TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 23 Eyl 2017, 19:28

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading


Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 18901 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1372 373 374 375 376379 Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 20 Ağu 2017, 23:15 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 31 Oca 2017, 23:39
Mesajlar: 322
Yaş: 39

Bir önceki sayfanın en son iletisi:

Runik Alfabesini tekrar kullanima alsaydik oda olurdu bence.
Sadece güncellemek yeterliydi.

Atatürk bu harflere neden ilgi duymamis yani Latin yerine Göktürk alfabesine gcmeyi düsünmüsmüdür acaba :roll:

O zaman Ecdadimizin Kitabelerinide cevirisiz okurduk :D

_________________
GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTEN KORKMAYINIZ..!

Mustafa Kemal Atatürk


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 20 Ağu 2017, 23:33 
Çevrimdışı
Site Başkanı

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:02
Mesajlar: 6340
Yaş:
Alıntı:

Atatürk bu harflere neden ilgi duymamis yani Latin yerine Göktürk alfabesine gcmeyi düsünmüsmüdür acaba :roll:

O zaman Ecdadimizin Kitabelerinide cevirisiz okurduk :D
Cumhuriyet ve sonrasında hız kazanan batılılaşma çabalarının bir parçası olarak batı millet ve kültürüne daha yakın olmak için. Aynı neden şapka kanunu, tatil günlerinin değiştirilmesi ve Avrupa standardı ölçüt, hacim, sayı, ağırlık ve uzunluk birimlerine geçilmesinde de görülebilir...

_________________
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 20 Ağu 2017, 23:48 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Kas 2015, 01:12
Mesajlar: 1140
Yaş:
Göktürk alfabesinde günümüzdeki ünlü/ünsüz seslerin tam karşılığı yok. Ya dil şekil değiştirecekti ya da Göktürk alfabesi. Dil'in bugünkü halini alması bile oldukça sancılı bir süreç olduğundan bu çok zor olacaktı. Göktürk alfabesine güncelleme yapılsaydı yine kitabeler okunamayacaktı.

Sonuçta ya Kiril alfabesi ya da Latin alfabesi kullanacaktık, Kiril'in kullanıcısı az olduğundan yalnız kalmamak için Latin alfabesi kullandık. Latin alfabesi dilimiz için biçilmiş kaftan.

_________________
Resim
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 00:03 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 673
Yaş: 27
Sn. Avcı, durum pek de bu şekilde işlemiyor açıkçası. Bugün Göktürk alfabesiyle basılmış kitaplar var.
Dil devinirken kelimeler ve sesler aslında pek de önemli değildir. Dili asıl dil yapan özellik cümle yi kurarken kullandığımız baskın ünlüler ve tonlamalardır. Her dilin bir ahengi vardır.
Nitekim yazım dili görüldüğü üzere kırk kere de değişse çok bişey ifade etmez, çünkü aslolan konuşma dilidir ve Cumhuriyet dönemine kadar bu konuda herhangi bir merkeziyetçilik uygulanmamıştır. Bence sonradan edindiğimiz bu politikanın da her ne kadar haklı yanları varsa da, eksik yönleri de oldukça fazladır.
Yazı dili, genellikle hukuk ne kadar gelişirse o kadar gelişir. Çünkü hukuk kuralları yazılıdır ve durumlar ayrıntılarıyla belirlenir. İki-üç sesliye eşdeğer olan Göktürk harflerine yenileri eklenip bu eksiklik giderilebilir, tıplı u-ü eklentisinde olduğu gibi. Fakat bizim örneğin eskiden kalın sesli harflerle başlayan kelimelerin böyle devam etmesi kuralını İstanbul Türkçe'sine uydurucaz diye bozarsak bu dile ne alfabe dayanır ne yazı.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 00:16 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7108
Yaş:
Eski İngilizce'yi tecrübe etmek isteyenler küçük bir tadımlık için Beowulf'un orijinal metnini okuyabilir. Bir kaç küçük bölümü çözebilmek için imanım gevremişti.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 00:46 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Kas 2015, 01:12
Mesajlar: 1140
Yaş:
Alıntı:
Sn. Avcı, durum pek de bu şekilde işlemiyor açıkçası. Bugün Göktürk alfabesiyle basılmış kitaplar var.
Dil devinirken kelimeler ve sesler aslında pek de önemli değildir. Dili asıl dil yapan özellik cümle yi kurarken kullandığımız baskın ünlüler ve tonlamalardır. Her dilin bir ahengi vardır.
Nitekim yazım dili görüldüğü üzere kırk kere de değişse çok bişey ifade etmez, çünkü aslolan konuşma dilidir ve Cumhuriyet dönemine kadar bu konuda herhangi bir merkeziyetçilik uygulanmamıştır. Bence sonradan edindiğimiz bu politikanın da her ne kadar haklı yanları varsa da, eksik yönleri de oldukça fazladır.
Yazı dili, genellikle hukuk ne kadar gelişirse o kadar gelişir. Çünkü hukuk kuralları yazılıdır ve durumlar ayrıntılarıyla belirlenir. İki-üç sesliye eşdeğer olan Göktürk harflerine yenileri eklenip bu eksiklik giderilebilir, tıplı u-ü eklentisinde olduğu gibi. Fakat bizim örneğin eskiden kalın sesli harflerle başlayan kelimelerin böyle devam etmesi kuralını İstanbul Türkçe'sine uydurucaz diye bozarsak bu dile ne alfabe dayanır ne yazı.
Sn. bayramlıkşeker, renklendirdiğim yerlerdeki yazım hatalarını giderip metninizi uygun yerlerde paragraflara ayırırsanız bu konu hakkında konuşabiliriz.

Teşekkürler.

_________________
Resim
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 01:17 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 889
Yaş:
Alıntı:
Çok doğru eski İngilizlerin abecesi şimdiki Latin abecesinden farklı idi. 10. yüzyıldan itibaren Latin abecesini kullanmaya başladılar. Bununla birlikte dillerine çok fazla miktarda Latince kelime girdi. Oran veremem ama İngilizceden Latin kökenli kelimeleri çıkardığınızda geriye pek bir şey kalmıyor. Dolayısı ile eski İngilizce diye bir şey artık kalmamıştır.

Bir de eski dil kavramı ile eski abece (alfabe) kavramını karıştımamak gerekir. Eski abeceyi (Arap alfabesini) öğrenmek çok zor değil. İsteyen bir fazla zaman harcamadan bir haftada öğrenir. Ama ne okuyacak? Okuyup anlayacağı Yunus Emre, Karacaoğlan, Köroğlu gibi saf, arı Türkçeyi kullanan halk ozanlarının dizeleridir. Divan edebiyatı, ya da bilim adamlarının yazdıklarını anlamak abeceyi öğrenmekten çok daha zordur. Orada Türkçe, Arapça ve Farsça kelimeler birarada kullanılmış üstüne de birbirlerinin dil kuralları ile yoğurulmuştur. Bunlar ayrı bir eğitim gerektirir. Abece (alfabe) değişimi dil değişimi değildir. Selçuklu da, Osmanlı da Arap abecedini kullanmıştır, bu doğru ama halk Türkçe konuşmuştur. Yukarıdaki halk ozanlarını anlamak hiç de zor değildir, sadece harfleri (@Çetin'in deyimiyle 'üsük'leri) değiştirin yeter.

Bence Türkçe için Latin harfleri Arap harflerinden çok daha uyumludur. Yöresel lehçeler için bir iki eksiği vardır, ( ustalar daha iyi açıklarlar) ama çok da önemli değildir.
İsabet.

-

Daha uygun, evet.
Alıntı:
Runik Alfabesini tekrar kullanima alsaydik oda olurdu bence.
Sadece güncellemek yeterliydi.

Atatürk bu harflere neden ilgi duymamis yani Latin yerine Göktürk alfabesine gcmeyi düsünmüsmüdür acaba :roll:

O zaman Ecdadimizin Kitabelerinide cevirisiz okurduk :D
İlla düşünmüştür. Ancak sayın DENO'nun dediği gibi, bir takım koşullar söz konusu idi. Onlara uymak gerekliydi. Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde yazımız okullarda öğretilmiştir. Bilgim bu yönde. Sonradan, birçok şeyin kaldırıldığı gibi, o da kaldırılmıştır milli eğitimden. Nedenini hepimiz çok iyi biliyoruz.

Yazıtları anlamak çok güç değil. Biraz alışma istiyor. Sonra bağı kurabiliyorsunuz. Geçmiş Talat Tekin'in Orhon Yazıtları çalışması iyidir. Onunla başlayabilirsiniz.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 01:25 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2351
Yaş:
Alıntı:
... Yine örneğin ğ özünde yazı dizgemizde yoktur. Ancak dildeki ünlü sonrası g'lerin yumuşaması nedeniyle herkes ğ okunması gerektiğini bilir.
Konuyu desteklemek anlamında;
Yeni Türk alfabesi kabul edildiğinde 28 harften ibaretti. (ğ) sesi alfabeye sonradan dahil edilmiştir.

_________________

Bizim ilham kaynağımız; doğrudan doğruya, Türk milletinin vicdanı olmuştur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 01:29 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 12 Tem 2012, 22:26
Mesajlar: 780
Konum: Lubnatsİ
Yaş: 42
Alıntı:
İsabet.

-

Daha uygun, evet.



İlla düşünmüştür. Ancak sayın DENO'nun dediği gibi, bir takım koşullar söz konusu idi. Onlara uymak gerekliydi. Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde yazımız okullarda öğretilmiştir. Bilgim bu yönde. Sonradan, birçok şeyin kaldırıldığı gibi, o da kaldırılmıştır milli eğitimden. Nedenini hepimiz çok iyi biliyoruz.

Yazıtları anlamak çok güç değil. Biraz alışma istiyor. Sonra bağı kurabiliyorsunuz. Geçmiş Talat Tekin'in Orhon Yazıtları çalışması iyidir. Onunla başlayabilirsiniz.



Bir kura vardır, Türkçedir, bir kur'â vardır, Arapçadır. Bir kar vardır, Türkçedir, bir kâr vardır, Arapçadır. Hiç birisini yazı dilinde göstermiyoruz.

Türk yazısı, yalnızca Orkun'daki 38 üsükten ibaret de değil. Kapalı e sesini gösteren, başka işleri gösteren üsükler de var. Günümüzde de gayet kullanılabilir. Uygur yazısı da öyle. İstendiğinde, her şey olur. Moğollar da resmen bu yazıya geçiyorlar şimdi.

Onun dışında Türk yazısının sabit kuralları vardır. O kurallarca sözlerin nasıl okunması gerektiği bilinir. Yine örneğin ğ özünde yazı dizgemizde yoktur. Ancak dildeki ünlü sonrası g'lerin yumuşaması nedeniyle herkes ğ okunması gerektiğini bilir.
Ayrıca herkes ğ'nin önündeki sesli harfe göre okunuşunun değiştiğini de bilir. Eğe, öğle kelimelerinde 'y' , ağa, oğul kelimelerinde de gırtlak sesi gibi...

_________________
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 16:48 
Çevrimdışı
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 30 Haz 2017, 21:23
Mesajlar: 22
Yaş:
Alıntı:
Eski İngilizce'yi tecrübe etmek isteyenler küçük bir tadımlık için Beowulf'un orijinal metnini okuyabilir. Bir kaç küçük bölümü çözebilmek için imanım gevremişti.
Lise sondayken Shakespeare'in İngilizcesini çalışırdım. İngilizler bile anlayamazdı :D

_________________
"Houston, Tranquility Base here. The Eagle has landed." Neil Armstrong


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 17:21 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7108
Yaş:
Shakespeare, öyle yada böyle bir 17.yy sanatçısıdır. Eski, artık modası geçmiş kelimeler ve kurban olduğumun alaylı dili dışında günümüzden pek bir farkı yoktur, anlaşılabilir.

Mesela 129. sonnetsi:
Alıntı:
Th'expence of Spirit in a waste of shame
Is lust in action, and till action, lust
Is perjurd, murdrous, blouddy full of blame,
Savage, extreame, rude, cruell, not to trust,
Injoy'd no sooner but dispised straight,
Past reason hunted, and no sooner had
Past reason hated as a swollowed bayt,
On purpose layd to make the taker mad.
Made In pursut and in possession so,
Had, having, and in quest, to have extreame,
A blisse in proofe and provd and very wo,
Before a joy proposd behind a dreame,
All this the world well knowes yet none knowes well,
To shun the heaven that leads men to this hell
Bildiğimiz İngilizcedir bu. 14.yy'da yaşamış ve modern İngiliz edebiyatının babalarından sayılan Chaucer da yine zor anlaşılıyor olsa da İngilizce yazmıştır; kulağa zor gelir, okuması da uğraştırır ama İngilizce olduğunu bilirsiniz. Mesela, ünlü Canterbury Hikayelerinin girişi:
Alıntı:
Here bygynneth the Book
of the tales of Caunterbury

1: Whan that aprill with his shoures soote
2: The droghte of march hath perced to the roote,
3: And bathed every veyne in swich licour
4: Of which vertu engendred is the flour;
5: Whan zephirus eek with his sweete breeth
6: Inspired hath in every holt and heeth
7: Tendre croppes, and the yonge sonne
Beowulf ve benzeri Norman işgali öncesi eserler ise günümüz anlamıyla İngilizce değildir; Old English denir lakin tamamıyla bambaşka bir şeydir. Biraz Keltçe, biraz Danca, biraz eski Cermen, ortaya karışık bir dildir.

Mesela Beowulf'un giriş bölümünü epik şekilde benjamin Bagby güzel göyler:
Takip etmek için,
Alıntı:
Hwæt. We Gardena in geardagum,
þeodcyninga, þrym gefrunon,
hu ða æþelingas ellen fremedon.
Oft Scyld Scefing sceaþena þreatum,
monegum mægþum, meodosetla ofteah,
egsode eorlas. Syððan ærest wearð
feasceaft funden, he þæs frofre gebad,
weox under wolcnum, weorðmyndum þah,
oðþæt him æghwylc þara ymbsittendra
ofer hronrade hyran scolde,
gomban gyldan. þæt wæs god cyning.
ðæm eafera wæs æfter cenned,
geong in geardum, þone god sende
folce to frofre; fyrenðearfe ongeat
þe hie ær drugon aldorlease
lange hwile. Him þæs liffrea,
wuldres wealdend, woroldare forgeaf;
Beowulf wæs breme blæd wide sprang,
Scyldes eafera Scedelandum in.

https://www.youtube.com/watch?v=PzmmPRG4smU

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 17:27 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 29 Kas 2015, 17:59
Mesajlar: 75
Yaş:
Balıkesir Makine'de okuyan var mı acaba ?


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 18:15 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:55
Mesajlar: 291
Yaş:
Ülkücüler bu Oguz Bulut olayıyla derin bir yara daha aldılar.

_________________
Ben de zengin çocuğuyum, ben de üniversite mezunuyum, ben de Nişantaşı'nda oturuyorum, beni de alsaaaza aranızaaaaa...


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 21:05 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 673
Yaş: 27
Alıntı:
Shakespeare, öyle yada böyle bir 17.yy sanatçısıdır. Eski, artık modası geçmiş kelimeler ve kurban olduğumun alaylı dili dışında günümüzden pek bir farkı yoktur, anlaşılabilir.

Mesela 129. sonnetsi:


Bildiğimiz İngilizcedir bu. 14.yy'da yaşamış ve modern İngiliz edebiyatının babalarından sayılan Chaucer da yine zor anlaşılıyor olsa da İngilizce yazmıştır; kulağa zor gelir, okuması da uğraştırır ama İngilizce olduğunu bilirsiniz. Mesela, ünlü Canterbury Hikayelerinin girişi:


Beowulf ve benzeri Norman işgali öncesi eserler ise günümüz anlamıyla İngilizce değildir; Old English denir lakin tamamıyla bambaşka bir şeydir. Biraz Keltçe, biraz Danca, biraz eski Cermen, ortaya karışık bir dildir.

Mesela Beowulf'un giriş bölümünü epik şekilde benjamin Bagby güzel göyler:
Takip etmek için,


https://www.youtube.com/watch?v=PzmmPRG4smU
1. Sn. Sanchez şu keyfi mesaj silmelerin bi önüne geçin lütfen. Bana laf adamın mesajı dururken bizim verdiğimiz cevap siliniyorsa gerçekten etik değil.
2. Bana gramer dersi veren forumdaş lütfen verdiği ayardaki gramer hatalarına bir baksın.
3. Genel Avrupa dillerinin Latince kökenli gösterilmesine karşın, İngilizce Latince'den değil daha çok Germen kökenli bir dil olarak kabul edilir.

Bu tablo her ne kadar problemli olsa da İngilizce'nin etkileşimi açısından isabetli.
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 21:36 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 31 Oca 2017, 23:39
Mesajlar: 322
Yaş: 39
Alman ile İngilizin kökeni bir zaten ikiside Nordman, Kelt, ve bana göre bu german dili ve kökeni de fasa fiso almanlar geçmişlerini hak etmedikleri şekilde zenginleştirme girişiminden başka bişey değil.
İngilizin viking ve Danimarka yada ikisinden sonra birazda roma karışımından sonra Anglo Sachsen yani Angel sachesen den etkilenme var Angland dır aslen sonra England A dönüşmüş yani Angelnden geliyor ( Balık tutanlar :) ama hem almancadan hem ingilizceden Latinceyi çıkarın yamyam dilinden farklı yoktur zaten daha önce de eserleri yok.

_________________
GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTEN KORKMAYINIZ..!

Mustafa Kemal Atatürk


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 21:51 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:28
Mesajlar: 5287
Yaş:
İngilizce'deki "Fransızca" nereden geliyor?


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 22:30 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 31 Oca 2017, 23:39
Mesajlar: 322
Yaş: 39
Alıntı:
İngilizce'deki "Fransızca" nereden geliyor?
Bretagne ve Latincede olabilirimi?

Fransızcada Roman dillerindendir, Lucescu konuşunca dinleyin aynen Fransızca gibi ama Rumence konuşuyor

_________________
GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTEN KORKMAYINIZ..!

Mustafa Kemal Atatürk


En son Kafkasya tarafından 21 Ağu 2017, 23:41 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 22:59 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 31 Oca 2017, 23:39
Mesajlar: 322
Yaş: 39
Alıntı:
Bretagne ve Latincedien olabilirimi?

Fransızcada Roman dillerindendir, Lucescu konuşunca dinleyin aynen Fransızca gibi ama Rumence konuşuyor

_________________
GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTEN KORKMAYINIZ..!

Mustafa Kemal Atatürk


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 23:30 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 03 Ara 2012, 22:28
Mesajlar: 2165
Yaş:
Alıntı:
Shakespeare, öyle yada böyle bir 17.yy sanatçısıdır. Eski, artık modası geçmiş kelimeler ve kurban olduğumun alaylı dili dışında günümüzden pek bir farkı yoktur, anlaşılabilir.

Mesela 129. sonnetsi:


Bildiğimiz İngilizcedir bu. 14.yy'da yaşamış ve modern İngiliz edebiyatının babalarından sayılan Chaucer da yine zor anlaşılıyor olsa da İngilizce yazmıştır; kulağa zor gelir, okuması da uğraştırır ama İngilizce olduğunu bilirsiniz. Mesela, ünlü Canterbury Hikayelerinin girişi:


Beowulf ve benzeri Norman işgali öncesi eserler ise günümüz anlamıyla İngilizce değildir; Old English denir lakin tamamıyla bambaşka bir şeydir. Biraz Keltçe, biraz Danca, biraz eski Cermen, ortaya karışık bir dildir.

Mesela Beowulf'un giriş bölümünü epik şekilde benjamin Bagby güzel göyler:
Takip etmek için,


https://www.youtube.com/watch?v=PzmmPRG4smU
Yanılmıyorsam Beowulf'daki "Old English" eski Cermen dillerinden, karışık olmaktan ziyade baskın olarak bir Cermen dili. Zaten İngilizlerin Anglo-Sakson ataları Cermenik bir halktı. Adada bir de Cermenlerden de eski Kelt topluluğu var, onların da dili bugün özellikle Galler'de yaşıyor.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 23:43 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7108
Yaş:
Galce ile Eski İngilizce hem alfabe hem de konuşma olarak benziyor zaten. Detaylı bir araştırma yapmadım lakin kelime kökleri ile cümle kuruluşları arasında gramer farklılıkları olduğunu biliyorum.

Eski İngilizce sadece Cermen kaynaklı bir dil değil. Eski Danca, ya da diğer adıyla Old Norse(Eski Norsça) -ki İskandinavya'da Hristiyanlık dominant hale gelinceye, 12.yy'a kadar konuşulan dildir.- etkisi de epey fazladır. Bölgede çok uzun zaman Eski Norsça hakim olmuş, bölgesel değişimler ve uyarlamalar 13.yy'dan sonra başlamış. Bugün hala bir kaç hafta bir arada yaşayan bir Dan, Norveçli veya İsveçli birbirini anlayabilir. İzlanda uzun yıllar izole kaldığı için Eski Norsça'ya daha benzer bir dil, zorlanıyorlar. Fince tabii ki apayrı bir dünya.
Alıntı:
İngilizce'deki "Fransızca" nereden geliyor?
1000 yıllık tarih o yahu...

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2017, 23:48 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2351
Yaş:
KILIÇ üstad istifa mı etti? AVCI' da yönetimden çekilmiş...! Allah Allah!

_________________

Bizim ilham kaynağımız; doğrudan doğruya, Türk milletinin vicdanı olmuştur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 00:09 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 08 Eki 2016, 22:32
Mesajlar: 942
Yaş: 0
Alıntı:
KILIÇ üstad istifa mı etti? AVCI' da yönetimden çekilmiş...! Allah Allah!
Allah Allah bir problemmi var acaba ?

_________________
Gitmek istiyorsun, git.
Bir savaşçı asla vedalaşmaz!
Durma git!
Dışarısı dinamit, dışarısı enkaz!


No ISIS


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 01:58 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 673
Yaş: 27
Alıntı:
Galce ile Eski İngilizce hem alfabe hem de konuşma olarak benziyor zaten. Detaylı bir araştırma yapmadım lakin kelime kökleri ile cümle kuruluşları arasında gramer farklılıkları olduğunu biliyorum.

Eski İngilizce sadece Cermen kaynaklı bir dil değil. Eski Danca, ya da diğer adıyla Old Norse(Eski Norsça) -ki İskandinavya'da Hristiyanlık dominant hale gelinceye, 12.yy'a kadar konuşulan dildir.- etkisi de epey fazladır. Bölgede çok uzun zaman Eski Norsça hakim olmuş, bölgesel değişimler ve uyarlamalar 13.yy'dan sonra başlamış. Bugün hala bir kaç hafta bir arada yaşayan bir Dan, Norveçli veya İsveçli birbirini anlayabilir. İzlanda uzun yıllar izole kaldığı için Eski Norsça'ya daha benzer bir dil, zorlanıyorlar. Fince tabii ki apayrı bir dünya.



1000 yıllık tarih o yahu...
Hocam şöyle bir yorum yapsam sanırım birşeyler katmış olurum.
Old English dediğimiz şey İngilizce'nin başlangıcı ise, bu dili oluşturan şey Germen dilleridir. Y ada Cermen, artık ne deniyorsa. İngilizce'de gramer dediğimiz birçok şey bu kökenden gelmektedir. Zamanlar, ekler, değişimler vs. vs. Latince ise bu dile medeniyet getirmiştir. Kelime katmıştır. Mesela İngilizce'de hah bu kelime Fransızca dediğiniz bütün kelimeler Latince kökenli diğer Avrupa dilleri ile uyumludur. Örneğin Favor kelimesi örnek verilebilir. Fakat bu kelimenin İngilizce'de kullanılışı, anlamı her ne kadar aynı olursa olsun, gramer olarak farklılık gösterir.
Velhasıl, ilgi duyanlara şu kitabı önerebilirim, sanırım epub ve pdfsini kolaylıkla bulabilirsiniz;
Our Magnificent Bastard Tongue: The Untold History of English
Yazar: John McWhorter


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 03:17 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 03 Ara 2012, 22:28
Mesajlar: 2165
Yaş:
Cermen dili derken kastedilen tabii ki Almanca değil, İskandinav dilleri de Cermen dilleri örneğin. Türkçe gibi düşünün, birçok kolu var. Bunlar aynı kökten oldukları için sayın Bayramlıkşeker'in dediği gibi temel dil kuralları olarak birbirlerine benzer yapıdalar. Söz dağarcığı da oldukça benzer, en basitinden: Day, tag, dag (İskandinav dilleri).

İngilizcenin bildiğimiz biçimi Norman işgalinden sonra şekillendi. Eski İngilizce, yani Anglo-Saksonların konuştuğu dil ise eski bir Cermen dilinden başka bir şey değildi. Ancak bugünkü yapısı ile bile her ne kadar çorba bir dil olsa da yine de bir Cermen dili olarak sınıflandırılmalı.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 11:08 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 12 Tem 2012, 22:26
Mesajlar: 780
Konum: Lubnatsİ
Yaş: 42
İngilizce elbette ki Cermen dillerinin bir kolu. Bunu inkar etmiyoruz. Mesele İngilizce'nin içinde yabancı kelimeler. Yıllar öncesinde kolej hazırlık sınıfında İngilizce hocam bana Türkçe'nin çok fakir bir dil olduğunu içindeki kelimelerin çoğunun Arapça ya da Farsça olduğunu İngilize'nin ise çok zengin bir dil olduğunu bahsetmişti. Yıllar sonra mesleğim gereği Latince öğrenince İngilizce olarak bildiğimiz kelimelerin çok ciddi bir miktarının Latince kökenli olduğunu gördüm.

Dili dil yapan içindeki kelimeler kadar yapısı, zamanları, cümle kurulumları yani gramer yapısıdır.

_________________
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 13:08 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 03 Tem 2016, 22:02
Mesajlar: 419
Yaş: 23
http://www.sozcu.com.tr/hayatim/kultur- ... aydalandi/


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 15:47 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 889
Yaş:
Alıntı:
KILIÇ üstad istifa mı etti? AVCI' da yönetimden çekilmiş...! Allah Allah!
Önbilgi: KILIÇ konusunu bilmiyorum. Bilmem de mümkün değil.

Sayın PARTİKÜL. Size yönelik ve yerme amaçlı değil, genele yönelik ve bilgi vermek amaçlı yazıyorum. En önemli olarak da, burada bulunan ve beni az çok izleyen insanların bilme ve üzerimde hakları olduğunu düşündüğümden yazıyorum.

Benim dil/yazı konusunda son yaptığım alıntılı yanıtıma, sonra da benim bu alıntılı yanıtımı alıntılayan sayın memogianni'nin yanıtına bakarsanız, (yalnızca) öyle sanıyorum ki, emin değilim daha, neden böyle olduğunu anlayabilirsiniz. Ayrıca sayın BayramlıkŞeker adlı üyemizin de sitemli bir yorumuna bakarsanız, oradan da anlayabilirsiniz. Sonra, bu bölümde verdiğim son yanıtıma, ki bu yorumum da haksızca düzenlenmiştir, bakarsanız, oradan da anlayabilirsiniz.

Geçmişte yaşanan özel bir olay nedeniyle, ki bu sözü dahi burada anmaktan büyük hazsızlık duyuyorum, bu özel olayını buraya taşıyan ilgili kişi, ilgili alıntılı yanıtımda kendisinin ilgili konuda yazdığı yoruma, yanlış bilgili bu yüzden yanıt verme hakkı olan yoruma gayet olağan, açık, bilimli, yansız yanıtımı bes belli ki bu özel durumundan kaldıramayıp düzenleyip çıkarmıştır. Üstelik çekinmeden bir de bana özelden yazmıştır.

Bunun üzerine, buradan verdiğim haklı, haklı olarak da sinirli diğer yanıtlar da silinmiştir. Bir kişinin, nerede olursa olsun, her hangi birisi ile muhatap olmama, bunu isteme hakkı, hiç kuşkusuz ki vardır. Ancak; kamuya açık bir alanda verilen yanlış bilgiye bu kavrama sığınıp ''Bana yanıt verme (veremezsin). Muhatap olma.'', yani, ''Yanlış bile desem, bana yanıt verme.'' deme hakkı asla yoktur. Olamaz. Böyle bir şey yok. Havaya da, duvara da yazacak değiliz. Elbetteki ilgili yoruma, neyin ne olduğu anlaşılsın diye, yazacağız. Hiç kimsenin böylesi bir gerçeklik karşısında sığınabileceği bir bahanesi olamaz. Yazan kim olursa olsun, seversiniz sevmezsiniz, konu, konunun kendisidir. Size (PARTİKÜL) de örneğin kızdığım zamanlar olmuştur, ama dediklerinize atıp tutmamışımdır. Olması gerektiği gibi yanıt vermişimdir. Yanlış ettiğimde, özür dilemiş, dilemesini bilmişimdir (Kafkasya). Hepsini geçtim, burası tek bir kişinin kendi nefsine özüne göre hareket edebileceği bir alan da değildir. Burada bilgi esastır. Devlet içinde de herkes birbirini sevmiyordur. Ancak işler yürümeli.

Velhasıl ancak böyle yapıldığı için, ki bu saygısızlıktır, terbiyesizliktir, ve bunu yapan adama da hiç iyi konuşmam, bu saygısızlığı üzerimde barındıracak değil idim. Yönetimi, bu konulardaki yapısını, ne edip etmeyeceğini de bilmediğim için, herhangi bir talepte bulunma/bulunabilme gereği/durumu da duymadım. Nitekim durduk yere ap ansız Akıncı konumundaki bir üyenin neden belirtmeden (belirtemeden) ayrıldığını açıklaması elbette ilgi çekecek ve nedeni bilinmek istenecektir. Düzenek tutanakları (log) da var ki, kim ne demiş ne dememiş, oradan da görülür. Kısaca burada artık bulunmayacağımı ifade ettim. Çünkü keyfi, üstelik bir de özel durumdan ötürü, uygulamalar yapabilen bir yöneticinin bulunduğu, bir kişinin erkli olduğu yerde durmamın, benim anlayışım açısından bir anlamı yoktur. O gördüğünüz son yanıtımın iki sözü arasında bir ''Sansüre gelmem.'' yazılı idi. Kaldırıldı. ''Sansüre gelmem dedim.'' yazdım tekrar. Haliyle, o da kaldırıldı. Bu sözün kime yönelik olduğu açık olduğu, sonradan olayı görüp anlamak isteyen kişilerce de zaten anlaşılabileceği gibi, böyle demekte de sıkıntı duymadım. Zaten uzun uzun, daha doğru düzgün, ayrı ayrı yazmak da yarar vermeyecek, ilgili kişice silinecekti. Sonra Sohbet'e kapatıldığım gibi, sayın Sanchez'e ilgili durumu anlatan bir veda iletisi yazmak üzereyken -kendisine sonradan ulaştırılmıştır- ''Gönder''e tıkladıktan sonra süresiz uzaklaştırıldığımı anlamış oldum. Şu an üyeliğim dün belirli bir saatten beri açık.

Bunları burada bu çok saydığım, sevdiğim, ilgiyle izlediğim ve çok şey öğrendiğim ağ derneği kötü göstermek için söylemiyorum. Öyle olsaydı, ne şu an bunu yazar idim, ne de sayın Sanchez'e ilgili süresiz uzaklaştırma anına denk geldiği için ve içinde bir istek barındıran gönderemediğim iletiyi göndermek ister, sonradan da iletilmesini sağlamaz, ne burada paylaşımlar yapar idim. Sonuncusunu herhangi bir yer için tanıtım amaçlı etmediğim de ortadadır. Çekimimi geçenlerde daha uygun duyduğum için değiştirdiğim gibi, burada verdiğim yanıtlar, ettiğim yorumları başka yerde de yapmıyorum. Amacım bilgi vermek. Burada belirli ilgi duyan insanlar var, ve madem ki ilgi duyuyorlar, o halde bu bilgileri onlara da ulaştırmam doğrudur, üzerime de bir hak, sorumluluktur. Yoksa dilersem gider basarım parayı, hem fb'da, hem diğer türlü yerlerde binlerce insanlara ulaşırım. Amaç bu değil.

Sonuç olarak. Gördüğüm kadarıyla ilgili kişi süvariliğe indirilmiş. Bunu açıktan yazıyor ve hiç de çekinmiyorum. Umarım böyle kalır. Çünkü bu tür hareketler, böyle davranabilenler, kendi kişisel durumlarını kamusal yerlerde, yani herkese ait olan ve herkes için olan yerlerde, bilgi için, doğruyu öğrenmek için var olan yerlerde bir kıyıya koymasını bilmeyenler böylesi önemli yerlere büyük zarar verirler. Sn. BayramlıkŞeker örneğinde de benzer hareketi görebilirsiniz. Daha kendi yazdığı sonraki yanıtında ilgili üyenin adını doğru yazmayıp, ancak karşısından dil bilgisi bekleyen bir kişi, ki BayramlıkŞeker'in yanıtında o kadar da hiç sorun yoktu, adam gibi yanıt beklemesin. Sonra da kalkıp o yorumu silmeye kalkmasın. Eğer olay yorumdaki ''twitter seviyesi'' kısmı ise, o zaman da bunu dedirtmesin. Olay saygınlıksa, saygınlığı korumaksa, o saygınlığı en başta sağlayacak yönetici kesimin tutumlarıdır. Onu da sildi. İlgili yorum tutanaklarında görülebileceği gibi, bende de bir masaüstü çekimi var. Ayrıca, verilen bu tip tip yanıta iyice sinirlendiğim gibi, ilgili kişinin ilgili konuya yanıtı da kaçamak bir yanıttı. Bir iki yazın hatasını insanın yüzüne vurup ''Adam gibi yaz da sonra gel.'' demek en büyük adiliktir. Burası sanal dediğimiz bir yer olabilir. Ancak karşınızda insanlar vardır. İnsan. Ya bu bilinip, bu anlaşılıp hareket edilir, ya da ortadan çekilinir. Hiç kimsenin hiç kimsenin şerefini, onurunu, kişiliğine yönelik söz edip zedelemeye, atıp tutmaya hakkı yoktur. Ters türs hareket edene de, ilgili ve kaldırılan ve birkaç kişinin o anda bu bölümde olmalarından ötürü gördüğünü sandığım bir yorumumda dediğim gibi, sonucu ne olursa olsun, iyi konuşmam. Kimsenin karşısında çocuk yok.

Son söz olarak. İlgili kişi kesin olarak yöneticilikten alındı, bu durum da böyle kalacak ise, burada bulunmaya ve tek bulunma amacımın bildiğim bilgiyi ilgili, bilmek isteyen insanlara ulaştırma derdi, gayesinden kaynaklanan paylaşımlarıma devam edeceğim. Yoksa geri kalanını öğrenmek güç bir iş değil. Tersi durumunda, dediğim biçimde bana ulaşabilir ya da kargu.org'u izleyebilirsiniz.

Bu bağlamda, saydığım değerli gördüğüm, başta sayın Sanchez, TEORI, DENO, ... yöneticilerinden de ilgili durumla kesinleşmesi için resmi bir duyuru beklediğimi de ifade etmek istiyorum.

Hepinizi, özellikle yazdıklarıma söylediklerime değer verenleri saydığımı tekrar ifade ediyorum.

Esen kalasınız.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 16:13 
Çevrimdışı
Site Başkanı

Kayıt: 11 Tem 2012, 01:02
Mesajlar: 6340
Yaş:
AVCI, yukarıda Çetin'in de bahsettiği gibi bir takım üyeler ile seviyesiz tartışmalara girerek yönetici objektifliğini kaybetmiş ve yönetici haklarını kendi inisiyatifi dahilinde kullanarak forum üyelerini rencide edici halde tavır sergilemiştir. Bu ve benzer olaylar AVCI tarafından geçmişte de birden fazla defa olarak meydana gelmiş lakin sonuçları bu kadar ciddi olmadığı için kendisine uyarı verilerek telafi edilmeye çalışılmıştır. Bu olaylar neticesinde bir süredir gözlemimiz altında olan AVCI bu son vuku bulan ciddi olay ile yöneticiliğe hazır olmadığını bize göstererek forum yönetimi tarafından alınan ortak karar ile yöneticilikten süvarilik rütbesine alınmıştır.

KILIÇ ise bu aralar işi ile çok meşgul olduğundan foruma gerekli zamanı ayıramadığını belirterek kendi isteği ile yönetimden geçici olarak ayrıldı. Kendi kararına bağlı olarak ileride yine yönetici olarak devam edebilir. Mekan halen onun ve yöneticiler olarak hepimizin abisi o. Yanlış bir fikre kapılmayın ;)

_________________
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 17:05 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7108
Yaş:
Deno, halihazırda açıklamayı yapmış yukarıda; üstüne diyecek bir şey yok.
Alıntı:
Son söz olarak. İlgili kişi kesin olarak yöneticilikten alındı, bu durum da böyle kalacak ise, burada bulunmaya ve tek bulunma amacımın bildiğim bilgiyi ilgili, bilmek isteyen insanlara ulaştırma derdi, gayesinden kaynaklanan paylaşımlarıma devam edeceğim. Yoksa geri kalanını öğrenmek güç bir iş değil. Tersi durumunda, dediğim biçimde bana ulaşabilir ya da kargu.org'u izleyebilirsiniz.

Bu bağlamda, saydığım değerli gördüğüm, başta sayın Sanchez, TEORI, DENO, ... yöneticilerinden de ilgili durumla kesinleşmesi için resmi bir duyuru beklediğimi de ifade etmek istiyorum.

Hepinizi, özellikle yazdıklarıma söylediklerime değer verenleri saydığımı tekrar ifade ediyorum.

Esen kalasınız.
Sizin yeriniz burasıdır. Üzerinde anlaşamadığımız mevzular olabilir lakin bunun karşılığı sataşmak, kalp kırmak değildir. İngilizce'de olup Türkçe'de olmamasına üzüldüğüm bir laf vardır; "agree to disagree", meali, uzlaşmamak konusunda uzlaşmak. Belki de vardır da ben bilmiyorumdur.(?) Forumlar kökleri gereği demokratik ortamlar(her ne kadar bizimkisi demir yumrukla sağlanıyor olsa da) ve değerli katkılarda bulunan üyelerin yerleri her zaman açıktır.

Örneğin, sizinle dilbilim konusunda büyük ihtimalle asla anlaşamayacağız lakin bir mahsuru yok. Uzlaşmamaya uzlaşır; başka konularda fikir alışverişimize devam ederiz. Forum da kök olarak budur zaten.

Kişisel sitenizi de imzanızda taşıyabilirsiniz, insanlar görsün; bilgiye daha kolay ulaşsınlar.

-
Sadece bir kişi değil; hepimiz hata yapıyoruz. Herkesin kusurları vardır. Örneğin şurada 10 kişiye sorsam ne vatansızlığım ne şerefsizliğim kalır. Sevenim de sevmeyenim de çoktur; sağ olsunlar. Şuna getiriyorum, hepimiz hata yaparız. Hataları bildirmekten çekinmeyin. Kırmızılar ve maviler olarak elimizden geldiğince ortak karar almaya çaba ediyoruz lakin bazen biz de yanılabiliriz. Gördüğünüz hataları bildirin; diyalog önemli.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 17:28 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 673
Yaş: 27
Latince dilinin, dili taşıyan kültürel unsurlar yanında, avrupa kıtası üzerindeki dillerde olan etkisinin bir sebebi de yazım geleneğidir.
Malum, yazma çizme işleri eskiden din adamlarındaydı (Eskiden dediğim, İngiliz ve Hollanda gazeteleri 2. viyana kuşatmasını gün gün basmışşlardır), ve bu gelenek genel olarak yazma ve kopyalama ile devam etmekteydi (bknz: Grammer translation method)
İşin diğer yanı ise Latince'nin ölü bir dil olmasından dolayı kelimelerin anlamlarının devamlılı sebebiyle hep ya refere edilmiş ya da anlamsal açıklamada var olmuşlardır. Örneğin, çakmak bizde 50 yıl önce çivi çakmak ise, bugün çakmak çakma anlamı da var. Yani değişiyor. Fakat Latince bir kelime bu değişimden muaf kalıyor ve özellikle hukuk ve ticaret alanında geniş yer buluyor.
İngilizceyi ikinci bir dil olarak öğrenen insanlar için bu ikilemler ve tartışmalar bitmez.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 17:41 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2351
Yaş:
Alıntı:
Forumlar kökleri gereği demokratik ortamlar(her ne kadar bizimkisi demir yumrukla sağlanıyor olsa da)
:lol:

Bizim forumun KİM JONG-UN' u kim?


Alıntı:
...Sadece bir kişi değil; hepimiz hata yapıyoruz. Herkesin kusurları vardır. Örneğin şurada 10 kişiye sorsam ne vatansızlığım ne şerefsizliğim kalır. Sevenim de sevmeyenim de çoktur; sağ olsunlar...
Arkasından konuşuyormuş gibi olmasında; açıkçası Sanchez' i severim. Arkadaşımızın gayet donanımlı, birikimli olduğunu yaşayarak görmüş olduk. Elbette ki her birimiz eksiğiz... aramızda '' İnsan-ı Kamil'' olduğunu iddia edebilecek olan var mı? Kaldı ki, İnsan-ı Kâmil olan da insandır.

TÜYAP Kitap Fuarında Felsefeci Prof. Şahin Filiz hocayla sohbetimiz olmuştu. Hocam dedim, İnsan-ı Kâmil olan yanlış yapar mı? diye sormuştum. Hoca; elbette hata da yapar, yanlış da yapar... İnsan eksiğiyle fazlasıyla insandır. Ancak İnsan-ı Kâmil olan kesinlikle aldatmaz; aldanabilir ama kesinlikle aldatmaz. Bunu kesinlikle söyleyebilirim -demişti.

_________________

Bizim ilham kaynağımız; doğrudan doğruya, Türk milletinin vicdanı olmuştur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 17:53 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 14:25
Mesajlar: 3228
Yaş:
Arkadaşlar AVCI adlı üyemiz gençliğinin verdiği heyecanla fevri davranmış olabilir ama bu onun tüm karakterinin ayaklar altına alınarak bu heyecan ve hevesi kırılarak olmaz.

Bu forumda ben dahil herkes yer yer hatalı davranışlar sergilemiştir. Forum içinde ciddi boyutlarda tartışmadığım kimse kalmamıştır. Ama bu tartışmalar ne beni ne de tartıştığım kişiyi haklı veya haksız kılmaz. Önemli olan orta yolun bulunması ve dargınların ve yanlış anlamaların son bulması.

Son kez yazıyorum şahsen tanıdığım ve tek derdi iyi bir şeyleri yapma telaşı içinde kendini adamış bu genç arkadaşımızın arkasındayım tıpkı diğer tüm forum üyelerin arkasında olduğum gibi. Artık bu konu kapansın ve uzamasın.

_________________
Resim
Death Star da sıkışıp kalmış stormtrooper


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 21:26 
Çevrimiçi
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 23 Tem 2012, 23:58
Mesajlar: 2160
Yaş:
Alıntı:
:lol:

Bizim forumun KİM JONG-UN' u kim?
Benim! :twisted: :twisted: :twisted: :twisted:

_________________
Nişan olsun bize buyan,
Bozkurt olsun bize uran,
Demir kargı olsun orman,
Güneş tuğ olsun, gök kurıkan.
HUN Taktik


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 22:16 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Mar 2016, 01:00
Mesajlar: 504
Yaş: 22
Gülüyorum sana üstad yahu kötü anlamda değil elbette. @PARTİKÜL'ü okuyunca tabiki sayın @Şok diyecektim. Hemen gelmişsiniz ama biraz parlatsaydım sizi keşke. :lol:

_________________
Barış, savaşa hazırlıktır...


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 22:21 
Çevrimiçi
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 23 Tem 2012, 23:58
Mesajlar: 2160
Yaş:
Yarın 1 saat kadar eminönü civarında olacağım. Takılmak görüşmek, idef sonrası çirkin suratımı tekrar görmek isteyen varsa beklerim. :lol: :lol: :lol:

_________________
Nişan olsun bize buyan,
Bozkurt olsun bize uran,
Demir kargı olsun orman,
Güneş tuğ olsun, gök kurıkan.
HUN Taktik


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 23:01 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 31 Oca 2017, 23:39
Mesajlar: 322
Yaş: 39
Lübnan konusu başlığında ACV 300 diye sandığım aracın Sn Deno'nun düzeltmesiyle FMC nin YPR-765 si olduğu anlaşıldı, sonra merak etdim, şu bizim FNSS hin eski ortağı FMC ye ne oldu diye bakınırken birçok ilginç tesadüflere rastladım.

Birkere FMC'yi United Defence Satın almış oda Cralyle Group a aitmiş bu Cralyle Group Private Equity imiş yani Borsa dışında çok ortağı olan bir yapı ,
Hedge-Fonds da deniyormuş ve 160 Milyarlık bir fon, ne var bunda diyeceksiniz, evet bende öyle dedim ve bakmaya devam etdim.

Bu group da Salim bin Ladin de önemli ortaklığı olduğunu görünce enteresan geldi, bu Cralyle Group da 1998 -2003 e kadar George H. W. Bush danışmanlık işi yapmış geçmiştede G.w.Busch (41.başkan ) un Arbusto Energy Oil şirketini bu Salim bin Ladin (babasının parasını yönetiyor ) kurtardığı dedikoduları vardı, zarten 11 eylül 2001 olaylarından sonra ladin grubu çekildi filan , ayrıca Sir John Major şu 90 dan 97 ye kadar İngiltere başbakanlığını yapmış ,İngiltere'yi anti AB yolundan çıkarıp AB ye sokan amca, ha birde İngiltere'yi 2. ci Körfez savaşına sokan bey ,ah dedim bir dakika Busch amcada vardı o savaşda bak sen şu ikisinin ortak noktasına.
Olur öyle şeyler canım dedim biraz daha devam etdim, bu Gurubun birçok şirketinden biride Booz Allen Hamilton şirketiymiş, ne yapıyormuş bu şirket ?

24 Bin çalışanı ile Amerikan devletine Teknoloji danışmanlığı yapıyormuş, devleti derken esas ilgi alanı savunma bakanlığı, tam noktasına koyarsak NSA ve CİA, bu şirketin geliri 99,9 % ile savunma bakanlığından, Buda 5,8 milyar dolara tekabül ediyormuş, Wikipediden edindiğim bilgiye göre 11 eylül den önce 330 Milyon dolar kazanan şirket 10 sene sonra 10 katını kazanmış.
Ha birde 2009 ile 2013 aras ünlü bir çalışanı da varmış: Snowden, şu rusyaya kaçan ajan, ha birde ne hikmetse Anonymous denen hackciler bu şirketin serverini hackleyip 90 bin Elektronik postayı yürütmüşler. ..... bak sen şu işe

Neyse ilginç memleket şu ameriga, herşeyleri açık seçik.

_________________
GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTEN KORKMAYINIZ..!

Mustafa Kemal Atatürk


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2017, 23:24 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 4954
Yaş:
Alıntı:
Çetin hocam ben 1200 yıl öncesi İngilterenin yazıtlarını bugünkü İngilizin okuyabileceğinide sanmıyorum, demografik yapısı
Kıçından uydurmuş dingil oğlu dingiller. İngilizin ne olduğunu biliyormu ki beyinsiz cahil çomar.

Adama sen ingilteredenmisin diye sorsun adam güler. Hiç bir ingiliz ülkesine ingiletere demez. Zaten resmi anlamda öyle bir ülke tanımı pek yok desem yeridir. Plakalarında UK ( birleşik krallık ) yazar.

Ülkenin resmi adı United Kingdom yada Britania dır. Ki bu adı eski Romalılar vermiş.

Bugünkü ingiltere diyerek kast ettiğimiz yer Britania içinde East Anglia dır. Londra ve 400 km çapındaki bölgedir. Yani İngiltere yani England diye bir yer tanımı yer gerekiyorsa orasıdır.

Bugünkü Britania halkı Almanyadan Anglo saksonlar, Fransadan Normandiyalılar , Hollandalılar , İtalyadan eski Romalılar, İskandinavyadan Vikingler, keltic denilen adanın daha eski sakinleri , Galliler ( welch ) , İskoçlar , çingeneler , ispanyollar karışımdır.

Modern ingilizcenin içinden bütün bu dillere ait sözcükler çıkar.

Bugünkü günümüz İngilizcesi denilen dilin doğumu 5-600 sene civarında. İlk kralları Normandiyalıymış. Sadece Fransızca biliyormuş.

Hanedan değişik etniklerden ailelerde gidip gelmiş. En son Windsor ailesinin ( etkik köken olarak İngiliz - Welch karışımı bir aile) eline geçmiş. Tabi İngiletrede Anglo Saksonların her zaman bir üst hakimiyet insiyatifi olmuş. Ki bunu Amerikaya bile taşımışlar.

Bu kadar insan karşımından ortaya İngilizce diye tanımlanan dil çıkmış. Zamanla Fransızcanın yerini almış. Formal resmi dil olmuş. Hemen hemen 1300 lere kadar resmi yazışma dili Fransızcaymış.

William Shakespeare bu sebeble çok önemlidir. Çünkü eserlerinde sokakta kullanılan bu füzyon dili kullanmış.

Gelde bunu 6 cin muskası 6 guvvet muskası yanında okunmuş mesi 49 TL ye taksitle alan çomara anlat.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 23 Ağu 2017, 09:55 
Çevrimdışı
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Tem 2012, 20:07
Mesajlar: 579
Yaş:
Alıntı:
Kıçından uydurmuş dingil oğlu dingiller. İngilizin ne olduğunu biliyormu ki beyinsiz cahil çomar.

Adama sen ingilteredenmisin diye sorsun adam güler. Hiç bir ingiliz ülkesine ingiletere demez. Zaten resmi anlamda öyle bir ülke tanımı pek yok desem yeridir. Plakalarında UK ( birleşik krallık ) yazar.

Ülkenin resmi adı United Kingdom yada Britania dır. Ki bu adı eski Romalılar vermiş.

Bugünkü ingiltere diyerek kast ettiğimiz yer Britania içinde East Anglia dır. Londra ve 400 km çapındaki bölgedir. Yani İngiltere yani England diye bir yer tanımı yer gerekiyorsa orasıdır.

Bugünkü Britania halkı Almanyadan Anglo saksonlar, Fransadan Normandiyalılar , Hollandalılar , İtalyadan eski Romalılar, İskandinavyadan Vikingler, keltic denilen adanın daha eski sakinleri , Galliler ( welch ) , İskoçlar , çingeneler , ispanyollar karışımdır.

Modern ingilizcenin içinden bütün bu dillere ait sözcükler çıkar.

Bugünkü günümüz İngilizcesi denilen dilin doğumu 5-600 sene civarında. İlk kralları Normandiyalıymış. Sadece Fransızca biliyormuş.

Hanedan değişik etniklerden ailelerde gidip gelmiş. En son Windsor ailesinin ( etkik köken olarak İngiliz - Welch karışımı bir aile) eline geçmiş. Tabi İngiletrede Anglo Saksonların her zaman bir üst hakimiyet insiyatifi olmuş. Ki bunu Amerikaya bile taşımışlar.

Bu kadar insan karşımından ortaya İngilizce diye tanımlanan dil çıkmış. Zamanla Fransızcanın yerini almış. Formal resmi dil olmuş. Hemen hemen 1300 lere kadar resmi yazışma dili Fransızcaymış.

William Shakespeare bu sebeble çok önemlidir. Çünkü eserlerinde sokakta kullanılan bu füzyon dili kullanmış.

Gelde bunu 6 cin muskası 6 guvvet muskası yanında okunmuş mesi 49 TL ye taksitle alan çomara anlat.
Anglo Sakson'lardan(Anglus'lar ve Sakson'lar iki Alman kabilesidir)sonra adaya Viking'ler gelmiş ve sonrasında Norman'lar(Norman'lar ile Anglo Sakson dönemi bitmiştir denilebilir).Dediğiniz gibi adada ilk İngilizce konuşanlar Norman'lar(Fransız,Viking).Windsor hanedanı Alman kökenlidir 5.George Sachsen-Coburg-Gotha ismini değiştirmiştir.

Not:Bu Alman kabileleri sadece Anglus ve Sakson kabileleri değildi sanırım 1 yada 2 kabile daha olması gerekiyor yanılmıyorsam.

_________________
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 23 Ağu 2017, 11:13 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:28
Mesajlar: 5287
Yaş:
Alıntı:
Arkadaşlar AVCI adlı üyemiz gençliğinin verdiği heyecanla fevri davranmış olabilir ama bu onun tüm karakterinin ayaklar altına alınarak bu heyecan ve hevesi kırılarak olmaz.
Ben anlamadım; Bu üye forum yönetimince dövülüp yerlerde mi sürünmüş? Karakteri neden ayaklar altına alınmış? Yine bir şeyler olup da silinmedi ise, yönetici, ya da onun gibi bir şey, yetkisi geri alınmış. Bu da herhalde forumda son yıllarda yapılan tek doğru şey.

Şu "toplulukta" dahi seçip verdiğin "ayrıcalığı" beceremeyenden bunu geri alamayacaksak, hatır gönül konuşacaksak, her gün bir araba dolu "devletlü" eleştirisi yapacak, sonra kimsenin yüzüne bakacak haliniz kalmaz. Eleştirdiğiniz şeyin ta kendisi olursunuz.

Forum forumdur arkadaş, nedir bu kadar abartı?


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 23 Ağu 2017, 13:52 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 673
Yaş: 27
Alıntı:
Anglo Sakson'lardan(Anglus'lar ve Sakson'lar iki Alman kabilesidir)sonra adaya Viking'ler gelmiş ve sonrasında Norman'lar(Norman'lar ile Anglo Sakson dönemi bitmiştir denilebilir).Dediğiniz gibi adada ilk İngilizce konuşanlar Norman'lar(Fransız,Viking).Windsor hanedanı Alman kökenlidir 5.George Sachsen-Coburg-Gotha ismini değiştirmiştir.

Not:Bu Alman kabileleri sadece Anglus ve Sakson kabileleri değildi sanırım 1 yada 2 kabile daha olması gerekiyor yanılmıyorsam.
Kısa ve güzel bir açıklama olmuş. Biraz daha detaylandırmak gerekirse;
1- İngiltere dediğimiz ada yerli halkın yaşadığı bir yer (Britonlar vs. vs. vs.)
2- Romalılar olaya göbekten giriyor ve adanın yerli halkı Kuzeye (İrlanda-İskoçya) ve Batıya (Galler) doğru kaçıyor.
3- Romalılar yerli halka amansız savaşlar sonrası Hadrian duvarını kuruyor bu işe bi son vermek için (2.yy)
4-Anglo,Sakson ve birkaç kabile işe giriyor (En önemlileri Jute'lar, zaten kültürel olarak en büyük etkiyi onlar yapıyor.) Bu kabilelerin Romalılar tarafından savaşçı olarak mı getirildikleri yoksa işgal ederek bi yer edindikleri muallak.
5-Roma'da işler karışıyor ve adadan çıkış yapıyorlar (5.yy falan)

Bundan sonraki dönemde sonradan gelen kabileler ve yerli kabileler birbirine karışıyor ve Roma sonrası bir topluluk oluşuyor. Adayı işgal eden Viking ve türevleri karşısında da zamanla konsolide olup iyice karışıyorlar.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 23 Ağu 2017, 13:54 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 03 Ara 2012, 22:28
Mesajlar: 2165
Yaş:
Adaya Fransızcayı getiren Normanlar da ironik olarak bir Cermen (Viking) kökenli kabile idi.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 23 Ağu 2017, 17:42 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: 14 Mar 2016, 16:13
Mesajlar: 17
Yaş:
Adaya hakim olan ilk norman kralı conqueror (fatih) william dır namı diğer piç william.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 23 Ağu 2017, 17:50 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 11 Tem 2012, 02:28
Mesajlar: 5287
Yaş:
1066...


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 23 Ağu 2017, 21:02 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 889
Yaş:
Alıntı:
Deno, halihazırda açıklamayı yapmış yukarıda; üstüne diyecek bir şey yok.



Sizin yeriniz burasıdır. Üzerinde anlaşamadığımız mevzular olabilir lakin bunun karşılığı sataşmak, kalp kırmak değildir. İngilizce'de olup Türkçe'de olmamasına üzüldüğüm bir laf vardır; "agree to disagree", meali, uzlaşmamak konusunda uzlaşmak. Belki de vardır da ben bilmiyorumdur.(?) Forumlar kökleri gereği demokratik ortamlar(her ne kadar bizimkisi demir yumrukla sağlanıyor olsa da) ve değerli katkılarda bulunan üyelerin yerleri her zaman açıktır.

Örneğin, sizinle dilbilim konusunda büyük ihtimalle asla anlaşamayacağız lakin bir mahsuru yok. Uzlaşmamaya uzlaşır; başka konularda fikir alışverişimize devam ederiz. Forum da kök olarak budur zaten.

Kişisel sitenizi de imzanızda taşıyabilirsiniz, insanlar görsün; bilgiye daha kolay ulaşsınlar.

-
Sadece bir kişi değil; hepimiz hata yapıyoruz. Herkesin kusurları vardır. Örneğin şurada 10 kişiye sorsam ne vatansızlığım ne şerefsizliğim kalır. Sevenim de sevmeyenim de çoktur; sağ olsunlar. Şuna getiriyorum, hepimiz hata yaparız. Hataları bildirmekten çekinmeyin. Kırmızılar ve maviler olarak elimizden geldiğince ortak karar almaya çaba ediyoruz lakin bazen biz de yanılabiliriz. Gördüğünüz hataları bildirin; diyalog önemli.
Sözleriniz için ve sayın DENO'nun yönetim adına verdiği bilgiler için teşekkür ediyorum.

*

İlla ki vardır, ancak ben de bilmiyorum. Günümüzde toplum/millet olarak gelenek birikimimizi (yani kişiyi kişi yapan gelenek (culture) kimliğimizi) bilmediğimiz için birçok işi bilmememiz, hatta, böyle bir şeyin adam akıllı var olmadığını sandığımızdan (böyle bilinç altı bir olgu yok değil), bilmediğimizin bile ayırdımında olmadığımızdan, ne yazık ki çok doğal bir olgu. Buna ben de, hepimiz de dahiliz. Öğretilmedik, gösterilmedik. Çünkü bizden öncekiler de bilmiyor(du). Herkes bilmiyor. Herkes, her şeyi, yani hiç bir şeyi bilmiyor. Her şeyi kendimiz edineceğiz. Kendimiz didinip, sorunlarımıza çözüm için çabalayıp, hem dünü, hem günü birleştirecek yollar arayacağız. Benim amacım da budur. Bizim olanı, bizden alınanı, unutulan, unutturulanı, unuttuklarımızı, bilmediklerimizi, bilmemiz gerekenleri, bizi ancak biz edecekleri, ..., ortaya çıkarmak ve topluma (geri) vermek. Bir uygarlık, bir medeniyet tasavvuru olmayan bir toplum, hiç bir yere adım atamaz. Onu yürütecek temel besinler yoktur çünkü. Geçen, bir üyemiz Amerika'daki olayla ilgili bilgi paylaştı. Bu bilginin içinde kimlik tanımlama ile ilgili bir veri vardı. Okuduğumda bir şeyi gördüm. Daha doğrusu, okuduğum anda bir şeyi duydum. Böylesine bir sözü -ilgili toplumun kendi bakış açısından bakarak, buradan ele alarak-, mahiyet olarak, edebilecek çok az adam var bizde. Bu hayati meseleye yerli yerince birçok kez değindiğim için, altta da yine bilgi vereceğim için, ayrıntıya girmeyeceğim burada, ancak kastımın ne denli hayati bir olay olduğu açık olup, milletin bireyleri olarak hepimiz üzerine baş yormalıyız.

Ekbilgi: Geçen çıktı.

Resim
Alıntı:
Kıçından uydurmuş dingil oğlu dingiller. İngilizin ne olduğunu biliyormu ki beyinsiz cahil çomar.

Adama sen ingilteredenmisin diye sorsun adam güler. Hiç bir ingiliz ülkesine ingiletere demez. Zaten resmi anlamda öyle bir ülke tanımı pek yok desem yeridir. Plakalarında UK ( birleşik krallık ) yazar.

Ülkenin resmi adı United Kingdom yada Britania dır. Ki bu adı eski Romalılar vermiş.

Bugünkü ingiltere diyerek kast ettiğimiz yer Britania içinde East Anglia dır. Londra ve 400 km çapındaki bölgedir. Yani İngiltere yani England diye bir yer tanımı yer gerekiyorsa orasıdır.

Bugünkü Britania halkı Almanyadan Anglo saksonlar, Fransadan Normandiyalılar , Hollandalılar , İtalyadan eski Romalılar, İskandinavyadan Vikingler, keltic denilen adanın daha eski sakinleri , Galliler ( welch ) , İskoçlar , çingeneler , ispanyollar karışımdır.

Modern ingilizcenin içinden bütün bu dillere ait sözcükler çıkar.

Bugünkü günümüz İngilizcesi denilen dilin doğumu 5-600 sene civarında. İlk kralları Normandiyalıymış. Sadece Fransızca biliyormuş.

Hanedan değişik etniklerden ailelerde gidip gelmiş. En son Windsor ailesinin ( etkik köken olarak İngiliz - Welch karışımı bir aile) eline geçmiş. Tabi İngiletrede Anglo Saksonların her zaman bir üst hakimiyet insiyatifi olmuş. Ki bunu Amerikaya bile taşımışlar.

Bu kadar insan karşımından ortaya İngilizce diye tanımlanan dil çıkmış. Zamanla Fransızcanın yerini almış. Formal resmi dil olmuş. Hemen hemen 1300 lere kadar resmi yazışma dili Fransızcaymış.

William Shakespeare bu sebeble çok önemlidir. Çünkü eserlerinde sokakta kullanılan bu füzyon dili kullanmış.

Gelde bunu 6 cin muskası 6 guvvet muskası yanında okunmuş mesi 49 TL ye taksitle alan çomara anlat.
İşin bir diğer ilginç yanı, adaya, her ne kadar kimi konularda çok ıskaladığını düşünsem -hatta doğrudan görsem- de, sayın Osman Karatay'ın verdiği bilgiden ağrı, bir Sarmat bölüğünün Romaca gönderilmiş olmasıdır. Bu Sarmatlar konusunda kendi adıma emin değilim ancak Türk kökenli oldukları söylenir. Sakaların erk alanı boşalınca bunlar belirli ilgili bir bölgede ortaya çıkıyorlar imiş. Roma ile ettikleri bir savaşta yenilince, ilgili bölüğü bir tür karşılık olarak gönderiyorlar, Roma da, onları orada ilgili toplumları dizginlesin, bekçilik yapsınlar diye adaya gönderiyor. Bu söz ettiğim kid vs. olayı bu dönemle, düşünüldüğü gibi ise, ilgili olabilir. Onun dışında batı Hun döneminde(nden sonra) adada ilgili bir kent süregiden biçimde okçuluk konusunda en önde gelen yer oluverip en iyi okçuları/yaycıları çıkarıyormuş. Adını şimdi getiremedim, ancak bunu da Osman Karatay'da okumuştum. Böyle bir iş de var imiş.

Bu arada, geçen Jacke/Jacket konusunda bir söz demiştim. Kaşgarlı'da ''yağmurluk'' anlamında bir Yaku (Yağku biçimi de) sözü var.

Ekbilgi: Sayın Greyjoy'un attığı duyuruya, bakmadı iseniz, bakın derim. Aytmatov'un bir sözü var idi. ''Türk dünyası kendi Hollywood'unu geliştirmediği sürece, ... .'' Gerisini getiremedim. Ancak gerisi zaten kendini kendinden getirir.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 24 Ağu 2017, 22:53 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 4954
Yaş:
Sn.Çetin.

Ben ingiletrede iken ilginç bir şey duymuştum. Bugünkü Cambridge civarlarında 12 veya 13 YY 'da adada Moğol tipi uzun mesafeye atış için ucu sert ok ve yayların yapıldığı biliniyor. Ama kaynağını bilen yok. Muhtemelen adaya sınırlı sayıda Orta Asyalı bir grubun geldiği tahmin ediliyordu.

Klasik Avrupa yayları düz iken, bu Moğol yayları yılan gibi dalgalı yapıya sahipler. Yapımı özel bir teknik bilgi gerektiriyor.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 25 Ağu 2017, 00:35 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2351
Yaş:
Alıntı:

Bugünkü Cambridge civarlarında 12 veya 13 YY 'da adada Moğol tipi uzun mesafeye atış için ucu sert ok ve yayların yapıldığı biliniyor. Ama kaynağını bilen yok. Muhtemelen adaya sınırlı sayıda Orta Asyalı bir grubun geldiği tahmin ediliyordu.

Klasik Avrupa yayları düz iken, bu Moğol yayları yılan gibi dalgalı yapıya sahipler. Yapımı özel bir teknik bilgi gerektiriyor.


_________________

Bizim ilham kaynağımız; doğrudan doğruya, Türk milletinin vicdanı olmuştur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 25 Ağu 2017, 14:26 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 04 Tem 2016, 14:54
Mesajlar: 673
Yaş: 27
Moğol yayları Türk yaylarına benzemekle birlikte, bir tık daha iyidir ama şu an üretilen bir yay değil.
İngiliz yayı da o videodaki değil. Takdir edersiniz ki birçok yay çeşidi vardır. Videoda bahsedilen longbowdur.
Bu tür geleneksel yaylar tek parça ağaçtan yapılır. Ağaç yukarıdan aşağı dilimlenir, iç ve dış kabuktaki esneme farkı kullanılarak gerilim sağlanır.Kompozitler de dendiği gibi birçok parçadan oluşur.
Longbow 400-450 metre mesafede etkili, görece kinetik enerjisi yüksek, ağır oklar atarak zırhı delmeyi amaçlar.
Osmanlı'da okçu olabilmek için 480 barajını geçebilmek gerekir, standart okçu yaklaşık 550-650 arası atar. Oklar longbow'unki kadar ağır değil ama onlar kadar etkilidir.
Bir de Tatar yayı var, o ufak ve kalın atar. 200-250 metre mesafede nokta atış yapar ve deler. Bir diğerartısı da kullanmak için çok fazla eğitime ihtiyaç duymamasıdır.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 25 Ağu 2017, 15:28 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Eki 2016, 08:42
Mesajlar: 112
Yaş: 29
İngiliz okçuları ile ilgili "azincourt" adlı romanda oldukça güzel bilgiler mevcut. Bernard Cornwell'in yazdığı, Fransızlar ve ingilizlerin arasında geçen savaşı konu alan roman oldukça sürükleyici.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 25 Ağu 2017, 20:55 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 889
Yaş:
Alıntı:
Sn.Çetin.

Ben ingiletrede iken ilginç bir şey duymuştum. Bugünkü Cambridge civarlarında 12 veya 13 YY 'da adada Moğol tipi uzun mesafeye atış için ucu sert ok ve yayların yapıldığı biliniyor. Ama kaynağını bilen yok. Muhtemelen adaya sınırlı sayıda Orta Asyalı bir grubun geldiği tahmin ediliyordu.

Klasik Avrupa yayları düz iken, bu Moğol yayları yılan gibi dalgalı yapıya sahipler. Yapımı özel bir teknik bilgi gerektiriyor.
Sayın musti, andığınız bilgi için çok teşekkür ediyorum. Bunu bilmiyordum. Bu, belki de andığım batı Hun konusu ile doğrudan ilgili olabilir. Kaynağı bilinmemesi buna da bağlanabilir dolayısıyla. Çünkü 12. yüzyıl ise, Moğol(-Türk) ile ilgisi olamaz. 13. desek (de), böylesi bir dönem için kaynağın bilinmesi güç olmaması gerekir sanıyorum. Yaya gelince, gördüğünüz, böyle tanımlamada sanırım yanlışlık olmayacaktır, Altay yayıdır. Türk-Moğol-Mançu. Korelileri bilmiyorum ancak Japonlar'ın gelenek yayları da İngiliz yayına benzer, benzemekle birlikte çok daha da uzundurlar. Yanılmıyorsam iki metreyi geçiyorlar. Çininki de benzer idi. Bu arada, belirli bir süre önce Kaşgarlı'nın Japon ilinin adını andığını söz etmiştim. Dün tararken denk geldim yine. Çaparka.

Bu yay türünün en gelişmişi, en ilerisi, silsilesinin en üst konumunda bulunanı, son evladı belki de Osmanlı Türk yayıdır.



Sipahi. Atlı okçular. Yularsız dizginsiz at çapabilen, aynı anda her yöne, geriye dönüp geriye de ok atabilen. Kimse onlar gibi yay-oku kullanamazdı. Ateşli silahların varlığında bile bu yayları kullanırlardı. Çünkü çok daha kullanışlılardı. 240 km/h iv alabiliyordu.

Çok kısa özet geçtim.

Bu arada, biz, oku, ilgili kişinin attığı gibi atmayız. Başparmakla atarız. Zihgir bunun için vardır. Bize özgüdür. Bunun bir başka özel nedeni olduğu gibi, böylece, oku daha da geriye çekebilirsiniz. Ayrıca güçlü bir yayı gerip oku atabilmek görüldüğü gibi kolay da değildir. Güç bir olaydır. Idman ister.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 25 Ağu 2017, 21:09 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 05 Ağu 2012, 14:49
Mesajlar: 3459
Yaş:
Uluslararasi mucadelelerde bir basarimiz var mi ? Hani Ata sporu ya ?


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Sohbet
MesajGönderilme zamanı: 25 Ağu 2017, 21:11 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 889
Yaş:


Konu üzerine güzel bir kısa derme.
Alıntı:
Uluslararasi mucadelelerde bir basarimiz var mi ? Hani Ata sporu ya ?
Var. Geçenlerde birimiz dünya birincisi oldu. Şimdi yarışmayı getiremiyorum, ama yakın. Bir yıl geçmedi üzerinden.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 18901 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1372 373 374 375 376379 Sonraki

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye