TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 19 Oca 2018, 12:46

Tüm zamanlar UTC+03:00


Üye alımı belirsiz bir tarihe kadar kapatılmıştır,mail yolu ile ve ya sosyal hesaplar üzerinden taleplerde bulunmayınız.
Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 16 Tem 2012, 20:05 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 21:28
Mesajlar: 46
Yaş:
TrMilitary Murad Bayar Röportajı

Biz TRmilitary olarak Türkiye’de Savunma Sanayi’nin gelişimi konusunda kamuoyunu bilinçlendirmeye çalışan bu konuda faaliyetler yürüten bir yapıyız bu bağlamda ropörtaj talebimizi kabul edip ve bizimle görüştüğünüz için tüm TRmilitary ailesi adına size teşekkür ederiz.

-Esas biz size teşekkür ederiz bu konudaki çalışmalarınızla bir nevi bizim reklamımızı yapıyorsunuz . Sitenizi sürekli takip ediyorum ve faydalanıyorum.

Sitemizi takip etmeniz bizi çok sevindirdi. Sitemizde bu konularda çok kaliteli arkadaşlarımız var.

-Evet öyle

İsterseniz röportaja başlayalım.

-Tabi

Amerika’dan alacağımız 30 yeni F-16’nın Kıbrıs üzerinden uçamaz şartı konusunda son durum nedir.

-Kıbrıs konusunu biraz araştırmak lazım, şöyle bir konu aslında 80 veya 90’ların başında çıkmış bir Amerikan yasası o. Yani Türkiye’ye özgü koydukları bir şart yok burada ve bu yasa aslında. Amerika’dan FMS usulü ile alım yapan her proje ve her ülke için geçerli. Orada öyle bir madde var dolayısı ile Yunanistan’da bu doğrultuda bir alım yaparsa o madde onlar içinde geçerli Ruslar alırsa onlara da geçerli. Tabi Kıbrıs’ı ilgilendiren ülke sayısı belli ama, Amerika’dan İsrail alırsa onlara da geçerli bu madde. Yani aslında statüko yu gözeten bir madde o. Burada Amerika’nın dış politikasının bir ifadesi var diyor ki Kıbrıs’ta bir durum var bu durum iki taraf adına da bozulmayacak yani aslında zımnen bu durumu kabul ediyor mevcut durumuda reddeden bir madde yok orda. Türkiye’ye özel olarak konulmuş şu uçak buradan uçar, bu buradan uçacak diye bir madde yok. Orada genel bir ifade var diyor ki Kıbrıs’ta ki bölünmeyi daha fazla arttıramam.

Bu 30 uçak düşen F-16’larımızın yerine alınan uçaklar değil mi? İlerde F-16 serisini devam ettirmeyi düşünüyor musunuz?

-Hayır. Zaten devam ettiremeyiz çünkü o hat kapanıyor. Bunlar aşağı yukarı son üretimler olacak. Belki bir iki ülke daha olabilir. Malum bunların yerine Amerika’daki fabrikada üretilecek JSF’ler geçecek onun için bizim alımımız kayıp uçakların telafisi ve BLOCK 40 ve 50’lerin modernizasyon programından dolayı TAİ de modernize edilecek olan uçakların yerine olacak. Bu sayı maksimum şekilde 30- 40’lara kadar çıkıyor. Yani göklerden biz 30- 40 tane uçağı alıp TAİ’de modernizasyona sokuyor olacağız ve onlar birkaç sene orada olacaklar. Yani herhangi bir durumda Hava Kuvvetleri’nin 30 uçağı eksik olacak. Bir rasyoneli de bu havadaki açığı kapamak.

Milli tank için Otokar’a verilen tank tasarlama ve geliştirme grevine motorda dahil mi?

-Hayır. Motor dahil değil. En azından bu aşamada değil. Motoru dışardan alacağız.

Peki bu tankın kalitesi ne olacak. Mesela bir LEOPARD-2 ile yarışabilecek düzeyde olabilecek mi?

-Muhakkak ki hedefimiz mevcut tanklardan daha iyi bir tank yapmak. Zaten biliyorsunuz mevcut tankların çoğu 60’lı 70’li yılların tasarımı. Leopard’lar Abrams’lar bunların çoğu 70’li yılların tasarımı. O zamandan beri dünyada yeni bir tank tasarlanmıyor. Bir tane var o da şimdi Korelilerin üzerinde çalıştığı tank. Yeni modeller var modifikasyonlar var ama ana hat itibarı ile yeni bir tank tasarımı yok. Biz tamamen beyaz bir sayfa açacağız ve yeni bir tank tasarlayacağız. Hedefimiz mevcut neslin üzerine çıkmak.

Yeni nesil bir tank üreteceğiz diyebilirmiyiz.


-Evet yeni nesil bir tank. Ama şu da değil bu tank evrimsel olacak devrimsel devrimsel değil. Mesela elektromanyetik top olmayacak biz bunları geçmeyeceğiz klasik top olacak, çok modern bir atış kontrol sistemi olacak. Yani tank 3.5’uncu nesil olacak 4’üncü olmayacak ama mevcutlardan iyi bir tank olacak hedef o.

Bu süreci ne kadar planlıyorsunuz ?

-Süreç 6 sene. Prototip geliştirme süresi 6 sene .

Seri imalat

-Prototip başarılı olursa oradan devam edeceğiz. Bu 6 senenin 3’üncü 4’üncü senesine doğru bir fikrimiz oluşur. Projenin şekli ortaya çıkar, ondan sonra seri imalat çalışmalarına başlarız. Doğrudan seri üretim başlamış olur.

6 sene tank geliştirmek için kısa bir süre. Demek ki bizim tank konusunda iyi bir altyapımız mevcut.

-Evet mevcut iki tane modernizasyon programı yaptık. Leopard’lara taktığımız atış kontrol sistemleri var ve son derece başarılılar. Öbür taraftan toplu makine var Makine Kimya’da yapılıyor. Bir zırh eksik bana göre. Zırhı tamamlamamız gerekiyor. Motoruda şimdi düşünmüyoruz motor sonra.

Namlu

-Makina Kimyada M-60’da kullandığımız namlu.

Mermi

-Mermi M-60 projesinde mermide var. Makine Kimya’da 120’lik mühimmat yatırımı yapıyoruz şu anda. Bir iki sene içinde seri üretime geçecek. Dolayısıyla mermi mühimmatımız var. Namluyu da yapıyoruz orda Onu taşıyacağız modern tanka.

Göktürk projesi hakkında bilgi alabilirmiyiz.

-İhaleyi yapıyoruz. Bu sene bir karar veririz. O bir alım projesi zaten. Dışarıdan yapılan bir alım. Bunu yaparken de Türk şirketlerine roller vereceğiz. Bunlar ağırlıklı olarak yer sistemleri olacak. Belki uydunun alt sistemleri de olabilir. Onunla paralel 2.5 m çözünürlüklü geliştirme projesi var. TAİ ve TÜBİTAK arasında yapılıyor.

Bu konuda MSB ile TÜRKSAT arasında bir yetki tartışması olmuştu. Bu tartışma nasıl sonuçlandı.

-Tartışma sonuçlanmadı. Bu biz yaparız siz yaparsınız meselesi değil. Bu sektörde üç tane rol var. Bir tanesi kullanıcı. Uyduyu kullanacak olan kurum. İkincisi uydu, projesinin tedarikini yapan ihaleyi açan kurum. Üçüncüsü ise uyduyu yapan sanayi kuruluşu. Şimdi dünyada uydu operatörü ile uyduyu kullanan kuruluşlar ayrı. Yani bunun beraber olduğu hiçbir örnek yok. Uydu operatörü uydu yapıyor diye bir tane örnek yok. Uyduları da genellikle havacılık şirketleri yapıyor. Şimdi bizim burada dediğimiz şey şu. Zaten biz TÜBİTAK ile uzun vadeli bir çalışma yaptık. Türkiye’nin önünde ciddi bir uydu programı var. Tüm projeleri topladığımız zaman önümüzdeki 20 sene boyunca her 1.5 senede bir uydu fırlatacağız. Askeri gözlem uydusu, askeri haberleşme uydusu, sivil gözlem uydusu, sivil haberleşme uydusu gibi. O zaman bu ciddi bir uydu programıdır. Bunun altında ciddi bir sanayi katılımı planlamalıyız. Ulaştırma Bakanlığı’na müşterek bir strateji geliştirelim dedik. Burada kullanıcılar var TÜRKSAT, Hava Kuvvetleri kullanıcıdır. Bide sanayi var. Sanayi de bizim kanaatimize göre Türkiye’nin havacılık ve uzay şirketi TAİ’dir. Ulaştırma Bakanlığı bunu ar-ge, plan programlama gibi yerlerinde TÜBİTAK ile çalışır dedik. Ama ana entegrasyon TAİ’dir. Bir takım alt sistemlerde olabilir. Ama sanayide bu tek merkez olmalıdır. Şimdi TÜRKSAT’ın şöyle bir hevesi var. Bu bir heves başka bir şey değil. Biz efendim uydu işletiyoruz. Buradan da uyduyu çok iyi biliyoruz onun için en iyi uyduyu biz yaparız. Bu THY’nin uçak yapmaya kalkması gibi bir şey. Biz uçak uçurmayı çok iyi biliyoruz en iyi uçağı biz yaparız demesi gibi bir şey. THY uçak yapıyor mu? Hayır gidiyor sanayiden alıyor. TRT’nin televizyon yapmaya kalkması gibi bir şey. TÜRKSAT bunu yapamaz. Çünkü TÜRKSAT bir sanayi kuruşu değil. Yani mühendislik, kalite kontrol, konfigrasyon, imalat, aktivasyon gibi birimler yok orada. Ama bu noktada tam anlaşamadık ben kendilerine çok anlattım dünyadaki örneklerine gidin bakın bana bir tane operatör getirin uydu yapan dedim. Türkiye farklı diyorlar işte Türkiye’yi bu hale getiren zihniyet bu.

Pakistan ile Babür konusunda ortak bir karara varıldı mı?


-Pakistan ile ortaklığımız var. Böyle kritik konularda çalışıyoruz deniz teknolojileri alanında elektronik harp alanında milli tank alanı da dahil olmak üzere bir çok askeri alanda çalışmalarımız var. Uluslararası şartlar var bir takım uzun menzilli füzelerle ilgili. Onlara herkes uymak zorunda. Pakistan uymasa da biz uymak zorundayız.

O teknolojiyi edinmek için çalışmalarımız var mı?


-O teknoloji açısından bir sorun olduğunu zannetmiyorum. Yani o sadece referanslarımıza göre bir operasyonel konsept meselesi. Yani öyle uzun menzilli bir füze yapma konusunda bir mesele yok. Neye yarar uzun menzilli füze bir harekat sırasında nasıl kullanacaksınız?

Stratejik noktaları vurmakta kullanılabilir.

-Bir kere öyle bir hassasiyeti yok. Stratejik nokta dediğin bir üst mesela. Bu bir CRUİSE füzesi değil ki. Atıyorsun km lerce sapıyor. Menzile bağlı olarak 2000 km de %1 sapsa 20 km sapar. Binde bir sapsa bu 2 km yapar. Nereyi vuracaksınız bu füzelerle.

Net bir söylem yok bu konuda, bu füzelerin CRUİSE füzesi gibi olacağı da söylendi bir ara.

-Öyle olsa bile onunla bir nokta vurabilirsiniz Scut füzeleri gibi. Saddam attı da ne oldu İsrail’e bir şey mi oldu. Askeri olarak bir yenilgiye mi uğrattı? Yo koca bir şehrin üzerine atıyorsunuz bir binayı rasgele vuruyor. Her hangi bir bina yani. Bir tane apartman yıkılıyor ne olacak.

Sonuçta Orta Doğu’da yaşıyoruz. İran yanımızda bir nükleer güç olmaya çalışıyor, üstümüzde Rusya, altımızda İsrail gibi ülkelerin arsasındayız. Türkiye’de nükleer yatırımına başladı. Nükleer santralini kuruyor. Bir gün Türkiye nükleer güce sahip bir ülke olursa bu füzeler işimize yaramaz mı?

-Onu söylemeye çalışıyorum zaten bu füzeler konvansiyonel anlamda kıymeti olan füzeler değil. Yani konvansiyonel bir harp de bunun bir kıymeti yok. Sadece oradaki halkı biraz tedirgin edersin o kadar. Onun başlığı önemli tabi kitlesel imha başlığı olduğu zaman bir anlam taşıyor. Ama o anlamda yine askeri değil oda kitleleri imhaya yönelik askeri hedeflere karşı değil yani. O bambaşka bir konsept ve ben Türkiye’nin böyle bir konseptinin olduğunu zannetmiyorum.

Alacak olduğumuz 100 F-35’in sayısını yeterli görüyormusunuz? İleride bu sayı arttırılacak mı veya başka alımlara yönelecekmiyiz EF gibi?

-Şimdi bunarın hepsi plan. Sadece planlama rakamı. F-35 projesinde şu anda biz diğer 9 ortak ülke ile birlikte MO’yu imzaladık. Ama bu uçak alıyoruz anlamına gelmiyor. Hiçbir ülke için gelmiyor. Amerika için de gelmiyor. Bu sadece üretim yatırımlarını yapacağımız anlamına geliyor. Bu 9 ülke, her ülke kendi payına düşen parayı ödeyecek. Bunlar da çok büyük paralar değil. Türkiye’nin 5-6 sene içinde vereceği para 100 milyon dolar civarında. Şimdi asıl siparişi Türkiye 2012 yılında verecek. Arık 100 mü alırız 110 mu alırız onun kararını o gün veririz. Bize düşende bir planlama rakamı vermek MO’ya giren her ülke bir planlama rakamı veriyor. MO uygulandıktan sonra Amerikan Hava Kuvvetleri uçak sayılarını düşürdü. Bu bir planlama. Bizimki de öyle daha fazla alırsın daha az alırsın bu o zamana göre alınacak bir karar. 2012’de sipariş verilecek. Sipariş paketler halinde verilebilir. Amerika zaten yıllık veriyor. Bu yıl 20 tane bir daha ki yıl 10 tane her yıl bir fon ayırıyor. Şimdi yıllık verilecek. Türkiye’nin de öyle, bu yıllık verilirken o zaman ki şartlara bağlı 10 sene 15 sene sonra ne olacağını bilmiyoruz. Hava Kuvvetleri ne der bunu bu günden bilemiyoruz. O günün şartlarına göre ekleme yaparız çıkarma yaparız bu o gün geldiğinde verilecek bir karar.

EF yapımında teknoloji transferi söz konusuydu ?

-F-35’de böyle bir durum var mı?
F-35’de tabi bu daha sınırlı yani bir iş planımız var biliyorsunuz orta gövde burada yapılacak ama kritik teknolojilerin transferi sınırlı. Diğer 8 ortak için de bu geçerli.

Teknoloji transferi açısından EF daha şanslı olamaz mı?

-Şimdi EF deki bizim için handikap bana göre şu. EF projesine baştan girseydik çok doğru bir adım olurdu. 15 yıl önce girseydik bizim için çok iyi olurdu. Çünkü sanayimiz o gelişme fazının içine girmiş olacaktı ve dediğimiz o teknoloji transferi o zaman tam olarak gerçekleşmiş olacaktı. Avrupa’da 4 tane üretim hattı var ve üretiliyor. Şimdi Avrupa’da böyle bir modelleme yapıldığı için 4 ülkenin sanayisine katılarak ve 4 tane üretim hattıyla pahalıda bir uçak. Çünkü işin içinde birazda verimsizlik var. 6 tane uçak için 4 tane hat kurmana gerek yok 1 hat yeterli ama işin politik şartları gereği her ülkeye bir tane hat kuruluyor. Şimdi siz sonradan gelen bir oyuncu olduğunuz zaman 15 senedir o ülkelerin yaptığı yatırım ve kendi sanayilerine dönen yatırımında maliyetini ödüyorsunuz. Payınıza düşeni ödüyorsunuz ama onun faydasını almamış oluyorsunuz. Çünkü neticede gelişmiş bir proje. Yani biz bundan sonrasında da ortak olabiliriz. Bundan sonrada EF de geliştirilecek çok şey var. Şu anada uçak ağırlıklı olarak hava hava modelidir. Hava yer özellikleri geliştirilecek. Bize yapılan tekliflere göre orada da girebiliriz. Mevcut uçağın teknolojisini açalım diyorlar tamam o da iyi bir şey ama bu teknoloji öyle kitaptan öğrenilecek bir şey değil. Uygulamanın içinde öğrenirsin. Şimdi diyelim ki sana yazılımı açtı 5milyon satır yazılım buyur satır satır çöz. Onun yazılımı sırasında içinde bulunman gerekiyordu . 15 yıllıkta bir süreç söz konusu 15 yılık bir sürecin içinde olmadıktan sonra bir değeri var ama Türkiye öyle bir projeye baştan girmeliydi A400 M’de olduğu gibi. O zaman sanayi işin başından itibaren işin içinde, eşit haklara sahip yatırdığın para bir miktar fazla ödense bile hazır uçak almaktan iyidir ve o yatırdığın para olduğu gibi sanayine geri geliyor. O zaman mantıklı. EF zaten 15 senedir sanayide geliştirilmiş şimdi ben geldiğim zaman bütün o primi ödeyeceğim ama karşılığında sınırlı bir şey alacağım. Bunları söylerken de EF değerlendirmeye devam etmemiz gereken bir uçak.
Ama Türkiye’nin EF-JSF ortak kullanan İngiltere, İtalya gibi ülkelerden bir farkı var. O da şu. Onların elinde bizimki gibi modern bir F-16 filosu yok. İtalya’da İngiltere’de şu an modern uçak filosu yok. TORNADO’lar filan var ellerinden yılların uçakları. Dolayısı ile onlar aşağı yukarı sıfırdan başlayabiliyor. Onun için JSF hava yer uçağı EF çift motorlu hava hava uçağı alıyorlar. Ama benim F-16 filolarım var hava hava ağırlıklı. 240 adet aşağı yukarı hepside yeni sayılır. Ben bu şartlarda EF yi bir yere oturtamıyorum. JSF’yine hava yer diye düşündüğün zaman EF konsepti Türkiye için zor.

Havadan bağımsız denizaltı için son durum nedir?


-Bu denizaltıyı yapacağız. Seneye bir sonuç alırız diye düşünüyorum. Bu büyük bir proje biraz zaman alacak. Seneye karar vereceğiz. Sene sonuna doğru belki yetiştirme planı oluşturulur. 10 senelik bir proje olacak bu.

İleri seviye eğitim uçağı için yerli uçak üretme girişimi ne durumda?

-Eğitim uçağı geliştiriyoruz biliyorsunuz HÜRKUŞ. O ileri seviye bir eğitim uçağı.

Bunu yerli bir savaş uçağı izlermi?

-Yapabilirz. Tukano konsepti kullanılıyor biliyorsunuz. İsterseniz bunu silahlandırabilirsiniz. Öyle bir konsept var. Çünkü bu manevra özellikleri iyi olan bir uçak. Bunlar tabi operasyonel konsepte bağlı, senin konseptinde yeri var mı mecbur kaldığınızda olur demiyorum konseptinizde var mı ona bakmak lazım diyorum. Ama bu bir platform olacak. Bu platform değişik maksatlarla kullanılabilir. Ama bu zaman alacağı için şu an Hava Kuvvetleri için ayrı bir ihale yapıyoruz. Ama inşallah o platform çıktığında bu uçak olmuş olacak ve bu baya ciddi bir uçak olacak. Bazen karıştırılıyor Kara Kuvvetleri’nede eğitim uçağı ihalesi açtık o çok basit bir uçak. O değil yaptığımız. Bu iki uçak birbirinden çok farklı.

Yerli piyade tüfeği konusunda son durum nedir?


-Makine Kimya çalışıyor olacak inşallah. O çok önemli bir husus. Çünkü Türkiye artık dünyanın sayılı ordularından birine sahip. Mutlaka bu konuyu çözmemiz lazım. Yapamamamız gibi bir şey bana göre kabul edilebilecek bir şey değil.

TF-2000 projesi hayata geçirilecekmi?

-TF-2000 hayata geçecek.TF-2000’de nasıl hareket edeceğimize karar verebilmek için MİLGEM’in biraz daha ilerlemesini bekliyoruz. Yani MİLGEM’de başarı yakalarsak TF-2000’de de büyük ihtimal ile kendi tasarımımıza gidebiliriz. MİLGEM projesinin biraz oturmasını bekliyoruz.
TF-2000’de orta menzilli hava savunma sistemleri olacak.

Gemiyi kendimiz üretip füzeleri dışardan mı tedarik edeceğiz?

-Şimdi hava savunmada bir çalışmamız var biliyorsunuz. Alçak hava savunma konusunda. Teçhizat anlamında geçişler nasıl olacak bilmiyorum ama hava savunmada da bir kabiliyetimiz oluşmaya başlıyor. KMP ile başladık şimdi alçak irtifayı da büyük ihtimal ile kendimiz yapacağız. Modernize çalışmalarımız var. Bunların hepsi bir araya gelir tahminim. Gemi alanında ciddi bir yol haritası ile çalışıyoruz. Bunun alt sistemlerine, radarlarına, atış kontrol sistemlerine her tarafına gireceğiz onun için denizde çok ciddi bir yol haritamız ve projeksiyonumuz var. Sadece platform değil radar sistemleri, elektronik sistemler, atış kontrol sistemleri bu gün başardığımız projeler var.

A-129’un ilk parti üretiminden sonra ikinci parti üretiminde üzerinde ne gibi değişiklikler yapılacak?

-A-129’daki proje modeli şu anda şu şekilde oluyor. Sıfırdan bizim konfigrasyona göre üretilecek iki aşamada olmayacak. Doğrudan ilk helikopter bizim konfigrasyon dan çıkacak o da şöyle, yeni motor KOMANCHE’nin motoru var üzerinde artı bizim ASELSAN’da yaptığımız görev bilgisayarı yeni sistemleri de biz koyacağız buraya. O bizim ki olacak yani tamamen bizim olacak ilk üretilen helikopter o şekilde olacak 50 helikopterde aynı şekilde olacak.

İhracatta biz söz sahibi olacağız değimli?

-Tabi zaten anlaşmamız o şekilde. Bu helikopter artık müşterek malımız olduğu anlamına geliyor. Bundan sonra bu helikopterle ilgili kim sipariş verirse versin Türkiye İtalya veya başka bir ülke helikopter bu hattan çıkacak. Tek çalışan hat burada TAİ’de çalışan hat olacak.
TAİ’de üretilecek. Artık bundan sonra ne İtalya ne Türkiye T-129’u tek başına satamaz.

Türkiye tek başına üzerinde değişiklik yapma hakkına sahip mi?

-Tabi tabi zaten sistemleri biz kuruyoruz . Tamamen kendimizin.

LONGBROW benzeri bir radar düşünüyormusunuz bu helikptere?

-Koyarız zamanı gelince. Ama mesela o tür işleri çok fazla abartmamak lazım. APACHE’dede LONGBOW radar var. Nedir LONGBOW’un özelliği bir anda 200 den fazla hedefi takip edebiliyor kilitlenip 8 tanesine birden atış yapabiliyor. Şimdi Irak’ta APACHE’ler var kullanılıyor operasyonel olarak LONGBOW radarları ne yaptılar? Oradaki birlik komutanları hepsini söküp depolara koydular ağırlık yapıyor diye. Yani o soğuk savaş konseptidir. Kuzey Avrupa’ya Sovyet tankları girecek de binlerce tank istila edecek de onları durduracak. Yok öyle bir şey. Şu anda benim bu helikopterleri niye aldığım belli. Bazen teknoloji insana güzel geliyor da fazlası zarar. Yok füzeyi atıyorsun camdan giriyor bilmem ne oluyor. Bunların askeri etkinliğinin çok fazla olduğunu düşünmüyorum. Yani iş sonunda süngünün ucana gelip dayanıyor. O yüzden ben çok fazla uzay savaşlarına itibar etmiyorum.

Daha öncede Osman PAMUKOĞLU ile bir röportajımız olmuştu kendiside tek silah vardır o da insandır demişti.

Doğru. Çok abartmamak gerekiyor. İşte Irak’ta ne olduğunu herkes görüyor çok büyük bir saldırı ile Irak ordusu kaçmaya zorlandı ve kaçtı, saklandı. Ama ya sonra hadi bakalım şimdi göster teknolojini. Yani iş süngünün ucuna geldiği zaman teknoloji filan kalmaz.

Savunma Holging konusu ne durumda?

-Savunma Holding konusunda başarılı olamadık.

Proje durduruldu mu?

-Şöyle aslında yapılacak çalışmalar yapıldı kararlar alındı aslında ama uygulamaya geçemiyoruz. Çalışılacak bir konu kalmadı. Kararlar alındı. Ama öyle gözüküyor ki zamanı gelmemiş. Zamanı gelecek ama şimdi başka şeyleri aşmamız gerekiyor.

Bu projede ne gibi faydalar öngörülüyordu?


Hedefimiz şuydu birkaç boyutu var işin birincisi artık projeler çok entegre hale geldi ve bizimde Savunma Sanayi’mizden beklentilerimiz arttı. Bu gün artık bir ATAK projesinden bahsediyoruz. ATAK projesinde yerli helikopteri yapmamız gerekiyor. Nerde yapacağız TAİ’de bir yerde bunun güdümlü silahlarını yapmamız gerekiyor nerede yapacağız ROKETSAN’da . Bir yerde topunu namlusunu yapmamız gerekiyor nerede yapacağız MAKİNA KİMYA’da. Şimdi bir noktada Endüstri’nin entegre bir çözüm getirmesi gerekiyor. Şimdi bizdeki Savunma Sanayi biraz geriye giderseniz hepsi ekipman üretiyordu. Bu şirketlerin 5 sene öncesine kadar birbirleri ile konuşmuşluğu yok. Ama bu günün şartlarında artık birlikte Milli Savunma Sanayi’ni geliştirmek istiyorsak entegre çalışmak gerekiyor. Diyelim bir Hava Savunma Sistemi söz konusu füzeler radarlar atış kontrol sistemleri entegre halde çalışması gerekiyor. Bu entegrasyonun sağlanabilmesi için de şirketlerin çok yakın çalışması gerekir ve devlete karşı ortak sorumluluk almaları gerekir. Şimdi böyle bir entegrasyon olmayınca iş bana düşüyor. Sen şunu yap, sen onu gerçekleştir, sen bunu bitir sonrada bir araya getirin. Bu türlü bir sinerji doğmuyor. Sermayede aynı hepsinin sahibi aynı ama bütün hepsi ayrı alana yatırım yapmış aralarında çekişmeler var bir sinerji yok sonuçta ortaya bir şey çıkmıyor. Birinci boyutu bu ikincisi dünyada bu gerçekleştiriliyor. Yani Avrupa’da tüm şirketler birleştirildi bir enerji çıktı ortaya. Bizim şirketlerimiz böyle ayrı ayrı durdukları sürece küçük lokmalar halinde görülüyorlar. En büyük şirketimiz ASELSAN cirosu ne kadar? 400 milyon dolar talep ne kadar 10 milyar dolar. Diyelim bir ülkede ihaleye girecek 10 milyar dolarlık rakiplerle mücadele ediyor sen ne kadarsın 400 milyon dolar bunlarla nasıl mücadele edeceksin? Üçüncüsü aralarında her birinin ortak olarak diyelim finansman, personel, idari hizmetleri gibi kalemleri var. Bu projede bunlar bir araya getiriliyor ve ciddi bir tasarruf sağlanıyor.

AWACKS’ların teslimatında gecikme olacağı söylenmişti. Teslimat ne zaman?

-Gecikme var Boing tarafından bize söylenen sürede mutabık kalınamadı daha sonrada oturup konuşmadık. Ama 2 ila 3 sene arasında bir gecikme var. Bu da tabi aslında bu projelerin aslında ne kadar zor ve kompleks olduğunu bize gösteriyor. Boing gibi bir şirket bile bunu altından kalkamadı. Tamamen teknik bir becerememe durumu var. Yani bu dünya devlerinin bile bu projelerde zorlandığını bize gösteriyor. Bazen kendi şirketlermize karşı toleranssız olabiliyoruz. Bu niye olmadı, niye gecikti diye ama dünya devleri bile bu projelerde güçlük çekiyor.

Türkiye Savunma Sanayi konusunda, tahminen 2020’den sonra kendi ayakları üstünde durmaya başlayacak. O zamana kadar ki savunma ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayacağız?

-Öncelikle %100 yeterlilik diye bir şey yok. Türkiye için çok yüksek bir hedef olur bu. Onun için biz %50 dedik Belli şeyler mecburen alınacak. Özellikle hava araçları ama oradan da ülkeye iş getirmek önemli o uçak alınacak sonuçta ama o uçak alınırken de ülkeye iş getiriyorsunuz. Ama stratejik alanlarda bağımsızlığı yakalayacağız yazılım, görev bilgisayarı bunlar önemli alanlar. Burada onu yakalayacağız. Bana göre de bu 10 veya 20 sene değil 3 ila 5 sene sonra bunlar olacak. Güdümlü mühimmat, hava hava silahları, gemi komuta, kontrol bunları yaptığımız çözdüğümüz zaman ki çözüyoruz büyük bir aşama kaydettik Türk ordusu bölgesinde ve dünyada çok yüksek caydırıcılığı olan bir ordu haline gelecektir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Tem 2012, 20:22 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 12 Tem 2012, 01:36
Mesajlar: 248
Yaş:
Çok güzel bir röportaj olmuş. Röportajın yapıldığı tarihi merak ettim, biraz eski gibi gözüküyor.
Birde acaba Osman PAMUKOĞLU ile yapılan röportaj varsa elinizde yayınlarsanız sevinirim.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Tem 2012, 20:28 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 11 Tem 2012, 19:53
Mesajlar: 1883
Yaş:
Alıntı:
Çok güzel bir röportaj olmuş. Röportajın yapıldığı tarihi merak ettim, biraz eski gibi gözüküyor.
Birde acaba Osman PAMUKOĞLU ile yapılan röportaj varsa elinizde yayınlarsanız sevinirim.
İkisi de eski röportaj.

_________________
Resim
Tango-1 Never Dies


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Tem 2012, 20:33 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 21:28
Mesajlar: 46
Yaş:
Tahmini 2008 ve sonrasında yapılmış röportajlar ancak ne yazikki hala geçerliliklerini koruyorlar.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Tem 2012, 21:18 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 21:28
Mesajlar: 46
Yaş:
Bir ara Ottowa büyükelçiliği kendisine tebliğ edildi yönünde aberler vardı.NE amaçla bu karar alındı sonra neden vaz geçildi yerine kim atanacaktı o mevzuyu merak ediyorum.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Tem 2012, 01:04 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:25
Mesajlar: 1009
Yaş:
Sayın makinacı;
Sizin gibi düşünmüyorum, umarım ALLAH dualarınızı kabul etmez. Nedenini burada tekrar anlatmama gerek yok.
Makam sahibi olduğu için kendisine yapılan ithamları duymazdan gelerek örtbas etmek değerli bir kişilik tanımına uymaz. O bürokraside makam sahibi ise, itham sahibi olarak ben de alanımda makam sahibiyim.
Bazılarının dediği gibi meyva veren ağacı taşlamıyorum, bilakis kendisi meyva verilmesini engelleyenlerden.

_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
[email protected]
http://www.aktifkarbon.com


SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye