TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 18 Oca 2018, 09:07

Tüm zamanlar UTC+03:00


Üye alımı belirsiz bir tarihe kadar kapatılmıştır,mail yolu ile ve ya sosyal hesaplar üzerinden taleplerde bulunmayınız.
Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 19 Ağu 2012, 23:46 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 13 Tem 2012, 12:21
Mesajlar: 127
Yaş:
TUSAŞ GENEL MÜDÜRÜ MUHARREM DÖRTKAŞLI, YÜRÜTÜLEN PROJELER HAKKINDA TRT HABER'E ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU.....

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=6NdnPX17hWA[/youtube]

_________________
İbrahim SADRİ - Memetcik Memik : Mükemmel Bir Şiir Tüm Şehitlerimize

http://www.youtube.com/watch?v=Om8RQoMyfDs


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 20 Ağu 2012, 01:11 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 13 Tem 2012, 12:21
Mesajlar: 127
Yaş:
Sayın ; KAFKASYA uzun zaman sonra sizi görmek mutlu etti beni...

...........................................

Evet öyle diyor silahlı olacakmış...

_________________
İbrahim SADRİ - Memetcik Memik : Mükemmel Bir Şiir Tüm Şehitlerimize

http://www.youtube.com/watch?v=Om8RQoMyfDs


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Oca 2013, 23:09 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 09:26
Mesajlar: 139
Yaş:
Küresel Bir TAI

“Küresel ayak izine sahip ve bir eliyle de uzaya uzanmış bir TAI, Türkiye’nin ‘İstikbal Göklerdedir!’ sözünün yerine getirildiğinin teminatıdır!”

Büyük bir ivme ile gelişip büyüyen dünya havacılığının Türkiye’deki göz kamaştıran yansıması Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. [TAI]’nin son yıllarda gerçekleştirdiği atılımları paylaşmak ve hemen 5 kıtaya yayılan etkinliklerini ilk elden aktarabilmek amacıyla derginiz Savunma ve Havacılık, Genel Müdür Muharrem DÖRTKAŞLI’nın görüşlerini aldı.

S&H:Yedinci yılınızı tamamlayıp, sekizinci yılınıza girdiğiniz şu günlerde, bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz, okuyucularımızla paylaşabilir miyiz?

M. DÖRTKAŞLI:Aslında uzun gibi görünse de, oldukça kısa olduğu hissi veren epey hızlı bir süreç olduğunu düşünüyorum. Geriye dönüp baktığımda, ilk akla gelen gündemin yoğunluğu ve her şeyin hızla geliştiği. . . Gelişmeler sürekli, neredeyse her gün bir şey oluyor ki bu önümüzdeki dönemde de bu halini koruyacak gibi görünüyor. Bunun ana nedenlerinden birisi de bu şirketin büyük bir potansiyele sahip olması. Rakamlara bakarsak, daha açık görürüz. 2ooo kişilik iş-gücümüzü 4ooo seviyesinin üzerine taşıdık: bunun 16oo’ü mühendis, ki bunun da bine yakını tasarım mühendisi. Ciromuzu ABD$8o Milyondan ABD$85o Milyon seviyelerine getirdik. Siparişler toplamımız ABD$2o Milyar seviyesini aşmış bulunuyor. Bilhassa dünyanın havacılık ve uzay sanayinin devlerinden oluşan birinci lig oyuncuları ile gerçekleştirdiğimiz tek kaynak ikmal kaynağı süreçlerimizde, bu rakam [siparişler toplamı] çok daha da büyümektedir, çünkü ihtiyaçları olduğu müddetçe bizden alacak. Diğer taraftan sivil havacılık çalışmalarımızda yeni gelişmeler de bekliyoruz.
2oo5 yılında yabancı ortaklarımızla hisse devri aşamalarında şirketimizin değeri ABD$6o Milyon iken, şimdi ABD$3 Milyarın üzerinde, belki de ABD$4 Milyar seviyesine yaklaşan bir değerden bahsediyoruz. Bunu da önümüzdeki dönemde halka arz çalışmamızı gerçekleştirebilirsek, en gerçekçi haliyle görebileceğiz.

S&H:Kapalı alanda da hatırı sayılır bir büyüme oldu, değil mi?

M. DÖRTKAŞLI:Evet, neredeyse 1oo.ooom2 gibi bir büyüme kaydettik kapalı alan kabiliyetimizde, yani hangar ve üretim tesisleri olarak! Ki bu, gerek istihdam seviyesindeki büyüme, gerekse fiziksel büyüme şeklinde altyapı kabiliyetimizi genelinde misliyle katlarken, aynı zamanda da eskiden dışarıya 5o.ooo adam/saat/yıl işveren bir kurumdan, bugün 1.3oo.ooo adam/saat/yıl seviyesindeki işi dışarıya veren bir kurum haline gelmemize rağmen oldu!
Dolayısıyla bir yandan tasarım yeteneklerimizi geliştirmeye çalıştık, bir yandan da ülke endüstrisinin can damarı diyebileceğimiz yan sanayii oluşturmaya odaklandık. Bir taraftan ilişkileri derinleştirmeye ve belli politikalar altında uzun soluklu anlaşmalar oluşturmaya çalışırken, diğer taraftan şirketin değerini artırıp halka arz noktasına getirmeye önem verdik. Askeri projelerde içeriye egemen sistemler verip, aynı zamanda da bunları ihraç edecek bir şirketi yönetmeye çalışırken, dünyada da özellikle sivil projelerde Uluslararası Sivil Havacılık ailesiyle daha derin ilişkiler kurarak bir taraftan ciromuzu artırmak, böylece nakit akışımızı dengeleyerek, diğer taraftan ihracatımızı artırmaya özen gösterdik.
En başta da vurgulamaya çalıştığım gibi büyük bir yoğunlukla geçen bir ‘7 Yıllık’ süreç oldu ve her şey büyük bir ivme ile gelişti. Bugünlere gelişimizin arkasındaki temel sebebi de şirketimizin sahip olduğu muazzam potansiyele ve bunun da tüm TAI ailesine aşıladığı heyecana bağlamak istiyorum.
Bu heyecanın hiç geçmeyeceğine inanıyorum. Bu sayede Türkiye’nin havacılık hayallerini yeni ufuklara taşıyacağımıza ve önümüze koyduğumuz stratejilerimizi gerçekleştirerek hedeflerimize ulaştıkça, TAI’nin ABD$2.5 - 3 Milyar/yıl seviyelerine ulaşmasının durdurulamaz olduğuna inanıyorum.
Bu sene ilk ‘1oo Büyük Savunma Şirketi’ listesine 8onci sıradan giren TAI’nin 2o23 hedefleri kapsamında ‘İlk 25’e girememesi için bir sebep göremiyorum.

S&H:Peki şu anda 2o11 rakamlarınız ve/veya 2o12 beklentileriniz kapsamında sivil/askeri iş hacmi nasıl bir denge gösteriyor?

M. DÖRTKAŞLI:Bunu kesin rakamlarla karşılaştırmalı bir şekilde değerlendirmek oldukça zor. Askeri projeler, yapıları itibari ile çok yıllara sari projeler olarak ele alındığından belirli bir ciro yılına göre faturalandırılamıyor. Proje teslimatları kapsamında avans ile çalışıyoruz. Sonra bir anda faturalama geliyor. Bunu göz önüne alarak birkaç yıllık bir dönemi göz önünde bulundurduğunuzda, evet kaba bir denge olduğuna inanıyorum.

S&H:Peki bu denge ne olmalı: örneğin sivil/askeri %6o/%4o gibi mi?

M. DÖRTKAŞLI:Bu, özellikle TAI açısından ele alınması gereken bir süreç. Bu açıdan şirketimizin hiçbir zaman göz ardı edemeyeceği askeri bir misyonu var. Bu şirketin iyeliği kapsamından kaynaklanan temel misyonu, Türkiye’nin ulusal bekası için hayati önem taşıyan gereksinimlerin; TAI sorumluluğuna giren teçhizat açısından egemen olabileceği özgün çözümler üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu da sizin ticari ideal hedefleri kovalamanız açısından imkanların zorlanmasını gerektirmektedir. Sonuçta da egemen sistem olarak kendi Silahlı Kuvvetlerinize teslim ettiğiniz çözümleri, lojistik destek paketi ile birlikte ele alarak uluslararası piyasalarda başarıya dönüştürüp, gerisin geriye değer katkısı olarak yerel ekonomiye aşılamanız gereğini ortaya çıkarmaktadır. Hal böyle olunca söz konusu denge, belirli dönemlerde askeri çözümler yönde ağırlık basıyor.

S&H:TAI hisselerinin halka arzı ile ilgili çalışmalar ne durumda?

M. DÖRTKAŞLI:Şunu açık bir şekilde vurgulamak istiyorum. Şirketimizin bugün ulaşmış olduğu değer açısından karşılık gelen %2o hissesini halka arz yöntemi ile satışa sunmaya hazırlanıyoruz. Bunu sermaye artışı yöntemi ile gerçekleştirerek, elde edilecek kaynağın şirket tarafından birebir değerlendirilebilmesini hedefliyoruz. Bu olanağı sağladıkları için de hissedarlarımıza teşekkür ediyoruz.
Şöyle bir süreç planlıyoruz. Yeni yıl [2o13] ile birlikte geçerli olacak mali tablo kapsamında ilk çeyreğin son günlerini oluşturan Nisan ayı sonunda halka arz sürecini gerçekleştirmek amacındayız. Bu arada Nisan ayı sonunda HÜRKUŞ ilk uçuşunu gerçekleştirecek ve şirketimiz de IDEF ‘13 Fuarı’na %2o’si halka açık bir TAI olarak katılacak.

S&H:Bu halka arzdan kaynaklanacak ‘sermaye artışı’ gelirinin şirket kullanımına bırakılması da çok önemli değil mi?

M. DÖRTKAŞLI:Evet! Hazırladığımız stratejiyi Sayın Bakanımızın Başkanlığı’ndaki TSKGV Mütevelli Heyeti’ne sunduk ve olumlu görüşlerini aldık.
Elde edilecek gelirin hangi şartlarda ve ne amaçla kullanılacağını, zaten halka arzın en önemli bölümü olarak muhtemel yatırımcılarla bir araya geleceğimiz ‘RoadShow’larda anlatmamız gerekiyor ve bunu da en ikna edici şekilde yapmamız gerekiyor.
Hedeflerimizi ne kadar doğru izah edersek, fonlara o kadar ilgi olacağının altını çiziyorlar.
Bu çalışmadan elde edilecek gelirle ilgili stratejimizi şöyle belirledik. Konunun hassasiyeti sonucu kesin rakamlar değil de yaklaşık oranlar vermek istiyorum.
En başta toplam gelirin %2o gibi bir bölümünü ‘Organik Büyüme’ amacı ile şirket içinde kullanmak istiyoruz. Biz kendimizi bir sistem entegratörü şirketi olarak görüyoruz. Bu da bizim detay işlerden çıkmamızı gerektiriyor. Rekabet gücümüzü daha da pekiştirebilmek açısından burada Mühendislik Kabiliyetimize ve Yapısal Kabiliyetimize yeni yetenekler kazandırmak istiyoruz. Bu çerçevede ileri montaj tekniklerine, otomasyon ağırlıklı proseslere ve ileri kompozit teknolojilerine yatırım yapmamız gerekiyor.
Geriye kalan bölümü de yurtdışı yatırım olanakları yönünde değerlendirmeyi öngörüyoruz. İlk aşama olarak öncelikle Avrupa’da yerleşik sivil havacılık yapısal imalat deneyimli ve yüklü bir siparişler toplamına sahip kuruluşlarla ilgilenmek istiyoruz. Bunlar geleneksel olarak Airbus, Boeing ve Bombardier gibi önde gelen sivil havacılık devleri için ikmal zincirinin kanıtlanmış halkaları olarak hizmet veren kuruluşlar. Buna ilaveten ayrıca TAI ile benzer ve/veya aynı imalat deneyimine sahip bir kuruluş ise, örneğin bizim ürettiğimiz yapısal bir ana-parçanın önceki veya sonraki ‘komşu’ bölümünü üreten bir kuruluş ise, bu bizim açımızdan özellikle üzerinde duracağımız bir şirket olacaktır. Çünkü bu iki kabiliyeti bir araya getirerek, ilave katma değer yaratabileceğimiz yeni imkanlar sunacaktır bize.

S&H:Aradığınız özellik olarak öne çıkan ‘birikmiş siparişler’in yüksekliği, şirketin değerini de yükseltmeyecek midir?

M. DÖRTKAŞLI:Hem evet, hem hayır! Şirketin değeri hesaplanırken, mevcut ‘birikmiş siparişler [Back-Log]’ karlılık oranı üzerinden bugüne taşındıktan sonra eldeki nakit ile birleştirilerek bir değer çıkar ortaya. En başta karlılık düşük olduğunda, birikmiş siparişler ile güncelleştirilince, yüksek bir rakam çıkmayacaktır. Bugünlerde Avrupa’nın finansal durumu ortada. Rekabet kabiliyetinizi yükseltmek için yatırım yapmak zorundasınız ama mevcut piyasa şartlarında bunun için kaynak yaratmak oldukça zor. Burada biz devreye girebiliriz.
Burada üzerinde durulması gereken hassas konu, bizim alım girişimimiz sonucu ortaya çıkacak yeni fiyatların, o şirketin yapmakta olduğu mevcut teslimatların maliyetlerinin altında kalması gerekliliğidir. Bu sayede ana-yüklenici bu gelişmeyi destekleyecek ve ikmal kaynağındaki hisse yapısı değişikliğini onaylayacaktır. İlaveten şirketin bulunduğu yerleşimdeki kamuoyunun onay süreci de önemli olacaktır. Bu çerçevede yerel politikaların kazanılması, istihdamın sürekliliği ve yeni yatırım imkanlarının yaratılacağı konusunda ikna edilmesi de gerekecektir. Karmaşık bir süreç gibi görünmesine rağmen, bunu başarıyla yönetebileceğimize inanıyoruz.
Bu şirket alımı doğal olarak tek bir kuruluş üzerine de odaklanabilir, irili ufaklı birkaç şirket olarak da gerçekleşebilir.
Bu arada alt-sistem tasarım kabiliyeti veya nihai sistem çözümü sahibi kuruluşları da mercek altına aldık. TAI olarak soyunduğumuz egemen sistemlere sahip olma hedefimiz kapsamında, bizim süreçlerimizi tamamlayıcı kabiliyetlere haiz kuruluşlar da özel ilgi alanımız içinde. Bunu da entegre ürün sahibi olma yatırımı olarak değerlendiriyoruz.

S&H:Bir aday listesi çalışması yaptınız mı?

M. DÖRTKAŞLI:TAI Grup Başkanlıkları olarak arkadaşlarımız kendi gereksinimlerini de göz önünde bulunduran bir ön çalışma sonrası 7o-8o adaydan oluşan bir listeyi İcra Kurulu’muza getirdiler. Biz bunu 25 adaya indirdik. İlk önce büyük hissedarımız TSKGV’nın görüşlerine sunduk ve kıymetli tavsiyeler aldık. Bilahare diğer büyük ortağımız, Türk Savunma Sanayinin gelişim yol haritasını belirleyen, aynı zamanda müşterimiz de olan SSM’na sunduk. Onların bizi uzun dönemde görmek istedikleri konumlanmaya uygun yönlendirmelerini de değerlendirmeye alınca adayları 15’in altına indirdik. Bunu kendi içinde bir sıralamaya tabii tuttuk ve yavaş yavaş ön görüşmelerimize başladık. Halka arz çalışmamızı başarıyla sonlandırıp, firma seçimimizi de yaptıktan sonra, ‘6 -12 ay’ gibi bir sürede alım işimizi sonlandırabiliriz diye düşünüyorum.
Diğer taraftan halka arz süreci ile ilgili çalışmalarımızda da epey yol aldık. Yerli yatırım bankamızı belirledik ve yabancı yatırım bankamızı da seçtik, sözleşme görüşmelerimizi bitirmek üzereyiz. Hukuk Müşavirimizi de belirlemiş bulunuyoruz.

S&H:Halka arz sonrası hisse durumları nasıl değişecek?

M. DÖRTKAŞLI:Halka arzın sermaye artışı şeklinde içeride kalmasını teminen, SSM ilk aşamada bir kısım hissesini TSKGV’na bedeli karşılığında devredecek. Halen bunun görüşmeleri, bizim dışımızda, iki taraf arasında sürmektedir. Böylece TSKGV hisseleri artmış olacak ve halka arz da ağırlıklı olarak Vakıf hisseleri üzerinden gerçekleştirilecek.
Halka arz sonrası TAI ana sermayedar yapısı şu şekli alacak: TSKGV [%5o.1], SSM [%29.9], Halka Açık [%2o].

S&H:Önümüzdeki 5 yıl içinde kabiliyet yelpazesi pekişmiş, uluslararası ayak-izine sahip bir TAI görebilecek miyiz?

M. DÖRTKAŞLI:Bunun için gerekli önlemleri almış ve stratejilerimizi belirlemiş bulunuyoruz. Ancak bu sırf insan sayısı ile olmaz. Birinci gayemiz altında kar, ciro ve ihracat seviyemizi kesin artırıp, uluslararası sivil havacılık piyasasına entegre olmaya odaklanmış durumdayız. İkinci gayemiz altında mutlaka ama mutlaka kendi ürünlerimize sahip olmak üzerine hedeflendik ve bu entegre askeri ürünlerimizi, sadece kendi silahlı kuvvetlerimize teslim etmekle kalmayacağız, bunların ihracatını da gerçekleştireceğiz. Böyle olunca da, dediğiniz gibi uluslararası ayak-izine [foot-print] sahip küresel bir şirket olduğumuzu göreceğiz. Buna ulaşmanın bir yolu da Türkiye sınırları dışındaki tesislere sahip olabilmek ve onu yönetebilme becerisini göstermek, bu konuda daha çok yeniyiz.

S&H:Bu yönde ilk başarı da ATAK ile gelebilir. T129 EDH teslimatları ne durumda?

M. DÖRTKAŞLI: T129A Erken Duhul Helikopteri [EDH] olarak tanımladığımız ATAK helikopterinin erken konfigürasyon versiyonu ile ilgili olarak halen 3 adet platformumuz hazır. Bu yıl sonuna kadar da 4, belki de 5 helikopteri teslimata hazır olabiliriz. Bunu 2o13 Mart ayına kadar 7’ye, Mayıs ayına kadar da 9 adede çıkarıp tamamlayabiliriz diye düşünüyorum.
Zaten o tarihten sonra da T129B teslimat çalışmalarının başlaması planlanıyor.
Doğal olarak sizin de çok iyi bildiğiniz gibi her projenin ilk teslimatı aşaması yoğun bir süreç oluşturmaktadır. Özellikle hava araçlarında bu daha da zorlu bir süreç halini almaktadır.
Gerek kalifikasyon, gerek ‘Uçuşa Elverişlilik [Air Worthiness]’ ve gerekse kabul-test çalışmalarına da başlamış bulunuyoruz. Çözümlememiz gereken bir iki pürüz vardı, onları da hallettiğimiz inancı ile kabul için başvurumuzu yaptık.
Sanayii ortaklarımız AgustaWestland ve Aselsan ile birlikte SSM, SSM için danışmanlık hizmeti veren STM ile nihai kullanıcı Kara Kuvvetleri ve GenelKurmay Başkanlığı üst düzey temsilcilerinin de katılımıyla gerçekleştirdiğimiz aylık gözden geçirme toplantılarımız ve program faaliyetlerini değerlendirdiğimiz çalışmalar her taraf için çok faydalı olmaktadır.
Gerek çok-taraflı, gerekse çok-uluslu bu karmaşık programın son derece iyi yönetildiğine ve iyi bir noktada olduğumuza inanıyorum.
İlk teslimatın Aralık ayında gerçekleşmesini umud ediyoruz.

S&H:Taarruz helikopteri ihtiyacına yönelik çalışma kapsamında yaz aylarında Güney Kore İnceleme Heyetine ev sahipliği yaptınız, değil mi?

M. DÖRTKAŞLI:Evet. Bildiğiniz gibi Güney Kore, bu yılın başında 36 adet taarruz helikopteri için ABD$1.8 Milyar muammen bedelli bir proje üzerinde çalışma başlatmış ve yılın ilk çeyreğinde teklifleri almıştır. Bu çerçevede Güney Kore Heyeti ilk önce bizi ziyaret ettiler ve T129 EDH ile uçtular. Bu çerçevede tanksavar füzesi atışı, roket atışı ve burun topuyla atışlar yapma fırsatı da buldular. Hepsi de son derece başarılı geçti.
Bildiğiniz gibi proje kapsamında iki ABD firması da rekabet ediyor ve bizden sonra ABD’ye onları incelemeye gittiler. Bu zaman zarfında değerlendirmelerini yapıp döndüler.
Şimdi üçüncü tur görüşmeleri başlayacak. İlk iki tur görüşmelerine hukuk, finansman ve program uzmanlarımız katılmıştı. Ekim ayı son haftası [Bayram haftası] üçüncü tur görüşmeleri için yeni bir ekibimiz Güney Kore de olacak. Ben de 29 Ekim günü kendilerine katılacağım.
Kullanıcı isterleri en iyi şekilde karşılayan nihai ve son teklifimizi yine aynı süreç içinde teslim edeceğiz. Hem tamamen bütçenin içinde kalacağız, hem de çok rekabetçi bir paket sunacağız. Bu doğrultuda tüm sanayi ortaklarımız ile mutabakat içindeyiz.
Tarihten gelen Güney Kore ile dostluğumuzu, böyle kapsamlı bir Müşterek Savunma Sanayii Projesi ile daha da pekiştirebileceğimize inanıyorum.

S&H:Dost ve müttefikler arasında ele alınan kapsamlı projelerde zaman zaman mütekabiliyet konusu gündeme getirilebiliyor. Bu doğrultuda Türkiye de Nükleer Santral konusunu masaya yatırabilir mi?

M. DÖRTKAŞLI:Biz üzerimize düşen görevi tam olarak yaptıktan sonra, evet dost ülkeler arasında bu gibi konular bir çeşit takas yaklaşımı altında değerlendirilebiliyor. Ama ilk önce bizim masaya en iyi çözümü koymamız gerekiyor.
Bunun için de tüm paydaşlarımızla birlikte hem görev performansı açısından, hem fiyat performansı açısından, hem de lojistik destek ve eğitim açılarından çok rekabetçi bir teklif verdik. Yani bizlerin, görevimizi en iyi şekilde yaptığımıza inanıyorum.
Buradan hareketle iki temel nedenden dolayı devletimizin desteğini hak ettiğimize inanıyorum. Birincisi, bu projenin TAI’nin ticari bir satışı olarak görülmesi oldukça yanıltıcı olacaktır. Bu, Türkiye’nin son yıllarda gerçekleştirmiş olduğu ulusal savunma sanayii atılımının bir göstergesi olarak, bir Türkiye projesidir. Aynı şekilde bu çalışma, Türkiye’nin bugüne kadar yurtdışında soyunduğu en kapsamlı savunma sanayii projesi olarak ta ulusal potansiyeli göstermek açısından söz konusu desteği hakketmektedir.
İkinci temel neden ise Güney Kore ile mevcut ticaret dengesinin aleyhimize verdiği büyük açıktır.
Çok iyi bir çözüm ile masaya oturduğumuza inanıyorum. Güney Kore İnceleme Heyeti ile birlikte gerçekleştirilen canlı atışlı gösterimlerde, ihtiyacı tanımlanan görev profilini, göreceli olarak daha hafif bir platform ile beklenmeyecek derecede başarılı bir şekilde hem de Güney Kore ile aynı iklim şartlarında karşılayabildiğimizi kanıtladık. Platformun çok iyi bir görev sistemi ile üstün bir roket/mühimmat çözümü sağladığına eminiz.

S&H:Bundan sonraki aşama ne olacak?

M. DÖRTKAŞLI:Bugüne kadarki gelişmelere baktığımızda, proje sürecini oldukça süratli yönettiklerini görüyoruz. Şubat ayında başlayan çalışmalarda bugüne kadar verilen bütün terminlere tam olarak uyuldu. Bunun için aynı şekilde Kasım sonu gibi bir sonuç çıkabileceğini düşünüyorum.
Bu çalışmada ATAK yaklaşımımızın seçilmesi demek, en başta Türkiye açısından böyle bir entegre silahlı sistemi ihraç etmenin gururunu yaşamak demektir.

S&H:Meltem III ile ilgili bazı değişikler söz konusu. Bunda mutabakat sağlandı mı?

M. DÖRTKAŞLI:Projede gerek uçak adetleri, gerekse uçak aviyonik tadilatı ile ilgili yeni gelişmeler üzerine revize bir mutabakat olduğunu sanıyorum. Üzerinde çalışmakta olduğumuz mevcut platformun yeni bir platform ile değiştirilmesi ve çalışmalara, yerini alacak bu platform ile yeniden başlamamız söz konusu olabilir.

S&H:MTU/JSF projesinin, TAI ve geleceği açısından bir değerlendirmesini alabilir miyiz?

M. DÖRTKAŞLI:İlk önce şunu vurgulamak istiyorum. SSM, ulusal savunma sanayimizin Müşterek Taarruz Uçağı [MTU/JSF] programında yer alması sürecini çok iyi yönetmiştir. Gönül isterdi ki, ülkemizin büyük yatırımlar yaptığı başka sektörlerde de benzer yaklaşımlar uygulansın. Örneğin bir enerji sektorü, örneğin bir ulaştırma sektörü gibi. Burada SSM’nın hakkını vererek tüm sektör adına teşekkür etmek istiyorum.
F-35 MTU/JSF çalışmaları, bildiğiniz gibi düşük hızlı başlangıç üretimi [LRIP] paketleri altında fazlar halinde gelen işlerde TAI olarak bazı konularda direk Lockheed Martin ile, bazı konularda ise aynı şekilde Northrop Grumman ile çalışıyoruz.
Satın alma sipariş emirlerinin fazlar halinde açıldığı bir yöntem uygulanıyor ve fazlar ilerledikçe her fazdaki katkımız da artarak gelişiyor. İlk fazlarda verdiğimiz fiyatlar, doğal olarak ‘tekrarlanmayan maliyetler [NRE]’i de içeriyor. Ancak fazlar ilerleyip adetler artınca, aynı şekilde tekrarlanmayan maliyetler düşüyor ve aşağı yukarı her iki fazda bir fiyatlar yeniden müzakere ediliyor.
Örneğin, Northrop Grumman için F-35 Lightning II orta gövdesini üretiyoruz. Her fazla birlikte ‘shipset’ dediğimiz ‘uçak-başı set’lerin kapsamı da artıyor. Örneğin başlangıçta ort-gövde metal yapısı ile başladık. Bilahare orta-gövdenin bir parçası olan kompozit ‘air inlet duct/hava alığı’nın sorumluluğunu da aldık. Bunu plakaların imalatı izledi. Şimdi ise, daha önce ayrı ayrı gönderdiğimiz bu komponentlerin montajını da üstlendik.
Diğer taraftan bizim ‘orta-gövde’ taahhüdümüz halen 4oo uçakla sınırlı. Halbuki diğer saydığım örneğin kompozit hava alığı komponentleri program süresince yani 2.ooo, 3.ooo adet üreteceğiz.
Bu fazların gelişmesiyle artan detay iş miktarı, biraz da öğrenim eğrisi ile ilgili. Önümüzdeki yılın ortasından itibaren, orta gövde ile ilgili tüm detay işi de tarafımızdan yapılmış olarak teslim edeceğiz: detay montajı ve boyası gibi.
Bu arada 4oo adetlik sipariş miktarının ötesinde de çalışmaya hazır olduğumuzu her fırsatta kendilerine hatırlatıyoruz.

S&H:F-35 Lightning II motoru ile ilgili gelişmeler kapsamında TAI nasıl bir rol almayı planlıyor?

M. DÖRTKAŞLI:Bildiğiniz gibi F-35 motor rekabetinde GE [F136] devreden çıkınca Pratt&Whitney [P&W/F135] tek kaynak kaldı. Hatırlayacağınız üzre IDEF ‘11 sırasında henüz daha rekabet sürerken P&W ile bir mutabakat [MoU] imzalamıştık. Bunun hedefi P&W ile F135 motoru için Nihai Montaj ve Testler [Final Assembly & Check-Out/FACO] ile Bakım, Onarım ve Yenileme [BOY/MRO] hizmetleri idi. Burada amacımız sadece Türkiye için değil, Avrupa dahil bölgesel bir hizmet kabiliyetine sahip olmak. Çünkü MTU/JSF projesinde Türkiye olarak henüz uçaklar hizmete girdikten sonraki döneme yönelik bir etkinlik oluşturamadık. Dolayısı ile lojistik hizmetler önemli. En başta SSM tarafından belirlenen tedarik maliyetlerinin %5o’si kadar üretime katkı hedefi, uçaklar hizmete girdikten sonraki dönem içinde bir seyler yapmamızı gerektiriyor. İşte F135 motoru FACO+BOY kabiliyetimizi bölgesel bir etkinliğe dönüştürmemiz çok önemli. Bu arada başka ülkeler de bu kabiliyete talip. Doğal olarak onlarda kendileri dışında ülkelere de hizmet vermek isteyeceklerdir.
MTU/JSF de bir Avrupa hareketi var ve birbirlerinin iş-payı almalarını destekliyorlar. Norveç ve Hollanda bu işi zorluyorlar. Dolayısıyla zorlu bir rekabetin içerisindeyiz orada ve o ülkelerde yatırımları hükümetlerin üstlenmesiyle fiyatlara yansımamakta ve iyi bir avantaj sağlanmaktadır.
Bu arada Müşterek Program Ofisi [JPO]’nin incelemeleri bitti ve bir rapor hazırlanarak SSM’na teslim edildi. Bu amaçla denetim görenlerden birisi de bizdik: yani motor nerede olur[?] Ankara, İstanbul, Eskişehir[?], hangi kuruluş olur? Bizim inancımız bunun Tusaş’ın dolaylı ya da dolaysız yer aldığı bir oluşum altında gerçekleştirilmesi. Bize düşen görev, askeri ve sivil mevcut imkanların en iyi şekilde değerlendirilerek yatırımın en düşük seviyede tutulduğu bir yaklaşım oluşturmak. Amaç ise hem Türk, hem de bölge uçaklarına hizmet vererek katma değer yaratmak. Bu nedenle de P&W ile MoU’dan yola çıkarak bir Ortak Girişim Şirketi [JVC] oluşturmak amacıyla görüşmelerimiz devam ediyor. Tüm bunları JPO, SSM, P&W ve elbette ana yüklenici LM ile sıkı eşgüdüm altında paylaşıyoruz.

S&H:İlk prototip ANKA’nın kazası ile ilgili düşuncelerinizi alabilir miyiz?

M. DÖRTKAŞLI:Evet, ‘oo1’ ANKA uçağımız üzücü bir kazaya kurban gitti. Bu bizim ilk göz ağrımızdı ve o uçaktan çok şey öğrendik. 1.5 yıl önce ilk uçuşunu yaparak bugüne kadar 8o sortinin üzerinde 1oo saate yakın uçuş ile ekibimize büyük deneyimler kazandırdı. Nihai kabul konfigürasyonunda değildi. Nitekim iki platformumuz daha hazır.

S&H:Kullanıcıya teslim edilecek uçak olmamasına rağmen kabul testlerinde niye ‘oo1’ ile uçuyordunuz?

M. DÖRTKAŞLI:Evet, esas performans uçağımız 3 No’lu prototipimiz. Çünkü irtifa ve havada kalış performansı için motoru kuvvetlendirilmiş, ağırlığı dengelenmiş olarak entegre edilmiş uçağımız oydu. Ama bir filo testi yapıyorsunuz.
İlk 3-5 uçuşumuzda pilotlara bir yandan uçak ile aşinalığı aşılarken, bir yandan da kabin içi deneyimi kazandırmaya çalışıyorsunuz. Tabii ki İHA pilotluğu deneyimleri vardı.
Ama başlarda sert inişlerden dolayı iniş takımı kırılması, kanat ucu sürtmesi gibi tamir edilebilir hatalarla 1oo saat uçuşa geldik. 2o-3o saatten itibaren otomatik iniş sistemini entegre ettik. FLIR entegrasyonunu yaptık ve açıkçası bu uçakla birçok testi başarmış idik.
Şu anda kabul sürecini dondurduk ve kaza nedenini araştırıyoruz. SSM ve Kullanıcının da yer aldığı bir inceleme heyeti var. Kaza raporu çıktı ve Emniyet Değerlendirme Kurulunun direktifleri doğrultusunda düzeltici önlemler uçaklara uygulandı. Bizim yapacağımız 1-2 test sonrasında Kabul Heyetine çalışmalara devam edilebileceğini bildirdik.

S&H:Bu gelişme Nihai Kabul sürecini nasıl etkileyecektir: bu yıl teslimat olabilir mi?

M. DÖRTKAŞLI:Biz dört haftada tamamlanmasını planlıyorduk. Tabii bu yıl teslimat olur. Biz bir taraftan da ANKA seri üretimi ile ilgili sözleşme görüşmelerine devam ediyoruz. Bu arada kabulden sonra belirli bir olgunlaşma uçuşu deneyimi kazanmak amacıyla bölgede biraz uçuş yapmak, bazı testleri görmek istiyoruz.
Ama şunu söylemek istiyorum. Bizim mevcut ANKA sözleşmemiz, bir geliştirme sözleşmesidir, ki 3 adet prototip üretilecektir ve amaç bu prototiplerin harekat noktasında görev yapması değildir. Biz yine de bir planlama içerisinde olacağız ve kabulü bir an önce tamamlamak amacındayız. Bu arada Seri üretimin konfigürasyonu aşağı yukarı ortaya çıktı: ANKA A ve ANKA B şeklinde ve biz bu arada o çalışmalarımıza hiç ara vermeden devam ediyoruz.
Aslında bir uçağımız da şu anda kızakta. Küçük bir eksiği var ve onu hızlandıracağız. Mevcut Prototip Geliştirme sözleşmesi altında 3 uçağımız olacak, onlar devlet malı şeklinde kalacak ama biz onları geliştirme çalışmalarımızda kullanacağız ve bir taraftan olgunlaştırmaya yönelik bir takım testlerimiz devam edecek, diğer taraftan da gösterimlerde kullanmayı düşünüyoruz.
Bu arada 1-2 tane sözleşme görüşmesi yaptığımız olası yurtdışı müşterimiz var.
Bu çerçevede Suudi Arabistan ile bir çerçeve anlaşma imzaladık. Bu kapsamda görüşmelerimiz sürüyor. Bir başka ülke ile daha görüşüyoruz. Bu arada Avrupa da yakından ilgileniyor.

S&H:Avrupa’nın çok-uluslu stratejik İHA çalışmasındaki durum nedir?

M. DÖRTKAŞLI:Bildiğiniz gibi üç-uluslu Talarion stratejik İHA çalışmasında sanayici katılımımız gerçekleşmiş, Türkiye’nin ülke katılımı ile ilgili bürokrasiyi bekliyorduk. Bu çercevede TAI olarak EADS-Cassidian ile gerekli anlaşmaları imzalamıştık. Ancak Talarion programı bütçesizlik nedeniyle sonlandırıldı. Çeşitli gelişmeler sonrası, Almanya-Fransa önderliğinde yeni bir stratejik İHA çalışması için somut adımlar atılmış bulunuyor.
Bu işbirliğine Türkiye’nin ve dördüncü bir ülkenin, bu belki İtalya olabilir, katılımı söz konusu olabilecek.
Ancak bugün Türkiye ve TAI biraz daha farklı bir konumda. Bugün ANKA’nın ‘ağbisi’ diyebileceğimiz 5 Tonluk bir platform çalışması için Türkiye resmi bir karar aldı.
Dolayısı ile ‘Avrupa İnsansız Hava Aracı [İHA] Sistemi/European Unmanned Aerial System [UAS]’ yaklaşımı altında değerlendirilen bu yeni çalışmanın performans, konfigürasyon ve bize yönelik kullanım ihtiyacını kriterlerini iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bizim 5 Tonluk yaklaşımımızda, ANKA ile birçok çözümü ortak kullanacağımız için oldukça hızlı bir şekilde sonuca ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. O halde Avrupa ile bir konsorsiyum projesine girip daha uzun süreçler altında, daha yüksek bütçeler ile aynı göreve yönelik bir çalışmaya girmek ne kadar doğru olacaktır, bunu hem TAI olarak biz, hem de projenin sahibi olarak SSM detaylı bir şekilde inceleriz diye düşünüyorum. Diğer taraftan European UAS 1o Ton ve üzeri bir çözüm üzerine odaklanıyor ise, o taktirde buna yaklaşımımız çok daha farklı olacaktır. Ancak bu zaman zarfında bizim aldığımız yol karşısında Avrupa’lı dostlarımızın Talarion’da söz konusu olan %25 iş-payı seviyelerinden daha iyi şartlarla gelmesini bekliyoruz.

S&H:HÜRKUŞ’un ilk uçuşunu ne zaman göreceğiz?

M. DÖRTKAŞLI:2o13 Nisan gibi planlıyoruz. Geçtiğimiz Haziran ayının son haftası törenle hangar çıkışını gerçekleştirdik. Bu andan itibaren tüm gücümüzü ilk uçuşa yoğunlaştırdık. Bu arada 2nci Gövdemizi ürettik ama bunu kırım testlerimiz için kullanacağız, ki bunu da Avrupa Havacılık Otoritesi EASA’nın nezaretinde gerçekleştirecegiz. Bu arada 3ncü Gövdemiz uçuş için hazırlanacak ve 4ncü Gövdemiz test amaçlı olacak. Mevcut sözleşmemiz altında tanımlananan bu çalışmalar ile temel bir kokpit konfigürasyonuna sahip HÜRKUŞ A, EASA ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü [SHGM]’nün işbirliği altında sertifikasyonlandırılacak.
Bilahare HÜRKUŞ B altında askeri konfigurasyona ve daha yüksek seviyeli bir kokpite sahip bir platform tanımlıyoruz. Bir sonraki aşama olarakta HÜRKUŞ C yaklaşımı ile silahlı bir platforma geçmeyi düşünüyoruz. Bir taraftan da HÜRKUŞ B ile C’yi birleştirmeyi değerlendiriyoruz. Örneğin kullanıcı da uygun bulduğu taktirde Aselsan ile birlikte geliştirdiğimiz T-38 Arı kokpit suitimizi –B için uyarlamayı düşünüyoruz. Bu eğitimlerinde HÜRKUŞ’tan T-38’e geçecek pilotların uyumu için büyük bir artı deger yaratacaktır.
Bizim amacımız, kullanıcının yönlendirmesi altında belirlenecek çözümleri hızlı bir şekilde ihtiyaç makamına sunabilmek. Burada arzumuz KT 1’lerin idame işletmesinde KAI ile işbirliği yaparak Türk Hava Kuvvetleri için uçuşa hazırlığını yüksek bir noktaya getirmek ve ilave uçak ihtiyacını HÜRKUŞ olarak karşılamak istiyoruz.

S&H:Genel Maksat Helikopteri Projesi ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?

M. DÖRTKAŞLI:Burada Türkiye çok doğru bir yaklaşımla mevcut askeri, yarı askeri ve sivil kullanıcıların ihtiyaçlarını aynı potada bir araya getirerek çok iyi bir sanayileşme modeli ortaya çıkardı. Rekabet süreci sonunda Sikorsky Aircraft ile masaya oturuldu. Bizim ana-yüklenici olduğumuz, partnerimiz Aselsan’ın da çok iyi bir iş payı aldığı ve çeşitli savunma sanayi kuruluşlarımıza da hatırı sayılır katma değer yaratan prensipte çok ciddi bir iş payı katılımı sağlanan bir proje. Gerek yurtiçi kullanıcılarımız için ve yurtdışı satışlarından kaynaklanacak güçlü bir endüstriyel katılım açısından, gerekse parasal açıdan, tahminimce bir ABD kuruluşundan alınabilecek ne iyi teklif alındı. Sözleşme görüşmeleri sırasında 1-2 konuda tam anlaşma temin edilemedi ama müzakereler devam ediyor ve burada yapılacak işbirliğini genel maksat segmentinde bu sınıf helikopterlerde bir daha 5o yıl yapmayız. Diğer taraftan da işbirliği yapacağımız kuruluşta 5o yıl boyunca Türkiye’de iş yapacağı için çok önemli ve uzun döneme yansıyacak bir karar. Türkiye’nin büyüme gücü, satın alma gücü ve coğrafyasının ihtiyacı da belli olunca, bunu 1o9 helikopter diye de sınırlandırmamak lazım. Önümüzdeki 2o yılda planımız 3oo helikopter olunca, yurtdışı da 3oo helikopter olarak görünüyor.

S&H:SSM BAYAR da ‘6oo olarak görüyorum’ demişti!

M. DÖRTKAŞLI:Doğru! Böyle olunca da Amerikalı dostlarımızın da büyük resmi bir kez daha gözden geçirmelerinde fayda var diye düşünüyoruz. Tüm tarafların çok yapıcı yaklaştıklarını ve Türkiye açısından önemli bir öğrenim eğrisi olduğunu düşünüyorum. Şimdi lojistikle ilgili resmi netleştirmek gerekiyor ve doğru sonucun yakalanacağına inanıyorum.

S&H:Uydu çalışmaları ile ilgili neler söyleyeceksiniz?

M. DÖRTKAŞLI:Uydu da iyi bir haberle başlayalım! Şu ana kadar Isıl Vakum Test Odası [Thermal Vacuum Test Chamber/TVC] ile ilgili olarak biz kendi testlerimizi yaptık. Bildiğiniz gibi sistem mühendisliği bize ait olan Isıl Test Odası [TVC]’nın detay üretim ve montajı ise Nurol Teknoloji tarafından gerçekleştirildi.
Bu çözümümüzün çalışma limitleri çok iddialıdır, yani muadillerinden epey ileri çok hassas bir test ortamı kazandırdık ülkemize. Dolayısı ile ilk defa Türkiye’de tasarlanıp geliştirilen bir TVC ile kendi uydumuzun – GökTürk II – tüm testlerini tamamladık. Bir aksilik olmadığı taktirde GökTürk II Uydumuz Aralık ayı ikinci yarısında Çin’in Jiuquan Uzay Üssü’nden fırlatılmak üzere Kasım ayı başında yola çıkacak.
Bildiğiniz gibi bugüne kadar iki uygu gövdesi imal ettik ve bunları yapısal yeterlilik modeli olarak gerekli tüm testlerden geçirdik. Uzaya fırlatılacak olan 3ncü Gövdemiz, yani gerçek uçuş modelimiz. Bu ilk önce bizim kapsamlı testlerimizden geçti. Bilahare TüBiTAK Beytepe Laboratuvarlarında testlerden geçti. Ve son olarak ta iki haftadır Toulouse Space Center [CTS] Laboratuarlarında akustik ve titreşim testlerinden geçiyor. Ekim ayı sonunda geri gelecek ve Kasım ayı başında da fırlatma yolculuğunun ilk bölümüne çıkacak. Fırlatma ış paketi TüBiTAK Uzay tarafından yönetiliyor.
Fırlatmada bir sorun çıkmadığı taktirde Türkiye ilk milli istihbarat uydusuna böylece sahip olacak.

S&H:GökTürk I ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

M. DÖRTKAŞLI:GökTürk I’de Thales Alenia Space/İtalya tarafında Kritik Tasarım Gözden Geçirme [CDR] toplantısının yapıldığını ve Thales Alenia Space/Fransa tarafında ise bugünlerde yapılacağını tahmin ediyorum. Projede bazı sıkıntılar söz konusu ve takvimin kayacağını sanıyorum. Bildiğiniz gibi GökTürk I projesinde bizim bir alt-yüklenici rolümüz var. Bu iş-payı çerçevesinde bazı personelimiz ana-yüklenici ile yerlerinde çalışmaktadırlar. Ama en az onun kadar önemli bir başka çalışmamız ise GökTürk I Projesi kapsamında Türkiye’nin ilk Uydu Montaj, Entegrasyon ve Test [UMET] Merkezi kabiliyetini kazanacağız. Ve biz UMET Merkezimizi, GökTürk I testlerine yetiştirmek istiyoruz, ki bu proje ile deneyim sahibi bir ana-yüklenici ile çalışırken, bu önemli alt-yapı kabiliyetimizin sertifikasyonunu da bu süreçte tamamlamak istiyoruz. Çünkü hemen akabinde milli olarak geliştirdiğimiz sistemlerin testlerinde kullanacağız, buna çok önem veriyoruz. Takvim açısından ana projede meydana gelebilecek gecikmelerin, UMET Merkezi Tesislerimize yanımaması amacıyla SSM ile bir mutabakata vardık. Böylece UMET altyapısını ayrı bir çalışma olarak ele alıyoruz ve hedeflerimizi yakalayacağız gibi görünüyor.
Bugün mühendislerimizin ana-yüklenici ile işbirliği altında kazanacakları test ve tasarım kabiliyetleri ile UMET Merkezimizin test mühendisliği, tesis mühendisliği süreçlerinin milli olarak yerleştirilmesi bizim için çok önemli. Çünkü UMET Merkezimizin hiç boş kalmayacağını öngörüyoruz.
Bundan sonra ele alınacak istihbarat uydusu projeleri [SAR gibi], TürkSat 5A çalışmasında taşeron olarak yer aldık ve belki de TürkSat 6A da ana-yüklenici niye olmayalım.

S&H:Türkiye’de havacılık ve uzay sanayii çalışmalarının son durumu ile ilgili çizdiğiniz bu resim için okuyucularımız adına teşekkür ederiz.

alıntı:savunma ve havacılık dergisi


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye