TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 29 May 2017, 16:15

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading


Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 69 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 15 May 2017, 16:20 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 28 Ağu 2014, 18:45
Mesajlar: 465
Yaş:

Bir önceki sayfanın en son iletisi:

Türkiye'de kabaca 3 milyon Suriyeli insan var desek bu insanların hepsi aynı 'mezhep'den değil.Yani Suriye de bir iç savaş var adı üzerinde.Yarın güç bulduklarında birbirinin boğazına sarılmayacakları ne malum? Savaş Türkiye'ye taşınırsa ne olacak? Belki bugün yeterine güçlü değiller ama yarın birbiriyle çatışan Suriyeli mafyalar türerse ne yapacağız ?

_________________
''Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütü tamamen yok edilinceye kadar bu haklı mücadelesine azim ve kararlılıkla devam edecektir. bu vesile ile aziz şehitlerimize bir kere daha huzurunuzda tanrıdan rahmet diler, aziz ruhları önünde saygı ile eğilir, ailelerine ve bütün Türk ulusuna başsağlığı dileriz."


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 May 2017, 20:36 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Oca 2016, 13:46
Mesajlar: 467
Yaş:
Konya'da Suriyeliler kafe basıp vatandaşa ve polise saldırınca linç edilmişler. Herkes görmüştür herifler daha iyi dövüşebilmek için ellerine boksör gibi bez sarıp baskına geliyor. Vatandaştan biride siz kimin ülkesinde kime şekil yapıyorsunuz diyor o an bir gülme geldi. Bakalım bunlar kimlik alıp 2 3 sene geçtiğinde ne diyecek. Hele birde parti ve gençlik kolu kurduklarında 2. Malum parti olacaklar o zaman işler iyice karışacak.

_________________
Yağmur gibi yağarken
Mermiler üstümüze
Ölümüne ıslandık
Aşk düştü gönlümüze...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 May 2017, 22:19 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 4836
Yaş:
Uzun bir aradan sonra Yalova'yı biraz gezdim. Gözlerime inanamadım şok oldum. Ben Basmane rezil derdim ama Yalova düpedüz işgal edilmiş.

Her yerde Suriyeli göçmenler adım başı Suriyeli emlakçı. Her yerde Arapça tabelalar. Yaklaşık sahil boyu bir caddede 500 metre yürüdüm. Abatısız 100 den fazla Arap işyeri ve emlakçısı vardı. İlerde burada çok büyük toplumsal olaylar bekliyorum.

Güzelim kent resmen işgal edilmiş. Bunların içinden yüzlerce binlerce uyuyan işidçi, el kaideci çıkar. Çok büyük terör merkezi olur oralar.

Vatandaşlar tepkili ama elden birşey gelmiyormuş.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 May 2017, 18:28 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24 Tem 2015, 20:21
Mesajlar: 796
Yaş:
Suriyeli yeni doğanlara vatandaşlık veriliyor mu? Yoksa başka bir belge falan mı veriliyor?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2017, 00:40 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2085
Konum: ANKARA
Yaş: 39
Suriyeliler toplumsal düzeni kavramaya başladıklarından veya kendilerine olan güvenleri sürekli olarak arttığı için daha mütecaviz olmaya başladılar. Bir diğer dayanak noktaları ise; onları sürekli koruyup kollayan iktidar partisidir. Arapçılığın zirve yaptığı günümü Türkiye' sinde Türk olmak, adeta suç haline getirildi. Kendi vatanımızda olduk parya...!

Arapçılık, Türk milletinin başına gelmiş en büyük felakettir. Başımıza hangi musibet gelmiş ise; iş bu Arapçılık yüzünden gelmiştir. Tarih boyunca başımızın belası olmuştur. Tarihi gerçekliktir.

Her gün Suriyelilerin neden olduğu onlarca hadise oluyor; ancak çoğunluğu sümen altı ediliyor. Millet duymasın, bilmesin, tepki göstermesin! Bütün dertleri bu. Gittiler adamların ülkesini perişan ettiler; yetmezmiş gibi bizi de perişan edecekler.

Türk milleti pek çok iktidar görmüştür lakin bunlardan daha kötüsünü görmemiştir. Hangi işe el atmışlarsa ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Her şeyi biliyoruz diye geldiler; hiç bir şey bilmedikleri ortaya çıkmış oldu. Elbette onun da bir hesabı olacaktır. Sebep sonuç ilişkisi gereği... Etme bulma dünyası demişler, ettiğini çekersin. Kimsenin ettiği yanına kâr kalmaz. Bari kendi yanlışlarını millete yük etmeseler diyoruz da; onu düşünebilmek, erdem işidir. Oysa ki onlar; ''Ben yanacaksam, toplumu da beraber yakarım'' anlayışıyla hareket eden bencil zihniyetin temsilcileridir. Kendi nefisleri için toplumu felakete sürüklüyorlar. Nefis terbiyesinden geçmemiş olanlar, geçmiş gibi görünenler veya nefsinin esiri olanlar; öyle bir zaman gelir ki nefislerinin kurbanı olurlar.

Mala mülke tamah edenler, mülkün kurbanı olurlar. Şehvetin esiri olanlar, şehvetin kurbanı olurlar, iktidarın şehvetine kapılanlar ise iktidarın kurbanı olurlar. Biraz düşünürlerse, bu gerçeği idrak edeceklerdir.

_________________

Muhtaç Olduğun Kudret;
Damarlarında ki Asil Kanda Mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2017, 01:23 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 6916
Yaş:
Akademik bir araştırma var mıdır, göçmenler şu an Türkiye'de suç oranının yüzde kaçına tekabül ediyor nüfusları ile kıyaslanınca? Manşetler üzerinden konuşmak kimseyi bir yere götürmez. Bugün göçmenlerin suça karışmaları ilgi çekiyor, manşetler onlarla dolu, algıda seçicilik oluyor. Bu doğru bir yaklaşım değil. İstatistik lazım.

En basitinden örnek: Trump'ın seçim kampanyasına bakarsanız, Meksikalı göçmenlerin ülkenin başına gelen en kötü şey olduğuna inanırsınız. Aslında Yasadışı ya da değil Meksikalı göçmenler oranlanınca safi Amerikan vatandaşlarından daha az suça bulaşırlar. Meksikalı yasadışı göçmenlerin Amerika'yı mahvettiği iddiası kocaman bir yalandır.

Suriyeliler memleketi bozuyor mu yoksa uyum mu sağlıyor, ona bakalım da öyle karar verelim.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2017, 01:52 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2085
Konum: ANKARA
Yaş: 39
Alıntı:
Suriyeliler memleketi bozuyor mu yoksa uyum mu sağlıyor, ona bakalım da öyle karar verelim.
Gurbetçiler Almanya' ya ne kadar uyum sağladılar? 4' ncü nesil olmasına rağmen bir takım olguları muhafaza etmeye çalışıyorlar öyle değil mi? İnsanın en doğal refleksidir. Yeniyi kabullenmek zordur ve süreç ister. Kaldı ki İslam toplumlarında uyum yeteneği en gelişmiş olan Türk milletinden bahsediyoruz. Türk milleti dahî bulunduğu ortama tam anlamıyla uyum sağlayabilmiş değildir. İşte Alman hükumetleri de bundan şikayetçi. Almaya' da ki gurbetçilerimiz; uyum sağladıkları anda değer yargılarını yitireceklerinden, asimile olacaklarından korktukları için daha da muhafazakârlaşıyorlar. Elbette ki bu vaziyet geneli kapsamıyor.

Konu Suriyeli olunca; vahametin boyutu daha da artıyor. İnsanlığa karşı öfke biriktiren, içinde bulundukları vaziyetten dolayı diğer ülkeleri mes'ul tutan insanlardan bahsediyoruz. Kendi hataları bir tarafa, haksız da sayılmazlar. Ancak her toplum kendi akılsızlığının cezasını çeker lakin bunu Suriyelilere anlatamazsınız. Öfkelerini bir yerlerde illaki kusacaklardır.

İstatistik meselesine gelince; bu konuda istatistik yapılmış olsa bile doğru bilgilerin toplumla paylaşılacağını düşünmüyorum. TÜİK anketlerinin veya istatistiki bilgilerinin; hangi şekillerde yapıldığı ya da verilerin nasıl çarpıtıldığı meydandadır. Oradan sağlıklı bilgi çıkmaz. Üniversitelerden de sağlık bilgi çıkacağını hiç zannetmem. Zaten adli olayları polisten veya adliyeden almanız da mümkün olamayacağından dolayı... çıksa bile inandırıcı olmaz.

_________________

Muhtaç Olduğun Kudret;
Damarlarında ki Asil Kanda Mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2017, 05:09 
Çevrimiçi
Üye

Kayıt: 14 Şub 2016, 16:49
Mesajlar: 223
Yaş:
Alıntı:
Akademik bir araştırma var mıdır, göçmenler şu an Türkiye'de suç oranının yüzde kaçına tekabül ediyor nüfusları ile kıyaslanınca? Manşetler üzerinden konuşmak kimseyi bir yere götürmez. Bugün göçmenlerin suça karışmaları ilgi çekiyor, manşetler onlarla dolu, algıda seçicilik oluyor. Bu doğru bir yaklaşım değil. İstatistik lazım.

En basitinden örnek: Trump'ın seçim kampanyasına bakarsanız, Meksikalı göçmenlerin ülkenin başına gelen en kötü şey olduğuna inanırsınız. Aslında Yasadışı ya da değil Meksikalı göçmenler oranlanınca safi Amerikan vatandaşlarından daha az suça bulaşırlar. Meksikalı yasadışı göçmenlerin Amerika'yı mahvettiği iddiası kocaman bir yalandır.

Suriyeliler memleketi bozuyor mu yoksa uyum mu sağlıyor, ona bakalım da öyle karar verelim.
Ilginc bir saptama. ABD'de beyazlarin suc orani o kadar dusuktu ki bu durum goze batmasin diye Hispanikleri de "Caucasian" diye kayit altina almaya basladilar yahu! MS-13 ve benzeri cetelerin simdiye kadar verdigi zarar tek basina yeter. Hala cikip ,"cok az suc isliyorlar" demek nasil bir kafadir?

Az suc isleyen etnisite ariyorsaniz uzakdogululara bakacaksiniz. Kore-Cin gocmenlerine. Hispaniklere degil.

Milyonlarca gocmen irhal etmek Demokratlarin oylarini arttirmalarina, Cunhuriyetcilerin de ucuz isgucu sahibi olmalarina yarar. (Ote yandan ucuz isgucu hic bir zaman ucuz degildir. Ilk baslarda maliyet dusuk iken sonralari maliyet yukselir. Isin icine bu insanlarin verdikleri zararlari, saglik sistemini zorlamalarini, welfare almalarini da eklediginizde af rakamlarla bile mantikli olmaktan cikar. Su var ki fabrikasinda calistiran dusuk maas verirken, o insanlarin getirdikleri sorunlarla ugrasmak siradan vatandasa duser. Vergileri artar, cocuklarinin okulunun kalitesi duser v.s. )

Dunya uzerinde hangi ulke vardir ki kendi sistemine uyum saglayamayacak ve farkli kulture sahip milyonlarca insani bir anda ithal edip de sonradan ,"iyi ki getirmisiz bunlari zamaninda demis olsun"?

Her seyi bir kenara biraktim - diyelim ki Suriye'liler hic bir sorun cikarmayacaklar - mukemmeller. Boyle olsalar bile neden bu insanlari getirip de ulkeyi bunlara teslim edeyim yahu? Bu ulke BIZIM. ONLARIN DEGIL. Onlarin atalari - dedeleri savasmasi burada. Onlar degil hala da savasmaya devam eden. Dilimiz ayri, kulturumuz ayri. Kebap sevgisinden baska ortak neyimiz var?

Bu Social Justice Warrior zirvalariyla koskoca bati demografik olarak coktu! Sadece yari yuzyilda - 60'larda baslayan 1. Dalga Feminizim ve benzeri kulturel marksizm sacmaliklariyla beyni yikanan Avrupa - ABD - Kanada, Avustralya v.s. bildiginiz yokolusa gidiyorlar. Makineli tufeklere gerek yok, bombalara, savas ucaklarina gerek yok, tek yapilan insanlarin zihnini ele gecirip "multi - kulti cok guzel, ona karsi cikan fasisttir, hitlerdir " diye yikamak oldu.

Turklerin bir tek anavatani vardir, o da Turkiye'dir. Baska anavatanimiz yok. Turkiye'deki Suriyeliler, Afganlar, v.s. bir soft isgal gucudur, ve silahli bir ishgalciden cok cok daha tehlikelidir. Fransa 2. D.S'da almanya tarafindan isgal edildiginde Fransiz'ligini kaaybetmek tehlikesi yasamadi. Aksine ulus bilinci guclendi. Ama su anki Afrikali - Arap isgalinden kurtulamayacaklar. Yenidogan oranlari simdiden %50 civarinda yabanci - gocmen seklinde. Bir nesil sonra nufusu yasli Fransizlar % 10 bile olamayacaklar yenidoganlar arasinda. Fransa bu isgalden kurtulamayacak.

Biz kurtulabilecek miyiz - soru bu.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2017, 15:12 
Çevrimdışı
Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:48
Mesajlar: 302
Yaş:
Bazen keşke ortadoğu ülkeleri 1950-1960 yıllarında olduğu gibi nüfusları 3-5 milyon olarak kalsaydılar diyorum.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2017, 15:19 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 6916
Yaş:
Alıntı:
Ilginc bir saptama. ABD'de beyazlarin suc orani o kadar dusuktu ki bu durum goze batmasin diye Hispanikleri de "Caucasian" diye kayit altina almaya basladilar yahu! MS-13 ve benzeri cetelerin simdiye kadar verdigi zarar tek basina yeter. Hala cikip ,"cok az suc isliyorlar" demek nasil bir kafadir?
Baştan yanlış. Çok yakın bir zamana kadar Hispanikler "beyaz" kategorisi altında sayılırdı. Bu ayrım son 10 yılda yapılmaya başlandı, FBI tekrar 2013'te başladı, 35 yıl üzerine. Bugün bir grup olarak Hispanik göçmenlerin işlemeye en çok meyilli olduğu suç yasadışı göçmenliğe düşmektir.(Duvarların üzerinden atlayarak değil, vizeleri bittiğinde ülkeden çıkmayarak)

Alıntı:
Az suc isleyen etnisite ariyorsaniz uzakdogululara bakacaksiniz. Kore-Cin gocmenlerine. Hispaniklere degil.
Bunlara da örnek verseniz? Los Angeles'ı metamfetamine boğan MS değil, Yakuza'dır. Yakuza'nın en büyük pazarı yıllardır Kaliforniya'dır. Suç örgütleri üzerinden etnisite tartışması zararlı olur, gerçeği yansıtmaz. Çinliler'e, Japonlar'a iyi mi davrandılar ilk geldiklerinde? Amerikan demiryollarının altında yüzbinlerce Çinli işçinin cesedi yatar 200 yıldır. Chinatown diye romantize edilen mahalleler isteyerek mi toplandı? İstanbul'daki Suriyeli mahallelerinden hiç bir farkı yok idi. Yabancı bir dünyada hayatta kalmaya çalışan insanların bir araya geldiği topluluklardı.

Alıntı:
Dunya uzerinde hangi ulke vardir ki kendi sistemine uyum saglayamayacak ve farkli kulture sahip milyonlarca insani bir anda ithal edip de sonradan ,"iyi ki getirmisiz bunlari zamaninda demis olsun"?
ABD. Doğru veya yanlış bir örnek, gerçeği değiştirmiyor. 5 milyondan fazla İtalyan, 4 milyondan fazla İrlandalı ABD'ye göç etti. Reva görüldükleri yaşam standartları Hispanikler'in karşılaştıklarından kat kat daha kötüydü. Tartıştığın kişiye "Irish" demek küfür sayılırdı. İtalyanlar siyahlardan sonra en alt ırk görülürdü. Açlıktan ağzı kokan Katolik İrlandalı'nın, İtalyan'ın Protestan Amerikan'la ne ortak yanı vardı da bugün uyum içinde yaşıyorlar? Little Italia - Küçük İtalya olarak bilinen mahalleler aynı Chinatown'lar gibi pisliğin, suçun başını alıp gittiği yerlerdi. İtalyan mafyaları aradıkları yeni kanı bu mahallelerden toplardı.

O günler geçti. Bugün Irish aksanı duyulmayan bir Boston, İtalyanı olmayan bir NYC düşünebilir misiniz? İrlandalılar ve İtalyanlar Amerikan kimliği ile gen havuzunun ayrılamaz bir parçası haline gelmiştir.

Kimse "İyi ki getirmişiz" diyemez. Çünkü diyebilecek olanlar yaşlılıktan ölüp gitmiştir. Yeni jenerasyonlar da güzelce yaşar.
Alıntı:
Her seyi bir kenara biraktim - diyelim ki Suriye'liler hic bir sorun cikarmayacaklar - mukemmeller. Boyle olsalar bile neden bu insanlari getirip de ulkeyi bunlara teslim edeyim yahu? Bu ulke BIZIM. ONLARIN DEGIL. Onlarin atalari - dedeleri savasmasi burada. Onlar degil hala da savasmaya devam eden. Dilimiz ayri, kulturumuz ayri. Kebap sevgisinden baska ortak neyimiz var?

Suriyeliler sorun çıkaracak. Hem de çok. Milyonlarla ölçülen bir göçmen topluluğunun sorun çıkarmamasına imkan yok, imkansız. Her şeyin plana göre gittiği bir dünyada Güneyimizdeki iç savaş bir kaç yıla biter, göçmenlerin büyük çoğunluğu ülkesine gider, bir kaç yüz bin Suriyeli Türkiye'de son 10 yılda kurdukları hayatı yaşamaya devam ederdi. Lakin bir konsept olarak planlar bozulmaya ve mahvolmaya yatkındır, bizim beceriksizlerimizin planları da neredeyse her zaman puf olur, gider. Suriye'de istenmeyen sonuç elde edildiği zaman(öyle olacak gibi görünüyor) konu "Suriyeliler ne zaman gidecek?" ya da "Suriyeliler nereye gidecek?" değil, "Elimize aldığımız 3 küsür milyon Suriyeli'yle nasıl ortak bir yaşantı kuracağız?" olacak. Madem bu gayet büyük bir olasılık, bu sorunun cevabını düşünmeye başlamamızda büyük fayda vardır. "Burası bizim ülkemiz" sadece retorik bir argüman olarak kalacaktır, bir ağırlığı olmayacaktır.

Alıntı:
Bu Social Justice Warrior zirvalariyla koskoca bati demografik olarak coktu! Sadece yari yuzyilda - 60'larda baslayan 1. Dalga Feminizim ve benzeri kulturel marksizm sacmaliklariyla beyni yikanan Avrupa - ABD - Kanada, Avustralya v.s. bildiginiz yokolusa gidiyorlar. Makineli tufeklere gerek yok, bombalara, savas ucaklarina gerek yok, tek yapilan insanlarin zihnini ele gecirip "multi - kulti cok guzel, ona karsi cikan fasisttir, hitlerdir " diye yikamak oldu.

Ulusal devleti(nation state) Türkler bulmadı. Ata ve silah arkadaşları, eylemleriyle ülkeyi o zamanın siyasi normuna ayak uydurttu. İçimizden çıkarak bu değişimi savunanlar zamanlarının Batılı düşünürlerinden farklı bir şey söylemedi. Fransa'nın güzel şehri Marsilya'nın köklü bir ailesinden geliyor olsanız:
15.yy'da doğsaydınız son Provence Kralı'nın yüzüğünü öpebilirdiniz.

16.yy'da doğsaydınız Kralınız artık Avignon'da değil, Paris denilen yüzlerce kilometre uzaktaki bir şehirde yaşıyor olurdu. Varlıklı bir aileden geldiğiniz için okuma yazmanız olurdu ama kararnamelerini anlamakta zorlanırdınız. Siz atalarınızın yüzlerce yıldır kullandığı Oksitanca'yı bilirken Paris'teki kral anlaması neredeyse imkansız başka bir dil kullanıyor olurdu. Eski kralınızı özlerdiniz; kendisi de bir yabancı olmasına rağmen 10'dan fazla dil bilir, Provenceli tebaasını da çok severdi.

18.yy'da doğsaydınız Bastille'in kapılarını kıran, "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik!" diyen Cumhuriyetçiler'in yardımına koşar, halkını dinlemeyen kralın kellesini alır, 850 yıllık Capet Hanedanlığı'nın tabutuna son çiviyi çakardınız. Marsilya'dan Paris'e yürürken mırıldandığınız, bağırarak söylediğiniz Ren Ordusu Marşı'nın ismi sizle birlikte yalın ayak devrime yürüyen Marsilyalıların onuruna La Marseillaise olarak değiştirilir ve milli marş ilan edilirdi. Yıllar sonra, güç verilen Napoleon'un nasıl bir tirana dönüştüğünü izler, göz yaşı dökerdiniz.

20.yy'da doğsaydınız, güzel şehrinizi işgal eden Fransız ve İtalyanlara karşı savaşır, pişman ettirirdiniz. Savaştan sonra şehre yerleşen Cezayirlilere kötü gözle bakardınız. "Fransa için biz savaştık!" derdiniz. Yine bir anlamı olmazdı. Çocuklarınız göçmen Cezayirlilerin çocuklarıyla birlikte büyür, birbirinden ayrılamaz olurlardı.

Görüyor musunuz, 200 yılda bir değerler nasıl değişiyor? Bir çok kişi Provence sonsuza kadar yaşasın isterdi. Milyonlarca kişi, Bourbon Hanedanlığı'nın sonsuza dek var olacağına inanırdı. Bugün de milyonlarca kişi ulus devletin sonsuza kadar var olacağına inanıyor, başka türlüsünü bilmiyor çünkü. Çocuklarınız ve onların çocukları yeni sisteme alışacaktır, merak etmeyin; siz alışmasanız da olur, ömrümüz nedir ki şunun şurasında?
Alıntı:
Ama su anki Afrikali - Arap isgalinden kurtulamayacaklar. Yenidogan oranlari simdiden %50 civarinda yabanci - gocmen seklinde. Bir nesil sonra nufusu yasli Fransizlar % 10 bile olamayacaklar yenidoganlar arasinda. Fransa bu isgalden kurtulamayacak.
Fransız siyasi metodolojisi ile burada ayrılıyorsunuz. Siz Cezayirlileri, diğer Mağrip halklarını, Batı Afrikalıları işgalci sayarken Fransızlar son 100 yıldır onları da Fransız ulus devletinin bir parçası, Fransız anasından doğma Fransız olarak görüyor. İyisiyle kötüsüyle yaşayıp gidiyorlar.

-
Feminizm'in kökleri Fransız Devrimi'ne kadar uzanır Sayın Erdem. Saçmalık değil, kendisini döven, mal muamelesi yapan kocasından ayrıldığında hayatını devam ettirmesine olanak veren politik bir duruştur. Türkiye'nin ilk feminist hareketleri 1870'lerde, Osmanlı İstanbul'unda başlamış, kadınlara oy hakkı vermek için çalışmıştır. Ata, kadınların doğuşlarından gelen haklarını kendilerine vermeden önce de kadınlar oy haklarını istiyorlardı.

Yazmayın demiyorum, elbette yazın. Lakin bildiğiniz konularda yazın. İnsanların uğruna geleceklerini kararttıkları, canlarını verdikleri konularda yazarken biraz saygınız olsun. İnternette okuyup hakkında fikir edindiğiniz "SJW bullcrap!" edebiyatını yapmak da yetkin bir bilgi kaynağı ister, herkes üstesinden gelemez.

İyi günler.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2017, 16:25 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 809
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
Alıntı:
Fransızlar son 100 yıldır onları da Fransız ulus devletinin bir parçası, Fransız anasından doğma Fransız olarak görüyor. İyisiyle kötüsüyle yaşayıp gidiyorlar.
Hayatlarının hatasını yapıyorlar. Biz de Suriyeliler için aynısını yaparsak biz de hayatımızın hatasını yapmış olacağız.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2017, 18:15 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2085
Konum: ANKARA
Yaş: 39
Sosyal medyada, Uğur Mumcu' dan alıntı ile '' bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar...'' gibisinden birtakım yazılar okuyoruz! Efendim Suriyeli sığınmacılar konusunda yeteri kadar bilgi ve deneyime sahibiz. Dolayısıyla fikir sahibi olmamıza mani hiç bir durum söz konusu değildir.

Bir diğer konu; fikir sahibi olmak için birtakım çalışmalara da muhtaç değiliz. Fikir sahibi olmak için insan kendi bilgi birikimini veya daha önce yaşanmış benzer tecrübeleri ya da kendi gözlemlerini de pekala kullanabilir. Kısacası fikir sahibi olmak için TÜİK' in saptırılmış -algı yönetimi amaçlı- çalışmalarına muhtaç değiliz. Bilgi, sadece belirli merkezlerden edilebilecek çalışmalar değildir. İstatistikî bilgi, akademik bilgi, adli bilgi veya resmi bilgi olmadan da; fikir sahibi olabilecek düzeyde bilgi düzeyine sahibiz.

Bir diğer konu;

1-Bugüne kadar sığınmacıların sosyal hayata uyumu ile ilgili herhangi bir çalışma yapılmış mıdır, yapılmamış mıdır?
2-Elde edilen bilgiler kamuoyu ile paylaşılmış mıdır, paylaşılmamış mıdır?

-gibi sorulara verilecek cevaplar ya da verilemeyecek cevaplar bile; bu konu hakkında yeteri kadar fikir sahibi olmamıza kafidir.

Bu konuyla ilgili bir çalışma yapılmadıysa, niye yapılmadı? Devlet olmanın gereği değil midir? Gerçekten de Suriyelilerin sosyal hayata uyumu veya problemleri hakkında saha çalışması yapılmadıysa; bir takım gerçeklerin gizlenmek istendiğine dair kuvvetli şüpheler oluşturacaktır. Bu şüpheli durum bile fikir sahibi olmamız için yeterlidir. Hiç bir bilgiye sahip olmasak dahi; önümüzde örnekler bulunuyor. Hiç bir örnek olmasa bile; bir diğer ülkenin yarı nüfusunu niye kendi ülkeme kabul edeyim ki? Problemleri kendi ülkemde değil de onların ülkelerinde çözmeye çalışmak en doğru yol değil midir!

Sığınmacılar eğitim sorunu var, sağlık sorunu var, geçim derdi var, güvenlik ihtiyaçları var; onlardan kaynaklı olarak oluşmuş veya oluşacak başka başka dertler var veya katmerli şekilde var olacaktır; bunları öngörebilmek için TÜİK veya herhangi bir akamedik kürsünün saptırılmış çalışmalarına ihtiyaç duymuyoruz. Bir takım gerçekleri öngörebilmek için Hawking olmaya gerek yoktur. Büyük patlama olmuştur ve patlamanın etkisi şiddetlenerek devam edecektir.

_________________

Muhtaç Olduğun Kudret;
Damarlarında ki Asil Kanda Mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2017, 20:20 
Çevrimiçi
Üye

Kayıt: 14 Şub 2016, 16:49
Mesajlar: 223
Yaş:
Alıntı:
Baştan yanlış. Çok yakın bir zamana kadar Hispanikler "beyaz" kategorisi altında sayılırdı. Bu ayrım son 10 yılda yapılmaya başlandı, FBI tekrar 2013'te başladı, 35 yıl üzerine. Bugün bir grup olarak Hispanik göçmenlerin işlemeye en çok meyilli olduğu suç yasadışı göçmenliğe düşmektir.(Duvarların üzerinden atlayarak değil, vizeleri bittiğinde ülkeden çıkmayarak)



Bunlara da örnek verseniz? Los Angeles'ı metamfetamine boğan MS değil, Yakuza'dır. Yakuza'nın en büyük pazarı yıllardır Kaliforniya'dır. Suç örgütleri üzerinden etnisite tartışması zararlı olur, gerçeği yansıtmaz. Çinliler'e, Japonlar'a iyi mi davrandılar ilk geldiklerinde? Amerikan demiryollarının altında yüzbinlerce Çinli işçinin cesedi yatar 200 yıldır. Chinatown diye romantize edilen mahalleler isteyerek mi toplandı? İstanbul'daki Suriyeli mahallelerinden hiç bir farkı yok idi. Yabancı bir dünyada hayatta kalmaya çalışan insanların bir araya geldiği topluluklardı.




ABD. Doğru veya yanlış bir örnek, gerçeği değiştirmiyor. 5 milyondan fazla İtalyan, 4 milyondan fazla İrlandalı ABD'ye göç etti. Reva görüldükleri yaşam standartları Hispanikler'in karşılaştıklarından kat kat daha kötüydü. Tartıştığın kişiye "Irish" demek küfür sayılırdı. İtalyanlar siyahlardan sonra en alt ırk görülürdü. Açlıktan ağzı kokan Katolik İrlandalı'nın, İtalyan'ın Protestan Amerikan'la ne ortak yanı vardı da bugün uyum içinde yaşıyorlar? Little Italia - Küçük İtalya olarak bilinen mahalleler aynı Chinatown'lar gibi pisliğin, suçun başını alıp gittiği yerlerdi. İtalyan mafyaları aradıkları yeni kanı bu mahallelerden toplardı.

O günler geçti. Bugün Irish aksanı duyulmayan bir Boston, İtalyanı olmayan bir NYC düşünebilir misiniz? İrlandalılar ve İtalyanlar Amerikan kimliği ile gen havuzunun ayrılamaz bir parçası haline gelmiştir.

Kimse "İyi ki getirmişiz" diyemez. Çünkü diyebilecek olanlar yaşlılıktan ölüp gitmiştir. Yeni jenerasyonlar da güzelce yaşar.




Suriyeliler sorun çıkaracak. Hem de çok. Milyonlarla ölçülen bir göçmen topluluğunun sorun çıkarmamasına imkan yok, imkansız. Her şeyin plana göre gittiği bir dünyada Güneyimizdeki iç savaş bir kaç yıla biter, göçmenlerin büyük çoğunluğu ülkesine gider, bir kaç yüz bin Suriyeli Türkiye'de son 10 yılda kurdukları hayatı yaşamaya devam ederdi. Lakin bir konsept olarak planlar bozulmaya ve mahvolmaya yatkındır, bizim beceriksizlerimizin planları da neredeyse her zaman puf olur, gider. Suriye'de istenmeyen sonuç elde edildiği zaman(öyle olacak gibi görünüyor) konu "Suriyeliler ne zaman gidecek?" ya da "Suriyeliler nereye gidecek?" değil, "Elimize aldığımız 3 küsür milyon Suriyeli'yle nasıl ortak bir yaşantı kuracağız?" olacak. Madem bu gayet büyük bir olasılık, bu sorunun cevabını düşünmeye başlamamızda büyük fayda vardır. "Burası bizim ülkemiz" sadece retorik bir argüman olarak kalacaktır, bir ağırlığı olmayacaktır.





Ulusal devleti(nation state) Türkler bulmadı. Ata ve silah arkadaşları, eylemleriyle ülkeyi o zamanın siyasi normuna ayak uydurttu. İçimizden çıkarak bu değişimi savunanlar zamanlarının Batılı düşünürlerinden farklı bir şey söylemedi. Fransa'nın güzel şehri Marsilya'nın köklü bir ailesinden geliyor olsanız:
15.yy'da doğsaydınız son Provence Kralı'nın yüzüğünü öpebilirdiniz.

16.yy'da doğsaydınız Kralınız artık Avignon'da değil, Paris denilen yüzlerce kilometre uzaktaki bir şehirde yaşıyor olurdu. Varlıklı bir aileden geldiğiniz için okuma yazmanız olurdu ama kararnamelerini anlamakta zorlanırdınız. Siz atalarınızın yüzlerce yıldır kullandığı Oksitanca'yı bilirken Paris'teki kral anlaması neredeyse imkansız başka bir dil kullanıyor olurdu. Eski kralınızı özlerdiniz; kendisi de bir yabancı olmasına rağmen 10'dan fazla dil bilir, Provenceli tebaasını da çok severdi.

18.yy'da doğsaydınız Bastille'in kapılarını kıran, "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik!" diyen Cumhuriyetçiler'in yardımına koşar, halkını dinlemeyen kralın kellesini alır, 850 yıllık Capet Hanedanlığı'nın tabutuna son çiviyi çakardınız. Marsilya'dan Paris'e yürürken mırıldandığınız, bağırarak söylediğiniz Ren Ordusu Marşı'nın ismi sizle birlikte yalın ayak devrime yürüyen Marsilyalıların onuruna La Marseillaise olarak değiştirilir ve milli marş ilan edilirdi. Yıllar sonra, güç verilen Napoleon'un nasıl bir tirana dönüştüğünü izler, göz yaşı dökerdiniz.

20.yy'da doğsaydınız, güzel şehrinizi işgal eden Fransız ve İtalyanlara karşı savaşır, pişman ettirirdiniz. Savaştan sonra şehre yerleşen Cezayirlilere kötü gözle bakardınız. "Fransa için biz savaştık!" derdiniz. Yine bir anlamı olmazdı. Çocuklarınız göçmen Cezayirlilerin çocuklarıyla birlikte büyür, birbirinden ayrılamaz olurlardı.

Görüyor musunuz, 200 yılda bir değerler nasıl değişiyor? Bir çok kişi Provence sonsuza kadar yaşasın isterdi. Milyonlarca kişi, Bourbon Hanedanlığı'nın sonsuza dek var olacağına inanırdı. Bugün de milyonlarca kişi ulus devletin sonsuza kadar var olacağına inanıyor, başka türlüsünü bilmiyor çünkü. Çocuklarınız ve onların çocukları yeni sisteme alışacaktır, merak etmeyin; siz alışmasanız da olur, ömrümüz nedir ki şunun şurasında?


Fransız siyasi metodolojisi ile burada ayrılıyorsunuz. Siz Cezayirlileri, diğer Mağrip halklarını, Batı Afrikalıları işgalci sayarken Fransızlar son 100 yıldır onları da Fransız ulus devletinin bir parçası, Fransız anasından doğma Fransız olarak görüyor. İyisiyle kötüsüyle yaşayıp gidiyorlar.

-
Feminizm'in kökleri Fransız Devrimi'ne kadar uzanır Sayın Erdem. Saçmalık değil, kendisini döven, mal muamelesi yapan kocasından ayrıldığında hayatını devam ettirmesine olanak veren politik bir duruştur. Türkiye'nin ilk feminist hareketleri 1870'lerde, Osmanlı İstanbul'unda başlamış, kadınlara oy hakkı vermek için çalışmıştır. Ata, kadınların doğuşlarından gelen haklarını kendilerine vermeden önce de kadınlar oy haklarını istiyorlardı.

Yazmayın demiyorum, elbette yazın. Lakin bildiğiniz konularda yazın. İnsanların uğruna geleceklerini kararttıkları, canlarını verdikleri konularda yazarken biraz saygınız olsun. İnternette okuyup hakkında fikir edindiğiniz "SJW bullcrap!" edebiyatını yapmak da yetkin bir bilgi kaynağı ister, herkes üstesinden gelemez.

İyi günler.
Her seyi bir kenara birakalim, feminizmin cikisini kocalarinin eziyet ettigi kadinlara baglamak cok ilginc olmus. Feminizmin zengin ve "priviliged" beyaz kadinlar tarafindan baslatilmis oldugunu bilmemek icin ne okumak gerekir? Ya da "ataerkil aile"nin gercekten de "kadina eziyet" odakli bir yapi oldugunu mu dusunuyorsunuz? Ataerkil aile yapisi ile ortadogu'lulugu karistiriyor olmayasiniz.

Eger boyle dusunuyorsaniz Kulturel Marksizmin basarisinin da kanitisiniz.

Son tahlilde feminizmin geliskin oldugu toplumlarin tamaminin demografik cokus yasamasi karsisinda ne dusunuyorsunuz? Dunyanin en yaygin tesadufu mu? Gunun sonunda toplumunuzun hedefi nedir? Sag kalmak mi yoksa "virtue signalling" mi?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2017, 23:59 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 6916
Yaş:
Anlıyorum Sayın Erdem. İyi akşamlar.
-
Alıntı:
Hayatlarının hatasını yapıyorlar. Biz de Suriyeliler için aynısını yaparsak biz de hayatımızın hatasını yapmış olacağız.
Bunu gelecek gösterecek.

-
Suriyeli göçmenlerin kendi şehirlerine dönemediği bir gelecekte ülkemizin başına neler gelecek, fikirlerinizi merak ediyorum. Ortak yaşam, eğitim, vatandaşlık, suç konularında fikirler sunmaktan çekinmeyin.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 May 2017, 06:15 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Tem 2012, 17:30
Mesajlar: 148
Yaş:
Alıntı:
Suriyeliler sorun çıkaracak. Hem de çok. Milyonlarla ölçülen bir göçmen topluluğunun sorun çıkarmamasına imkan yok, imkansız. Her şeyin plana göre gittiği bir dünyada Güneyimizdeki iç savaş bir kaç yıla biter, göçmenlerin büyük çoğunluğu ülkesine gider, bir kaç yüz bin Suriyeli Türkiye'de son 10 yılda kurdukları hayatı yaşamaya devam ederdi. Lakin bir konsept olarak planlar bozulmaya ve mahvolmaya yatkındır, bizim beceriksizlerimizin planları da neredeyse her zaman puf olur, gider. Suriye'de istenmeyen sonuç elde edildiği zaman(öyle olacak gibi görünüyor) konu "Suriyeliler ne zaman gidecek?" ya da "Suriyeliler nereye gidecek?" değil, "Elimize aldığımız 3 küsür milyon Suriyeli'yle nasıl ortak bir yaşantı kuracağız?" olacak. Madem bu gayet büyük bir olasılık, bu sorunun cevabını düşünmeye başlamamızda büyük fayda vardır. "Burası bizim ülkemiz" sadece retorik bir argüman olarak kalacaktır, bir ağırlığı olmayacaktır.
Türkiye kurulduğundan beri Kürtler ile olan meselesini halledebilmiş değil ve üstüne Kürt milliyetçiliği giderek azgınlaşıyor iken bir de bunun üzerine zaten var olan Anadolu Arap nüfusunun üstüne eklenecek olan Suriyeli Araplar ile nasıl baş edecek bu ülke ? Olacakları görmek için kahin olmaya gerek yok. Kalıp gibi şehir nüfusu seviyesinde Arap kitlesi ülkeye yerleşti. Bu adamlar vatandaşlıkta alınca hali hazırda kurulan Arap gettolar iyice büyüyecek. Şehirler içinde kendini kendini besleyen Arap kültür vahaları meydana gelecek. Zamanında devlet Türklerin içinde erisin diye doğudan batıya Kürt nüfus akınını teşvik ettiğinde hangi Kürt uyum sağladı acaba ? Kürt gettoları oluşmadı mı? Araplar asla uyum sağlamayacaklar. Tam tersine Kürt siyasi hareketi nasıl federatif yada konfederatif bir yapıyı dayatıyor ve Kürtçe'nin resmi dil olması için uğraşıyorsa Araplarda bölgesel ayrıcalık istemeseler bile dillerinin üçüncü resmi dil olması için uğraşmayacak mı , Kürtler gibi kurucu ortağı olma arzusuna kapılmayacak mı ? Siz meseleye gayet liberal bir bakış açısı ile yaklaşıp ortak yaşam kurma olasılığından söz ediyorsunuz ama Türkiye ne ABD gibi kökü itibariyle toparlama bir devlet ne de Batı Avrupalı devletler gibi sistemli bir düzene sahip. Umarım vatandaşlık dağıtımı tüm Suriyelileri kapsamaz yada iç savaş ortamı büyük ölçüde etkisini yitirdiğinde ciddi bir kısmı döner Suriyelilerin yoksa hiç hoş olmayan bir tablo ile karşılaşacağız gelecekte.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 May 2017, 09:59 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 25 Kas 2015, 19:00
Mesajlar: 143
Yaş:
Burada gözden kaçan önemli bir noktada bu Arapların İşid ve Elnusra gibi grupların yeşermesine imkan ve onay veren grup olduğu gerçeğidir. Sağolsun sokaklarda hiç görmediğim burkalı kadınları, evlerinin balkonunu çarşaf ile kapatıp dışarısı ile bağlantısını kesen bir grup nasıl entegre olacak???

Bu grubun yaratacağı en büyük sorun zaten sıkıntılı olan sosyal hayatlarımıza sağlam bir darbe vuracaklarıdır. Yarın öbür gün kızlarımızı, eşlerimizi rahatça sokaklarda göremeyeceğimiz bir ortama doğru evriliyoruz.Üstelik bütün sosyal değişimler gibi yavaşça ve usulce.

Çare ise hiç bir istisna olmaksızın ,ulufe dağıtılır gibi vatandaşlık verilenlerde dahil olarak 6 ay içinde hepsinin ülkeyi terk etme zorunluluğu. Devletler her zaman insanların keyfine göre hareket etmezler. Pakistan'ın Afganlara yaptığının aynısın yapmazsak işimiz çok zor


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 May 2017, 12:47 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 28 Ağu 2014, 20:35
Mesajlar: 364
Yaş:
Bu göçmen sorunu her zaman böyle gitmeyecek ne tarih ne bugünün konjektürü buna uygun değil. Artan azınlık sayısı ve çıkardığı sorunlar ülkede her geçen gün milliyetçiliği, daha da ötesi ırkçılığı arttırıyor. Bu Avrupa'da da böyle. Bugün Suriyelileri muhacir olarak gören bir güruh da olsa bunların sayıları az zira Konya'da da İzmir'de de bunlardan rahatsız olan insan sayısı her gün katlanarak artıyor. Elbet Avrupa'da da, ülkemizde de milli hükümetler başa gelecek ve Pakistan'ın yaptığını yapacaktır. Bu 2 senede olmazsa 5 senede olur ama olucaktır.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 May 2017, 19:26 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2085
Konum: ANKARA
Yaş: 39
Alıntı:

Suriyeli göçmenlerin kendi şehirlerine dönemediği bir gelecekte ülkemizin başına neler gelecek, fikirlerinizi merak ediyorum. Ortak yaşam, eğitim, vatandaşlık, suç konularında fikirler sunmaktan çekinmeyin.
Terminoloji açısından ''Suriyeli sığınmacılar'' desek daha olur kanaatindeyim. Peki bu sığınmacılar ne olacak; sığıntı şekilde yaşamaya devam mı edecekler, vatandaşlığa mı alınacaklar yoksa geri mi gönderilecekler?

Geri gönderile bilmelerinin koşulu; Suriye' de ki kaos ortamının son bulmasıdır. Bizlerin bütün çözüm önerilerimiz de bu çerçevede oluyor. Yani diyoruz ki, Suriye' de ki savaşın bir şekilde sona erdirilmesi ülkemizin menfaatinedir. Bu şekilde hem Amerikan koridoruna set çekmiş oluyoruz, hem güney sınırlarımızda ki belirsizlik ve huzursuzluk ortamından kurtuluyoruz hem de Suriyeli sığınmacıları yurtlarına geri göndermiş oluyoruz. Ayrıca daha bir sürü getirisi vardır. O mevzulara girmiyorum.

En kötü senaryo; Suriyelilerin vatandaşlığa alınmasıdır. Kendi vatandaşların sorununu çözememiş bir ülkenin başka unsurların sorunlarını çözmeye çalışmasını beklemek; meseleye son derece iyi niyetle yaklaşmak gibi bir şey oluyor. Diyelim ki o şekilde yaklaşım sergilediler ve Suriyelileri vatandaşlığa kabul ettiler; işte o zaman çok büyük problemlere zemin hazırlamış olurlar. Burada Türk milletinin hayrına her hangi bir siyaset söz konusu değildir.

Benim hemen aklıma ''1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadele Antlaşması'' geliyor. Ne olmuştu; artık bir arada yaşayamayacağına kanaat getirildiğinden; iki ülkenin sınırları içerisinde kalmış Türk ve Rumlar karşılıklı olarak mübadele edilmişti. Kalan az sayıda ki nüfus ise azıklık haklarına tabii tutulmuştu. Yani vatandaşlık verilse bile; bu yanlış politikadan geri dönüş yolları vardır. O açıdan Türk-Yunan Mübadelesini örnek veriyorum. Asıl mesele o aşamaya gelmeden sıkıntıları çözebilmektir. Yanlış üstüne yanlış yapacaklarsa; bu yükün altından kolay kolay kalkamayız. Onu da ayrıca belirtmek isterim. Çünkü demografik yapımız bozuluyor ve gelecekte büyük iç karışıklıklara sebebiyet verecektir.

_________________

Muhtaç Olduğun Kudret;
Damarlarında ki Asil Kanda Mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 May 2017, 21:11 
Çevrimiçi
Üye

Kayıt: 08 Eki 2016, 22:32
Mesajlar: 765
Yaş: 0
Alıntı:
Terminoloji açısından ''Suriyeli sığınmacılar'' desek daha olur kanaatindeyim. Peki bu sığınmacılar ne olacak; sığıntı şekilde yaşamaya devam mı edecekler, vatandaşlığa mı alınacaklar yoksa geri mi gönderilecekler?

Geri gönderile bilmelerinin koşulu; Suriye' de ki kaos ortamının son bulmasıdır. Bizlerin bütün çözüm önerilerimiz de bu çerçevede oluyor. Yani diyoruz ki, Suriye' de ki savaşın bir şekilde sona erdirilmesi ülkemizin menfaatinedir. Bu şekilde hem Amerikan koridoruna set çekmiş oluyoruz, hem güney sınırlarımızda ki belirsizlik ve huzursuzluk ortamından kurtuluyoruz hem de Suriyeli sığınmacıları yurtlarına geri göndermiş oluyoruz. Ayrıca daha bir sürü getirisi vardır. O mevzulara girmiyorum.

En kötü senaryo; Suriyelilerin vatandaşlığa alınmasıdır. Kendi vatandaşların sorununu çözememiş bir ülkenin başka unsurların sorunlarını çözmeye çalışmasını beklemek; meseleye son derece iyi niyetle yaklaşmak gibi bir şey oluyor. Diyelim ki o şekilde yaklaşım sergilediler ve Suriyelileri vatandaşlığa kabul ettiler; işte o zaman çok büyük problemlere zemin hazırlamış olurlar. Burada Türk milletinin hayrına her hangi bir siyaset söz konusu değildir.

Benim hemen aklıma ''1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadele Antlaşması'' geliyor. Ne olmuştu; artık bir arada yaşayamayacağına kanaat getirildiğinden; iki ülkenin sınırları içerisinde kalmış Türk ve Rumlar karşılıklı olarak mübadele edilmişti. Kalan az sayıda ki nüfus ise azıklık haklarına tabii tutulmuştu. Yani vatandaşlık verilse bile; bu yanlış politikadan geri dönüş yolları vardır. O açıdan Türk-Yunan Mübadelesini örnek veriyorum. Asıl mesele o aşamaya gelmeden sıkıntıları çözebilmektir. Yanlış üstüne yanlış yapacaklarsa; bu yükün altından kolay kolay kalkamayız. Onu da ayrıca belirtmek isterim. Çünkü demografik yapımız bozuluyor ve gelecekte büyük iç karışıklıklara sebebiyet verecektir.

Söylediklerinize katılmakla beraber birkaç noktada katkı yapmak istiyorum;

-Forumun geneli mevcut iktidarı pek sevmez doğru ancak şu noktada hemfikir olmamız gerekiyor mevcut iktidar, iktidara geldikleri dönemden bu yana birçok alengirli, sıkıntılı döneme şahit olmuş ve siyasi anlamda neyin kendilerine çıkar sağlayacağını çok ama çok iyi öğrenmiş bir iktidar. Ailemde ve çevremde iktidar partisinin yönetim kademelerinde bulunan tanıdıklarım dahi Suriyeliler meselesinin artık Kabak tadı verdiğini söylemeye başladılar. Kendi partilerinin içinden çatlak sesler çıkmaya başladıysa zaten karar verici makamlar sıkıntıyı farketmişlerdir farketmezlerse ve Suriyelilere verebildikleri kadar taviz verirlerse oyların beşer beşer, onar onar, yüzer yüzer gidebileceğini iyi biliyorlar. En koyu AKP fanatiği birisi bile aleni birşekilde Suriyelilerin kayırılıyor olmasını, Suriyelilerin devletin ümmetçilik zırhını üstlerine alıp her türlü haltı yiyiyor olmasını kabul etmez.

-Geri gönderilmeleri için FKH sonucunda elde ettiğimiz kazanımların çok ama çok iyi kullanılması gerekiyor. Küçük bir ülke büyüklüğünde toprakları saçma sapan anlaşmalar sonrası ne olduğu malum ÖSO veya diğer unsurlara komple teslim edersek ne mültecileri yollayabileceğimiz biryer kalır nede rahatça devlet leyhine faaliyet yürütebileceğimiz bir bölgemiz olur.

_________________
Gitmek istiyorsun, git.
Bir savaşçı asla vedalaşmaz!
Durma git!
Dışarısı dinamit, dışarısı enkaz!


No ISIS


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 May 2017, 02:47 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 12 Tem 2012, 16:58
Mesajlar: 1189
Yaş:
Hic umutlanmayin bence. Referandum da kara carsafli türkce bilmeyen araplara oy attirdiklarini gorduk. Kalifiyeli insan dedikleri kara carsafli yobaz dedigimiz radikal dindar kesim. Arkadaslar Turkiye gercekten degisiyor. Ataturk silinmeye calisiliyor, türkcülük silinmeye calisiliyor, milliyetcilik bitiriliyor ne bayram kutluyoruz ne seyran, ülke araplastiriliyor.

Uzunu dinleyin her konusmasinda Iran dini lideri gibi ayetler veya islami sozlerle konusmaya basliyor bitiriyor. Elini arap rabiasi yapiyor, ondan gorup yapan dunya kadar insanda cabasi. Ve inanin bana iktidarin aklindan bir saniye bile Suriye'lileri geri gondermek gecmiyordur, bunlar kendini Osmanli sanan hasta adamlar.

Yillardir forumda tartisiyoruz birbirimizi az cok taniyoruz bana kizacaksiniz ama Turkiye bu sartlarda 20 yil gitmez kesinlikle bolunur. Dogu sozde Turkiye icinde ama dogru duzgun türk yasamiyor. Bu adamlar bizden fazla doguruyor matematiksel olarak zaten 2030'da türk nufusuna denk gelecek k*rtler. Biraz sert radikal olmaliyiz. Acilen bu Suriye'liler sepetlenmeli biz kimsenin dert babasi degiliz. Boluculuk yapan k*rtleride vatandasliktan atip s.ktir etmeliyiz.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 69 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye