TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 21 Oca 2018, 01:43

Tüm zamanlar UTC+03:00


Üye alımı belirsiz bir tarihe kadar kapatılmıştır,mail yolu ile ve ya sosyal hesaplar üzerinden taleplerde bulunmayınız.

Resim
Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 91 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 13:40 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 28 Ağu 2014, 18:45
Mesajlar: 476
Yaş:

Bir önceki sayfanın en son iletisi:

Alıntı:
Osmanlının yükselişinde devletin içinde rüşveti yaygınlaştıranlar devşirme kökenlilerdi. Devletin içinde rant şebekesi kurup nemalananlar yine devşirmelerdi. Deyim yerindeyse devletin kaymağını yiyenler devşirmelerdi. Aslını unutan çok az sayıda devşirme oldu. Çoğu dininide unutmadı. Müslüman görünebilmek için islamı uygulamaları katılaştıran ve toplumu yobazlaştıranda genelde bu kesimdi.2. Mahmud' un annesi Nakşdil Sultan ölümüne çok yakın padişah oğlundan kendisi için bir Katolik Papaz getirilmesini istedi.
2. Mahmutd bu durumdan pek hoşlanmadı ama annesinin son dileğini kabul ederek bir Katolik Papaz çağırttı. Ancak bir daha böyle bir olayın tekraranmasını istemediği için saraya sadece Müslüman olan Çerkez ve Gürcü carieyeler girmeye başladı. Venedikli olan Sofia Bellicui Baffo nun yani Safiye Sultanın bir venedik casusu gibi çalıştığını ve Venedik' i nasıl koruma altına aldırdığınıysa anlatmaya gerek yok.
Devşirmelerin yaptığı bu pis işlere lafım yok zaten , oldum olası nefret etmişimdir devşirme sisteminden de devşirilenlerden de ,fakat her seferinde şöyle devşirdiler böyle devşirdiler Şöyle böyle oldu denmesi de çok ilginç. Ne olursa olsun olan yine gariban Anadolu'ya olmuş o konuda haklısınız.

_________________
''Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütü tamamen yok edilinceye kadar bu haklı mücadelesine azim ve kararlılıkla devam edecektir. bu vesile ile aziz şehitlerimize bir kere daha huzurunuzda tanrıdan rahmet diler, aziz ruhları önünde saygı ile eğilir, ailelerine ve bütün Türk ulusuna başsağlığı dileriz."


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 15:40 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1566
Yaş:
Alıntı:
Burası ciddi bir forum , o zaman eğri oturup doğru konuşalım . Hiç kimse kimsenin çocuğunu zorla almadı . Devşirilenlerin çoğu gönüllüdür . Değilse bile hiç kimseye anası , babası, dini unutturulmamıştır. Eğer o kadar kötü bir şey olsaydı müslümanlar bizi de devşirin demezdi . He ister sever ister sevmeyiz , eğer ki gerçekten zorla alındıysa bu insanlar ki zorla aldığın bir insandan sen feyz alamazsın zaten , bu bir devlet politikasıdır . Tarihin en büyük Türk-İslam devleti,nin bekası için yapılmıştır.
Sayın Bekakabiliyeti, yaşınız kaç? Çocuğunuz var mı?

Uyarıma rağmen tekrarladığınız bu yalanları destekleyecek deliliniz var mı?

"Senin delilin ne?" derseniz, ilk cümlemdeki soruma bakmanız yeterli... Anlayan anlar...

Hale bak! İnsanlar gönüllü olarak çocuklarının kendilerinden koparılmasına, dinlerinin değiştirilmesine istekli oluyormuş! Sen böyle bir uygulamaya gönüllü olarak eyvallah der miydin? Çocuğunu senden koparsınlar, dinini değiştirsinler, asker yapsınlar diye Hıristiyanlara verir miydin? Hıristiyanlar hayvan da bir tek müslümanlar mı insan? Madem çocuklarının dinlerinin değiştirilmesi çok hoşlarına gidiyor, neden kendileri de din değiştirmemiş ki?

Diğer taraftan bizzat Osmanlı tarihçileri devşirme işinin bir çok soruna yol açtığını, Hıristiyan ailelerin çocukları devşirilmesin diye daha 9 - 10 yaşındayken birbirleriyle evlenmiş gibi gösterip (evlenenler devrişilemiyordu) kilise kayıtlarına soktuğunu, devşirme için görevliler geldiğinde dağlara kaçırdıklarını, rüşvet verdiklerini yazmışlardır. Bu çocuklar devşirildikten sonra bir çoğunun daha yolda veya acemi oğlan iken başına gelen felaketleri ise tekrarlamak istemem. Çocuklara dokunulmaması, köle olarak satılmamaları için kaç ferman çıkarmak zorunda kalındı, kaç tedbir alınması gerekli oldu haberiniz var mı? Mühimme defterlerinde bunların bir çok örneği var.

Diğer taraftan "Tarihin en büyük Türk-İslam devleti,nin bekası için yapılmıştır" gibi bir gerekçe İslam'a açıkça aykırı olan böyle bir zulmün mazereti olamaz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 15:58 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2576
Yaş:
Alıntı:

Bize layik bize her türlü bela
Biz bize kıyana uyduk ondandır
Hırsızı koruduk azgını sevdik
Nerde yiğit varsa kıydık ondandır

Kırk yaşlımız bilmem dedi huylaştı
Bebekler huylandı kötü toylaştı
Yerdeki toprağı aldı paylaştı
Şükür dedik hatır saydık ondandır

-------------------------------------
Efendim dünyada bütün rezalet
Yıllar yılı başımızda taç bizim
Vicdansızlar adam vurur marifet
Gerçeği söylesek hemen suç bizim

Ankara'da türlü türlü plan var
İstanbul'da açık açık talan var
Seksen bine köpek satıp alan var
Hele sorsak değerimiz kaç bizim
Hünkâr ; ne ararsan kendinde ara ...demiş
Bu prensipten hareketle , kimde suç varsa üstünüze almışsınız ,
Anadolu anlayışı böyle bir şey işte . Diğeleri ise , kendi suçu günahını bile başkasının üstüne yıkmaya çalışır.
Horasan erenleri büyük insanlar , İnsan-ı Kâmil olmak başka bir şey .

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


En son PARTİKÜL tarafından 19 Oca 2015, 23:26 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 16:26 
Çevrimiçi
Süvariler

Kayıt: 05 Ağu 2012, 14:49
Mesajlar: 3742
Yaş:
Devsirme olayini niye buyutuyorsunuz. Islam bir sekilde yayilacakti , Hristiyanlik cicek bocekle mi yayildi. Yapilan hata devsirmelerin yonetimde bu kadar soz sahibi olmasidir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 16:34 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Eyl 2013, 10:36
Mesajlar: 450
Yaş: 36
Hacı İlbey pimi çekip araya bırakıverdi bombayı. Bakalım kimin elinde patlayacak...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 17:15 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 28 Ağu 2014, 18:45
Mesajlar: 476
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Burası ciddi bir forum , o zaman eğri oturup doğru konuşalım . Hiç kimse kimsenin çocuğunu zorla almadı . Devşirilenlerin çoğu gönüllüdür . Değilse bile hiç kimseye anası , babası, dini unutturulmamıştır. Eğer o kadar kötü bir şey olsaydı müslümanlar bizi de devşirin demezdi . He ister sever ister sevmeyiz , eğer ki gerçekten zorla alındıysa bu insanlar ki zorla aldığın bir insandan sen feyz alamazsın zaten , bu bir devlet politikasıdır . Tarihin en büyük Türk-İslam devleti,nin bekası için yapılmıştır.
Sayın Bekakabiliyeti, yaşınız kaç? Çocuğunuz var mı?

Uyarıma rağmen tekrarladığınız bu yalanları destekleyecek deliliniz var mı?

"Senin delilin ne?" derseniz, ilk cümlemdeki soruma bakmanız yeterli... Anlayan anlar...

Hale bak! İnsanlar gönüllü olarak çocuklarının kendilerinden koparılmasına, dinlerinin değiştirilmesine istekli oluyormuş! Sen böyle bir uygulamaya gönüllü olarak eyvallah der miydin? Çocuğunu senden koparsınlar, dinini değiştirsinler, asker yapsınlar diye Hıristiyanlara verir miydin? Hıristiyanlar hayvan da bir tek müslümanlar mı insan? Madem çocuklarının dinlerinin değiştirilmesi çok hoşlarına gidiyor, neden kendileri de din değiştirmemiş ki?

Diğer taraftan bizzat Osmanlı tarihçileri devşirme işinin bir çok soruna yol açtığını, Hıristiyan ailelerin çocukları devşirilmesin diye daha 9 - 10 yaşındayken birbirleriyle evlenmiş gibi gösterip (evlenenler devrişilemiyordu) kilise kayıtlarına soktuğunu, devşirme için görevliler geldiğinde dağlara kaçırdıklarını, rüşvet verdiklerini yazmışlardır. Bu çocuklar devşirildikten sonra bir çoğunun daha yolda veya acemi oğlan iken başına gelen felaketleri ise tekrarlamak istemem. Çocuklara dokunulmaması, köle olarak satılmamaları için kaç ferman çıkarmak zorunda kalındı, kaç tedbir alınması gerekli oldu haberiniz var mı? Mühimme defterlerinde bunların bir çok örneği var.

Diğer taraftan "Tarihin en büyük Türk-İslam devleti,nin bekası için yapılmıştır" gibi bir gerekçe İslam'a açıkça aykırı olan böyle bir zulmün mazereti olamaz.
Hocam ben mazeret olarak söylemedim bunu , Nereden çıkardınız anlamadım , bu adamlar yapmış bu işi sonuçta, sen kendin diyorsun çocuklara dokunulmaması ve köle olarak satılmaması için diye ,, zaten uygulanan politikada böyle bir şey olmadığı ortada , artık bunları kim yaptıysa devlet hesabını sormalıydı , bu adamlar asker olup maaş aldılar , sadrazam olup devlet yönettiler .
Sorunuza gelince hocam
Yaşım 16 , *yaşımın küçük olması sizi rahatsız eder mi bilmem.
Onun dışında çocuğum yok ,
Eger ki bir sonraki mesajimi okuduysanız.
Devsirme sistemini ve devsirileri sevmedigimi görmüşsünüzdür .Yani kendi çocuğumu yapılmasını istemezdim .
Yazdığım ifadeyi mazeret olarak değil , bir gerçek olarak söyledim .
Son olarak.eğer ki bu forumu cahil liseliler bastı diye bir fikriniz olursa üyeliğimi ve mesajlarımı silebilirsiniz.
Forumun adı kirlensin istemem.

_________________
''Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütü tamamen yok edilinceye kadar bu haklı mücadelesine azim ve kararlılıkla devam edecektir. bu vesile ile aziz şehitlerimize bir kere daha huzurunuzda tanrıdan rahmet diler, aziz ruhları önünde saygı ile eğilir, ailelerine ve bütün Türk ulusuna başsağlığı dileriz."


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 17:20 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Osmanlı devlet şeklinin, Kur an daki kriterlere uygunluğu konusundaki tartışma maalesef Fatihin fedaileri ve Bozoklu Celalin torunları tarafından genel bir Osmanlı tartışmasına doğru sürüklendi. 6-7 dakikalık izahlı anlatımın yer aldığı videoya tek kelimelik; saçma ve meczup şeklinde cevaplar yazmak yerine, daha özenli ve belgelere dayalı biçimde, sadece konuyla alakalı olacak cevaplara yer verilirse, tartışmalar daha az stresli , daha sağlıklı ve belli bir temele dayalı biçimde gelişecektir diye düşünüyorum.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 17:32 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 28 Ağu 2014, 18:45
Mesajlar: 476
Yaş:
Alıntı:
Osmanlı devlet şeklinin, Kur an daki kriterlere uygunluğu konusundaki tartışma maalesef Fatihin fedaileri ve Bozoklu Celalin torunları tarafından genel bir Osmanlı tartışmasına doğru sürüklendi. 6-7 dakikalık izahlı anlatımın yer aldığı videoya tek kelimelik; saçma ve meczup şeklinde cevaplar yazmak yerine, daha özenli ve belgelere dayalı biçimde, sadece konuyla alakalı olacak cevaplara yer verilirse, tartışmalar daha az stresli , daha sağlıklı ve belli bir temele dayalı biçimde gelişecektir diye düşünüyorum.
Haklısınız hocam , ama burada kimsenin Fatih'İn fedaisi ya da Bozoklu Celal'in torunları olduğunu düşünmüyorum , kendi bildikleri doğrultusunda , karşılıklı fikir alışverişi yapan insanlarız sadece .

_________________
''Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütü tamamen yok edilinceye kadar bu haklı mücadelesine azim ve kararlılıkla devam edecektir. bu vesile ile aziz şehitlerimize bir kere daha huzurunuzda tanrıdan rahmet diler, aziz ruhları önünde saygı ile eğilir, ailelerine ve bütün Türk ulusuna başsağlığı dileriz."


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 18:49 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1566
Yaş:
Dostum tahmin ettiğim gibi yaşın gerçekten de küçükmüş. İleride çocuğun olunca bu konuyu tekrar düşünürsün.

Ama şimdiden "ben razı olmazdım" diyorsun. Yahu daha çocuk sahibi olmanın nasıl bir duygu olduğunu bilmeden bile razı olmadığına göre elin hıristiyanının razı olabileceğine nasıl inanıyorsun? Sana bir konuda doğruyu anlamaya çalışırken, birilerinin doğru diye anlattığı ve gönlüne hoş gelen laflara inanmakla yetinmemeni, uzun boylu araştırma yapamıyorsan bile, hiç değilse sağduyunu bir yoklamanı öneririm.

Gerçek şu ki "Hıristiyanların çocuklarını gönüllü olarak verdikleri" bir yalandır. Bu yalanı destekleyecek hemen hiç tarihi kayıt olmamasına rağmen, yalanlayacak kıyamet kadar kayıt vardır. Bizim milletimizin tarihi de aynen diğer milletlerin tarihi gibi övünülecek ve utanç duyulacak olaylarla doludur. Büyüklük, boş övünmelerle değil, ancak "gerçeğe ve mantığa sadakatle" elde edilebilir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 19:00 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Ağu 2012, 16:19
Mesajlar: 572
Yaş:
Mine Kırıkkanatın bir yazısından alıntıdır .kaynaksa Matei Cazacu, “Prens Drakula’nın Tarihi”, Droz, 1988)

Bu ve benzeri yazıları çok gördüm okudum sorum şu ki bazılarının osmanlıyı karalamak için yazıldığına eminim ama gerçeklik payı olması yüksek detaylar da var .

“1442 yılında Osmanlı payitahtı Edirne, Sultanı ise Fatih’in babası İkinci Murat’tı.

Eflak Prensi Vlad Besarab, o yıl kardeşi Prens Güzel Radul’la (Radu cel Frumos) birlikte babaları Ejderha Vlad (Drakula) tarafından Osmanlı Sultanı’na rehin olarak Edirne Sarayı’na gönderildiğinde, sadece 11 yaşındaydı.

İki rehin prense Edirne’deki sarayda çok iyi davranıldı, ilerde Osmanlı’ya hizmet eğitimini de Sultan Murat’ın “içoğlanı” kadrosunda aldılar…

Ama Sultan’ın gözdesi Vlad’dı. Öyle ki genç prens sakalı bıyığı çıkıp “içoğlanı” kadrosundan emekli olunca; İkinci Murat kendisine 6 yıl süreyle duyduğu şefkatin karşılığını da cömertçe ödedi. 1448’de 17 yaşına basan Vlad’ı voyvoda unvanıyla bezeyip yanına bir ordu kattı ve Eflak tahtını fethe gönderdi.

***

Ama Osmanlı sultanları, her ne kadar aşk ile iş ilişkilerini birbirine karıştırsalar da enayi sayılmazlar… İkinci Murat da pek sevdiği Prens Vlad’ın kendisine bizzat verdiği “içoğlanı” eğitimine hoşlanarak mı, yoksa dişlerini sıkarak mı katlandığından pek emin değildi. Vlad’ı Eflak’a voyvoda gönderirken, kardeşi Güzel Radul’u rehin tutarak Osmanlı’ya bağlı kalmasını sağlama aldı.

Ne var ki Vlad Besarab, önce velinimetinin ordusuyla alıp iki ay sonra yitirdiği, ardından tekrar oturduğu Eflak tahtına iyice yerleşip, kaidesini artık güvencede hissettiği an… Rehin kalan kardeşi Radul’u gözden çıkararak Osmanlı’ya isyan bayrağını çekti.

Artık 31 yaşındaki Eflak Voyvodası Vlad’ın başkaldırdığı payitaht İstanbul olup, sahibi de “enfiye kutusunda kurutulmuş gül yaprakları koklamayı pek seven” Fatih Sultan Mehmet’ti.

***

Prens Vlad, 1462 başından itibaren İstanbul’dan gelip de karşısında sarığını çıkarmayı reddeden tüm elçi ve ulakların sarığını kafalarına çiviyle çaktırdı. Tuna boylarına ordu kaldırıp 30 binden fazla Osmanlıyı kazığa geçirdikten sonra Eflak ve Boğdan’da Romence “Kazıklı” anlamına gelen Tepeş lakabını aldı.

Osmanlıcada ise çocukluğunda maruz kaldığı tacize gönderme yapan Kalleş, İbne, Süzgeç, Götveren lakaplarıyla ya da Kazıglu Bey diye anılıyordu. (Kaynak: Matei Cazacu, “Prens Drakula’nın Tarihi”, Droz, 1988)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 19:54 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Tem 2012, 13:58
Mesajlar: 991
Yaş:
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 20:45 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Tem 2012, 11:17
Mesajlar: 895
Konum: ANKARA
Yaş: 41
Tarihi , o döneme ait koşullar ile yargılamak gerekir. Bunu atlıyor gibiyiz.

_________________
Büyük Millet Meclisi sizin yiğitlik çevrenizde korkusuzca bağımsızlık mücadelesine devam edebilmiştir. Bu nedenle Ankaralı hemşehrilerimin, bu vatanı kurtarma mücadelesinde ayrı bir şeref hissesi vardır.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 20:49 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7346
Yaş:
Alıntı:
Resim
Ne demeye çalışıyorsunuz?

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2015, 20:51 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Tarihsel olayları kendi zamanının koşulları yanında , günümüze kadar uzanan olumlu ya da olumsuz etkileriylede analiz etmeliyiz.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 04:44 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Tem 2012, 03:25
Mesajlar: 340
Yaş:
Alıntı:
Osmanlı devlet şeklinin, Kur an daki kriterlere uygunluğu konusundaki tartışma maalesef Fatihin fedaileri ve Bozoklu Celalin torunları tarafından genel bir Osmanlı tartışmasına doğru sürüklendi. 6-7 dakikalık izahlı anlatımın yer aldığı videoya tek kelimelik; saçma ve meczup şeklinde cevaplar yazmak yerine, daha özenli ve belgelere dayalı biçimde, sadece konuyla alakalı olacak cevaplara yer verilirse, tartışmalar daha az stresli , daha sağlıklı ve belli bir temele dayalı biçimde gelişecektir diye düşünüyorum.

Sayın Hacı_İlbey size derin saygım var forum ve sakinleri için çok değerli paylaşımlarınız var...Aynı davaya da gönül vermiş bulunuyoruz lakin ben bu İhsan Eliaçık denen nereye hizmet ettiği belli olmayan şahsın tamamen kahvehane sohbeti tarzında geçen ithamlarına karşı yazılacak birşey göremedim...


5 madde sıralıyor hiçbiri için belge sunmuyor Kuran'dan bir ayet okuyup onu ilmi şekilde açıklamıyor..

Ne işin var Viyana'da senin ,Ne işin var senin Kahire'de cümle bu...

Ardına da bu 5 maddeden dolayı İslami değildir ''Bizantist'' dir Bizans İmparatorluğunun Devamıdır diyor...

Dönemin şartlarından bihaber...Tv ye çıkıyorsun bari iki kelam okuyup araştırsaydın...

Kuran-ı Kerim'de onlarca savaş ve savaşmak ile ilgili ayet var bir tanesi okuyup aslında orda öyle demek istemiyor dese yine gam yemeyeceğim...

Hayatında Topkapı Saray'ının Harem dairesini bile görmediği konuşmasından belli olan bir şahsiyet Osmanlı Cahilliği suratından akıyor hal böle olunca da Meçzup deyip geçtim...

Hata ettiysek affola...


Sayın Rumeli'de her zaman olduğu gibi Osmanlı nefretini kusuyor...Daha tek kelime iyi birşey yazdığını okumadım forumda...Bu nasıl bir devletmiş ki her yaptığı icraat kötü doğru değil 600 yıl hüküm sürmüş hemde Dünyanın en zor belalı Coğrafyasında...


Tekrar ediyorum bu devlet hem Türk hem İslam olmamakla itham ediliyor ben kendimi bildim bileli...

Bütün Avrupa ve Amerika kaynaklarında ve devlet arşivlerinde neden Türk-İslam İmparatorluğu olarak geçiyor ?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 09:12 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:26
Mesajlar: 2053
Yaş:
Alıntı:
Sayın Rumeli'de her zaman olduğu gibi Osmanlı nefretini kusuyor...
Peki ama neden? Neden nefret ediyor bu adam osmanlı'dan sebebi ne?

Ya da şöyle sormak lazım, bu adam hangi osmanlı'dan nefret ediyor? Ertuğrul-Osman-Orhan Gazi'lerin, Köse Mihal, Evrenos, Hacı İlbey'lerin Osmanlı'sından mı, tüyü bitmemiş gayrimüslim çocuklarını alıp sarayda sapık ilişkilerle gününü gün eden, halkı cahil yoksul aç açık bırakmış, vatanı gayrimüslimlerle yabancılara peşkeş çekmiş, Türkleri malını hazineye oğlunu askere aldığı aşağı insanlar olarak görüp sömürmekten başka şey yapmamış, yunanlara karşı vatanı savunan direnişçileri kafir ilan edip idam fermanı çıkarmış osmanlı'dan mı?

Sizi ben çok iyi anlıyorum, ama size karşı da sert konuşmak istiyorum, çünkü hakkınız bu. Masalsı-destansı bir osmanlı tasviriyle büyüdüğünüz, milletçe medeniyetten geri kalışımızın ezikliğini geçmişimizle övünerek hafifletmeye çalıştığımız için bu haldeyiz, osmanlı'nın övünüldüğü kadar çok da utanılacak yanları olduğunu bir türlü kabul etmeyen güruhla karşı karşıyayız. Yetiştirilme-çevre-kültür-siyasi kimlik etkisinden dolayı bu kısıtlayıcı toz pembe bakış açısından dışarı da çıkamıyorsunuz. Ama gerçeklerin hepsi umduğunuz ya da belki hayal ettiğiniz gibi değil. Yani, doğrudur-yanlıştır bir yana, koskoca adamın osmanlı'dan nefret ediyor olması sırf tiplerini beğenmediğinden değil. Neden?

Osmanlı'yı osmanlı yapan şeyler Türklük ve islamdı. Serüven böyle başladı, ama böyle bitmedi. Yıkıldığında osmanlı Türklükten nefret eden -ki zaten hanedanında bir damla Türk kanı varsa 10 damla sırp, rum, ermeni, rus, yahudi vb kanı olan- islamı sadece kendine sadık bir toplum oluşturmak için kullanmış bir devletti. Osmanlı kendine katiyyen Türk demezdi, o ismi yabancılar kullanmıştır. İslam'ın da yeri bir şey yapılacağı zaman halk karşı çıkmasın diye fetva yazdırılan şeyhülislam kadardı. Bunun dışında yıkılan osmanlı'nın ne türklük ne de islamla alakası bulunmaz. Altı asırlık sözde islam devleti osmanlı'dan sonra kurulan Türk devleti İslam'ın 1300 yıllık kıtabını Türkçe'ye çevirtip halka sunmuştur. Daha önce yoktu. E harfi bile bulunmayan arap alfabesinden Türkleri kurtaran da aynı Türk devletidir. Ordunun ve tüccarların geçeceği yollara köprü ve han yapmaktan başka şeyleri osmanlı'dan sonra görür olabildik. Osmanlı padişahları bunları bize vermedi. Sadece aldılar yediler-yedirdiler. En sonunda elde kalan toprağı günde bir öğün yağlı buğday çorbasıyla savunmak da bize düştü. Bunları unutmayın. Geriye dönüp yüzyıllara baktığımızda halktan topladığı vergiyle istanbula saray ve cami'den başka şey yapmadıklarını gördük. Ne bilime, ne sanayiye, ne denizciliğe yatırım yapılmış. Ordunun hali de harap, ingilizler gelip bir iki şey verene kadar emsallerinin bir asır gerisinde kalmış. Birileri gelip çökertmedi yani osmanlı'yı, bizzat kendisi çöktü. Gerçekten bir enkaz devraldık. Alman devleti kaç kere yıkıldı kaç kere geri geldi. Çünkü bir miras, bir yatırım bıraktı sonrakine. Biz bir kere yıkıldık yüz yıldır toparlayamadık. Çünkü o yıkılan devlet bize üç beş generalden başka bir miras bırakmadı.

Bugünkü malum kişinin yaptığı gibi, halkı dinle kandırmak için şeyhülislam diye bir adam çalıştırıyordu diye osmanlı islam'dı demeyin, islam'a en büyük hakareti edersiniz. Gerçek osmanlı istanbul fethedildikten sonra bitmiştir. Bizans'ın yerine gelip, daha sonra bizanslaşarak aynı bizans gibi çökmüştür. Geriye de halk açlıktan ölürken zorla toplanan vergilerle yapılan saraylarla lale bahçeleri kalmıştır.

Bilin bakalım bugün canla başla osmanlı propagandası yapanların (esas) hizmet ettiği ada ülkesi hangisi?

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 10:15 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Osmanlıyı şüphesiz Türkler kurdu. Türk töresi ve Türk Budunu üzerine inşa eildiği için de sağlam bir şekilde gelişti. Türk kavimlerinin ortak özelliği olan çevresindeki diğer milletlerden etkilenme ve bunu yansıtma hali Osmanlılar içinde geçerli oldu. Osmanlı geliştikçe toplumu ve devlet yapısı çok uluslu hale geldi. Yani Osmanlının Türk Milliyetçiliği yapmak gibi bir amacı yoktu. Zaten o dönemin koşulları gereği 1789 Fransız ihtilaline dek Dünya üzerinde milliyetçilik ön plana çıkmamıştır. Haçlı seferleri başlamasından itibaren, Avrupa ordularıyla büyük ve kanlı mücadelelere giren Türkler, Avrupalıların kafasında Türk: Müslüman imajını doğurdu. Osmanlının Balkanlarda başlattığı fetihler ise bu imajı pekiştirdi. Bosna Hersek' teki müslüman Boşnaklara, Türk denir ve mezarlarına ay-yıldız işareti konur. Boşnakların Slav kökenli oldukları hatırlatmamıza gerek yok sanırım.

Osmanlı tarihi ile ilgili kaynak sayılacak eserlere imza atan Halil İnalcık, Osmanlının başlangıçta bugünkü gibi katı bir sünni-islam taasubuna sahip olmadığını, kuruluşunda o dönemdeki Anadoludaki bir çok Türk beyliğinde olduğu gibi Bektaşiliğin etkisinde kurulduğunu yazar. Türk Töresini çok iyi bilen Osmanlılar, Orta Asya Türk tarihindeki Hakandan hesap sorma ve gerekirse başa yeni bir Hakan geçirme ihmtimalini ortadan kaldırmak için zaman içinde artarak Türkleri yönetimden uzak tutmaya calıştı. Osmanlıda görev yapan vezirlerin kaçı Türk diye merak edeniniz oldu mu? 1-2 eksik ve ya fazlası ile 215. Bunların kaçı Türktü sizce? 40 tanesi Türk. Beşte biri Türk, beşte dördü yabancı. Diğer bir söyleyişle % 20’si Türk, % 80’i Türk değil. 600 yıl hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nda hep Türkün dışındakiler devşirmeler söz sahibi olmuş. Kim bu devşirmeler? Bulgar, Rum, Arnavut, Boşnak, Ermeni, Macar... İmparatorluğa faydası olanlar, devletin gücüne ve ihtişamına itaat eden sayıları 10 kişiyi bulmayan azınlık bir gruptur. Bir çoğu dinini ve dilini unutmadı.

Osmanlının temel taşı olarak başlayan Türkler zamanla hangi seviyeye geldi birazda ona bakalım. Osmanlının 'Etrak-ı bi idrak' yani aptal, anlayışsız Türk dediklerine, Hoca Saadettin 'Aşağılık türediler' der (Tacü’t-tevaarih; Kültür Bak.Yay. C.II, s. 157-158), Aynı Hoca Sadeddin, Devşirmeler için: 'Şanlı beyler müslümanların ırzlarını koruyan zaferler kazanmışlar, padişahın gölgesindeki askerler' diyordu. Bu örnekleri çoğaltıp sayfalar dolusu örnek göstermek mümkün. Kısaca, Anadolunun fethini, Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlayan Anadolu Alp Erenlerin torunlarına ve kendi özüne Osmanlı zaman içerisinde ihanet etmiştir. Halbuki, Osmanlı Devletinin sahibi aslileri, devletin kurucuları Türklerdir. Osmanlı evletinin Padişahları da 2.Murat dahil Türklükleri ile övünürdü.


450 Yıl boyunca yüzbinlerce Türk, dönme ve devşirmelerin eliyle katliama uğramış, yoksulluğa ve sefalate mahkum yaşamıştır. Türklerin, Anadouda cinayetlere kurban gitmesine hiç kimse Millet-i Osmanlının Vahdeti, Türk'ün cihan hakimiyetinin mefkuresi gibi ucuz sebebler öne sürüp geçerli kulp bulmaya çalışmasın.

Osmanlı Devleti, sınırları içinde bulunan Hristiyanlara yardım etmiş, devletin ve ticaretin tepelerine getirmiştir. Kuruluş sürecinde yenen ve yenilen kaynaşarak yeni bir yönetici sınıfı ortaya çıkmıştır. Osmanlı padişahlarının ve hanedanının tüm bu olan bitene sessiz kalması aslında güzel bir hatırlatmadır. Osmanlı tüm hanedan imparatorlukları gibi sadece kendi saltanatlarının gelecegini düşünmektedir.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 10:19 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1009
Yaş:
Sayın İlhan; Yazınızın altına imzamı atarım!
Kendi saltanatı için kundaktaki kardeşini bile katletmekten çekinmeyen, katlederken de şeyhülislam denilen pisliklerin "şehzade kanı akıtmak şeriata göre doğru değildir, boğmalı" diye sipariş fetva alan ve bunu "devletin bekası" diye yutturmaya çalışmayı islamın hangi hükmüne bağlarlar anlayamadım.
....anlayabilecekler mi? sanmam!!

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 10:55 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Ağu 2012, 16:19
Mesajlar: 572
Yaş:
Osmanlı'nın tüm imparatorluk topraklarında ki Bektaşi dergahlarını kapatmak için işlediği cinayetleri ve yeniçeri ocağının bir sabah top atışlarıyla katledilmelerini dahi okusanız , saltanatın kendi insanına yapmış olduğu zulmü anlarsınız .
Anlamadığım bir nokta ise belli bir kesimin Osmanlı hayranlığıdır..Selçuklular aborjinmiydi yada Karamanoğulları germen soyundanmı geliyordu.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 11:35 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2576
Yaş:
Alıntı:
5 madde sıralıyor hiçbiri için belge sunmuyor Kuran'dan bir ayet okuyup onu ilmi şekilde açıklamıyor..
Araştırmadan konuşunca yukardaki gibi açıklamalar yapılır işte. İhsan Eliaçık her cuma günü KRT TV de nüzul sırasına göre 'Kur'an-ı Kerim Tefsiri ' yapıyor. Saat 21:00 de başlıyor saat 01:30 a kadar sürüyor. her Cuma bir Ayeti ele alıyor , Kur'an mealini okuyor sonra kendi yazdığı Kur'an Tefsirinden açıklıyor. Bir kerecik izlemiş olsaydınız ,bugüne kadar anlatılanlardan ne kadar farklı bir yorum getirdiğini görmüş olacaktınız.

Mesela diyor ki ; namaz kılmamanın ,oruç tutmamanın cezası yoktur diyor. Bunlar ritüeldir , ibadet değildir diyor .İbadet ise ;adam öldürmemek ,hırsızlık yapmamak ,yalan söylememek, kul Hakkı yememek, iftira atmamak ,ihtiyaçtan fazlasını vermektir... diyor.Namaz kılmadığın için cehenneme gitmiş olmazsın , ama adam öldürdüğün zaman iş değişir diyor. Kur'an da ritüelleri yapmamanın cezası yoktur ,ancak yukardaki maddelerin cezası vardır diyor ayetlerle açıklıyor. Cennet , cehennem ,melekler, cinler ve daha nice kavramlara başka başka izahlar getiriyor. Tarihsel ve Kur'an-i delillerini ortaya döküyor ,izah ediyor. Ayrıca kendisinin bu konular hakkında yazmış olduğu 23 tane kitabı bulunuyor ,yüzlerce makalesi ve yüzlerce saati bulan konuşmaları,konferasları buna dahil değil.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


En son PARTİKÜL tarafından 20 Oca 2015, 12:14 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 11:42 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1566
Yaş:
Öncelikle beni eleştirenler de dahil tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Demek ki hassas konularda bile düzeyli tartışmalar yürütmek mümkün. Forumumuza yakıştı...

Sayın Kayı "Osmanlı nefreti kustuğumu" söylemiş. Osmanlı'nın devşirmeler devreye girdikten sonraki halinden hiç hazzetmediğim doğrudur. Hazzetmememin sebebi ırkçılık filan değildir. Bakın, ben tarihi, eğer kullanacağım deyim doğruysa, "mikro okumalar" yöntemiyle anlamaya çalışmayı seviyorum. Tamam tarihi anlamak için büyük olaylar elbette bilinmelidir ama ben orjinal Osmanlı kroniklerindeki, mühimme defterlerindeki, seyyahların anılarındaki küçük olaylara, insanlar arasında geçen diyaloglara, sıradan halkın yaşamı ile ilgili bilgi kırıntılarına büyük önem veriyorum. Bugüne kadarki naçizane çabalarımdan çıkardığım sonuç, mantık yoluyla çıkardığım sonucu doğruladı: Evet, devşirme sistemi belki devletin parçalanmasını önledi, bir imparatorluk olmasını sağladı ama aynı zamanda halkın büyük acılar çekmesinin ve hemen yanıbaşımızda yaşanan gelişmeleri ıskalamamızın sebeplerinden biri oldu.

"Devşirme" denilen, çocuklar üzerinde korkunç travmatik etkileri olduğu hiç şüphesiz olan bir zulme maruz kalmış, kurtlar sofrasında yükselmiş bir kişiden becerikli olması, akıllı olması, güçlü olması beklenebilir ama insani niteliklerinin yüksek olması beklenemez. Bunların fırsat bulduklarında aslında yabancısı oldukları halka zulmetmeleri kaçınılmazdır ki sonuçta yaptıkları o olmuştur.

Osmanlı ile ilgili yazdıklarımın, aktarımlarımın genellikle olumsuzluklardan seçkiler olduğu da doğrudur. Sayın Kayı "Yahu sadece olumsuzluklar üzerine 600 yıl hüküm sürülür mü?" derken haklıdır. Osmanlı düzeninde bir çoğu herkesçe bilinen, bazıları pek o kadar bilinmeyen bir çok olumlu unsur da var elbette. Peki durum böyleyken neden hep olumsuzluklardan bahsediyorum?

Zira malum çevreler sayesinde tarihimizi "öldürmeyi" bir türlü başaramayan bir toplumuz. Osmanlı olumlu yönleriyle de, olumsuz yönleriyle de öldü, bitti, tarihe karıştı. Aynen Viktorya İngilteresi, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu gibi... Ama malum çabalar sayesinde halkımızın önemli bir kısmı Osmanlı deneyiminin halka pek faydalı ve tekrarlanabilir bir deneyim olduğunu sanıyor. Yeryüzünde hiçbir gelişmiş toplum yoktur ki geçmişe dönmenin özlemini çeksin!... Böyle bir tutum budalalıktır, gericiliktir, cehalettir, tarih bilmezliktir, günümüzü okuyamamazlıktır... İşte bugünlerde "90 yıllık reklam arası" saçmalığı tartışılıyor!...

Tutumumun diğer bir nedeni, yine "öldürmeyi istememe" kompleksi yüzünden kutsallaştırılan Osmanlı hakkındaki en küçük olumsuzluktan bahsetmenin tepkiye sebep olması. Artık insanlarımız ölmüş bir geçmişin olumlu olumsuz tüm yönlerini soğukkanlılıkla değerlendirecek olgunluğa ulaşmalılar. Bugün Viktorya İngilteresi hakkındaki olumsuz bir yorum İngiliz toplumunda bir duygu patlamasına yol açmaz. Bizde de böyle olması gerekmez mi?

Kuran'daki savaş ile ilgili ayetler... Hepsini bihakkın biliyorum. Fakat o yola girerseniz varacağınız nokta IŞİD Terör Örgütü olur!.. Yani şimdi ne diyeyim? "Bir müslüman devlet için barış sadece güçsüz olduğu zaman için bir seçenektir. Güçlü olduğunda (mesela ABD'nin bir "İslam Devleti" olduğunu varsayın) komşu ülkelerdeki halklar müslüman olana veya boyun eğip cizye verene kadar savaşmakla yükümlüdür" mü diyeyim? Diyebilirim elbette ama aynen Sayın Eliaçık gibi böyle söylemeyenler de var. Bu durumda ne yapacağız? Oturup ayet, yorum tartışmasına mı gireceğiz? Kim kazanacak? Kimin kazandığını kim belirleyecek? Diyelim ki tırnak içinde yazdığım tezin sahipleri kazandı, o zaman ne olacak? Aklın gösterdiği yol apaçık ortada değil mi? İşte laiklik bu tür tartışmalara mahal vermemek veya hiç değilse sadece entellektüel düzeyde kalmalarını sağlamak için var.

Yaşar Nuri Hoca'nın evrimle ilgili bir sözü vardı. Maksadım elbette bu başlık altında evrim tartışması başlatmak değil ve daha önce aktarmıştım ama tekrar aktarmakta yarar görüyorum:

Bir programda Hocaya evrim konusunu sordular. "Konu hakkında fikir beyan etmek için yeterli bilgim yok. Ama şöyle genel bir tespitte bulunayım: Biz bilim ile Kuran'ın çatışmadığına inanırız. Eğer çatıştıklarını görürsek, bilimi yalanlamaya çalışmaz, o güne kadar Kuran'ı doğru yorumlayamadığımızı düşünürüz" demişti.

Velhasıl dünyanın geldiği nokta ortada, günümüzde ulaşılan insani değerlere göre neyin meşru olup, neyin meşru olmadığı ortada, günümüzün gerçekleri ortada... Tabi kalkıp tarihi saydıklarımla yargılamak yanlıştır ama birileri tarihi günümüze izafe etmeye çalışırlarsa, tarihin bunlara göre yargılanmasına da hazır olmalıdırlar. Kimseye faydası olmayacak böyle bir tepişmeye girmektense, dini ve tarihi İhsan Eliaçık, Yaşar Nuri gibi alimlerin dedikleri doğrultusunda anlamak daha doğru olmaz mı?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 17:56 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Sayın İhsan Eliaçık, Osmanlı islam devleti olamaz derken referansı ve dayanağı Kur'an-ı Kerim oluyor. Açıklamalarıda zaten bu yönde.
Kur'an-ı Kerim i bir yana bırakıp uygulamalrdaki Emeevi kökenli dini alışkanlıklara ve dayatmalara bakarsak Osmanlının dinsel boyutunun oduğunu iddia edebiliriz. Aradaki farkı anlamak adına yine İhsan Eliaçık ın bir sohbetini paylaşıyorum.


[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=fr_J34ExFx4[/youtube]

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 19:31 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Ağu 2012, 16:19
Mesajlar: 572
Yaş:
Osmanlı Sünni-Hanefi temeller üzerine kurulmuş bir anlayışa sahip neden Osmanlı'nın Kuran'ın gerektirdiği gibi yaşamadığını vurgularken Şiilere de laf sokmalı ki .sonuçta kayide belli nizam belli bunun dışında kalan Osmanlı yada Farsî ler olsa ne olur ...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 19:32 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Tem 2012, 13:58
Mesajlar: 991
Yaş:
Alıntı:
Güzel kardeşim , garip olan şey ;senin araştırmadan , okumadan konuşman oluyor. Adam yazmış , yazmış . Sen okumamışsın ,bakmamışsın üstüne şuraya kopyaladığımız iki üç youtube alıntısına bakarak yorum yapıyorsun , sonra da yazmaması garip değil mi diyorsun . Alem adamsın ...
Tek taraflı makale yazması yada sohbetler vermesi garip değil ve suçlu benim İhsan bey önce sahte mehdi yanında eteğinde ne arıyormuş ona bakalım bu tip birisi ne yapar bu adamın yanında.


Alıntı:
Osmanlı Padişahlarından hiç birisinin Türk cariyesi olmamıştır ,olamazdı da .Türkler kızlarını padişaha sunacak kadar onursuz ,şerefsiz insanlar değillerdir. Eğer bir Türk çadırından kız gidecekse telli duvaklı giderdi. Dünya ahiret hanımı olur ve ondan başka yârî de olmazdı. Osman Bey'e kadar usûl bu şekildeydi zaten. Orhan Bey'den itibaren Hristiyan kızlarını alma uygulaması gelişmiştir. Osmanlıda sonradan gelişen cariyelik uygulaması Türk Milletinin ırz ,namus anlayışına tamamen zıttır . Cariyelik Türk töresi değildir.

Okumama konusuna gelirsek Tatar Hanı kızını Osmanlıya peşkeş mi çekmiş genel yargıları olan ben miyim sen misin. Harem sistemi sadece padişah için oluşan bir yapı değil ki.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 20:02 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Tem 2012, 13:58
Mesajlar: 991
Yaş:
İhsan Eliaçık hükumete yalakalık yapsaydı bazıları yine destekler miydi. Yani adamın tek taraflı eleştirileri normal bunu belirtince yine şuncu buncu oluyosun. Çok mantıklı.


[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=U0w8C2TH9-Q[/youtube]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2015, 20:41 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2576
Yaş:
Alıntı:
İhsan Eliaçık hükumete yalakalık yapsaydı bazıları yine destekler miydi. Yani adamın tek taraflı eleştirileri normal bunu belirtince yine şuncu buncu oluyosun. Çok mantıklı.
Yalakalık yapan adam haysiyetsiz adamdır. Hoca diyor ki , bugün hükümet olanlar dün benim arkadaşımdı .Birlikte namaz kılıyor ,birlikte oruç tutuyorduk.Bizim mahallenin çocukları bunlar.Ancak gücü ellerine geçirince doğru yoldan şaştılar . Bakın onlar nerede ben neredeyim , evden işe otobüsle gidiyorum . şu dünyada dikili bir ağacım yok diyor. Eğer onlar gibi olsaydım benimde arabalarım ,evlerim olurdu. Ama ben kendimce doğru bildiğim yoldan şaşacak adam değilim diyor.Haksızlık yapan babam bile olsa karşısına dikilirim ,ayrıca bu durumdan da hiç bir şekilde şikayetçi de değilim diyor.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2015, 15:53 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:26
Mesajlar: 2053
Yaş:
Israrla sadece dini mesajlar yazılmaya devam edilirse kilitlenecek başlık. Saygıdeğer üyelerimiz, bu konuda hassasiyetinizi rica ediyorum.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2015, 16:10 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Eyl 2013, 10:36
Mesajlar: 450
Yaş: 36
Tam zamanında müdahale ettin Sn. İlhan... Az daha bende Cübbeli Ahmet Hocadan girip, kedicikler den çıkacaktım


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2015, 16:20 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:26
Mesajlar: 2053
Yaş:
Konuyla alakası olmayan din-mezhep içerikli mesajlar temizlendi.

Bu konunun özellikle Edebali, Akşemsettin gibi isimler üzerinde, osmanlı'da böyle kişiliklerin neden bir tarihten sonra ortadan kalktığı yönünde ilerlemesini beklerdim.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2015, 17:36 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1566
Yaş:
Sayın İlhan'ın işaret ettiği nokta hakkındaki fikrimi beyan edeyim:

Şeyh Edebali de, Akşemseddin de kendi müritleri olan, gelirleri devlete endekslenmemiş kişilerdi. İlmiyenin devletin imkanlarıyla finanse edilmesi uygulaması yaygınlaştıkça benzerlerinin etkisi azaldı. Tabi benzerleri hiç çıkmadı, devlet üzerinde hiç etkileri olmadı demek yanlış. Aziz Mahmut Hüdai gibi padişahların eteklerinden ayrılmadığı ama geçimi için onların bağışlarına muhtaç olmayan bir çok alim sonraki zamanlarda da yetişti. Zaten ileriki dönemlerde çoğu sufi olan bağımsız şeyhlerle, artık iyice kastlaşmış olan ilmiye sınıfının aralarındaki çatışmanın arttığını görüyoruz. Kadızadeliler olayı bunun en açık örneklerinden biridir.

Bir çok kişi kızacak ama ilmiye sınıfının sonraki örneklerinin çoğundan kat kat üstün özellikleri olduğunu benim de teslim ettiğim Akşemseddin, Şeyh Edebali, Molla Gürani, Molla Fenari gibi alimlerin fazlaca abartıldığını düşünüyorum. Bazı istisnai durumlar haricinde din adına karşı çıkma imkanları olan bir çok uygulamaya karşı çıkmadılar. Veya çıktıysalar da elde kayıt olmadığı için biz bilmiyoruz.

Devşirme uygulaması, kardeş katli uygulaması, bazı suçluların işkenceyle öldürülmesi uygulaması, işkenceyle sorgulama yapma uygulaması, haremlerde hadım kullanılması uygulaması, bana göre karşı çıkmak için yeterli dini delil olduğu halde karşı çıkmadıkları uygulamalar konusunda ilk aklıma gelenlerdir. Aslında karşı çıkılabilecek meseleler bunlarla sınırlı değil elbette ama popüler olarak hala tartışılan konular olduğu için gündeme getirdim. Tabi "kimse hiç bir şeye karşı çıkmıyordu" demek de doğru değil. Örneğin para vakıfları konusunda Çivizade devletin tutumuna karşı çıkmıştır. Bir de aslında halkı, devlet yönetimini fazla ilgilendirmeyen uçuk iddialarla ortaya çıkıp kafasını kaybeden sufiler vardı tabi. Onları saymıyorum..

Ne var ki Osmanlı tarihinde sisteme Şeyh Bedrettin kadar sert çıkan başka bir din bilgini olmamıştır. Batıda sisteme karşı çıkan din bilginlerinin sayısı Osmanlı ile karşılaştırılamayacak kadar fazladır. Bu üzerinde önemle durulması gereken bir noktadır. Zira aynen ilk zamanların İslam alimleri gibi, yükselen Batının ilk bilginlerin çoğu da hem din bilgini, hem pozitif ilim meraklısıydılar. Bilimin ve siyasetin henüz dinden tamamen bağımsız yapılamadığı ortamlarda din konusunda özgün fikir serdedilebilmesi çok önemlidir. Keza bilim sadece pozitif bilimlerden ibaret değildir. Bugünkü toplumumuzu yaratan siyasi, sosyolojik, felsefi tezlerin, hukukun çoğunun (tamamen din dışı olanlar da dahil) çıkış noktası, en azından var olmalarını sağlayan ortamı sağlayan dini tartışmalardı. Zaten dini konularda yeni yorumlar getiren kişileri naçizane desteklememin nedeni de budur...

Batıda bu gelişmeler olurken ve İslam dünyasının ilk zamanlarında da olmuşken Osmanlı'da olmaması nasıl açıklanabilir? Konuyu uzun boylu ele aldığım başlık sanırım herkesin malumu: viewtopic.php?f=17&t=3167

Kısaca özetlemek gerekirse, ortodoks dünyası dışında Batıda kiliselerin daha en baştan beri devletten büyük ölçüde bağımsız olması, din adamlarının gelirlerinin yine devletten oldukça bağımsız olması, Batıda arıza çıkardığı için baskı görenlerin sığınabileceği bir çok devlet olması, bilginin matbaa aracılığıyla etkin bir şekilde yayılabilmesi ve tabi refere ettiğim başlık içinde ifade ettiğim diğer nedenler sayılabilir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2015, 22:20 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Tem 2012, 03:25
Mesajlar: 340
Yaş:
Toptan Bir Cevap vermek zorunda kalıcam öncelikle geciktiğim için kusura bakmayın...


Çok takılınılan Devşirme uygulaması Osmanlı'nın icad ettiği bir uygulama değildir,Malazgirt Ovasında Cennetmekan Sultan Aplarslan Han'ın ordusunda devşirmeler yokmuydu?


Karahanlılar'da da vardı devşirmeler bu bir dönemsel şart gereksinimi olarak ihtiyaç dahilinde doğmuş devlet geleneği olarak da yerleşmiş Türklerde sebebi de çok basit Türk töresindeki bitmeyen taht sorunu ,nitekim Osmanlı'da devşirmelerin sarayda haddinden fazla çoğunluk olmalarının sebepleri düşman eline geçen şehzadeler, Çandarlı gibi ailelerin tehtid oluşturması değil mi?

Burda doğruyu yanlışı tartışmak yerine bunun üzerinden Osmanlı'yı kötülemek hakerete varan duşmanlık beslemek bana yanlış geliyor yoksa Osmanlı zaten hatalı olmasa Dünyanın en büyük İmparatorluğu çöker miydi ?

Sayın İlhan küçüklükten beri böyle büyütüldüğümüzü söylemiş ben aksini düşünüyorum Türkiye'de insaları Osmanlı'dan soğutmak için herşey yapılıyor...Ben demiyorum hatalarını yanlışlarını konuşmayalım görmezden gelelim ders almayalım ama Osmanlı Türk değildi,Osmanlı İslam değildi böyle zorlama iddialara ne gerek var diyorum...

Osmanlı'nın aldığı birçok karar dönemin şartlarında ihtiyaç olarak alınmış...Değerlendirirken bugün o günün şartları gözardı ediliyor kanımca...

Türkler'in kenera atılması konusuna gelince,onun için mi Osmanlı yüzyıllarca planlı nufüs politikası uygulamış Türkmen boylarını sürekli batıya taşımış..Vergilerin ayyuka çıkması Türk olmalarından değil Halil İnalcık hocanın Devlet-i Aliyye adlı kaynak sıfatında ki eserinde rakamlarla ortaya döktüğü Kanuni döneminde bitirilemeyen savaşlar yüzünden hem insan hemde para ihtiyacının karşılanamaması yüzünden devletin bütün toprak,idari ve sosyo-kültürel yapısının bozulmasıdır...Osmanlının çöküşü burda başlar ve hep sorunu başka yerde aradıkları için bir türlü gerçeği göremezler...


Anadolu'daki şia tehtidi çok acılar çektirdi kendi kanımızdan insanlara doğrudur keşke olmasaydı ama keşke onlarda yaşadıkları devlete tabi olsalardı Safavilere değil keşke yüzlerini oraya dönmeselerdi...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2015, 23:36 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Ağu 2012, 16:19
Mesajlar: 572
Yaş:
Bize , şeyh bedrettin gibi "yarin nazlı yanağında gayrı herşeyimiz birdir " diyen eşitlik hak hukuk bilen alimler gerek


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2015, 12:11 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Eyl 2013, 10:36
Mesajlar: 450
Yaş: 36
Bu arada devşirme paşalarla ilgili birkaç bilgi paylaşmak isterim.
Devşirme paşaların yükselişi Ankara Savaşı ve ardından gelen Fetret Devri ile başlamıştır. Nitekim fetret devrinde ki taht savaşlarında Türk soylu paşaların (bunların çoğu Anadolu Beyliklerinin beyleri ve komutanlarıdır) etkisi büyük olmuştur. Asker (özellikle tımarlı sipahiler) bu paşaların emrinde daha kolay toplanmıştır. Çelebi Mehmet bu yüzden bu paşaları devletten uzak tutmuştur. Osmanlı devlet kademesinde de, fetret devrinin yaşattığı şok yüzünden Türk soylu beyler iktidar için tehdit sayılmıştır.
Devşirme paşaların bu korkuyu çoğu zaman kendi menfaatine kullandığı da malumdur. Osmanlı için devşirme yöneticiler daha makbuldür. Fermanla göreve gelir, cellatla görevi son bulur. İktidar için tehlike oluşturmazlar. Padişah varsa güçlüdür, asker içinde saygınlıkları yoktur. Çünkü askerin gözünde devşirme paşalar dönektir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2015, 12:54 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Devşirmelerin ne olup olmadığını anlamak için: viewtopic.php?f=17&t=1682

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2015, 14:20 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1566
Yaş:
Bence bu başlık altında devşirme meselesine fazla takıldık. Tartışılan konu "Osmanlı'nın bir İslam devleti olup olmadığı"...

Bir devletin bir İslam devleti olup olmadığını belirlemek için, öncelikle İslam'a göre başına "İslam" kelimesini getirmeyi hak eden bir devlet olup olamayacağını tartışmak gerekir. Konuyla ilgili fikrimi daha önce beyan ettiğim için geçiyor ve işaret ettiğim noktanın ayrı bir tartışma konusu olması açısından, "İslam devleti" ifadesini geleneksel olarak anladığımız haliyle kabul ederek devam ediyorum.

Bu açıdan baktığımda gördüğüm şudur: Osmanlı bir İslam devletidir ama gayet "gevşek" bir İslam devletidir. Görünüşte dini kurallara uygun çalışan mahkemeler vardır, devlet işlerinde dini kurallar dikkate alınır ama bir yere kadar... Osmanlı'da ihtiyaçlar veya çıkarlar gerektirdiğinde dini kurallar gözardı edilebiliyordu. Bunların bazı örneklerini daha önce verdim. Şimdi diğer bir örnek üzerinde duralım:

Malum, Osmanlı padişahları tebasına "kullarım" diye hitap ederdi. Aslında "kul" diye hitap edilmesi İslam'a göre uygun olabilecek kişiler bir tek kapıkulu halkı ve sıradan kölelerdir. Aslında onlar bile sayılmayabilir. Zira devşirilen insanlara "kul" yani Farsça "tutsak" denilmesinin uygun olup olmadığı bir tartışma konusudur. Keza sıradan kölelere bile "kul" denilmesi ne derece doğrudur yine tartışılır. Kölenin Arapça'daki karşılığı "abd"dır. Hem sıradan köleler için kullanılır, hem de insanlar Allah'ın "abd"ları sayılırlar. İki ayrı durum için de aynı kelimenin kullanılması yine pek uygun görünmüyor bana göre... Neyse, sonuçta bu ifadenin kullanımı yaygındı. Hatta birbirine denk insanlardan zarifler bile birbirleriyle konuşurken "bendeniz" veya "kulunuz" ifadesini kullanabiliyorlardı. Osmanlı tarihinde "kul" kelimesinin tepki yarattığı tek bir olay okudum:

Evliya Çelebi bizzat şahit olduğu 1656 Vaka-i Vakvakiye olayını hikaye ederken, IV. Mehmet'in çıktığı ayak divanını da anlatır. Padişah ayaklanmacılara:

"Nedir muradınız kullarım?" diye sorar.

Dediğim gibi, aldığı tepkinin Osmanlı tarihinde başka örneğini görmedim. Toplananlar:

"Kulluğumuz Allah'adır. Sen ancak bir mütevellisin" derler!...

Kimisi bu "kul" meselesini büyüttüğümü iddia edebilir. Ama aslında üzerinde yeteri kadar düşünülürse, bir takım din adamları bu tür ifadelerin kullanılmasına din adına karşı çıkabilselerdi, o tartışmanın belki Avrupa'dan bile önce bazı önemli sonuçlar doğmasına sebep olabileceği değerlendirilebilir.

Keza Osmanlı padişahları "Zıllullah" yani "Allah'ın gölgesi" gibi arızalı ünvanlar kullanmaktan da çekinmemişlerdir. Tabi denebilir ki "Osmanlı padişahları "Hakim-ül Haremeyn" yerine "Hadim-ül Harameyn" ünvanını kullanacak kadar dine saygılıydı. İçlerinde peygamberin ayak izinden kalıp çıkarıp, sorguç niyetine başına takan bile vardı". Doğrudur... Fakat bunlar ne kadar doğruysa, diğer lafını ettiğimiz hususlar da o kadar doğrudur.

Batıda bir çok gelişmenin fitilini "dinin özüne dönmek" gerekçesiyle, önce kilisenin, sonra hükümdarların yetkilerini ve en sonunda dinin siyasetteki yerini sorgulayan tartışmalar ateşledi. Söz konusu tartışmaları başlatanların tutumu, aşağı yukarı bugün İhsan Eliaçık gibi sadece Kuran'ı esas alanların tutumuna benziyordu. Osmanlı'da ise "dinin özüne dönelim" diyenler Kadızadeliler oldu maalesef. Ne var ki onların dönmeye kalktığı öz, ilmiyenin ve devletin yetkilerini sorgulayan, Kuran temelli bir öz değildi. Meşhur yobaz İbn'i Teymiyye'nin görüşlerini temel alan, en pespayesinden bir erken dönem Selefiliği ve hatta Haricilik olarak bile adlandırılabilecek bir sözde "öz" idi. O sıra Osmanlı'da geçerli olan Ehl'i Sünnet Ve'l Cemaat akidesinden bile daha tutucu ve çok daha kaba bir özdü.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2015, 16:40 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Eyl 2013, 10:36
Mesajlar: 450
Yaş: 36
Osmanlı teorik olarak din devletidir. Zaten o dönem devletlerinin ideolojik alt yapıları din üzerinedir. (Örneğin Avrupa devletlerinde kralların tahta kalabilmesi Papanın desteğine bağlıdır, Çarlık Rusyası siyasi gücünü yükseltmek için Ortodoks patrikliği kurmuştur vs vs) Bu sistem Fransız ihtilaline kadar böyle sürmüştür.
Osmanlının vergi sistemi, savaş hukuku ve günlük hayatta kullandığı kanunlar da Şeri Hukuka dayanır. Yönetimde bulunanların bu zatın söylediği gibi İslam dışı hareketleri Osmanlının İslam devleti olmadığı anlamını çıkarmaz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2015, 20:09 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1566
Yaş:
.....


En son Rumeli tarafından 23 Oca 2015, 10:05 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2015, 20:38 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Eyl 2013, 10:36
Mesajlar: 450
Yaş: 36
.....


En son ddemir tarafından 22 Oca 2015, 23:33 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2015, 22:05 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2576
Yaş:
Alıntı:
Osmanlı teorik olarak din devletidir.
Din devleti olmak başka bir şey ' İslâm Devleti ' olduğu iddiasında bulunmak başka bir şey. İhsan Eliaçık Kur'an ayetlerini esas alarak diyor ki ; eğer İslâm dini Kur'an-ı Kerim de hükmünü bulmuşsa , bu senin uyguladığın din hangi dindir diyor. Türkçe'mde bu gibi durumları ifade edebilmek için ' bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ' öz deyişi kullanılır .

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2015, 23:46 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Eyl 2013, 10:36
Mesajlar: 450
Yaş: 36
Ayete hadise girersek işler iyice karışır. Türkiyenin de %99 u müslüman. Dışardan bakan biri aynı şeyi bizim içinde diyebilir.
Başka yönden bakacak olursak, anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti laik demokratik bir hukuk devleti.
Yani devletimiz ne kadar laik demokratik hukuk devletiyse, Osmanlıda o kadar İslam devleti dir. Teorik teoriktir. Pratiği bilemem.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2015, 10:53 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1566
Yaş:
"Gevşek" uygulansa da, bazıları uygulanmasa da sonuçta İslami kurallara göre yönetilen bir devlete "geleneksel anlamda" İslam Devleti denilebilir. Bunu önceki yorumumda da ifade ettim. Sayın Eliaçık'ın itirazı daha çok Osmanlı dönemindeki İslami anlayışın kendi anlayışına uymaması noktasında... Geleneksel olarak İslami açıdan doğru kabul edilen bir çok husus için "Bunlar İslami değildir, dolayısıyla Osmanlı devleti İslam devleti değildir" diyor. Eğer referansınız geleneksel İslam anlayışı ise dediklerini reddedebilirsiniz elbette.

Şahsen dediklerine katılmakla beraber, ortaya iki argüman daha koyuyorum: Birincisi herhangi bir devlete "İslam Devleti" demenin doğru olup olmadığı, İslam'ın bir devlet modeli sunup sunmadığı konusudur. Daha önce dediklerimin ötesinde fazla açmak istemiyorum şimdilik. Referansı geleneksel İslam anlayışı olanlar bunu da bir kalemde reddedebilir.

İkincisi ise Osmanlı Devleti'nde de geleneksel İslam anlayışına da uygun olmayan bir çok uygulamanın sadece yaygın değil, aynı zamanda kanuni olarak kabul görmüş olmasıdır. Bu meseleler öyle "birilerin şahsi hatası" denilerek bir kalemde silinemez. Daha önceki yorumlarımda saydığım konuların hemen hemen hepsi "birilerinin şahsi hatası" değil, devletin kurumsal olarak kabul ettiği ve ilmiyenin "her ne hikmetse" itiraz etmediği meselelerdir.

Kısmete Taha Akyol o meselelerden birine değinmiş bugünkü yazısında:

http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/Tah ... u_28028770

Yazıdan da anlaşılacağı üzere Çivizade'nin fetvası üzerine para vakıfları kapatılınca sıkıntı çıkmış, çözüm olarak Ebussuud Efendi'nin fetvasıyla vakıflar tekrar çalışmaya başladığı gibi, üzerine bir de %12 "Şer'i faiz" takdir buyurulmuştur!.. Tabi ki faizle para alma verme işlemleri "görünüşte" faizle yapılmıyordu. Nasıl bir hile-i şeriyye ile yapıldığını tartışmak bizi konumuz dışına çıkarır. Bir örneğini görmek isteyen şu makalenin 242. sayfasına bakabilir:

http://www.baltalimani.com/pdf/osmanlimahlesi.pdf

Fakat sonuçta yapılan faizcilikti ki sonunda faizin fazla abartılmaması için %12 narh konulmuştur. Keza Osmanlı'nın topladığı vergilerin, uyguladığı cezaların hangilerinin, ne oranda Şer'i sayılabileceği de bir tartışma konusudur. Bir örneğini görmek isteyen aynı makalenin 244. sayfasına bakabilir. Oradaki uygulama suçun ve cezanın şahsiliği ilkesine aykırıdır. "Suçsuz müslümanlara zulüm" diye değerlendirilebilir. Tabi bu konudaki itirazlara söz konusu vergilerin ve cezaların "örfi" olduğu söylenerek yanıt verilmektedir. Sıkı bir İslam devletinde örfi uygulamaların da Şer'an caiz olup olmadığı iyice tartışılması gerekmez mi? Tabi Osmanlı'da bu tür tartışmalar vardı ama benim edindiğim izlenim ilmiyenin devletin uygulamaları ve hatta toplumda yaygın olan bazı gayr-ı İslami tutumlar konusunda tartışma çıkarmaya genel olarak pek istekli olmadığı yönündedir.

Örnekler şu ana kadar saydıklarımla sınırlı değil. Arıza çıkmayacağını bilsem çok daha çarpıcı bazı örnekler verebilirim ama kalsın...

Tüm bu anlattıklarımızdan çıkan sonuç, Osmanlı Devleti'nin geleneksel İslam anlayışı açısından bile günümüz şeriat taraftarlarının sandığından çok daha az "İslami" bir devlet olduğudur. Yine de "İslam Devletidir" denilebilir mi? Bakış açısına göre evet... Ve yine Sayın Ddemir'in vurguladığı gibi, bakış açısına göre, günümüz Türkiye'sinin ne kadar laik bir devlet olduğu da tartışılabilir... Yine bakış açısına göre günümüz Türkiye'sine "İslam devleti" de denilebilir. Tabi Osmanlı ile aynı olduğunu iddia etmiyorum. Aralarında büyük farklar olduğu açıktır.

Yukarıda "tartışma isteksizliğinden" bahsettim. Aynı isteksizliğin o gün olduğu gibi bugün de sürdüğünü görüyorum. İnsanlarımız her şeyin olduğu gibi, genel kabul gördüğü gibi kabul edilmesini, fazla deşilmemesini istiyorlar genel olarak. Ne var ki söz konusu isteksizlik Osmanlı'yı yıkıma götüren nedenlerden biri olduğu gibi, günümüzdeki bir çok sıkıntının da nedenidir. Biz olduğumuz gibi dururken, halimizden memnunsak ve dünya da olduğu gibi duruyorsa amenna ama işlerin hiç de öyle olmadığını hepimiz biliyoruz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2015, 13:17 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Eyl 2013, 10:36
Mesajlar: 450
Yaş: 36
Sn Rumelinin dediği gibi işin detayına girersek tartışma çok daha uzayıp gider. Bardak tam dolu yada boş olmadığı için kesin kanaat ortaya çıkamıyor. Kimimiz boş tarafından kimimiz dolu tarafından bahsediyoruz. Tarihi yorumlamak ne kadar doğru o da tartışılır. Hepimiz tarih derslerinin girişinde "Tarih yoruma değil kesin bilgi ve belgelere dayanır" cümlesini hatırlarız herhalde...
Son olarak, dışarıdan bir ecnebinin beni tanımlarken kullanacağı terimler Müslüman Türk vs vs dir. Ama bir hocanın yanına gitsem "arkadaş sen nasıl Müslümansın" diyebilir. Neyse fazla uzatmayayım. Bu başlık günlerce tartışılabilir, ama bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum. Bilmeden kırdığım arkadaşlar varsa da şimdiden özür dilerim...


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 91 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye