TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 21 Tem 2017, 13:39

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading


Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 30 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 09:44 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2048
Yaş:
Allah Dünya liderimizden razı olsun ;)
İlla yumurtayı kapıya dayayacak. Yada diğer bir değişle şemsiyeyi açacak. Öldürmeyen şey güçlendirir.
http://m.milliyet.com.tr/almanya-agzind ... a-2417047/

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 09:54 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Oca 2013, 11:32
Mesajlar: 445
Yaş:
Alıntı:
Allah Dünya liderimizden razı olsun ;)
İlla yumurtayı kapıya dayayacak. Yada diğer bir değişle şemsiyeyi açacak. Öldürmeyen şey güçlendirir.
http://m.milliyet.com.tr/almanya-agzind ... a-2417047/
Batının bizi kıskanmasının ispatı :evil:

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 13:26 
Çevrimdışı
Site Başkanı

Kayıt: 13 Ağu 2012, 19:35
Mesajlar: 1345
Yaş:
Alıntı:
Allah Dünya liderimizden razı olsun ;)
İlla yumurtayı kapıya dayayacak. Yada diğer bir değişle şemsiyeyi açacak. Öldürmeyen şey güçlendirir.
http://m.milliyet.com.tr/almanya-agzind ... a-2417047/

Hele şükür sonunda Ab den kurtuluyoruz atsınlar sona erdirsinler o bile bize yeter :)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 13:39 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ağu 2012, 19:15
Mesajlar: 732
Yaş:
Haberin altindaki yorumlar daha enteresan

_________________
[img]http://img705.imageshack.us/img705/6612 ... 21.jpg[img]


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 14:04 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 03 Tem 2016, 22:02
Mesajlar: 398
Yaş: 23
Üstadlar
Türkiye nin AB nin kapısında oyalanmasının sebebi, menfaati belli. AB fonları krediler, hibeler.
AB nin bizi oyalamasındaki menfaati nedir?
İki tarafta biliyor Türkiye'nin AB ye giremeyeceğini.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 15:10 
Çevrimdışı
Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 30 Eki 2016, 20:27
Mesajlar: 135
Yaş: 30
Alıntı:
Üstadlar
Türkiye nin AB nin kapısında oyalanmasının sebebi, menfaati belli. AB fonları krediler, hibeler.
AB nin bizi oyalamasındaki menfaati nedir?
İki tarafta biliyor Türkiye'nin AB ye giremeyeceğini.
Hocam Avrupa birliği ile aramızda bir gümrük birliği anlaşması var. Bu anlaşma AB'ye bizim dış ilişkilerimize doğrudan müdahale hakkı veriyor. Mesela Wiki'deki maddeye göre:
--------------------------------------------------
* Türkiye, önkoşul olmaksızın AB'nin üye olmayan bir ülke ile imzaladığı (yani dünyada diğer tüm ülkeler) tüm anlaşmaları kabul etti. (16. ve 55. maddeler[4])
* Türkiye gümrük birliğine girerek, AB bilgisi olmadan herhangi bir AB üyesi olmayan ülke anlaşma yapmamayı kabul etti. Aksi takdirde AB, müdahale ve bu anlaşmayı iptal etme hakkına sahipti.(56. madde[4])
* Türkiye, gümrük birliğine girerek, kayıtsız şartsız AB gümrük birliği için yapılan yeni yasalara paralel yasaları yapmayı kabul etti.(8. madde[4])
* Türkiye, gümrük birliğine girerek, tüm yasaları ve tek Türk hakimi olan Avrupa Adalet Divanı'nın kararlarını kabul etti.(64. madde[4])
* Türkiye, gümrük birliğine girerek, Avrupa mallarına kendi pazarını açtı. Türkiye'nin yerli mallarındaki kalitesindeki fark nedeniyle rekabet etmekte büyük bir zorluk vardı. Avrupa malları, herhangi bir gümrük ücreti olmadan Türkiye'ye akacaktır.
---------------------------------------------------

Diğer bir deyişle, bizim AB adaylığımız, AB çıkarına işler yapmamıza motive eden bir şey. Bu gümrük birliği sayesinde Avrupa Birliği, komşusunun İran v.2.0 veya Suudi Arabistan V.2.0 veya söz gelimi herhangi bir Rus uydusu olmaması için kısmi de olsa bir müdahale hakkına sahip.

Mesela adamlar diyor ki benim bilgim olmadan Rusya veya başkasıyla herhangi bir anlaşma yaparsan ve bu benim çıkarıma uygun değilse iptal ederim. Yok bana önceden bilgi verdiysen, ben olumsuz gördüysem, ancak buna rağmen sen bu anlaşmayı yaptıysan iptal edemem ama bunu bir kenara yazarım. Gelecekte AB üyeliği rüya olur diyor. Bu politik hakka ek olarak Türkiye'nin AB malları için gümrüksüz bir pazara dönüşmesi mevzusunu saymadım bile.

Diğer taraftan AB ile aramızda olan bu gümrük birliği yalnızca biz AB'ye aday ülke isek anlamlıdır. AB adaylığımız sonlanırsa, gümrük birliğinden çıkmamak veya yukarıdaki maddeleri silecek şekilde revizyon yapmamamız için hiçbir sebep yok.

_________________
Zorlukların Arasından Yıldızlara!..


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 18:04 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 03 Tem 2016, 22:12
Mesajlar: 178
Yaş: 0
İnşallah silah ambargosu gelir bildiğim 120'lik tank mermilerini bile dışarıdan alıyoruz eğer kısıtlama olursa mecburen kendimiz üretmek zorunda kalıcağız kıbrıs silah ambargosundan önce telsiz pili bile üretemiyorduk bazı stratejik tesisler benim bildiğim bu olaydan sonra kuruldu.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 18:29 
Çevrimdışı
Site Başkanı

Kayıt: 13 Ağu 2012, 19:35
Mesajlar: 1345
Yaş:
Alıntı:
Hocam Avrupa birliği ile aramızda bir gümrük birliği anlaşması var. Bu anlaşma AB'ye bizim dış ilişkilerimize doğrudan müdahale hakkı veriyor. Mesela Wiki'deki maddeye göre:
--------------------------------------------------
* Türkiye, önkoşul olmaksızın AB'nin üye olmayan bir ülke ile imzaladığı (yani dünyada diğer tüm ülkeler) tüm anlaşmaları kabul etti. (16. ve 55. maddeler[4])
* Türkiye gümrük birliğine girerek, AB bilgisi olmadan herhangi bir AB üyesi olmayan ülke anlaşma yapmamayı kabul etti. Aksi takdirde AB, müdahale ve bu anlaşmayı iptal etme hakkına sahipti.(56. madde[4])
* Türkiye, gümrük birliğine girerek, kayıtsız şartsız AB gümrük birliği için yapılan yeni yasalara paralel yasaları yapmayı kabul etti.(8. madde[4])
* Türkiye, gümrük birliğine girerek, tüm yasaları ve tek Türk hakimi olan Avrupa Adalet Divanı'nın kararlarını kabul etti.(64. madde[4])
* Türkiye, gümrük birliğine girerek, Avrupa mallarına kendi pazarını açtı. Türkiye'nin yerli mallarındaki kalitesindeki fark nedeniyle rekabet etmekte büyük bir zorluk vardı. Avrupa malları, herhangi bir gümrük ücreti olmadan Türkiye'ye akacaktır.
---------------------------------------------------

Diğer bir deyişle, bizim AB adaylığımız, AB çıkarına işler yapmamıza motive eden bir şey. Bu gümrük birliği sayesinde Avrupa Birliği, komşusunun İran v.2.0 veya Suudi Arabistan V.2.0 veya söz gelimi herhangi bir Rus uydusu olmaması için kısmi de olsa bir müdahale hakkına sahip.

Mesela adamlar diyor ki benim bilgim olmadan Rusya veya başkasıyla herhangi bir anlaşma yaparsan ve bu benim çıkarıma uygun değilse iptal ederim. Yok bana önceden bilgi verdiysen, ben olumsuz gördüysem, ancak buna rağmen sen bu anlaşmayı yaptıysan iptal edemem ama bunu bir kenara yazarım. Gelecekte AB üyeliği rüya olur diyor. Bu politik hakka ek olarak Türkiye'nin AB malları için gümrüksüz bir pazara dönüşmesi mevzusunu saymadım bile.

Diğer taraftan AB ile aramızda olan bu gümrük birliği yalnızca biz AB'ye aday ülke isek anlamlıdır. AB adaylığımız sonlanırsa, gümrük birliğinden çıkmamak veya yukarıdaki maddeleri silecek şekilde revizyon yapmamamız için hiçbir sebep yok.
O gümrük birliğini imzalayanları İhanet Mahkemelerinde yargılamak gerekiyor.

Birde amma sevinmişlerdi Türkiye AB kapısına ayağını attı üyelik geliyor masallarına.Arkadaş 30 sene oldu yahu anlayın artık kafa yok devlette sanki bütün kriterlere uyunca alıcaklar seni.

Gürcistana bile AB vize serbesti getirdi sen 30 senedir Schengen vizesi diye ağlayıp o birliğin ayaklarını öpüyorsun.Bir vatandaşta çıkıp ne yapıyoruz bunlar bizi resmen güdümünde kullanıyor demiyor.

Bu millete herşey müstehak kaşınıyoruz kaşıyorlar ağlamanın bir manası yok.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 18:31 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Oca 2013, 11:32
Mesajlar: 445
Yaş:
Alıntı:
İnşallah silah ambargosu gelir bildiğim 120'lik tank mermilerini bile dışarıdan alıyoruz eğer kısıtlama olursa mecburen kendimiz üretmek zorunda kalıcağız kıbrıs silah ambargosundan önce telsiz pili bile üretemiyorduk bazı stratejik tesisler benim bildiğim bu olaydan sonra kuruldu.
Silah ambargosu gelirse:
1- Hammaddelerin bir kısmını dışarıdan para verip alıyoruz.
2- Öyle ha deyince ortaya ürün çıkamıyor. Projelerin teslimat sürelerini aklınıza getirin (2020-2021).
3- NEB üretiminin yeterli olmadığını ve muadilinin ithal edildiğini hatırlayın.
4- Bütün bunlar parayla yani vergilerimizle yapılıyor. Çünkü ihracatımız yeterli değil.
5- Üretim ulusal seviyede olduğu için maliyetler yüksek. Bkz. MPT-76.
6- Son olarak duygusal değil mantıklı düşünün.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 22:40 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 12:26
Mesajlar: 1981
Yaş:
Alıntı:
AB nin bizi oyalamasındaki menfaati nedir?
İki tarafta biliyor Türkiye'nin AB ye giremeyeceğini.
Bugün biliyor. Peki o gün böyle miydi?

Ab'ye en çok yaklaştığımız zamanı hatırlayalım. Başbakan Karaoğlan. "Demokratik sol parti" adındaki bir partinin genel başkanı. Tekrar edelim: Yüzyıllarca avrupayı islamla tehdit etmiş bir milletin ülkesinde demokrasi ve sol ismiyle iktidarda. Adamlar bize "bu yolda devam etmek kaydıyla kapı araladılar. Peki neden? Onu zaten biliyorsunuz ama yine de söylemek gerekirse rahmetli menderes döneminden beri abd'nin oğlanı olarak varolduğumuz ve cılız bağımsızlık çabalarımızın da büyüyemeden ezildiği için.

Peki avrupa neden abd yanaşmalığından vazgeçersek bizi kabul edeceğini ima etti? Çünkü sovyetler birliği dağıldı, soğuk savaş bitti. Abd (yeni dünya) için (eski dünyadaki) bir sonraki hedef avrupa çapında bir birlik oluşturarak yavaştan tekrar bağımsılzığa doğru yol almak isteyen almanya ve tayfası oldu.

Abd avrupayı neden bölünmüş ister neden ab'yi dağıtmaya çalışır? Abd, kendi düzenini kurmuş ve buna yeni dünya adını vermiştir. Bu sistemin devamı için abd dünyanın çekim merkezi olarak en üst ve rakipsiz konumda olmalıdır. Bunun da mümkünatı dünyanın geri kalanını sosyal, ekonomik, kültürel vb her türlü yönden sömürmektir. Avrupa ise ileri bir medeniyet olarak dünyanın geri kalanından farklı şekkilde bu sömürüye dur diyebilecek kapasitededir. Zaten avrupa birliği de bu amaçla vardır. Avrupa içinde sınırlar kaldırılıp hayat kalitesi ortalamaları yükseltilerek birliği (en azından merkezini) nitelikli göç alan, medeni, huzurlu ve keyifli yaşanabilen bir yer olarak muhafaza etmek amaçlanmaktadır. Abd'nin kurduğu ve yaşatmak zorunda olduğu sistem buna müsade etmez; nitelikli göç sadece abd'ye doğru olmalıdır, küresel şirket merkezleri, varlıklı ve kültürlü insanlar avrupa'dan abd'ye göç ettirilmelidir. (Hele ki abd'de siyahi/latin/asyalı nüfus tahminlerin ötesinde hızla artmaktayken, beyaz ve medeni insan kaynağı neresi olacak? Tabiki, kendisi suriyeli göçmenlerin niteliklisinin de niteliliklisini seçip parmakla sayarak alan abd vasıfsızlılar selini bizim elimizle avrupa'ya doldurtup oraları artık iyice kuzey afrika/ortadoğu benzeri, kadınların gece sokağa çıkamadığı yerlere çevirterek neyi amaçlıyor? Gece sokağa çıkılmayacaksa avrupa'da yaşamanın ne anlamı var, para zaten abd'de fazlasıyla kazanılıyor diyen insan arttıkça ne olacak? Giderken nelerini de götürecekler? vb)

Biz ne yaptık nasıl ab kapılarını araladık? Öncelikle niyet belli ettik, bu yolda çile çekilecekse de çekeriz, samimiyiz dedik, gümrük birliği vb. bundan kaynaklıdır. Başlıca örneklerle abd'nin peşinden ırak'a girmedik (çekiç güç hayatdı elbette, ama nato ülkesiyiz mevcut siyasi yapıyla reddi mümkün değildi) yunanistan ile kriz yaşadık, dahice yöntemler kullanarak tatsızlık çıkarmadan çözdük (oturulur konuşulur adam hüviyeti kazandık) bölücü ve dini terör sorunumuzu büyük bir gayretle çözdük ülke çapında huzuru sağladık (milli ve etkin bir kurmay aklımızın olduğunu gösterdik) abd'ye rağmen bağımsız stratejik kararlar verebildiğimizi gösterdik (varyag karşılığı roket ve füze teknolojisi edinimi) tabi en önemlisi millet olarak komünist diye bilinen Ecevit'i başbakan seçtik ve ab ile adamların dilinden, aynı kelimeleri kullanarak konuşabildik. Sandılar ki bu millet bizi islamla şereflendirme yahut reddedersek kellemizi uçurma hülyasından vazgeçer, hayatını nyaşamayı ve yaşatmayı öğrenir, Atatürk'ün yolundan ilerlemeye başlar.

Abd ne yaptı? Önce ülkeyi vahşi kapitalizme açtı (özal) sonra milli kurmay aklına direnemeyen çiller yerine samimi bir dinci olan erbakan'ın içinden uzunu çıkararak başımıza geçirdi. Böylelikle ertesi bahara bizim arka bahçemizde bize operasyon yaptı, başımıza çuval geçirip gönderdi, btö dokunulmazlık kazandı (elbette diğer yerel güçler de) terör sorunumuz yeniden başlatıldı, kürt nüfusa kürt oldukları bildirildi, ayrı bir siyasi yapıya mensup olmak gibi bir zarureretlerinin bulunduğu kabul ettirildi, dışarıda sırasıyla komşu ve yakın ülkelerle krizler çıkarıldı, herkesle kedi köpek yapıldık, bölgenin güvenilir ve arabulucu gücüyken her olayda taraf olduk (enteresandır, hep kaybeden taraf?) bölgeyle sınırlı da kalmayarak, zamanla dünya çapında nefret objesine dönüştürüldük. Bakanlarımızı köpeklere parçalattıracak kadar değersiz ve nefretilk bir devlet haline getirildik. Yardımımızla libya, üzerimizde suriye operasyonları yapıldı (daha afrika meseleleri var ama bahsetmeye değmez) Ab adayı sosyal demokrat devletten dünya denelinde islami terör örgütü destekçisi diye kabul gören ve bizimle düşman olan btö'nün laik, sosyalist ve medeni değerlerin savunucusuymuşçasına kahramanlaştırılmasına mümkünat veren bir konuma getirildik.

(Tabi siyasal islamdan dolayı, takiyyeden başlayıp giderek zorbalaşan yöntemlerle ülkedeki demokratik kurumlar giderek ortadan kaldırıldı, hak ve özgürlükler kısıtlanıp küçültülüp daha sonra aleni bir şekilde keyfi yasaklara dönüştürüldü, sosyal ve siyasi güvenlik ortadan kaldırıldı, iktidardan taraf olmayanın yaşam hakkı mümkün olduğu kadar ellerinden alındı)

Pek kısa olmadı ama bir şekilde özetlediğimiz bu süreç şurada hepsi yirmi yıl kadar tutuyor, en genç olanlarımız bile görmemiş olsa bile mutlaka biraz duymuştur, anlatılmıştır. Bu serüvenin başında bağımsızlığa meyletmiştik, ab de bu hevesimizi görüp bir acaba demişti. Çok sürmedi tabiki. Siyasal islamın iktidar olmasıyla irkilen ab'nin, zıvanadan çıktığımız silivri sürecinden sonra nasıl bizden buz gibi soğuduğunu unuttuk mu? Abd mülkü olduğunu herkesin bildiği ve bu "hevesimiz" döneminde yurttan çıkarılarak sahibine gönderilen; ancak daha sonra siyasal islam vasıtasıyla devletin içine yerleştirilen ve gittikçe büyüyerek devletin esası konumuna gelen irticai örgüt tarafından milli kurmay aklımız silivri'ye tıkıldı, bu serüven de böylece bitmiş oldu, dünyadaki yerimiz sabitleşmiş oldu.

Ab kapısını aralayan milli kurmay aklımızı "avrasyacı" diye düşmanlaştırıp yokettik, avrupa'ya destek olacağımıza, zaten hayatta kalma mücadelesi verirlerken bir tehdit daha oluyoruz. Ne yapsalardı?

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 22:51 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 611
Yaş: 27
AB ayrıca yurtdışına açılan tek kapımız, bunu da unutmayın :) 3 ana komşumuz olduğunu düşünün; Ab, Rus, güneydeki erablar. Hangisiyle iyi geçinmek istersiniz?
Güneydeki erablar erab milliyetçisi ve sana doğal düşmen.
Rus tek tuttuğunu öbüyor, son 200 yılda başına ne geldiyse bunlardan geldi, balkan istyanı, doğu olayları şu bu.
Ab ikinci dünya savaşı sonrası farklı öncelikleri masaya koymuş ve bir birlik içinde gerçekten muhteşem bir hayat standardına kavuşmuş.
Türkiye elbette Ab yolunda ilerleyecektir, başka bir seçenek söz konusu değildir.
Ab'nin bazı istekleri Türkiye için doğal negatif, yani şu an imkansız. 20 sene önce farklı dilde eğitim tabuydu, şimdi oluyor. Çözülme gibi "fobi" leri olan bir ülkede şu an ana dilde eğitim var ve ülkede çıt çıkmadı. Açıkçası ben bu olaya karşı değilim ama "istendiği" gibi olmaması gerek ve bu seviyede olduğumuzu düşünmüyorum. Neyse.
Bunun yanı sıra şimdiye kadar duyduğumuz "denge" politikasını en az 2023'e kadar devam ettirmeliydik ^^
Belki başımıza ne geldi geldiyse Amerikan askeri yardımlarıyla geldi, yerli sanayimiz yıkıldı. Ayrıca şu an nasıl Yunan'a bakıp "ab paralarını yemişler şimdi böyleler" dediysek, biz de zamanının modern tanklarını alıp, kalan parayı gidipte prototip bile olsa yeni tanklar vs geliştirmeye değil abuk subuk şeylere yatırdık. Ab işte bunu yapmadı :) İkinci Dünya savaşı sonrası zaten hazır olan altyapısını askeri yardımlarla medeniyet kurmaya odakladı ve kazandı.
Türkiye nükleer yarışı kaçırdı, pahalı elektrik üretti.
Türkiye petrol yarışını kaçırdı, en azından kendine yakın bölgeleri uydu olarak kullanmalıydı.
Türkiye araba yarışını kaçırdı, en kötü bir motor üreticisiyle anlaşıp kendi şasesini geliştirmeliydi.
Türkiye elektrik üretimini kaçırıyor, hala bu konuda hiçbirşey yapılmadı, son 5 yıl ölü.
Türkiye şehirleşmeyi kaçırdı, şehirler çöp gibi, gidin haritadan sur içine bakın 2000 yıllık yerleşim kalitesi ortada.
Türkiye demografik dönüşümü kaçırdı, köylerde kırlarda hayvancılığı geliştirip üretimi yayacağına şehirlere tıkıldı.
Türkiye'nin güzel yaptığı şeyler de var ama bunların arkasında hep milletimizin alın teri gizli, bedeli hep biz ödedik.
Düşünün, bu referandumun faturası rahat 1 milyar lira vardır, Altay tankı protoripini kaça ürettik, neyin kılını kırk yararak 2 senede sözleşme imzalıyorlar bakın.

Ab'nin buradaki en büyük hatası, insancıl yaklaşım içinde olan insanları desteklemek yerine kendi sanal duyarlarını bize dayatmaları. Türkiye'yi Türkiye olarak kabul etseler zaten bizim insanımız da en az avrupa insanı kadar barışsever ve görülesi insanlar. Bence bu olay Romanya, Bulgaristan gibi ülkelere yeşil ışık yaktıkları an bitmeliydi.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2017, 23:01 
Çevrimdışı
Site Başkanı

Kayıt: 13 Ağu 2012, 19:35
Mesajlar: 1345
Yaş:
Alıntı:
Türkiye elbette Ab yolunda ilerleyecektir, başka bir seçenek söz konusu değildir.
Bu laf a tav olmuşumdur bir bakalım Japonya 2.dünya savaşından sonra AB normlarına göremi dünyanın en büyük 5 ekonomisinden biri oldu ?

Güney kore AB yolunda ilerledi değil mi yıkımın içinden çıkıp kendi öz kaynakları ile dünyanın en büyük marka ve ekonomileri arasına girdi ?

Rusya AB normlarına dönerek mi Amerikanın en büyük belalısı oldu ?

Çin Ab yolundamı ilerledi ?

Hindistan veya Güney Afrika Ab normlarına göremi ilerledi ?

Hepsi eşşek gibi çalıştı çabaladı o kültürü öğrendi dünya ya açıldı küresel markalar üretti sen naptın boş beleş Ab normları diye oturdun sırtını batıya yasladın ama unuttun AB nin şeyi senin arka tampona girdi.

Konuyu yanlış anlamamak adına Atatürk Türk milleti çalışkandır zekidir der iken biz Ab milleti zekidir çalışkandır onların izinden gidelim diyemi algıladı ?

Kendi zeka ve becerisini kullanamayan milletler böyle sömürgeci AB kapısında Tank motoruda dilenir en ufak fırsatta AB ye kaçmayıda becerir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 00:25 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 611
Yaş: 27
Bu başlıkta bu tartışmayı yapmak istemezdim fakat zaten siliniyor, bu yüzden yarım kalsın istemem.
Japonya, kore dediğiniz yer de bi yanı kominist Çin, öbür yanı abuk subuk bissürü ülke. Hazır manda Filipinler de varken burayı komple uydusu yaptı Abd.
Kim nereye ilerledi afedersiniz ? Japonya çalışkan da ne? Zamanında İngilizce, Hollandalılar gitmese hala ortaçağda yaşıyorlardı.
Biz çalışmadık mı? Biz de çalıştık, hem de nasıl. Hala çalışıyoruz da ama verimli ve yöntemli çalışmıyoruz. Yazımı okuduysanız suçun milletimizde değil yönetim kadrosunda olduğunu görürsünüz.
Bu lafa tabiki tav olacaksınız, yüzyıllarca islamın sancaktarlığını yapmış coğrafyamızda "hak", "hukuk" kavramlarını ne yazık ki Ab'den edinmek durumundayız çünkü bunları konuşup tartışabilecek kapasitemiz yok.
Afedersiniz ama ne yolunda ilerleyeceğiz? Ülkenin kendi yolu var derseniz gerçekten tartışma kalitesi açısından hayal kırıklığına uğrarım. Bütün medeniyetler birbirinden etkilenir.
Farkında mısınız bilmiyorum ama biz henüz kimliğini dahi edinememiş bir ülkeyiz. Adeta parçalanmış bir İtalya'ya benziyoruz.
Rusya Ab normlarına göre ilerledi, öncelikle eğitimin önemini anlayıp sağlam bir altyapı kurdu. Türkiye 90 yılda bir eğitim sistemi oturtabilmiş midir? Japonya? Kore? Hindistan?
Sen bir çömlek yapıyorsun ve yamuk yumuk oluyor, karşıdaki dükkandaki usta iplik gibi çıkarıyor çömleği. Aynısını taklit etmesen bile göz ucuyla bakar kendininkini de düzeltirsin, yoksa senin çömleğin pazarda onunkiyle aşık atamaz. Ha illa bakmam ben kendi kendime çözücem derseniz şu an yaptığımız şey o zaten.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 02:57 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: 20 Kas 2016, 17:39
Mesajlar: 9
Yaş: 31
Sayın BayramlıkŞeker yorumlarınızın bir çok kısmına katılıyorum.
Sayın Kurt hocam ile aşağı yukarı ortak payda zaten çalışmak.Örnek Avrupa olur Amerika olur size uygun olanı model olarak seçersiniz.
Alman milleti aslında çok zeki veya inanılmaz çalışkan insanlar değiller ; ama iş bileni doğru konuşanı dümene koyuyorlar.Bu Amerika içinde geçerli.
Bizim sıkıntılarımız çok temelde derinlerde olduğuna inanıyorum.Savrularak gidiyoruz.Eskiden on senelikti ülke politikalarımız ciddi ciddi haftalık artık.Amerika 100 senedir aynı yönde istikamette gidiyor.Avrupa da 80 senedir bu böyle.Uzun vadeli politikalar , yol planları mevcut.
Aklı selim insanlar bir araya gelip gerçekten ülkemiz için yüz senelik bir yol haritası çıkarmalı belki.
Vatandaş olarak üzüldüğüm sağ sol şu bu mevzuları ile inanılmaz enerji kaybediyoruz.iç çatışmalarımız faylarımız düzelse tek ortak payda vatan sevgisi ülke çıkarı olsa kısa zamanda inanılmaz yol alırız.Avrupa'da Amerika da bu böyle .
İstikamet doğru olduğunda Amerika gibi 200 senede en zirveye tırmanabilirsiniz.
Bizim için bu sıkıntıların daha derinlerde olduğuna inanıyorum.
Temel doğru olduktan sonra örnek bulmak kolay.
Çin için ülkemizde ön yargılar çok çok kötü , haklı yanları fazladır.
Ama gerçekten teknolojiyi elde etmek için kusura bakmayın eşek gibi çalışıyorlar.
İyi kötü bir istikamet olduktan sonra bu vatan için de eşek gibi çalışmak için yanan gençlerle dolu heryer.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 11:59 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 611
Yaş: 27
Hocam benim demek istediğim; Çin, Japonya, Kore vs bunlar direkt olarak bize örnek oluşturan ülkeler değil. Çin dünyada hep en yoğun nüfusa sahip ülkedir, Hindistanun nüfusu 1 milyar civarı. Onların yaptıklarıyla Rusya ve Amerika'yı karşılaştırıp sonuca ulaşabilirsiniz. Japonya ve Kore örneği kendine bişeyleri "örnek" alan değil resmen Amerika'nın uydu devleti.
Yine tekrar ediyorum, bence sorunun temelinde birliğimizi sağlayamamamız var. Temel idea ve anlayışta problem var. Mesela şu an hükümette olan "yerlilik" anlayışı güzeldir. Bize gelecek adam biliyor ki "haa bu adamlarla iş yaparsak yerli üretim isterse vs". Bu güzeldir, ama biz böyle şeyleri yapmışız ve 3-5 yıl sonra, "aaa böyle olmicak hazır alalım" durumuna geçmişiz.
Bazı şeyler çok temelde başlar ve biter. Abd içinde Abd vatandaşı olmak o kadar da bir olay değildir ama Abd dışında iseniz dünyanın en önemli insanlarından biri olursunuz, devleti arkanızda hissedersiniz. Avrupa ülkelerinin ordularına bakarsak zaten durumu görürüz.
Ülke içinde suya sabuna zarar gelmicek şekilde insanlara karışmamışlar, ülke dışında çevre ülkelerle bir birlik sağlamışlar ve askeri masraflarını indirgemişler. Bu alandan boşalan kaynağı sivil yatırımlara harcamışlar. Bunun üzerine askeri alanda yenilikler yapıp bunları biz gibi ülkelere satmışlar. Elde edilen geliri de zart yardımı zurt yardımı diye insanlarına harcamışlar, sağda solda yatırımlara finansal destek sağlayıp paradan para kazanmışlar.
En yakın örnek Polonya'ya bakın. Ab'nin genelinde olan askeri rahatlılık orada yoktur, nispeten ordusu büyüktür. Halkın gelir seviyesi olarak da bize çok yakındır. Diğer doğu avrupa ülkelerini saymıyorum zaten onlar varla yok arası.
Yani "Ab yolumuzdur" lafına tav olmaya gerek yok.
Ha sen insanlarının kendi potansyelleri ve mutluluklarını en üst seviyede yaşatacak bir ülke istemiyorsan, verdiğin kesintisiz elektrik hizmetini Pakistan'la kıyaslayıp "yaa kıymetimizi bilin" demeye getiriyorsan, kardeşim senin yolun Ab olmasın zaten.
Yolu Ab olmayanların isimlerini de "uçuşta elektronik eşya yasağı getirilen orta doğu ülkeleri" listesinde bulabilirsin.
Velhasıl, aklın mantığın yolu yolumuzdur. Mesela akıl mantık "Anka" yı yapıp, sonra "aaaa bunun motoru yok" dememektir. 2019'a Anka kalmaz, Abd Predatorleri emekli etti :) Çin Anka'yı 2ye katlayan insansızdan bugün 300 tane sattı. Rus Altay muadili tankı bu yıl seri üretime alıyor, üst modeli de bir iki seneye olur. Tamam kardeşim bizim için büyük olaydır, güzel platformdur "Altay", ama bi tutan daha ileriyi gör.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 13:09 
Çevrimdışı
Site Başkanı

Kayıt: 13 Ağu 2012, 19:35
Mesajlar: 1345
Yaş:
Şimdi elma ile armutlar karışmış biraz onları düzenleyelim.

Öncelikle ülkeler ile ilgili örnekler verir iken bu konuda ülkelerin devlet ve halk iradesinin nasıl verilmli üretkenlik ve teknoloji ve ekonomi alanında nasıl ilerlediğinmi tarihsel
bir şekilde örneklemek gerekirse bir çok nokta aydınlığa kavuşucaktır.

Bahse konu olan japonya örneğini irdeler isek ingiliz ve hollandalılar bu ülkeyi adam etmiştir yoksa orta çağda kalacaklardı lafı beni oldukça güldürdü.Japonya geleneksel olarak bu ülkeler ile tarihi boyunca bilim ve teknoloji alanında yardım almayı bırakın kendi bilimadamları ve üretimleri ile 2.dünya savaşında okyanus bölgesinde uçak gemisi kullanan 2 ülkeden bir tanesi idi ve pasifikteki savaşta amerikaya ciddi hasar vermiş olup amerikanın o ülkeye atom bombası atması ile neticelenen baskı politikasını izlemiştir.

Bunun akabininde Amerika hükmen galip ilan edilmiş imparatorun ordusu dağıtılmış ve askeri teknoloji üretimi alım satımı dahil teknoloji transferi gibi bir çok noktada elini ayağını bağlamıştır.
Amerika yarın bu ülkenin kendisine tehtit olmaması içinde tıpkı Türkiye politikası gibi üretkenliği törpülemek adına ambargolar uygulamış ama japon toplumu bununda üstesinden gelerek günde 17 saat çalışarak vatandaşlarını dünyanın çeşitli üniversitelerine burslu yollayarak beyin göçünü tersine yönelterek bugün Amerikaya kredi veren bir ülke konumuna getirmiştir.

Ki her sene öğrencilerini nükleer patlamanın olduğu şehirlere götürüp onların aklına güçlü olmazsanız bu trajedi yeniden olabilir bilgisini aşılayarak bir çok konuda çalışkan ve onurlu bir milletin ferdi olduklarını farketmelerini sağlamışlardır.

Zira Hindistanı irdeleyecek olursakta yıllarca ingiliz sömürgesi altında yaşadıktan sonra bağımsızlığını ilan etmiş yazılım ve teknoloji konusunda Japonya örneğinde olduğu gibi bilimsel olarak
gelişimi devlet kültürü haline getirmiş şu an dünya üzerindeki teknoloji alan ve kullanan yerine teknoloji satan ve bunun desteğini sağlayan ülke konumuna yükselmiştir.Ki bunu ingilizlerin çokta istediğini düşünmek saflıktan ziyade bilgisizlik abidesi olarak akılda tutmak gerekir.Sömürge politikasında güçsüz bırak ve yönet taktiği bu ülkelerdeki insanların kültürünü değiştirmemiş olup azimle hala nereden nereye üretim yapabiliriz diye düşünmeye sevketmiştir.

Güney Kore ise yıllar süren iç savaş ve farklı iki düşüncenin arasında kalmış Amerika ve Türkiye sayesinde (askeri olarak)kurtulmuş.Yine yukarıdaki örnekler ile kendi ülkesinin değerini toplumunun gücünü arkasına alarak üretim ve teknoloji ile bugün sayılı ülkeler arasına girmiştir.

Ve daha güzelini söylemek gerekirse bu sayılan ülkelere verilen Abd veya ülke yardımı o dönemde bize verilenin yarısı kadardır.

Rusya konusuna gelirsekde AB normları üzerinden gitmemiştir.AB Rusyadan sonra kurulmuş bir ittifaktır (ki Sosyalist devlet politikası ülkenin ismini değiştirsede Rusya ismi değişmemiştir.)Stalin döneminde AB normları diye bir şey yoktu çok güldüğümden o konuda yorum yapmayacağım :)

Birde herşeyi yönetime atmaktan vazgeçin yönetimi seçen sizlersiniz uzaydan gelmiyor bu elemanlar dolayısı ile Atatürkün dediklerinden bir şeyler kapmamışsınız.

Güzel bir söz vardır ilim Çin de dahi olsa arayınız.

Millet olarak tembelliğe alıştığımız sürece bugün AB semeri vurur yarın Abd ondan sonra Rusya.

Sen birey olarak bu ülkeye katkı verip damalarlarındaki asil kanın hakkını verirsen.Bugün Altay tankında,yerli uçağında,yerli askeri teknolojinde olur ağzın açık olarak Ruslar şunu verse Amerika bunu verse demez kendi işine bakar ekonomine güç verirsin.

Oturup vergi kaçırıp askerlikten kaçıp okumaktan kaçıp kısa yoldan zengin nasıl olurum köşeyi nasıl dönerim dersen bilgi yerine parayı tercih edersen insanına değer vermez isen zaten o ülkeden sen verim alamazsın.

AB severlere duyurulur.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 14:05 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 611
Yaş: 27
İçim şişti. Japonya 2. Dünya Savaşı'na uçak-gemi falan sokarken üstün samuray teknolojisinden faydalandı sanırım. Çin ve Japonya sanayileşirken batıdaki kaynakları İngilizler ve Hollandalılardır.
Siz anlamak istediğiniz gibi anlıyorsunuz fakat ben Ab normları falan demedim, Ab dedim. Yani batı.
Nüfusunun yarısı abuk subuk bi yaşam süren Hindistan'ı örnek vererek Atatürk'ün söylediklerinden çok şey kaptığınız ortada.
Vergi kaçırılmaz, vergi kaçırttırılır. Mesela vergiyi vermeyen Suriye'li vatandaşlarımız acaba çok zorluk çekiyor mu vergi kaçırırken :) Ya da hiç "vergi affı" kapsamında silinen on milyonlarca liraya hiç baktınız mı? Sizce her köşe başı satılan kaçak sigarada vergi kaçırılıyor mu yoksa müsamaha mı gösteriliyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir tank tasarlayıp, ete kemiğe büründürecek güçtedir ve yapmıştır da. Ama bir kişi "Nazi" dedi diye bu tank riske girdi (örneğin). Bu örnekler çoğaltılabilir elbette.
Fakat suçu halka atmak "benim" diyen kişilerin ortak özelliği nedense, nasıl olsa dipsiz bir kuyu.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 14:11 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 09 Eki 2016, 11:44
Mesajlar: 383
Yaş: 27
Asıl mesele yaşadığımız coğrafyada bizim haricimizdeki bir çok ülkenin bir araya gelerek bize karşı her alanda çok adaletsiz bir avantaj yaratmaları.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 15:19 
Çevrimdışı
Site Başkanı

Kayıt: 13 Ağu 2012, 19:35
Mesajlar: 1345
Yaş:
Alıntı:
İçim şişti. Japonya 2. Dünya Savaşı'na uçak-gemi falan sokarken üstün samuray teknolojisinden faydalandı sanırım. Çin ve Japonya sanayileşirken batıdaki kaynakları İngilizler ve Hollandalılardır.
Siz anlamak istediğiniz gibi anlıyorsunuz fakat ben Ab normları falan demedim, Ab dedim. Yani batı.
Nüfusunun yarısı abuk subuk bi yaşam süren Hindistan'ı örnek vererek Atatürk'ün söylediklerinden çok şey kaptığınız ortada.
Vergi kaçırılmaz, vergi kaçırttırılır. Mesela vergiyi vermeyen Suriye'li vatandaşlarımız acaba çok zorluk çekiyor mu vergi kaçırırken :) Ya da hiç "vergi affı" kapsamında silinen on milyonlarca liraya hiç baktınız mı? Sizce her köşe başı satılan kaçak sigarada vergi kaçırılıyor mu yoksa müsamaha mı gösteriliyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir tank tasarlayıp, ete kemiğe büründürecek güçtedir ve yapmıştır da. Ama bir kişi "Nazi" dedi diye bu tank riske girdi (örneğin). Bu örnekler çoğaltılabilir elbette.
Fakat suçu halka atmak "benim" diyen kişilerin ortak özelliği nedense, nasıl olsa dipsiz bir kuyu.
Alıntı:
Siz anlamak istediğiniz gibi anlıyorsunuz fakat ben Ab normları falan demedim, Ab dedim. Yani batı.
Alıntı:
Rusya Ab normlarına göre ilerledi, öncelikle eğitimin önemini anlayıp sağlam bir altyapı kurdu.

Fazla tartışmayacağım Rusyayı bile ab normlarına göre kendini şekillendirdi diyen ve bunu inkar eden zihniyet ile popilist avrupa konuşmaları için içi boş söylemlere karnım tok.

O beğenmediğiniz hakir gördüğünüz ülkeler sayesinde sizin padişah havasını atıyor.

ha çok japon tarihine meraklı iseniz linkleri verelim okuyun biraz zihniniz açılsın ?

https://tr.wikipedia.org/wiki/Japonya%2 ... mik_tarihi

http://www.iktisadi.org/japonya-nasil-kalkindi.html

http://www.dunya.com/kose-yazisi/guney- ... atti/17518

http://blog.milliyet.com.tr/hindistan-i ... gNo=229563

Neyse konuyu fazla dağıttık tank konusundan devam ediniz lütfen.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 16:40 
Çevrimiçi
Süvariler

Kayıt: 22 Tem 2012, 11:17
Mesajlar: 872
Konum: ANKARA
Yaş: 41
Atatürk , " Çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşalım ."dedi ; çağı yakalamış medeniyetlerin arasına karışalım ,nasıl olsa bizi de kendi seviyelerine çekerler, demedi.
Sen ne yaptın? Tarımını,hayvancılığını adamlara peşkeş çektin.Bu gümrük birliği öyküsü bence de başlı başına rezalet.Elbette tarihi olayları , dönemin koşullarına göre değerlendirmek lazım ama bu AB konusunda tarihi bir hata yaptığımız ortada.
Kendi topraklarında yetiştireceğin ürüne AB kotası koyup,kendi çiftçini mağdur edersen , bu sana bir şekilde geri döner.

_________________
Büyük Millet Meclisi sizin yiğitlik çevrenizde korkusuzca bağımsızlık mücadelesine devam edebilmiştir. Bu nedenle Ankaralı hemşehrilerimin, bu vatanı kurtarma mücadelesinde ayrı bir şeref hissesi vardır.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 16:44 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Eki 2016, 08:42
Mesajlar: 86
Yaş: 29
Bugün Almanya'nın yeni seçilen Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarını okumanızı tavsiye ederim. Güzel tespitleri var.

Aşağıdaki cümlede bugün sayın erdoğan'ın açıklamalarından.


" siz böyle davranmaya devam ederseniz, yarın dünyanın hiçbir yerinde hiçbir avrupalı, batılı, güvenle, huzurla sokağa adım atamaz "


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 20:01 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 24 Tem 2012, 09:23
Mesajlar: 699
Yaş:
Tum dunya/avrupa Erdogan'in sozlerini paylasiyor... :)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 22:17 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 927
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
Meiji dönemini okumadan modern Japonyayı anlamak mümkün olmadığı kadar gereksizdir de.

Batılıya böyle ayar verirsen batılının eli armut toplamıyor GDPnin %3ünü savunmaya ayırmaya başlar. Ondan sonra da madem bu kadar askerimiz var e bari bunları kullanalım bir yerlerde der.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 22:23 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 611
Yaş: 27
Hocam afedersiniz, wikiyi kaynak verince bakmicaktım ama sizin okuma sahası sanırım sadece wiki olduğundan bi bakayım dedim. Çeviren arkadaş orjinal İngilizce metni çevirmeyi yarısında bıraktığı için o kadarını okumanız normal. Ama metnin devamında herkesin bildiği gibi 19.yy'ın sonuna kadar neredeyse Japonya ile ticari ilişki kurabilmeye izinli tek milletin Hollandalılar olduğu yazıyor. Onu bilin.
Ayrıca benim padişahım falan değil, kendinizi savunmak için düşman yaratmanıza gerek yok. Dedemin dedesinin padişahıydı, sizin de dedenizin padişahıydı, bu forumdaki herkesin de. Şu ya da bu sebepten yıkıldı gitti. Şu an Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde yaşıyorsunuz ve hedefimiz muassır medeniyetler. Hindistan, Çin ya da birilerinin uydu devleti değil.
Bizim hedefimiz bireylerini çağın gerektirdiği olgunlukta yetiştirip, aynı zamanda bu insanlara çağın sunabildiği en güzel hayatı sunabilecek bir sistem kurmak. Çünkü günümüz muassır medeniyetleri ki devletler bellirli ve avrupa kıtasındadır.
Bana Hindistan'ın ekonomik başarısını falan anlatmayın efendim. Oraya gitmek için 5 tane aşı vurunmanız lazım. Bana Amerika'nın başarısını da anlatmayın, o ülke dünyayı yönetiyor ama insanlarına düzgün bir sağlık, eğitim sistemi sunamıyor.
Gücünüze gidecek ama mesela bana Almanya'yı, Fransa'yı, İngiltere'yi anlatın.
Bana mesela Almanya'nın envanterinde kaç Leopard tankı olduğunu anlatın ve ülke dışına kaç tane Leopard satmış bunu anlatın. Tabi ki çalışacağız, çalıştık, çalışıyoruz ama bu iş gücünü yönlendirmek devletin işidir.
Hocam mesela gramer-çeviri metodunu bilir misiniz? Ya da gymnasium tarzı eğitimi? Ne bilim mesela biz neden sıbyan mektebi kurmuşuz, adamlar ne kurmuş ve bunun kökeni nedir? Mesela bütün ekonomik ve iktisadi kalkınmanın temelinde yaygın eğitim sistemi olduğunu bilir misiniz?
Tamam biz çalışmıyoruz, bu millet yatarak biyerlere gelmeye çalışıyor. Siz mesela hayatınızda hiç çapa yaptınız mı? Mesela hiç toprağa birşey ektiniz mi? Bu ülkede yabancı tohum kullanmayı zorunlu kılan yöneticiler mi suçludur yoksa alın teriyle topraktan ekmeğini çıkaran mı? Ha cahil sanırım bu emekçi insanlar, afedersiniz. Siz de haklısınız.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 23:55 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 17 Tem 2012, 13:17
Mesajlar: 197
Yaş:
Şu küçük nokta gözden kaçırılmasın; Avrupa Birliği’nin kurulmasına en çok desteği de Amerika vermiştir. Her iki dünya savaşının patladığı; soğuk savaşın ana cephesi olan Avrupa’da meydana gelen savaşlar ister istemez Amerika’yı da etkilemektedir. Yine bilinmektedir ki silah satışı ve teknolojisi hem ekonomik olarak hem de siyasi olarak etkili bir kalem olmakla birlikte kapitalist sistemdeki asıl ekonomik getiriyi tüketici elektroniği başta olmak üzere normal kitlelere satılan ürünler getirir. Bu ürünlerin sağlıklı tükettirilmesi için de “istikrar” ortamının olması gerekir. Bugün salt silah satarak zengin olunsaydı Rusya gibi bir ülke petrol ve diğer hammadde satışlarından bağlı gelirlere bu kadar bağımlı olmazdı. AB’nin Amerika’ya rakip olması söz konusu değildir. Kaldı ki birlik içerisinde bile etliye sütlüye karışmayalımcılar ile bizde birşeyde söz sahibi olalımcılar arasında rekabet devam etmektedir. AB dünya siyasetinde Amerikan hırçınlığından ziyade pasifist rol üstlenen NATO şemsiyesi altında Amerikan operasyonlarına destek veren yapıdadır.

Peki Avrupa Birliği’ne üyelik/üyelik yolunda devam etmek ya da Avrupa Norm ve Hukuk Kurallarına Uymak Bize Ne Getirir ?

İnsan hakları şu ve bu tartışmasına girmeden; Avrupa normlarına uymak ya da uyacağınızı göstermek; sizin global düzende etkili sisteme dahil olmak istediğinizi, sistem içerisinde sorun çıkarmayan ve uyumlu bir birey olacağını ilişkin göstergedir. Çünkü işleyen düzende, düzenin aktörleri koyulan kurallara uyduğu için düzen işlemektedir. Devlet içerisinde ve devletlerarası kulvarda bu görünmeyen duvarlara göre hareket edilir. Peki bizleri Avrupa ile bu hale getiren temel sorun nedir ?

Avrupa bize FETÖ’ye karşı yapılan soruşturmalarda binlerce kişinin cezaevlerinde olmasını, yargılamaların siyasi olmasını, idam cezasının geri getirilmesi gibi söylemlerimizi yüzümüze vurarak insan hakları çerçevesinde meşrulaştırdığı söylemleri ile çeşitli yaptırımlar uygulayacak. Ancak buradaki tek sebep “insan hakları” değil. Maalesef hükümet bugüne kadar ki söylemlerinde popülist yaklaşımları ile AB’nin ön gördüğü kuralları hiçe sayan söylemler ve uygulamalarda bulundu. Bunun en basitlerinden birisi idamdır. Kara Avrupası hukuk sisteminde ve diğer hukuk sistemlerinde daha fazla cezayı gerektiren bir durum varsa bu kanun geriye yürümez. Yani kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki suçlar için uygulanır. Bu normlar ve kurallar camiasında çok önem atfedilen bir konudur. Ancak siz bu durumu iç politika malzemesi yaparsanız dünyanın size bakış açısı farklı olur. Onların önem atfettiği kuralı hiçe sayarak popülist söylemlerde bulunursanız o gözlerdeki itibarınız da ona göre olur. Buradaki olayı yine salt idam çerçevesinde algılamayan; durumu bir tehdit algısı ve yönetimi olarak düşünün. Bugün bu konuda keyfi hareket eden yarın başka bir konuda da keyfi hareket edip bizlerin çıkarlarına aykırı sonuçlar doğracağı algısından yola çıkın. Buradaki sorun bizim verdiğimiz tepkilerin öngörülemez; varolan kurallar ile açıklanamaz oluşudur. sailordream üstadım paylaştığı üzere; tek adamlık gelirse Türkiye’nin AB süreci biter denmesinin sebebi de budur. Demek istediği; sizler bizim çok önem atfettiğimiz, sistemin çarklarını çalıştıran kurallarımızı ve normlarımızı hiçe sayan ve sayma eğilimi olan bir sistem(ve sistemin başına da böyle birisini) getirirseniz; biz sizinle iş yapmayız.

Kısacası ne Avrupa ne de Amerika için bizlerin demokratikleşmesi çok da umurlarında değildir. Onlar için (özellikle Avrupa) atfettikleri ve dünya düzeninde hüküm süren kurallara çerçevesinde kalıp güvenilir bir ülke mi olduğumuz yoksa onların algısı ile üçüncü dünya ülkelerindeki tiran yapısındaki liderin iki dudağı arasından çıkan keyfi sözlerin kanun olduğu bir yapıda mı olduğumuz önem arz ediyor. Bu kuralların dışına çıkıldığı anda da “insan hakları” bahane edilerek hizaya getirici olmadığı takdirde de pasifize edici önemler hayata geçiriliyor.

Not: AB’nin önem arz ettiği değerler; tabi ki insan hayatı ve onurunu koruyan bireyin devlet karşısında ezilmesini önleyen ve hak aramasına imkan veren evrensel değerleri içerdiği de aşikardır. Ancak yazıdaki amaç daha genel bir çerçeveden olaya bakabilmektedir.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2017, 01:22 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 927
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
Avrupaya atar yapmak değil mesele alternatifin ne? Avrupayı hakikaten çok sıkıştırırsan eninde sonunda kapıyı kapatır. Askeri ve sivil kısıtlamalar getirince ne yapacağız? Vestel, Beko malını nereye satacak? Ara ürünü nereden alacağız? Doların, avronun 10 lira olmasının önüne nasıl geçilecek? Elimizde büyük bir plan varsa AB ile köprüleri atmak bize bir sorun teşkil etmeyecekse yarın atalım. Ama biliyorumki sonunu düşünen kahraman olamaz zihniyetiyle konuşuluyor. Böyle dış politika olmaz. Sen ey avrupa ey avrupa dersin iki defa yerler, üçüncüde Danzig or war dedin mi adam war der nasıl olur ya şaka mı bu dersin kalırsın.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2017, 11:00 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 611
Yaş: 27
2 fabrikayı Bulgaristana taşımaya bakar :)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2017, 16:05 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 09 Eki 2016, 11:44
Mesajlar: 383
Yaş: 27
Ergenlik yaşlarında çocuklara bir haller olur kendinizden de hatırlarsınız çevrenizden de gözlemlersiniz. O efendi sakin çocuk bir anda öfkeli, hırçın uyumsuz, en ufak şeyde cidden sinirleri bozulan zapt edilmez birine dönüşür. Bir kaç yıl sonra yetişkinliğe adım atıp yuvadan uçacak olan o çocuğa Allah bu geçiş evresinde bir hırçınlık, kendi bölgesini, sınırlarını yaratma fırsatı yaratır hormonları ile oynayarak. Sonra bu hırçınlık tekrar normale döner ama o hırçınlık döneminde evdekilere kendisini kabul ettirmiş bazı hakları söke söke almış olur. Bizim halimizde işte buna benziyor. Bağıra çağıra kavga ede ede o eski tokat üstüne tokat, yasak üstüne yasak yiyen çocuktan sözü dinlenen, kendi alanı, hakları olan bir normal yetişkine geçme evresi yaşıyoruz Görüntü bizim açımızdanda kabul etmek gerek hiç güzel değil, normalde değil ama ergen çocuğunda hali böyle oluyor zaten zor katlanıyorsun. Sonra her şey düzelir, kötülük ilelebet sürmez. Ben ilerde çok daha doğru ilişkilerin kurulduğu bir Türkiye-Avrupa ilişkileri bulacağımıza inanıyorum bu sayede. AKP yede bunu çok bağlamamak gerek aslında. Büyüyen kabına sığmayan Türkiye nin eski şamar oğlanı huylarından vazgeçmeyen AB ile kim gelse az çok yaşayacağı sürtüşmeleri yaşıyoruz. Avrupalı da kolay kolay vazgeçemiyor Türkiye ye o eski küstahlıklarından. Çok içine işlemiş hoşuna da gidiyor faydalıda bu yüzden vazgeçemiyor direniyor Avrupa belki biz pes ederiz diye. Anne babanın çocuğun yeni haline direnmesi gibi. Ama sonuçta hep çocuk kazanır büyüyor çünkü ona yeni bir dünya lazım eskisi ile yaşayamaz. Bu sürecin sonunda kendimize bir alan açacağız daha fazla saygı göreceğiz. Bizde tabi sürekli o ergenlik halleri ile devam edemeyiz durulmamız sınırlarımızı bilmemiz gerekecek. Oda olacak tabi ne biz bu kadar agrasif olabiliriz nede Avrupa bu kadar küstah kalabilir. Hakkımız olan için uğraş veriyoruz bünye çünkü artık katlanamayacak kadar büyüdü o eski şartlara. Dediğim gibi AKP ile de çok ilişkili değil bu durum. Kim gelse er geç az çok bu süreci yaşar çünkü Avrupalı bizi görmek tutmak istediği yer belli bizim ise orada artık kalmamız mümkün değil. Tabi imparatorluklar kurmuş bu kadar büyük köklü bir devletin bu çağda hala ergenlik emareleri göstermesi de bizim kendi kabahatimiz yavaşlığımız. Dizel motoru, tankı tüfeği 21. yy da yaparsanız ilk olarak ergenliğinizde bu kadar gecikir tabi olarak.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2017, 21:38 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Haz 2014, 13:36
Mesajlar: 758
Yaş:
Prof. Dr. Özgür demirtaş'ın AB ilişkileri ve gerginliğin sonuçlarını yorumluyor.

https://www.youtube.com/watch?v=Ml54uRXqlJ0


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2017, 22:05 
Çevrimdışı
Site Başkanı

Kayıt: 13 Ağu 2012, 19:35
Mesajlar: 1345
Yaş:
Alıntı:
Hocam afedersiniz, wikiyi kaynak verince bakmicaktım ama sizin okuma sahası sanırım sadece wiki olduğundan bi bakayım dedim. Çeviren arkadaş orjinal İngilizce metni çevirmeyi yarısında bıraktığı için o kadarını okumanız normal. Ama metnin devamında herkesin bildiği gibi 19.yy'ın sonuna kadar neredeyse Japonya ile ticari ilişki kurabilmeye izinli tek milletin Hollandalılar olduğu yazıyor. Onu bilin.
Ayrıca benim padişahım falan değil, kendinizi savunmak için düşman yaratmanıza gerek yok. Dedemin dedesinin padişahıydı, sizin de dedenizin padişahıydı, bu forumdaki herkesin de. Şu ya da bu sebepten yıkıldı gitti. Şu an Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde yaşıyorsunuz ve hedefimiz muassır medeniyetler. Hindistan, Çin ya da birilerinin uydu devleti değil.
Bizim hedefimiz bireylerini çağın gerektirdiği olgunlukta yetiştirip, aynı zamanda bu insanlara çağın sunabildiği en güzel hayatı sunabilecek bir sistem kurmak. Çünkü günümüz muassır medeniyetleri ki devletler bellirli ve avrupa kıtasındadır.
Bana Hindistan'ın ekonomik başarısını falan anlatmayın efendim. Oraya gitmek için 5 tane aşı vurunmanız lazım. Bana Amerika'nın başarısını da anlatmayın, o ülke dünyayı yönetiyor ama insanlarına düzgün bir sağlık, eğitim sistemi sunamıyor.
Gücünüze gidecek ama mesela bana Almanya'yı, Fransa'yı, İngiltere'yi anlatın.
Bana mesela Almanya'nın envanterinde kaç Leopard tankı olduğunu anlatın ve ülke dışına kaç tane Leopard satmış bunu anlatın. Tabi ki çalışacağız, çalıştık, çalışıyoruz ama bu iş gücünü yönlendirmek devletin işidir.
Hocam mesela gramer-çeviri metodunu bilir misiniz? Ya da gymnasium tarzı eğitimi? Ne bilim mesela biz neden sıbyan mektebi kurmuşuz, adamlar ne kurmuş ve bunun kökeni nedir? Mesela bütün ekonomik ve iktisadi kalkınmanın temelinde yaygın eğitim sistemi olduğunu bilir misiniz?
Tamam biz çalışmıyoruz, bu millet yatarak biyerlere gelmeye çalışıyor. Siz mesela hayatınızda hiç çapa yaptınız mı? Mesela hiç toprağa birşey ektiniz mi? Bu ülkede yabancı tohum kullanmayı zorunlu kılan yöneticiler mi suçludur yoksa alın teriyle topraktan ekmeğini çıkaran mı? Ha cahil sanırım bu emekçi insanlar, afedersiniz. Siz de haklısınız.
Aşağıdaki linkleri okuma zahmetinde bulunmamışsınız demek ki.

Neyse okumayı sevmiyorsanız ne yapabilirim hala üste çıkmaya çalışıyorsunuz anlamsız ve dayanaksız bir şekilde burda hollandaya izin veren Japonyadır hatırlatayım dedim yani Hollandanın ticari ilişki kurmak için Japonya Hollandaya gitmemiştir.Hollanda imparatorun önüne gelmiştir.Tıpkı bizim Osmanlı zamanında diplomatik destek alabilmek ve Osmanlının hala güçlü olduğunu göstermek hedefi ile Ertuğrul fırkateyni ile Japon imparatoruna gitmemiz gibi.Dolayısı ile kendi sanayi ve askeri üretimi olan bir ülkenin Hollanda dan icazet beklediğini düşünmek bilgisizlikten öte bir şey değildir artık bu konuda biraz bilinçlenip öyle tartışmanızı tavsiye ederim.

Hatta kendi uçaklarından kendi uçak gemilerine kadar üreten bir ülkenin Avrupada daha yok iken türlü teknolojileri elde etmesi sanırım Hollanda sayesinde değildir değilmi ?

Muasır medeniyet Avrupa değildir.Eğer öyle bir hedef olsa idi Atatürk Avrupanın bütün kurallarını getirir uygulamaya çalışırdı sizin anlamakta zorlandığınız kısım Atatürk dil devrimini,matematik ve kültür devrimini yaparken dünya geneli değerlendirmelerde bulunarak bu inkilapları getirmiştir.Dışarıdan gelen sanayi üretimi ve kapütülasyonları kaldırıp yerli sanayi devriminin öncüsü olup halkın genel olarak bilinçlenmesini sağlamıştır ki daha o dönemlerde Avrupada kadınların seçme ve seçilme hakkı bile yoktu.Biz bunu kanun haline getirip dünyada bu konuda öncülerden birisi olduk.

Tarihi biraz araştırırsanız bu tarihte ders alınıcak çok güzel şeyler var.Avrupa dediğiniz yer 2.dünya savaşında birbirini öldürüyordu.Adamlar baktı böyle olmayacak birlik kurdu ilerledi gelişti peki bunu yapar iken kimi örnek aldı hiç kimseyi çalıştı çabaladı akıllı davrandı bilinçli davrandı kültürünü devam ettirdi ve bugün herkesin ferah ve rahat olduğu bir birliği oluşturdu.

Bunları yapar ikende markalaşma globalleşme küresel pazarları oluşturdu.

Senin milletin ne yaptı peki 2.dünya savaşına girmedi ama oturdu kendi üretip o savaşta yıkılan ülkelere karşı avantaj sağlamak yerine sağ-sol kavgasına girdi.Onun dışında darbeler gerçekleştirdi (kendi askerin),boş beleş siyasetçilerden medet umdu,3-5 dahinin üretimini durdurdu,benzini yok diye yerli otomobili ürettirmedi,çaldı çırptı rüşvetin dibini vurdu,karaborsa ile halkı inim inim inletti,karneler ile savaştan beter stokçuluk yaptı,polislerin işkence methodlarını uyguladı,askerin sıkı yönetimde toplumun iflahını kesti daha saysam sanırım beyne çok fazla yüklenmiş olurum ayıp olur.

Terörden bahsetmeye gerek yok 1980 lerde 3-5 çapulcu canım ne olcak diyenler yüzünden yüz milyarlarca dolar zarar yanında binlerce Şehit ve gazi verdin.
Yıl 2016 millet marsa girerken senin devletin askerin içine yuvalanmış (sınavlarda hileler,sahtecilikler,adam kayırmalar)izin verdiğin örgütler boğazı tanklar ile tuttu.
Kamuda binlerce yüzbinlerce kpss torpili devlet torpili ile giren memurların çalışmayıp yan yattı devletin parasını çatır çutur yedi.
Şimdi bana oturup ülkeyi anlatma tembel bir milletiz gaza gelmeyi seviyoruz paraya tapıyoruz insana saygımız yok.
Ondan sonra karşılaştırdığımız ülkelere bak diyorsun.Bakıyorum bizim gibi davranan bir tanesi bile yok.
Millet sağlam olucak ki devlette sağlam olsun buralara gelenler bizim gibi ilkokul sıralarından geldi bizim gibi annesinin şeyinden dünya ya geldi.
Kanmayacaksın çalışcaksın 3-5 kömüre iş verme bahanesine vatanının geleceğini satmayacaksın hakkını arayacaksın (oyunu adam gibi kullanıp tepkini göstericeksin)ha bunları yapmıyorsan devlet yapmiiii diye ağlamayacaksın.
Yukarıda gibi devam ederse devlet daha çok kucağa oturur bugün AB hedefi olur yarın Pasifik öteki gün Doğu.
Ama asla gelişemeden ordan oraya itilir durursun.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 30 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye