TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 29 May 2017, 07:01

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading


Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 18 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 17 Şub 2014, 16:10 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:00
Mesajlar: 1506
Yaş:
Savunma harcamasını kısamayız


Resim
Alıntı:
Savunma Sanayii Müsteşarı (SSM) Murad Bayar bu kritik görevdeki onuncu yılını tamamlamak üzere. Başında olduğu kurum bu dönemde, Genelkurmay’ın savunma sanayisini millileştirme çabalarıyla AK Parti’nin bölgesinde daha fazla söz sahibi olma hedefinin kesiştiği bir alanda çalışmanın avantajını yaşadı. 30 yıl önce uzman olarak girdiği SSM’de çekirdekten yetişme bir yönetici olan Bayar, savunma sanayisinde Türkiye’nin geldiği noktayı ‘Nehir yatağını değiştirdik’ diye özetliyor. Görev süresi uzayacak mı henüz bilmiyor. ‘10 senede geliştirdiğimiz 400 projenin bütün hesabını benden sorabilirler’ diyecek kadar açık yürekli. Belki görevdeki son röportajı, belki daha önünde kaptanlık yapacağı başka projeler var. Kişisel tarihindeki bu kritik eşikte ülkenin savunma alanındaki performansına dair samimi değerlendirmelerde bulundu.

1974 SARSTI

- Türkiye’nin savunma sanayisini millileştirme çabaları açısından dönüm noktası ne zamandır?
Savunma sanayimiz açısından tarihi kırılma 1974’teki Kıbrıs krizidir. O zamana kadar askeri teçhizat ihtiyacının çoğunlukla NATO çerçevesinde, ikinci el ya da hibeyle karşılamış bir ülke Türkiye. O yıla kadar da bu alanda çok fazla bir felsefe geliştirmemiş. Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir çaba var ama NATO üyeliğiyle birlikte bir rahatlama var. Ama 1974’te Türkiye kendisine ait bir milli güvenlik sorununu kendisi çözmek durumunda kaldı. Yalnız kaldı ve bir ittifak içinde değil, kendi başına bu sorunu çözmesi gerekti. Amerikan Kongresi Türkiye’ye silah ambargosu koydu. Bunun ne kadar ağır bir karar olduğunu bence bugün yorumlayabiliriz. Bu bizim Türkiye olarak yakamızdan tutulup sarsıldığımız bir andır. Ben bunu kendine gelme noktası olarak yorumluyorum bugünden geriye doğru yorumladığımda.

- Bugün gelinen noktayı nasıl tanımlıyorsunuz?
Bugün artık bir nehrin yatak değiştirmesi var. 90’lara kadar bu nehir ağırlıklı olarak yabancı ürünlerin alımı veya onların lisanslı üretimi şeklinde aktı. Şimdi bu yatak Türkiye’de bu ürünlerin geliştirilmesi ve üretilmesine döndü. Bizim bugün SSM olarak 30 milyar dolar tutarında sözleşme altına aldığımız proje var. Bunların büyük çoğunluğu tasarım geliştirme yöntemiyle gidiyor. Kendi silah savunma sistemlerimizi geliştiriyoruz. Hepsini geliştirebiliyor muyuz? Hayır, ama bu yola girdik.

HESAP BENDEN SORULABİLİR

- Müsteşarlık koltuğunda 10 seneyi bu ayın sonunda dolduruyorsunuz. Hem siyaseten hem de teknolojik anlamda belki de ülkenin en kritik sürecinde hem hükümet hem de Genelkurmay’la yakın çalıştınız. Görev süreniz aslında bitiyor sanırım. Bir uzatma söz konusu mu?
Bunun kararını ben vermiyorum. Bu nehir yatağının değiştirilmesinde naçizane bir rolüm var. Herkes birbirine güvendi. O irade hep hükümette vardı ama nasılını bizim göstermemiz gerekiyor. Ben de bu dönemin yürütücüsü olan kişi oldum. Bunların çıktılarını ben Silahlı Kuvvetler’e vermek istiyorum. Kendi adıma bir arzum var. 10 sene görev yaptı, şunları şunları bıraktı gitti gibi olsun istemiyorum. Çoğunda da zaten hemen hemen finale geldik. Benim için görev aslında bu sene tamamlanıyor. Bundan sonrası için çok gözüm arkada kalmayacak. Ama tabii ki bu girdiğimiz yolda, bir sonraki atılımın da yapılması gerekiyor.

- Bir sonraki aşama derken nasıl bir takvimden bahsediyoruz?
10 senede bu iş çözülmez. Kendim için değil, benden sonra gelecekler için söylüyorum. Bu işi başaran ülkelere bakarsanız, bu bahsettiğim aşağı yukarı 30 yıllık bir yoldur. Bugün SSM’de yürüyen her konudan beni sorumlu tutabilirsiniz. En kritik süreçlerin hemen hemen hepsinin başlangıç noktasında vardım. Müsteşar olduğumda 60 projemiz vardı, bugün 400 projemiz var. Dolayısıyla bugün her şeyin hesabı benden sorulabilir.

PAKİSTANLI GENERAL UYARDI

- Bunu bir bürokrat olarak söyleyebilmeniz ne güzel.
İşin tabiatı bu. Bu devamlılık SSM’nin kuruluşundan bugüne var. 30 yılda benimle beraber 4 müsteşarı oldu. İşin tabiatı bunu gerektiriyor. Çok ciddi yatırımlar var. Ülkenin belirli bir kaynağını bu nehrin akışının değiştirilmesinde kullanmış olduk. Bu bir ilave kaynak da değil. Türkiye’nin savunma harcamaları bu dönemde artmadı, hatta milli gelire oranla nispi olarak düştü, yüzde 4’lerden yüzde 2’lerin altına düştü.

- Terörle sert mücadele konseptinin farklılaşmasının ve ateşkes halinin savunma harcamalarının düşüşünde bir etkisi var mı?
Bu çok yeni bir durum. Geçen seneden beri orada bir istikrar var. Ama bu noktada kanaatim şu; Türkiye savunma harcamalarını azaltamaz, azaltmamalı. Bulunduğumuz coğrafyadaki riskler Türkiye’nin her zaman kendisini çok iyi korumasını gerektiriyor. Geçtiğimiz haftalarda Pakistan’dan general bir konuğum vardı. ‘Etrafınızda oluşan risklere dikkat edin, biz Afganistan’dan çok çektik, bizi ciddi anlamda istikrarsızlaştırdı, ne yaptıysak bize bulaştı’ dedi.

NATO’NUN BEKLEDİĞİ ORTALAMANIN ALTINDAYIZ

- Türkiye’nin savunma bütçesi kendi ölçeğindeki bir ülkeye göre yüksek değil mi?
Savunma bütçesi 10 milyar dolar civarında. Haydi başka harcama kalemlerini de katalım. Mesela bizim Savunma Sanayisi Destekleme Fonu var yıllık 1.5 milyar dolar civarında. Haydi jandarma ve sahil güvenliği de içine koyun. Toplamda 16 milyar dolara yakın bir paradan bahsediyoruz. Bunların hepsi milli gelire oranla yüzde 1.8 yapıyor. NATO’nun kendi üyelerinden beklediği ortalama savunma harcamalarının milli gelire oranının yüzde 2 olması.

- E o zaman ortalamayı tutturmuş sayılırız, yakınız.
Yakınız da NATO’nun diğer üyeleri Baltık Denizi’nde, İskandinavya’da, Orta Avrupa’da. Bizim gibi Ortadoğu’da değil. Türkiye bu skalanın alt tarafında değil üst tarafında olmalı.

- Asker vesayeti varken savunma harcamaları da onların gücüyle doğru orantılıydı gibi bir algı var.
Doğru algı bu. Biz aslında savunma harcamaları açısından hep böyle şüpheli bir konumdayız. Ama biz bugün savunma harcamalarımızın büyük çoğunluğunu Türkiye’ye döndürdük. O para dışarı gitmiyor artık. Malzeme tedariki için ayırdığımız yaklaşık 4 milyar dolarlık para büyük oranda artık Türkiye içinde harcanıyor.

FÜZEDE ÇİN DIŞI OPSİYONLARA KAPI ARALI

- Çin füzeleri konusunda Batı’nın sert tepkisi tam da Türkiye’nin o bahsettiğiniz nehir yatağını değiştirmesiyle ilgili değil mi?
Ben o işi bir çatışma söylemine sokmak istemem.

- Dışişleri Bakanı Davutoğlu ay başında katıldığı Münih Güvenlik Konferansı’nda ikinci ve üçüncü sıradaki firmaların tekliflerini yenileyebileceğini söyledi. Çin’le ihale aşamasındayken ne anlama geliyor bu? Tekrar başa dönülebilir mi?
Biz aslında nihai teklifleri eylül ayında aldık ve icra komitesinden kararlarımız çıktı. Bizim için ihale süreci bitti. Bu ihalede sıralama çıktı: 1) Çin 2) Avrupa teklifi 3) Amerika teklifi. Birinci çıkanla masaya otur, sözleşmeyi nihayetlendirebilirsen konu bitti.

- Çin’le sıkıntı var mı peki?
Bizi çok fazla bloke edecek bir boyutta değil ama birkaç risk noktası var. Çalışmaya devam ediyoruz.

- İhale aşamasında tam ikna olmuş değilsiniz, bunu diyebilir miyiz?
Bunu diyebiliriz. Çin’le işin olmayacağı kanaatine varırsak o zaman ikinci teklife geçeceğiz. Yani Avrupa teklifi. Ocak sonuydu, bunu nisan sonuna kadar uzattık. Nisan sonuna kadar diğer iki teklif geçerli. Nisan sonuna kadar tekliflerinizi iyileştirirseniz biz bunları dikkate alabiliriz. Dışişleri Bakanı’nın söylediği bu.
HQ-9 ve Patriot’un yetenekleri sınırlı

- Çin füzesi HQ-9 ile ilgili Batı basınında pek çok eleştiri okuyoruz. Dikkatimi çeken bir eleştiri de şu; Türkiye’nin Batı ittifakı ile ilişkilerini riske atma pahasına gündemine aldığı HQ-9 savaş koşullarında test edilmiş bile değil.
Füze önleme o kadar da oturmuş bir teknoloji değil. Zaten bu projede bizim iki amacımız var. Birincisi düşman uçaklarına karşı hava savunma, ikincisi de füze savunma. Büyük ağırlık da hava savunmadadır çünkü bu düzeyde sistemlerle füze savunmada yapabilecekleriniz sınırlıdır. Patriotların ya da HQ-9’un füze savunma yetenekleri sınırlıdır. Biz ihale sırasında HQ-9’un atış testlerini yaptık. Hatta kendi verdiğimiz senaryoyla yaptık. Oralarda teknik tereddüdümüz yok.

- NATO diyor ki; ‘Hem güvenlik konularında her sıkıştığında yardıma çağırıyorsun, hem de benim şüpheli baktığım ve istihbarat paylaşmayacağım bir ülkenin teknolojisini tercih ediyorsun’.
Bu sistemin kullanımı, NATO tarafından desteklenip desteklenememesi, bunlar bizim sorumluluğumuzda olan şeyler. Nasıl Altay tankımızı kendimiz yapıyoruz, NATO’nun bir harekâtı olursa kullandırırız veya kullandırmayız. Bu da öyle.

- Bilgi ve istihbarat paylaşımı konusundaki tereddütleri nasıl gidereceksiniz?
Bu projede NATO’ya ait hiçbir bilgi Çin tarafına geçmiyor.

- O halde Batı’nın bu noktalardaki güvensizliği tamamen manasız mı?
Ben endişeleri tamamen yok saymıyorum. Kabul edebileceğimiz endişelere muhakkak ki var.

- Hangileri?
Bilgi güvenliği farzımuhal. Bunu kabul ediyoruz ve tedbirleri alıyoruz. Bütün detaylara Batılı müttefiklerimiz hâkim olmadıkları için endişe duyuyor olabilirler ama biz o konuda açık davranıyoruz. İstiyorsanız gelin bunları size izah edelim diyoruz.

- Çin füzesi almak da bizim dış politikamızla ilgili değil mi? Demek ki bu tercih salt maliyete göre yapılmadı.
O da bizim dış politikamızla ilgili tabii. Bizim geçmişte kullandığımız böyle bir enstrüman vardı. Kırmızı liste, sarı liste diye tabir ettiğimiz Dışişleri Bakanlığı’nın aleyhimize politikalar uygulayan ülkeleri koyduğu listeler vardı. Türkiye bunlardan mal almasın dediği bir politika vardı. Bugün pek uygulamıyoruz ama.

- Çin firması CPIMIEC ABD’nin ambargo listesinde olduğu için Türk firmaları da Amerika’da iş yaparken sıkıntı yaşayabilir mi?
Amerika 2013’ün Ocak ayında bu şirkete bu yasasından kaynaklanan bir yaptırım uygulamaya başladı. Bu yaptırım iki senelik, demek ki bir senesi daha var. Bu Amerika’nın kendi dış politikasıyla ilgili bir konu.

- ABD Türk firmalarına da ambargoyu uygulamakta ısrarlı olursa bu ne anlama gelir?
Bence bu bir siyasi mülahazadır. Biz hassasiyetlerin hepsini dikkate almakla mükellefiz tabii ki, NATO ittifakının bir üyesiyiz. Ama bunun ötesinde bu iş 1974’teki gibi Türkiye’ye ambargo veya ona benzeyecek bir duruma girme seçeneğinin dikkatli değerlendirilmesi gerekir. Bu eskalasyondur. Bence kimse açısından mantıklı bir hareket olmaz.

Devletin iradesi netleşti

- Son iki yılda etrafımızdaki ülkelerle kavgalı gözüküyoruz. Başbakan’ın çevresinin ‘değerli yalnızlık’ diye tanımladığı bu durum sizin işlerinize yansıyor mu? ‘Artık yalnızlaşıyoruz daha çok kendi işimize bakalım’ gibi bir psikoloji var mı?
Bize çalışma düzeyinde yansıyan öyle bir psikoloji yok ama şu var; bence hükümet de TSK da, devletin bir bütün olarak bu konudaki iradesi oldukça netleşti. Türkiye savunma sanayisi konusundaki çözümlerini üretecek. Bu taktik bir konu değil. Bugün Suriye ile aramız bozuk diye değil. Zaten bizim o çözümleri yaratmamız onar yılları alacak. Biz mesela Hava Kuvvetleri ile geleceğin milli savaş uçağı projesini çalışıyoruz. İki senedir bunun konsept tasarımı üzerinde çalışmaktayız. Bu projedeki zaman dilimimiz 60 yıl. Bugün Suriye ile aramız bozuk da 60 yıl içinde kim bilir kaç kere düzelecek kaç kere bozulacak. Ama Danimarka olsaydık başka bir analiz yapabilirdik, savunmaya niye para harcıyoruz diyebilirdik. Türkiye’de ise askeri konuların önümüzdeki en az 50 yıl gündemden çıkmayacağını söyler basit bir hesap bile. Etrafımızda neredeyse stabil bir ülke yok, hepsi değişik biçimlerde kargaşa içinde. Türkiye kısa vadeli ve taktik davranamaz. Yarın her şey iyi olacak inşallah diyemez.

İHA’lar aşağıdakini tanıyamaz

- Uludere’de 34 gencin ölümüyle sonuçlanan bombardımana neden olan İHA’lardan (İnsansız Hava Aracı) alınan görüntülerdi. Uludere konusunda sizin gibi bu teknolojileri geliştiren pozisyonlarda olan insanların ne hissettiğini merak ediyorum.
Biz işin operasyonel tarafında değiliz ama bir şekilde bir köşesinde olan bir kişi olarak yorumlayabilirim. İnsansız hava aracı mücadele etmeniz gereken kimse onunla mücadele etmenizi, ateş gücünüzü noktasal kullanmanızı sağlıyor. Ama bunun da sınırları var. Uludere’de olan bence o. Gece görüşü kameralarının orada aldığı bir izdir. ‘Orada sivil vatandaş yoktur’ şeklindeki bir istihbarat bilgisiyle birleşmesi gerekiyor ki siz ateş gücünüzü oraya sevk edin. Tabii bu olaylar ‘Bu işi daha nasıl iyileştirebiliriz’ şeklindeki arayışlara yol açıyor. Ama teknoloji hiçbir zaman şunu yapmayacak; 10 bin metre irtifada uçan bir hava aracının oradaki kişiyi tanıması noktasına getirmeyecek.

- Bu tür teknolojilerin saldırı amaçlı kullanımı konusundaki etik tartışmanın Türkiye neresinde?
Terörle mücadelede Türkiye hep askeri gücünü çok itinayla kullanma gayreti içinde oldu. İsrail’in Gazze harekâtlarını veya Amerika’nın Afganistan’da yaptıklarını düşünün. Oralarda bu harekâtlar hep toptancı bir yaklaşımla yapılıyor, kim varsa bombalıyorlar. Türkiye terörle mücadelenin ilk dönemlerinde bile bu tür bir toptan halka karşı askeri güç kullanımına gitmedi. Ama hataları olmuş olabilir.

ASELSAN münferit görünüyor

- Aselsan’daki intiharların sizin açınızdan şaibeli bir tarafı var mıydı?
Biz öyle bir ilişki kuramadık. Aselsan’dan aldığımız verilerde de bunu destekleyen bir şey yok. O resmi tamamlayamıyoruz. Münferit vakalar gibi görünüyor. Fakat bu konuda da çok saf olmamız gerekmiyor. Dünyada böyle şeyler olmuyor değil. Biliyoruz İran’ın nükleer programında çalışan bilimadamları sürekli suikasta uğruyorlar. Bizde de bu bir tedirgin etme enstrümanı olarak kullanıldıysa onu bilemem.
Cansu ÇAMLIBEL - YÜZ YÜZE
http://www.hurriyet.com.tr


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Şub 2014, 17:01 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 15 Tem 2012, 18:43
Mesajlar: 1138
Yaş:
Zaten savunma harcamaları Müsteşarımızın da bahsettiği gibi yüzde olarak düşmüş, NATO standardının bile altında. (Röportajda bahsedildiği gibi bir Baltık ülkesi değiliz, Ortadoğudayız.)

Bence konuşulması gereken azaltılıp azaltılmaması değil arttırılması olmalı.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 00:05 
Çevrimdışı
Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14 Tem 2012, 17:15
Mesajlar: 163
Konum: Bursa
Yaş:
Sayın Murat Bayar'ın görev süresinin kesinlikle uzatılması gerektiğini düşünüyorum en azından birkaç projenin finişini görmeli. Bir aralar görevden alınacağı söyleniyordu umarım gerçekleşmez.

_________________
"Savaştan kaçınmak mümkün değildir, sadece düşmandan üstün olana kadar erteleriz. " Niccolo Machiavelli


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 00:31 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 15 Tem 2012, 19:06
Mesajlar: 4388
Yaş:
Alıntı:
Eskisi gibi savunma bütçesi %4 olmalı. 700 bin kişilik orduyu bu bütçeyle besleyince sonra bu nasıl özel kuvvet diye çok daha söyleniriz.

Eskinin %4'ü şuanın %1'i ediyor mu acaba? Yüzdelerden ziyade, ayrılan bütçeye dikkat etmek daha faydalı bence. Herşeyin fazlası zarar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 11:07 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 993
Yaş:
Alıntı:
Sayın Murat Bayar'ın görev süresinin kesinlikle uzatılması gerektiğini düşünüyorum en azından birkaç projenin finişini görmeli. Bir aralar görevden alınacağı söyleniyordu umarım gerçekleşmez.
Aynen katılıyorum!
Akpnin sonu gelene kadar el altında kalsın ki, soruşturmalar patladığında nerede diye aramayalım.
Özellikle Istanbul'lular bu mayıs-haziran da barajlarda dibe vuran seviyelerde kanalizasyon kokulu suları içmeye kullanmaya başladığında beni hatırlasınlar. Arıtma için aktif karbon bulamadıklarında sorumlu kim diye sormasınlar:sorumlusu belli.

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 15:41 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 24 Tem 2012, 13:55
Mesajlar: 436
Yaş:
Niye aktif karbon bulamasınlar,tek kaynak siz misiniz?

_________________
Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 15:47 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 993
Yaş:
Alıntı:
Niye aktif karbon bulamasınlar,tek kaynak siz misiniz?
Büyük alımlarda parasını bazen 1 sene önce verirsin. Ama bizimkiler kuraklığı daha yeni fark ettiler ve daha ne yapacaklarını bile bilmiyorlar. Sondaj mı açsak, duaya mı çıksak diye bilimsel çalışmalar yapıyorlar. Bu nedenle bastın mı parayı alırım aktif karbonu falan diyemezsin.
Bu nedenle kanalizasyon kokulu banyolar alırken beni hatırlarsınız.
Sanırım neyi kast ettiğimi anladınız, sayın mirliva

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 16:04 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 24 Tem 2012, 13:55
Mesajlar: 436
Yaş:
Yani ellerinde yeterince stok yok mu diyorsunuz?

_________________
Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 16:07 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 14 Nis 2013, 15:22
Mesajlar: 1541
Yaş:
Alıntı:
Yani ellerinde yeterince stok yok mu diyorsunuz?
aktifkarbon patates değil stok yapasınız , üretim aşaması var pat diye üretilen bir şey değil. Bu sebeplerden dolayı siparişinin veya üretiminin aylar önce veya 1 sene önceden yapılması gerekiyor ihtiyaç fazlaysa '' ki İstanbul için oldukça fazla '' 1 senede üretilir , patates değil yani bahsettiğimiz şey kamyon kamyon getiresiniz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 16:11 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 24 Tem 2012, 13:55
Mesajlar: 436
Yaş:
Sn.Leviathan aktif karbonun patates olmadığına dair bilimsel açıklamanızdan dolayı teşekkür ederim,üretim aşaması olması da gayat ilgin gerçekten.Demekki üretilen bişeymiş,öğrenmiş olduk!

Yani sonuç olarak stoklanabilen bir şey değil mi,kullanım ömrü çok mu kısa?

_________________
Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 16:17 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 14 Nis 2013, 15:22
Mesajlar: 1541
Yaş:
Alıntı:
Sn.Leviathan aktif karbonun patates olmadığına dair bilimsel açıklamanızdan dolayı teşekkür ederim,üretim aşaması olması da gayat ilgin gerçekten.Demekki üretilen bişeymiş,öğrenmiş olduk!

Yani sonuç olarak stoklanabilen bir şey değil mi,kullanım ömrü çok mu kısa?
Stoklanır stoklanmasına ama bizde doğru düzgün üretilmediğine göre hatta bilsem bu sektörü hiç üretilmiyor gibi kesin konuşabilirdim çünkü piyasada göremiyorum , dolayısıyla üretmediğimiz için stokta mümkün değil , dışarıdan alacaksanız bile adam stoklarını size verecek mi vermeyecek mi belli değil , çünkü her ülke ihtiyacı dolayında üretim yapar kısacası önceden Türkiye 5 sene sonra buna ihtiyaç duyacak biz Türk dostlarımız için şimdiden üretelim demezler , kendi devlet stoklarını size açacak değiller ihtiyaçları var ki o stokları başka yerde kullanacaklar demektir , başka ülkeden alınan her şeyde özellikle büyük ihtiyaç var ise önceden siparişi verilir. Ha CTRL-C CTRL-V yapabilen bir makine varsa yer yüzünde sorun olmaz elbette , bu sebepten dolayı stoklarda hiç yok mu gibi bir soru sormak çok yersiz olacaktır çünkü stoklarda olması için ya bunun üretimini yapmanız gerekiyor veya dışarıdan ticaret kuralları gereği ihtiyaca göre sipariş vermeniz gerekiyor ki , dışarıdan alacağınız ürün size pat diye gelmez bir üretim planları vardır o planları bitince sıra sizin aktifkarbonunuza gelir , bu şuna benzer ordumuzun diyelim 500 kadar F-35 ihtiyacı var ve F-35'leri biz üretiyoruz stoklarımızda ise 50 tane mevcut ve şu şu tarihte orduya 100 olunca ilk teslimatı yapacağız , bu esnada Fransa diyor ki Türkiye ben sizden 70 kadar F-35 almak istiyorum benim için bunu üretin parası neyse verelim , F-35 üreten Türkiye ilk planda olan 500 F-35 bittikten sonra Fransa için olanları üretmeye başlar.

Umarım daha net anlatabilmişimdir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 16:27 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 24 Tem 2012, 13:55
Mesajlar: 436
Yaş:
Sn.Leviathan aktif korbonun üretim sürecinin zahmetli veya kısıtlı olması,yurt içinde üretiminin olup olmaması başka bir şey.Siz bana tedarik sürecinden bahsediyorunuz o kısmı anadım,cepte!Bense çok daha basit bir soru sordum zira aktif korbonla olan ilişkim zaman zaman akvaryum filitresinde kullanmaktan ibaret.Yani konuyla alakalı bilgim çok çok kısıtlı olduğu için ahkam kesmek durumunda değilim.Şunu soruyorum;daha önceden (artık bir sene mi dersiniz iki sene mi dersiniz?) zor zamanları da hesap ederek tedarik edilmiş olamaz mı?Yani eminmiyiz aktif karbon olmadığından?Gerçekten bilmediğim için soruyorum?

_________________
Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 16:34 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 14 Nis 2013, 15:22
Mesajlar: 1541
Yaş:
Ben olduğundan veya olmadığından emin olsam zaten kesin konuşurum , ben sadece tedarik sürecini anlatıyorum. Henüz ülkede ciddi şekilde üretildiğini görmüş değilim sonuçta İstanbul'dan bahsediyoruz her hangi bir mahalle için lazım değil bu materyal , öyle olsaydı kimyasal kıyafetleri kendimiz üretirdik.

Ortada bir eksiklik mevcutsa yetkililerin bunu gizleyip saklamaması lazım üretmeye şimdiden başlamaları gerekir üretecek çapları yoksa dışarıdan tedarik etmeleri gerekir , aksi halde millete ihanet sayarım çözümü bildiği halde insanları zor durumda bırakmayı. Benim kitabımda millete ihanetin '' varsa böyle bir durum olduğu veya olmadığıyla ilgili bir belge mevcut değil '' cezası görevden alma yada hapis değil bambaşka bir şeydir onuda yazarsam tehdit algısı oluşur , kişisel düşüncelerimiz ile konuyu kirletmemek en doğrusu olacaktır , ben umuyorum elimizde vardır veya tedarik edilmeye başlanmıştır hem halkımız milletimiz zor durumda kalmaz , benim için hava hoş İzmir'in etrafı dağlık gider dağdan alırım suyu kazana koyar kaynatırım sonra damacanaya aktarırım lıkır lıkır içerim , İstanbul için aynı şey söz konusu değil bu yüzden insanları zor durumda bırakmamak için şimdiden önlem alınması gerekiyor almışlarsa zaten bizim bir şey söylememize gerek bile kalmaz.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 16:43 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 24 Tem 2012, 13:55
Mesajlar: 436
Yaş:
Elbette tedbir alınmamış olması milyonlarca insanın sağlığıyla oynamak demektir.Umarım öyle değildir.Aslında ilk ''stoklarda yok mudur?'' diye sorduğumda, sn.aktifkorbon'un malumatı olduğunu düşünerek sormuştum.Teşekkür ederim,sn. Leviathan...

_________________
Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 17:32 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 993
Yaş:
Sayın Mirliva;
Malesef stoklarımızda aktif karbon falan yok. Dünya ticaretinde hiç kimse aktif karbonu 1 yıldan fazla stoklu tutmak istemez. Çünkü saklanması sırasında yaşanacak en ufak şey malzemenin pert olmasına neden olur.
Bununla birlikte sadece Istanbul'un her su kaynağı için farklı aktif karbona ihtiyaç vardır. Yani Ömerli'de ki suyu güzel filtre eden aktif karbon Çekmece'de işe yaramaz. Bu nedenle amaca uygun aktif karbon almak zorundasınız. Daha önce İSKİ ile ilişkilerimizde dünya devi olan bazı aktif karbon firmalarının bazı tiplerinin bazı kaynaklarda hiç bir işe yaramadığını gördük. Bizim reaktör müsait ve proses avantajlarından dolayı farklı ürünleri geliştirip çok iyi sonuçlar yakaladık. Ama aynı performansta aktif karbonu gidip herhangi bir üreticinin rafından toparlıyamazsınız.

Size Istanbul için gerçekte kullanması gereken miktarı söyle izah edeyim. 1 m3 su için 10-20gram toz aktif karbon kullanılır. http://www.iski.gov.tr/Web/statik.aspx?KID=1001130 ortalama 2,400,000.oo m3 günlük kullanım için hesaplarsak:
2,400,000 x 0,015 gram/m3 karbon dozlama = 36,000.oo kg/gün Aktif karbon gerekir. Yılda 13000ton aktif karbon yapar. Bu da hacim olarak 26bin m3 stoklama demektir. Suyunuz çok kirli ise bu dozlama 15 gram değil 20+ değerlerine çıktığında miktar da katlanır. Hava ve nem almayan maksimum 1 metre yüksekliğinde paletlerin birbirine değmeden saklanması ise oldukça zordur. Bu nedenle tedarik sürekli olursa üretici firma sizin için(Böyle kapasiteler için) birkaç reaktörünü size bağlar sürekli üretimi taze taze size aktarır.
Kullandığınız aktif karbonları da imha veya geri kazanım için o firmanın geri alması gerekir. Tabii Basell Antlaşması uyarınca kullanılmış aktif karbonlar(tehlikeli atık sayıldığından) sınırlar arası nakliyesi yapılamaz. Biz ne yaparız çöpe atarız veya yakarız. ..... bu akılcı bir çözüm müdür??? Hayır resmen dangalakçadır. Hatta İzmir belediyesi arsenik arıtma tesisinden çıkan bu atıkları bile yakmayı planladığını söylediğinde kimseden ses çıkmamıştı. İşin aslına bakarsanız o tesiste aktif karbonları sürekli kullanacaklarını değiştirmeye gerek olmadığını da söylemişlerdi ya...neyse bazı aptalca uygulamalara girip konu dağılmasın ;-)

Yukarıdaki sebeplerden dolayı ihtiyacınız olduğunda ihtiyacınıza uygun aktif karbon tedarik edemezsiniz. Ülkemizdeki üretime gelince: Malesef tek endüstriyel üretim tesisi benimki idi ve onu da o meş-um nbc ihalesi nedeni ile çalışamaz hale getirdi ssm ve tubitAK-MAM. İşte bu nedenle başarı hikayelerine falan inanmıyorum. Oranlarla ihracat rakamları ile kandırıyorlar. Ama sadece OFFSET kapsamında belki 15milyar dolarlık ihracat hakkımız var iken kalkıp 1milyarlık ihracat yaptık diye övünen göz boyacılardan başka bişey değil bunlar. Kasım Aralık aylarında ortada fabrika yok iken ve müyendisinden işçisine sekreterine eleman ararlar iken (sanırım 17aralık korkusundan) ne oldu ise ocak ayında iki yıllık üretimi birden teslim edivermişler, o NBC ihalesi kapsamında.

NBC ile Istanbul'ın kuraklık belasının ilişkisi işte böyle. Bu saatten sonra o suları arıtmak için karbon da bulamazsınız. Artık tek uygulanabilir yöntem YAĞMUR DUASIdır, yöntem dir ama bilimselliği ve güvenilirliği tartışılır. İşe yarasa idi Mekke kum çöllerinin ortasında kalmazdı

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 17:54 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 24 Tem 2012, 13:55
Mesajlar: 436
Yaş:
Teşekkür ederim sn.aktifkarbon,kronikleşmiş ön görüsüzlüğümüzün yine yeni yeniden tezahürü yani.Bu arada aktif karbonun basit bir akvarist olarak ikinci defa kullanılmayacağını ben bile biliyorum,bunlar nasıl sürekli kullanmaktan bahsedebiliyorlar anlamadım.Gerçi bir reçine ile işlemden geçirip birkaç defa daha kullanılması ile ilgili bir şeyler hatırlıyor gibiyim ama oda toz aktif karbon için değil sanırım.

_________________
Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 18:43 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 14 Nis 2013, 15:22
Mesajlar: 1541
Yaş:
Bulut tohumlama çözüm olabilir ancak doğru şekilde yapacaklarına pek inancım yok , bunun dışında İsrail gibi denizden çıkartmakta çözüm olabilir elbette İsrail gibi her bir haltını deniz suyundan çevirerek kullanmak için ciddi projeler gerekiyor o projelerde 3-4 yıldan aşağı bir zamanda gerçekleşecek projeler değil.

Geriye sadece bulut tohumlama kalıyor , elbette bugüne kadar bilim adamlarına ve uyarılarına zerre önem vermeyen adamlar o bulut tohumlama işinin b*kunu çıkartabilirler bunun sonucunda barajın dolmasıyla birlikte bölge Tuna'nın taştığı dönemlere dönüşür o zamanda 2. Venedik demeye başlarsınız İstanbul bölgesi yerine.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2014, 19:28 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 993
Yaş:
Kelebek etkili gibi konu konuyu sürüklerken konu başlığından kopabiliyoruz.
Bu nedenle bazılarımızın alkışladığı medyatik destekli kişi ve kurumun nedense hep gösterdiklerini tartışıyor ve neredeyse hiç bir icraatini kabul edemediğimiz bir hükümetin organı olduğunu unutuyoruz. Hükümeti destekleyenlerimiz olabilir, ama onların da analitik düşünmesini tavsiye ederim. Sonuçta konular tüm açıklıkları ile ortaya konuyor, bir ihalede yaptıkları bir başka alanda korkunç açmazlara sokuyor.
Sonuçta susuz kaldığımızda ve mevcut suları arıtamadığımızda bunun başlıca sorumlusunun SSM olduğunu bilmenizi istedim. Ve şunu da belirteyim forumumuzdaki bu başlığı ilginç bazı bakanlıkların da okuduğunu oradan siteme girip inceleme yaptığını da tespit etmiş bulunuyorum. İsteyen yazdıklarını bu detay ile şekillendirebilir.

Sonuçta kendi aktif karbonunu yapamayan ama dünyanın en iyi KBRN önlemlerine sahip bir ülkeyiz diye yalan söyleyen bir kurumun başındaki kişi bu işin sorumlusudur. Söylediklerimde tek bir kelime yanlış var ise savcısı da hukuk sistemi de ellerinde.... Ama dilsiz şeytan sağır sultanı oynamak işlerine geliyor.
.... O dönemde önümüz açılsa idi bugün tek başımıza mevcut savunma sanayi ihracatımızın %50sini yapar, yeni sektörlerin gelişmesi için de kapı aralanırken, halk temiz içme suyuna, temiz çevreye(2senedir Ergene suyunu kimin kirlettiğini bile bulamayanlar var ama!), ayrıiletken üretiminde kullanılan nadir toprak elementlerinin üretimine, Hidrojen pillerine kadar bir sürü şeyin üretimi de gerçekleşebilirdi...... düşününce bu anahtar ürünün neden ürettirilmediğini anlar gibi de oldum ya...neyse

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 18 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye