TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 19 Oca 2018, 12:39

Tüm zamanlar UTC+03:00


Üye alımı belirsiz bir tarihe kadar kapatılmıştır,mail yolu ile ve ya sosyal hesaplar üzerinden taleplerde bulunmayınız.
Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 162 mesaj ]  Sayfaya git 1 2 3 4 Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 10 Tem 2012, 23:50 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:35
Mesajlar: 1603
Yaş:
Yeniden merhaba ,
konuyla ilgili füze olmadığı kesinleşir ise ,
rotası devamlı takip edilen uçağımızın gelen bilgiler doğrultusunda elektro optik olarak menzile girdiği andan itibaren takibe başlandığı ve bir nevi pusuya düşürüldüğü de ortaya çıkar ,
açılan ateşte uçağımız yara almış ve daha sonra düşmüştür , yada pilotların ateş açılmasını müteakip yaptığı manevralar sonucunda yada tesadüfen teknik bir arıza meydana geldi ve uçağımız düştü ,

her durumda da suriye tarafından uçağımıza düşmanca davranıldığı değiştirilemez bir gerçektir .

Saygılar.

_________________
THE SHOW MUST GO ON


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 00:54 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 00:47
Mesajlar: 2777
Yaş:
Alıntı:
Gelişmeler, uçağımızın Suriye tarafından düşürülmemiş olabileceğini gösteriyor. Pilotlarımızın, Suriye tarafından açılan ateşten kaçınma manevraları yaparken, kendiliğinden düşmüş olabileceği de olasılıklar dahilinde...
Uçak kaç feet de uçuyordu?Haritalarda yazıyordu fakat bulamadım.Ama şu da var uçakta 2 pilot var.İkisininde de göstergeler var?Bu kadar karşı tez yazmış olmama rağmen şimdi ben de manevra sırasında düştü fikrine kapıldım.


En son Search and Rescue tarafından 11 Tem 2012, 00:59 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 01:34 
Çevrimiçi
Üye

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:53
Mesajlar: 76
Yaş:
Nasıl düşürülürse düşürülsün burası muz cumhuriyeti değil sağolsun yöneticilerimiz hergün demeç veriyorlar biz Ortadoğunun süper gücüyüz diye , oysaki bizi Ortadoğu'nun şamar oğlanı yaptılar haberleri yok . Saçma sapan konuşmalar bir tek bunlarda var , neymiş efendim bıçak kemiğe dayanmış , istesek kandile izin almadan girermişiz ,angajman değişikliği yapılmışmış , Suriye için kötü olacakmış , sadece laf laf laf . Milleti salak yerine koydular ,Sen ekonomim çökmesin diye her ülkeye eyvallah deyip herşeyi alttan alırsan bir zamanlar Osmanlının dünyayı yönettiği gibi yönetemezsin , her yolda gezeni süper güç yapmıyorlar onun için kan akıtıp kan dökmen gerek .Ya amerikan uçağı düşseydi bir daha Suriye diye bir devlet olur muydu ?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 02:15 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:46
Mesajlar: 25
Yaş:
bu konuda baştan beri hata üstüne hata yapıldı şimdi ilk açıklamaların tersi işler yapılmaya başlandı,öncelikle şehitlerimize allahtan rahmet dilerim şu konuda kahroldum,deniz kuvvetlerimizin 2.dünya savaşından kalma çeşme adlı gemimiz olaydan kaç gün sonra 8 yer tespit edebilmiş ve amerikan gemisi teknoloji yardımıyla 2. noktada buluyor..maalesef biz öyle büyüğüz şöyle büyüğüz demekle olmuyor...bu sene sessiz sedasız yeni gemilerin yapımına başlandı da allah göstermesin başka bir olayda başkasının gemisin beklemiyeceğiz...

_________________
THE SECOND WORLD WAR.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 03:14 
Çevrimdışı
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:30
Mesajlar: 928
Yaş:
Düşen uçaklarla ilgili kafamda bir sürü soru işareti var.Mesela plotlar.Türkiyenin belkide en iyi plotları oldukları söyleniyor.Ancak fırlatma koltuğunu çalıştıramıyorlar.Plotlarımızın kamuoyuna paylaşılan otopsi raporlarına göre vücut bütünlükleri korunmuş.Ancak plotlarımızın postalları ve kaskları bulunuyor.Bunlar kafalarından ve ayaklarından nasıl çıkmış olabilir?

Düşen uçaklar uzaktan kumandalı uçak olabilir mi?ABDnin açıklamaları var.Biz bu uçakları hedef uçak olarak kullanıyoruz diye.Bu olay Türkiyenin 11 Eylülü olabilir mi?

_________________
ResimResimResim

SAVAŞ BARIŞTIR
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR
BİLGİSİZLİK KUVVETTİR


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 03:18 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7343
Yaş:
Alıntı:
Düşen uçaklarla ilgili kafamda bir sürü soru işareti var.Mesela plotlar.Türkiyenin belkide en iyi plotları oldukları söyleniyor.Ancak fırlatma koltuğunu çalıştıramıyorlar.Plotlarımızın kamuoyuna paylaşılan otopsi raporlarına göre vücut bütünlükleri korunmuş.Ancak plotlarımızın postalları ve kaskları bulunuyor.Bunlar kafalarından ve ayaklarından nasıl çıkmış olabilir?
Suya öyle bir çarparsın ki, çırılçıplak kalırsın. Pilotlar ise HHO'dan görece yeni mezun pilotlar değiller miydi? En iyi pilot sıralamasını kim yapıyor, bizim nadide basınımız mı?

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 03:27 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7343
Yaş:
Über bir pilot anlamına mı geliyor bu? Sınıra gidip fotoğraf çekmek görev ise, fazlasını değil, işini yapan bir pilot yeterli değil mi?

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 03:52 
Çevrimdışı
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:30
Mesajlar: 928
Yaş:
Alıntı:
Über bir pilot anlamına mı geliyor bu? Sınıra gidip fotoğraf çekmek görev ise, fazlasını değil, işini yapan bir pilot yeterli değil mi?
Uçaklar silahsız ve korumasız.Bu yüzden uçağı en iyi kullnacak plot olması gerekiyor.Kaçma manevrası yapabilmek için...Suya çarpınca çırılçıplak kalırın diyosun.Ama postalla beraber bacağında olması gerkmez miydi?Vücudun parçalnmış olması gerekir.Hiç ayağından bağcıkları çözmeden postal çıkarmayı denedin mi?

_________________
ResimResimResim

SAVAŞ BARIŞTIR
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR
BİLGİSİZLİK KUVVETTİR


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 13:10 
Çevrimdışı
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:30
Mesajlar: 928
Yaş:
Alıntı:
Banu hanim, bu hesap sahte degilse; dusen ucagimiz ve sehitlerimizle ilgili birkac bilgi verecegim. Hatay sahil guvenlikte calisan bir personelim, Kamuoyuyla paylasmaniz dilegiyle. Kasklar ve botlar once bulundu. Fakat resmen inceleme yapilmamasi icin temizlenmis bi sekilde bulundu. Kasklardan birinde yanma izi vardi o da tiner vb bir maddeyle temizlenerek geldi. Ayri bir bacak bulundu ve naaslar gonderilirken bulunan kopuk bacak konmadi. Nautilus'daki lakayt Amerikalilar naaslara kopek muamelesi yaptilar, ceset torbalarina konurken naaslardan birinin boynu kirildi. Sas komandolarimiza aldirmadilar naaslari. ... Simdiye kadar cok kez ceset aldim.1 haftalik cesetler dagilir gider normalde. Naaslar 1200 metrede bozulmadan cikmisti. Birkac darbe disinda. Umarim anlamissinizdir demek istedigimi. Naaslar ucak dustukten hemen sonra bulundugu ve daha sonra denize agirliklarla beraber atildigi bilgisi suriyeli balikcilar tarafindan tarafimiza rapor edilmesine ragmen bununla ilgili bir rapor gondertilmedi. Saygilarimi sunarim.
Banu Avar'ın Facebook daki hesabından alıntıdır.Ciddi iddalar bunlar.Araştırılması gerek...

_________________
ResimResimResim

SAVAŞ BARIŞTIR
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR
BİLGİSİZLİK KUVVETTİR


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 13:24 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:45
Mesajlar: 813
Yaş:
Alıntı:
Nasıl düşürülürse düşürülsün burası muz cumhuriyeti değil sağolsun yöneticilerimiz hergün demeç veriyorlar biz Ortadoğunun süper gücüyüz diye , oysaki bizi Ortadoğu'nun şamar oğlanı yaptılar haberleri yok . Saçma sapan konuşmalar bir tek bunlarda var , neymiş efendim bıçak kemiğe dayanmış , istesek kandile izin almadan girermişiz ,angajman değişikliği yapılmışmış , Suriye için kötü olacakmış , sadece laf laf laf . Milleti salak yerine koydular ,Sen ekonomim çökmesin diye her ülkeye eyvallah deyip herşeyi alttan alırsan bir zamanlar Osmanlının dünyayı yönettiği gibi yönetemezsin , her yolda gezeni süper güç yapmıyorlar onun için kan akıtıp kan dökmen gerek .Ya amerikan uçağı düşseydi bir daha Suriye diye bir devlet olur muydu ?
Suriye diye bir devlet olurmuydu derken Suriye'ye girmeliyiz mi demek istiyorsunuz anlamadım. :?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 13:37 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:00
Mesajlar: 1506
Yaş:
Gördüm ettim mihvalindeki şeyler için pek söyleyebileceğimiz bir şey yok. Fakat ; ''Naaslar ucak dustukten hemen sonra bulundugu ve daha sonra denize agirliklarla beraber atildigi bilgisi suriyeli balikcilar tarafindan tarafimiza rapor edilmesine ragmen bununla ilgili bir rapor gondertilmedi.'' kısmına geldiğimizde iş değişiyor.

Hangi Suriyeli balıkçı imiş o bizim SG ye rapor veren. Ne zamandan beridir, Suriyeli balıkçılar SG ye rapor verme görevine atanmışlar ve nasıl veriyorlarmış bu raporları.

O işleri yapacak adam balıkçı falan mı sokar o bölgeye. Artık kim yaptı ise? Bu ne zırva metinmiş böyle, kaynağın SG de çalışmadığı belli. Ama nerede çalışıyor? İşte sorulması gereken soru bu.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 16:43 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 13:27
Mesajlar: 398
Yaş:
Herhangi bir başka kuvvet karışmadığı taktirde yapılacak ufak ya da kapsamlı bir operasyonda hareket tarzımız nasıl olur?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 17:16 
Çevrimiçi
Üye

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:53
Mesajlar: 76
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Nasıl düşürülürse düşürülsün burası muz cumhuriyeti değil sağolsun yöneticilerimiz hergün demeç veriyorlar biz Ortadoğunun süper gücüyüz diye , oysaki bizi Ortadoğu'nun şamar oğlanı yaptılar haberleri yok . Saçma sapan konuşmalar bir tek bunlarda var , neymiş efendim bıçak kemiğe dayanmış , istesek kandile izin almadan girermişiz ,angajman değişikliği yapılmışmış , Suriye için kötü olacakmış , sadece laf laf laf . Milleti salak yerine koydular ,Sen ekonomim çökmesin diye her ülkeye eyvallah deyip herşeyi alttan alırsan bir zamanlar Osmanlının dünyayı yönettiği gibi yönetemezsin , her yolda gezeni süper güç yapmıyorlar onun için kan akıtıp kan dökmen gerek .Ya amerikan uçağı düşseydi bir daha Suriye diye bir devlet olur muydu ?
Suriye diye bir devlet olurmuydu derken Suriye'ye girmeliyiz mi demek istiyorsunuz anlamadım. :?
Ben diyorum ki birileri bedel ödemeli , ya bizim yöneticiler yada Suriye , bu işin arkasında kim varsa o.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 17:36 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:45
Mesajlar: 813
Yaş:
Türk hükümetinin açıklamalarının arkasında duramamasınından dolayı bir bedel ödemesi gerekiyor burada mutabıkız ancak ya Suriyeliler düşürmemişse yani Suriye adı altında başka istihbarat örgütlerinin bu işin içinde parmağı var ise o zaman ne olacak? Hemen söyleyeyim çok afedersiniz ancak buna iti ite kırdırmak derler her ne olacak ise çok dikkatli olmamız gerektiği aşikar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 18:12 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 00:47
Mesajlar: 2777
Yaş:
Alıntı:
Türk hükümetinin açıklamalarının arkasında duramamasınından dolayı bir bedel ödemesi gerekiyor burada mutabıkız ancak ya Suriyeliler düşürmemişse yani Suriye adı altında başka istihbarat örgütlerinin bu işin içinde parmağı var ise o zaman ne olacak? Hemen söyleyeyim çok afedersiniz ancak buna iti ite kırdırmak derler her ne olacak ise çok dikkatli olmamız gerektiği aşikar.
Adam ben vurdum diyor ali veli değil.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 20:00 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 11 Tem 2012, 19:53
Mesajlar: 1883
Yaş:
Komutanın sol elinin hemen altında iki tane mermi veya şarapnel paraçalarına benzeyen iz var.

Resim

_________________
Resim
Tango-1 Never Dies


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 20:17 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1009
Yaş:
Bahsedilen mesafeyi bilinen hiçbir uçaksavarın menzili tutturamaz. Ama oradaki bir bataryanın biz vurduk demesi aklıma Irak'ta bir köylünün mavzer ile helikopteri vurdum demesine benziyor(daha sonra amerikalılar gelince inkar etmişti)
Bu akşam haberlerinde ise bulunan parçalarda hiçbir patlayıcı izine rastlanmadı diyorsa akla en yakın ihtimal: Elektronik harp ihtimalidir.
Düşmeden önce merkeze en ufak mesaj geçemeyen, uçaksavar menzili dışında ve patlayıcı izi taşımayan enkazdan ben başka bir yorum çıkaramıyorum.

Gerekirse bu tip savaş araçlarının bilgisayarları uzaktan da kilitlenip çalışmaz hale getirilebilir.
İşte bu yüzden kendi modernizasyonlarımızı kendimiz yapmalıyız. Ama elin adamından aldığımız entegrelerle yapacağınız modernizasyon da yetmez. Kendi temel komponentlerimizi geliştiremediğimiz taktirde bizimle istedikleri gibi oynarlar, biz de buradan atar tutarız

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 20:20 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 11 Tem 2012, 19:53
Mesajlar: 1883
Yaş:
Alıntı:
Bu akşam haberlerinde ise bulunan parçalarda hiçbir patlayıcı izine rastlanmadı diyorsa akla en yakın ihtimal: Elektronik harp ihtimalidir.
Resimdeki delikler ne olabilir? Ve ben zannetmiyorum elektronik harp olduğunu. Öyle olsa fırlatma koltukları kilitlenmezdi ki. Pilotlar atlar kurtulurlardı.

_________________
Resim
Tango-1 Never Dies


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 20:54 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 00:47
Mesajlar: 2777
Yaş:
Uçağın irtifası zaten çok az 300-400 feet arası.Vurulduktan sonra atlamayı değilde 2 saniye ya da daha fazla uçağı kurtarmayı düşünsen zaten suya düşersin o irtifada.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 20:58 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 11 Tem 2012, 19:53
Mesajlar: 1883
Yaş:
Alıntı:
Uçağın irtifası zaten çok az 300-400 feet arası.Vurulduktan sonra atlamayı değilde 2 saniye ya da daha fazla uçağı kurtarmayı düşünsen zaten suya düşersin o irtifada.
O irtifada nasıl kilidi kıramamış acaba? Pantsir S1 vurdu deniyordu. Pantsir'in radarı istediği yöne dönebiliyor bildiğim kadarıyla belki o yüzden kaçamamıştır. Ama pilotların füze ikazı aldığına dair bilgi yok. Gözle görmüş olma ihtimalleri var.

_________________
Resim
Tango-1 Never Dies


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 21:03 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 00:47
Mesajlar: 2777
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Uçağın irtifası zaten çok az 300-400 feet arası.Vurulduktan sonra atlamayı değilde 2 saniye ya da daha fazla uçağı kurtarmayı düşünsen zaten suya düşersin o irtifada.
O irtifada nasıl kilidi kıramamış acaba? Pantsir S1 vurdu deniyordu. Pantsir'in radarı istediği yöne dönebiliyor bildiğim kadarıyla belki o yüzden kaçamamıştır. Ama pilotların füze ikazı aldığına dair bilgi yok. Gözle görmüş olma ihtimalleri var.
10 kilometre :shock: + ufuk çizgisinnin bulanıklığı + uçağın rengi?Gözle görülmüş olamaz ki.Uçaksavarda vuramaz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 21:05 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 11 Tem 2012, 19:53
Mesajlar: 1883
Yaş:
Alıntı:
10 kilometre :shock: + ufuk çizgisinnin bulanıklığı + uçağın rengi?Gözle görülmüş olamaz ki.Uçaksavarda vuramaz.
Füzeden bahsediyorum. RWR kapalı olabilir. Savaş durumu olmadığından açmamış olabilirler. Gözle teşhis etmiş ve geç kalmış olabilirler.

_________________
Resim
Tango-1 Never Dies


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 21:11 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:29
Mesajlar: 222
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Uçağın irtifası zaten çok az 300-400 feet arası.Vurulduktan sonra atlamayı değilde 2 saniye ya da daha fazla uçağı kurtarmayı düşünsen zaten suya düşersin o irtifada.
O irtifada nasıl kilidi kıramamış acaba? Pantsir S1 vurdu deniyordu. Pantsir'in radarı istediği yöne dönebiliyor bildiğim kadarıyla belki o yüzden kaçamamıştır. Ama pilotların füze ikazı aldığına dair bilgi yok. Gözle görmüş olma ihtimalleri var.
Ucagin ne ile vuruldugu aslinda bir muamma...Suriye ucaksavar topcusuyla vuruldu diyor, Turkiye ise fuzeyle vuruldu diyor.Devletimiz yeterli aciklamayi da yapmiyor.Unutulup gitmez insallah.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 21:14 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:45
Mesajlar: 813
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Uçağın irtifası zaten çok az 300-400 feet arası.Vurulduktan sonra atlamayı değilde 2 saniye ya da daha fazla uçağı kurtarmayı düşünsen zaten suya düşersin o irtifada.
O irtifada nasıl kilidi kıramamış acaba? Pantsir S1 vurdu deniyordu. Pantsir'in radarı istediği yöne dönebiliyor bildiğim kadarıyla belki o yüzden kaçamamıştır. Ama pilotların füze ikazı aldığına dair bilgi yok. Gözle görmüş olma ihtimalleri var.
Ucagin ne ile vuruldugu aslinda bir muamma...Suriye ucaksavar topcusuyla vuruldu diyor, Turkiye ise fuzeyle vuruldu diyor.Devletimiz yeterli aciklamayi da yapmiyor.Unutulup gitmez insallah.
Türkiye artık füzeyle vuruldu da demiyor...



Açıklamada, "İddia edilen" ifadesi dikkat çekti

Genelkurmay Başkanlığı, Suriye tarafından düşürülen Türk uçağıyla ilgili olarak, ''Enkaz üzerinde inceleme sürüyor. Uçak enkazı üzerinde petrol türevi herhangi bir yangın başlatıcı maddeye rastlanmadı'' açıklaması yaptı.

Genelkurmay Başkanlığı, uluslararası hava sahasında Suriye tarafından düşürülen uçağın enkazının arama kurtarma faaliyetleri hakkında bir açıklama yaptı.

Yapılan açıklamada, "Su yüzeyinden toplanan malzemeler, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığınca incelenmiş ve tanzim edilen rapora göre; malzemeler üzerinde petrol türevi herhangi bir yangın başlatıcı ve hızlandırıcı madde profiline, organik ve inorganik patlayıcı madde artığına ve herhangi bir mühimmata ait olduğu değerlendirilen bir bulguya rastlanmamıştır" ifadelerine yer verildi.

PATLAYICI MADDE ARTIĞINA RASTLANMADI

Genelkurmay Başkanlığı'nın yaptığı yazılı açıklama şöyle:

"22 Haziran 2012 tarihinde Doğu Akdeniz’de uluslararası hava sahasında, görev uçuşu yaparken, radar ve telsiz teması kesilen ve müteakiben Suriye resmi makamlarınca kendileri tarafından düşürüldüğü iddia edilen Hv.K.K.lığımıza ait RF-4 uçağımız ile ilgili bilgiler bugüne kadar doğru ve tam bir şeffaflık içinde kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bundan sonra da aynı şekilde paylaşılmaya devam edilecektir. Konuyla ilgili son gelişmeler aşağıda sunulmuştur. Arama ve kurtarma faaliyeti sırasında su yüzeyinden toplanan malzemeler, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığınca incelenmiş ve tanzim edilen rapora göre; malzemeler üzerinde petrol türevi herhangi bir yangın başlatıcı ve hızlandırıcı madde profiline, organik ve inorganik patlayıcı madde artığına ve herhangi bir mühimmata ait olduğu değerlendirilen bir bulguya rastlanmamıştır. Ayrıca, Hv.K.K.lığı tarafından, elde mevcut parçalar ile halen deniz dibinde bulunan parçaların kamera görüntüleri üzerindeki teknik inceleme devam etmektedir. Diğer taraftan, uçağımızın enkazının aranması ve kurtarılması faaliyetlerine Dz.K.K.lığı ve Sahil Güvenlik K.lığına ait 4 adet askeri gemi ile devam edilmektedir. Bu kapsamda, belirlenen ilave alanlarda, TCG ÇEŞME hidrografi gemisi tarafından dip taraması faaliyeti icra edilmektedir. NAUTILUS araştırma gemisinin, kamera sistemindeki arıza nedeniyle bölgeden ayrılması üzerine, deniz dibinde tespit edilen ve halen çıkarılamayan parçaların denizden çıkarılması için yeni imkânların araştırılmasına başlanmıştır."

EMEKLİ TUĞGERENAL ER: "UÇAK DÜŞÜRÜLMEMİŞ, DÜŞMÜŞ..."

Genelkurmay Başkanlığı'nın, iki pilotumuzun şehit olduğu uçak olayıyla ilgili son açıklaması kafaları iyice karıştırdı.

Daha önce uçağın "füze ile düşürülmediğini", Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Baki Kavun'un ağzından açıklayan Genelkurmay, bugünkü açıklamasında bir adım daha ileri gitti ve şu ifadeyi kullandı; "Su yüzeyinden toplanan malzemeler üzerinde petrol türevi herhangi bir yangın başlatıcı ve hızlandırıcı madde profiline, organik ve inorganik patlayıcı madde artığına ve herhangi bir mühimmata ait olduğu değerlendirilen bir bulguya rastlanmamıştır..."

Genelkurmay'ın bu teknik açıklamasını, NATO’da görev almış emekli Tuğgeneral Ali Er değerlendirdi. Er, Genelkurmay'ın bu açıklamasının "uçak düşürülmedi, kaza sonucu düştü" olarak algılanabileceğini bildirdi.

Er, hiçbir yanıcı madde, mühimmat izi olmamasının, uçağın "kaza sonucu düştüğü" anlamına gelebileceğine dikkat çekti. Er, "Eğer kaza ile düştüyse de üç seçenek var; ya bir arıza olmuştur, ya pilotaj hatasıdır, ya da o bölgede tanımlanamamış bir cisimle çarpışıp düşmüştür" dedi.

Emekli Tuğgeneral Er'e, "tanımlanamamış cismin ne olabileceğini" ise, "O bölgede dolaşmakta olan, herhangi bir ülkeye ait, herhangi bir gemiden atılmış bir insansız istihbarat aracı olabilir. Ancak bu durumda bile, böyle bir istihbarat aracı güdümlü olmadığından, uçağı hedef alamayacağından, çarpışmışsa bile, bu bir kazadır" diye açıkladı. Suriye'nin olaydan sonra yaptığı resmi açıklama ile "Uçağı düşürdüğünü" açıklamasını da değerlendiren Er, şunları söyledi:

"ARTIK SURİYE, TÜRKİYE'Yİ ÇEKİNİLECEK KOMŞU OLARAK GÖRMÜYOR"

"Uçağımız füze ile düşürülmemişse ne oldu da uçağımızı ve kahraman iki savaş pilotumuzu kaybettik?

Yoksa teknik veya başka bir nedenle düşen uçağımızı Suriye, kendi iç politik hedefleri doğrultusunda kullanmak mı istemiştir? Suriye karasularına düşen uçağımızı Suriye ben vurdum diye mi üstlendi? Hükümet de Suriye’nin tuzağına mı düştü? Bu senaryo başka bir felaketin habercisidir. Özellikle Türkiye ile ilişkilerin gergin olduğu bir dönemde, Türkiye için “meşru müdafaa” veya “savaş sebebi-casus belli” olabilecek bir uçak düşürme eyleminin Suriye tarafından üstlenilmesinin tek bir mantıklı açıklaması olabilir; artık Suriye Türkiye’yi ne bölgesel bir güç ne de çekinilecek bir komşu olarak dikkate alıyor. Başka bir ifade ile Türkiye’nin ve TSK’nin caydırıcılığının dibe vurduğunun resmidir.

İkinci Dünya savaşı sırasında Nazi Ordularını dahi caydıran genç Türkiye Cumhuriyeti’nin, bugün bölgesinde caydırıcılığını kaybetmesi Cumhuriyet tarihinde dış politikada karşılaştığı en kötü durumdur"

Uçağın Suriye tarafından düşürüldüğüne ilişkin ilk ifadenin de, olay günü akşamı Başbakanlık Resmi Konutu'nda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan toplantının ardından yayınlanan yazılı açıklamada yer aldığına dikkat çeken Er, "Diğer felaket ise somut veriler olmadan uçağın düşürüldüğüne ilişkin açıklama yapılmış olmasıdır. Bu, devlet çarkı içinde işlemeyen bir nokta olduğunu gösterir" dedi.

GENELKURMAY'IN AÇIKLAMASINDAKİ KRİTİK İFADE


Nitekim Genelkurmay'ın açıklamasında dikkat çeken bir başka kritik cümle daha var. Açıklamada aynen şöyle deniyor;

"22 Haziran 2012 tarihinde, Doğu Akdeniz’de, uluslararası hava sahasında, görev uçuşu yaparken, radar ve telsiz teması kesilen ve müteakiben Suriye resmi makamlarınca kendileri tarafından düşürüldüğü iddia edilen Hv.K.K.lığımıza ait RF-4 uçağımız ile ilgili bilgiler bugüne kadar doğru ve tam bir şeffaflık içinde kamuoyu ile paylaşılmıştır"

Bu cümledeki kritik bölüm ise şu; " Suriye resmi makamlarınca kendileri tarafından düşürüldüğü iddia edilen"...

Yani; Genelkurmay uçak konusunda yaptığı açıklamada "Suriye'nin düşürdüğü" ya da "Suriye tarafından düşürülen" gibi kesin bir ifade yerine, "Suriye tarafından düşürüldüğü iddia edilen" ifadesini kullanmayı tercih etti.

"SURİYE NEDEN AÇIKLAMA YAPTI?"

Suriye'nin neden "uçağı düşürdüm" açıklaması yaptığı konusunda ise, Er şu yorumu yaptı: "Belki gerçekten uçaksavarlar tarafından uçağımıza yönelik saldırı gerçekleşti. Ve uçak pilotları reflesk olarak, kaçınmak için manevra yaptılar. Bu da uçağın kontrolünü kaybedip, düşmesine yol açtı. Biz vertigo değir. Bazen böyle durumlarda duygu kaybı olur. Pilot levyeyi yukarı çekerken, denize doğru dönüverir. Yani, Suriye karavana atmış, uçağımız da kaçınmak için de manevra yaparken, düşmüş olabilir. Ancak bu durum da kazaya girer"

ASKERHABER


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 21:22 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 11 Tem 2012, 19:53
Mesajlar: 1883
Yaş:
Eğer uçak art yakıcıları da açmışsa muhtemelen füze ile vurulmuştur. İncelemişlerdir umarım.

_________________
Resim
Tango-1 Never Dies


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 21:52 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 21:28
Mesajlar: 46
Yaş:
Resim

Pilot kasklarından birinin üst kısmındaki siyahlıklar neden oluşmuş olabilir?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 21:55 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:09
Mesajlar: 575
Yaş:
Üst düzey abd dışişleri çalışanı ülkesinin suriyeye mudahale için istekli olmadığını, bu konuda istekli olanın türkiye olduğunu söylemiş;
Alıntı:
DÜŞEN UÇAKLA İLGİLİ HER DETAYI BİLİYORUZ"
11 Temmuz 2012 Çarşamba, 10:11:16 Suriye'nin düşürdüğü Türk jetiyle ilgili araştırma sürerken, üst düzey bir Amerikan Dışişleri yetkilisi, müttefik olarak Türkiye'yi desteklediklerini söyleyerek olaya ilişkin tüm detayları bildiklerini belirtti.

Hürriyet Gazetesi'nden Tolga Tanış'ın haberine göre, ABD 'li yetkili, "Amerikan Yönetimi’nde görev alan ve bilmesi gereken kişiler detayları biliyor. Ancak biz, tartışılan konularda hiçbir detayı açıklamayacağız” dedi. ABD 'li yetkili şunları söyledi:

"Bizim şimdiye kadar vurulan Türk jetiyle ilgili yaptığımız açıklamalar, Türkiye ’nin pozisyonuyla çelişmiyor. Ortada sadece Wall Street Journal ’ın yayınladığı ve Pentagon’dan bir yetkiliye dayandırdığı haber var. O açıklamayı yapanın da neden yaptığını bilmiyorum. Elbette bu olayın detaylarının neler olduğunu Amerikan Yönetimi’nde görev alan ve bilmesi gereken kişiler biliyor. Ama şu anda Türkiye ’de tartışma konusu olan hiçbir detayın bizim için kesinlikle hiçbir önemi yok."

"Uçak uluslararası sularda mı, Suriye karasularında mı vuruldu? Füzeyle mi vuruldu, uçaksavar ateşiyle mi ne fark eder. Sonuçta bizim için müttefiğimizin bir uçağının vurulmuş olması önemli. Türkiye , bu konuda ne kadar çok yüksek sesle konuşursa o kadar inandırıcı olacağını düşündü. Sanırım o yüzden Başbakan’a açıklama yaptırdılar. Bu tıpkı İngilizce bilmeyen birine bağırarak konuşan Amerikalıların durumuna benziyor. Ancak biz, bu tartışılan konularda hiçbir detayı açıklamayacağız."

'Türkiye ile yüzde 90 aynı düşünüyoruz'
"Bizim için önemli olan Suriye’de devam eden krizin aşılması. Bu konuda Türkiye ile yüzde 90 aynı düşünüyoruz. Neden yüzde 100 değil? Çünkü ben hiçbir zaman ülke ilişkilerinde ‘Yüzde 100 aynıyız’ demeyi sevmem. Mutlaka bazı farklılıklar olur. Türkiye ile yüzde 10 farklılık için de sanırım Türkiye ’nin Suriye’de daha müdahaleci bir tavır içinde olmasını sayabilirim. NATO ’da da üyeler Suriye’de askeri bir müdahale yaşanmasını istemiyorlar. NATO Genel Sekreteri’nin açıklamalarında da bunu görebilirsiniz. Sadece ABD değil, başka NATO üyelerinin de bu konuda çok açık bir politika izlediklerini söyleyebilirim. Teker teker ülke ismi vermek istemiyorum. Ama müdahale konusunda çekincesi olanın sadece ABD olmadığını bilmelisiniz."

"Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Bakan Ahmet Davutoğlu arasındaki iletişim halen çok güçlü. Her konuda sürekli görüşüyorlar. Ahmet Davutoğlu ile ilgili geçen yıla göre Washington ’da bir algı değişmesi olduğunu sanmıyorum. Ancak Davutoğlu için bir bilanço yaparsak, bir tarafta olumlu taraflar var, diğer tarafta olumsuz taraflar. Kürecik’e konuşlandırılan radar ve Suriye, bilançonun olumlu tarafındakiler. Olumsuz tarafında ise Mavi Marmara Olayı ve Kıbrıs’ın başkanlığı sırasında Türkiye ’nin AB ’nin dönem başkanlığı ile ilişkileri dondurma kararı var. Türkiye ’nin Kıbrıs konusunda bu aşamaya nereden geldiğini anlıyoruz. Ancak bu karar bize saçma geliyor."

Obama neden aramadı?
Suriye krizi ve düşürülen Türk uçağı olayında bir diğer soru, Başkan Obama’nın, Başbakan Erdoğan’ı neden aramadığı meselesi. Geçen sene Obama ile Erdoğan arasında tam 13 kez telefon konuşması gerçekleşmişken, iki liderin en son ne zaman telefonda görüştükleri sorusuna Beyaz Saray'ın yanıtı, son tarihin 13 Ocak 2012 şeklinde oldu. Üst düzey Amerikan Dışişleri yetkilisi, görüşmelerin neden seyrekleştiği ve Obama’nın vurulan uçak olayı sonrası Erdoğan’ı neden aramadığına şöyle yanıt verdi:

“Bu tamamen Beyaz Saray’ın kendi içinde yaptığı değerlendirmelerin sonucu. Ancak ‘Uçak düştükten sonra Obama neden aramadı’ diye soruyorsanız, hikâyenizi buldunuz demektir (gülüyor). Eminim bunda birçok etken vardır. Bu konuda net bir yorum yapamam.”

Üst düzey yetkili, Obama ve Erdoğan’ın sene başından beri Güney Kore ve Meksika ’daki uluslararası zirvelerde iki kez bir araya gelmiş olmalarına rağmen, daha yakından ve koordineli bir işbirliğine işaret eden telefon görüşmelerinin kesilmesinde Türkiye ’nin Suriye’de müdahale yanlısı bir tutum sergilemesinin etkili olup olmadığı konusunda ise şu yanıtı verdi:

Bizim Suriye’de bir müdahaleyi desteklemediğimiz çok açık. Ama sebep doğrudan bu diyemeyiz. Unutmayın bu sene Amerika ’da seçim yılı. Ve seçimlerde konu dış politika olunca, Amerikan seçmeni için tek önemli mesele İsrail ’in güvenliği olur. İlişkilerin seyrinde bana kalırsa bunu dikkate almak gerekir.”

'OPTİK ALGILAYICI FÜZE' İDDİASISabah Gazetesi'nden Ceyda Karaaslan'ın haberine göre ise, "düşen uçakla ilgili dadar kaydı neden yok?" sorusuna açıklık getiren askeri yetkililer, "Suriye'nin uçağımızı radar güdümlü değil, optik algılayıcılarla hareket eden füzeyle vurduğu anlaşılıyor" dedi. Habere göre ulaşılan Hava Kuvvetleri Komutanlığı kaynakları, "Uçağın füzeyle vurulduğuna ilişkin radar kayıtları yok. Çünkü uçak radar güdümlü bir füze vurulmamış. Dolayısıyla radara dayalı kayıtların olmaması çok doğal" diye konuştu.

Uçağın, optik algılayıcılarla hareket eden bir füzeyle vurulduğu kanaati ön plana çıkıyor. Keşif uçuşu yapan RF-4 uçağında radar uyarı sistemi bulunmasına rağmen füze, radar kilitlenmesiz fırlatıldığı için Türk jeti herhangi bir tehdit unsuru algılamadı. Füze radar sistemini algılayabilen RF-4 uçakları, manevra yaparak veya ateş topları olarak bilinen karşı koyucularla füzelerden kurtulabiliyor. Enkaza ait parçalarda yapılan ilk incelemelere göre uçağın bir uçaksavarla vurulmadığı görüşü korunuyor. Füzenin uçağın yakınlarında infilak ederek hedefi etkisiz hale getirmiş olabileceğine dikkat çeken uzmanlar "Hedef, direkt olarak vurulmamış. Uçağın 8 parçaya ayrılması füzenin infilak etmesi sonucu oluşmuş izlenimi veriyor. Bu, füzenin radar güdümlü olmamasının da bir göstergesi. Radar güdümlü füzeler genellikle hedefi tam ortadan vurur" diye konuştular.

Uçaksavar kullanımlarında motorun da hasar alacağına vurgu yapan yetkililer, TSK 'nın uçağın uluslararası sularda vurulduğu tezinde ısrarlı olduğunu belirtti. Uçağa ait parçaların aramalarına da Doğu Akdeniz 'de devam ediliyor. ABD 'ye ait araştırma gemisi Nautilus, önceki gün Bodrum'a döndü. Arama faaliyetine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na ait TCG Çeşme devam edecek.

YENİ ANGAJMAN KURALLARI İSRAİL'İ DE HEDEF ALDI
Öte yandan Vatan Gazetesi'nden Levent İçgen'in haberine göre, düşen uçak krizinin ardından Suriye’ye yönelik angajman değişikliğine giden ve Türk hava sahasına yaklaşan Suriye hava unsurlarına karşı hakiki alarm veren Türkiye , bir ilke imza atarak bu kapsama İsrail ’i de dahil etti. 6 Temmuz’da, İsrail Hava Kuvvetlerine ait 2XF-15 uçağının, Doğu Akdeniz ’de ve uluslararası hava sahasında uçarken, Türkiye hava sahasına “yaklaşması” üzerine, TSK ’nın “hakiki alarm” verdiği ortaya çıktı.

İsrail uçağına yönelik füze donanımlarıyla havalanan İncirlik’te bulunan 2XF-16 “Scramble Kolu”, sınır ihlali olmayınca 10.26-12.40 saatleri arasında, Adana ve Hatay üzerinde kontrol amaçlı devriye uçuşu icra etti. İhlal gerçekleşmesi durumunda, Türk F-16’ların değişen angajman kuralları çerçevesinde, İsrail ’i hedef olarak görüp vurma hakkı bulunuyor. TSK , Suriye’nin Türk askeri uçağını düşürmesinden önce İsrail hava unsurlarının, uluslarası hava sahasında yaptıkları sınıra yakın uçuşlara karşı alarm vermiyordu. En son Mayıs ayında İsrail ’e ait tipi tespit edilemeyen bir uçak KKTC hava sahasını “ihlal ettiği” için Türkiye ’yi alarma geçirmişti.

İsrail uçağının Doğu Akdeniz ’de ve uluslararası hava sahasında uçarken Türk hava sahasına yaklaşmasının ardından olayın Dışişleri Bakanlığı’na bildirildiği öğrenildi. Uçak krizinden sonra 30 Haziran itibariyle Hatay ve Mardin’in güneyinde Suriye hava sahasında sınıra yakın uçarak TSK savaş uçaklarının füze donanımlarıyla havalanmasına neden olan Suriye helikopterlerine karşı, Türkiye hakiki alarm veriyordu. 30 Haziran’da Türkiye sınırına 4 mil yakın uçan Suriye helikopterleri, 1 Temmuz’da ise sınıra 2 mile kadar yaklaşmışlardı. Suriye hava unsurları en son sınıra 1,7 deniz mili kadar yakın uçması ise dikkat çekmişti. İhlalin gerçekleşmemesi nedeniyle Türk savaş uçakları, kontrol amaçlı devriye uçuşu gerçekleştirmişti.
http://www.airporthaber.com/havacilik-h ... yoruz.html

_________________
Beyin Bedava!


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 23:15 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 11:17
Mesajlar: 526
Yaş:
Alıntı:
Resim

Pilot kasklarından birinin üst kısmındaki siyahlıklar neden oluşmuş olabilir?
Sayın j.m.roberts lütfen imgim.com sitesi kullanmayın. İmgim sitesi kullanırsa fotoğrafı gözükmüyor, imageshack sitesi kullanmayı tavsiye ediyorum.

Saygılarımla.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 23:51 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 21:28
Mesajlar: 46
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Resim

Pilot kasklarından birinin üst kısmındaki siyahlıklar neden oluşmuş olabilir?
Sayın j.m.roberts lütfen imgim.com sitesi kullanmayın. İmgim sitesi kullanırsa fotoğrafı gözükmüyor, imageshack sitesi kullanmayı tavsiye ediyorum.

Saygılarımla.
Kusura bakmayın yazarlık tecrübem olmadığı için bu tür ayrıntıları gözden kaçırabiliyorum.Göstermeye çalıştığım fotoğraf bulunan kasklardan beyaz olanıyla ilgiliydi.Mesajı düzeltmeyi denedim ancak başaramadım.
Dikkat çekmek istediğim husus ise kaskın isli bir halde olduğuydu.Banu Avar'a kurtarma çalışmalarında yer aldığını iddia eden bir takipçisinin gönderdiği mesajdada bu konu hakkında birşeyler yazılmış.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2012, 23:56 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7343
Yaş:
Resim düzenlendi.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 00:37 
Çevrimdışı
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:30
Mesajlar: 928
Yaş:
http://gundem.milliyet.com.tr/tsk-dan-d ... efault.htm

Kazayla düştüyüne dair bir haber...

_________________
ResimResimResim

SAVAŞ BARIŞTIR
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR
BİLGİSİZLİK KUVVETTİR


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 02:13 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:29
Mesajlar: 696
Yaş:
Uçağımıza uçaksavarla ateş açılmış olabilir hava savunma füzesiyle ateş açılmış olabilir belki bunların hiçbiri uçağımıza isabet etmemiştir. Uçağımız belki çok alçaktan uçtuğu için açılan bu ateşe karşı manevra yaparken belki denize düşmüştür. Genelkurmay ın açıklamasıyla bunu da bir olasılık olarak görebiliriz. Tabi böyle olması Suriye ye daha az kızacağımız anlamına gelmiyor.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 05:35 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 11 Tem 2012, 19:53
Mesajlar: 1883
Yaş:
Alıntı:
Uçağımıza uçaksavarla ateş açılmış olabilir hava savunma füzesiyle ateş açılmış olabilir belki bunların hiçbiri uçağımıza isabet etmemiştir. Uçağımız belki çok alçaktan uçtuğu için açılan bu ateşe karşı manevra yaparken belki denize düşmüştür. Genelkurmay ın açıklamasıyla bunu da bir olasılık olarak görebiliriz. Tabi böyle olması Suriye ye daha az kızacağımız anlamına gelmiyor.
Uçak çok alçakta vurulduysa yada kaçınma yaparken vurulduysa nasıl 12 milden 8 mile kadar Suriye'ye yaklaşsın? Ben haberlerden 7500 feet de vurulduğunu hatırlıyorum. Alçakta vurulsa olduğu yere düşerdi.

Suriye vurmuş işte daha ne uğraşıp duruyorlar anlamadım. F-16'lara Slam-Er yükleyip vuramadılar. Ne tırsak ülkeyiz. Gelen de vuruyor giden de vuruyor.

_________________
Resim
Tango-1 Never Dies


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 10:24 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 13:27
Mesajlar: 398
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Uçağımıza uçaksavarla ateş açılmış olabilir hava savunma füzesiyle ateş açılmış olabilir belki bunların hiçbiri uçağımıza isabet etmemiştir. Uçağımız belki çok alçaktan uçtuğu için açılan bu ateşe karşı manevra yaparken belki denize düşmüştür. Genelkurmay ın açıklamasıyla bunu da bir olasılık olarak görebiliriz. Tabi böyle olması Suriye ye daha az kızacağımız anlamına gelmiyor.
Uçak çok alçakta vurulduysa yada kaçınma yaparken vurulduysa nasıl 12 milden 8 mile kadar Suriye'ye yaklaşsın? Ben haberlerden 7500 feet de vurulduğunu hatırlıyorum. Alçakta vurulsa olduğu yere düşerdi.

Suriye vurmuş işte daha ne uğraşıp duruyorlar anlamadım. F-16'lara Slam-Er yükleyip vuramadılar. Ne tırsak ülkeyiz. Gelen de vuruyor giden de vuruyor.
F-16'larla vurma işi saldırıdan hemen sonra yapılmalıydı. Adamlar hem vurdu (bizim açıklamalarımız bu yönde), hem de sınıra malum oluşum bayrağı çektiler. Olay soğuduktan sonra yapılacak böyle bir hareket bizi suçlu bile gösterebilir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 10:37 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 22:03
Mesajlar: 113
Yaş:
Dha neyle vurulduğu çözülmediği için böyle çözüldükten sonra yapılacak bir hareketin bizi suçlu göstericeğini sanmıyorum :)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 10:41 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 21:28
Mesajlar: 46
Yaş:
Analysis: Syria crisis shows limits of rising Turkish power


By Alistair Lyon

ANKARA (Reuters) - Turkey's bark seems worse than its bite.

http://mobile.reuters.com/article/idUSB ... 9?irpc=932

Sanırım işin en kötüsü Türkiyenin caydırıcılık , inandırıcılık vs. tüm özelliklerini kaybetmiş olması.Bunların yeniden inşasıda yıllar alıcak.

Bu arada bulunan kasklardan beyaz olanının yakılmış veya yanmış olabileceğinin bir önemi var mıdır?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 14:44 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:00
Mesajlar: 1506
Yaş:
Şehit pilotlarımız denizden nasıl çıkarıldı?
Alıntı:

Suriye ile yaşanan uçak krizi sonrasında her gün yeni ayrıntılar ortaya çıkıyor. Genelkurmay Başbakanlığı'nın dün yaptığı "uçağın çıkarılan parçalarında yanıcı madde, mühimmat izi bulunmadı" açıklamasının ardından, arama kurtarma konusunda çok ilginç bir ayrıntı daha ortaya çıktı.Hürriyet'in haberine göre o ilginç ayrıntı şu:

Pilotların naaşlarını bulan Nautilus araştırma gemisinin arama kurtarma çalışmalarına katılmasını bizzat ABD'nin Ankara Büyükelçisi Frank Ricciardone ayarlamış. Nautulus'un kaptanı Bob Ballard'ı Ricciardione bizzat telefonla aradı. Üstelik aradığı gün de ilginç. 22 Haziran'da, tam uçak olayının olduğu gün yaptı bu telefon görüşmesini ABD Büyükelçisi.
Türk uçağı ile irtibat 22 Haziran günü öğle saatlerinde kesilmişti. "Uçak düştü mü, düşürüldü mü" tartışmaları ile tüm gün boyunca sürmüş, ancak 23 Haziran gününün ilk saatlerinde Başbakanlık tarafından yapılan yazılı açıklama ile "Suriye tarafından düşürüldüğü" resmen kamuoyuna açıklanmıştı.

TELEFONU TATİLDE ALDI

The Day gazetesinin haberine göre, Ballard, Ricciardione'den telefonu 22 Haziran'da, Jackson Hole'de tatildeyken aldı. Haberde, Türkiye'ye ait RF-4E tipi Fantom uçağının Suriye ordusu tarafından Suriye açıklarında düşürüldüğü ve Türk hükümetinin uçak enkazı ve iki pilotun naaşlarının bulunması için Ballard'dan yardım istediği belirtildi. Olay olduğunda Nautilus da, yaz boyunca Akdeniz ve Karadeniz'de yapacağı antik kalıntı araştırması için zaten İstanbul'daydı.

ABD Büyükelçisi Ricciardone de, geçen yıl Nautilus'u ziyaret etmiş ve gemide uzaktan kumanda ile idare edilebilen, aranılan bölgeyi aydınlatabilen iki gelişmiş arama aygıtı olduğunu, bu aygıtların 4 bin metrelik derinlikten bile ayrıntılı görüntü alabildiğini bizzat görmüştü. Ve Amerikan Büyükelçisi'nin ricası üzerine, daha önce Titanic ve Bismarck'da yaptıkları çalışmalarla tanınan Ballard ve ekibi, Türk jetini aramayı kabul ettiler.

PİLOTLARIN NAAŞLARI NASIL ÇIKARILDI?

The Day'in haberinde, Türk pilotların naaşlarının nasıl bulunup çıkarıldığına ilişkin ayrıntılar da yer aldı.

Buna göre, Ballard Türkiye'ye 3 Temmuz'da geldi ve bir Türk savaş gemisi aracılığıyla, daha önceden bazı test araştırmaları yapmak üzere Türkiye-Suriye karasuları sınırına giden Nautilus'a götürüldü. Türk savaş gemisindeki yolculuk sırasında Ballard'a Türk uçağının düşürülmesine ve enkazın bulunmasına ilişkin o güne kadar yapılan çalışmalar konusunda ayrıntılı bilgi verildi. İki gemi önce Suriye karasuları sınırında buluştu, ardından da Türk savaş gemisi ve Nautilus'a birlikte, jetin en son görüldüğü yere gitti.

Daha önce sonar sistemleri ile yapılan araştırmalarda uçağın enkazının bulunabileceği sekiz alan belirlenmişti. Nautilus'un araştırmaya başladığı ilk alanda ortaya çıkan, bir gemi konteynırı oldu. Ardından ikinci alana geçildi. İkinci alan, arama kurtarma çalışmalarına katılan Türk helikopterlerinin bir yakıt sızıntısı belirlediği yerdi. 3 Temmuz gecesi ve 4 Temmuz'da bu ikinci alanın araştırılmasında uçağın ilk parçalarına ulaşıldı ve bunların görüntüleri alındı. Araştırmada yüzlerce enkaz parçası belirlendi ve bunların bazıları çıkarıldı. Ayrıca iki pilotun, deniz dibinde yatan naaşları da belirlendi.

“ASANSÖR" KULLANILDI

Pilotların naaşlarının su yüzüne çıkarılması için Nautilus'un ekibinin "asansör" olarak adlandırdığı, daha önce deniz dibinden bilimsel örnekler ve arkeolojik parçalar çıkarmakta kullanılan aracın kullanılmasına karar verildi. Nautilus'un bağlı olduğu Okyanus Araştırma Vakfı'nın dün yaptığı açıklamaya göre, "asansör" olarak adlandırılan araç, "etrafı alüminyumla çevrili, dibinde ağ olan bir sepet. Üstünde yüzebilmesini sağlayan cam küreler bulunuyor ve denizin dibine inmesi de çelik ağırlıklarla sağlanıyor. Alet, deniz dibine indirildiğinde, uzaktan hedefe doğru yönlendiriliyor".

Asansör, ilk olarak 350 metre dibe indirilerek, Hava Pilot Teğmen Hasan Hüseyin Aksoy'un naaşına ulaştı. Ardından Nautilus'ta bulunan Argus ve Hercules adlı araştırma gereçleri dibe indirildi. Hercules'i Nautilus'tan uzaktan kumanda ile yönlendiren uzmanlar araçtaki iki kol aracılığıyla Teğmen Aksoy'un naaşını, asansör üzerindeki sepete yerleştirdi. Ardından asansördeki çelik ağırlıklar çıkarılarak, naaşın, su yüzüne çıkarılması sağlandı. Daha sonra ise naaş Nautilus'a alınarak askeri tören yapıldı. Ardından da Türk savaş gemisine Teğmen Aksoy'un naaşı götürüldü.

Akabinde asansörün üzerine çelik ağırlıklar tekrar takılarak, bu kez Hava Pilot Yüzbaşı Gökhan Ertan'ın naaşına yönlendirildi. Yüzbaşı'nın naaşı da benzer şekilde su yüzüne çıkarılıp, önce Nautilus'a, törenin ardından da Türk gemisine alındı.

Ardından da Ballard karaya çıkarak Türk yetkilileri yapılan işlemler konusunda bilgilendirdi ve 6 Temmuz'da ABD'ye döndü.

HALEN ÇIKARILAMAYAN PARÇALAR VAR

Genelkurmay Başkanlığı'nın dün yaptığı açıklamada, Türk uçağının enkazını ve pilotları bulan Nautilus'un arızalanmasından ötürü geri döndüğü ve denizin dibinde halen çıkarılamayan parçalar olduğu belirtildi. Genelkurmay, kalan parçaların çıkarılması için yeni yöntemler arayışına gidildiğini ifade etti.

Açıklamanın ilgili bölümünde şöyle denildi:

"Nautilus araştırma gemisinin, kamera sistemindeki arıza nedeniyle bölgeden ayrılması üzerine, deniz dibinde tespit edilen ve halen çıkarılamayan parçaların denizden çıkarılması için yeni imkânların araştırılmasına başlanmıştır."
http://www.DenizHaber.Com.tr

Resim


Resim

Resim

Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 15:42 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 12 Tem 2012, 03:35
Mesajlar: 233
Yaş:
Emekli jet pilotu krizi değerlendirdi
07.07.2012

‘Bilgi edinmek isteseydik başka imkanları kullanırdık’

Resim

Emekli jet pilotu AK Partili Şirin Ünal, düşürülen jetle ilgili olarak Suriye’nin “Türk uçağı olduğunu bilmiyoruz” açıklamasının tamamen yalan olduğunu söyledi. Uçağın bilgi toplamak için Suriye’ye gittiği iddialarının da gerçek dışı olduğunu söyleyen Ünal, “Öyle bir amacımız olsaydı radarlarında göremezlerdi” dedi.

ANKARA - AK Parti İstanbul Milletvekili, emekli Hava Tümgeneral ve eski jet pilotu Şirin Ünal, Suriye’nin düşürdüğü uçakla ilgili önemli değerlendirmeler yaptı. “Suriye artık mukabele beklesin. Bu bizim uluslararası hukuktan doğan hakkımız” diyen Ünal, pilotlarımızın son anda atılan füzeden kurtulmak için manevra yaptığını ve bu nedenle Suriye tarafına 90 derecelik bir dönüş olduğunu söyledi ve ‘Türk uçağı olduğunu bilmiyorduk iddia kesinlikle yalan” dedi.

- Suriye yeni bir hamle yapabilir mi?

Artık sıra bizde. Çünkü bu uluslar arası hukuk kurallarına göre, uluslar arası hava sahasında olmuş düşmanca bir faaliyet.Türkiye Cumhuriyeti’nin mukabele etme hakkı var. Bunu azıyla, aynıyla veya misliyle yapabiliriz. Ayniyle yaparsak uluslar arası hava sahasında bir Suriye jetini düşürebiliriz. Uluslar arası hukuktan doğan bir hakkımız, kusura bakmasınlar. Misliyle yapmak istersek Suriye hava sahasında bir veya birden fazla uçağını düşürebiliriz. Bu imkan ve kabiliyetimiz var. Bunun yetkisini, derecesini falan bilemem. Ama Suriye şimdi bunu beklesin artık bence. Çünkü bu faaliyetin sonunda özür dilemediler, tazminat vermediler. Başbakanımız zaten, yeri zamanı bize bağlı olmak üzere dedi ve gerekli açıklamayı yaptı.

Devamı...

http://www.skysunhaber.com/haberdetay/1 ... haberDetay


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 15:54 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 10:41
Mesajlar: 464
Yaş:
Akp'li vekilin açıklamasıda sıradan.
Laf çok, icraat yok.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 15:56 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 11 Tem 2012, 19:53
Mesajlar: 1883
Yaş:
Alıntı:
Akp'li vekilin açıklamasıda sıradan.
Laf çok, icraat yok.
Suriye jetini düşürebiliriz diyor da Suriye kendi jetlerine de uçuş yasağı koymuş. Nasıl olacak o iş? Hayır adamlar hava sahamıza kendi uçağımız da girse vururuz diyorlar. O zaman kimin vurduğu nasıl anlaşılacak?

_________________
Resim
Tango-1 Never Dies


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 16:05 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 10:41
Mesajlar: 464
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Akp'li vekilin açıklamasıda sıradan.
Laf çok, icraat yok.
Suriye jetini düşürebiliriz diyor da Suriye kendi jetlerine de uçuş yasağı koymuş. Nasıl olacak o iş? Hayır adamlar hava sahamıza kendi uçağımız da girse vururuz diyorlar. O zaman kimin vurduğu nasıl anlaşılacak?
Ben teknik olayları bilmem. Sıradan bir vatandaş olarak beklentim; "uçağımız düşürüldü, bizde gerekeni yapacağız" açıklaması yerine "şu saatte uçağımız Suriye tarafından düşürülmüştür. Cevap olarak Suriye'nin şu şu üsleri vurulmuştur..." açıklamasının yapılmasıydı.

Canımı en çok yakan nokta ise; uçağımıza ne olduğunu daha bilmiyoruz. Kendi kendimize gelin güvey oluyoruz. :roll:

Bildiğimiz tek şey iki tane pilotumuzun şehit olduğu.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 19:43 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 10:12
Mesajlar: 1591
Yaş:
http://www.siyahgribeyaz.com/2012/07/rf ... yrmak.html

Türk Hava Kuvvetleri'ne ait bir RF-4ETM keşif uçağının 22 Haziran günü Doğu Akdeniz'de düşmesi ile patlak veren ve Türkiye ile Suriye arasında iyice artan bir gerginliğe neden olan kriz, Genelkurmay Başkanlığı'nın 11 Temmuz tarihli açıklaması ile iyice içinden çıkılmaz bir Arapsaçına dönüşmüş durumda.

Konu ile ilgili olarak sıcağı sıcağına ilk izlenim ve tahminlerimi, 23 Haziran günü "Doğu Akdeniz'de Yeni Kriz: Suriye Türk Jetini Düşürdü" başlıklı yazım ile paylaşmış, ancak bazı gelişmeler ve olayın seyrinin değişmesi neticesinde başlığı "Doğu Akdeniz'de Yeni Kriz: Suriye Türk Jetini Düşürdüğünü İddia Etti" şeklinde değiştirmiştim.

Bunu yapmamın nedenine değineceğim. Ancak öncelikle derin bir nefes almalı, daha en başından beri yapılmış olması gerekeni yapmalıyım: Problemi bileşenlerine ayırmak gerek.

Olay

22.06.2012 Cuma günü görev uçuşu için Malatya Erhaç 7. Ana Jet Üssü'nden saat 1030'da kalkış yapan 173'ncü Filo'ya bağlı bir RF-4ETM keşif uçağı ile, saat 1158'de, Hatay'ın güneybatısında, deniz üzerinde iken radar ve telsiz iletişimi kesildi.

Uçak ile iletişimin kesilmiş olduğu Türkiye Genelkurmayı tarafından 1445'te bir açıklama ile duyuruldu. Açıklamada uçak ile temasın kesildiği, arama ve kurtarma faaliyetlerinin başlatıldığı belirtildi.[1]

Aynı gün akşam saatlerinde, uçağın Suriye tarafından düşürülmüş olma ihtimali dile getirilmeye başlandı. Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye dönüşü saat 1930'da bir basın toplantısı düzenledi ve temkinli ifadeler kullandı.[2]

Gece saatlerinde Suriye resmî haber ajansı SANA'ya açıklama yapan Suriye askeri yetkilileri, uçağın Suriye hava savunma sistemleri tarafından, Lazkiye'nin batısında düşürüldüğünü açıkladılar. Türkiye'de ise saat 2200'de toplanan güvenlik zirvesinden (23.06.2012 Cumartesi günü) saat 0019'da yapılan açıklamada, uçağın Suriye tarafından düşürüldüğünün anlaşıldığı duyuruldu.[3] [4]

Uçağın enkazı ve pilotları arama kurtarma çalışmaları uzun süre sonuç vermedi. Daha sonra, Karadeniz'deki sondaj faaliyetlerine destek vermek için bölgede bulunan Nautilus derin deniz araştırma gemisinden yardım istendi. Geminin destek verdiği operasyon sonucu şehit pilotların naaşları ve uçağın çeşitli enkaz parçaları, Suriye sahilinden 8.6 deniz mili (yaklaşık 14km) açıkta bulundu. Bazı enkaz parçaları ve naaşlar denizden çıkartıldı, pilotlar toprağa verildi. Genelkurmay ayrıca çıkartılan ve deniz dibinde görüntülenen parçaların fotograflarını yayınladı. [5]

Türkiye, uçağın radar sisteminin testi görevi ile uçtuğunu, görevin gizli olmadığını, uçağın dost düşman tanıtma ve iletişim sistemlerinin açık olduğunu duyurdu.[6]

Bu süreçte, Suriye tarafı uçağın Suriye karasularında uçaksavar topçusu ile vurulduğunu, Türkiye ise uçağın Suriye kıyılarından 13 deniz mili uzakta füze ile vurulup Suriye karasularına düştüğünü iddia etti. Uçağın enkaz parçaları üzerinde inceleme başlatıldı. Türk Genelkurmayı, 11 Temmuz günü yaptığı açıklamada enkaz parçaları üzerinde yapılan inceleme sonucu, herhangi "bir petrol türevi herhangi yangın başlatıcı ve hızlandırıcı madde profiline, organik ve inorganik patlayıcı madde artığına ve herhangi bir mühimmata ait olduğu değerlendirilen bir bulguya rastlanmadığını", incelemelerin devam ettiğini açıkladı.[7]


Arkaplan

İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait F-16 ve F-15 uçakları, 05.10.2003 tarihinde, Şam'ın 15km kuzeydoğusunda bulunan Ayn el Sahib kampına bir hava saldırısı düzenledi. İsrail tarafından terörist unsurların barındığı iddia edilen kamp, Lübnan hava sahasından atılan hassas güdümlü silah sistemleri ile tamamen tahrip edildi. Saldırı sırasında Suriye hava savunma sistemine elektronik taarruz düzenleyen İsrail Hava Kuvvetleri, herhangi bir kayıp vermedi; Suriye hava savunma sistemi herhangi bir karşılık veremedi.[8]

İsrail Hava Kuvvetleri'ne bağlı savaş uçakları, 28.06.2006 tarihinde Suriye'nin Lazkiye kentindeki Suriye cumhurbaşkanlığı sarayının üzerinde yüksek süratle ve çok alçak irtifadan taciz uçuşu gerçekleştirdiler. Uçuşun, Suriye'nin HAMAS'a desteğini kesmesi için İsrail tarafından uygulanan baskının bir uzantısı olduğu iddia edildi.[9]

İsrail, 06.09.2007 tarihinde "Operation Orchard" (Bostan Harekâtı) kod adlı bir hava saldırısı ile, Suriye'nin kuzeydoğusunda, Türkiye sınırına yakın Deyr ez Zor yakınlarındaki bir nükleer tesisini vurdu. Saldırıya katılan F-15I Ra'am uçakları, muhtemelen dönüş bacağında Türk hava sahasını ihlal ettiler ve bu uçaklardan bırakılan boş yedek yakıt depoları Hatay civarında tarlada bulundu. Saldırı sırasında İsrail'in, Suriye hava savunma ve erken ihbar & ikaz sistemini körelttiği, kayıp vermeksizin etkili bir bombardıman ile hedefi imha ettiği iddia edildi. [10] [11]

21.06.2012 günü (RF-4E'nin düşmesinden bir gün önce) Suriye Hava Kuvvetleri'nden albay rütbesinde bir subay, MiG-21 tipi bir savaş uçağı ile Ürdün'e kaçarak sığınma talebinde bulundu, talebi Amman yönetimi tarafından kabul edildi. [12]

İsrail'in, İran'daki nükleer tesislere yönelik bir hava saldırısı sırasında kullanması muhtemel güzergâhlar arasında, uçakların Suriye hava sahası üzerinden uçtuğu senaryolar, sene başından itibaren dillendirilmeye başladı. [13] [14]

Suriye'de 2011 Mart ortalarından itibaren başlayan geniş katılımlı protesto gösterileri, hükümete ve Baas rejimine karşı bir ayaklanmaya dönüştü. Söz konusu ayaklanma süreci içinde, Özgür Suriye Ordusu gibi rejime muhalif silahlı örgütlere, Suriye Silahlı Kuvvetleri ve hükümet saflarındaki isimlerden katılımlar oldu. Rejim güçleri ile silahlı muhalif gruplar arasında şiddetli çatışmalar yaşanmaya başladı. Bu çatışma ortamında Suriye Silahlı Kuvvetleri içinde emir - komuta zincirinde kopmalar ve iç gerginlikler yaşanmaya başladı.[15]

Türkiye, söz konusu süreç boyunca giderek artan bir tonda Esad yönetimine sert eleştiriler yöneltti. Bu tavır, Suriye'nin Dostları gibi inisiyatiflere ek olarak uluslararası platformda aktif ve yer yer müdahaleci olarak yorumlanan bir politikaya dönüştü. Suriye ile resmî kanallar kesildi ve Esad yönetiminden Ankara'ya yönelik çok sert suçlama ve eleştiriler yöneldi; Suriye Türkiye'yi, muhalif grupları silahlandırmakla suçladı.

Türk Hava Kuvvetleri'nin F-4E / RF-4E Uçakları Hakkında

Suriye sahilinden 8.6 deniz mili açıkta denize düşen uçak, Türk Hava Kuvvetleri 7. Ana Jet Üs Komutanlığı'na bağlı 173. Filo'ya ait (çağrı kodu "Şafak") bir RF-4E Phantom II tipi taktik keşif uçağı. Av - bombardıman maksatlı olarak tasarlanan ve dünyada en çok üretilen savaş uçaklarından biri olan F-4E Phantom II'nin, keşif görevleri için tadil edilmiş bir türevi. F-4E'den en önemli farkı, burun kısmındaki makinalı tüfeğin kaldırılarak yerine çeşitli açılarda fotograf makinalarının yerleştirilmiş olması. RF-4E'ler ayrıca gövde altlarında gelişmiş elektrooptik ve kızılaltı (infrared) keşif podlrı da taşıyabilmekteler. Çok uzun mesafelerde görüntü almayı sağlayan ve LOROP (Long Range Oblique Photography; Uzun Menzil Eğik Fotograflama) adı verilen bu sistemler, yedek yakıt tankı gövdesi içine monte ediliyor.

173. Filo, Türk Hava Kuvvetleri'nin keşif görevli iki filosundan biri. Diğer keşif filosu, Eskişehir 1. Ana Jet Üssü'ne bağlı 113. Filo (çağrı kodu "Işık").

Türkiye, hava kuvvetleri için toplam 236 adet F-4E ve RF-4E tedarik etti. Bu tedariklerin dökümü şu şekildedir: [16]

1. Peace Diamond I Projesi: 40 adet F-4E. Sözleşmesi McDonnel Douglas firması ile 1973 yılında imzalandı. Teslimatlar 30.08.1974 tarihinde başladı ve ABD ambargosunun uygulanmaya başladığı tarih olan 05.02.1975'e kadar22 adet uçak teslim edildi. Kalan 18 uçak, ambargonun kaldırıldığı 1977 yılında teslim edildi.

2. Peace Diamond II Projesi: 32 adet F-4E ve 8 adet RF-4E. Sözleşmesi McDonnell Douglas firması ile 1977 yılında imzalandı. Teslimatlar 1978 - 1979 arasında tamamlandı.

3. Peace Diamond III Projesi: 15 adet F-4E. ABD Hava Kuvvetleri'ne ait Aircraft Maintenance And Regeneration Center (AMARC) depolarından ihtiyaç fazlası uçaklar seçilerek 1981 yılı içinde teslim alındı. Bu uçaklar Türk Hava Kuvvetleri envanterine giren ilk ikinci el (kullanılmış) Phantom'lardır.

4. İkinci El Transfer, 1. Paket (Kaza - Kırım İkamesi): 15 adet F-4E. Mısır'ın teknik kapasite eksikliği nedeniyle uçuramadığı 34 adet F-4E'nin satın alımı projesi gerçekleşmeyince, kaza - kırım sonucu kaybedilen uçakların yerine ABD Hava Kuvvetleri'nden 15 adet ihtiyaç fazlası uçak 1984 - 1985 yılları arasında tedarik edildi.

5. İkinci El Transfer, 2. Paket: 40 adet F-4E. ABD Ulusal Muhafızları (Air National Guard) envanterindeki ihtiyaç fazlası uçaklar 1987 yılında teslim alındı.

6. Peace Diamond IV Projesi: 40 adet F-4E. Türkiye'nin 1991 Körfez Savaşı'nda müttefiklere verdiği yardım karşılığında ABD, ANG hizmetindeki ihtiyaç fazlası F-4E'leri 1991 - 1992 yılları arasında hibe etti.

7. Kaan Projesi: 46 adet RF-4E. İki Almanya'nın birleşmesi ardından gerçekleştirilen kuvvet indirimi ve Türkiye'nin Körfez Savaşı'na verdiği destek nedeniyle Almanya tarafından RF-4E keşif uçakları hibe edildi. Söz konusu uçaklar teslim edilmeden önce kapsamlı bir tadilat ve iyileştirmeye tabi tutuldular. Uçaklardan 14 adedi yedek parça kaynağı olarak depolara kaldırıldı; geri kalan 32 adedi aktif filo hizmetine verildi.

Dolayısıyla Türkiye, 80 adedi yeni üretim, 156 adedi ikinci el / hibe olmak üzere toplam 236 adet Phantom II tedarik etti. Bu uçakların 54 adedi RF-4E keşif modeli idi. 54 uçağın 40 adedi aktif hizmete alınarak 113 ve 173. Filolarda uçtular.


Phantom Filosunun Modernizasyonu

Türkiye, Phantom II filosundaki faydalı hizmet ömrünü tamamlamış uçakları zaman içinde emekliye ayırdı. F-4E'lerden gövde ömrü iyi durumda olan 54 adedi, İsrailli IAI firması ile birlikte oldukça kapsamlı bir aviyonik ve yapısal iyileştirmeye tabi tutularak F-4E 2020 Terminator olarak adlandırıldı. Bu proje ile birlikte aynı zamanda Eskişehir 1. Hava İkmal Bakım Merkezi'nde (1. HİBM) aviyonik modernizasyon altyapısı kazandırıldı.

Terminator modernizasyon projesi ile birlikte Türkiye, F-4E 2020 uçaklarının görev bilgisayarı ve elektronik harp sistemlerine tam erişim kazandı, bu uçakları yeni silah sistemlerinin geliştirilmesinde (TÜBİTAK HGK hassas güdümlü bomba ve SOM seyir füze sistemi gibi) ve denemesinde kullandı. Başka bir deyişle Terminator projesi, Türkiye'nin aviyonik alanında tam hakimiyetinde önemli bir mihenk taşı oldu.

Benzer bir modernizasyon ihtiyacı RF-4E filosu için de gündeme gelince Türkiye, bu uçakların yenileştirilmesini, Terminator projesinde kazanılan deneyimler ile kendisi yapmaya soyundu. Ve 2004 yılı Ekim ayında ASELSAN ve 1. HİBM arasında imzalanan anlaşma ile RF-4E Yapısal ve Aviyonik Modernizasyon Projesi, nam-ı diğer "Işık Projesi" başlatıldı.

Proje ile toplam 18 adet RF-4E'ye, 1. HİBM'de kapsamlı yapısal iyileştirme uygulandı ve uçaklara ASELSAN üretimi yeni nesil aviyonik sistemler takıldı. Bu sistemler:

LN-100GT INS/GPS hassas seyrüsefer sistemi
CDU-900Z uçuş yönetim sistemi
MFX-484 UHF/VHF güvenli iletişim sistemi
ARC-190 HF güvenli iletişim sistemi
AN/ALQ-178(V)3 RWR (Radar Warning Receiver; radar ikaz alıcısı) sistemi idi.

Işık Projesi Haziran 2010'da tamamlandı ve RF-4ETM olarak adlandırılan uçaklar 113 ve 173 Filolarda hizmete geri döndüler.

Işık Projesi ile RF-4E'lere takılan AN/ALQ-178(V)3 RWR sistemi, düşman hava savunma sistemlerinin radar sinyallerini tespit edip sınıflandıran, pilotu ikaz eden ve uçağın özsavunma sistemlerini denetleyen bir karşı tedbir birimi. Türkiye, bu sistemlerin tehdit kütüphanesini kendi imkânları ile güncelleyebiliyor, içeriğini kontrol edebiliyor. Aynı sistemler halihazırda F-16 filosunun büyük kısmı ve F-4E 2020 Terminator uçakları tarafından da kullanılmakta.

Işık Projesi'nin ikinci ayağı olarak Türkiye, RF-4ETM'lerin yeni nesil, çok yüksek çözünürlüklü ve uzun menzilli aynı zamanda gerçek zamanlı istihbarat sağlayabilecek sistemler donatılması için de bir proje başlattı. Bu kapsamda daha önce 2000 yılında başlatılmış ve İsrailli ElOp firmasına verilen ancak Şubat 2006'da iptal edilen LOROP-IR programı yerine, TARP (Turkish Aerial Reconnaissance Program; Türk Havadan Keşif Programı) başlatıldı.

HvKK envanterindeki F-16 ve RF-4E uçaklarında kullanılmak üzere alçak ve orta irtifa kabiliyetli Elektrooptik (EO) - Kızılaltı (IR) (PRESS) ve SAR/GMTI (SARENS) keşif podu tedariğini kapsayan proje ile İsrail'den 5 adet Elbit LOROP-IR Condor II PRESS, 2 adet Elta EL/M-2060P SARENS, 1 adet sabit Görüntü Kıymetlendirme Sistemi, 2 adet taşınabilir Görüntü Kıymetlendirme Sistemi, 3 adet yer Data Link Terminali, 3 adet Haberleşme Şelteri tedarik edilecekti. Bu proje, RF-4E'lere çok uzun menzillerden gündüz ve gece her hava şartında yüksek kalitede görüntü (IMINT) ve radar (RADINT) istihbaratı toplama ve toplanan istihbaratı gerçek zamanlı olarak kıymetlendirme merkezine aktarma kabiliyeti sağlayacaktı. Ancak proje, 2010'daki Mavi Marmara olayı ardından gerilen ilişkiler neticesinde İsrail tarafından tek taraflı olarak iptal edildi. [16]

Tekrar hizmete giren 18 RF-4ETM'den biri, 03.112011 tarihinde Konya'nın kuzeydoğusunda düştü. Olayda iki pilot şehit oldu. Dolayısıyla teorik olarak, 22 Haziran gününe kadar Hava Kuvvetleri envanterinde 17 adet RF-4ETM bulunuyordu. [18]

Türkiye ayrıca Terminator projesine tabi tutulmamış F-4E'lerden 16 adedini, Şimşek adlı bir proje ile kısmî aviyonik modernizasyona tabi tuttu. 2006 yılında başlayıp 2011'de biten proje sonunda F-4ETM olarak adlandırılan uçaklar 112. Filo'da hizmete girdi. Ancak bu uçaklar, muhtemelen ekonomik hizmet ömürlerinin sonuna gelmiş olmaları nedeniyle, bu senenin ilk yarısında uçuştan çekildiler.

Öte yandan RF-4E uçakları normalde silah taşımıyorlar. Ancak, Türk Hava Kuvvetleri'ndeki RF-4E'ler, Işık modernizasyonundan sonra güdümlü silah taşıma kabiliyetine sahip oldular. Nitekim İzmir'de Haziran 2011'de düzenlenen hava gösterileri sırasında kanat altlarında TÜBİTAK tarafından geliştirilmiş hassas güdümlü bombalar taşıyan bir RF-4ETM sergilenmişti.


Düşen Uçak Hakkında

Hürriyet gazetesinden Uğur Cebeci'nin bildirdiğine göre, Doğu Akdeniz'de düşen RF-4ETM'nin seri numarası 77-0314.[19]

Türkiye, hizmetindeki ABD menşeili uçaklarda, ABD'nin kullanmakta olduğu seri numarası sistemini aynen kullanıyor. Bu sistemde seri numarasındaki ilk iki hane, uçağın sipariş tarihini, tire işaretinden sonraki sayılar ise o üretim partisindeki kaçıncı uçak olduğunu gösteriyor.

Açık kaynaklara göre 77-0314 kuyruk numaralı RF-4E, Peace Diamond II projesi ile ABD'ye sipariş edilmiş ve 1980 yılında, 113. Filo'da hizmete girmiş. Uçak, McDonnell Douglas'ın ürettiği 5043'ncü Phantom II. [20]

Bu uçak, diğer 17 RF-4E ile birlikte Işık projesi kapsamında modernizasyondan geçirildikten sonra 173. Filo'da tekrar hizmete girdi.


Suriye'nin Hava Savunma Kabiliyeti

Suriye hava savunma sistemleri ve hava kuvvetleri, 1982 Lübnan Savaşı'nda İsrail karşısında utan verici bir hezimet yaşadılar. İsrail uçakları ve radarsavar silahları, neredeyse hiç kayıp vermeden, Suriye'nin Lübnan'daki tüm hava savunma altyapısını imha etti ve Suriye MiG'lerini insafsız oranlara varan hava zaferleri ile düşürdüler (86'ya karşı sıfır). [21]

Suriye bu tarihten itibaren kara konuşlu hava savunma altyapısını yenileştirmek için kapsamlı bir çalışma başlattı. Yeni sistemlerin tedariği 1980'lerin sonuna kadar devam etti ancak SSCB'nin dağılması ve Soğuk Savaş'ın son ermesinden sonra bu çalışmalar sekteye uğradı. Suriye'nin ekonomik sıkıntıları ve kaybolan SSCB desteği, Suriye Silahlı Kuvvetleri'nin kapasite, kabiliyet ve harbe hazırlık oranını son derece olumsuz şekilde etkiledi. Bu azalan kapasite durumu, 1998 Ekim ayında başlayan Türkiye - Suriye krizinde Türkiye lehine büyük rol oynadı, zira Türkiye askeri gücünün psikolojik baskısından çok daha hızlı ve etkili bir netice elde edebildi.

Ancak 2000'lerin ortalarından itibaren Rusya ile tekrar gelişen askeri ilişkiler sonrasında Suriye, silahlı kuvvetlerinin modernizasyonu için daha fazla kaynak ayırmaya başladı. Bu kapsamda Rusya'ya çeşitli füze siparişleri verildi. Ancak son olarak, S-300 (SA-10 Grumble) tipi uzun menzilli hava savunma sisteminin teslimatı, Rusya tarafından tek taraflı olarak donduruldu. [22]

Suriye'nin büyük önem verdiği kara konuşlu hava savunma sistemleri, halen General Ahmed el Ratib komutasındaki Hava Kuvvetleri tarafından sevk ve idare ediliyor. Toplam 50,000 civarında personeli bulunan Hava Savunma Komutanlığı bünyesinde iki adet Uçaksavar Tümeni (24'ncü ve 26'ncı Uçaksavar Tümenleri) bulunuyor. Bu iki tümen bünyesinde ise toplam 25 Hava Savunma Tugayı ve iki Hava Savunma Füze Alayı yer alıyor. Bu kuruluşun toplamda 130 civarında bir batarya gücüne sahip olduğu tahmin ediliyor. [23] [24] [25]

Suriye Hava Savunma Komutanlığı'nın envanterindeki hava savunma sistemleri ise şunlar:

SA-2 Guideline (S-75 Dvina): Eski teknoloji telsiz komut güdümlü hava savunma sistemi. İlk modelleri 1950'lerin sonlarında hizmete girdi. 40 - 50km arasında bir menzili bulunuyor.

SA-3 Goa (S-125 Peçora): 1960'lı yılların teknolojisi, eski nesil orta menzilli, telsiz komut güdümlü hava savunma sistemi. 30 - 35km civarında bir menzile sahip.

SA-5 Gammon (S-200 Angara): Uzun menzil yüksek irtifa hava savunma füze sistemi. S-300'ün selefi. 1960'ların sonlarında hizmete girdi. Aktif radar güdümlü; 300km civarında menzile sahip.

SA-6 Gainful (Kub): Orta menzil hava savunma sistemi. Mobil lançerlerden fırlatılıyor. Yarı aktif radar güdümlü; 20 - 25km arası menzile sahip.

SA-8 Gecko (Osa): Kundağı motorlu alçak irtifa kısa menzil hava savunma sistemi. Radar komut güdümlü; 15km civarında menzili bulunuyor.

SA-17 Grizzly (Buk): Kub sisteminin halefi; gelişmiş orta menzil hava savunma sistemi. Yarı aktif radar güdümlü. 30 - 35km civarında menzile sahip.

ZSU-23-4 Şilka: Kundağı motorlu uçaksavar topçu sistemi. Zırhlı ve paletli bir araç şasisi üzerinde, dört adet 23mm otomatik top bulunuyor. Topun hedefe tevcihi, sistem üzerindeki atış kontrol radarı ya da elektrooptik kamera ile gerçekleştiriliyor. Sistem aynı zamanda kara hedeflerine karşı da kullanılabiliyor, nitekim isyana ait video görüntülerinde bu sistemler, muhaliflere ateş ederken görülmüştü. Suriye, Türk RF-4E'sini bu sistem ile düşürdüğünü iddia ediyor. Şilka'nın hava hedeflerine karşı ortalama menzili 2.5km civarında.

SA-22 Greyhound (Pantsir S1): Şilka'nın yeni nesil modern halefi. Suriye bu sistemleri yeni sipariş etti. Bir kamyon şasisi üzerinde iki adet çift namlulu 30mm otomatik top ve 12 adet telsiz komut güdümlü füze bulunuyor. Topların azami menzili 4km civarında; füzenin ise 20km civarında.


Hava Savunma Sistemlerinde Güdüm Çeşitleri

RF-4E olayının önemli bir boyutu, uçak eğer düşürülmüşse, bunun nasıl bir sistem tarafından olduğu idi. Bu konuda çok çeşitli iddialar ortaya atıldı. Ancak bu iddiaların bazıları, teknik veri ya da bilgiden yoksundu. Bu soruya yanıt aramadan önce, güdümlü füzelerin hedefe nasıl yönlendirildiğine, yani "tevcih" edildiğine bakmak gerekiyor. [26]

1. Komut Güdümü: Çok kabaca uzaktan kumandadır aslında. Personel, hedefi görerek (nişangâhtan) ya da radar vb sistemin ekranından takip eder. Dolayısıyla fırlatıcı platformun radar ya da bir nişangâh sistemi ile hedefi takip etmesi gerekmektedir. Ateşlemeden sonra füze, personel tarafından uzaktan kumanda ile kontrol edilir. Bu kumanda tel bağlantısı ile, radyo frekansı ile ya da lazer ışını vb yöntemlerle olabilir. Komut güdümü genelde kısa menzilli füzelerde kullanılır.

2. Aktif Güdüm: Füze, kendi üzerinde taşıdığı mini radar ile hedefe kilitlenir. Füzenin burnundaki radar, yaydığı ve hedeften yansıyan radar sinyallerini toplar, güdüm - kontrol sistemine iletir. Dolayısıyla füze, hedefi kendisi bulup imha eder. "At - unut" (Fire and forget) olarak adlandırılan füzeler bu güdüm sistemini kullanırlar. Çoğunlukla havadan havaya füzelerde kullanılan bir güdüm tipidir.

3. Yarı Aktif Güdüm: Burada atış kontrol radarı, fırlatıcı platform üzerindedir. Bu radar, elektromanyetik enerji yayar. Ateşlenen füzede ise radar alıcısı bulunmaktadır. Fırlatıcı platformun radarından hedefe çarpıp yansıyan radar sinyalleri, füze üzerindeki alıcı tarafından tespit edilir. Füze, elde ettiği sinyalleri işleyerek, hedefe kendi kendine yönelir. Çoğu hava savunma füzesi ve havadan havaya orta menzilli füzede bu yöntem kullanılmaktadır.

4. Pasif Güdüm: Bu yöntemde füze ya da fırlatıcı platform herhangi bir yayın yapmazlar. Füze, hedefin enerjiyi algılayıp kilitlenir. Hava savunma sistemlerinde bu genelde, uçağın yaydığı, yaydığı kızılaltı (infrared; IR) tayftaki ısı enerjisidir. Bu sistemlerin en büyük avantajı, herhangi bir enerji yaymadıkları için, hedef uçak tarafından tespit edilmelerinin neredeyse imkânsız oluşudur. Dezavantajları ise, diğer sistemlere göre çok kısa olan menzilleridir. MANPADS olarak sınıflandırılan, omuzdan atılan uçaksavar füzeleri (Stinger, Igla gibi) bu güdüm tipini kullanırlar.

Bu yöntemlerin bileşimi ya da farklı yöntemlerin de eklenmesi ile çok daha farklı güdüm sistemleri de geliştirilebilmekte: GPS güdümü, track-via-missile (TVM) gibi. Ancak hava savunma sistemlerinde genelde yukarıdaki dört yöntemden biri kullanılmakta.

Komut güdümü ile aktif ve yarı aktif güdümlü füzelerin, hedef tarafından tespit edilmesi nispeten daha kolaydır. Çünkü bu yöntemlerde, fırlatıcı platform radar ya da telsiz yayını yapmaktadır. Bu yayının frekans, bant genişliği vb parametreleri tespit edilip, mevcut tehdit kütüphanesi ile karşılaştırılarak gerekli karşı tedbirler uygulamaya konur.

Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki F-16, F-4E 2020 ve RF-4TM uçaklarında bu işi yapan sistem AN/ALQ-178(V)3'tür. ASELSAN MİKES üretimi olan bu sistemin tehdit kütüphanesi, Konya'daki Anadolu Kartalı ve Elektronik Harp Test ve Eğitim Sahası'nda (EHTES) gerçekleştirilen tatbikat, deney ve eğitimlerle devamlı olarak güncellenmektedir.

Pasif güdümlü sistemleri, füze ateşlenmeden tespit etmek ise imkânsıza yakındır. Bu sistemlerde, fırlatmadan sonra yaklaşan füzeyi tespit eden füze ikâz sistemleri (Missile Warning System; MWS) bulunmaktadır. Ancak MWS sistemlerinin savaş uçaklarına yerleştirlmesi çok yenidir, bu sistemler daha ziyade helikopter ve pervaneli uçak gibi nispeten alçaktan uçan ve yavaş platformlarda, şimdilik, daha etkili çalışmaktadır.

Şimdi olaya geri dönelim...


22 Haziran 2012 Cuma

Yazının bu noktadan sonrası gözlem, tahmin ve spekülasyona dayanmaktadır.

Uçak nasıl düştü? Ben, bu soruya yanıt ararken beş farklı senaryo kurguladım, altıncısını, belirteceğim nedenlerden dolayı kaale almamaktayım:

Senaryo 1: Suriye kıyılarından yaklaşık 13 deniz mili (yaklaşık 24km) mesafede, hava savunma füze sistemi ile vurularak düştü (bu aynı zamanda Türkiye'nin de resmî tezi)

Senaryo 2: Suriye hava sahası içerisinde ya da dışında, MANPADS tipi, omuzdan ateşlenen uçaksavar füzesi ile vurularak düştü.

Senaryo 3: Suriye hava sahası içerisinde, uçaksavar topçu sistemi ile vurularak düştü (Suriye'nin resmî tezi)

Senaryo 4: Teknik bir arıza sonucu düştü.

Senaryo 5: Suriye hava savunma sisteminin ateş hazırlığı ya da açtığı ateşten kaçınmaya ve/veya sakınmaya çalışırken düştü.

Senaryo 6: Elektromanyetik taarruz, lazer silahı vb farklı bir sistem ile düşürüldü.

Bu senaryoları teker teker irdeleyecek olursak:


Senaryo 1

Bu senaryo, Suriye hava savunma sisteminin uçağı uluslararası hava sahasındayken vurmuş olduğunu iddia ediyor. Peki bunu nasıl bir sistem yapmış olabilir?

Suriye kıyısından cetvelle 13 deniz mili (24km) çizdiğimiz zaman, akıl ve mantık, bu sistemin en az 24km menzile sahip olması gerektiğini söylüyor. Ancak sistem tam kıyıda, dalgaların sahille birleştiği yerde mi konuşluydu? Yine akıl ve mantık, kıyıdan bir miktar geride olmasının makul olduğunu söylüyor. Bu durumda, Senaryo 1'e göre uçağı vuran sistemin menzili en az 25km olmalıdır.

Suriye hava savunma altyapısının hizmetindeki bu kabiliyetteki sistemler, SA-2, SA-3, SA-5, SA-6 ve SA-17'dir.

SA-2 olamaz, zira bu sistem, yapısı gereği çok geniş bir alana kurulmak zorunda olan, oldukça hantal, her türlü çalışma sistemi ve prensibi bilinen, etkisi ve performansı çok düşük bir sistemdir. SA-2 sistemlerinde, her bir füze lançeri, "Davut Yıldızı" olarak bilinen bir şekle sahip bataryanın her bir köşesinde konuşlandırılır. Füzenin sürati düşüktür. Benzer bir durum SA-3 için de söz konusudur. En uzun menzilli sistem olan SA-5 daha muhtemel görünmektedir.

Ancak bu senaryoda şöyle bazı sıkıntı bulunuyor:

Söz konusu füzelerin uçuş süratleri şu şekilde:

SA-2: 1,560 m/s = 5,616 km/saat
SA-6: 600 m/s = 2,160 km/saat
SA-11: 850 m/s = 3,060 km/saat

Dolayısıyla, eğer tam sahilden, denize sıfır bir noktadan ateşlenirlerse, 13 deniz milindeki hedefe ulaşma süreleri şu şekilde:

SA-2: 13.39 saniye
SA-6: 34.8 saniye
SA-11: 24.58 saniye

Fırlatıcı platformun RF-4'ü radarı ile tespit, teşhis ve takibi için bu sürelerden çok daha fazlası gerekmektedir. Sistemin, ateş açmadan önce hedefi radarı ile tespit etmesi, takip etmesi ve ateşlemeye yarayacak koordinat verisini elde etmesi için belli bir süre gerekmektedir. Tüm bu süre içinde ise radarın, uçak üzerine yönelmiş olması gerekir.

Bu durumu şöyle bir analoji ile izah etmek mümkün:

Farzedelim ki, zifiri karanlık bir odadayız. Elimizde bir el feneri var. Bir arı vızıltısı duyuyoruz ve arıyı el feneri ile bulmaya çalışıyoruz. Önce el fenerini odada rastgele noktalara tutuyoruz (arama radarı). Derken arıyı görüyoruz ve el feneri ile onu takip ediyoruz (radarla hedefe kilitlenme). Ayağımızdaki terliği (füzeyi) çıkartıp, bir elimizle feneri arıya tutarken diğer elimizle terliği ona doğru fırlatıyoruz. Terlik arıya çarpıyor (infilak).

Yukarıdaki füze uçuş sürelerinin üzerine bir o kadar daha, belki 1 - 2 dakika daha ekleyiniz. RF-4ETM'deki (ve muhtemelen çevredeki) algılayıcı sistemlerin böyle bir radar aktivitesini tespit, teşhis ve kayıt etmesi gerekirdi.

Öte yandan, bu tip orta - uzun menzilli hava savunma füzeleri, taşımak zorunda oldukları roket yakıtı nedeniyle büyük hacimlidirler. Uçağa doğrudan temas ya da yakınında patlama durumunda, füzenin gövdesi, harp başlığı ve roket motoruna ait kalıntıların bulunabilmesi gerekirdi. Genelkurmay Başkanlığı'nın 11 Temmuz tarihli açıklaması, bu senaryoyu çürütmekte.

Ayrıca eklemek gerekir ki, bu gibi sistemlerin faaliyetini tespit etmek için radar kayıtları tek yöntem değildir. Bu sistemlerin faaliyetleri ELINT / SIGINT (elektronik ve sinyal istihbaratı) ve HUMINT (insan istihbaratı) gibi çeşitli kaynak ve kanallardan takip edilir ve devamlı güncel tutulur. Bir olasılık, bu kaynakların sağladığı bilgi yeterli olmamış olabilir ya da "birleştirilmemiştir" (yani müşterek bir istihbarat resmi ortaya konmamış olabilir). Bu durumda Suriye'nin "düşürdük" açıklaması derhal doğru kabul edilmiş olabilir.


Senaryo 2

MANPADS tipi omuzdan atılan füzeler, yapıları gereği çok küçüktür, hafiftir ve kısa menzillidir (5 - 10 km civarı). Böyle bir sistem ile isabet olasılığı çeşitli nedenlerden dolayı düşük görünüyor:

1. Suriye sahilinden ateşlenecek böyle bir füze Türkiye'nin uçağın vurulduğunu iddia ettiği ya da enkazın bulunduğu mesafeye ulaşamaz.

2. Uçağımız, Suriye kıyılarına çok yaklaşmış olsa bile, yüksek hızı ve irtifası nedeniyle böyle bir isabet pratikte mümkün değildir. F-4E yüksek performanslı, süratli bir uçaktır. MANPADS tipi füzeler daha ziyade alçaktan ve yavaş uçan helikopter, pervaneli uçak, insansız hava aracı gibi unsurlara karşı etkilidirler. Saatte 1,500km uçan bir jeti bu şekilde vuramazsınız.

3. Deniz üzerindeki bir bot, gemi vb üzerinden ateşlenmiş olması çok daha düşük bir olasılıktır, zira yukarıdaki kısıtların üstüne bir de denizin dengeli olmayan ortamında hedefi tespit etmek ve kilidi korumak zorluğu eklenmektedir.


Senaryo 3

Suriye, uçağı 2.5km menzilli uçaksavar topçu sistemi ile vurduğunu duyurmuştu. Bu menzil bilgisi, dolaylı yolsan ZSU-23-4 Şilka'yı işaret ediyor. Bu, benim de başından beri üzerinde durduğum bir olasılıktı. Eğer jetimiz gerçekten vurulduysa bence hala en muhtemel sebebi bu tür bir sistemdir. Ancak bu senaryonun da bazı boşlukları bulunuyor:

1. ZSU-23-4 Şilka sisteminde makinalı toplar, hedefe radar ile tevcih edilir. Aynı uçaksavar füze sistemindeki gibi, burada da sistemin hedefi tespit etmesi, takip etmesi, uygun atış parametrelerini hesaplaması ve ateşe geçmesi için belli bir süre gerekir ve bu süre içinde radarın uçağı takip ediyor olması gerekir. Böyle bir durumda da uçağın üzerindeki AN/ALQ-178 RWR sisteminin ikaz vermesi gerekir.

2. Sistemin menzilinden dolayı, isabetin Suriye sahilinden en fazla yaklaşık 2km uzakta gerçekleşmiş olması gerekir. Ancak enkazın bulunduğu yer sahilden 13 - 14km uzakta. Yani uçak isabet alıp bir müddet uçmaya devam etmiş olmalı. Bu gayet mümkündür, ancak bu süre zarfında pilotların, uçağı kurtarmaya çalışmış olsalar bile bir şekilde iletişime geçmiş olmaları beklenir. Ancak ortada böyle bir iletişim yok.


Senaryo 4

Uçağın enkazının bulunması ve Genelkurmay Başkanlığı'nın 11 Temmuz tarihli açıklamasından sonra üzerinde daha yoğun bir şekilde durmaya başladığım senaryo bu. Uçak gerçekten teknik bir arıza sonucu düşmüş olabilir. Bu arıza, uçak uluslararası hava sahasındayken gerçekleşmiş ve bir şekilde uçağın Suriye kara sularında düşmesine neden olmuş olabilir.

Böyle bir durumda Hava Kuvvetleri'nin derhal yapacağı şey, Arama ve Kurtarma uçak ve helikopterlerini bölgeye sevk etmek olacaktır. Hava Kuvvetleri envanterinde bu maksatla kullanılan CN-235 uçakları ile AS-532UL Cougar helikopterleri bulunmakta. Bu uçak ya da helikopter(ler), arama kurtarma faaliyeti sırasında uçakla temasın kesildiği bölgeye gitmiş ve belki de Suriye hava sahasını ihlal etmiş olabilirler. Bu esnada Suriye hava savunma sistemi tarafından üzerlerine ateş açılmış olabilir. Nitekim olayın olduğu gün, hükümet sözcüsü Bülent Arınç, bir "CASA uçağına" ateş açıldığını söylemişti. [27]

Sonuçta ortada bir kayıp jet, bir de üzerine ateş açılan uçak var. Bu durum, "fog of war" olarak tabir edilen bilgi karmaşası sırasında "Suriye RF-4'ümüze ateş açıp düşürdü" şeklinde yorumlanmış olabilir.


Senaryo 5

Bu aslında Senaryo 4'ün, diğer iki resmî tezle harmanlanmış bir türevi. Uçağın aniden, yüksek süratle denize çakılmış olması

Bu kurguda ise, uçak üzerine ateş açılmak üzere olunduğunu ya da ateş açıldığını tespit etmiş olabilir. Bu durumdan sakınmak ya da kurtulmak için manevralar gerçekleştirirken denize çakılmış olabilir. Sakınma manevrası sadece füze fırlatıldıktan sonra değil, radar kilidini kırmak için de yapılır, dolayısıyla AN/ALQ-178'in tespit ettiği bir radar aktivitesi sonucu, bundan sakınmak için yüksek süratte belli manevralar gerçekleştirilirken kontrol kaybedilmiş ya da teknik bir arıza meydana gelmiş olabilir.

Dolayısıyla ortada bir Türk uçağına açılan ateş ve düşen bir uçak bulunmakta.

Bu senaryodaki en önemli bilinmeyen ise, olayın nerede gerçekleşmiş olduğu.


Senaryo 6

Amerikalıların bu tür fikir ve durumlar için kullandığı, çok sevdiğim bir ifade var: Bullshit.


Sonuç ve Değerlendirme

Olayın teknik boyutu son derece karmaşık ve yoğun. Ancak öyle bir krizle karşı karşıyayız ki, bu ince teknik ayrıntılar çok ciddi siyasi ve askeri sonuçlar doğurabilmekte. Siyasi bir yorum yapmamak için açıkçası kendimi çok zor tutuyorum, zira duygusal bir tepki ile hem nesnelliği ıskalamaktan, hem de zarar vermekten korkuyorum. Bu nedenle de olay ile ilgili bilgi ve görüşlerimi, mümkün olduğunca teknik çerçevede sınırlı kalmaya çalışarak kaleme alıyorum.

Şüphesiz ki, bu olayda askeri, istihbari, siyasi boyutta ve kriz yönetimi hususunda çıkartılması gereken çok sayıda önemli ders bulunmaktadır. İlgili ve yetkililerin bu konuda gerekli hassasiyeti gösterdiğine inanıyor, inanmak istiyorum.

Uçağın teknik bir nedenle ya da sakınma manevrası sırasında düşmüş olabileceğini düşünmeye başladım.

Ancak uçak hangi nedenle düşmüş olursa olsun,

Benim iki adet kahramanım şu an cennettedir. Onların kahramanlığına, yiğitliğine bir toz zerresi kadar yaklaşabilmek için neler vermezdim...



Kaynaklar


[1]: Türk Savaş Uçağı Kayıp, Sabah, 22.06.2012, http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/06/ ... at-kesildi
[2]: Erdoğan'dan Suriye Açıklaması, CNNTürk, 22.06.2012, http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/06/ ... index.html
[3]: Military Spokesman: Anti-Air Defenses Intercepted a Target That Violated Syrian Airspace Over Territorial Waters, Shot It Down West of Lattakia, SANA, 23.06.2012: http://www.sana.sy/eng/21/2012/06/23/427102.htm
[4]: Başkent'te kritik zirve sona erdi, Sabah, 23.06.2012: http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/06/ ... degistirdi
[5]: Türk pilotların naaşları çıkarıldı, DHA, 05.07.2012: http://www.dha.com.tr/turk-pilotlarin-n ... 35805.html
[6]: "Uçağımız uluslararası hava sahasında vuruldu", CNNTürk, 24.06.2012: http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/06/ ... index.html
[7]: TSK'dan flaş açıklama, Sabah, 11.07.2012: http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/07/ ... aciklamasi
[8] Ain es Saheb airstrike, Wikipedia: http://en.wikipedia.org/wiki/Ain_es_Saheb_airstrike
[9]: Lebanon, Jordan unite behind Syria in condemning IAF flyover, Haaretz, 28.06.2006: http://www.haaretz.com/news/lebanon-jor ... r-1.191580
[10]: SSNET Özel Dosya: İsrail’in Türkiye üzerinden Suriye hava saldırısı, SavunmaSanayi.net, 05.06.2010: http://www.savunmasanayi.net/israilin-t ... -saldirisi
[11]: Operation Orchard, Wikipedia: http://en.wikipedia.org/wiki/Operation_Orchard
[12]: Syrian fighter pilot who landed jet in Jordan granted asylum, The Guardian, 21.06.2012: http://www.guardian.co.uk/world/2012/ju ... dan-asylum
[13]: Q&A: When And How Israel Will Attack Iran, The Business Insider, 01.03.2012: http://articles.businessinsider.com/201 ... -air-force
[14]: Analysis: How Israel might strike at Iran, BBC, 27.02.2012: http://www.bbc.co.uk/news/mobile/world- ... t-17115643
[15]: Syrian uprising (2011–present), Wikipedia, http://en.wikipedia.org/wiki/2011_Syrian_uprising
[16]: Türk Hava Kuvvetleri'nin F-4E Phantom II tarihçesi için bkz: Anatolian Phantoms, Air International, Ocak 2011: http://www.naval-database.com/makaleler ... antoms.pdf
[17]: TARP Projesi ile ilgili ayrıntılar için bkz: http://www.siyahgribeyaz.com/search/label/TARP
[18]: Konya'da askeri uçak düştü: 2 şehit, Radikal, 03.11.2011: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx? ... egoryID=77
[19]: İşte Düşürülen RF-4E / 77-0314, Hürriyet, 01.07.2012: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/20887997.asp
[20]: Turkish Military Aircraft Since 1912, Ole Nikolajsen, 2007
[21]: History of the Israeli Air Force, Wikipedia: http://en.wikipedia.org/wiki/History_of ... ebanon_War
[22]: Rusya Suriye'ye S-300 satışını durdurdu, Hürriyet, 27.06.2012: http://www.hurriyet.com.tr/planet/20854155.asp
[23]: Jane's Sentinel Security Assessment - Eastern Mediterranean, 28.06.2012
[24]: Suriye'nin stratejik hava savunma sistemleri ile ilgili kapsamlı bir analiz için bkz: Strategic SAM Deployment in Syria, Australian Air Power, Ocak 2010: http://www.ausairpower.net/APA-Syria-SA ... yment.html
[25]: The BEKAA Valley Air Battle, June 1982: Lessons Mislearned?, Airpower Journal, 1989: http://www.airpower.maxwell.af.mil/airc ... urley.html
[26]:Bu konu ile ilgili giriş niteliğinde bilgiler için bkz: http://en.wikipedia.org/wiki/Missile_gu ... l_guidance
[27]: Arınç: Suriye bir uçağımıza daha ateş açtı, Star, 25.06.2012: http://www.stargazete.com/politika/arin ... ber-620410

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2012, 20:36 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 11 Tem 2012, 19:53
Mesajlar: 1883
Yaş:
Sayın orko_8 uçağın bazı parçalarında delikler var? Onlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Ben açıkçası düştükten sonra olduğunü düşünmüyorum.

_________________
Resim
Tango-1 Never Dies


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 13 Tem 2012, 01:02 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Tem 2012, 18:00
Mesajlar: 1473
Yaş:
Bazi yabanci haber kaynaklari ucaksavarin daha once tanittigim Mesbah-1 oldugunu yazmislardi. Tabi ne kadar dogru bilemeyiz.

Resim
Resim
Resim

_________________
Bu Sitedeki Yazilarim Ikinci Bir Duyuruma Kadar Sahsim Tarafindan Durdurulmustur, Yazilarin Devami Hakkinda Twitter Hesabindan Bilgi Edinebilirsiniz:
Resim@GercekIran


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 13 Tem 2012, 18:31 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:29
Mesajlar: 222
Yaş:
Alıntı:
1. 22 Haziran 2012 tarihinde, Doğu Akdeniz’de, uluslararası hava sahasında, silahsız ve tanıtma sistemi açık olarak görev uçuşu yaptığı esnada hiçbir uyarı yapılmadan RF-4E uçağımızın düşürülmesiyle ilgili altı açıklama yapılarak kamuoyu doğru olarak bilgilendirilmeye çalışılmıştır.

2. Ancak, düşürülen uçağımız ile ilgili 11 Temmuz 2012 tarihinde yapılan açıklamamız hakkında yapılan yorumlar üzerine konuya açıklık getirmek maksadıyla kamuoyunun yeniden bilgilendirilmesine ihtiyaç duyulmuştur.

3. Olay günü (22 Haziran 2012) saat 11.57’de uçağımız ile radar ve telsiz irtibatının kesildiğinin öğrenilmesi üzerine, uçağımızın akıbetinin araştırılması için Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza emir verilmiş, deniz ve hava araçlarımız derhal irtibatın kesildiği bölgeye sevk edilmiştir.

4. Bugüne kadar su yüzeyinden toplanan malzemelerin kriminal inceleme sonucu kamuoyu ile paylaşılmıştır.

5. Kriminal inceleme sonucuna göre; uçağımızın düşürülme nedenleri arasında, Suriye tarafından iddia edildiği gibi bir uçaksavar ateşi ile düşürülme ihtimalinin ortadan kalktığı görülmüştür.

6. Deniz dibindeki önemli parçaların çıkarılıp teknik incelemeleri tamamlandıktan sonra uçağımızın Suriye tarafından nasıl düşürüldüğünü tespit etmek mümkün olabilecektir.

7. Kurtarma faaliyetlerinde, şehitlerimizin naaşlarının deniz dibinden çıkarılmasına öncelik verilmiş, bu arada bazı küçük parçalar da çıkarılmıştır. Ağır ve büyük parçalar deniz dibinde kalmıştır. 11 Temmuz 2012 tarihli açıklamamızda belirtildiği üzere Nautilus araştırma gemisinin bölgeden ayrılmasından sonra, kurtarma faaliyetlerine kendi imkânlarımızla devam edilmiştir.

8. Uçağımızın diğer önemli büyük parçalarını çıkarmak için yeni imkânlar araştırılmış ve bu çalışma sonuçlandırılmıştır. Kurtarma faaliyetlerine kısa bir zaman sonra yeniden başlanacaktır.

9. Çalışmalarımızın sonucunun sabırla beklenmesini ve konu ile ilgili yapılacak resmî açıklamalara itibar edilmesini değerli halkımızdan ve tüm basın mensuplarından saygıyla rica ederiz.
http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliye ... ler_88.htm


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 Tem 2012, 17:47 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Tem 2012, 18:00
Mesajlar: 1473
Yaş:
Alıntı:
Sayin Iceman 13 kilometreden onunla nasil vurmuslar? Botun uzerinemi yerlestirmisler? :roll:
Tabi benim aktardigim dolasan bilgilerden biri (ozellikle yabanci basinda), bununla vurulduysa o zaman verilen kordinatlar yanlis demektir, yani baska yerde vuruldu diyebiliriz.

_________________
Bu Sitedeki Yazilarim Ikinci Bir Duyuruma Kadar Sahsim Tarafindan Durdurulmustur, Yazilarin Devami Hakkinda Twitter Hesabindan Bilgi Edinebilirsiniz:
Resim@GercekIran


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Rus gazetesinin iddası
MesajGönderilme zamanı: 24 Tem 2012, 14:22 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: 24 Tem 2012, 14:17
Mesajlar: 1
Yaş:
Suriye karasularına yakın bir bölgede düşen Türk askeri keşif uçağı krizini olaydan bir ay sonra farklı açıdan irdeleyen Rusya, “Ankara savaş uçaklarını kaldırıp Suriye hava savunma sistemlerini vurmaya kalkışsaydı büyük bir felaket yaşanırdı. Suriye hava savunma sistemi, Türk F-16 savaş uçaklarını lunaparktaki ördekler gibi vururdu. Sonra topyekûn savaş başlardı” iddiasını ortaya attı.“Rusya son dönemde Suriye ordusuna yeni model 'Buk' uçaksavar füze bataryaları vermişti. F-16 uçakları Suriye semalarında göründükleri an bu sistem tarafından lunaparkta havalı tüfek standındaki ördekler gibi vurulurlardı. Böylece Türkiye, belirsiz şartlarda düşen keşif uçağının intikamını alayım derken, savaş uçağı filosundan olurdu. Sonra Türkiye ile Suriye arasında geri dönüşü olmayan savaşa girilmiş olurdu.”

Bu idda ne kadar doğru acaba ??


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Tem 2012, 15:02 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 20 Tem 2012, 12:22
Mesajlar: 53
Yaş:
Alıntı:
Bu Rus gazetesinin "İzvestia" haberi.."Ankara Suriye’yi vurma konusunda çok ciddiydi. Türkiye’yi bu kritik adımı atmaya tek bir unsur engelledi. Türk Genelkurmayı'nın, Suriye hava savunma sistemlerinin nelere muktedir olduklarını tam olarak bilmemesi. " diyor yani Türkçesi tırsmışız...

http://www.nushaber.com/haber-3299-Rus- ... -Gibi.html
Ruslar çok biliyor zaten hocam. Yarası olan gocunur. Bakalım sofraya oturduğumuzda hangisinden başlayacağız? İsrail mi Rusya mı?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Tem 2012, 17:13 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 13:27
Mesajlar: 398
Yaş:
Biz her yıl yapılan tatbikatları boşuna gerçekleştiriyoruz öyle mi?

Alınan milyonlarca dolarlık uçaklar, füzeler, podlar keklik gibi avlanmak içinmiş vay be. Şu Ruslar'da olmasa nasıl bilirdik, halimiz nice olurdu..


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Tem 2012, 17:37 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 19 Tem 2012, 21:09
Mesajlar: 900
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Bu Rus gazetesinin "İzvestia" haberi.."Ankara Suriye’yi vurma konusunda çok ciddiydi. Türkiye’yi bu kritik adımı atmaya tek bir unsur engelledi. Türk Genelkurmayı'nın, Suriye hava savunma sistemlerinin nelere muktedir olduklarını tam olarak bilmemesi. " diyor yani Türkçesi tırsmışız...

http://www.nushaber.com/haber-3299-Rus- ... -Gibi.html
Ruslar çok biliyor zaten hocam. Yarası olan gocunur. Bakalım sofraya oturduğumuzda hangisinden başlayacağız? İsrail mi Rusya mı?
İkisinden birden başlayalım.Arya bide ABD'yi ve Çini de alalım.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 162 mesaj ]  Sayfaya git 1 2 3 4 Sonraki

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye