TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 30 Nis 2017, 10:14

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading


Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 27 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Türkiye-Lübnan İlişkileri
MesajGönderilme zamanı: 07 May 2015, 20:35 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Resim

Türkiye, 6 Mart 1946’da Lübnan’ın bağımsızlığını tanımıştır. Ancak iki ülke ilişkileri son döneme kadar pek de iyi bir düzeyde seyretmemiştir. Zira Türkiye-Lübnan ilişkilerini genelde Türk-Arap ilişkileri, özel de ise Türkiye-Suriye ilişkilerinde bağımsız olarak ele almak pek mümkün değildir.

Türkiye’nin 1958 İç Savaşı’nda ABD’yi destekleyerek İncirli Üssünü ilk kez Amerikan uçaklarına açması özellikle Lübnan Müslümanları arasında büyük tepki çekmiştir. Kıbrıs konusunda Lübnan’ın Rumları desteklemesi, Türkiye’nin kısa bir süre sonra patlak veren İç Savaş’a duyarsız kalmasını beraberinde getirmiştir.

Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri ve Soğuk Savaş sırasında Batı merkezli bir siyaset izleyerek Arap dünyasıyla ilişkileri ihmal etmesidir. Buna bir tepki olarak, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda ve sonrasında, başta Suriye olmak üzere Araplar’ın Rumları desteklemeleri ve Yunanistan ile yakın işbirliğine girmeleri de karşılıklı güveni yok etmiştir.

İç Savaş sırasında ve sonrasında Bekaa’nın başta ASALA ve bölücü terör örgüt olmak üzere Türkiye’ye karşı mücadele veren pek çok terör örgütünün merkezi olmasıdır. Bu dönemden itibaren ilişkilere damgasını vuran temel konu güvenlik olmuştur.
2004 yılında eski Başbakan Hariri’nin Türkiye’yi ziyaretiyle ilişkiler yeni bir ivme kazanmış, ziyaret sırasında çok sayıda anlaşma imzalanmıştır.

12 Temmuz 2006 tarihinde başlayan ve 34 gün süren İsrail-Lübnan Savaşı sırasında Ankara’nın izlediği İsrail karşıtı politikalar ve savaşın ardından da Lübnan Hükümeti’ne ve Lübnanlı gruplara verdiği askeri, siyasi ve ekonomik destekler etkili olmuştur.
Türkiye Lübnan ilişkileri savaşın ardından gündeme gelen UNIFIL’in güçlendirilmesi konuları ve Türkiye’nin barış gücüne katkı sağlayabileceğini açıklamasının ardından daha da önem kazanmıştır.

Lübnanlı yazar Muhammed Nurettin’in de önemle vurguladığı gibi Şii Lübnanlılar savaşın yıkıntıları arasında kendilerine ilk uzatılan yardım elinin Türklerden geldiğini görünce, büyük bir minnettarlık duymuşlardır. Kızılay’ın dışında birçok sivil toplum kuruluşunun Lübnan’ın genelinde dağıttığı yardımlar hem Şii hem de diğer grupların Türkiye algılamasında önemli bir etki yapmıştır.

Türkiye Lübnan’ın yeniden yapılandırılması çerçevesinde 50 milyon dolarlık katkısıyla insani yardım programlarına destek vermiştir. Ülkenin değişik bölgelerinde 41 okul inşa edilmiş; 16’sının yapımı da devam etmektedir. Bu okulların inşasında mezhepsel ya da bölgesel ayrımcılık söz konusu olmamıştır. Türkiye ayrıca yaklaşık 20 milyon dolara mal olacak ve 500 bin kişinin yararlanabileceği özel bir travma ve rehabilitasyon merkezi inşa etmeyi hedeflemektedir. (Suriye krizi sebebiyle sorunlar çıkmış, kullanılmıyormuş.)

Açılan rehabilitasyon merkezi:

Resim
Resim

Türkiye, 2006 Savaşı sonrası 2008 Mayısında Şiiler, Sünniler ve Dürzîler arasında yaşanan iç çatışmalar durdurulması konusunda da hem bölge ülkeler hem de Lübnanlı gruplar üzerindeki etkisini kullanarak kanlı çatışmaların durdurulması ve sorunun barışçıl yöntemlerle çözümlenmesine katkı sağlamıştır. Katar’da başlayan Lübnanlı grupları uzlaştırma konferansı sırasında Türkiye’nin girişimleri, taraflar arasındaki Cumhurbaşkanlığı ve birlik hükümetinin kurulması sorunlarının barışçıl çözümüne ciddi bir katkı sağlamıştır. Cumhurbaşkanlığı sorununun çözülmesinden sonra Türkiye Mişel Süleyman’ın Cumhurbaşkanı seçilme törenine Katar ile birlikte davet edilen tek ülke olmuştur. Türkiye-Lübnan ilişkilerinde yaşanan gelişme, karşılıklı ziyaretlere de yansımış ve bu çerçevede Kasım 2008’de ilk önce Lübnan Başbakanı Sinyora; 21 Nisan 2009’de de Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman Türkiye’yi ziyaret etmişlerdir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetiyle Türkiye’ye ilk resmi ziyaretini gerçekleştiren Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman, 54 yıl aradan sonra Türkiye’yi ziyaret eden ilk Lübnan Cumhurbaşkanı olma unvanını elde etmiştir.*

Geçmişten günümüze Türkiye-Lübnan ilişkilerine bakıldığında sürecin bazen işbirliği bazen de çatışmacı bir zeminde geliştiği görülmektedir. Ancak, 2005 sonrası dönemde Türkiye-Lübnan ilişkilerinin oldukça hızlı bir gelişme görülmektedir. İlişkilerin gelişmesinde birçok faktörün yanı sıra Lübnanlı grupların Türkiye’ye bakışının değişmesi de etkili bir rol oynamıştır.

(Bu konuda da -yine- bütün olarak değil, parça parça atacağım.)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 09 May 2015, 23:18 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Lübnanlı Şiilerin Türkiye Algısı

Mezhepsel açıdan Şiilerin Türkiye’ye yönelik olumsuz algılamalarının değişmesine yol açan olay ise 2006 İsrail-Lübnan Savaşı sırasında ve sonrasında Türkiye’nin oynadığı rol olmuştur. Türkiye’nin İsrail karşıtı söylemleri Şii örgütler üzerine önemli bir etki yapmıştır. Türkiye, Güney Lübnan’da Şiilere yardım dağıtan tek Sünni ülke olmuştur.

Türkiye’nin İsrail karşıtı söylemleri ve politikaları Lübnan’a asker gönderilmesine yönelik olarak Hizbullah’ın da tutumunu doğrudan etkilemiştir. Lübnan’da Nuray Mert ile görüşen Nawaf Musavi: “Türkiye’nin asker göndermesine karşı çıkmadıklarını, Türkiye’yi dost bir ülke olarak gördüklerini” ifade etmiştir. Hizbullah Milletvekili Ali Mikdat ise: “Türk ordusuna kapımız açık. Çünkü bu bizim dost gücümüz. Aynı zamanda Müslüman bir güç. Bu konuda hiçbir sorun çıkmayacak” ifadesini kullanmıştır.

Dönemin Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’in “Lübnan’a asker yollanmasına karşıyım, başka ülkelerin ulusal çıkarlarını korumak bizim görevimiz değildir ve Birleşmiş Milletler’in (BM) Lübnan’la ilgili 1701 sayılı kararı da yetersizdir” sözlerine ve birçok tartışmaya rağmen Lübnan’a asker gönderme kararı 5 Eylül 2006’da Mecliste yapılan oylama sonucu kabul edildi.

Türkiye’nin Hizbullah’ın yanı sıra Suriye ve İran yönetimleriyle de doğrudan görüşmesi önemlidir. Nitekim 7 Mayıs 2008 tarihinde Lübnan’da başlayan çatışmaların kısa sürede Batı Beyrut’ta sıçradığı günlerde çatışma bölgesinde mahsur kalan Türk vatandaşlarının kurtarılmasında Türk diplomatları doğrudan Nawaf Musavi’nin desteğini almışlardır. Türk vatandaşlarının Batı Beyrut’taki otel ve evlerinden alınıp güvenli bölgelere aktarılması sırasında Hizbullah militanları doğrudan görev üstlenmiştir.
Muhammed Nureddin’e göre “Şiiler UNIFIL’i Hıristiyan olduklarından İsrail işbirlikçisi olarak görmekteydi. Bir kere halka, halkın örf ve adetlerine saygıları yok. Ancak, Türk askeri gelince durum değişti. Türk askeri yerli hizmetler veriyor. Sağlık hizmetleri, bilgisayar kursları ve başka eğitimler veriyor. Ramazanda Türk askeri bazı köylerde iftar çadırları açtı.’’

Mart 2009 tarihinde Sur’da inşa edilen Kadın Eğitim Merkezi’nin açılışını yapan Şii Sanayi Bakanı Gazi Zayter de Lübnan’daki Türk askerinin bölgedeki barışı güçlendirdiğini ve Şiilere geleceğe dönük umut dağıttığını ifade etmesi dikkat çekicidir.

Lübnanlı Sünnilerin Türkiye Algısı

Başbakan Sinyora, İsrail saldırılarının sürdüğü 2006 yazında kendisiyle görüşen Erdoğan’dan doğrudan destek istemişti.
Sünni halk Türkiye-Suriye ilişkilerinden ve Türkiye’nin Filistin politikasında oynadığı rolden rahatsız değildir. Diğer yandan Hariri grubuna yakın Sünni politikacıların bir kısmı ise Suriye’nin Lübnan’ın içişlerine müdahale ettiğini ileri sürerek Türkiye’nin bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini inanmaktadırlar.

Türkiye’nin İsrail karşıtı duruşu ve Filistin sorununa yaklaşımı Sünniler tarafından dikkatle izlenmektedir. Sünni politikacıların temel beklentisi Türkiye’nin diğer bölge ülkelerinden farklı olarak Lübnan’da daha aktif bir politika izlemesi yönündedir. Başbakan Erdoğan’ın Ocak 2007’de Lübnan’a gerçekleştirdiği ziyareti sırasında Sinyora hükümeti bu taleplerini açıkça dile getirmiştir. Başbakan Sinyora yaklaşık yarım saat süren görüşme sırasında Türkiye’nin İran ve Suriye ile sahip olduğu iyi ilişkileri Lübnan krizinin çözümünde önemsediklerini ve Türkiye’nin bölge ülkeleri üzerindeki etkisini Lübnan’daki mezhepler arasındaki sorunların çözümünde kullanmasını istemişti.

Çatışmaların Lübnan Dağı’na yayıldığı günlerde Türk tarafının sorunun barışçıl yöntemlerle çözülmesi için bir yandan bölgesel aktörlerle diğer yandan da Lübnanlı gruplarla yoğun bir diplomatik görüşme süreci içerisine girmesi önemli olmuştur. Lübnan’daki Türk Büyükelçiliği yerel gruplarla sürdürülen görüşmelerin merkezi olurken, Başbakan Erdoğan da 7 Mayıs’ta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmüş, bir gün sonra da Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Lübnan Başbakanı Fuat Sinyora’yla temas etmiştir. Başbakan Erdoğan söz konusu görüşmeler esnasında silahlı çatışmaları sona erdirecek somut önerileri gündeme getirmiştir. Somut öneriler içerisinde Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı sorunun çözümü ve muhalefet kanadını oluşturan Şiilerin hükümette temsil edilmesi vardı.

Eski Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin Mart ayındaki Türkiye ziyaretinden:

Resim
Resim
Resim

Dürzilerin Türkiye Algısı

Türkiye’ye karşı bazen işbirliğine yönelik bazen de çatışmacı bir politika izlerler. Örneğin 1980 ve 1990lı** yıllarda bölücü terör örgüt’ya lojistik ve siyasal destek sağlayan Dürzîler Irak Savaşı sonrası bölgede etkisi artan Türkiye’ye karşı daha farklı bir politika içerisine girdikleri görülmektedir. TBMM’nin 1 Mart Tezkeresi’ni reddetmesi üzerine bir demeç veren Dürzî lider Velid Canbolat, Türkiye’nin ABD’nin ekonomik baskılarına rağmen savaşa destek vermediği dile getirmişti. Canbolat, “Bazı aklı başında Arapların Türkiye’ye 50 milyar dolar vermesi gerekirdi. Binlerce Türk’ün savaşı protesto ettiğini görüyorsunuz, Türk kamuoyunu da yanımıza çekerdik” ifadelerini kullanmıştı.

Dürzîler Türkiye’nin Esad rejiminin yanında yer almasından rahatsız olmuşlardır. Dürzîlerin politik lideri konumundaki Velid Canbolat’a göre Suriye rejimi Lübnan’daki istikrarı sürekli tehdit eden terörist bir rejimdir. Söz konusu dönemde Dürzîlerin önemli bir kısmı Türkiye’nin ABD’nin baskılarına rağmen Esad rejimini açıkça desteklemesini eleştirmişlerdir. 2005 ve 2009 seçimlerinde Canbolat’ın listesinden Meclis’e giren Suriye karşıtı eski İletişim Bakanı Mervan Hamadeh, Türkiye’den beklentilerini şu şekilde açıklamıştı: “Suriye rejimine Lübnan’ın içişlerine daha fazla karışmamasını tavsiye etmelidir. Türkiye, Lübnan’ın demokratik ve barışçıl bir ülke olduğunu Suriye’ye hatırlatmalıdır. Ayrıca, Türkiye Suriye’ye Lübnan üzerindeki yerel çıkarlarından vazgeçmesi konusunda tavsiyelerde bulunabilecek bir ülkedir.” Dürzî toplumun lideri konumundaki Velid Canbolat ise “Türkiye, Esad rejimini destekleyerek Lübnan’daki krizin aşılmasına ciddi bir katkı sunamaz” demiştir. Türkiye-Suriye ilişkilerinin çok iyi olduğunu öne süren Canbolat’a göre “Dürzîlerin temel politikası Lübnan’ın çıkarlarını korumaktır. Türkiye, Lübnan’da etkin bir güç olarak kabul edilebilmek için Suriye rejimi üzerindeki etkisini Lübnanlıların çıkarına uygun bir şekilde kullanmalıdır.”

Velid Canbolat, Daily Star gazetesi editörüyle yaptığı bir görüşmede Türkiye’nin Lübnan’da olumlu bir rol oynayabileceğini ifade etmiş ve Başbakan Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Peres arasında yaşanan krizin hemen ardından Canbolat doğrudan Erdoğan’a gönderdiği telgrafta Türkiye’nin tutumunu takdirle karşıladığını iletmiştir.

5-7 Ağustos 2011’de Dürzi Lider Velid Canbolat’ın Türkiye temasları:

Resim
Resim
Resim

Ayrıca Velid Canbolat 2012’de de Türkiye’ye gelmiş.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 13 May 2015, 20:25 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Marunilerin Türkiye Algılaması

2005 sonrası dönemde Suriye’nin Lübnan içişlerine müdahalesi bazı Marunî grupların tepkisine yol açmıştır. Bu süreçte Türkiye’nin Suriye rejimini destekler görünmesi eleştirilere neden olmuştur.

Marunî gruplar bu konu hakkında ilk başlarda tepkisiz kalmıştır. Esasında Marunîlerin kendi aralarında iki farklı gruba bölünmüş olması da, Türkiye’ye yönelik politikalarını etkilemiştir. İçerisinde Kataib Partisi’nin bulunduğu ve liderliğini Samir Caca ve Emin Cemayel’in çektiği grup Hariri grubuyla birlikte hareket ettiğinden Türkiye karşıtı bir söylem kullanmaktan sakınmıştır. Hizbullah ile ittifak yaptıktan sonra Suriye hakkında olumlu demeçler vermeye başlayan Mişel Aoun taraftarları ise Türkiye’nin Lübnan krizinde arabulucu rol oynaması düşüncesini desteklemekle birlikte doğrudan kamuoyu önünde Türkiye hakkında bir yorum yapmaktan kaçınmışlardır.

Lübnanlı Ermeniler: Geçmiş Ve Gelecek Arasında Politika

Lübnan’da örgütlenen Taşnak ve Hıncak Partisi taraftarları, Türkiye karşıtlığıyla öne çıkmışlardır. 3 Nisan 1997 tarihinde Ermeni milletvekillerinin girişimleriyle Lübnan Parlamentosu’nda kabul edilen “Remembrance Day of the Armenian Genocide” Yasası Lübnan’daki Ermenilerin siyasal etkilerini göstermektedir. Politik alanda en güçlü Ermeni Partileri Taşnak ve Hıncak Partisi’dir. Bu iki partinin yanı sıra Ermeni Liberal Demokratik Partisi de (Ramgavar Parti) Lübnan’da etkindir. Türk askerlerinin Lübnan’a gönderilmesine her üç parti de karşı olduklarını açıklamışlardı. Ermeni toplumu Lübnan Parlamentosu’nda altı milletvekiliyle temsil edilmektedir. Mayıs 2008’deki silahlı çatışmaların ardından oluşturulan yeni ulusal uzlaşı hükümetinde Ermeniler hem Enerji hem de Devlet Bakanlığı elde etmişlerdir. Hariri bloğunu destekleyen Hıncak Partisi’nin adayı Devlet Bakanlığı’na getirilirken, muhalefet bloğuyla hareket eden Taşnak Partisi adayı da Enerji ve Su Bakanlığı’na getirilmiştir.

Türkiye karşıtlığının liderliğini Taşnak Partisi yapmaktadır. Diğer partiler de Türkiye karşıtı bir politikaya sahiptir. Ermeniler arasında en önemli iki kiliseden biri olarak kabul edilen Beyrut Antelyas Kilisesi, Türkiye karşıtı politikaların öncülüğünü yapmaktadır.

Türkçe konuşabilen bazı Ermenilerin Türkiye’deki gelişmeleri yakından izlemektedir.Ermeni toplumunun temel beklentisi Türkiye’nin 1915’lerde yaşanan olaylardan dolayı kendilerinden özür dilemesidir. Bir bütün olarak Ermeni toplumunun Türkiye karşıtı olduğunu ileri sürmek doğru bir değerlendirme olmaz.**

25 Nisan sözde Ermeni soykırımı anma günü Beyrut ve Trablus:

Resim
Resim
Resim
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 May 2015, 15:09 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Filistinli Mülteciler Ve Türkiye

Lübnan’da yaklaşık 410 bin Filistinli mülteci bulunmaktadır. Lübnan nüfusunun yaklaşık yüzde 11’ini oluştururlar. Lübnan’da 16 mülteci kampı bulunmasına karşın günümüzde mültecilerin önemli bir kısmı 12 kampta yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır.

Hamas’a kadar ağırlıklı olarak sol bir ideolojiyle İsrail karşısında askeri bir direniş gösteren Filistinli örgütler ise Türkiye ile sınırlı bir ilişki kurmuşlardır. Bu dönemde bölücü terör örgüt’ya lojistik ve askeri eğitim alanlarında destek vermişlerdir. Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye-İsrail ilişkileri hem askeri hem de ticari alanda genişlerken Filistin sorunu Türkiye-İsrail arasındaki ilişkilerde kırılma alanı olmaktan çıkmıştı.

1998’de Türkiye’nin Suriye’ye askeri harekât düzenlemesi gündeme gelince Lübnan’daki Filistinli mülteciler Türkiye karşıtı gösteriler düzenleyerek söz konusu saldırı planını Türkiye-İsrail arasında 1996 tarihinde imzalanan askeri işbirliğinin bir sonucu olarak gördüklerini açıklamışlardı.

Al Akhbar gazetesinin Türkiye masasında görev alan Filistinli gazeteci Ernest Khoury’e göre, Filistin sorununda Türkiye öncelikli olarak ülkesel çıkarını düşünerek hareket etmektedir. Khoury sözlerinin devamında, “Türkiye bölgede büyük ve gelişmiş bir Müslüman ülkedir. Ancak, diğer güçler gibi Ortadoğu’da kendi çıkarlarını koruyacak politikalar yürütmektedir. Lübnan’daki Filistinli mültecilerin temel sorunu ise öncelikli olarak yaşam koşulları ilgilendiren ekonomik ve sağlık gibi sorunlar gelmektedir. Politik amaçlar arasında ise tüm Filistinlilerin bağımsız bir Filistin devletinin çatısı altında yaşamasıdır. Ben bir gazeteci olmama rağmen Lübnan vatandaşı değilim. Şimdi bu durumda Filistin sorunu çözülmeden Golan’daki işgal sone ererse, bunun bizi memnun edeceğini söylemek oldukça zordur. Bizlerin Türkiye’nin öncelikleri konusunda tereddütlerimiz bulunmaktadır.”

Lübnan’da yaşayan Filistinli grupların AK Parti Hükümeti’ne tepkili olmalarının bir diğer nedeni ise, Fetih-Hamas arasındaki gerginlikte Erdoğan Hükümeti’nin Hamas’ın tarafında yer aldığını düşünmeleridir. Lübnan’da yaşayan Filistinlilerin önemli bir kısmı El-Fetih’e yakındır. İdeolojik kültür olarak Hamas tabanından farklı olan bu grupların Hizbullah ile de ilişkileri sorunludur. Fetih ve Hamas arasındaki gerginliğin Lübnan’da etkisini gösterdiği bir süreçte Erdoğan Hükümeti’nin Hamas’a karşı tavır almaması Lübnanlı Filistinlilerde tepkilere yol açmaktadır.

------------------------------------------------------------------------------------------

(Kişisel Ekleme*: 1 senedir Lübnan’ın Cumhurbaşkanı yok. Başbakan, vekilliği üstlenmiştir. Bu sene Şubat ve Nisan aylarında Cumhurbaşkanlığı seçim tarihi belirlenmiş ama iptal edilmiştir.)

(Kişisel Ekleme**: Dürziler ve bölücü terör örgüt, iç savaş sırasında aynı çatı altında oldukları için lojistik destek oradan kaynaklanmaktadır. Ancak iç savaş 1991 yılında bittiği için 90lı yıllarda yardımları olmuş mudur onu bilemiyorum.)

(Kişisel Ekleme***: 25 Nisan’daki sözde soykırım anma gününde Ermeniler haricinde bir çok farklı mezhep/kökenden (çoğunluğu Hıristiyan) insan soykırım yürüyüşüne katılmıştır/desteklemiştir. Sünniler, hem Türkiye’ye yakın oldukları hem de Türkiye, Nusra’nın elindeki esirler için aracı olması amaçlandığından okulların tatil edilmesine tepki göstermişlerdir.)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 May 2015, 20:28 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 4794
Yaş:
Sayın hocam.

Yazınız çok hoşda eksiği var. Lübnan milli kimliği olmayan bir ülke * . Aşağı yukarı 1980 lerden beri ( aklımı erdiğinden beri) haber bültenlerinin gündemlerinden hiç çıkmaz . Çok uzun süre o ülkenin kaderi bu şekilde gider. Yakın gelecekte IŞİD Terör Örgütü ile hizbullah arasında gececek kanlı rövanşın sahası olacaktır. bir cacık olmaz o ülkeden uzun süre. Petrolü ve ekonomisi olmayan önemsiz bir ülke. Dış yardım almasa hiç dayanmaz.


* Ülkemizin milli dokusu ile oynayan hıyarların anlaması gereken bir nokta .Gerçi biz bir tarafımıza girmeden anlayan bir toplum değiliz.
Atatürk sayesinde kozmopolit kimliksiz dağılmış bir osmanlıdan kimlik ve birlik sahibi bir cumhuriyet doğdu. Ruhu bir kere daha şad olsun.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 May 2015, 20:54 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Alıntı:
Sayın hocam.

Yazınız çok hoşda eksiği var. Lübnan milli kimliği olmayan bir ülke * . Aşağı yukarı 1980 lerden beri ( aklımı erdiğinden beri) haber bültenlerinin gündemlerinden hiç çıkmaz . Çok uzun süre o ülkenin kaderi bu şekilde gider. Yakın gelecekte IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü ile hizbullah arasında gececek kanlı rövanşın sahası olacaktır. bir cacık olmaz o ülkeden uzun süre. Petrolü ve ekonomisi olmayan önemsiz bir ülke. Dış yardım almasa hiç dayanmaz.


* Ülkemizin milli dokusu ile oynayan hıyarların anlaması gereken bir nokta .Gerçi biz bir tarafımıza girmeden anlayan bir toplum değiliz.
Atatürk sayesinde kozmopolit kimliksiz dağılmış bir osmanlıdan kimlik ve birlik sahibi bir cumhuriyet doğdu. Ruhu bir kere daha şad olsun.
Aaa yazınız dediniz de aklıma geldi kaynağı eklemeyi unutmuşum. :)

Kaynak: ORSAM’ın Ağustos 2009 tarihli raporu.

1 hafta önce Kalamun’da Nusra Cephesi, IŞİD Terör Örgütü’nü Lübnan sınırından def etti. Şu an sadece Nusra ve Hizbullah savaşıyor.

Lübnan ekonomisini pek inceleyemedim ama raporları vs. bulup, okuduktan sonra o konu hakkında da yazarım. Ancak petrolleri olmaması bence yararlarına. Ülkedeki iktidar boşluğu yaşayan ve geçmişte de yönetim yüzünden kanlı çatışmalar yaşanmış ülkede petrol olsaydı iş daha içinden çıkılamaz bir hal alırdı. Başka konularda da yazdığım gibi düzelmeye çalışıyorlar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 May 2015, 21:43 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 6850
Yaş:
Alıntı:
Sayın hocam.

Yazınız çok hoşda eksiği var. Lübnan milli kimliği olmayan bir ülke * . Aşağı yukarı 1980 lerden beri ( aklımı erdiğinden beri) haber bültenlerinin gündemlerinden hiç çıkmaz . Çok uzun süre o ülkenin kaderi bu şekilde gider. Yakın gelecekte IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü ile hizbullah arasında gececek kanlı rövanşın sahası olacaktır. bir cacık olmaz o ülkeden uzun süre. Petrolü ve ekonomisi olmayan önemsiz bir ülke. Dış yardım almasa hiç dayanmaz.


* Ülkemizin milli dokusu ile oynayan hıyarların anlaması gereken bir nokta .Gerçi biz bir tarafımıza girmeden anlayan bir toplum değiliz.
Atatürk sayesinde kozmopolit kimliksiz dağılmış bir osmanlıdan kimlik ve birlik sahibi bir cumhuriyet doğdu. Ruhu bir kere daha şad olsun.
Biz yaptık da öyle oldu. Kolay değil. Gereğinden fazla kan dökülüyor. Milli kimlik mi istiyorsunuz? Memlketin yüzde 55'i Müslüman. Hristiyanları kessinler. Sonra Sünniler ve Şiiler birbirlerini kessinler. Kazanan da milli kimliği oluştursun.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 May 2015, 22:01 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Alıntı:
Biz yaptık da öyle oldu. Kolay değil. Gereğinden fazla kan dökülüyor. Milli kimlik mi istiyorsunuz? Memlketin yüzde 55'i Müslüman. Hristiyanları kessinler. Sonra Sünniler ve Şiiler birbirlerini kessinler. Kazanan da milli kimliği oluştursun.
Şiiler ile Hıristiyanların arası Sünnilerden daha iyi. Hizbullah, Hıristiyan eğitiyor. :roll:


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 May 2015, 22:35 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 4794
Yaş:
Alıntı:
[
Biz yaptık da öyle oldu. Kolay değil. Gereğinden fazla kan dökülüyor. Milli kimlik mi istiyorsunuz? Memlketin yüzde 55'i Müslüman. Hristiyanları kessinler. Sonra Sünniler ve Şiiler birbirlerini kessinler. Kazanan da milli kimliği oluştursun.
Biz öyle yapmadık. Laik bir çerçevede Türk milleti etrafında birleşildi. Daha ziyade birleştirildik . Çok şükürki bir Irak suriye Lübnan gibi gırtlak gırtlağa birbirimize girmedik. Henüz .

Lübnanda kitleler arasında nefret kemikleşmiş kökleşmiş kan davasına dönmüş . Böyle nasıl bir toplum olurki . Bir istikrarı olmadığı için herkesin oyun alanına dönmüş. BTÖ nün bile kampları ordaydı.

İran Suriye Arabistan Mısır Filsitin Rusya ABD, AB . Alayı bir kukla oynatıyor orda .


Resim

Bu arada Hariri ailesi Türk telekomun ana hissedarıdır . Geçen yıl ortalama 950* milyon doların üzerinde bir parayı Lübnana temettü olarak transfer etiler. Yani uzunla aralarının iyi olma sebelerinden biride bu. Yağlı kemikten cebi dolduruyorlar.


*Bu rakamın daha üzerinde rakamlarda duydum ama en düşüğü bu.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2015, 13:32 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Türkiye’den Lübnan’a ihraç:

Resim

Lübnan’dan Türkiye’ye ihraç:

Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2015, 14:52 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 14 Tem 2012, 17:25
Mesajlar: 701
Yaş:
Lübnan'a Gidenler Iyi Bilir , Beyrut Dünya'nın En Güzel Sehirlerinden Biri Ama Halkı Karman Çorman Ne Ararsanız Var , Filistinlisinden Tutun Suriye'lisine Mısır'lısından Tutun Iran'lısına Hatta Biliyormusunuz Lubnan'ın En Zengin Insanı Bir Meksika'lı . Hıristiyanların Mahallesi Çok Modern Ama Onlar Bile Bölünmüş Az Sayıda Protestan Ve Katolik Çoğunluk Ortadoks , Müslümanlar Ise Tamemn Birbirine Düşman , İlginç Olan Beyrut'ta Size En Sıcak Davranan Halk Ermeniler Olacaktır , Şia'ların Mahallesinden Uzak Durmakta Fayda Var ,

Davos'tan Sonra Aramızda Küçük Bir Bahar Oldu Ama Suriye Meselesinden Ötürü Güvenilmez Bir Konuma Sahibiz . Konuştuğunuz İnsanların Çoğunluğu Suriye Ordusunun Çekilmesi Bizim Için Kötü Oldu Diyor . Lubnan'lı Türkçe Bilen Bir Tarih Öğretmen Türkiye'yi Langırt Masasındaki Topa Benzetti Karşı Taraf Vuruyor Diğer Tarafa Gonderiyor , Diğer Taraf Vuruyor Karşı Tarafa Gonderiyor

_________________
'' . . . Adalet Dediğin Hz.Ali'nin Kılıcı Gibi Olmalı , Haklıyı Korurken , Haksızı Korkutmalı !!! . . . '' ( Kenan Yeşilyurt )


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 09 Tem 2015, 01:30 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Tem 2015, 12:40 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Resim

Resim

Rapor: http://www.orsam.org.tr/tr/trUploads/Ya ... rkceS3.pdf


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 02 Ağu 2015, 13:10 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Resim

https://www.facebook.com/lubnanveturk


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Ağu 2015, 14:53 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=zWC55AFLQoQ[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 15 Eki 2015, 20:29 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Beyrut Büyükelçisi Çağatay Erciyes, TIKA heyetiyle birlikte Lübnan Başbakanı Tammam Salam'ı ziyaret etti.

Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 Eki 2015, 02:53 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 01 Kas 2015, 01:13 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Beyrut Büyükelçiliği'nin Cumhuriyet bayramı resepsiyonu.

Resim
Resim
Resim
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 01 Kas 2015, 22:50 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Lübnan'da çıkan seçim sonuçları. Ayrıca en alttaki listede yer veremedim ancak LDP'ye çıkan 1 oy mevcut.

Resim
Resim
Resim
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 01 Şub 2016, 03:37 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Ağu 2016, 17:07 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Timur Göksel'in Lübnan ve Suriye ekseninde bir röportajı yayınlandı. Buraya bazı noktaları ekleyeyim dedim ama her konuda düşüncelerimiz aynı olduğu için (bilhassa Esad konusunda) röportaj linkini bırakıyorum buraya: http://www.amerikaninsesi.com/a/timur-g ... 59246.html


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 12 Eyl 2016, 21:56 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 13 Eyl 2016, 19:44 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 03 Tem 2016, 22:12
Mesajlar: 178
Yaş: 0
Beyrut güzelde lübnan halkı bir garip arap milliyetçiliği etrafında kenetlenmeye çalışan türk düşmanı ermeniliği çok doğal kabul eden osmanlıdan ayrıldıkları vakti gururla bilmelerine rağmen fransız mandası tarihlerini bilmeyen daha bize kıbrıs meselesinde ermeni meselesinde btö meselesinde attıkları kazıkları söylemediğim Klasik dejenere olmuş bir toplum allah ıslah etsin...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Eyl 2016, 15:00 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 6850
Yaş:
%97'si Sünni Müslüman bir ülke değil. Onlarca din, onlarca millet var küçücük bir kara parçasında. Ya ne olacaktı?

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Eyl 2016, 15:56 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5286
Yaş:
Alıntı:
Beyrut güzelde lübnan halkı bir garip arap milliyetçiliği etrafında kenetlenmeye çalışan türk düşmanı ermeniliği çok doğal kabul eden osmanlıdan ayrıldıkları vakti gururla bilmelerine rağmen fransız mandası tarihlerini bilmeyen daha bize kıbrıs meselesinde ermeni meselesinde btö meselesinde attıkları kazıkları söylemediğim Klasik dejenere olmuş bir toplum allah ıslah etsin...
Kıbrıs & BTÖ zamanı iç savaşa denk düştüğü için çıkar amaçlı bir dönemdi. Keza ASALA'nın da merkezi Beyrut'tur. Lübnan'daki Ermeniler, Tehcir döneminde oraya yerleşmiş insanlardır Taşnak & Hınçak adlı Ermeni partileri vardır, bu partiler ve müttefikleri Türkiye karşıtı işler yapmaktadırlar.

Uzun uzun yazılır da şöyle diyeyim; Lübnan var ama devlet yok. Halkın belli bir kesimi yeri geliyor Ermeni yancısı oluyor yeri geliyor Türkiye yancısı oluyor.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Eki 2016, 18:08 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 03 Tem 2016, 22:12
Mesajlar: 178
Yaş: 0
Alıntı:
%97'si Sünni Müslüman bir ülke değil. Onlarca din, onlarca millet var küçücük bir kara parçasında. Ya ne olacaktı?

Ama ben arap fenotipli olmalarına rağmen arap olduklarını düşünmüyorum şimdi aklıma gelmiyor ama kültür olarak bene çok aşırı farklı olduğunu düşünüyorum... Birde Türkiyenin %97'inin sünni olduğunu kastediyorsanız değil olsa bile Türk-İslam üzerinden kenetleniyoruz işine gelen Türklük üzerinden aidiyet duyar işine gelen İslam üzerinden aidiyet hisseder...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Eki 2016, 21:03 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 24 Tem 2012, 09:23
Mesajlar: 684
Yaş:
Hariri konusmasinda Hizbullah ve Iran destegini sonuna kadar alan Aoun'a destegini bildirmis.
Beklenmedik yeni bir gelisme daha.
Alıntı:
REUTERS

Lebanon's former prime minister Saad al-Hariri said on Thursday he would back Hezbollah ally Michel Aoun to become president, a step that may help resolve the country's political deadlock but which still faces considerable opposition.

"This decision comes from the need to protect Lebanon and the state and the people ... but it is a decision that depends on agreement," he said in a speech, describing Aoun as "the only option left"


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 27 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye