suyu hidroliz etsen bitmeyecek kadar çok hidrojen elde edersin. Zaten kullanıldığında tekrar suya dönüşüyor. 0 atık.

Bu arada dünya HIDROJEN ENERJI araştırmalrı merkezini Florida amerikadan bir türk bilim adamı yönetiyordu.
Alıntı:

Üstadım,

RES ve fotovoltaik (güneşten elektrik) halen emekleme aşamasında. Temel sorun da depolama (batarya) teknolojisinde. Ancak bu teknolojiler tam olarak gelişmeden soğuk füzyon santralleri devreye girecekmiş gibi görünüyor. O durumda sorun kendiliğinden çözülmüş olacak. Yani deniz suyundan elektrik üretimi...
[/quote]-

Sayın üstadım

Dediğiniz gibi DEPOLAMA anahtar sorun. Buna cevap bugun için HIDROJEN olabilir. Bir Suudi arabistan çölünde öğlen saati 1 metrekare panel 1 KW dan daha fazla enerjiyi ışık enerjisinden elektirik enerjisine çevirebiliyor. Bunu hidroliz ile hidrojen üretiminde kullanılsa bu enerjiyi depolamak mümkün hale geliyor. Bir sahra çölü enerji deryası haline gelebilir.

Zaten doğalgaz hatları globalleşmiş durumda. Bu hatlarla HIDROJEN istenilen yerlere taşınabilir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2013, 15:20 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2217
Yaş:
Alıntı:
Sayın üstadım
Dediğiniz gibi DEPOLAMA anahtar sorun. Buna cevap bugun için HIDROJEN olabilir. Bir Suudi arabistan çölünde öğlen saati 1 metrekare panel 1 KW dan daha fazla enerjiyi ışık enerjisinden elektirik enerjisine çevirebiliyor. Bunu hidroliz ile hidrojen üretiminde kullanılsa bu enerjiyi depolamak mümkün hale geliyor. Bir sahra çölü enerji deryası haline gelebilir.
Zaten doğalgaz hatları globalleşmiş durumda. Bu hatlarla HIDROJEN istenilen yerlere taşınabilir.
Doğal gaz hattında Hidrojen taşıyamazsınız koroziftir yanıcı değil parlayıcıdır, sıcaklık basınç ve akışkanlık kriterleri tutmaz. Hidrojen motorların en önemli sorunu dayanıklılık sorunur çok yüksek sıcaklıklarda yanma değilde patlama etkisi ile çalıştıklarından ömürleri oldukça kısadır.
Çalışılması taşınması oldukça tehlikeli bir gazdır.
Petrokimya tesislerinde de Desülfürizasyon yapılırken yan ürün olarak saf hidrojen gazı elde edilir. Yakılarak veya reaksiyonla kurtulunmaya çalışılır alıcısı yoktur.

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2013, 15:57 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5201
Yaş:
Eğer sıkışırsa LPG ve ya LNG de gayet patlayıcıdır. Çelikten mamul doğalgaz hatlarına bile korozotif olduğunu ilk kez sizden duyuyorum .
Hem içten yanmalı motorlarda kullnılaması şart değil. Ki arabalarda böyle yan etki göstereceğini sizden duymuş oldum.

Gelecek FUEL CELL denen HİDROJEN nin tekrardan geri suya dönüşümü ile elde edilecek pil teknolojisi üzerine olacak. Çok daha verimli. Arabalarda yüzde 80 üzeri ile ifade edilen enerji verimliği sözkonusudur. Mecvut dizel arabalar bile yüzde 15 gibi bir verimle çalışmaktadır.
Zaten uzay mekiklerinde bile kullanılıyordu.

Hidrojen sanayidede epey kullanılıyor diye biliyorum . Yıllık üretim 600 milyar metreküp. Özellik gübre sanayinde .

faydalı bir link.

Alıntı:
ABD 2030 yılından sonra toplam enerji ihtiyacının %10'unu hidrojenden karşılamayı düşünmektedir.


http://ekonomikteknolojiler.blogcu.com/ ... ri/9926903


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2013, 17:25 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2217
Yaş:
Alıntı:
Eğer sıkışırsa LPG ve ya LNG de gayet patlayıcıdır. Çelikten mamul doğalgaz hatlarına bile korozotif olduğunu ilk kez sizden duyuyorum .
Hem içten yanmalı motorlarda kullnılaması şart değil. Ki arabalarda böyle yan etki göstereceğini sizden duymuş oldum.
Gelecek FUEL CELL denen HİDROJEN nin tekrardan geri suya dönüşümü ile elde edilecek pil teknolojisi üzerine olacak. Çok daha verimli. Arabalarda yüzde 80 üzeri ile ifade edilen enerji verimliği sözkonusudur. Mecvut dizel arabalar bile yüzde 15 gibi bir verimle çalışmaktadır.
Zaten uzay mekiklerinde bile kullanılıyordu.
Hidrojen sanayidede epey kullanılıyor diye biliyorum . Yıllık üretim 600 milyar metreküp. Özellik gübre sanayinde .
faydalı bir link.
Alıntı:
ABD 2030 yılından sonra toplam enerji ihtiyacının %10'unu hidrojenden karşılamayı düşünmektedir.
http://ekonomikteknolojiler.blogcu.com/ ... ri/9926903
Hocam elektrolizle elde edilen saf hidrojen yazdınız H2 ona cevap verdim.
Verdiğiniz link için teşekkür ederim güzel bir yazı ve dikkat ederseniz ekteki linkteki bütün ürünler hirojen bileşenleridir. Gübre sanayinde kullanılanda petrokimya tesislerinden çıkan sülfat türevleridir sülfür+hidrojen.

Gelelim yanıcı ve patlayıcı arasındaki farka. Yanıcı gazlar daha düşük basınçlarda daha düşük sıcaklıklarda yanarlar. Buna karşılık patlayıcı gazlar yanma odasında patlama etkisi ile çalıştıklarından makinelerde çok daha ciddi etkiler yaratırlar. Yani arabalarda kullanılan LPG ve LNG ile hidrojen arasında ciddi anlamda farklar bulunmaktadır. Kısacası LPG ve LNG sıkıştırıldığında hidrojen ile ayni karakter özelliklerini göstermez.
Alıntı:
Çelikten mamul doğalgaz hatlarına bile korozotif olduğunu ilk kez sizden duyuyorum .
Rica ederim bizim görevimiz bilgilerimizi paylaşarak daha iyi sonuçlara ulaşmak. ASME piping code veya herhangibir rafinerinin imalat şatnamesine dahi bakarsanız dediğimi çok net görürsünüz.
Alıntı:
Ki arabalarda böyle yan etki göstereceğini sizden duymuş oldum.
Yine teveccühünüz çok benzer bir sorun çöpten elde edilen metan gazında da mevcuttur. Metan gazı gereği içinde daha yüksek oranlarda hidrojen ihtiva ettiğinden metan gazı ile çalışan enerji santrallerinde ki en önemli sorun makinaların ömrünün çok kısa olmasıdır.
Bu Konuda en başarılı makina üreticisi GE dahi kendi beyan ettiği overall zamanlarını ve garanti sürelerine ulaşamamaktadır. Motorlar için ciddi bir yan etkidir.

Umarım burada belirttiğiniz gibi fuel cell tabir edilen yakıt hücrelerinde ciddi gelişmeler olur ki çok daha küçük enerji paketleri ile çok daha uzun yollar yapabilmek kısacası çok daha verimli enerji elde edebilemek mümkün olsun.

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Haz 2013, 03:00 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 19:34
Mesajlar: 1173
Yaş:
http://www.belgeler.com/blg/2h4b/yapay-gunes-121

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Haz 2013, 10:34 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1010
Yaş:
O tasarruflu ampuller ve floresanlar aslında sadece son ev kullanıcısına az ödeme yaptırdığı için ekonomiktir.
Aslında kullandığı elektriğin çok azını sayaçta ölçümlendirir. Cos(fi) değeri 0.3-0.4 civarında olduğundan tasarrufla alakası yoktur. Üstüne üstlük enterkonnekte sisteme faz kaymalarını da yüklediğinden ekstra yüke neden olurlar.
Ama bu konuyu malesef ne elektrik mühendisleri odası ve de bakanlık bir türlü anlayamadığından bu tip (Sayın KAFKASYA'nın da belirttiği gibi) çevreye zararlı ampuller faydalı diye sunuluyor.
Bu konuyu devridaim makinaları ve enerji tasarruf cihazları gibi bir başlıkta detaylandırmıştım.

Şimdi biraz ezber bozan olayım :)
ALternatif enerjiye gerek yoktur; Petrolün biteceği de yalan, çevreyi kirlettiği de!

1 - Senelerdir kükürt oranı düşük petrolleri bize daha pahallıya satarlarken en son yapılan bilimsel çalışmalar ışığında SO2 ile küresel ısınmayı engelleyebileceğimiz ortaya çıkmış ve roketler, özel toplar ve uçak vs gibi cihazlarla milyonlarca ton SO2(KükürtDiOksit'i) nasıl atmosfere salarız diye çalışılmakta.

2 - En büyük yalan petrolün fosil olduğudur. Aslında yenilenen bir kaynaktır ve magmatik faaliyetlerden beslenir. Malum volkanlardan çıkann gazların içeriği karbondioksit, su buharı, metan karışımıdır. Bu karışıma ısı ve basınç ile birlikte metal ve metal oksitleri de eklerseniz metandan daha uzun organik zincirleri elde edersiniz. Bu benim 30 yıllık hipotezim di ama şerefsiz bir takım cavurlar benden daha ileri gidip adam gibi araştırmalar yapmış: Konu başlığı abiotic oil
https://www.google.com.tr/#output=searc ... 16&bih=412

3 - Karbondioksitten petrol olurmu diyenler için: Amerikanın nükleer uçak gemilerinin ihtiyacı olan petrolu denizdeki karbondioksitten elde edeceğine dair çalışmaları önceki forumda tartışmıştık. Konu başlığı: Fischer–Tropsch
Muhteşem bir arşiv olan http://www.fischer-tropsch.org/ siteyi özellikle öneririm.
Yukarıdaki siteyi okuduktan sonra kömürden havagazı üretmeye çalışan bilimadamlarımızı hayretle izliyorum.
Aşağıdaki linkte ise girip çıkamayacağınız kadar görsel ve döküman bulunmakta:
https://www.google.com.tr/#sclient=psy- ... 16&bih=412

4 - Güneş pilleri ise üretim aşamasında nadir toprak elementlerinin elde edilme prosesi sayesinde aslında çevreyi en çok zorlayan yöntemlerden biridir. Ayrıca bozuk bir güneş pili birinci sınıf tehlikeli atıktır.

5 - Güneş enerjisi ile sıcak su eldesi ise tam bir rezilliktir. Antalya enleminde 1 panelin günlük ortalaması 1100-1200 Kcaldır. Bu 100 gram mazot eşdeğeridir. Mazotun ve Panellerin fiyatlarını birbirine bir bölerseniz asla amorti etmeyecek bir yatırım görürsünüz. Onbinlerce güneş kollektörü yapmış ve binlercesinin montajını yapmış biri olarak bu enerji hesabını yaptıktan sonra bu sistemlere elimi sürmedim.
6 - Rüzgar fırıldaklarını seyrederken nedense hepsinin aynı anda dönebildiği bir tarla ile pek karşılaşmadım. Rüzgar yollarının aynı zamanda göçmen kuşların yolları olmasından dolayı referans alınan avrupa ülkelerinde bile ciddi tartışmalara neden olduğunu duyuyoruz. Ciddi bir kuş kırımı yapmasının yanında gürültü kirliliği dayanılmazdır.
İzmirde yarımada denilen Karaburun yarımadasında kurulan rüzgar türbinlerine karşılık köylülerin isyanlarına kulak vermek gerekir.

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Haz 2013, 14:00 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5201
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Çelikten mamul doğalgaz hatlarına bile korozotif olduğunu ilk kez sizden duyuyorum .
Rica ederim bizim görevimiz bilgilerimizi paylaşarak daha iyi sonuçlara ulaşmak. ASME piping code veya herhangibir rafinerinin imalat şatnamesine dahi bakarsanız dediğimi çok net görürsünüz.



Umarım burada belirttiğiniz gibi fuel cell tabir edilen yakıt hücrelerinde ciddi gelişmeler olur ki çok daha küçük enerji paketleri ile çok daha uzun yollar yapabilmek kısacası çok daha verimli enerji elde edebilemek mümkün olsun.
Üstadım

buradaki devletin resmi açıklamasına göre dediğim gibi boru hatlarında Hidrojen taşımak mümkün.


Alıntı:
Hidrojen gazı, doğal gaz veya hava gazına benzer olarak borular aracılıyla her yere kolaylıkla ve güvenli olarak taşınabilmektedir. Hidrojen boru ile taşınmasına, Texas'da petrol sanayi tarafından kullanılmakta olan ve 80 km uzunluğuna sahip boru şebekesi ile Almanya'da Ruhr havzasında 1938 yılında işletmeye açılan ve bugün 15 atmosfer basınç altında hidrojen taşımaya devam eden 204 km'lik boru hattı örnek olarak gösterilebilir.
http://www.eie.gov.tr/teknoloji/h_tasinmasi.aspx



Alıntı:
Hidrojen gazı, doğal gaz veya hava gazına benzer olarak borular aracılıyla her yere kolaylıkla ve güvenli olarak taşınabilmektedir. Doğal gaz için kurulan yer altı boru dağıtım ağının ileride çok az bir değişiklikle hidrojen içinde kullanılması olanaklıdır. Boru hatları dışında hidrojen, basınçlı gaz olarak veya sıvılaştırarak tüplere konup tankerlerle taşınabilir. Çift çeperli yalıtılmış 25m3 hacmindeki tanklara konulan sıvılaştırmış hidrojen, karayolu ile yine benzer şekilde 130m3 hacminde tanklara konulan sıvı hidrojen ise demiryolu ile taşınabilmektedir.
http://www.bilgiustam.com/hidrojenin-tasinmasi/



Netice olarak velev ki mevcut hatlar olmasa bile alternatif hatlar açılır. Ciddi bir dert değil yani. Aşılmayacak tarafı yok. Zaten elktirik gibi enterkonnekte şebekelerden ziyade yerinde üretim mümkün gözüktüğünden taşınması gibi bir derdin ciddi bir sorun olmadığına inanıyroum

Hidrojenin içten yanmalı motorlarda kullanılması pek arzu edilen bir amaç değil. O yüzden bu yöndeki sorunlarda önemli değil gibi . Hidrojenin FUEL CELL yani yakıt pili olarak kullanılması amaçlandığından bunun gelecek için sorun teşkil etmeyeceği sanıyorum .


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Haz 2013, 00:23 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 19:34
Mesajlar: 1173
Yaş:
DEVLETLERİN FÜZYON YARIŞI
A) AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

Avrupalı bilim adamlarının CERN laboratuarlarında kara delik denemesinden sonra şimdi de ABD'liler laboratuarda yapay güneş oluşturacak. 29 Aralık 2008 07:00 Dünyada son yıllarda yaşanan enerji sıkıntısı, ülkeleri ve bilim adamlarını yeni enerji kaynakları bulmaya zorluyor. California‘daki Ulusal AteĢleme Enstitüsü‘ndeki (National Ignition Facility, NIF) uzmanlar da bunlardan biri. NIF‘te bahar aylarında başlayacak bir deneyde, 100 atom ve fizik mühendisi, laboratuar ortamında minik bir güneş elde etmeye çalışacak.

100 Milyon Derecelik Isı
2 milyar dolara mal olan deneyde, 3 futbol sahası büyüklüğündeki kapalı alanda tek bir kaynaktan çıkan lazer ışını 1,6 km boyunca, lensler ve aynaların olduğu bir tünele yansıtılacak. Işın bu tünelde yol alırken, normal bir ampulün ürettiğinden 10 milyar kat daha fazla ışık üretecek. Bu ışın daha sonra 192 parçaya ayrılarak, içinde petrol bulunan alüminyum kaplı bir kapsüle ulaşacak. Kapsül patlayacak ve saniyenin bir milyarda biri kadar kısa sürede toplu iğne başı kadar bir noktada, 100 milyon derece ısı oluşacak.

Bina Yok Olabilir!
Güneşte yaianan nükleer tepkimeye benzer tepkimeyi inceleyecek bilim adamları bu deneyle, sınırsız bir enerji kaynağı üretmenin yollarını arayacak. Ancak bazı bilim adamlarına göre, bu enerji ne kadar küçük bir alanda açığa çıkacak olsa da, kontrol edilmesi şüpheli. Böyle bir durumda da enstitüde büyük bir patlama ve yangın yaşanabilir.

DENEY NASIL GERÇEKLEŞECEK?
İLK BULUŞMA
192 ayrı lazer ışını, kapsülün yüzeyini ısıtmaya başlayacak.
SIKIŞMA
İçinde petrol bulunan kapsülde, ısıyla birlikte içeriye doğru büyük bir basınç oluşacak.
ATEŞLEME
Lazer ısısıyla, kapsül 100 milyon santigrat derece ısıya ulaşacak ve patlayacak.

YANMA
Termonükleer yanmayla, baĢtaki lazer ışınının enerjisinden kat be kat daha fazla enerji açığa çıkacak.

http://www.belgeler.com/blg/2h4b/yapay-gunes-121


Böyle bir durumda varmış... Gelecek vaad ediyor bence. Artan enerji ihtiyacı ve artık daha büyük enerjilere ihtiyaç duyuyoruz bunları ömrü billahda fosil yakıtlar veya rüzgar enerjileriyle sağlanabiliceğini düşünmüyorum açıkcası...

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Haz 2013, 15:01 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1010
Yaş:
Alıntı:
Solar paneller hakkında ekleme yapmak isterim. Yarı letken üretimi esnasında epey su kullanılmaktadır. Yani prosesin çevreci olmadığı aşikar. Ürettiği enerjiyi de düşünürsek zararının karından çok olduğu görülebilir. Yol tabelası gibi müstakil yerlerde kullanımı mantıklıdır. Hat çekmek ve bunun kayıpları yerine panel kullanılabilir ancak enerji kaynağı olarak kullanalım,evlerin çatısı kaplansın demek ciddi bir yanlış.
Yerden göğe haklısınız. 1m2 alandan tüm gün 1kw çekiyorsunuz.
1Gwh'lik santralın ürettiğini üretmek için 24km2 alana ihtiyacınız olur. Bu arada o arazinin altıında tarım da yapamazsınız. Ama bir dolu veya fırtına ile etrafa yayılan atıkların araziyi ciddi şekilde kirletmesi de cabası. Gereksiz romantizm yani.
Alıntı:
Ben gelecekte ana enerji kaynağının nükleer ya da füzyon enerjisi olacağını öngörüyorum. İkiside hem temiz hem de ciddi büyük güçlerde. Aslında üretmek kadar tüketmekte büyük problem. Enerji verimliliği konusu çok önemli. Çeşitli kayıpları minimize etmek,arzı takip etmek önemli. Bu bağlamda smart grid gibi sistemleri önemli görüyorum.
Abiotic oil yaklaşımı bana petrolün tükenmeyeceği hissini kuvvetlendirdiğinden. Petrole devam diyorum.

Ama MSB ArGe müsteşarının ERKE Dönergeci isimli devridaim makinasını tanıttığı bir ülkede neyi tartışıyoruz???

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Haz 2013, 20:06 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Tem 2012, 23:52
Mesajlar: 41
Yaş:
Akıncılar grubuna girmek için bol bol sallamak gerekiyor sanırım, aktifkarbonu görünce böyle düşünüyor insan, ilginç şeyler.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Haz 2013, 20:13 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1010
Yaş:
Alıntı:
Akıncılar grubuna girmek için bol bol sallamak gerekiyor sanırım, aktifkarbonu görünce böyle düşünüyor insan, ilginç şeyler.
Destur bismillah ilk mesajın bana giydirmek, bunun için bir sebebin falan olmalı... ama sen biraz daha oku, milleti tanı, belki biz de seni tanırız...
Kimbilir belki de tanışıyoruzdur ;-)
Eleştirilerini merakla bekliyorum

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Haz 2013, 22:21 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Tem 2012, 01:47
Mesajlar: 1004
Yaş:
Alıntı:
Akıncılar grubuna girmek için bol bol sallamak gerekiyor sanırım, aktifkarbonu görünce böyle düşünüyor insan, ilginç şeyler.
Bilim ve seviyeli tartışmalar öyle sallıyorsun diyerek kazanılmaz. Varsa yanlış gördüğünüz, kabul etmediğiniz noktalar, yorumlar, karşı yorumlarla karşınızdakinin savını çürütebilirsiniz.

Sizin verdiğiniz argümanın bir başka formunu ben de verebilirim. Belki de sizin gibi hiçbir bilgi vermeden sadece saldırarak, yaftalayarak konuşanlar akıncı yapılmıyordur. Bir de bu açıdan bakın isterseniz...

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Haz 2013, 22:47 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1010
Yaş:
Alıntı:
aktifkarbon bayağı sallamıssınız bu işin içinde olmasam inanacam ama !!!
hangi savıma sallama diyorsunuz, açıkça söyleyinde ona göre cevap vereyim.

Ortaya laf atmayalım. Kendi tezlerimi veya hipotezlerimi bile sunarken bilimsel referanslar kullanmaya gayret ediyorum. Kabul edersiniz veya etmezsiniz, ama sallamışsın deyince detaylı veya şurada demek zorundasınız.

nerede sallamışım??????

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 13 Haz 2013, 00:07 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1010
Yaş:
o kpndansatörler start anında çalışır. ampul daha sonra endüktif yük ile çalışır. floresan lamba mantığı ile çalışan bu ampullerin cos(fi) degeri 0.5 ve altıdır. Bu durum evdeki aktif sayaçlarınızın sağlıklı ölçüm yapmasını engeller.
Bununla birlikte flamanlı lamba ile floresan mantığında çalışan ampullerin iç bosluğundaki atmosfer ve işlevi farklıdır. Birinde okside olmayı engellemek için diğeri üzerinden boşalan enerji ile uyarılıp floresan maddenin parlamasını sağlamak içindir.
mobil durumda olduğumdan rwferanslar veremiyorum ama ilgi duyanlar googledan rahatça bulabilirler.

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 13 Haz 2013, 00:16 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1010
Yaş:
evlerde reaktif sayaç yokki ne cezası?

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2013, 02:41 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=-TiWL2lmDJQ[/youtube]

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=K7MNSkX8R44[/youtube]

Resim

Mersin'de, bir firma tarafından çalışmalarına 2005 yılında başlanan Türkiye'nin ilk "kule tipi yoğunlaştırılmış güneş enerjisi santrali"nin kurulumu tamamlandı.

Greenway firmasından yapılan açıklamaya göre, firmanın kendi öz kaynaklarıyla, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve TÜBİTAK'ın desteğiyle merkez Toroslar ilçesinde kurulan, santral için AR-GE çalışmaları, prototip geliştirme ve nihai tesis kurulumu için 50 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirildi.

AR-GE çalışmalarına 2005 yılında, kurulumuna ise geçen yıl mart ayında başlanan tesis, tamamen Türk mühendislerden oluşan bir ekip tarafından tasarlandı. Güneş enerjisini elektriğe dönüştüren sistem, bin 500 evin enerji ihtiyacına eşdeğer olan 5 megawatt güç kapasitesine sahip.

İspanya, İsrail ve ABD'de benzerleri bulunan santralde, dünyada ilk kez Mersin'de kablosuz iletişim sistemi kullanıldı.

Sistemde, güneşi gün içerisinde uygun açılarla takip eden 510 yansıtıcıyla güneş ışınları yaklaşık 50 metre yükseklikteki kule üzerinde bulunan ve özel olarak tasarlanmış alıcıya yansıtılarak yüksek sıcaklık ve basınçlarda kızgın buhar elde ediliyor. Kızgın buhar, konvansiyonel türbinlerde elektrik enerjisine dönüştürülüyor.

Firmanın kurucu ortağı ve proje yönetim direktörü Serdar Erturan da yoğunlaştırılmış güneş enerjisinden elektrik üretim sistemini oluşturan bileşenleri, tüm global tedarikçilerden daha verimli bir şekilde tasarlayarak pazara sunmayı hedeflediklerini söyledi.

Söz konusu sistemlerin Türkiye'de üreticisinin olmadığı gibi, dünyada da tedarikçisinin sınırlı olduğuna dikkati çeken Erturan, şu bilgilere yer verdi:
"Ülkemizde ilk defa üretilen bu sistem, özel tasarımı ve yüksek verimliliği ile global pazarda da bir ilktir. Bu çalışmamız uluslararası rekabetçiliğe yönelik, yüksek teknolojik ve ekonomik etki yaratabilecek çalışmalara sağladığı İleri Teknoloji Projeleri (İTEP) Programından da desteklenmiştir. Bu AR-GE projesi sayesinde maliyeti daha rekabetçi seviyelere inen, teknolojik dışa bağımlılığı olmayan, yepyeni bir ürün gamı elde edilmiş ve yenilenebilir enerjinin yüksek verimle kullanılabilmesi sağlanmıştır."

Sistemin doğalgaz çevrim santrallerine de rahatlıkla entegre edilebileceğini bildiren Erturan, şöyle devam etti:
"Böylelikle güneş varken güneşten enerji elde edilebilir, güneş yokken de doğalgaz devreye girer. Özellikle doğalgaz çevrim santralleriyle oluşturulacak bu hibrit tasarımlar, daha küçük ve verimli sistemlerin kurulmasına imkan verecektir. Dünyada teknolojinin gelişmesiyle enerji talebi artmakta ve yenilenebilir enerjilerin önemi ortaya çıkmaktadır. Birçok ülke teknolojilerini bu alanda geliştirmektedir ve enerji politikalarında yenilenebilir enerji payı ciddi artışlar göstermektedir. Dünyanın önemli güneş kuşağında yer alan Türkiye, bu konuda teknoloji geliştiren birçok ülkeye göre şanslı konumdadır. Bu ayrıcalığını güneş teknolojilerini geliştirip kurma aşamasında değerlendirmelidir."

Şahsi fikrim fiyat biraz abartılmış belki bu gelecekte halka arz düşünülerek yapılmış bir hamle ama yine de gelecek vaat eden güzel bir başlangıç oldu.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2013, 12:22 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1010
Yaş:
Alıntı:
-İspanya, İsrail ve ABD'de benzerleri bulunan santralde, dünyada ilk kez Mersin'de kablosuz iletişim sistemi kullanıldı.
-nihai tesis kurulumu için 50 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirildi.
-5 megawatt güç kapasitesine sahip.
Şahsi fikrim fiyat biraz abartılmış belki bu gelecekte halka arz düşünülerek yapılmış bir hamle ama yine de gelecek vaat eden güzel bir başlangıç oldu.
Neden kablosuz iletişim???
Sonuçta aynaları hareket ettirmek için bir güç kablosu çekiliyor. Ve kablosuz iletişim kabloluya göre daha güvensizdir. Dışarıdan müdehale ile üstünden geçen bir uçağı gerekirse bir korsan kör edebilir.


Gelelim maliyetler!
5000kw x 0.18 TL(1kw elektrik bedeli) = 918 TL/saatlik
Günlük güneşlenme süresi 8 saat
Günlük üretim bedeli: 918*8= 7344 TL
50Milyon$*2.05/7344/365= 38.2 Yıl
Sıfır işletim maliyeti ile 38yıl sonra kendini amorti edecek bir sistem !!!!

Bir başka hesap
Ev başına ortalama elektrik faturası 70 TL olsun
1500ev x 70TL= 105,000.00 TL ayda gelir
50Milyon$*2.05/105,000.00/12 ay= 81 Yıl

Benim kafam bu alternatif enerji kaynaklarına nedense pek basmıyor
38 veya 81 yıl boyunca sıfır işletme maliyeti olmayacağına göre.
Bu aletlerin de 40 sene dayanmasının imkansız olduğunu düşünürsek
Biz bu aletleri neden yapıyoruz
Desinler ki:Bu bir deneysel çalışmadır, geliştirilen teknoloji ile bazı özel bilimsel çalışmalar ve uzayda yerleşim yerleri için altyapı araştırması yapıyoruz.. o zaman tamam diyeceğim.
Yoksa Sayın BLACKWHITE'ın dediği gibi maliyetler şişirilip bilmediğimiz atraksiyonlar mı yapılıyor?

Hele ki küresel ısınmayı engellemek için atmosfere kükürt dioksit basma teknolojileri üzerine çalışmalar yapılırken neden kükürtsüz yakıt teknolojilerine para veriyoruz, daha pahallı yakıt kullanıyoruz.
Alternatif enerji kaynakları için alternatif düşünmek lazım ;)

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2013, 12:42 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2217
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
-İspanya, İsrail ve ABD'de benzerleri bulunan santralde, dünyada ilk kez Mersin'de kablosuz iletişim sistemi kullanıldı.
-nihai tesis kurulumu için 50 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirildi.
-5 megawatt güç kapasitesine sahip.
Şahsi fikrim fiyat biraz abartılmış belki bu gelecekte halka arz düşünülerek yapılmış bir hamle ama yine de gelecek vaat eden güzel bir başlangıç oldu.
Neden kablosuz iletişim???
Sonuçta aynaları hareket ettirmek için bir güç kablosu çekiliyor. Ve kablosuz iletişim kabloluya göre daha güvensizdir. Dışarıdan müdehale ile üstünden geçen bir uçağı gerekirse bir korsan kör edebilir.
Sadece kablo değil ayrıca aynaların sürekli temiz kalması için demineralize su spreyleme hattı içinde boru ve sinyalizasyon sensörü için enstruman hattı çekiliyor. Kablosuz biraz olaya "Hi tech" katmak için olmuş.
Güneş enerjisi santralleri inanılmaz miktarda su tükettikleri için etraflarındaki bütün yeraltı sularını kuruturlar.

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2013, 12:50 
Çevrimdışı
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Tem 2012, 11:49
Mesajlar: 3293
Yaş:
Pekte çevre dostu değilmiş yani.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2013, 13:01 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1010
Yaş:
Alıntı:
Pekte çevre dostu değilmiş yani.
Hele ki o güneş pilleri!! İçeriğindeki elementlerin eldesi sırasında dünyanın nasıl kirletildiğini bilseniz aklınız şaşar. Biz burada bir nikel madeninde kullanılacak asit için, altındaki siyanür için çözüm üretmekte zorlanıyoruz. Bu nadir toprak elementlerinin üretiminde neler neler kullanılıyor.

..ama hakkını yemeyelim yine de çok romantik geliyor, bi alet koyuyon bedava elektrik üretiyo.. vay bea!!! dedirtiyo mu? dedirtiyo, medya desteği de devlet desteği de alıyorlar mı? alıyorlar.
Ama gerçek hayat malesef romantik değil, materyalist ve dili de matematik.

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2013, 14:32 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2217
Yaş:
Alıntı:
Pekte çevre dostu değilmiş yani.
Çok suçlamamak lazım daha emeklemeye bile başlamamış bir teknolojiden bahsediyoruz. enerji üretirken kömür veya gaz santraline göre çok daha az miktarlarda çevreye zararı var. Ama şuursuzca hiç zararı yok kesinlikle kriletmiyor gibi ibareler çok yanlış.

Öncekle eğer resimdeki gerçekten o santral ise yakın gelecekte etrafında ki tarlarda aşırın ışınma sebebi ile yapraklar sararmaya ve ürünler ölmeye başlar. Şöyle örnek verelim ispanyada seville de butip iki güneş santalı var yanyana biricisi yapıldıktan sonra etrafta hiçbir ürün yetişmeyince (hem yeraltı sularının çekilmesi hemde aşırı ışıma sebebi ile) firma diğer yerleri alıp ikici santali kurdu. Kısacası o kadar masum değiller en basitinden temizlik için steam blowout yapıldında etrafa çok korosif bir tuz atığı çıkıyor. Aynaların temizliği için kullanılan su miktarı kapalı çevrim doğal gaz santrallerinin kullandığı miktardan çok daha fazla.

Sadece güneş değil bu aralar dikkatinizi çekti ise Karabrun yarımdasındaki bir rüzgar santrali köye çok yakın kurulduğu için protestolara sebep oldu. Müthiş bir hava titreşimi uğultu ve frekanslı bir gürültü yaptığından köylüler dayanamaz hale gelmiş.

Amaç kötülemek mi ASLA. Bu teknolojiler daha çok yeni ve yavaş yavaş gelişiyorlar. Belki 10 - 20 sene sonra çok daha başarılı sonuçlar alınacaktır.
Almanya su ülkesi olduğu için güneş panellerini yıkamada kullanılan su hiç bir zaman sorun olmamıştır zaten almanlar konsantre güneş paneli değil yüzey kirliliğine daha az tepki veren fotovoltatik pil sistemi olan panelleri tercih ederler temizleme periyotları daha uzundur.

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2013, 16:29 
Çevrimdışı
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Tem 2012, 11:49
Mesajlar: 3293
Yaş:
Çok zehirli olduğu ve üretimi zahmetli olması bilindiği halde en çevreci denmesi biraz manidar :)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2013, 19:44 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1010
Yaş:
Alıntı:
Çok zehirli olduğu ve üretimi zahmetli olması bilindiği halde en çevreci denmesi biraz manidar :)
Kim biliyor?? üstadım herkesi kendin gibi sanma ;-)
Genelde çevreciler ve medya teknolojik değil romantik yaklaşır

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 01 Eyl 2013, 23:10 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5201
Yaş:
Hidrojen enerjisini çok iyi şekilde anlatan faydalı 2 link.


http://www.bilgesam.org/tr/index.php?op ... 3:hidrojen



http://www.meliksahtekin.com/?pnum=15&p ... 20Enerjisi


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Eyl 2013, 19:35 
Çevrimiçi
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Tem 2012, 20:07
Mesajlar: 601
Yaş:
Nükleer enerjiyle Füzyon karşılaştırıldığı zaman avantajları ve dezavantajları neler nükleerin aktif kullanılması füzyonun kullanılmaması dışında ?

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 13 Eyl 2013, 12:06 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1010
Yaş:
Alıntı:
Nükleer enerjiyle Füzyon karşılaştırıldığı zaman avantajları ve dezavantajları neler nükleerin aktif kullanılması füzyonun kullanılmaması dışında ?
Nükleer enerji olarak kastınız fisyon enerjisi üzerinde uzun yıllardır çalışılmışartıları eksileri bilinen bir sistemdir.
Ama henüz Füzyon(H + H --> He+enerji) sistemi ise henüz çalıştırılamadığından bilinmedik çok şeyi var.

Fisyon: Uranyum235 ve Plütonyum ile çalıştırılabilen ama atıkları saklama bakımından sorun yaratan bir teknolojidir. Bununla birlikte Toryum'un Plütonyum ile karıştırılması ile elde edilen yeni yakıtın çok daha az hatta ihmal edilebilir atık ürettiği söylenmekte. 6-7sene(80'lerin sonunda) böyle bir gruba bilişim desteği verirken olay çok ilgimi çekmişti. Toryum elementinin strateji önemi de buradan geliyor. Yani normalde ihmal edilir bir radyoaktif kaynak iken reaktör içinde yediği darbelerle radyoaktif yakıta, oradan enerjiye dönüşürken atıkları olan radyoaktif elementlerin yarılanma ömrü klasik Nükleer santrallerin atıklarına göre çok kısadır. Bunlardan bazıları birkaç gün içinde kararlı yapılara ulaştığından temiz nükleer yakıt bile diyenler çıkabiliyor. Kaza bela olmaz ise ben de buna katılıyorum ama bir araba krikosu bile kaza yapabiliyorsa bu makinalar neden yapmasın. Ve o en temiz nükleer enerji teknolojisi olan hibrit (plütonyum+toryum) reaktörleri operasyonu bitirmeden, yani yakıtı tüketmeden kaza yaparsa Çernobili de Fukişimayı da mumla ararsınız.

Füzyonda teknolojik sorunlar henüz aşılamadı. Ama ben o konuyu araştırdığımda, yaşanan sorunu saat mekanizmalarının geliştirilmesindeki soruna benzetiyorum. Saat mekanizmaları geliştirirken sürekli daha büyüğü daha stabil olur idye çalışma yapmışlardı, ama sorun ne kadar ufak olursa o kadar stabil olduğunu fark etmeleri ile çözülmüştü... Bu da o konu üzerine çalışan bir ustanın 40-50 yılına mal olmuştu.
Yani Füzyon santrallerinin büyük enerji üretmesi yerine bir gün bir bakacaksınız bilgisayarlarınızın enerjisini sağlayan piller, veya arabanızı yürüten bir santral boyutlarında olduğunu göreceğiz. Bu benimki sadece tecrübeye dayalı teknolojik bir his. Haklımıyım değilmiyim görebilecekmiyim bilemem. Ama uç teknolojik araştırmalarda anormal basınç sağlayan malzemeler konusunda deli çalışmalar var.
Buradan tarihe bir not düşelim: O takomakları, füzyon santrallarını avuç içine sığacak noktaya getirene kadar bu sorun çözülemeyecek gibi Megawatlar değil kilowat veya watlar seviyesinde, belki de miliwatlar seviyesinde çok güzel sonuç verecektir.
Bu kadar ufağı ne işe yarar diye soracak olan olursa; Dünya deli gibi de pil teknolojisi üzerine çalışıyor. Telefonunuzdaki piiler 1 yıl içinde pert olurken, 30-40 sene önce uzaya yollanan sondaların pilleri halen çalışıyor. Ama o dayanıklı piller malesef piyasaya sürülmüyor, çünkü çok değerliler ve üstünlük sağlıyorlar.

Şimdilik fosil denilen ama bana göre yenilenen kaynak petrolü kullanmaya devam :-)
isterseniz gogıl amcaya bir sorun: abiotic oil ile ilgili bilgiler yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 13 Eyl 2013, 21:22 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5201
Yaş:
Alıntı:
Nükleer enerjiyle Füzyon karşılaştırıldığı zaman avantajları ve dezavantajları neler nükleerin aktif kullanılması füzyonun kullanılmaması dışında ?

Fisyon yani kaynaşmanın en sıkıntılı tarafı üretilen on milyonlarca derece enerjinin malesef kontrol edilebilir olmaması . Ama eğer istenen kontrol sağlanırsa muazzam miktarda enerji gayet ucuza üretilecek. Radyoaktif atık nispeten az olacak..


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Eyl 2013, 11:28 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 23 Tem 2012, 01:59
Mesajlar: 1160
Yaş:
Boğazlardaki akıntıyı enerjiye çevirecek projelerde sonunca başlatıldı.

Bence bu yolla hiç tahmin edilemeyecek seviyede enerji üretilecek.

Resim

Yeminli Mali Müşavir Abdullah Erkan, Endüstri Mühendisi oğlu Evrim Barış Erkan'ın düşünü birlikte gerçekleştirmek için çıktıkları yolda, ilk sonucu aldılar. Bigalı baba oğul, Çanakkale Boğazı'nın deniz trafiğine engel olmayacak Kepez ile İntepe arasında, 30 yıllığına devletten SAES(Sualtı Elektrik Santralı) kurmak amacıyla kiraladıkları bölgede, boğaz akıntısından ilk elektriği ürettiler.

2012 yılının Mart ayında gerekli izinleri alan Bigalı baba oğula ait Mavi İda Enerji Madencilik Sanayi Ticaret Limited Şirketi, tümüyle yerli üretimle yaptıkları test tribünlerinden üçüncüsü ile sonuca ulaştılar. Uzun uğraşlar sonucu geldikleri noktadan mutlu olduklarını belirten Abdullah Erkan, projeye başlarken Bigazete'yi ziyaret etmiş ve test üretimine başlayacaklarını söylemişti. Geçtiğimiz hafta ilk elektriği ürettilklerini açıklayan, ulusal medyada da gündem olan gelişmeyi göüştüğümüz Abdulah Erkan şunları söyledi:

"İlk elektriği ürettik. Önümüzde 500 kilowat kapasiteli bir ön üretim, ardından 5 MW'lik elektrik SAES projemiz gelecek. TUBİTAK'ın bilimsel desteği ile, tümüyle yerli üretim olan kendi bilgi ve teknlojimizle Çanakkale Boğazının sualtı akıntısını enerjiye dönüştürüyoruz. Bigalı olarak bu sevincimi paylaşmak istedim."

Projenin sahibi ve yürütücüsü Evrim Barış Erkan ise boğazdaki akıntının sürekliliğini ve değişkenliğini izlediklerini belirterek şu bilgileri verdi:

"Çanakkale Boğazı sualtı akıntısından elektrik üretme projesi adı altında platform optimizasyonu, türbin Ar-Ge'si yapıyoruz. Türkiye'de ilk olan bir proje bu. 'Mavi İda-1 ismini verdiğimiz platformda, çeşitli ebatlarda, varyasyonlarda kendi dizayn ettiğimiz değişik modelleri denedik.. Akıntının döndürdüğü kanatlar, mil vasıtasıyla devir artırıcı sistemden geçerek alternatöre geliyor. Bu şekilde elektrik üretiyor. Aynı zamanda burada akıntı ölçümü yapıyoruz. Şu ana kadar 3 değişik türbin modeli denedik. Son modelde istenilen başarıya ulaştık. Çalışmalarımız sürüyor."

Resim


Siemens İstanbul boğazında elektrik üretmeyi hedefliyor

Sadece İstanbul Boğazı’nın Karadeniz çıkışında bile 5 bin megavatlık yatırım yapmak mümkün. Bu potansiyel dünyada çok az sayıda bölgede bulunuyor.

İstanbul, sadece ekonomi, nüfus ve turizm gelirleriyle Türkiye’nin lider şehri olarak değil, enerji üretimiyle de lider olabilecek bir potansiyeli barındırıyor. Siemens Türkiye CEO’su Hüseyin Gelis’in gündeme getirdiği “boğazların dip akıntılarından elektrik üretme” projesi, şehrin, dünyanın güçlü ve etkin şehirleri listesindeki konumunun daha da güçlendirilebileceğini de ortaya koyuyor.

İstanbul Boğazı’nın altından geçerek Karadeniz’e bağlanan dip akıntısı, üretilen enerji miktarında bir nükleer santrale yakın verim sunabiliyor. Bu bölge, dünyanın en büyük denizaltı dip akıntılarından birini barındırıyor. Sadece İstanbul Boğazı’nın Karadeniz çıkışında denizaltına yerleştirilecek türbinler üzerinden toplamda 5 bin MW’lık kapasiteyi değerlendirmek mümkün. Bu da, bir nükleer santral ya da iki Atatürk Barajı kadar elektrik üretilebileceğini gösteriyor. Elde edilecek enerji, Türkiye’nin şu anki elektrik ihtiyacının yüzde 12’sinin karşılanabileceği anlamına da geliyor.

Siemens, dip akıntılarından ya da gelgitler sırasında oluşan dalgalardan enerji üretimini dünyanın farklı bölgelerinde gerçekleştiriyor. Siemens iştiraklerinden Marine Current Turbines (MCT) tarafından sürdürülen bu çalışmaların en dikkat çeken örneklerinden birini İngiltere’de Thames nehrinde gerçekleştirilen proje oluşturuyor. MCT tarafından üretilen tek deniz dalgalarından enerji üreten jeneratör ünvanına sahip SeaGen 1,2 MW gücüyle yılda 6 bin MWh enerji üretebilme kapasitesine sahip.

Geleceğin en önemli sektörlerinden biri olarak görülen bu sektör, teknolojideki gelişmeler sayesinde üretim kapasitesini de artırıyor. 90’ların başında KW seviyesinde üretim kapasitelerinden bahsedilirken, bugün Thames nehri üzerindeki projede 1,2 MW kapasiteye ulaşılmış durumda. Yapılan analizler, 2025’te sadece bu yöntemle 200 GW’lık bir pazara ulaşılabileceğini gösteriyor.

Siemens’in “2023’te İstanbul” projeksiyonunda günümüze göre pek çok yenilik bulunuyor. “Sürdürülebilir Şehirler” konsepti altında hazırlanan bu projeksiyonda tüm taksilerin ve vapurların elektrikle çalışacağı bir İstanbul çiziliyor.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Eyl 2013, 11:46 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1010
Yaş:
Dünyanın en kırılgan ekosistemine sahip karadenizle alakalı böyle bir proje insanın hoşuna gitse de detaylı bir ÇED yapıldığını umarım.
Türbin kanat hızları ve tasarımında bunlara dikkat edilmez ise ve bu tesislerin sayısı artar ise hamsiyi wikipedia da falan görürüz.
Şimdi yine menfi menfi konuşuyor bu adam diyenler çıkacaktır ama: nükleer bilimlerin ortaya ilk çıktığı sıralarda radyoaktif bileşikleri iktidarsızlık, hatta soğukalgınlığı, ve hatta diş macunu yapımında bile kullanmışlar. Hatta bu sözde ilaç ve aparatlar şu anda bile tehlikeli radyoaktif atık kapsamında uyarı verebiliyor.
Bugün hoşumuza giden şey dikkatle değerlendirmez isek yarın felaketimize neden olabilir.
Sevdiğim bir Amerikan atasözünü hatırlatayım: Cehenneme giden yol iyiniyet taşları ile örülüdür.

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 100 mesaj ]  Sayfaya git 1 2 Sonraki

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye