TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 22 Eki 2017, 00:27

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 8 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 02 Kas 2014, 11:20 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Mart 2011'den beri devam eden Suriye iç savaşında Şam merkezli Esad Hükümeti Suriye'nin üçte ikisini kaybetti. Suriye topraklarında meydana gelen otorite boşluğu ise kısa zamanda Irak Şam İslam Devleti (IŞİD Terör Örgütü), el-Nusra Cephesi ve Ahrar el-Şam ve diğer terörist organizasyonlarca dolduruldu.

Geçen üç yıllık dönem içinde ABD liderliğindeki Batı tarafından dizayn edilmek istenen "Ilımlı Suriye Muhalefeti" onlarca konferans, seminer ve toplantıya rağmen anlaşılmaz bir şekilde bir araya getirilemedi. Türkiye'nin de yoğun desteğine rağmen geçen 3 yıllık sürede bir arpa boyu yol alınamamış olması, bugünlerde Türkiye'nin ısrarıyla yeniden gündeme gelen "donat-eğit" projesinin geleceği hakkında da önemli ve ders niteliğinde ip uçları vermektedir.

Bugün için Suriye'deki politik-askeri durum şu şekildedir:

Esad liderliğindeki Şam Merkezi Hükümeti: Esad'ın beklenenden daha dirençli çıktığı ve Kuzey Afrika'dan Ortadoğu'ya yayılan bu tip bir isyan hareketi için ön hazırlığını çok iyi yaptığı kesindir. Ne ABD ve ne de Esad'ı yönetimden uzaklaştırmayı kendi "iç meselesi " gören ve "Emevi Camii'nde Cuma namazı kılmayı hayal eden" Türkiye Esad'ın bu kadar çetin ceviz çıkacağını tahmin etmediler. Esad bugüne kadar Suriye'nin üçte ikisini kaybetmiş olsa bile, Rusya ve İran'ın Esad'a desteği tamdır. Türkiye'nin "tampon bölge oluşturulsun-uçuşa yasak bölge tesis edilsin" önerileri havada kalmaya mahkumdur. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Rusya ve müttefiki Çin'in Esad aleyhine bir karara onay vermeleri olası değildir. Irak ve Suriye'de ortaya çıkan El-Kaide ya da Taliban benzeri oluşumlar ABD ve Batı'yı tedirgin etmeye başlamıştır. Günümüzde ABD, Fransa, Almanya, İngiltere gibi sözde Esad karşıtı ülkelerde bile giderek artan şekilde "Esad kalsın, bizim için daha iyidir" sesleri çıkmaktadır.

Ilımlı Suriye Muhalefeti: Geçen üç yıl içerisinde çoğunlukla Sünni Müslümanlar'dan oluşması planlanan Suriye Muhalefeti'ne liderlik edecek bir tek Suriyeli bulunamamıştır. Suriye'deki azınlık etnik gruplardan Kürtler ve Hristiyanlar Sünni Müslüman Mezhebinden oluşması planlanan "ılımlı Suriye muhalefetine" güvenememişler, uzaktan bakmayı tercih etmişlerdir. Yakın zamanda Suriye'de "ılımlı Müslümanlardan oluşan" etkili bir muhalefetin ortaya çıkması beklenmemektedir. Dünya kamuoyu, Suriye'de yaşayan Müslümanların Türkiye'nin Milli İstihbarat Teşkilı (MİT) tarafından nasıl ve neye göre "ılımlı ya da ılımsız Müslüman" olarak tasnife tabi tutulacağını, donatılıp-eğitileceğini merak şüphesiz merak etmektedir.

Kürtler: Kürtler yoğun olarak petrol yataklarının bulunduğu Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye ve Irak sınırına yakın bölgelerde yaşamaktadır. Mart 2011'de ilk isyan hareketleri başladığında Esad Hükümeti Kuzey Suriye'deki Kürt çoğunluğun olduğu bölgelerden askerlerini çekmiş, oluşan boşluk Kürtler tarafından derhal doldurulmuştur. Kürtlerle Esad yönetimi arasında çatışmasızlığı öngören zımni bir antlaşmasının olduğuna inanılmaktadır. Kuzey Suriye'deki üç ayrı yerleşim yerini "kanton" ilan eden ve bu bölgede özerk bir yönetim kuran PYD idaresindeki Kürtlerin amacı, topraklarını batıya doğru genişleterek, Akdeniz'e çıkış elde etmektir. Kürt siyasetçiler PYD yönetimindeki özerk Kürt yönetimine "Batı köpekistan" demektedir. bölücü terör örgüt tarafından desteklenmesinde rağmen, Kuzey Irak Kürt Yönetimi lideri Barzani'nin Suriye'de "özerk Kürt yönetimi kurulması"na sıcak bakmadığı bilinmektedir. Bunda Kuzey Irak Kürt Yönetimi'nin son yıllarda Türkiye ile ekonomik ilişkilerini geliştirmiş olmasının büyük rol oynadığı söylenmektedir. İçinden çelişkili açıklamalar gelse de Türkiye Hükümeti PYD'ye ve onun oluşturmak istediği "özerk yönetime" sıcak bakmamaktadır. Türk Genelkurmay Başkanlığı PYD için "terör örgütü" tanımlamasını yapmaktadır. Kürtler ise Irak Şam İslam Devleti'nce üç taraftan kuşatılan ve yaklaşık bir aydır savunma savaşı yapan Ayn El Arab'yi Türkiye'nin asker göndermemesini örnek göstererek, AK Parti Hükümeti'nin Türkiye sınırına "Sünni Arapları" yerleştirmek istediklerini iddia etmektedir.

Hristiyanlar: Hristiyanlar, Sünni Müslümanların içinden kısa zamanda Irak Şam İslam Devleti (IŞİD Terör Örgütü), el-Nusra Cephesi ve Ahrar el-Şam gibi radikal İslamcı örgütlerin doğması karşısında tedirgin olmuşlar, fazlaca düşünmeden Esad yönetimine yanaşmışlardır. Hristiyanlar "Irak ve Suriye'de neden biz azınlıktayız, neden biz de İsrail gibi Bağımsız bir Hristiyan Devleti kuramıyoruz?" sorusunu kendilerine sormaktadır. Ailesini ve geleceğini tehlikede gören bir çok Hristiyan ailenin Suriye'yi terk ettiği bilinmektedir.

Türkiye: Türkiye, öteden beri halen Şam'da iktidarı elinde tutan "eski kan kardeş" Esad'ın mutlaka iktidardan düşürülmesini kendisine milli hedef olarak tayin etmiştir. Türkiye'de bazı AK Partililerin "Yeni Osmanlıcılık" hayali kurdukları beyanlarından anlaşılmaktadır. Anadolu topraklarını bile Türklere çok gören ABD ve Batı Türkiye'nin Suriye'de "politik ve askeri üstünlük" sağlamasını istememektedir. Ayrıca Türkiye, 30 yıldır mücadele ettiği bölücü terör örgüt terör örgütünü hala yok edememiştir. Türkiye 30 yıllık mücadelenin sonunda yaklaşık bir buçuk yıl önce bölücü terör örgüt ile açıktan müzakerelere başlamış, ne olduğu kamuoyunca bilinmeyen "çözüm süreci ya da Kürt açılımı süreci" geliştirilmiştir. Türkiye, 11 Haziran'da kaçırılan 49 vatandaşını IŞİD Terör Örgütü'in elinden 101 gün sonra zar zor kurtarabilmiştir. Türkiye ABD ve Batı'nın baskılarına rağmen Irak Şam İslam Devleti (IŞİD Terör Örgütü) ile Suriye veya Irak topraklarında savaşa girmek istememekte, sonunun nereye varacağını kestiremese bile, sadece "Türkiye'ye mülteci gelmesin diye" tampon bölge ve uçuşa yasak bölge tesisinde ısrar etmektedir. Türkiye'nin teklifini sadece Fransa ciddiye almış, dünyanın diğer ülkeleri Türkiye'nin önerilerine sıcak bakmamıştır. Bu arada bir başbakan yardımcısı "tampon bölge Türkiye'de de olabilir" demiştir.
ABD'nin 19/20 Ekim gecesi C130 kargo uçaklarıyla Ayn El Arab'de savaşan PYD liderliğindeki 35 ton silah, mühimmat yardımı yapmasından sonra, Türkiye 20 Ekim günü Türkiye üzerinden Ayn El Arab'ye yardım koridoru açılmasını kabul etmiştir. Türkiye dışişleri bakanının açıklamalarına göre, bu koridordan Kuzey Irak'taki Peşmergeler Türkiye topraklarını da kullanarak Kobaniye geçebileceklerdir. Aynı basın toplantısında Türk dışişleri bakanı "PYD'nin niyeti IŞİD Terör Örgütü'le aynıdır. PYD Suriye'nin kuzeyinden kendince bir yönetim kurmak istemektedir. "demiştir.

Sonuçlar:

2002'den beri iktidarda olan AK Parti idaresindeki Türkiye Hükümeti, iç hassasiyetlerini dikkate almadan, "YURTTA SULH, CİHANDA SULH" geleneksel politika ilkesini terk etmiş, anlaşılmaz bir şekilde 900 km'lik sınıra sahip olduğumuz komşu bir ülkenin yönetimini devirmeyi "kendi iç meselesi" olarak ilan etmiştir.

Türkiye'nin İngiltere ve Fransa'nın sınırlarını çizdiği Suriye topraklarına asker sokmadan, yani Suriye'nin bir kısmını veya tamamını işgal etmeden Suriye'de gelecekte kurulacak bir siyasi yönetim hakkında söz sahibi olması olası değildir.

Türkiye'nin Suriye topraklarında askeri harekat icra etmesine Rusya ve İran başta olmak üzere Malta ve Lüksemburg dahil, bütün dünya karşı çıkacaktır.

ABD ve Fransa liderliğindeki "IŞİD Terör Örgütü karşıtı koalisyon"un hedefi, Suriye topraklarında İsrail benzeri bir Kürt devletinin kurulması, yaklaşan Irak Şam İslam Devleti tehdidi yüzünden, Suriye'nin geri kalan topraklarında Esad rejiminin devamlılığının sağlanmasıdır. Nitekim, 8 Ağustos'tan bugüne süren ABD bombardımanı "ılımlı Suriyeli muhaliflere" değil, Esad rejimine yaramıştır. IŞİD Terör Örgütü'le savaşmayı ABD'ye havale eden Esad rejimi, Şam ve Halep'te kaybettiği toprakların önemli bir bölümünü "ılımlı muhalefeti imha ederek" geri kazanmıştır.

Türkiye'nin sınırlarını çizdiği tampon bölge-uçuşa yasak bölge ilanı Türkiye'ye değil, sadece Suriye kuzeyi bölgesinde özerk yönetim-bağımsız yönetim hayalleri kuran KÜRTLERE yarayacaktır. Bu hata 1990'larda "Çekiç Güç" harekatı sürecinde yapılmış, Kuzey Irak'ta Kürtlerin koruma altına alınması yine bugün olduğu gibi "Türkiye'nin çağrısı" ile ve "uçuşa yasak bölge ilanıyla" sağlanmıştır.

Türkiye'nin Kuzey Irak'ta, Barzani'nin hükümran olduğu topraklardan Türkiye'ye kan kusturan terör örgütü bölücü terör örgüt ile pazarlık masasına otururken, Suriye kuzeyinde özerklik ilan eden bölücü terör örgüt'nın ikiz kardeşi PYD ile konuşmaması, PYD'nin telefonlarına çıkmaması, PYD'yi yok farz etmesi komiktir, anlaşılabilir değildir, tutarsız dış politikanın örneğidir.

bölücü terör örgüt ve PYD'nin Kürt tabanlı oldukları, 1878'den beri, son yüzyılda Kürtlerin fırsat buldukça Türklere isyan ettikleri daima dikkate alınmalıdır. Türkiye için "savaş ise bütün Kürtlerle savaş, barış ise bütün Kürtler ile barış" politikası daha anlaşılabilir bir politika olacaktır.

Türkiye'nin yaklaşık bir aydır IŞİD Terör Örgütü kuşatmasında olan Ayn El Arab'ye asker göndermesi, bölücü terör örgüt'ya yardım etmesi ile eşdeğerdir. Bu husus 20 Ekim günü Kobaniye açılan koridor için de geçerlidir. Türkiye 30 yıldır savaştığı bölücü terör örgüt ile "eşdeğer" gördüğü PYD'ye yardımı açıkça kabul etmiştir.

Kürtler, "düştü düşecek" denilen Ayn El Arab'yi gerekçe göstererek kırka yakın vatandaşımızın ölümüne neden olan "sokak gösterileri" düzenlemekle, Türkiye'ye çok büyük zarar vermiş, bölücü terör örgüt'nın şehir yapılanması sayesinde "İstersem her an Türkiye'yi başınıza yıkarım ha!" demeye getirmiştir.

Kürtlerin amacı, ilk adımda ABD ve Batı'nın da desteği ile Irak ve Suriye topraklarında Birleşik Büyük köpekistan'ı kurmaktır. Çünkü bu topraklarda "petrol" vardır. Sonraki adımda sıra Büyük köpekistan'a gidecek yolda ABD ve Batı'nın da desteği ile Türkiye ve İran'dan toprak koparmaya gelecektir.

Türkiye'nin Kürtler için feda edeceği "tek bir kargası" bile yoktur ve olmamalıdır.

Türkiye'nin başı ayrılıkçı Kürt isyancılarla son yüzyıldır zaten beladadır. AK Parti'nin de körüklediği İslamcılık politikası ışığında ve desteğinde Türkiye'den kolaylıkla eleman temin edebilecek olan "IŞİD Terör Örgütü, El Nusra, Ahrar el-Şam, Hizbullah" gibi terör örgütleri, Türkiye'nin başına bela edilmemelidir. Ancak, Ayn El Arab'ye koridor açılması, IŞİD Terör Örgütü terör örgütü tarafından PYD'ye yardım olarak değerlendirilecektir.

Türkiye'nin, sebebi her ne olursa olsun, komşu bir devletin iç işlerine karışması, müdahale etmesi, bu amaç için sürekli ABD'den destek talep etmesi çirkindir, onur kırıcıdır, karşı tarafın eline hukuka uygun savaş ilanı için koz vermektedir. Türkiye "elin kaşığı ile çorba içilmeyeceğini", "Şam'a pirince giderken, Diyarbakır'daki bulgurdan olabileceğini" asla unutmamalıdır.

Türkiye'nin Suriye ile ilgili niyet ve maksadını aylardır dünya aleme ilan etmesi uygun olmamıştır. Her ne sebeple olursa olsun, Türkiye'nin ulusal stratejisini düşman istihbaratçıları ve casuslar birinci elden öğrenmemeli, bu adamları aldatacak argümanlar kullanılmalıdır.

Son söz: Savaşı başlatanların, savaşın bitirilmesine asla karar veremeyeceğini ve bunun önemli bir harp kuralı olduğunu birileri "savaşı playstation oynamak sanan" Türkiye Hükümeti yetkililerine anlatmalıdır.


Ahmet Akın, (E) Topçu Kurmay Albay

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 02 Kas 2014, 23:02 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 12 Tem 2012, 22:57
Mesajlar: 155
Yaş:
Güzel bir makale.

İnsan okuyunca, kendi hükümeti ve bürokratlarının kahvehane toplantısı yapar gibi " Geçeriz karşı tarafa, iki iç füze sallarız bizim tarafa, onlar attı deriz, savaş sebebi sayarız" gibi ancak ilkokul düzeyinde tartışmalarını dinledikçe, 29 ekim 2014 günü peşmerge ve bölücü terör örgüt lı itlerin zafer işareti yapıp adeta resmi geçit töreni yapar gibi onca şehrimizden hainlerin tezahüratı eşliğinde geçişini gördükçe, bu yapılan hainlikleri dahi savunmaya yüz bulan at gözlüklü insanları gördükçe, vah benim güzel ülkem kimlerin eline kaldın diyorum sadece..


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Kas 2014, 17:06 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1534
Yaş:
Acıklı halimizi açıkça ortaya koyan bir makale...

Bir ülke düşünün ki iktidar partisi sağa sola füze atarak savaş başlatma planları yapsın, ana muhalefet partisi "Ayn El Arap'a biz girelim" desin, diğer muhalefet partisinin ise iktidarın tezkerelerini desteklemek dışında belirgin hiçbir dış politika önerisi olmasın...

Ne yalan söyleyeyim, bende de kafa pek çalışmıyor. İktidarın malum tezkeresine bin bir şart ileri sürerek de olsa kerhen destek verdim (Aman yanlış anlaşılmasın! "Sen destek vermeseydin ne yaparlardı?" diye dalga geçilsin diye yazmıyorum. Vatandaş olarak bir kişinin desteği bile az da olsa anlamı vardır herhalde. O açıdan değerlendirin). Verdim vermeye ama tezkeredeki "yabancı kuvvetler" ifadesinin sonucunun peşmerge olacağı aklımın ucundan bile geçmedi. AKP zihniyetinin şeytanlıklarının hepsini önceden tespit etmeye benim aklım yetmiyor vesselam...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 04 Ara 2014, 19:42 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2419
Yaş:
Alıntı:
... İktidarın malum tezkeresine bin bir şart ileri sürerek de olsa kerhen destek verdim ...Verdim vermeye ama tezkeredeki "yabancı kuvvetler" ifadesinin sonucunun peşmerge olacağı aklımın ucundan bile geçmedi...
İlahi yani :D

Tezkerenin tam metnin de; ' Yabancı Silahlı Kuvvetler ' ifadesi geçiyordu. Tezkerenin çıkacağı günlerde , bu tanımlama üzerine itiraz edenler oldu. ' Efendim - Yabancı Silahlı Kuvvetleri- deniliyor -Yabancı ÜLKE Silahlı Kuvvetleri - denilmiyor ' dediler. Bu ifade sıkıntılı bir ifadedir , yabancı silahlı kuvvetler ifadesinden kasıt kimdir ? denildi. Eline silah alan her bir grup - yabancı silahlı kuvvet - tanımlamasının içerisine girer mi dediler. Bazıları çıktı yabancı silahlı kuvvet demekle aslında ülkeler kast edilmektedir .Her ülkenin bir silahlı kuvveti vardır , elinde silah olan herkese silahlı kuvvet denilmez doğal olarak dediler. Ama gelinen noktada ne oldu ! peşmerge konvoy halinde sınırı geçti. Bir kısmı sonradan kaçmış o da ayrı konu . Adamın birisi çıktı SAROK OBAMA dedi iyi mi ! Rezaletin bini on para . Bu kadarı kimsenin aklının ucundan bile geçmezdi ,doğru söylüyorsunuz.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Ara 2015, 03:23 
Çevrimiçi
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 4987
Yaş:
Komşularla 0 ( sıfır ) sorun poltikası diye zırlayan ebleklerin ortada komşu bırakmadığı bataklıktır.

1-) İsraille arayı bozduk . Dolayısı ile ABD tarafındada bir çatlak açtık.

2-) Mısırla arayı bozduk . Sisi yüzünden.

3-) İranla nerdeyse proksi bir savaş yürütüypruz. Masa altından savaş . Adamlar 400 sene sonra Türkiyeyi savaşla tehdit ettiler.

4-) Suriye poltikası bir tarafınmıza kaçtı. 2.5 milyon mülteci şimdiden 15 milyar dolar direkt bütçeye fatura .

5-) Arabistanla da arayı bozduk. Sisi yüzünden.

6-) Irakla arada iyice bozuk.

a. Irakla mezhepsel bir politika sıkıntısı var. Malum bizim kuşbeyinli iktidarda mezhep poltikası ile oynuyor.

b. İktidar Irak Kürtlerine yalakalık edecem derken merkezle ara iyice bozuldu . Hiç bir Türk firması Iraktan ihale alamıyor. Irak iyice İrana yanaşıyor

7-) Rusya ilede arayı bozduk .


Çok şükür bir selam verecek komşumuz kalmadı .

İşin salak tarafı bu cin zekalılar iddiası şu idi. Kemalistlerin iktidarda kalması için düşmana ihtiyacı vardır. O yüden komşularla aramız problemli olmalı idi . Kendileri komuşlarla 0 sorun poltikası inşaa edeceklerini söylemişlerdi.

Ne sıfır sorun poltikasıymış.

Şimdide Esad sonrası Suriye diyorlar. Diyorlarda Esad gitse bile Suriye uzun süre karışık kalmaya mahkum.

Bakın Libyaya . Kaddafi gideli 4 sene olacak hala iç savaş devam ediyor . Suriyede o kadar çok çatışan taraf varki . Esad ölse bile bu savaş kolay bitmez.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Ara 2015, 09:53 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:28
Mesajlar: 5356
Yaş:
Kendine edilgen bir yer yeterli bulunca bunca sızlanma oluyor tabi.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Ara 2015, 11:38 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Tem 2012, 14:07
Mesajlar: 1105
Yaş:
Benim anladığım bir başka husus ise yanlışım varsa düzeltin. Akdeniz'e kadar uzanan bir köpekistan koridor devleti, Türkiye'nin tüm petrol yollarını ve limanlarını vuracaktır. Irak ve Suriye ile olan kara bağlantımız kesilecek mi ? Gerçekten böyle birşeye müsade eder miyiz ? Ben bunu savaş sebebi sayarım. Şişirme nüfuslarınıda başlarına yıkarım.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Ara 2015, 13:15 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 17 Tem 2012, 19:01
Mesajlar: 192
Yaş:
Amacın bu başlık ve makale ile Suriye Bataklığı ve Türk Dış Politikası'nı irdelemek olmadığını söyleyebilirim. Nedir bu beyaz Türk'ün kendinden olmayanı sindirememe sonucu oluşan derin halk ve devlet düşmanlığı? Aynı düşmanlık derin solda da var. Yapmayın. İrlandalılık kimseye bir şey kazandırmaz.

Türkiye Suriye'de mükemmel bir politika izlememiştir. Olabilir. Belki yanlış kararlar da alınmış, yanlış insanlara güvenilmiş olabilir. Sonuçta devleti yönetenler de insan. Bazen iyi insanlar kötü seçimler yapabilir. Bu onların kötü olduğunu göstermez insan olduğunu gösterir.

ABD devletini ve devletin birçok politikasına yaşam standardı uğruna hemencecik ayak uyduran ABD halkını ele alalım. Bu insanların oluşturduğu devlet nereye gitse yanlış insanlara güvendi. Afganistan, Irak ve o bölgedeki kirli ittifaklarının çoğu yanlış kararlardı. Sonrasında hepsinin ABD'ye zararı dokundu. Peki işin içinden nasıl sıyrılıyor. Sadece güç. Akeri ve ekonomik güç Başka bir şey değil. Güçlü siyaset hiç değil....

Sonuç olarak şunu söylemek isterim: Bir şeylerin doğru veya yanlış analiz sentezini yapmak, çıkarımda bulunmak güzel bir şey. Ama ağlamak sızlamak yerine bundan sonra ne yapabiliriz? Daha iyi bir etki için nasıl çalışabiliriz? Kişi olarak ne yapabiliriz, devlet olarak ne yapabiliriz? Yoksa hiçbir şey yapmadan oturup ağlayacak mısın? Kim yaktıysa o söndürsün mü diyeceksin?

_________________
Resim


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 8 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye