TRMilitary
http://trmilitary.com/

Sohbet
http://trmilitary.com/viewtopic.php?f=22&t=15
377. sayfa (Toplam 388 sayfa)

Yazar:  Kafkasya [ 04 Eyl 2017, 18:17 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Bir önceki sayfanın en son iletisi:

Alıntı:
Bunlar yakında orgy'e doğru ufaktan ufaktan giriş yaparlar.


:lol:

Gecmisde bir kac Goa Partisine gitmisdim, millet bunlar gibi kendinden gecmisdi ama galiba onlar LSD ile öyle olmusdu bunlar ne kullaniyor acaba :lol: :lol: :lol:

Yazar:  Greyjoy [ 04 Eyl 2017, 21:17 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

İşte bunlar insanları dinden imandan soğuturlar. İtlaf edeceksin bunları.
Neyse bu da benim favorim. Aduket tarikatı.

Yazar:  ilker0101 [ 04 Eyl 2017, 23:16 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Şuan hükümet yetkilileri tek bir ağız gibi Myanmar Mynamar diye konuşuyor.Yeni mültecilere hazırlıklı olmalıyız bence,akpye oy veren kitle var olduğu sürece ülkeye 10milyon mülteci bile gelir

Yada gündem değiştirme peşindeler :roll: :roll:

Yazar:  TheArmy [ 05 Eyl 2017, 15:35 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Şuan hükümet yetkilileri tek bir ağız gibi Myanmar Mynamar diye konuşuyor.Yeni mültecilere hazırlıklı olmalıyız bence,akpye oy veren kitle var olduğu sürece ülkeye 10milyon mülteci bile gelir

Yada gündem değiştirme peşindeler :roll: :roll:
Yok yok hiç sanmam.

Myanmar bir Katar değil. Ekonomik çıkar yok.

Twitterdan iki üç hadis gönderir iki yalandan ağıt yakar kapatırız.

Yazar:  FrOzkan [ 05 Eyl 2017, 18:22 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Last ship dizisini izleyen var mı?

Yeni sezonu Akdeniz de geçiyor ve dizi içinde birkaç sahne dikkatimi çekti. Amerikan gemisi yunan karasularında giderken bir gemi tespit ediyor ve bunun hydra sınıfı olduğunu anlıyor ama ekranda ki tasarıma bakarsanız bunun bir Yavuz sınıfı olduğunu anlarsınız. Hadi iki gemi arasında farkı anlayamadılar.

Resim

İkinci sahnede ise görüntüye Elli Sınıfı HS Navarinon giriyor. Yanlış anlaşılmasın tabi ki hatalar olabilir ama. Böyle bir dizi çekiyorsun yetmiyor teknik olaylar havada uçuyor insan bi vikipediye bakar.
Resim

Yazar:  Greyjoy [ 05 Eyl 2017, 20:26 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Hydra ve Yavuz sınıfları meko nun birbirine yakın versiyonları, tipleri benziyor zaten.
Ekrandaki görüntüde kıçta fazladan Sea Sparrow lançeri ve ciws var galiba :)
Hadi bunları anladık birinci sezonda Kirov sınıfı diye Amerikan destroyerini koymak nedir :roll:

Yazar:  Sanchez [ 06 Eyl 2017, 00:54 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Onu hatırlıyorum. Kirov'da geçen alan çekimlerini USS Iowa'nın üstünde çekmişlerdi, 16 inçlik toplar arka planda görünüyordu.; mevzu o ki, Kirov'da kıçtaki 130luk haricinde top yok :D

Yazar:  İstiklalFM [ 06 Eyl 2017, 21:01 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Türkiye Nüfusu 100 kişiye indirgenirse;

Yazar:  Phrasal26 [ 06 Eyl 2017, 21:04 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Last ship dizisini izleyen var mı?

Yeni sezonu Akdeniz de geçiyor ve dizi içinde birkaç sahne dikkatimi çekti. Amerikan gemisi yunan karasularında giderken bir gemi tespit ediyor ve bunun hydra sınıfı olduğunu anlıyor ama ekranda ki tasarıma bakarsanız bunun bir Yavuz sınıfı olduğunu anlarsınız. Hadi iki gemi arasında farkı anlayamadılar.

Resim

İkinci sahnede ise görüntüye Elli Sınıfı HS Navarinon giriyor. Yanlış anlaşılmasın tabi ki hatalar olabilir ama. Böyle bir dizi çekiyorsun yetmiyor teknik olaylar havada uçuyor insan bi vikipediye bakar.
Resim
Bütün sezon akdenizde geçicek ama ne bir Türkiye veya Türk ismi geçicek işe bak onun yerine durmadan Yunan ve Araplar var ama :)

Yazar:  KIZILYURTLU [ 06 Eyl 2017, 22:41 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Bütün sezon akdenizde geçicek ama ne bir Türkiye veya Türk ismi geçicek işe bak onun yerine durmadan Yunan ve Araplar var ama :)
Bir yayınlansında bir bakalım belki bir sürpriz yaparlar, yahu bu arada Yunanlar bile Amerikan Dizilerine çıktı bizde hala tık yok ben umutluyum ama durun bakalım :D

Yazar:  PARTİKÜL [ 06 Eyl 2017, 23:22 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Aşağıda ki videoya göre; Türkiye nüfusunun yarısı erkek, diğer yarısı da kadınlardan oluşuyormuş. Demek ki her erkeğe bir kadın düşüyor. Şayet Medeni Kanun kabul edilmeseydi veya her erkeğe dört kadın kuralı geçerli olsaydı; her dört erkekten birisi amacına ulaşırken, diğer üç erkek dımdızlak ortada kalacaktı! :roll:



Yazar:  erdem334 [ 07 Eyl 2017, 04:21 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Aşağıda ki videoya göre; Türkiye nüfusunun yarısı erkek, diğer yarısı da kadınlardan oluşuyormuş. Demek ki her erkeğe bir kadın düşüyor. Şayet Medeni Kanun kabul edilmeseydi veya her erkeğe dört kadın kuralı geçerli olsaydı; her dört erkekten birisi amacına ulaşırken, diğer üç erkek dımdızlak ortada kalacaktı! :roll:


Onlar da cihatci olacaklardi. 4 es kuralini uygulayan ulkeler bu acikta kalan erkekleri cihat yapmaya gonderirler. Yoksa sikinti buyuk.

Yazar:  Pacific [ 07 Eyl 2017, 07:43 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Genelkurmay başkanı sanki bir şeyler gizliyor gibi :).
Bir tek bana mı öyle geliyor acaba?. İlker Paşaya duyduğum güveni duyamıyorum. Tamamen his tabi. :)

Yazar:  HDS [ 07 Eyl 2017, 10:36 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Aşağıda ki videoya göre; Türkiye nüfusunun yarısı erkek, diğer yarısı da kadınlardan oluşuyormuş. Demek ki her erkeğe bir kadın düşüyor. Şayet Medeni Kanun kabul edilmeseydi veya her erkeğe dört kadın kuralı geçerli olsaydı; her dört erkekten birisi amacına ulaşırken, diğer üç erkek dımdızlak ortada kalacaktı! :roll:
Hocam, bu konuyu merak ediyorum. Bu konudaki engin bilginden istifade etmek istiyorum. Buradan pay biçersek, medeni kanun çıkana kadar Osmanlı ve dahi hemen ardında genç Cumhuriyet'te eli ayağı tutan her erkeğin dörder zevcesi vardı muhakkak. Ansızın, o medeni kanunla ne oldu? Geri kalan içer zevce itlaf mı edildi?

Buradaki dev sosyolojik dönüşümü biz fakirlere izahınız mümkün müdür?


Bir de ekler misiniz; Medeni kanun öncesinde evlilik ve miras hukuku nasıl düzenleniyordu?

Yazar:  PARTİKÜL [ 07 Eyl 2017, 12:35 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Hocam, bu konuyu merak ediyorum. Bu konudaki engin bilginden istifade etmek istiyorum. Buradan pay biçersek, medeni kanun çıkana kadar Osmanlı ve dahi hemen ardında genç Cumhuriyet'te eli ayağı tutan her erkeğin dörder zevcesi vardı muhakkak. Ansızın, o medeni kanunla ne oldu? Geri kalan içer zevce itlaf mı edildi?

Buradaki dev sosyolojik dönüşümü biz fakirlere izahınız mümkün müdür?


Bir de ekler misiniz; Medeni kanun öncesinde evlilik ve miras hukuku nasıl düzenleniyordu?
Biraz dalga geçer gibi olmuş ama, yine de usulüne uygun cevap vermeye çalışayım... Evvela benim iletim ''ironik'' bir yaklaşımı ifade eder. Yani öyle yazdık diye öyle olmuş değildir. Varsayımdan hareket ediyoruz.

Cumhuriyet öncesi dönemde, tek bir hukuk düzeni yoktu. Şer-i Hukuk ve Örf-i Hukuk dediğimiz iki çeşit hukuk işletiliyordu. Örf-i Hukuk dediğimiz hukuk düzeni; Şer-i hükümler dışında, halkın kendi iradesi veya yaşam biçimine uygun olarak düzenlenmiş hukuk düzeni demektir. Yani Anadolu' nun her hangi bir köyünde, İslam Hukukuna göre evlenen zat-ı muhterem; diğer bir Anadolu köyünde aynı kurala göre evlenemeye bilirdi. Etki eden faktörler olarak itikadi farklılıklar, mezhebi farklılıklar, yaşam tarzını etkileyen faktörler şeklinde bir sınıflandırma yapılabilir. Kaldı ki, o dönemin şartlarında kimin kiminle evli olduğunun kaydı da tutulmuş değildir. İlk nüfus sayımının II. Mahmut döneminde yapıldığını dikkati nazara alırsak -ki onu da, askere alınabilecek erkekleri tespit etmek amaçlı olarak yapmışlardır; hiç kimsenin kim kiminle evlenmiş, kimin kimden kaç çocuğu olmuş gibi bir derdi olduğunu da zannetmiyorum. Hayatın olağan akışı içerisinde devam edip giden ve hiç bir istatistiki veriye dayanmayan bir sosyal düzenden bahsediyoruz. Bu durumda sağlıklı bir analizin yapılabilmesi mümkün olmayacağından dolayı, ancak bölge bölge veya bir belgeye dayandırılmış uygulamalar üzerinden çıkarımlar yapılabilir.

Miras Hukuku da aynı şekilde, farklı farklı uygulamalar, farklı farklı miras bölüşüm şekilleri vardı. Genel uygulamada kız-erkek çocuk sayısı, eşlerin durumu gibi özellik arz eden durumlar mucibi miras 1/2, 1/3, 2/3, 1/6, 1/8 gibi oranlarda pay edilebiliyordu. Karışık bir uygulama...

Yazar:  kozmoslu [ 07 Eyl 2017, 14:33 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

İzmir'de 8 tane jet ardı ardına geçti. 9 Eylül'deki Türk Yıldızları provası sanırım.

Yazar:  HDS [ 07 Eyl 2017, 15:10 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Biraz dalga geçer gibi olmuş ama, yine de usulüne uygun cevap vermeye çalışayım...
Benimkisi biraz tatil yumuşaması herhalde.
Peki acaba şöyle de bakabilir miyiz?
Nihayetinde modern medeni kanun ve sair düzenleyici kanuna kadar eren süreç, akışkan ve Mecelle ve Kanuni Esasi ile evrilen ve doğal akışına öyle ya da böyle oturacak ve oturması gereken, hayatın dönemin ve şartların da zaten zorladığı kaçınılmaz bir dönüşüm olarak da görülebilir mi?

Yazar:  Sanchez [ 07 Eyl 2017, 15:33 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Nihayetinde modern medeni kanun ve sair düzenleyici kanuna kadar eren süreç, akışkan ve Mecelle ve Kanuni Esasi ile evrilen ve doğal akışına öyle ya da böyle oturacak ve oturması gereken, hayatın dönemin ve şartların da zaten zorladığı kaçınılmaz bir dönüşüm olarak da görülebilir mi?
Orta Doğu'da mı? Bu topraklarda nehirler bile yeni yataklarına oturamıyor, taşıyor. Yıkılan bir imparatorluk ve yeni bir yüzyıl bir çok devrimin habercisi olmuş geçmişte ama medeni haklar her zaman ya ezilenler tarafından alınmış ya da "just" liderler tarafından verilmiş. Kim, hiç bir sebebi yokken lehine olan bir sistemi değiştirir? Böyle bakarsan kaçınılmaz bir dönüşüm olarak görebilirsin; yoksa putty'ye bile fazla gelecek bir optimizm bu.

Yazar:  HDS [ 07 Eyl 2017, 16:08 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Ah gençler.. :roll:

Yazar:  ilhan [ 07 Eyl 2017, 16:27 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
hayatın dönemin ve şartların da zaten zorladığı kaçınılmaz bir dönüşüm olarak da görülebilir mi?
Zorla dönüşüm değil de, bir öze dönüş olarak düşünmek istersen o konuda yardımcı olabilirim. İslam şeriatı, arap kültrüyle uyumlu olarak şekillendirildiği için Türk kültürüyle olan çatışmalarından dolayı bizde hiç bir zaman içselleştirilememiştir. Aslında çoğu zaman yanlış bilinir, ama osmanlının dahi hiç bir döneminde islam hicazdaki haliyle yaşanmamıştır, o kadar kabul görmemiştir. Yine bugünkü gibi, genellikle bir kimlik olarak muhafaza edilmiştir. Mesela vitir namazının kaç rekat olduğunu bile cumhuriyet döneminde köye gönderilen imamdan öğrenen yerler vardır. İslamın medeni hukuku ve eş/cariye anlayışı da bu şekilde, pek bilinmeden öğrenilmeden gelip geçmiştir. (iyi ki)

Biz bozkırdan at üstünde göçmüş milletiz, karşı obadan binbir emekle istediğimiz hatunun üstüne gül koklayacak değildik, koklamadık da. Ama sonradan yapılan inkıkaplar ve yeni medeni kanun önemlidir; çünkü hem yerleşik hayata geçip yozlaştık hem de bilgi çağındayız, elbette ki islamın serbestlikleri öğrenilip yaygınlaşacaktı. Bunun önüne geçilmiştir.

Yazar:  PARTİKÜL [ 07 Eyl 2017, 17:12 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
...İslam şeriatı, arap kültrüyle uyumlu olarak şekillendirildiği için Türk kültürüyle olan çatışmalarından dolayı bizde hiç bir zaman içselleştirilememiştir...
Aynen katılıyorum. Türk milletinin İslam anlayışı kendine özgü olmuştur. Zaten Arap yaşam tarzı, Türk milletine uygun değildi. Yani Örf-i Hukuk, bir yerde kendini dikte etmiştir. Türk milleti, ezelden ebede doğru giden yaşam döngüsü içinde; kendi töresine uygun olarak yaşamaya devam etmiştir. Medeni Kanun kabul edilmiş olmasaydı bile, zaten Anadolu' nun genelinde uygulanıyordu. Örneğin Türklerde kadının yeri; Araplarda olduğu şekil ile yerin dibinde değildir, baş üstündedir. Tük erkeği için kadın; ana' dır, bacı dır, yar' dır. Cariye, oynaş veya köle değildir. Kadın direkt olarak hayatın içindedir ve hayata ortaktır. Yeri gelir kılıç kuşanır, yeri gelir çocuğuna ana olur. Örneklerini İstiklal Harbi döneminde çokça görmüşüzdür. Kağnı arabalarıyla cephane taşıyan Türk kadınının, Arap kültüründe yeri olabilir miydi? Veya Nene Hatunlar, Kara Fatmalar, Gördesli Makbule' ler... Buradan hareketle, Türk milletinin İslam yorumu yüzeysel olmuştur. İyi ki de öyle olmuştur.

Yazar:  PARTİKÜL [ 07 Eyl 2017, 17:36 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Onlar da cihatci olacaklardi. 4 es kuralini uygulayan ulkeler bu acikta kalan erkekleri cihat yapmaya gonderirler. Yoksa sikinti buyuk.
:lol:

Bu yaklaşım da iyiymiş...

İlk önce adamın payına düşene el koy; ondan sonra, boşta kalanlar salça olmasınlar diye cihat' a gönder!

Ne de olsa, kafirin katli vacip; karısı, kızı, malı, mülkü helal!

Yazar:  Çetin [ 07 Eyl 2017, 21:08 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Zorla dönüşüm değil de, bir öze dönüş olarak düşünmek istersen o konuda yardımcı olabilirim. İslam şeriatı, arap kültrüyle uyumlu olarak şekillendirildiği için Türk kültürüyle olan çatışmalarından dolayı bizde hiç bir zaman içselleştirilememiştir. Aslında çoğu zaman yanlış bilinir, ama osmanlının dahi hiç bir döneminde islam hicazdaki haliyle yaşanmamıştır, o kadar kabul görmemiştir. Yine bugünkü gibi, genellikle bir kimlik olarak muhafaza edilmiştir. Mesela vitir namazının kaç rekat olduğunu bile cumhuriyet döneminde köye gönderilen imamdan öğrenen yerler vardır. İslamın medeni hukuku ve eş/cariye anlayışı da bu şekilde, pek bilinmeden öğrenilmeden gelip geçmiştir. (iyi ki)

Biz bozkırdan at üstünde göçmüş milletiz, karşı obadan binbir emekle istediğimiz hatunun üstüne gül koklayacak değildik, koklamadık da. Ama sonradan yapılan inkıkaplar ve yeni medeni kanun önemlidir; çünkü hem yerleşik hayata geçip yozlaştık hem de bilgi çağındayız, elbette ki islamın serbestlikleri öğrenilip yaygınlaşacaktı. Bunun önüne geçilmiştir.
Kabarttığım bölümü sevdim.

*

Sözün açıklanışı şöyle olabilir.

Kır toplumların güçlü bir töresi vardır. Bir yaşam anlayışı, yaşamı düzenleyen işleyiş/kurallar bütünü. Türk adının da bununla ilgisi vardır. Bu söz özgün biçimiyle törük'tür (türük değil), burada törü, günümüzde töre dediğimiz söz vardır. Orkun yazıtlarında geçiş sıklığı yüksek olan sözlerden. Bu söz, kural/kanun anlamında olmakla birlikte günümüzde ''devlet'' dediğimiz olguyu da dilimizde karşılayan sözdür. Nedenini açıklamama gerek yok sanırım, gayet açık. Törü-ük (törük), sonraki büzüşmeyle, ki daha Tonyukuk döneminde söz büzülmüştür ancak yönetici kesim kendisinden sonra olmasına karşın öz biçimi yeğler (resmiyet var sanırım), 'türk'e dönüşür, anlamı, saydıklarıma 'iye olan' demektir. Daha doğru bir sözle gelenek, gör-gü (culture) yani doğruca yaşam içinde karşıladığı anlamla, ''atçı, keçe evli (çadır değil), hayvan besleyici, avcı, at üzerinde yay geren, kırın yaşamını düzenleyen töreye göre yaşayan insan(lar)''. Bu bağlamda törenin sınırları içinde yaşayan Moğol vb. de kast ettiğini anlayabiliriz sanıyorum. Çünkü aynı yaşam, gelenek, inançlar, ..., söz konusu. Moğollar da kendilerini boş yere Hun ile Türk'ten saymıyorlar sanırım, her ne kadar dilleri başka, tarih sahnesine öz olarak çok sonradan çıkmış olsalar da. Zaten kök olarak ortak bir yerden geldiğimiz biraz açık gibi, bir kardeş yalnızca işi biraz daha ilerletmiş. Moğol Kağanlığı'na da baktığımızda, bunun zaten Moğol-Türk Kağanlığı olduğu belli denir.

Kısaca Türk denen koca adam bildiğinden şaşmamıştır. Günümüzde sağ olmamızın (da) nedeni budur, bu toprakları bin tür düşmana karşı savunup kurtarabilmemizin nedeni de budur. Edward J. Erickson'un da dediği gibi, baş verenler, savaşanlar Türkler olmuştur. Ne yazılıdır, ne de bildik anlamda kanundur, ancak, özdür. İnsandır. Adamdır. Geçen savunma/döğüşme erdemi konusunda sunduğum bakış açısını burada da yine görebilirsiniz. Uygarlık, güzellik, ..., (yalnızca) sütunlarla olmuyor yani.

Ayrıca, hatun dediğimiz söz de, kağanların eş sanı olan katun'dan gelir. Kem (Yenisey) yazıtlarında da özünde princess anlamında olan konçuy sözünün eşler için kullanıldığına tanık olunur. Ne güzel iş, değil mi?

Türk olmak güç iş, ancak güzel iştir. Hatta, yer yüzündeki en güzel iştir. Ancak, bilerek. Bilerek ve yaşayarak, ve yaşatarak.

Yazar:  erdem334 [ 07 Eyl 2017, 22:27 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
:lol:

Bu yaklaşım da iyiymiş...

İlk önce adamın payına düşene el koy; ondan sonra, boşta kalanlar salça olmasınlar diye cihat' a gönder!

Ne de olsa, kafirin katli vacip; karısı, kızı, malı, mülkü helal!
Bir diger yontem de bati ulkelerine goce zorlamak.

Bu sayede kadin arayan genclere "bakin batili kadinlar sizleri bekliyor" diyerek gaz verebiliyorsunuz. Ek olarak da goc edilen ulkeyi zayiflatmis olursunuz. Dusmanin kadininin rahmini ele gecirmis oluyorsunuz - soft genocide. Win-Win.

Tabii ilk once isgal edilecek ulkenin buna hazir hale getirilmesi gerekir - 20 yil kadar surekli olarak diversity - multiculturalism propagandasi sabah aksam tok karnina verilmeli.

Yazar:  Greyjoy [ 07 Eyl 2017, 23:25 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Çok güzel bir kısa film.

Yazar:  ebonitcubuk [ 08 Eyl 2017, 05:53 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

De haydi buyur,
http://www.bbc.com/turkce/haberler-turk ... ow_twitter

Yazar:  Çetin [ 08 Eyl 2017, 23:51 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Doğrusu görmedim, dillendirildiyse aff ola, ancak yaklaşık bir haftadır içkin izletileri Chrome üzerinden görebilsem de, Firefox ya da Edge'ten girdiğimde göremiyorum. Nedeni nedir?

Yazar:  blackeagle [ 10 Eyl 2017, 23:16 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Mi-28UB, gün yüzüne çıkmış.

http://www.goklerdeyiz.net/rusya-mi-28u ... i-tanitti/

Yazar:  Sanchez [ 11 Eyl 2017, 01:07 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Dünyanın bin bir yerinden eski parçaları toplayarak 14 yılda çalışır bir Spitfire yapmış amca.
https://www.youtube.com/watch?v=XYD4IEd3zP0

Yazar:  koşan hollandalı [ 11 Eyl 2017, 18:58 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

İlginç buldum, nerede paylaşacağımı da bilemedim. Kubilay Han bildiğim kadarıyla aynı zamanda büyük handı. Acaba bu proje sadece doğrudan kendi bölgelerini mi kapsıyordu yoksa imparatorluğun tamamını mı merak ettim doğrusu. Çince, Arapça, Farsça, Moğolca, Türkçe ve diğer birçok dili aynı anda ifade edecek bir alfabe projesi gerçekten büyük bir şey. Hanı takdir etmek lazım. Kitap Peter Golden - Dünya Tarihinde Orta Asya
Resim

Yazar:  Search and Rescue [ 13 Eyl 2017, 17:24 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Oltaya gelen Gür? sınıfı


Resim

Yazar:  Operatıon Atilla [ 13 Eyl 2017, 19:31 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Her şey bir yana yangın çok kötü yahu. O ormanları görünce içim acıdı, deseler ki izinlisiniz oraya gideceksiniz yardım için hiç durmam. Oraya çok gittim öyle bir şey ki o kadar sık ki orman yerden müdahale çok problemli. Gecede havadan müdahale duruyor öyle olunca bitirtmediler bir türlü yangını.

Yazar:  Lathander [ 15 Eyl 2017, 05:24 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Belçika'da mahkeme btö'nün bir terör örgütü olmadığına hükmetmiş diye haberler var. Kaynaklar hep yasaklı olduğundan paylaşmadım.

Yazar:  koşan hollandalı [ 16 Eyl 2017, 20:06 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Birinci Dünya Savaşı'nda savaşmış akrabalarımıza dair belgelere ulaşabilir miyiz? Nereye gittiler, ne zaman şehit oldular gibi şeylere yani.

Yazar:  ebonitcubuk [ 16 Eyl 2017, 20:13 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Birinci Dünya Savaşı'nda savaşmış akrabalarımıza dair belgelere ulaşabilir miyiz? Nereye gittiler, ne zaman şehit oldular gibi şeylere yani.
Savunma Bakanlığında şehitlerin isimlerinin olduğu bir sayfa vardı. Kimin nerede hangi muharebede şehit düştüğünü yazıyordu. Bir araştırın siteyi isterseniz.

Yazar:  PARTİKÜL [ 16 Eyl 2017, 22:03 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Birinci Dünya Savaşı'nda savaşmış akrabalarımıza dair belgelere ulaşabilir miyiz? Nereye gittiler, ne zaman şehit oldular gibi şeylere yani.
Şuradan bulabilirsin: http://www.msb.gov.tr/Personel/SehitleriListele

Yazar:  koşan hollandalı [ 17 Eyl 2017, 19:21 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Hocam verdiğiniz link açılmıyor. Google'dan da aralar yaptım ama MSB linkleri açılmıyor bende.

Yazar:  Sanchez [ 17 Eyl 2017, 19:35 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Sitede ve linkte sorun yok. Çerezleri silin, DNS'inizi değiştirin vb. çözümleri deneyin.

Yazar:  PARTİKÜL [ 17 Eyl 2017, 20:21 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Bu arada sitede yakınlarını araştıran oldu mu? Şehir şehir, ilçe ilçe arama imkanı var. Bazı şehitlerin köylerine kadar detay bilgi yazılı.

Yazar:  koşan hollandalı [ 17 Eyl 2017, 21:43 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Tek bildiğim dedemin dedesinin Medine gazisi olduğu. Birde babamın büyük dedelerinden birisi Yemen'de şehit olmuş. İhtiyarlar bizim köyden gidenlerin genelde Yemen cephesine gittiklerini söylüyor.

Yazar:  PARTİKÜL [ 17 Eyl 2017, 21:53 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Tek bildiğim dedemin dedesinin Medine gazisi olduğu. Birde babamın büyük dedelerinden birisi Yemen'de şehit olmuş. İhtiyarlar bizim köyden gidenlerin genelde Yemen cephesine gittiklerini söylüyor.
İl, ilçe, isim yaz ve arat. Bakalım bulabilecek misin? Mesela ben bu siteden iki şehidimizi buldum. Seddülbahir ve Kirte Muharebeleri şehidi. Birisi dedemin dedesi, diğer onun biraderi.

Bizim köyden 90 kişinin Çanakkale' ye gittiği ve sadece 2 kişinin döndüğü rivayet edilir. O dönem için okur yazar adam bulmak güç olduğundan ve o bilinç seviyesinde insan bulmakta mümkün olmadığından; hatıraları, olayları yazmak kimsenin aklına gelmemiş. Fakat sözlü gelenek olarak yaşatılanlar veya diğer nesillere aktarılanlar var. Günün birinde bir kişi bunu akıl ediyor ve son yaşayanlardan anıları anlatmasını istiyor. Derlediği anılarını bire bir not almıştır. İşte bugün o anılar sayesinden kim olduğumuzu, dedelerimizin kahramanlıklarını öğrenme şerefine erişmiş bulunuyoruz.

Yazar:  Metin [ 17 Eyl 2017, 22:10 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
İl, ilçe, isim yaz ve arat. Bakalım bulabilecek misin? Mesela ben bu siteden iki şehidimizi buldum. Seddülbahir ve Kirte Muharebeleri şehidi. Birisi dedemin dedesi, diğer onun biraderi.

Bizim köyden 90 kişinin Çanakkale' ye gittiği ve sadece 2 kişinin döndüğü rivayet edilir. O dönem için okur yazar adam bulmak güç olduğundan ve o bilinç seviyesinde insan bulmakta mümkün olmadığından; hatıraları, olayları yazmak kimsenin aklına gelmemiş. Fakat sözlü gelenek olarak yaşatılanlar veya diğer nesillere aktarılanlar var. Günün birinde bir kişi bunu akıl ediyor ve son yaşayanlardan anıları anlatmasını istiyor. Derlediği anılarını bire bir not almıştır. İşte bugün o anılar sayesinden kim olduğumuzu, dedelerimizin kahramanlıklarını öğrenme şerefine erişmiş bulunuyoruz.
Bu konu gündeme gelince uzak atalarımız ne kadar bilge insanlarmış düşünmeden edemiyorum. Eski Türk inanışlarına göre kutsal mekanlar, (Yer-Su) ölüp unutulmuş ataların ruhlarıyla bağlantılı. Yani unutulmuş ataların ruhları vatanın ruhuna karışıp vatanımız ile bir oluyor. Unutulmayan ataların ise ruhları ayrılıklarını sürdürüyor.

Bu yüzden atalarımızın sadece isimleri değil, hikayeleri ile yaşatılmaları benim için çok önemli.

Düşünsenize, inanılmaz zorluklar yaşamış, önüne çıkan engelleri aşmış, aşamayacağı yerde canını feda etmiş kişilerin soyundan geliyoruz. Sadece bunun üstüne gidilse bile günümüz bilinçsiz davranışlarının boyutları biraz olsun törpülenebilirdi.

Yazar:  PARTİKÜL [ 17 Eyl 2017, 22:20 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Size bir güzellikten bahsedeyim mesela. Şuan elimde Seddülbahir Muharebelerini anlatan bir kaynak kitabı var, açıp ilgili sayfaya baktığımda; dedemin (hangi kolordu, hangi tabur da görev yaptığını da bildiğim için ve ölüm tarihini de tespit ettiğimden dolayı) savaş ortamını birebir yaşayabiliyorum. Müthiş bir olay bu. Ayrıca o dönem komutanlarının anıları var. Onlardan kitaplaştırılanlar var. O kitaplardan ilgili Alay Komutanının anıları var. Bende de var... Müthiş bir şey.

Yazar:  ebonitcubuk [ 17 Eyl 2017, 22:48 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:
Size bir güzellikten bahsedeyim mesela. Şuan elimde Seddülbahir Muharebelerini anlatan bir kaynak kitabı var, açıp ilgili sayfaya baktığımda; dedemin (hangi kolordu, hangi tabur da görev yaptığını da bildiğim için ve ölüm tarihini de tespit ettiğimden dolayı) savaş ortamını birebir yaşayabiliyorum. Müthiş bir olay bu. Ayrıca o dönem komutanlarının anıları var. Onlardan kitaplaştırılanlar var. O kitaplardan ilgili Alay Komutanının anıları var. Bende de var... Müthiş bir şey.
Ben şu sıralar Çanakkale ile ilgili kitaplara daldım, belgeseller söyleşiler izliyorum. Yarın bugün harita sipariş edeceğim,muharebenin seyrini iyice kafamda oturtabilmek açısından. Bana okuduğunuz kitabın adını söyler misiniz, ben de satın almak istiyorum.

Yazar:  PARTİKÜL [ 17 Eyl 2017, 22:56 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Şuan elimdeki kitap ''42. Alay''.

Genelkurmay ATASE Yayınlarından bir sürü kaynak kitap almıştım zamanında.

Oralardan da çokça yararlanıyorum. Şuraya da bir göz atın, belki araştırma konunuzla ilgili çalışmalar bulabilirsiniz:

http://www.tsk.tr/Content/pdf/yayinlar/ ... 032017.pdf

Yazar:  Kafkasya [ 17 Eyl 2017, 23:10 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:

Düşünsenize, inanılmaz zorluklar yaşamış, önüne çıkan engelleri aşmış, aşamayacağı yerde canını feda etmiş kişilerin soyundan geliyoruz. Sadece bunun üstüne gidilse bile günümüz bilinçsiz davranışlarının boyutları biraz olsun törpülenebilirdi.
Cok ince bir düsünce, cok etkilendim.

Umarim bir türlü genele yayilmasinin imkaninida bulursunuz.

Yazar:  kozmoslu [ 18 Eyl 2017, 00:10 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Ankamall AVM'de Kirpi, Ejder ve Cobra sergileniyor. Meraklısına duyurulur.

edit: Bugün son günmüş :(

Yazar:  Türkkanı [ 18 Eyl 2017, 00:46 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

silindi

Yazar:  PARTİKÜL [ 18 Eyl 2017, 10:08 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Alıntı:

Düşünsenize, inanılmaz zorluklar yaşamış, önüne çıkan engelleri aşmış, aşamayacağı yerde canını feda etmiş kişilerin soyundan geliyoruz. Sadece bunun üstüne gidilse bile günümüz bilinçsiz davranışlarının boyutları biraz olsun törpülenebilirdi.
Bir bakıyorsun mesela, adamın dedesi asker kaçağı veya Cumhuriyet düşmanı; kendisi de asker kaçağı veya Cumhuriyet düşmanı. Diğer tarafa bakıyorsun, adamın dedesi kahraman mesela; torunu kahraman olmasa bile an azından vatana millete zararı olmayan bilinçli yurttaş... Demek ki nesilden nesile aktarılan bir kültür söz konusu. Fakat dedesi kahraman olduğu halde kendisi işbirlikçi olanlara da rastlamış durumdayız. Adamın dedesi İttihatçı, teşkilatçı sıfatıyla cepheden cepheye koşmuş; kendisi gelince bir de bakıyorsun ki Amerikan mandacısı (!) Öyle tipler de var.

Yazar:  PARTİKÜL [ 18 Eyl 2017, 10:15 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Ek olarak, Büyük Atatürk diyor ki;

''Türk çocuğu Atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır."

Gerçekten de çok doğru. Ne büyük adammış yav!

Yazar:  Sanchez [ 19 Eyl 2017, 12:44 ]
Mesaj Başlığı:  Sohbet

Lise mezunu diktatörün dikte etmesiyle Teog sistemi 1 hafta içinde kaldırıldı. Yeni "sistem" de önümüzdeki hafta belli olacakmış. Daha kaldırılanın yerine ne geleceği belli değil! İddialar doğruysa öğrencilerin çok büyük bölümü imam hatiplere kayacak. Yine milyonlarca çocuğun kaderi belirsiz, aileleri başlarını yoluyor şu an; Yakınlarımla konuştum, çıldırmış vaziyetteler. Parası olup da özel okula gitme şansı olanlar dışında milyonlarca çocuk demode ve yalan bilgilerin anlatıldığı okullara gitmeye mecbur bırakılacak. Matematikten önce cihat öğrenecek.

Türkiye'nin can çekişen geleceğinin tabutuna bugün bir çivi daha çakılmış oldu. 10 yıl sonra memleketten çıkacak doktorun, mühendisin, avukatın ve hatta kurmayın hiç bir değeri olmayacak; siz daha neyi konuşuyorsunuz?

377. sayfa (Toplam 388 sayfa) Tüm zamanlar UTC+03:00
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited
https://www.phpbb.com/