TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 20 Oca 2018, 14:04

Tüm zamanlar UTC+03:00


Üye alımı belirsiz bir tarihe kadar kapatılmıştır,mail yolu ile ve ya sosyal hesaplar üzerinden taleplerde bulunmayınız.
Loading



Yeni başlık gönder  Bu başlık kilitlenmiştir mesajlarınızı düzenleyemez veya cevap gönderemezsiniz.  [ 76 mesaj ]  Sayfaya git 1 2 Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 01:52 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5406
Yaş:
Türk askeri Katar'da, Katar askeri de Türkiye'de konuşlanabilecek. Meclis Dışişleri Komisyonu'nda tartışmalar eşliğinde kabul edilen anlaşmaya göre iki ülke, tatbikat ve eğitim gibi kuvvet konuşlandırma gerektiren askeri faaliyetlerde işbirliğine gidiyor.

Muhalefet milletvekillerinin "tezkere çıkarılmadan asker gönderiliyor" itirazları üzerine, Dışişleri Komisyonu Başkanı Ahmet Berat Conkar yazılı açıklama yaptı.

Anlaşmanın tatbikat ve askeri eğitim için iki ülkeye kuvvet konuşlandırma yetkisi verdiğini anlatan Conkar, konunun Meclis Genel Kurulu'nda da onaya sunulacağını hatırlattı.

Conkar, Katar ile askeri işbirliği anlaşmasının ABD ile yapılan "Eğit- Donat" anlaşmasıyla ya da ABD'nin Katar'da bulundurduğu
merkezi komuta kuvveti faaliyetleriyle herhangi bir ilgisi olmadığını da belirtti.

cnnturk.com

Ayrıca şöyle açıklamalar da var:

Natsionalnaya Oborona (Ulusal Savunma) dergisinin Baş Editörü, Rusya Savunma Bakanlığı Kamu Konseyi Başkanı, askeri uzman Igor Korotçenko, Türkiye’nin neden Katar’da askeri üsse ihtiyaç duyduğunu ve Katar’ın bundan kazancının ne olduğunu şu sözlerle anlattı:

"İki ülke, bugün bulundukları koşullara bağlı olarak aktüel olabilecek sorunlara ve tehditlere tepki göstermek için ortak güvenlik alanını inşa ediyor. Böyle bir ittifakın ulusal elitlerin çıkarına olduğu ve herhangi bir tehdide nasıl tepki gösterileceği anlayışını ortaya koyduğu açık.

Ancak bu, bölgedeki durumu değiştiremez. Nedeni, Katar ve Türkiye arasındaki askeri ittifakın gelişmelerin eğilimini belirlemiyor olması. Burada, daha küresel ve daha kapsamlı faktörler işliyor. Bu faktörler, örneğin İslami aşırılık ve bölgedeki bir dizi siyasi hareketin ve örgütün radikalleşmesi, IŞİD Terör Örgütü’e ve Körfez bölgesindeki yeni tehditlere karşı ortak stratejiler geliştirmeye zorluyor. Bu nedenle ülkeler, birbiriyle temaslar ve ortak askeri veya siyasi programlar sayesinde tehditlere karşı nasıl mücadele edileceği konusunda kendi anlayışından hareketle ilişkiler kuruyor.”

TASAM Başkan Yardımcısı Serdar Erdurmaz ise konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

"Türkiye ve Katar son zamanlarda İŞİD konusunda da iyi işbirliği yapıyor, Suriye konusunda da. Bu açıdan bu ilişkiler geliştirmekte. Sembolik olarak Türkiye’nin Katar ile hem askeri hem de ekonomi alanında ilişkilerini pekiştirmek, aynı zamanda Sünni kökenli olan mezhepsel inanışında işbirliği içinde olduğunu göstermesi açısından iki ülke arasında mutabakat sağlanmış olabilir. Katar’ın Ortadoğu’da etkili olmaya çalıştığını görüyoruz, petrol bakımından çok zengin olmasına rağmen silahlı kuvvetlerinin eğitimi konusunda dışa bağlı olduğunu biliyoruz. Özellikle bu konuda ABD ve İngiltere ile işbirliği içinde. Türkiye de bu askeri işbirliği sınırında askeri eğitim yapılması suretiyle değerlendirebilir. Katar, Birleşik Arap Devletleri ile Hizbullah’a karşı güven sağlamak için işbirliği geliştiriyor. Askeri ilişkiler konusunda Katar’ın Türkiye ile işbirliğini sürdüreceğini düşünüyorum.”

http://tr.sputniknews.com/columnists/20 ... 20371.html

Katar’la yakın ve samimi olan ilişkilerimizin arasında askeri üs kurma fikrinin olduğunu bilmiyordum açıkçası.


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 03:21 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5190
Yaş:
Bence itibarlı bir gelişme. TSK yı kutlarım . Katar gibi dünyanın en büyük doğalgaz rezervine sahip bir ülke askeri işrbirliğini

artırmak bence Türkiyeye yarar sağlar. Katar daha çok artan İran baskısına karşı sünni müttefiklik alanını genişletiyor gibi .

İrana da iyi bir mesaj olur bu. Anladığım kadarıyla ordusunuda kuvvetlendrimek istiyor. Türkiye için ideal bir saunma pazarı olur .


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 12:47 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
El atmadığımız bir tek İran kalmıştı şimdi bu sorunuda halledecekler. ABD askerinin maliyeti Türk askerine göre oldukça pahalı. Kısaca ABD çıkarları için bölgeyi savunmaya hazırız. Gaz ve Petrol amaçsa gidip Azerbaycan da üs kursunlar sıkıysa. İran' a mesaj verilmek isteniyorsa ordanda verilir. Ama Arabın ya lelli sine 500 yıldır doyamadık arkadaş ne milletmiş gerçekten. Nerde bir Arap bulsalar kıçından ayrılmamaya yemin etmişler resmen.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 12:58 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 22:55
Mesajlar: 472
Yaş:
Çıkarlarına göre dış politika yaptığımız, en büyük müttefiğimiz. Artık bekçiliğini de biz yapacağız demek. Nasıl olsa birileri ücretini alıyor.

_________________
Askere düşmanlık, düşmana askerliktir.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 14:07 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 09 Şub 2013, 22:16
Mesajlar: 58
Yaş:
Sn. Hacı İlbey;

Karşısındaki insanları arab diye küçümseme, bana göre an itibari ile bizden daha onurlular. İşte kanıtı,

bölücü terör örgüt nın Türkiyede ve İŞİD de silah bırakmış halleri :

Resim

Resim

sakın işte siyasiler şöyle yaptıda böyle yaptıda olayına girmeyin, bölücü terör örgüt nın bu günlere gelmesinin bir numaralı sorumlusu TSK dır. Ordumuzun bölücü terör örgüt karşısındaki 30 yıllık başarısızlığı kabak gibi ortada, Eski G.Kurmay Başkanı Işık KOŞANER paşanın sorduğu soruya cevap verin 30 asker 2 teröristten niye kaçar ?

İkincisi 90'lı yıllarda hangi akla hizmet köyler boşaltılıp 2 milyon kürd batıyı göç ettirildi o 2 milyon oldu şimdi 6 milyon. Hadi şimdi gelin işin içinden çıkın


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 14:30 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 22:55
Mesajlar: 472
Yaş:
[spoiler]
Alıntı:
Sn. Hacı İlbey;

Karşısındaki insanları arab diye küçümseme, bana göre an itibari ile bizden daha onurlular. İşte kanıtı,

Bölücü Terör Örgütü nın Türkiyede ve İŞİD de silah bırakmış halleri :

Resim

Resim

sakın işte siyasiler şöyle yaptıda böyle yaptıda olayına girmeyin, Bölücü Terör Örgütü nın bu günlere gelmesinin bir numaralı sorumlusu TSK dır. Ordumuzun Bölücü Terör Örgütü karşısındaki 30 yıllık başarısızlığı kabak gibi ortada, Eski G.Kurmay Başkanı Işık KOŞANER paşanın sorduğu soruya cevap verin 30 asker 2 teröristten niye kaçar ?

İkincisi 90'lı yıllarda hangi akla hizmet köyler boşaltılıp 2 milyon kürd batıyı göç ettirildi o 2 milyon oldu şimdi 6 milyon. Hadi şimdi gelin işin içinden çıkın
[/spoiler]
viewtopic.php?f=91&t=62&start=5325

_________________
Askere düşmanlık, düşmana askerliktir.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 14:48 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 30 Ara 2012, 03:37
Mesajlar: 561
Yaş:
Her kuşu halletmiştik bir leylek kalmıştı zaten..

_________________
Eğilmez başın gibi
Gökler bulutlu efem
Dağlar yoldaşın gibi
Sana ne mutlu efem...


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 17:38 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:36
Mesajlar: 966
Yaş:
Bunca yıldır Katar'la yürütülen işlerin sonucu, stratejik ortak sayılırız.


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 18:36 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
@ baycu_noyan, TSK ile 27 yıllık mücadele sonunda 2001 de bölücü terör örgüt dağılıp dağılmama konusunda Kandil' de toplantı yapma noktasına getirilmişti. Ortada başarısızlık değil başarı vardı. Olaylara teslimiyetçi akp gözüyle bakarsanız ve onlar gibi yorumlarsanız söyleyecek pek bir şey yok. Balyoz,Ergenekon ve Casusluk davaları halkın gözünde TSK yı karalamak için başlatılmıştı. Görüyorum ki, davalar fos çıktığı ve en acı şekilde hükümetten kumpas-komplo olduğu yönünde sağlam itiraflar geldiği halde sizin belleğinizde oldukça başarılı olmuş. Boşuna çamur at izi kalsın dememişler.
Araplar konusuna dönersek, kendi aralarında masum ve silahsız sivillerin kafasını keseceklerine sıkıysa asıl efendileri İsrail' e karşı cihat yapsınlar. İpleri İsrail'in elinde olduğu için fazla bir şey bekleme. İşid ile Ypg denen iki itin boğuşmasıda seni heyecanlandırmasın. İktidardakiler kuzular ile meeeleşip, kurtlar ile beraber saldıran cinsten Muaviye siyasetinde uzmanlaşmışlar. Ayn El Arab bahanesiyle bölücü terör örgüt sempatizanları sence neden ayaklanma provası yapıp 50 küsür insanın canına sebeb oldu?

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 19:42 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Eyl 2012, 15:20
Mesajlar: 1462
Yaş: 36
Katar gibi stratejik önemi olan bir ülkede üs sahibi olmak gerçekten güzel bir gelişme.
Böyle bir gelişme üzerine aslında ilk akla gelmesi gereken yorumlar bu üssün bize neler kazandırabileceği üzerine olmalı. Ama dikdatörlüğe hevesli siyasetçilerimiz artık halkı öyle bir bezdirdi ki ne yapsalar insanlar üzerinde bir tiksinti oluşuyor. Yönetimin özellikle son 5 yılda yarattığı güvensizlik ortamı yüzünden de her icraata kuşku ile bakılıyor. Bu durum olayları maalesef sağlıklı değerlendirmemizi engelliyor.
Gelinen nokta maalesef bu ve bunun sorumlusu kesinlikle hükümet...

_________________
Ne Mutlu Türküm Diyene...


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 20:12 
Çevrimiçi
Üye

Kayıt: 28 Ağu 2014, 18:45
Mesajlar: 475
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Katar gibi stratejik önemi olan bir ülkede üs sahibi olmak gerçekten güzel bir gelişme.
Böyle bir gelişme üzerine aslında ilk akla gelmesi gereken yorumlar bu üssün bize neler kazandırabileceği üzerine olmalı. Ama dikdatörlüğe hevesli siyasetçilerimiz artık halkı öyle bir bezdirdi ki ne yapsalar insanlar üzerinde bir tiksinti oluşuyor. Yönetimin özellikle son 5 yılda yarattığı güvensizlik ortamı yüzünden de her icraata kuşku ile bakılıyor. Bu durum olayları maalesef sağlıklı değerlendirmemizi engelliyor.
Gelinen nokta maalesef bu ve bunun sorumlusu kesinlikle hükümet...
Bize ne kazandıracak Katarda bir üssümüz olması,aklıma hiçbirşey gelmiyor :roll:
Öncelikle güzel bir prestij kazandırırdı.

_________________
''Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütü tamamen yok edilinceye kadar bu haklı mücadelesine azim ve kararlılıkla devam edecektir. bu vesile ile aziz şehitlerimize bir kere daha huzurunuzda tanrıdan rahmet diler, aziz ruhları önünde saygı ile eğilir, ailelerine ve bütün Türk ulusuna başsağlığı dileriz."


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 20:30 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7345
Yaş:
Başka ihtiyacımız kalmadı, prestij peşindeyiz. :roll:

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 20:34 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 28 May 2014, 15:23
Mesajlar: 1151
Yaş: 18
Biz kuruyoruz da onlar da bize kuracak :D

_________________
Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sihhat gibi


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 20:39 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 30 Tem 2012, 17:19
Mesajlar: 1064
Yaş:
Musul harekatina yardim.
Katar'da üs.
Bizimkiler sizce yine sıkiştigi icin birilerinin hammalligini mi yapiyor yoksa gec kalinmis hamleleri mi yapiyor ?!


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 20:50 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 28 May 2014, 15:23
Mesajlar: 1151
Yaş: 18
Şimdi haritadan baktım da Katar'da askeri üssü kurup oradan hangi ülkeye ne yapabiliriz diye, Şu anda potansiyel operasyon yapabileceğimiz iki ülke var Suriye-Irak bu iki ülke için bu üs kurulmaz ikisine de uzak, bir ihtimal aklıma İran geliyor ama kurulacak üs ne tür bir üs olacak? Uçak bulunacak mı? Liman gibi mi olacak yani donanma unsuru olacak mı? Yoksa sadece bir tabur asker mi duracak orada?
Yani kurulacak üs olası operasyonlar için sıçrama tahtası mı olacak yoksa sadece bayrak göstermek için mi olacak?

_________________
Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sihhat gibi


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 22:26 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Eyl 2012, 15:20
Mesajlar: 1462
Yaş: 36
Alıntı:
Alıntı:
Katar gibi stratejik önemi olan bir ülkede üs sahibi olmak gerçekten güzel bir gelişme.
Böyle bir gelişme üzerine aslında ilk akla gelmesi gereken yorumlar bu üssün bize neler kazandırabileceği üzerine olmalı. Ama dikdatörlüğe hevesli siyasetçilerimiz artık halkı öyle bir bezdirdi ki ne yapsalar insanlar üzerinde bir tiksinti oluşuyor. Yönetimin özellikle son 5 yılda yarattığı güvensizlik ortamı yüzünden de her icraata kuşku ile bakılıyor. Bu durum olayları maalesef sağlıklı değerlendirmemizi engelliyor.
Gelinen nokta maalesef bu ve bunun sorumlusu kesinlikle hükümet...
Bize ne kazandıracak Katarda bir üssümüz olması,aklıma hiçbirşey gelmiyor :roll:
Bugünün Türkiye' si aklınıza çok fikir getiremeyebilir. Ancak;
10 yıl sonrası için Türkiye' nin planlanan askeri gücünü düşündüğünüzde, (Projelerin bittiğini ve F-35' lerin envanterde olduğunu düşünün )
Afrika' nın batısında ve Katar' da askeri üslerimizin olduğunu, Irak' ın kuzeyinde bir taburumuzun olduğunu düşündüğümüzde,
Tüm Ortadoğu' nun rakipsiz en güçlü ordusuna sahip olacağımızı düşündüğümüzde,
Ortadoğu' nun tamamına hakim olmak adına ve İran' ın her noktasını menzilimizin içine almak adına güzel bir adım.
Tek sıkıntı şu anki yönetiliş biçimimiz ama bu gidiş de illaki değişecektir.

_________________
Ne Mutlu Türküm Diyene...


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 23:13 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
El atmadığımız bir tek İran kalmıştı şimdi bu sorunuda halledecekler. ABD askerinin maliyeti Türk askerine göre oldukça pahalı. Kısaca ABD çıkarları için bölgeyi savunmaya hazırız. Gaz ve Petrol amaçsa gidip Azerbaycan da üs kursunlar sıkıysa. İran' a mesaj verilmek isteniyorsa ordanda verilir. Ama Arabın ya lelli sine 500 yıldır doyamadık arkadaş ne milletmiş gerçekten. Nerde bir Arap bulsalar kıçından ayrılmamaya yemin etmişler resmen.

-Çok saçmasın..

Fransa Bölge de üs kurdu.. Uçak gemisi yolladı.
İsrail denizaltıları sürekli aynı bölge de... İngiltere de..
Abd daima aynı bölge de..
Bizim de bölge de olmamızın ne kötü tarafı olabilir ? Biz bu coğrafya'nın ülkesiyiz.
Ayrıca Eğit-Donat işini Katar toprakların da gerçekleştirmek için bu proje gerçekleşmiş olamaz mı ?

Katar ile kurulan ilişki Ekonomik, Askeri ve diğer düzeyde geliştiriliyor.
Keşke Bahreyn'i de ekleyebilsek..

Ne zamandan beri körfez çoğrafyasının bir parçasıyız acaba? Bölgede büyük oyuncular ve kullanılmaya müsait oyuncular var. İsrail olası İran harekatı için arada bir bölgeye uzanıyor, ABD bölgedeki enerji kaynaklarını ve yollarını sürekli gözetim altında tutmak zorunda. Fransa ve Almanya AB nin iki etkin gücü olarak çıkarlar peşinde olabilir. Türkiye' ye masada yenilen yemeğin kırıntılarıyla idare etmek düşer. İran ile papaz olmakta elimizde bonus olarak patlar. Tıpkı Suriye politikası sonucunda Türkiye sokaklarında saatli bomba gibi dolaşan 2.5 milyon Suriyeli ve onlara bütçeden harcanan 4 milyar dolar civarındaki para misali. Boşuna balık hafızalı bir toplum olmadığımızın kanıtı gibisin. Bu politikaların sorumluları daha Suriye de yediğimiz kazığın hesabını vermeden ve toplum daha bunu hazmetmeden şimdi rotayı İran' a çevirttiler. Hali hazırda diktatörlüğe özentili Sultanlık hülyalarına kapılmış birini ülkenin başında yakalamışken verdikleri gazla sorgusuz sualsiz çok şeyi yaptıracaklar gibi görünüyor.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 23:18 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 17 Tem 2012, 13:17
Mesajlar: 265
Yaş:
Yüz ölçümünün küçüklüğü ve nüfusun azlığı gibi unsurların uluslararası arenada pasif bir aktör olmayı zorunlu kılan nedenler olamayacağını kanıtlamak istercesine hem Körfez’de hem de Ortadoğu'da aktif bir rol oynayan Katar, bölgenin diğer en önemli aktörü olan Suudi Arabistan'a meydan okuyan tavrı nedeniyle, Türkiye - Katar yakınlaşması Suudi Arabistan cephesinde pek de sempatiyle yaklaşılmayacağı kesin.

Yakın gelecekte Katar'da üs açılması ve bu üsse en azından hava kuvvetleri nezdinde birlik konuşlandırılması pek de olması gözükmemekte. Eldeki uçak sayısının anca ihtiyaçları karşılaması ve filo mevcutlarının %100 seviyede olmadığı düşünülürse kuvvetin Katar'da hatrı sayılır bir varlık göstermesi olası değil.

Katar ve Suudi Arabistan'daki siyasi sürtüşmenin tarihçesi için;

http://www.orsam.org.tr/tr/trUploads/Ya ... ikatar.pdf


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 23:34 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Eyl 2012, 15:20
Mesajlar: 1462
Yaş: 36
Alıntı:
Ne zamandan beri körfez çoğrafyasının bir parçasıyız acaba? Bölgede büyük oyuncular ve kullanılmaya müsait oyuncular var. İsrail olası İran harekatı için arada bir bölgeye uzanıyor, ABD bölgedeki enerji kaynaklarını ve yollarını sürekli gözetim altında tutmak zorunda. Fransa ve Almanya AB nin iki etkin gücü olarak çıkarlar peşinde olabilir. Türkiye' ye masada yenilen yemeğin kırıntılarıyla idare etmek düşer. İran ile papaz olmakta elimizde bonus olarak patlar. Tıpkı Suriye politikası sonucunda Türkiye sokaklarında saatli bomba gibi dolaşan 2.5 milyon Suriyeli ve onlara bütçeden harcanan 4 milyar dolar civarındaki para misali. Boşuna balık hafızalı bir toplum olmadığımızın kanıtı gibisin. Daha Suriye de yediğimiz kazığın hesabını vermeden ve toplum daha bunu hazmetmeden şimdi rotayı İran' a çevirttiler. Hali hazırda diktatörlüğe özentili Sultanlık hülyalarına kapılmış birini ülkenin başında yakalamışken verdikleri gazla sorgusuz sualsiz çok şeyi yaptıracaklar gibi görünüyor.
E o zaman askeri projelere dünyanın parasını dökmeye de gerek yok. Çünkü askeri üssünü başka ülkelerin menfaati için kullanan ülke silahını da başka ülkeler için kullanabilir. Hatta askerlik te kalksın. Mehmetçiği kullandırtmayalım...

Bakın Sayın Matmat' ın kullandığı "saçmasın" kelimesi hiç olmamış ama yorumu yazdıktan sonra gönder butonunu tıklamadan önce yazdıklarınızı tekrar okumanızı tavsiye ederim.

_________________
Ne Mutlu Türküm Diyene...


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2015, 23:37 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 15 Tem 2012, 19:06
Mesajlar: 4540
Yaş:
Katar ile Suudilerin düşman olduğu dünün haber aslında. :) Şuan barıştılar gibi ve öncelikle Mısır ve Sisi konusunda anlaşmaya vardılar. İlerki adım Libya ve son olarak Suriye. Türkiyeyi de Sisi konusunda ikna ettiler gibi. Daha doğrusu Davutoğlu ikna oldu ama Erdoğan hala mutlu değil bu işten. Libya'da ise Türkiye ve Katar'ın desteklediği tarafın kaide ile olan yakınlaşması ve siyasi çözüme yaklaşmaması bu konuda da tarafların ortak noktada buluşmaya zorlayacak gibi. Son konu olarak ise Suriye kalıyor. Türkiye sadece Türkmenleri eğit donata almak istiyor. Fakat sanırım birazda gönüllere oynamak için Katar'daki üstte bir miktar Suriye'li muhalifte eğitilecek. Katar her ne kadar zengin olsa da kimseyi korkutacak durumda değil. Türkiye ile ilişkiler burada değerleniyor. Fakat Erdoğan'nın dış politika felsefesi, akıldan ziyade duygular üstünden olduğu için biz pek iyi bir oyuncu olamıyoruz Katar'ın yanında.


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 09 Mar 2015, 00:21 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
İktidar acilen mezhep odaklı dış politikayı terk ederek, hiç bir müslümanın ve Türk' ün zararına olacak işlere kalkışmamalıdır.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 09 Mar 2015, 00:48 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 15 Tem 2012, 19:06
Mesajlar: 4540
Yaş:
Alıntı:
Arap baharının sonuçlarına göre biz en çok kaybedenler arasındayız.

Libya; Yeni Hükümet Türk Firmalarının hak edişlerini ödemeyeceğini, ve ülkeyi terk etmelerini istedi. Şuan net kayıp 10 milyar $.. Uçakla gönderdiğimiz paralar hariç.
Tunus; Akp özentisi partiler kuruldu. Bizden de 500 milyon $ yardım aldılar.. Durum Stabil..
Mısır: Mutlak olarak kaybettik.. Onlarca Milyon $ yardım paketleri.. Belediyecilik alanın da onlarca kamyon vs.. 3 Milyar $ Nakit Para.. Ticaret ve Gümrük anlaşmasını askıya almaya hazırlanmakta.. Her yıl kaybımız 1 milyar $ olacak..
Irak: Bu ülkeyi kaybettik. Iran'ın kucağına düştü.. Bu durumu ABD bile umursamıyor. Pastadan bize kalan dilim K.Irak.
Suriye: Durum ortada. Fakat bizimkilerin Suriye'yi kaybetme gibi bi durumu düşünmek bile istemiyor. Savaş uzadıkça kaybımız artması ile birlikte (madden), Esad'ın varlığı ise günden güne eriyor.
Iran: Bu ülke gücünü bilinçsizce dışarıya yaymakla birlikte, içeride zayıf. Bölge de gücünü arttırdığı söylenebilir fakat bu sürdürülebilir değil. Suriye, Irak, Afganistan, Lübnan, Bahreyn ve Yemen de tüm cepheler de başarı gösteremez. Cepheler de direkt olarak karşı karşıya gelmemiş olmasak bile, dolaylı olarak Iran ile savaştayız. Iran bu savaşta bizden üstün...

S.Arabistan ve BAE : Bu iki ülke bize tavır aldı..
Ürdün: Pragmatik..

Zarardayız.

Aslında bunların bir kısmı doğru olsa da tam doğru değil. Libya'da inşaat sektöründe kayıp var doğru ama altın sektörü hala ton ton altın gönderiyor. Hatta neredeyse savaş öncesine göre işler daha da hızlandı. yani tam bir kayıp var demek doğru değil. Birkaç yıl içinde bir uzlaşı hükumeti kurulması bekleniyor inşaatçıların geri dönüşü o zaman olacak büyük ihtimal ile.
Tunus hala Türkiye aşığı her ne kadar AKP'yi model alan parti batmış da olsa. Irak ile ilişkiler beklediğinizden hızlı bir şekilde düzelebilir, ortak IŞİD Terör Örgütü operasyonu biraz ilerlesin. İran ABD'nin yokluğunu değerlendiriyor fakat ekonomik olarak bunu ne kadar sürdürür belirsiz. Mısır herkesin onayını almak için herkesle rüşvet tadında silah antlaşmaları yapan bir general tarafından yönetiliyor. Merak etmeyin Mısırla barışmamız bizimkilerin he demesine bağlı. Suudiler hemen aramızı yapar Sisi ile.

Yani iş dönüp dolaşıp hep bizim tavrımıza çıkıyor. Erdoğan ortalığı karıştırmasa, Davutoğlu bu kadar kesin çizgiler üstünden gitmeyecek belli. Herşey şuan çok çabuk tersine dönebilir ama iş onu döndürebilecek bir irade olacak mı?


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 09 Mar 2015, 01:10 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5190
Yaş:
Alıntı:
Yüz ölçümünün küçüklüğü ve nüfusun azlığı gibi unsurlar
Katar küçük bir ülke gibi gözükebilir. Ama dünyanın en büyük kayıtlı LNG - doğalgaz rezervine sahip . Resmi ihracat rakamlarına göre şu anki hızla 100 senenin üzerinde rezervi var. Şu anda kişibaşı gelirde dünyanın en yüksek oranına sahip. Norveçi geçtiler. İşin kötüsü ne sanayisi ne işgücü nede nufusu var.

Malesef güvenilir fazla dostu yok. Zenginliği ciddi bir kıskançlık konusu . Ülkesinde azda olsa İran yanlısı Şia guruplar var.Bahreyndeki gibi olaylar olmaksından endişe ediyor olabilirler. Ülke tarihinde böyle bir çatışma olmamış ama . İran çok sinsi ve provakatör bir ülke. Tüm İslam coğrafyasındaki şiaları devamlı provoke ediyorlar.

O yüzden ABD Fransa ve İngiltereye yakın duruyor . Hava kuvvetlerinde pilot olarak Fransa ve Avrupa kökenli subaylar istihdam ediyor. Tabi bunlar genellikle eğitim amaçlı.

Yani aslında Katar birçok ülkenin çok yaklaşmak istediği bir ülke . Bizim gibi petrol ve doğalgaz diye yanıp tutuşan bir ülke için fena değil.

Hepi topu 12.000 kişilik bir ordusu var. Bizim Kıbrısta bile 40.000 e yakın askerimiz var. Ama 7 milyar dolar bedelle 10 tane patriot bataryası sipariş ettiler. :D Darısı başımıza.


Hem daha üs denilen şeyin içeriği açıklanmadı. Yani henüz olumsuz gibi görünen bir nokta bence daha zuhur etmedi .


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 27 Mar 2015, 23:47 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5406
Yaş:
Resim
Resim

http://www.aljazeera.com.tr/haber/katar ... ssune-onay


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 05 Haz 2015, 11:47 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5406
Yaş:
Türkiye Katar’da sürekli askeri üs kurmaya hazırlanıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2 Mart’taki Riyad ziyaretinde Suudi Arabistan Kralı Selman’la görüşmesinden sonra Türkiye’nin Körfez ülkeleri ile olan iş birliği gözle görülür şekilde arttı ve bu iş birliğinin yavaş yavaş güvenlik alanına da taşındığı gözleniyor.

Bunun en son örneği Türkiye ile Katar arasındaki askeri iş birliği. Aslında, Türkiye ile Katar arasında güvenlik alanındaki yakınlaşmanın geçmişi daha da eskiye dayanıyor. Katar Emiri Tamim Bin Hamad El Thani’nin 19 Aralık 2014’deki Türkiye ziyaretinde iki ülke arasında güvenlik ve savunma sanayi alanlarındaki iş birliğinin artırılmasına yönelik imkanların araştırılması önemli bir gündem maddesiydi. Katar Emiri’nin 12 Mart’taki Türkiye ziyaretinde de bu alanda görüşmeler yapıldığı bildirilmişti. Tüm bu görüşmelerin sonucunda Türkiye-Katar Askeri İş Birliği Anlaşması Türkiye’deki diğer yasa yapım süreçleri ile kıyaslandığında jet hızıyla yürürlüğe girdi. 22 Mart’ta Meclis Genel Kurulu’ndan, 27 Mart’ta da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayından geçen anlaşma 28 Mart’ta Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu anlaşma, Türkiye ile Katar arasında istihbarat paylaşımı, askeri iş birliği ve iki ülkenin birbirinin topraklarına asker konuşlandırmasına imkân veriyor. Ayrıca, Türk askerinin Birinci Dünya Savaşı esnasında çıktığı Katar’a belki de tam yüz yıl sonra dönmesinin önünde yasal bir engel kalmamış gibi görünüyor.

Aslında, anlaşma meclis onayından geçmeden önce Meclis Dış İlişkiler Komisyonu’nda sert tartışmalara neden oldu. Komisyon tartışmalarında, CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz mutabakata tepkisini şöyle dile getirdi: “Katar’ın askeri yönden bizim oraya asker gönderip onları eğitmemize ihtiyacı mı var? Böyle bir ihtiyaç yok. Katar’da ABD askeri var. Buranın bünyesinde ileride oluşması muhtemel bir uluslararası görev gücüne katılacak bir askeri birlik mi gönderiyorsunuz? Bunu bilelim biz. Asker niye gidiyor oraya? Katar’ı kime karşı korumaya gidiyor?”

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da şu itirazda bulundu: “Acaba bu tasarı ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Katar’da ne yapacağını bilen bir Allah’ın kulu var mı? Ben diyorum ki siz ABD ile eğit donat anlaşması imzaladınız. Şimdi Türk askerini Katar’a göndererek Suriye’nin muhaliflerini orada eğiteceksiniz ve donatacaksınız”.

Meclis Dışişleri Komisyonu'ndan bu iddialara cevaben yapılan resmi açıklamada ise Türkiye ile ABD arasında Suriyeli muhalif gruplara yönelik Eğit-Donat anlaşmasıyla Katar'la yapılan askeri anlaşmanın ilişkili olmadığı bildirildi. Açıklamada, anlaşmaya kapsamı dışında bir anlam yüklememek gerektiği, anlaşmanın ABD’nin Katar’da bulundurduğu Merkezi Komuta Kuvveti (CENTCOM) faaliyetleriyle herhangi bir alâkasının bulunmadığı özellikle vurgulandı. Ayrıca anlaşma kapsamında Katar'ın da Türkiye'ye askeri personel göndermesinin mümkün olduğu, Körfez ülkelerinde pek çok yabancı ülkenin de askeri angajmanı olduğu, ileride Türkiye-Katar Askeri İş birliği Anlaşmasına benzer anlaşmaların diğer Körfez ülkeleriyle de yapılmasının mümkün olduğu hususları vurgulandı.

Türkiye-Katar askeri ittifakı öncelikle son dönemde İran’ın Körfez’de artan etkisi, ABD ile İran arasındaki yakınlaşma ve Çin’in Orta Doğu’da artan etkisinden rahatsız olan Katar için önem taşıyor. Ciddi bir askeri gücü olmayan Katar’ın Körfez bölgesindeki caydırıcılık açığını Türkiye ile yapılacak bir askeri ittifak ve gerekirse Türkiye’nin askeri gücü ile doldurmaya istekli olduğu görülüyor. Türkiye gibi bölgesel bir güçle kurulacak askeri ittifak, savunma ihtiyaçlarını çeşitlendirme konusunda arayış içinde olan Katar için önemli bir fırsat. Katar böylelikle bir yandan savunma sanayi alanındaki kapasitesini artırma, ordusunu eğitme imkanı sağlarken diğer yandan da ABD’ye olan askeri bağımlılığını azaltma, savunma partnerlerini çeşitlendirme, İran’ı dengeleme ve Türkiye üzerinden NATO ile daha sağlam iş birliği kurma imkanlarına sahip olabilir.

Peki Türkiye’yi böyle bir anlaşmaya iten temel neden ne olabilir? Al-Monitor’a konuşan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Dr. Mehmet Akif Okur’a göre Körfez bölgesi, dünya ekonomi-politik dengeleri bakımından çok büyük bir öneme sahip. Bu nedenle Türkiye önemli bir bölgesel oyuncu olarak Körfez’da her alanda etkili olmak istiyor. Katar’la yakın askeri iş birliği Türk savunma sanayi için önemli bir pazara girme fırsatı sunarken, jeo-stratejik açıdan İran’ın bölgede dengelenmesi, Türkiye’nin küresel güvenlik ortamındaki etki gücünün artması, Rusya ve Çin’le ikili müzakerelerde elinin güçlenmesi ve Türkiye’nin küresel enerji güvenliği konusunda söz sahibi olması anlamına geliyor.

Ancak Okur, Türkiye’nin Katar’da açmayı planladığı askeri üs ile ilgili iki hususa dikkat çekiyor: “Öncelikle, Türkiye’de genel olarak Körfez gibi stratejik önemi büyük bir bölgede üs açmanın beraberinde getireceği risk ve fırsatların kamuoyu tarafından iyi anlaşılmasına ve üs açma-güvenlik sağlama süreçlerini denetleyecek demokratik mekanizmaların inşasına ihtiyaç var”.

Gerçekten de Türkiye’de hala bir “kara kutu” görünümünde olan askeri ve güvenlik alanında sivil toplumun da içinde olduğu şeffaf ve demokratik bir denetim mekanizması henüz kurulmuş değil. Bu eksiklik de bu alandaki her olay ve olgunun gizlilik zırhına büründürülerek kamuoyu denetiminden uzak tutulmasına imkan veriyor. Okur’a göre özellikle petrol zengini ülkelerle askeri ve güvenlik alanında kurulan ilişkiler, özel çıkarlar ile devlet çıkarları arasındaki münasebet bakımından daha yakından bir denetime ihtiyaç duyar.

Okur sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu tarz hamlelerin Türkiye'nin, demokrasisini çürütmeden kurumsallaştırılması isteniyorsa, sivil toplumu da içine alan kapsamlı ve katılımcı bir tartışma sürecinden geçmeleri gerekiyor”.

Okur’un dikkat çektiği diğer husus ise Türk askerinin Katar'daki bulunuş amacının ve görev tanımlarının net olarak yapılması ihtiyacı: “Katar, geçmişte Suudi Arabistan'la sınır sorunu yaşamış, günümüzde İran'dan tehdit algılayan, saray içi iktidar mücadelelerine de sahne olabilecek bir ülke. Kendine mahsus bir güç kompozisyonuyla bölgesel gelişmelerde etkili olmaya da çalışıyor. Dolayısıyla Katar’da görev yapacak Türk askerlerinin orta vadede yüz yüze gelebileceği gerilim ihtimalleri de geniş bir yelpazeye yayılıyor. Buna uygun bir stratejik, lojistik hazırlık, Türkiye'yi farklı bölgelerde benzer adımlar atmaktan caydırmak isteyecek güçlerin testleri karşısında direnç oluşturabilmek bakımından da önem arz ediyor”.

Al-Monitor’un Ankara’da konuştuğu güvenlik kaynakları Türk Silahlı Kuvvetleri’nde de Okur’un “temkinli” tavrının hakim olduğunu vurguluyor. Güvenlik kaynaklarına göre anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından orduda konuyla ilgili ciddi fayda ve mahzur etütleri ile risk analizleri yapılıyor.

Şu an için gönderilmesi planlanan birlik küçük bir deniz unsurunu, istihkam ve özel kuvvetler timlerini de içeren takviyeli bir tabur görev kuvveti büyüklüğünde. Genelkurmay’da bu birliğin vazifesi, görev yetki ve sorumlulukları, angajman kuralları ve uluslararası hukuk mevzuatı konularında yoğun çalışmalar yapılıyor. Güvenlik kaynakları Türk ordusunun böyle bir hassas konuda hem ulusal hem de uluslararası hukuk kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalmak istediğine de vurgu yapıyor. Kaynakların altını çizdiği bir diğer husus da bu görevi başta ABD olmak üzere Körfez bölgesindeki müttefiklerle ve NATO ile yakın iş birliği içinde yürütmenin önemi. Türkiye’nin Orta Doğu’daki güvenlik mimarisine stratejik etkisi olacak bu hamle temelde İran’ın bölgede artan askeri ve paramiliter etkisini dengeleme amacı taşıyor. Türkiye-Katar-Suudi Arabistan arasındaki Sünni ittifakını ilk kez güvenlik alanına taşıyacak olan daimi askeri üssün açılışının kritik önemdeki genel seçimlerin sonrasına bırakılması kuvvetle muhtemel. Belki de ordunun bu hassas konudaki süreci yavaştan alarak temkinli gitmesinin temel nedeni de 7 Haziran seçimleri sonrasında oluşacak siyasi resmi görmek istemesi.

Sonuç olarak, Türk askerinin tam yüz yıl sonra Katar’a geri dönmesi her ne kadar siyasetçiler için güçlü sembolik mesajları olan bir konu olsa da TSK meseleye duygusal değil, ciddi analizlerle yaklaşıyor. Ayrıca Türkiye Katar’a asker gönderirse bu hamleye İran’ın ne cevap vereceğinin de Ankara’daki en önemli merak konusu olduğunu not etmek gerekiyor.

http://www.al-monitor.com/pulse/tr/orig ... z3cAx1w5bD


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 05 Haz 2015, 16:41 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:28
Mesajlar: 5592
Yaş:
Belki Türkiye'nin AB'ye küsüp OD'ya dalması fikrinden öte, şu gibi donelere de göz atmak gerek:

http://www.gazetevatan.com/iran-dan-kri ... 2-ekonomi/


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 05 Haz 2015, 18:09 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:28
Mesajlar: 5592
Yaş:
Kıymetli analize eyvallah.. Ancak, benim işaret etmeye çalıştığım şey "gaz"dan ziyade herifin gayet kendinden emin ve halen Irak ve Suriye üzerinden Lübnan ya da doğrudan Akdeniz planları kurabiliyor olması.. Kuruyor olması.. En kaba saba deyimi ile güneyimizdeki "Şii Hilali"..

Yok yere, "AKP çok dinci abi" diye, "Bunlar da şimdi sünni ya.." falan ile ortaya çıkmış bir ilgi değil bu.. Zaten Maliki öküzü Irak'a, tüm protestolara, seçim boykotlarına rağmen konulduğunda bizim için alarm seviyesi turuncudan kırmızıya gelmişti.. Bizim emekli bazı hariciyeciler dahi Türkiye Maliki'ye karşı Allavi'yi seçimlerde desteklediğinde "Türkiye açıkça mezhepçilik yapıyor.." diyebilmişti.. Sanki beriki sünniymiş gibi..


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 05 Haz 2015, 20:47 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:36
Mesajlar: 966
Yaş:
Hadi "Şii Hilalini" kurdu bu über İran. Dünyanın en destabilize coğrafyasında boru hattının temelini atamaz.
İsrail bu işin garantisidir. Türkiye'ye söz sırası gelmeden icabına bakarlar.


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 05 Haz 2015, 22:27 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5190
Yaş:
Katar da ki üs belkide yakında bir C-17 almamıza vesile olur . Kuş uçuşu 2500 km . Belkide bir tanede bize hediye ederler. ;)

Anladığım kadarıyla Katar Suudilere çok yanaşmak istemiyor. Kontrolü kaptırırm diye. Onun yerine batıyla arayı iyi tutuyor.

Türkiyeye burdan bence fırsat çıkar. Stratejik bir ortaklık gibi .


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 01:07 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2571
Yaş:
Türkiye'nin Şii veya Sünni diye bir algısının olmaması gerekiyordu. Türkiye Cumhuriyeti Laik devlet yapısıyla her mezhep, her din, her ülke, her ideoloji ile; işbirlikleri, ortaklıklar, çıkar ilişkileri kurabilmeliydi. Mevcut anlayış gelene kadar da az veya çok böyleydi.Sadece ülkeleri kategorize etmekle kalmadılar, kendi vatandaşlarını bile kategorize ettiler. Eskiden mezhepçilik sadece iç siyaset malzemesi olarak kullanılırdı. Memleket ''geriye doğru'' çağ atladı ve bugüne kadar şahit olmadığımız kavramlar dış siyaset hayatımıza girmiş oldu. Ne diyorlar; Şii Hilâl... bir karşı taraf yaratıp bunu da Şii Hilal diye kategorize ettiğin zaman, kendini de başka tarafta kümelenmiş olarak buluyorsun. Ayrıca düşman icat ettiğin için de işbirlikleri ve ortak akıl geliştiremiyorsun. Zaten geliştirmek isteyen kim ki diyen aklı evveller çıkabilir ! Bu akıl Türkiye Cumhuriyeti'nin aklı değildir. Uygulanan siyaset aklı verenlerin siyasetidir, dile getirenler ise etki altında kalanlardır. İcat edilen kavramlar ise proje kavramlarıdır. Nasıl ki bir zamanlar '' Yeşil Kuşak '' vardı, şimdi de '' Şii Hilal '' var ! Proje başkasının, uygulatılan da sen olduğun için; zarar gören de sen olacaksın.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 01:12 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:28
Mesajlar: 5592
Yaş:
Türkiye'nin "İran" diye bir derdi var, şii derdi değil.. İran'ın bu derdi yaratabilmek için ise "şia" dışında bir aygıtı yok..
Türkiye'nin şianın kara kaşı kara gözü ile bir derdi yok.. İran siyaseti ve etki alanı ile var..


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 01:14 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5406
Yaş:
Alıntı:
Türkiye'nin Şii veya Sünni diye bir algısının olmaması gerekiyordu. Türkiye Cumhuriyeti Laik devlet yapısıyla her mezhep, her din, her ülke, her ideoloji ile; işbirlikleri, ortaklıklar, çıkar ilişkileri kurabilmeliydi. Mevcut anlayış gelene kadar da az veya çok böyleydi.Sadece ülkeleri kategorize etmekle kalmadılar, kendi vatandaşlarını bile kategorize ettiler. Eskiden mezhepçilik sadece iç siyaset malzemesi olarak kullanılırdı. Memleket ''geriye doğru'' çağ atladı ve bugüne kadar şahit olmadığımız kavramlar dış siyaset hayatımıza girmiş oldu. Ne diyorlar; Şii Hilâl... bir karşı taraf yaratıp bunu da Şii Hilal diye kategorize ettiğin zaman, kendini de başka tarafta kümelenmiş olarak buluyorsun. Ayrıca düşman icat ettiğin için de işbirlikleri ve ortak akıl geliştiremiyorsun. Zaten geliştirmek isteyen kim ki diyen aklı evveller çıkabilir ! Bu akıl Türkiye Cumhuriyeti'nin aklı değildir. Uygulanan siyaset aklı verenlerin siyasetidir, dile getirenler ise etki altında kalanlardır. İcat edilen kavramlar ise proje kavramlarıdır. Nasıl ki bir zamanlar '' Yeşil Kuşak '' vardı, şimdi de '' Şii Hilal '' var ! Proje başkasının, uygulatılan da sen olduğun için; zarar gören de sen olacaksın.
Resim

Şii Hilali budur.

Aşağıdaki haber ise Hatemi’nin istihbarat şefliğini yapmış şimdi ise Ruhani’nin azınlık danışmanı olan Ali Yunesi’nin ‘İran İmparatorluğu’ ile alakalı haberi:

http://www.memri.org/report/en/print8471.htm

Kimse durduk yere element uydurmuyor. Tek suçlu AKP ya da Türkiye’de yaşamış bir takım güruhmuş gibi yazıyorsunuz.


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 01:22 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 04 Eki 2012, 19:06
Mesajlar: 380
Yaş:
Sayın PARTİKÜL tamamen gözü kapalı ve sığ bir mesaj yazmışsınız, yanı başındaki coğrafyada bin yıldır at binmiş yay germiş ok atmışız ve şimdi başka ülkenin generalleri bu topraklarda cirit atıyor bu bizim eksikliğimizdir .


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 01:28 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2571
Yaş:
Bugünün çıkar çatışmalarında o haritada gösterilen Şii Hilal hedef tahtasındadır. Yarın bir de bakmışsın ki; birisi de kırmızı bir hilal çizivermiş, Balkanlardan başlayıp taa Moğol steplerine kadar uzanan. Sonra bir de bakmışsın ki, bütün dünya Türk Milletinin üzerine çullanıvermiş ! Nitekim bunu Serv ile yapmaya çalıştılar, o proje bir kahraman sayesinde başarısız oldu. Ancak günü geldiğinde bir daha deneyecekler. Ve o gün geldiğinde sana yardım edecek kimseyi bulamayacaksın.
Alıntı:
Sayın PARTİKÜL tamamen gözü kapalı ve sığ bir mesaj yazmışsınız, yanı başındaki coğrafyada bin yıldır at binmiş yay germiş ok atmışız ve şimdi başka ülkenin generalleri bu topraklarda cirit atıyor bu bizim eksikliğimizdir .
Çağın gerçeklerine göre hareket edilir. Ve zamanın sözü söylenir. Anadolu'da '' zamansız öten horozun başı kesilir '' derler. Bu zamanın koşulu; komşumuzun evini yangın yerine çevirmek değildir. Bundan 1000 yıl önce yangın yerine çevirmiş olabiliriz. O günün şartları öyleydi, o günün şartlarıyla bugünleri değerlendiremezsiniz.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 01:53 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2571
Yaş:
Alıntı:

Resim
Bak ne güzel göstermişsin işte,

Ne diyor bak: Azerbaycan % 85 Şii diyor.

Turgut Özal gibi; onlar Şii yardım edemeyiz mi diyeceğiz !?

Mezhepçilik yaparak evvela kendi kardeşinle arana set çekiyorsun.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 01:59 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5406
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:

Resim
Bak ne güzel göstermişsin işte,

Ne diyor bak: Azerbaycan % 85 Şii diyor.

Turgut Özal gibi; onlar Şii yardım edemeyiz mi diyeceğiz !?

Mezhepçilik yaparak evvela kendi kardeşinle arana set çekiyorsun.
Azerbaycan’ın Şiiliği, Şii Hilali’ne dahil değil ama. :/ Oradaki Yeşil bölge Şii Hilali.

Hem yukarıda sayın HDS’nin yazdığını okuyun hem de benim haritanın altına eklediğim raporu okuyun.


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 02:25 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2571
Yaş:
Alıntı:

Azerbaycan’ın Şiiliği, Şii Hilali’ne dahil değil ama. :/ Oradaki Yeşil bölge Şii Hilali.

Hem yukarıda sayın HDS’nin yazdığını okuyun hem de benim haritanın altına eklediğim raporu okuyun.
Tamam okuduk, anlayabildiğimiz kadar da anladık... adamlar arî ırk oldukları iddiasındalar, kendilerine yaşam alanı yaratmak istiyorlar bunu anlayabiliyoruz. Diğer sistemleri de kabul etmiyorlar- Laiklik de dahil- bunu da biliyoruz. iyi de her devletin bu tarz projeleri, politikaları yok mudur !? Suudi Arabistan'ın da Selefi-Vahhabi politikası var. Çeçenistan'ı bile destekliyor. İsrail'in de var, Yunanistan'ın da var... Bizim yok mu, bizim de var. Bizler de ilk etapta Türk-i Cumhuriyetlerle münasebetlerimizi geliştirmeye çalışıyorduk. Süleyman Demirel bir zamanlar '' Viyana'dan Çin Seddine kadar Türk Dünyası '' ifadesi kullanırdı. Bir daha kullandırtmadılar malumunuz. O ifadeyi ağzına bile alamadı.

Neticede her ülkenin etki alanını genişletme hevesi olacaktır. Ancak bir de öncelik sırası diye bir şey var. Sen büyük tehlike dururken, küçük ile uğraşırsan; ya hedefini şaşırırsın, ya da hedef olursun.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 02:36 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5406
Yaş:
Alıntı:
Tamam okuduk, anlayabildiğimiz kadar da anladık... adamlar arî ırk oldukları iddiasındalar, kendilerine yaşam alanı yaratmak istiyorlar bunu anlayabiliyoruz. Diğer sistemleri de kabul etmiyorlar- Laiklik de dahil- bunu da biliyoruz. iyi de her devletin bu tarz projeleri, politikaları yok mudur !? Suudi Arabistan'ın da Selefi-Vahhabi politikası var. Çeçenistan'ı bile destekliyor. İsrail'in de var, Yunanistan'ın da var... Bizim yok mu, bizim de var. Bizler de ilk etapta Türk-i Cumhuriyetlerle münasebetlerimizi geliştirmeye çalışıyorduk. Süleyman Demirel bir zamanlar '' Viyana'dan Çin Seddine kadar Türk Dünyası '' ifadesi kullanırdı. Bir daha kullandırtmadılar malumunuz. O ifadeyi ağzına bile alamadı.

Neticede her ülkenin etki alanını genişletme hevesi olacaktır. Ancak bir de öncelik sırası diye bir şey var. Sen büyük tehlike dururken, küçük ile uğraşırsan; ya hedefini şaşırırsın, ya da hedef olursun.
İran’ınki kağıt üzerinde, politik konuşmalarda kalan bir heves değil yalnız.

Yunes demişti ki ''Bağdat bizim başkentimiz.’’ Geçenler de adını hatırlayamadığım birisi ‘’Bizi Irak’ta saf dışı bıraktılar. Irak’ı İran’a verdiler.’’ dedi. Şu an Suriye’nin savunması vs. olduğu gibi İran’a (Kasım Süleymani) ait. Suriye ve Irak’taki İran destekli örgütlerin aktivitelerini hemen hemen her gün foruma aktarıyorum. Suriye’de 15 bin civarında İranlı ve güdümünde Suriye dışarından gelmiş asker var. Irak’taki sayı daha fazla.

Adamlar işin içerisinde. Zelzal füzelerini pek güzel bir şekilde Irak’a gönderdiler. Zira fotoğrafını da paylaşmıştım.

Verdiğiniz örnekler arasında en göze değeni de İsrail örneği zaten.


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 02:38 
Çevrimiçi
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 00:47
Mesajlar: 2777
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:

Azerbaycan’ın Şiiliği, Şii Hilali’ne dahil değil ama. :/ Oradaki Yeşil bölge Şii Hilali.

Hem yukarıda sayın HDS’nin yazdığını okuyun hem de benim haritanın altına eklediğim raporu okuyun.
Tamam okuduk, anlayabildiğimiz kadar da anladık... adamlar arî ırk oldukları iddiasındalar, kendilerine yaşam alanı yaratmak istiyorlar bunu anlayabiliyoruz. Diğer sistemleri de kabul etmiyorlar- Laiklik de dahil- bunu da biliyoruz. iyi de her devletin bu tarz projeleri, politikaları yok mudur !? Suudi Arabistan'ın da Selefi-Vahhabi politikası var. Çeçenistan'ı bile destekliyor. İsrail'in de var, Yunanistan'ın da var... Bizim yok mu, bizim de var. Bizler de ilk etapta Türk-i Cumhuriyetlerle münasebetlerimizi geliştirmeye çalışıyorduk. Süleyman Demirel bir zamanlar '' Viyana'dan Çin Seddine kadar Türk Dünyası '' ifadesi kullanırdı. Bir daha kullandırtmadılar malumunuz. O ifadeyi ağzına bile alamadı.

Neticede her ülkenin etki alanını genişletme hevesi olacaktır. Ancak bir de öncelik sırası diye bir şey var. Sen büyük tehlike dururken, küçük ile uğraşırsan; ya hedefini şaşırırsın, ya da hedef olursun.

Birileri tam da bu olayların içeriğini SSF'de yazmasa biz de böyle düşünecektik demek.


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 02:44 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2571
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:

Azerbaycan’ın Şiiliği, Şii Hilali’ne dahil değil ama. :/ Oradaki Yeşil bölge Şii Hilali.

Hem yukarıda sayın HDS’nin yazdığını okuyun hem de benim haritanın altına eklediğim raporu okuyun.
Tamam okuduk, anlayabildiğimiz kadar da anladık... adamlar arî ırk oldukları iddiasındalar, kendilerine yaşam alanı yaratmak istiyorlar bunu anlayabiliyoruz. Diğer sistemleri de kabul etmiyorlar- Laiklik de dahil- bunu da biliyoruz. iyi de her devletin bu tarz projeleri, politikaları yok mudur !? Suudi Arabistan'ın da Selefi-Vahhabi politikası var. Çeçenistan'ı bile destekliyor. İsrail'in de var, Yunanistan'ın da var... Bizim yok mu, bizim de var. Bizler de ilk etapta Türk-i Cumhuriyetlerle münasebetlerimizi geliştirmeye çalışıyorduk. Süleyman Demirel bir zamanlar '' Viyana'dan Çin Seddine kadar Türk Dünyası '' ifadesi kullanırdı. Bir daha kullandırtmadılar malumunuz. O ifadeyi ağzına bile alamadı.

Neticede her ülkenin etki alanını genişletme hevesi olacaktır. Ancak bir de öncelik sırası diye bir şey var. Sen büyük tehlike dururken, küçük ile uğraşırsan; ya hedefini şaşırırsın, ya da hedef olursun.

Birileri tam da bu olayların içeriğini SSF'de yazmasa biz de böyle düşünecektik demek.
Kapalı forum olduğu için bizler göremiyoruz.

Kısaca, bizim bilmediğimiz ne söylüyorlar ki ?

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 03:34 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 15 Tem 2012, 19:06
Mesajlar: 4540
Yaş:
Alıntı:
Turgut Özal gibi; onlar Şii yardım edemeyiz mi diyeceğiz !?
Dönemin şartlarını hiç hesaba katmadan ezbere yorum yapıyorsunuz. Moskova'nın hala güçlü olduğu, en çalkantılı dönemde, Azerilere Türkiye'den elden gelen ne varsa göndermeye çalışırken, Ruslar ile papaz olmadan dünyaya biz yardım yapıyoruz diye bağırmamak için yapılmış dönem açıklamaları bunlar.
Alıntı:
Neticede her ülkenin etki alanını genişletme hevesi olacaktır. Ancak bir de öncelik sırası diye bir şey var. Sen büyük tehlike dururken, küçük ile uğraşırsan; ya hedefini şaşırırsın, ya da hedef olursun.
Türkiye için lütfen İran'dan daha tehlikeli bir hedef gösterin lütfen. Ha birde o İran'ın etki etmek istediği alan sizin ülkenizin yarısını içeriyorsa ister istemez insanın aklına takılıyor.


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 13:04 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2571
Yaş:
Alıntı:

Türkiye için lütfen İran'dan daha tehlikeli bir hedef gösterin lütfen. Ha birde o İran'ın etki etmek istediği alan sizin ülkenizin yarısını içeriyorsa ister istemez insanın aklına takılıyor.
Gösteririm ancak sizin hoşunuza gitmeyebilir üstadım.

Malumunuz, nam-ı diğer Sam Amca !

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 13:30 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2571
Yaş:
Osmanlı döneminde Türk milleti için en tehlikeli ülke İngiltere idi. Şimdi itiraz edenler olabilir; Ruslara karşı Osmanlıyı desteklediğinden, Kırım'da müttefik olduğunun vs. bahisle değişik değişik argümanlar ileri sürenler çıkacaktır. Ancak İngiliz emperyalizmi nedeniyle, Osmanlı devleti gelişebilecek şartlarını da kaybetmiş; yarı- sömürge durumuna düşürülmüştür. 2.Dünya Savaşı ile birlikte İngiltere dünya hakimiyetini Amerika'ya teslim etmek zorunda kaldı. Aynı anlayışın devamı olan Amerikan siyaseti ise selefinin politikalarını devam ettirdi.

Tarihten örnek verelim, bugünleri anlamak için mihenk taşıdır. Tanzimat reformlarının uygulayıcısı olarak bilinen Mustafa Reşit Paşa için şöyle bir değerlendirme yapılır. denilir ki, eskiden kariyer yapmak isteyenler nüfuslu paşaların veya en netice padişahların gözüne girmeye veya himayesini kazanmaya çalışırlardı. Mustafa Reşit Paşa ile birlikte bu usul değişmiş ve sonraları çokça görülen yeni tip devlet adamı grubu vücuda gelmiştir derler. Bu tip devlet memurları mevcut güçlerini direkt olarak yabancı sefirlerden alırlardı. Ve o dönemin en büyük sefiri İngiliz Büyükelçilisi '' Lord Stanford Canning'' tir. Bir yazıda bu zat için '' sultanların sultanı '' yakıştırması yapıldığını yazılıyor. 1853 yılında Canning karısına şöyle bir mektup yazmış; Osmanlı hükümeti apansız değişiverdi. Reşit ile Sadrazam azledildi. O saat Padişaha çıktım, yeniden vazifeleri başına getirildiler. ( Lord Stanford'un Türkiye hatıraları İsimli kitap ). Ve aynı kitapta diyor ki, hariciye nazırı reşit Paşa'nın gözlerinden yaşlar akarak Büyükelçinin elini öptü...

Kısacası bazı devletler dış müdahale ile, bazı devletler ise himaye altına alarak iş görürler.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 14:55 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Ağu 2012, 22:12
Mesajlar: 263
Yaş:
Ülkemiz için tehdidin adı İrandır. Dünyayı saçma sapan komplo teorileri ve miadı dolmuş siyasi görüşler ile algılayanlar bu durumu göremiyorlar. Katar da askeri üs kurmak bizim için önemli bir finans kaynağı, Katar için ise askeri koruma anlamına gelecektir. Ayrıca düşmanlarımıza güçlü bir mesaj vermiş olacağız. Her bakımdan karlı bir iş.

_________________
Savaşma Seviş


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 15:24 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2571
Yaş:
Evet haklısınız bugünün modası da bu: İran tehdittir !

Kimin dost kimin düşman olması gerektiğine başkaları karar veriyor, bizlerde alınan karara biat ediyoruz.

Çıkarların çatıştığı ortamlarda devletler birbirine tehdittir. Bence de doğru...

Tehdit sıralaması yapabilir misiniz demiş olsak; ilk beş ülkeyi veya tehditti sayar mısınız ?

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 15:30 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:28
Mesajlar: 5592
Yaş:
Belki doğrudan "İran tehdittir" dememek gerek. Ancak mezhep temelli "siyasi" planları Türkiye için yer yer yerel ve yayınık tehditler yaratabiliyor..

P K K'nın dahi Suriye-İran ve Türkiye git-gelleri vardır.. Ya o kanattadır, ya bu kanattadır..

İran'ın özellikle 1. Dünya ile geliştirmeye çalıştığı ilişkilerindeki kaldıraç da mezhep etkisi altındaki vekil coğrafyalarda teşkil edebildiği destabilizasyonlar ya da tam tersine stabilizasyonlar.. Yani, adam "Ben bunu Irak ve Suriye'den de geçriririm belki" diyorsa, o zaman başka şeyler planlıyordur.. Onu oradan geçirebilmek için ise, bizim pek hoşumuza gitmeyecek bir dolu parke taşı döşemeye niyetli demektir..

Bunlarla ayrı ayrı uğraşılması gerekiyor..


Hasılı, İran'ın Doğu'dan Batı'ya çizdiği yol, bizim Güney'e inen yolumuzu kesiyor.. İtfaiye değil, ambulans değil ki adama yol vereyim..


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 15:57 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 00:51
Mesajlar: 2124
Konum: Antalya
Yaş: 33
Alıntı:
Sn. Hacı İlbey;

Karşısındaki insanları arab diye küçümseme, bana göre an itibari ile bizden daha onurlular. İşte kanıtı,

Bölücü Terör Örgütü nın Türkiyede ve İŞİD de silah bırakmış halleri :

Resim

Resim

sakın işte siyasiler şöyle yaptıda böyle yaptıda olayına girmeyin, Bölücü Terör Örgütü nın bu günlere gelmesinin bir numaralı sorumlusu TSK dır. Ordumuzun Bölücü Terör Örgütü karşısındaki 30 yıllık başarısızlığı kabak gibi ortada, Eski G.Kurmay Başkanı Işık KOŞANER paşanın sorduğu soruya cevap verin 30 asker 2 teröristten niye kaçar ?

İkincisi 90'lı yıllarda hangi akla hizmet köyler boşaltılıp 2 milyon kürd batıyı göç ettirildi o 2 milyon oldu şimdi 6 milyon. Hadi şimdi gelin işin içinden çıkın
Hop dustup once kendine gel. Hatta haddini bil. !!!!

TSK'nın bölücü terör örgüt ile ilgili bazı hataları muhakkak vardır ama BTÖ'nün bu günkü yerlere gelmesinin yegane sorumlusu mevcut siyasi otoritedir. BTÖ'nun 15 yıl önce dağ kadrolarının silinip süpürüldüğünü bilmiyorsan yaşınla ilgilidir ki elinin altonda google var kullan.

IŞIK Koşaner'in bu sorusu Doğuda profesyonel yapılaşma ile ilgilidir ki gayet yerindedir. Saptırma.....

Ayrıca Arab değil Arap nereden geliyor bu araplara olan sevgi anlamış değilim. Hiç te elle tutulur değiller sapıklık onlada pedofili onlarda köle ticareti onlarda görgüsüzlük onlarda milletsizlik onlarda v.s v.s


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 16:41 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Ağu 2012, 22:12
Mesajlar: 263
Yaş:
Mezhepsel sebepler olmasaydı da İran Türkiye için tehdit olacaktı. Açıklayalım;

a)İran devlet geleneği olan bir ülkedir. Siyasi olarak Türkiye ile rekabet edebilir.

b)İran bizimle benzer nüfus ve sanayi gücüne sahip bir ülkedir. Bizim üretip sattığımız her şeyi üretip satabilir.

c)İran çok büyük doğal gaz ve petrol rezervlerine sahiptir. Bizim benzer, hatta yakın bir enerji rezervimiz yok.

d)İran çok büyük bir Türk nüfusuna sahiptir. Bu insanlar büyük oranda irana bağlıdır.

İran bu gün güttüğü siyaseti gütmeseydi bile bizim için sorun teşkil edecekti hatta şunu da rahatlıkla söyleyebilirim. İran da islami bir devrim olmasaydı, abd ile aralarında şuan ki problemler olmasaydı. Bu ülke Türkiye den çok daha güçlü bir ülke olurdu.

Günümüz şartlarında ambargo altında bir ülke olduğundan biz avantajlı bir konumdayız. Ancak iç düşmanlar ve hainler sayesinde İran Türkiye aleyhine faaliyet yürütebilmektedir. Birilerinin suriye diktatörünün Türkiye de desteklemesini, MİT tırlarına yapılan operasyonu başka türlü açıklamak mümkün değildir.

_________________
Savaşma Seviş


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 19:07 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Turgut Özal '' Onlar Şii viz Sünni'' diyerek Azerilere unutamayacakları bir söz etmişti. Şimdi de forumda, İran'a bizden daha çok bağlılar yazılarak Güney Azerbaycan Türklerine iftira atılıyor. İran da Türklere 3. sınıf muamele yapılmaktadır ve her türlü aşağılamaya maruz kalmaktadırlar. Dünya Türklüğünün sorunlarından ve amaçlarından bihaber olanların Azerilerde dahil hiç bir Türk boyu hakkında ileri geri saçma sapan konuşmaması lazım. Konu Gazze ve Arap biraderler olduğunda istediğinizi yazın ama Türklük konu olduğunda mezheepsel taasuplarınızla tartışma başlatmayın. Adamlar İranda Türk bayrağı sallıyor. Sen bu ülkede kaç defa o bayrağı salladın diye sormak lazım.


[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=-zCH0fZGdUw[/youtube]

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=cKDZSxUjal8[/youtube]

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
 
MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2015, 19:13 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 28 Eki 2014, 03:33
Mesajlar: 156
Yaş:
İran'a bizden daha çok bağlılar diyenler hayatında kaç Azerbaycan Türküyle yüz yüze görüşmüş merak ediyorum ? görüştüğü Türk sayısı 100'ü geçen yok her halde bu lafı söyleyenler içerisinde ? ( belki 5'i bile bulmuyordur ) bir zahmet edepsizce olacak ama o çenenizi kapalı tutup bildiğiniz şeyler hakkında atıp tutmanızı öneriyorum , Ankara'dan bıraksam Tebriz'in yolunu haritayla bile bulamayacak şahıslar rica ediyorum '' ÖRÖNÖ BÖGLÜLÖR BÖZÖ DÖGÖL '' gibi laflar etmesinler.



NOT : Belirteyim ben adamı Güney - Kuzey diye ayırmam İran'da yaşayanlarda Azerbaycan Türkü , Güney Azerbaycanlı diye bir kavram yok veya İran'da yaşayanlar diye.


Başa dön
   
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Bu başlık kilitlenmiştir mesajlarınızı düzenleyemez veya cevap gönderemezsiniz.  [ 76 mesaj ]  Sayfaya git 1 2 Sonraki

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Eyüp88, Gladiator, karpat, StrikeEagle ve 24 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye