TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 19 Kas 2017, 11:30

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 179 mesaj ]  Sayfaya git 1 2 3 4 Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2013, 19:24 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1539
Yaş:
Merhaba arkadaşlar,

Forumda yeniyim. Silah sistemlerine meraklı olmakla beraber, bu konuda çok bir şey yazabilecek bilgi seviyesinde değilim. Bilgili arkadaşların yazdıklarını takip ediyorum. Forumdaki etkinliğim uzun süredir sadece izlemekle sınırlı olarak devam ederken, üye olmaya karar vermemin nedeni, "Türkler ve Tarihteki İzleri" bölümünde "Gizlenen Osmanlı Tarihi" başlığı altına girilen bir mesajda, Kadir Mısıroğlu denen şahsın "üstat" olarak övülmesiydi. Belki bu mesajımı o bölüme girmeliydim ama hem bölüm kitlenmiş olduğu için, hem de yazacaklarımın Atatürk'le ilgili tüm tartışmalarda gözönünde tutulması açısından daha iyi olacağını düşündüğümden, bu bölüme yazmaya karar verdim.

Bu forumda ağırlıklı olarak Türk Ordusunun durumu, kullandığı ve geliştirilmekte olan silah sistemleri ele alınıyor. Herkes ordumuzun daha da gelişmesini, güçlenmesini istiyor. Buradan, bu foruma katkı sunan insanların vatansever oldukları sonucuna varıyorum.

Peki vatansever insanlar neden ve nasıl Kadir Mısıroğlu gibi Atatürk düşmanı yalancılara prim verir? Bunun çok sayıda sebebi olabilir. Benim üzerinde durmak istediğim noktalar, bilgisizlik ve tarih metodolojisinden bihaber olma...

Özellikle okuma merakı kısıtlı olan veya sadece belirli bir kesimin, av sahası olarak seçtikleri belirli bir kesimi gözeterek yazdığı, gayr-ı ciddi eserleri(!) okuyan kişiler, bilgiye hap gibi kolay ulaşmaya eğilimlidirler. Hele ulaştıklarını sandıkları bilgi (!) meşreplerine uygunsa, toplum içinde yeteri kadar yaygın değilse, dolayısıyla sağda solda konuşup, çok biliyor görüntüsü vermeye müsaitse yeme de yanında yat. Sorgusuz sualsiz atılırlar sözde bilginin(!) üstüne. Sonra da cahillere özgü bir küstahlıkla, konunun uzmanı akademisyenlere bile ders vermeye kalkarlar.

Bilgisizlik demişken, “Yalan Söyleyen Tarih Utansın”, refere eden arkadaşın dediği gibi Kadir Mısıroğlu’nun değil, diğer bir patolojik yalancı olan Mustafa Müftüoğlu’nun eseri(!)dir. Yalancı listesini Necip Fazıl Kısakürek, Abdurrahman Dilipak, Hasan Hüseyin Ceylan, Şevket Yılmaz… diye uzatabiliriz. Bu kişiler, yazdıkları yalan ve çarpıtmalarla dolu “eserlerle”(!) tarih metodolojisini bilmeyen kitleleri ifsad etmiş, M.Kemal Atatürk’e olmadık iftiralarla saldırmışlardır.

Onların eserlerine(!) girdiğinizde bildiğiniz dünya tersyüz oluverir. Kahramanlar hain, hainler kahramandır. Dünya çapında komplolar sözkonusudur. Bildikleriniz “resmi tarih”tir. Resmi olan herşey gibi “resmi tarih” de şüphelidir hiç kuşkusuz... Peki kendi sundukları “gayr-ı resmi tarih” nedir? Hangi güvenilirlik seviyesindedir? Dayanakları nedir?

Yazdıklarını eleştirel bir gözle inceleyenler görürler ki dayanakları şahsi su-i zanları ve boş dedikodulardır. Oysa tarihi gerçekler belgelerle tespit edilir. Bir gerçeğe kaynak teşkil edecek bir belgenin, diğer belgelerle ve temel mantık kaideleriyle uyumlu olması gerekir. Belgeyi kaleme alanın kimliği, hayatı da göz önünde bulundurulmalıdlr. Tarihçinin görevi, gerçekleri zanla değil, belgelerle tespit etmektir. Birbiriyle çelişen belgeler sözkonusuysa, bu belgelerde verilen bilgilerin sıhhati, diğer belgelerle, mantık kaideleriyle karşılaştırarak tespit edilir. Bu sebeple akademik bir üslupla yazılmış tarih kitaplarını okumak sıradan okuyucuya zor gelir.

Özetle “resmi tarih” veya “gayr-I resmi tarih” yoktur, “doğru” tarih vardır. Bir tarihin resmi olması veya olmaması, onu tek başına ne yanlış, ne de doğru yapar.

Milleti ifsad etmeye kararlı bir çok kişiyi hiç çekinmeden “yalancı” olarak anmamın sebebi, eserlerinde(!), insani hata sınırının çok ötesine geçerek, sayısız kere bile bile yalan söylemeleri ve hiç utanmadan eserine “Yalan Söyleyen Tarih Utansın” gibi isimler vermeleridir.

Bu açıdan, değerli yazar Turgut Özakman’ın “Vahdettin, M. Kemal Ve Milli Mücadele – Yalanlar, Kandırmacalar, Yutturmacalar” adlı eserini herkese hararetle tavsiye ederim. Adını saydığım tüm şahısların eserlerini tek tek ele alıp, tüm iddialarını yerle bir ediyor. Özellikle bu şahıslara hürmet etmekle beraber, içinde gram sağduyusu, gerçeğe saygısı kaldığını düşünen kişiler varsa, onların okuması pek yerinde olur. Lütfen yazdıklarıma tepki vermeden önce okuyun ve sonra konuşalım.

Büyük ihtimalle beş vakit namaz kılan bu kişilerin, nasıl bu kadar çok yalan söyleyebildikleri bir çok kişiyi şaşırtacaktır. Bilinmeli ki bu kişiler akıllarınca “cihad” etmekteler. “Harp hiledir” hadis-i şerifinden hareketle (daha doğrusu anlamını saptırmak suretiyle) düşman bellediklerine yalanlarla hücum etmekten çekinmezler. Ne ki İsra Suresi 81. ayette “Hak geldi, batıl zail oldu” denilmektedir; kendileri “Hak” üzre, hasımları “Batıl” üzredir akıllarınca… Düşünmezler ki “Hak”ın yalana ihtiyacı olamaz. Yalana ihtiyaç duyan olsa olsa “Batıl”dır…

Falih Rıfkı Atay “Çankaya” adlı eserinde bir olay anlatır ve şöyle devam eder:

“Doğu böyledir, dostlarım, Doğu’da kin, kolayca hiyanete kadar götürür. O gün sapsarı kesilenler veya onların kinini güdenler, şimdi bile o günün hatırasını söndürmeye uğraşmakta değil midirler? Doğu kini, vicdanları saran bu kanser... Kanserlerin en habis soyu!”

Saydığım yalancıların fikri atalarının kim olduğunu merak edenlere, “Çankaya”yı okumalarını ve Büyük Taarruz’un hemen akabinde yaşanan bu olayı ve sonradan İzmir suikasti nedeniyle asılan Ziya Hurşit’in yine aynı günlerde meclisteki karatahtaya yazdıklarını öğrenmelerini tavsiye ederim.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2013, 20:08 
Çevrimdışı
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Tem 2012, 11:49
Mesajlar: 3293
Yaş:
Sayın Rumeli, güzel Türkçeniz için teşekkürler, sıkılmadan okudum :)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2013, 20:28 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Avrupalılar ''gavur'', Türkiye'yi habis ur gibi saran, ahlak duygusundan yoksun, yobazlar '' müslüman''. Avrupa Birliği ülkelerinde mi daha çok yolsuzluk, dolandırıcılık, sahtekarlık var, yoksa Türkiye’de mi? Avrupa Birliği ülkelerinde mi daha çok insan hakları ihlali var, yoksa Türkiye’de mi? Ahlak dinin tekelinde mi, değil mi? Kapitalizmin eşitsizliklerine ve sömürüsüne karşı bir ömür boyu mücadele veren ateist Karl Marx mı daha ahlaklı, yoksa müslüman abdestli kapitalistler mi? Kitaplarının gelirlerini, öksüz çocukların eğitimi için kurduğu vakfa bağışlayan ateist Aziz Nesin mi daha ahlaklı, yoksa ipleri Atlantik ötesinde olan sahte belge üreterek bir orduya diz çöktürmeye çalışan kukla f tipi şebeke mi? Ateist Aziz Nesin mi daha ahlaklı, yoksa onu Sivas’ta yakmaya ve katletmeye çalışan dinci yobazlar mı? Ateist Aziz Nesin mi daha ahlaklı, yoksa onu yakmaya ve katletmeye çalışan dinci yobazların avukatları ve yobaz siyasetin hocaları mı?

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2013, 20:51 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 12 Tem 2012, 22:57
Mesajlar: 155
Yaş:
Elhamdülilhah müslümanım, ancak bir ateistten korkmam bir müslümandan korktuğum kadar...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2013, 15:16 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1539
Yaş:
Güzel mesajlarınız için teşekkür ederim arkadaşlar. Hazır konu olmuşken, biraz da siyaset – din - ideoloji ilişkisi üzerine yazmak istiyorum.

Gözümüzde din veya ideoloji gözlüğü varken, dünyayı, olup bitenleri, olguların gerçek doğasını algılamaya çalışmak pek beyhude bir çabadır.

Dinler ve ideolojiler hakkında bilgi sahibi olmak gereklidir. Ve hatta insan bir dine mensup olabilir veya belirli bir ideolojiyi benimsemiş de olabilir. Bunlar, ölçüsünde yararlanılırsa, güçlü araçlardır. Daha metotlu düşünmenize, gerçekleri daha iyi görmemize yardımcı bile olabilirler.

Ancak bunların tehlikeli araçlar olduğunu unutmamak gerekir. İnsan farkına bile varmadan sağduyusunu tahrip edebilir. Sağduyusu hasarlı insanlar, ellerinde dünyanın bütün bilgileri toplanmış olsa bile gerçeği göremezler. Budalalıklarının, siyah beyaz keskin tonlarla oluşturduğu muhayyel dünyanın bataklığında çırpınır dururlar. Bir nevi şizofren bir ruh hali içindedirler. Ve her şizofren gibi, şizofren olduklarının farkına bile varmazlar...

Ne var ki bu kişilerden hepsi, kendisinden başka kimseye zararı dokunmayan, zavallı hastalar değildir. Aralarında demogoji ustası olan bazıları, topluma ciddi zararlar verecek, geniş kitleleri kendi deliliklerine ortak edecek konumlara gelebilirler…

Peki insan sağduyusuna nasıl sahip çıkabilir? Sağduyusunun hasar alıp almadığını nasıl anlayabilir? Eğer, kendinizi yakın hissettiğiniz din veya ideoloji, sizi, dünyayı çizgi filmlerdeki gibi, iyiler – kötüler basitliğinde algılamaya sürüklüyorsa başınız derttedir. Eğer düşman bellediklerinizin olumlu ve güçlü yönlerini göremiyorsanız, başarılarının sebebinin sadece sahtekarlıkları ve düzenledikleri komplolar olduğunu sanıyorsanız, neden kazandığınızın veya kaybettiğinizin sağlıklı ve gerçekçi bir muhasebesini yapamıyorsanız, tüm suçu düşmanlarınızda, tüm haklılığı kendinizde görüyorsanız, görüşünüz bulanmıştır. Gidişatın farkına zamanında varabilirseniz şanslısınız demektir.

Dünya, çok renkli ve girift ilişkilerle işleyen bir organizmadır dostlar. Bu ortamda mutlak iyilikten veya kötülükten bahsetmek pek zordur. Muhakkak olan, geniş kitlelerin saf mensuplarının bir kısmı dışında, etkili hiç kimsenin –varsa- sahip olduğu din veya ideoloji doğrultusunda ciddi bir tutarlılıkla hareket etmediğidir.

Etkili kimseler, çıkarları veya zorunluluklar tersini buyurduğunda, mensubu oldukları dinin ve ideolojinin değerlerine hiç tereddütsüz ihanet ederler. Fakat bunu, sözkonusu din ve ideolojiyi, kısmen de olsa, eleştirmek yoluyla değil, kendi çıkarları veya zorunluluklar doğrultusunda yorumlamak yoluyla yaparlar. Öyle bir görünüm yaratırlar ki, yaptıkları, mensubu oldukları din ve ideolojinin bazı değerlerine ihanet değil, tam tersi, ona samimiyetle hizmettir.

Bu kişiler arasında en tehlikelileri, hala o dine veya ideolojiye tam olarak bağlı olduklarını sanacak kadar kendini kandırma yeteneğine sahip olanlardır. Neden ki, kendi yalanlarına samimiyetle inandıkları için, pek etkili yalan söyler, utanıp, sıkılmadan, tereddütsüz hareket ederler. Bu kabiliyetleri, onlara kulak veren safların kolayca aldanmasına neden olur.

Ama neden böyle bir yol tutmak zorunda kalırlar? Zira, geniş kitlelere, çözümün, sözkonusu din ve ideolojiye tam itaat etmekte olduğunu vaz etseler de, gerçekte yeryüzünde tüm dertlere çare olacak bir formül yoktur. Etkili insanlar için, kitlelere yutturmaya çalıştıkları formüllere, şu kadar veya bu kadar ihanet etmek kaçınılmazdır. İhanet etmekte tereddüt edenler zaten “etkili insan” konumuna yükselemezler. Kazara yükselmişlerse de, düşüşleri çok çabuk olur. Maazallah düşmezlerse, halkı büyük felaketler bekliyor demektir.

Anlattığımız sebeplerden ötürü, din veya ideoloji doğrultusunda siyaset yapmak, ancak kaydedeğer ölçüde dürüst kalabilmek zordur. Dolayısıyla bu doğrultuda siyaset yaparak, etkili olabilecek noktaya gelebilenlerin çoğu sahtekar tabiatlıdır. İhanete eğilimlidirler. Kendi değerlerine ihanet edecek tıynette olan, kolayca halkına da ihanet eder. Halklarının düşmanlarıyla işbirliğine girmeleri hiç şaşırtıcı gelmez bunların içyüzünü bilenlere…

Bunların sahtekar olanları, sahtekar oldukları için , nadir görülen samimi olanları ise, samimiyetle sarıldıkları formule olan hastalıklı bağlılıkları sebebiyle halka zarar verirler. Hatta taassupları ve acımasızlıkları sebebiyle, ikinciler ilkinden bile çok zarar verirler.

Dolayısıyla, M. Kemal’in de dediği gibi, halka faydalı olmanın yolu, eylemlere yol gösterecek ilhamı “doğrudan doğruya hayattan” almaktır.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2013, 15:57 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 04 Eki 2012, 18:34
Mesajlar: 290
Yaş:
Alıntı:
Anlattığımız sebeplerden ötürü, din veya ideoloji doğrultusunda siyaset yapmak, ancak kaydedeğer ölçüde dürüst kalabilmek zordur. Dolayısıyla bu doğrultuda siyaset yaparak, etkili olabilecek noktaya gelebilenlerin çoğu sahtekar tabiatlıdır.
Siyasetin altyapısını insanların dini ve ideolojik düşünceleri, kültürleri, örf ve adetleri belirler. Yani siyasetin temelinde bunlar yatar. Genel siyasi akımlar bu olguların üzerinde şekillenir ve taraftarlarını da bu çerçevede kazanırlar.

Sizin dediğiniz ancak kamu görevi yapan görevliler için geçerli olabilir. Hulasa siyaset ideoloji temeline dayanır...

Din konusuna gelince;
Dinden nemalanan iki çeşit grup vardır. Ateist yobazlar ve dinci yobazlar. Bunların her ikiside dinin uydurulmuş yanlışlıklarından nemalanır. Ateist yobazlar sıkı sıkıya uydurmalarına sarılırken, “İşte dininiz budur” diyerek prim yapmaya, içinden çıkılmaz sistemi gösterip, insanları dinden uzaklaştırmaya çalışır. Dinci yobaz ise kendi dışındakileri cehennemlik ilan ederek uydurmalarına daha çok sarılır. Dine, hiç kimse, din istismarcısının verdiği gibi zarar vermemektedir.Görüldüğü gibi bu iki zümrenin de sermayesi aynı, ama sermayeyi kullanımları farklıdır.

_________________
Resim

“Türk tarihi ile uğraşan bütün Avrupalı tarihçilerin biricik gayesi vardır, o da Türkleri tarihlerinden koparmaktır.” Artur Sraton


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2013, 16:04 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2012, 14:26
Mesajlar: 684
Yaş:
Kayda değer dürüstlük yoktur...
Dürüstlük vardır ya da yoktur...
Zorunlu olarak yanlış söylenen bilgi yalandan sayılmaz...
(Örneğin bir savaş esirine diğer askerlerin yeri sorulduğunda ''bilmiyorum'' demesi)

_________________
Çalışmaktan Kaçmak En Büyük Hainliktir...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2013, 16:26 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2012, 14:26
Mesajlar: 684
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Kayda değer dürüstlük yoktur...
Dürüstlük vardır ya da yoktur...
Zorunlu olarak yanlış söylenen bilgi yalandan sayılmaz...
(Örneğin bir savaş esirine diğer askerlerin yeri sorulduğunda ''bilmiyorum'' demesi)
Kisaca siyasetci kendini savasda görürse hersey o.k. demek istiyorsunuz :?:
Sadece gerekli zamanlarda...Kaldı ki sorumluluğu kendi omuzlarında olacaktır...

_________________
Çalışmaktan Kaçmak En Büyük Hainliktir...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2013, 16:28 
Çevrimdışı
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Tem 2012, 11:49
Mesajlar: 3293
Yaş:
Asker ile siyasetçiyi aynı kefede değerlendirmek yanlış olur.

Siyasetçi menfaati için yalan söyler (dansöz gibi kıvırması bundandır), asker ise başkasının hayatını korumak için (savaş ortamında mesela) yalan söyleyebilir/söyler.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2013, 16:31 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2012, 14:26
Mesajlar: 684
Yaş:
Alıntı:
Asker ile siyasetçiyi aynı kefede değerlendirmek yanlış olur.

Siyasetçi menfaati için yalan söyler (dansöz gibi kıvırması bundandır)
Bu siyasetçi değildir,günümüzde görülen siyasetçi görünümlü esnaflardır...

_________________
Çalışmaktan Kaçmak En Büyük Hainliktir...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2013, 18:01 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:54
Mesajlar: 180
Yaş:
Gerzekliğin şeması; A-B-C-D
Resim

_________________
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.

"Ben devletimi, yedi düvele karşı yokluk içinde savaşarak kurmuşum. Şimdi bana silah çekenin ağzına, o namluyu sokarım " Osman Pamukoğlu


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2013, 18:07 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
:D 1683 ' den 1922 ' ye kadar melekler neden yardım etmemiş acaba? Bir grup deliye laptop ve internet verilirse; ancak böyle saçmalıkdan öte muhabbet çıkar.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2013, 18:16 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2012, 14:26
Mesajlar: 684
Yaş:
Alıntı:
:D 1683 ' den 1922 ' ye kadar melekler neden yardım etmemiş acaba? Bir grup deliye laptop ve internet verilirse; ancak böyle saçmalıkdan öte muhabbet çıkar.
Onların suçları değil,onları bu hale getiren sistem...
Sistemi kuranlar da bunun aslında yapılmaması gerektiğini anlayamadığından ya da sistem şans eseri oluştuğundan(düşük ihtimal) aslında kimse kötü veya iyi değildir,eğitimsiz ya da eğitimlidir...

_________________
Çalışmaktan Kaçmak En Büyük Hainliktir...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2013, 18:35 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1539
Yaş:
Öncelikle gelen olumlu, olumsuz eleştiriler için teşekkür ederim. Bazıları için biraz ek yorum yazmam faydalı olacak sanırım.

Sn. Demirci "siyasetin ALTYAPISINI insanların dini ve ideolojik düşünceleri, kültürleri, örf ve adetleri belirler" diyor. Eğer cümlesinde "ALTYAPISINI" yerine "ÜSTYAPISINI" kelimesini kullansaydı, görüşüne büyük oranda katılmam mümkün olurdu.

Siyasetin özü maddi varlıkların paylaşılmasının nasıl yapılacağını belirlemektir. Halk yığınlarına "Ey ahali, şimdiye kadar şu kesim yedi, bundan sonra biz yiyeceğiz" diye hitap etmek pek yakışıksız kaçacağından :) muhakkak "din, ideoloji, kültür, milliyet, ırk..." gibi daha kutsal görünen bir üst yapı öğesi ön plana çıkarılır. Asıl nedenin arka planda bırakılmasının bir nedeni de, halk yığınlarının kafasına ""bundan sonra biz yiyeceğiz" düşüncesini sokmanın tehlikeli olmasıdır. Olmaz ama maazallah ciddiye alacakları tutarsa, asıl yemesi gerekenler yeteri kadar yiyemeyebilirler. Daha da kötüsü, dünyanın düzeni bozulup, hem bolca yemesi mukadder olanlar, hem de “biz de sizin kadar yiyeceğiz” diye azıtan az yemeye mahkum olanlar, toptan avuçlarını yalayabilir, mücadele yeme kavgasından, hayatta kalma kavgasına evrilebilir.

Tabi buradan başarılı olan kesimin düşük rütbeli mensuplarının hiç siftinmeyeceği sonucu çıkarılmamalıdır. Aralarından bazılarına bir şeyler verilir karınca kararınca. Eskiden karşıt gösterilen kesimlerin mensuplarının siftinmesine düşmanca bir kıskançlıkla bakan, diğer kesimin alt rütbeli mensuplar, kendi kesimlerinden birilerinin siftinmelerine imrenir, sıranın kendilerine de geleceğini umar, umudunu kesmişse de bunun için kendisini veya kaderini suçlar...

Bu açıdan Marksist siyaset, diğer siyasetlerden ayrılır. Zira doğrudan "bundan sonra biz yiyeceğiz" gibi, tarih boyunca kaçınılagelen bir söylemle ortaya çıkma cesaretini göstermiştir. Neyse ki pratikte bunun mümkün olmadığı ortaya çıkmış, herkes rahat etmiştir.

“Dinden nemalanma” konusuna gelince, bu konudaki görüşlerim yazılarımda mevcutsa da, yazılarımın asıl konusu “nemalanma” değil, “gerçeği belirleme”dir. Kavganın özde din kavgası olmadığı bir ortamda, kendi dini görüşünüzü “doğru”, “ateist yobazlarınkini” veya “dinci yobazlarınkini” “yanlış” olarak belirlemeniz, gerçekleri tespit etmek açısından pek faydalı olmaz kanaatimce.

Doğrusu, laiklik ilkesine uygun olarak, dinin politik bir araç olarak kullanımını hoş görmemektir. Ne sizin “doğru” bulduğunuz din yorumunun, ne yobazlarınkinin, ne de ateistlerinkinin siyasette işi olmamalıdır. Böylece insanların dikkatleri oy verdikleri kimselerin kendilerine sağladığı fayda üzerinde yoğunlaşır, aynen gelişmiş Batı toplumları gibi, daha sağlıklı, daha huzurlu, gelir dağılımı daha düzgün bir toplum yaratılabilir. Ancak deneyimler göstermiştir ki, dini (veya dinsizliği) siyasetten kanunlar yoluyla yalıtmaya çalışmak, istenen sonuçları vermek açısından yetersiz kalmaktadır. Bunun yerine, insanların din tandanslı siyaset yapanlara alerji duymalarını sağlayacak bilinç düzeyine ulaşmalarını sağlamak daha sağlam, fakat güç bir çözüm yoludur. Avrupa’da “Hristiyan değerleri bla bla bla…” diye nutuk atmaya kalkan politikacılar hala ilgi görüyorsa, bunun nedeni halkın “Hristiyan değerleri” üzerinden yapılan siyasetin geçim problemlerine çözüm getirdiğine inanması değil, sayısı gittikçe artan göçmenlerin toplumlarının dokusunu bozacaklarından korkmalarıdır. Göçmenler olmasaydı, Avrupa’da din (veya ırk) üzerinden siyaset tamamen tarihe karışmış olacaktı.

Sn. Silahtar’a da “kaydadeğer dürüstlük” kavramını özellikle kullandığımı söylemek isterim. Zira “mutlak dürüstlük”, “mutlak namus”, “mutlak cesaret” gibi şeylere inanmayacak kadar gün gördüm. Herkesin bir kırılma noktası vardır. Hele ki kendisinde şu veya bu değerin mutlak derecede tezahür ettiğini çekinmeden iddia edenlerde, bu kırılma noktasının daha da düşük olduğunu müşahede ettim.

Sn. Ali Arslan’ın gönderdiği “gerzeklik şeması” beyni ifsat edilmiş zavallıların düştüğü hazin hali pek iyi özetliyor.


En son Rumeli tarafından 22 Oca 2013, 19:12 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2013, 18:59 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2012, 14:26
Mesajlar: 684
Yaş:
Alıntı:
Sn. Silahtar’a da “kaydadeğer dürüstlük” kavramını özellikle kullandığı söylemek isterim. Zira “mutlak dürüstlük”, “mutlak namus”, “mutlak cesaret” gibi şeylere inanmayacak kadar gün gördüm. Herkesin bir kırılma noktası vardır. Hele ki kendisinde şu veya bu değerin mutlak derecede tezahür ettiğini çekinmeden iddia edenlerde, bu kırılma noktasının daha da düşük olduğunu müşahede ettim.
Ben o kadar gün görmedim...
Ve yazılarınızın devamını diliyorum...

_________________
Çalışmaktan Kaçmak En Büyük Hainliktir...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 14:47 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 31 Tem 2012, 11:59
Mesajlar: 299
Yaş:
M.Kemal Atatürk'e iftiralarda bulunmak, onu küçültmeye çalışmak her ne kadar boş bir işse de; bence artık münevverlerimiz, akademisyenlerimiz ve tarihçilerimiz böylesi safsatalar ve kaynağı olmayan iftiralara karşı davranışlarını değiştirmeli ve onları yok saymak, kaale almamak yada bazı kaynakları işaret etmekle yetinmeyerek sadece kendi seviyelerinde olanlarla tartışıp paylaştıkları konuları diğer seviyelerdeki insanlar için de anlaşılır ve tatmin edici şekilde paylaşabilmeliler derim.

İftiralar çürütülebilmelidir.

_________________
"Canı pahasına savaşanlar için yaşamın bir tadı vardır, ama saklananlar bu tadı asla bilmez."


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 15:24 
Çevrimiçi
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 22:24
Mesajlar: 4388
Yaş: 39
Ya bunlar neyin kafasındalar,ne içiyorlar.

_________________
Resim

Tanrı hasımlarıma acısın, zira ben onlara acımayacağım."

Sakallı Nurettin Paşa”

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, Biz ki Türk oğlu Türk’üz; Biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün Başbuğuyuz!”

Başbuğ Timur


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 15:46 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Madem yalanların kaynakları denilmiş buyrun 17 Şubat 1969 da Mehmet Şevki Eygi 'nin o dönem başyazarı ve sahibi olduğu Bugün gazetesindeki yazısına bir göz atalım.

''Müslümanlar ile Kızıl kafirler arasında topyekün savaş kaçınılmaz hale gelmiştir. Stalin' in ve benzeri deccallerin (yani Atatürk' ün) piçleri olan kızıl veledler bütün Müslümanları karşılarında bulmalıdırlar. Deccal yıkılsın, ey necip millet, uyan ve davran!''

Aynı Mehmet Şevki Eygi bu defa 10 Mart 1969 tarihli Bugün gazetesinde bu defa neler yazmış okumaya devam edelim.

'' Rusya ve Çin Allah' ı inkar ediyor. ABD ise Allah' a inanıyor. Dini var. ABD' de İslam' ı yayma hürriyeti var. ABD inançlarımıza hürmet ediyor. (BOP, Irak ve Afganistan işgalleri hürmetin en yaman örneği olsa gerek.) Ey Deccal' in ismine sığınıp gölgesinde yürüyen kafir çomarı! Biz senin kör Deccal'in gibi ( Allah ile aldatan yobazlar, Said-i Nursi' nin esinlendirmesiyle; Atatürk' e kör deccal diye hitap ederler.) nice azgın itlerini gebertip ayaklarından sürümüşüz...''

Cumhuriyet' in ilk yıllarında ülkedeki Amerikan okullarını zararlı oldukları için kapattıran Atatürk' e, ABD intikamını 1950 lerden
itibaren Atatürk' e söven imamlar yetiştirterek ve sözde aydın yobaz gurühu yönlendirerek almıştır.

Şunuda belirtelim: Türkiye' de yoktan var edilen fitne kaynağı ''Türban meselesi'', 1960 larda Mehmet Şevki Eygi ve benzerlerinin gündem yaptığı ve fitne tohumlarının atıldığı bir tefrika aracı olarak ABD nin yeşil kuşak islam projesi kapsamında teşvik edilerek başlatılmıştır.

Kelime manası barış ve huzur olan İslam'ın, ılımlısı acaba neye hizmet ediyor? Batılı ve haçlı kurmaylar, Türkiye'yi İslam dünyasına ''model'' göstermek üzere ılımlı İslam ihanetini pazarlarken; dertleri Müslümanlar için model üretmek değil. İslam dünyasında Atatürk sayesinde farklı hale gelen Türkiye'nin farklılığını ortadan kaldırmaktır. Model göstermek adı altında yapılmak istenen, bizi model olmaktan çıkartmaktır.

Ilımlı İslam, İslam ülkelerini bulundukları yerden yukarı çıkarmanın değil, Türkiye'yi bulunduğu yerden aşağı çekmenin projesidir.
Batı, Atatütrk karşıtı dinci eğilimleri sürekli destekleyerek akılcı ve anti emperyalist Atatürk mirasını yıprtatmak ve Türkiye' yi öteki İslam ülkelerinden herhangi biri haline getirmek için çırpınıyor. Bu çografyada en azılı vatan hainleri, devamlı siyaset dinciliği yapan takkeli hainler ve Allah ile aldatan yobazlar, bu operasyonda da batılı haçlıların yanında ve hizmetindedir.

Üstelik utanmadan, sıkılmadan İslam'ın 1000 yıldır bayraktarlığını yapmış Türk Milletine, İslam' la ilgisinin nasıl olacağına ilişkin talimatlar yağdırıyorlar. Güçlerini midesi aç, beyinleri cahil bırakılmış müslüman kitleden alıp, hizmetlerini yüzyıllardır Türk milletiyle savaşmış haçlılara sunanların; ne namazı, ne duası , ne de müslümanlığı kabul edilebilir.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 16:10 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Oca 2013, 20:41
Mesajlar: 28
Yaş:
Dinci , Türkçe anlamı ile dininin gereğince yaşantısına yön veren birey manasına geliyor olsa gerek .
Bu tanıma uymayan , milleti çeşitli eksenlerde bölme gayreti içerisinde olan toplulukların -dinci şeklinde çağrılıyor olmasından ziyadesi ile rahatsızım . Onlara , istediklerini vermemek , tahrifatlarına kabul göstermemek lazım gelir .

_________________
adalet mülkün temelidir


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 16:17 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Dinci , Türkçe anlamı ile dininin gereğince yaşantısını sürdüren birey manasına geliyor olsa gerek .
Bu tanıma uymayan , milleti çeşitli eksenlerde bölme gayreti içerisinde olan toplulukların -dinci şeklinde çağrılıyor olmasından ziyadesi ile rahatsızım . Onlara , istediklerini vermek yerine , dinsiz , diye çağırmak zannederim daha akil olacaktır .
Acaba neden ekseriyetle hainler, bu gruptan çıkıyor ya da bu gruptan prim alıyor peki? Dindar ve aklı başında müslümanlara sözümüz yok. Atatürk' e en çok söven, Türklüğü en çok dışlayan kimler acaba? Bunlardan da rahatsız olanlar var. İçinde din geçen her kelimeden işkillenmenize gerek yok. Yazıyı baştan sona tekrar okursanız ana fikri dine saldırı değil. Dini kullanlan hain-yobaz takımının batılı haçlılara hizmetkarlığı.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 16:21 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Oca 2013, 20:41
Mesajlar: 28
Yaş:
Efendim , itirazım yukarıdaki güzel yazınıza değil . Zannederim yazdığım anlaşılmadı .
Dinci diye çağrılıyor olmasından memnuniyet duyan asıl fonksiyonu bozmak , yıkıma uğratmak olan yobaz güruhun kendilerine yakıştırdıkları sıfatı sorgulamadan kabul ediyor oluşumuzdur . Söylediğim yalnız size değil , her birimizin ifadelerinde benimsediği bir tutum . Çok inançlı bir birey olduğumu söyleyemem fakat yurdumuzda dindar, dinci sıfatını üzerine layık gören çok ciddi bir kitlede dinin gereği ahlaki temeli erozyona uğramış olduğunu açıkça görüyorum. Bu adamların kendisini nasıl çağırdığı beni bu bakımdan örseliyor , bence herkes hakettiği sıfatla çağırılmalı . Her neyse , meseleyi uzatmak istemem .

_________________
adalet mülkün temelidir


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 17:30 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Tem 2012, 03:06
Mesajlar: 7200
Yaş:
Alıntı:
Türkiye'de insan hakları denildiği zaman benim aklıma hırsızların ve teröristlerin korunması geliyor.Karl Marx tan örnek vermişsiniz unutmayın ki bu adamın sapık fikirleri nedeniyle milyonlarca insan hayatını kaybetti şu anda mücadele ettiğimiz Bölücü Terör Örgütü mlkp dhkpc bu adamın sapık fikirleriyle militanlarını besliyor savaştırıyor.
Sapık fikir mi? Aç bi oku be adam. Yazmış olmak için yazmayın, lütfen.

_________________
It is the duty of the patriot to protect his country from it's government.
-Thomas Paine


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 17:39 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Kadir Mısıroğlu ile ilgili videoyu foruma ekleyen benim ancak üstad olarak nitelendiren başkasıydı.Bu videoyu eklememin sebebine gelince gizlenen Osmanlı tarihi diye bir başlık açılmış ve Bölücü Terör Örgütü lı Yalçın Küçük gibi adamların Yunan kaynaklarını göstererek Osmanlıya karşı ağır hakaretlerde bulunmalarıydı gördüm ki birçok kişi bu başlığın altında siteden uzaklaştırılmış ve site yönetini konuyu kilitlemişti.Bu durumdayken bırakalım bir de tarihçiler tartışsın mantığıyla Hulki Cevizoğlu'nun programını yayınladım konuda tam olarak bu başlıkla ilgiliydi.Herkesin unuttuğu bir şey var Atatürk eleştirilebilir ama hangi Atatürk! Asker olan Atatürk eleştirilemez ancak daha sonra Atatürk bir siyasi partinin kuruculuğunu ve başkanlığını yaptı bu Atatürk ü eleştirebilirsin zaten bu sebeple kendi politikalarınında eleştirilebilmesi için çok partili hayata geçti demokrasinin tam anlamıyla hakim olabilmesi için.
Atatürk' ü eleştirebiliriz diyenler, Atatürk devrimlerinden rahatsız olanlardır. Siyaseten Atatürk' ün yaptıkları ortadadır. Atatürk döneminin sanayi politikalarından kastetmediğiniz çok açık geriye kalanlar belli.
Eleştireceğimiz şeyler elbette vardır ama bu eleştiriye: 1922 Haziran ayında Pera Palas da karargah kurmuş haçlı ordugahındaki Yüzbaşı Armstrong' a hitaben ''Mustafa Kemal ve Arkadaşları ihtilalcidirler. Bunlar sizin ve benim düşmanlarımdır. Asidirler. Türkiye' yi yalnız siz kurtarabilirsiniz. Ben sizin dostunuzum. Ne isterseniz vermeye hazırım. Halbuki siz Ankara' dan bir şey bir şey alamazsınız. İsterseniz saltanatı ve hilafeti kurtarabilirsiniz. Bana yardım için 4 milyon sterlin borç veriniz. Size mal vererek bu parayı öderim. Ankara' yı tanımayın barışı benimle yapın. Propaganda yapmam için uçak, adamlarımı korumak için savaş gemisi verin. Bursa' ya gider halkı etrafıma toplarım. Halk benim davetime koşar. Boğazları açık tutarım. Halife olarak sizin lehinize çalışırım.
Çünkü müminlerin savunucususunuz. Onlarda size bağlı adamlar olarak kalacaktırlar. Ankaradakiler katil adamlardır''
diye mektup yazan Padişah Vahdettin'den başlarsak daha dengeli sonuçlara varırız. Bu mektup, Atatürk' ün siyaseten yapacaklarının kimleri paniklettirip, kimlerden yardım istediğinin ve bugün onu eleştirmeye çalışanların kimlerin tarihsel gölgesinde kalarak neye hizmet ettiklerinin ip uçlarıyla doludur.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 18:10 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 01 Eki 2012, 22:29
Mesajlar: 1739
Yaş:
Alın bunu...

_________________
Timeo hominem unius libri


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 18:13 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Madem yalanların kaynakları denilmiş buyrun 17 Şubat 1969 da Mehmet Şevki Eygi 'nin o dönem başyazarı ve sahibi olduğu Bugün gazetesindeki yazısına bir göz atalım.

''Müslümanlar ile Kızıl kafirler arasında topyekün savaş kaçınılmaz hale gelmiştir. Stalin' in ve benzeri deccallerin (yani Atatürk' ün) piçleri olan kızıl veledler bütün Müslümanları karşılarında bulmalıdırlar. Deccal yıkılsın, ey necip millet, uyan ve davran!''

Aynı Mehmet Şevki Eygi bu defa 10 Mart 1969 tarihli Bugün gazetesinde bu defa neler yazmış okumaya devam edelim.

'' Rusya ve Çin Allah' ı inkar ediyor. ABD ise Allah' a inanıyor. Dini var. ABD' de İslam' ı yayma hürriyeti var. ABD inançlarımıza hürmet ediyor. (BOP, Irak ve Afganistan işgalleri hürmetin en yaman örneği olsa gerek.) Ey Deccal' in ismine sığınıp gölgesinde yürüyen kafir çomarı! Biz senin kör Deccal'in gibi ( Allah ile aldatan yobazlar, Said-i Nursi' nin esinlendirmesiyle; Atatürk' e kör deccal diye hitap ederler.) nice azgın itlerini gebertip ayaklarından sürümüşüz...''

Cumhuriyet' in ilk yıllarında ülkedeki Amerikan okullarını zararlı oldukları için kapattıran Atatürk' e, ABD intikamını 1950 lerden
itibaren Atatürk' e söven imamlar yetiştirterek ve sözde aydın yobaz gurühu yönlendirerek almıştır.



Şunuda belirtelim: Türkiye' de yoktan var edilen fitne kaynağı ''Türban meselesi'', 1960 larda Mehmet Şevki Eygi ve benzerlerinin gündem yaptığı ve fitne tohumlarının atıldığı bir tefrika aracı olarak ABD nin yeşil kuşak islam projesi kapsamında teşvik edilerek başlatılmıştır.

Kelime manası barış ve huzur olan İslam'ın, ılımlısı acaba neye hizmet ediyor? Batılı ve haçlı kurmaylar, Türkiye'yi İslam dünyasına ''model'' göstermek üzere ılımlı İslam ihanetini pazarlarken; dertleri Müslümanlar için model üretmek değil. İslam dünyasında Atatürk sayesinde farklı hale gelen Türkiye'nin farklılığını ortadan kaldırmaktır. Model göstermek adı altında yapılmak istenen, bizi model olmaktan çıkartmaktır.

Ilımlı İslam, İslam ülkelerini bulundukları yerden yukarı çıkarmanın değil, Türkiye'yi bulunduğu yerden aşağı çekmenin projesidir.
Batı, Atatütrk karşıtı dinci eğilimleri sürekli destekleyerek akılcı ve anti emperyalist Atatürk mirasını yıprtatmak ve Türkiye' yi öteki İslam ülkelerinden herhangi biri haline getirmek için çırpınıyor. Bu çografyada en azılı vatan hainleri, devamlı siyaset dinciliği yapan takkeli hainler ve Allah ile aldatan yobazlar, bu operasyonda da batılı haçlıların yanında ve hizmetindedir.

Üstelik utanmadan, sıkılmadan İslam'ın 1000 yıldır bayraktarlığını yapmış Türk Milletine, İslam' la ilgisinin nasıl olacağına ilişkin talimatlar yağdırıyorlar. Güçlerini midesi aç, beyinleri cahil bırakılmış müslüman kitleden alıp, hizmetlerini yüzyıllardır Türk milletiyle savaşmış haçlılara sunanların; ne namazı, ne duası , ne de müslümanlığı kabul edilebilir.


Allah, iki tane Mustafa ' yı İslam alemine hediye etmiştir. Muhammed Mustafa (s.a.v) ve Mustafa Kemal. Asıl leke; tevhid dir Muhammed peygamber, kelime-i şehadetde söylenmesede olur diyenlerin, Hz Muhammed(s.a.v) için peygamber değildir, şeytan dan esinlenerek Kur an'ı yazmıştır diyenlerle ittifakını göremeyen sözde müslümanlara aittir.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 18:17 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Ölülerden medet ummak çağdaş bir ulus için lekedir
Bir vahhabi ile Atatürkçülüğü ya da Türkçülüğü tartışmam Hele ki çağdaşlığı hiç tartışmam

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 18:25 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:

Derneğin Onur Kurucuları ise şunladır:

Prof. Dr. Fehmi YAVUZ
Prof. Dr. Bahri SAVCI
Prof. Dr. Münci KAPANÎ

http://www.add.org.tr/kurucularimiz.html


Kapaniler kimdir. http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=9362

İnsanların soyunu sopunu eğer tartışmaya açacaksak, Başbakan memleketi Rize de baba ocağı Güneysu köyüne ziyaretinde '' Potemya' nın gururu köyüne hoş geldin'' diye yazan pankartdan başlayalım diyeceğim lakin konu kilitlenir. Kalsın.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 18:37 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Ölülerden medet ummak çağdaş bir ulus için lekedir
Bir vahhabi ile Atatürkçülüğü ya da Türkçülüğü tartışmam Hele ki çağdaşlığı hiç tartışmam

Bu söz Mustafa Kemal ATATTÜRKE aittir. :lol: Bana vahabi mi dediniz bana mı öyle geldi. Nedense ırk üzerinden laf açıldımı Türkten başka dost yoktur. Ama yahudi söz konus olunca kardeş oluveriyosunuz. Yaşınız benden büyük saygısızlık yapmak istemiyorum ama seviyeyi düşürmeyin.
Atatürk çok büyük insan gerçekten yeri geldimi düşmanları bile sözünü alıntılayarak cevap verebiliyor. Bu da, medet umduğumuzun mezarındaki cesedi değil, fikirleri olduğunu gösteriyor. Sizde madem fikirlerini ve söylediklerini kabul edip, benimsiyorsunuz sorun yoktur.

Siyonist-Haçlı ittifakıyla kimlerin alenen ya da perde arkasında kardeş olduğunu merak ediyorsanız önceki sayfada kalan yazımı tekrar okuyunuz.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


En son Haci_ilbey tarafından 23 Oca 2013, 19:03 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 18:44 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Mustafa Kemalin ölüsü bile bazilarinin korkulu rüyasi.


Ölülerden medet ummak çağdaş bir toplum için lekedir. BU söz Mustafa kemal paşaya aittir. Bu söze sonuna kadar katılıyorum HEM YOBAZ MÜSLÜMANLAR İÇİN HEM ATATÜRKTEN GEÇİNEN YOBAZLAR İÇİN. Tepki neden verdiniz anlaymadım. Yanlış bir söz mü ???
Bu sözü cevap olarak verdiğiniz yer ve maksattaki kurnazlığı sezmemek için fazla akıllı olmaya gerek yok. Atatürk tartışmasında, Atatürk' ün sözünü( ayrıca alıntı yaparken ayrıca isim ya da kaynak vermek etiktir) cevap olarak Atatürk' e ve onu savunanlara karşı kullanmanız ayrı bir konu. Gösteriş için namaz kılanlar hakkında söylenen hadislerden, burda kendi lafım gibi sizlere cevap yazsam bana ateist diye cevap verebilirsiniz. Cevap verirken biraz etik ve ahlak sahibi gibi davranın.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 18:58 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Ahlak ve etikten bahsediyorsak Atatürk' e ait olan sözün tamamını burda müsadenizle vereyim:

"Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için, şindir(lekedir). Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır." 30 Kasım 1925 tarih ve 677 sayılı kanunla tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması hakkındaki konuşması

Sayın arslanmashadow, bir sözü verecekseniz tam verin ve alıntıysa cevapta belirtin. Atatürk'ün nice sözleri vardır ki çımbızla ayıklanarak burda Atatürk aleyhine verilebilir. Böyle emevi siyaseti yaparak bir yere varamazsınız.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 19:06 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Temizlenmiş, seçilmiş, güzide anlamındadır. Hz. Peygamberin isimlerinden. 3. Sa'd Suresi 47. ayette geçer.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 19:14 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Arslanmashadow sen yine iyisin Hacı İlbey diye bir büyüğümüz seni düşman ilan etmiş :D bana benden 5 yaş küçük bir üye yaşımı göremesine rağmen bak evlat diye hitab etti sebebide 1997 de düşen helikopterin IR bastırıcı olmadan uçmasını eleştirmem askere küfür ediyormuşum.
Sevgili arkadaşım, Arslanmashadow Atatürk' ün sözlerini çımbızlayıp, seçerek; kendi sözü gibi bizlere şunu demek istedi: Atatürk öldü daha fazla medet ummayın. Umarsanız çağdaş falan değilsiniz. Daha sonra cevaben bana ''yobaz'' olarak cevap verdi. Kendisini az çok önceki mesajlarından tanıyoruz. Atatürk' ün fikirlerini sevebilirim ama şahsiyetini, ruhunu sevmeyebilirim diyen biriyle polemik yapmamız aslında başlı başına hata. Yazdıklarımız tam okunsa ya da okunanlar biraz anlanmaya çalışılsa sorun kalmayacak.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 19:18 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Kadir Misirogluda bilindik Atatürk düsmanlarindan önde gidenlerdendir.
Bu adama üstad demek ayni yolun yolcusuyuz anlamina gelmez mi ?




üstad diyen bendim daha önce sorsanız söylerdim. Mısıroğlu sadece Atatürkü eleştiriyo diye üstad demedim. Bana göre bir tarihçidir. Üstad dememin sebebi ise inönü ile ilgili tarihte yanlış anlatılan husulara değinmesidir ayrıca osmanlı tarihindeki yanlış anlatımlarada doğruluk getirdiği içindir. Sırf Atatürk düşmanı diye üstad demedim.

Kendine açılan davalarda sıkışınca , son çare yaptığı savunmalar arasında psikiyatrik raporunu gösteren birisi, ayrıca İslam aleminin kanayan yarası olan Kerbela olayında Yezid' i savunup; İslam kahramanıdır diyen biri ne kadar ve ne derece tarihçi olursa , tarihçidir..

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 19:42 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Madem yalanların kaynakları denilmiş buyrun 17 Şubat 1969 da Mehmet Şevki Eygi 'nin o dönem başyazarı ve sahibi olduğu Bugün gazetesindeki yazısına bir göz atalım.

''Müslümanlar ile Kızıl kafirler arasında topyekün savaş kaçınılmaz hale gelmiştir. Stalin' in ve benzeri deccallerin (yani Atatürk' ün) piçleri olan kızıl veledler bütün Müslümanları karşılarında bulmalıdırlar. Deccal yıkılsın, ey necip millet, uyan ve davran!''

Aynı Mehmet Şevki Eygi bu defa 10 Mart 1969 tarihli Bugün gazetesinde bu defa neler yazmış okumaya devam edelim.

'' Rusya ve Çin Allah' ı inkar ediyor. ABD ise Allah' a inanıyor. Dini var. ABD' de İslam' ı yayma hürriyeti var. ABD inançlarımıza hürmet ediyor. (BOP, Irak ve Afganistan işgalleri hürmetin en yaman örneği olsa gerek.) Ey Deccal' in ismine sığınıp gölgesinde yürüyen kafir çomarı! Biz senin kör Deccal'in gibi ( Allah ile aldatan yobazlar, Said-i Nursi' nin esinlendirmesiyle; Atatürk' e kör deccal diye hitap ederler.) nice azgın itlerini gebertip ayaklarından sürümüşüz...''

Cumhuriyet' in ilk yıllarında ülkedeki Amerikan okullarını zararlı oldukları için kapattıran Atatürk' e, ABD intikamını 1950 lerden
itibaren Atatürk' e söven imamlar yetiştirterek ve sözde aydın yobaz gurühu yönlendirerek almıştır.

Şunuda belirtelim: Türkiye' de yoktan var edilen fitne kaynağı ''Türban meselesi'', 1960 larda Mehmet Şevki Eygi ve benzerlerinin gündem yaptığı ve fitne tohumlarının atıldığı bir tefrika aracı olarak ABD nin yeşil kuşak islam projesi kapsamında teşvik edilerek başlatılmıştır.

Kelime manası barış ve huzur olan İslam'ın, ılımlısı acaba neye hizmet ediyor? Batılı ve haçlı kurmaylar, Türkiye'yi İslam dünyasına ''model'' göstermek üzere ılımlı İslam ihanetini pazarlarken; dertleri Müslümanlar için model üretmek değil. İslam dünyasında Atatürk sayesinde farklı hale gelen Türkiye'nin farklılığını ortadan kaldırmaktır. Model göstermek adı altında yapılmak istenen, bizi model olmaktan çıkartmaktır.

Ilımlı İslam, İslam ülkelerini bulundukları yerden yukarı çıkarmanın değil, Türkiye'yi bulunduğu yerden aşağı çekmenin projesidir.
Batı, Atatütrk karşıtı dinci eğilimleri sürekli destekleyerek akılcı ve anti emperyalist Atatürk mirasını yıprtatmak ve Türkiye' yi öteki İslam ülkelerinden herhangi biri haline getirmek için çırpınıyor. Bu çografyada en azılı vatan hainleri, devamlı siyaset dinciliği yapan takkeli hainler ve Allah ile aldatan yobazlar, bu operasyonda da batılı haçlıların yanında ve hizmetindedir.

Üstelik utanmadan, sıkılmadan İslam'ın 1000 yıldır bayraktarlığını yapmış Türk Milletine, İslam' la ilgisinin nasıl olacağına ilişkin talimatlar yağdırıyorlar. Güçlerini midesi aç, beyinleri cahil bırakılmış müslüman kitleden alıp, hizmetlerini yüzyıllardır Türk milletiyle savaşmış haçlılara sunanların; ne namazı, ne duası , ne de müslümanlığı kabul edilebilir.
Sayın arslanmashadow, yazılarımda Siyonist-Haçlı ittifakına giydirdikçe, giydiren biri olarak bana yahudi dostu demene cevap olarak sunu belirebilirim; perde gerisinde yahudi düşünce kuruluşlarından cesaret ödülü almadım. Yahudi düşmanıda değilim, dostuda değilim. Tek kıstasım, Türk Budununun ve vatanımın menfaatidir. Yahudi dostları arıyorsanız; olası bir İsrail-İran çatışmasında, İsrail'i koruyacak olan Kürecik radarına izin verenler arasında ararsanız daha mantıklı olacaktır.
Yukardaki yazımdan sonra forum biraz alevlendi. Bu yüzden iyi anlaşılması için, tekrar buraya koydum.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 19:43 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1539
Yaş:
Sn. Arslancemal'in yazısını okuyunca, yalancılar listesinin en başına koymam gereken kişiyi unuttuğumu farkettim. Yalçın Küçük bittabi... Akademik bir ünvan taşımakla beraber, bilimsellikle uzak yakın ilişkisi olmayan bu megaloman şahıs, zamanında yazdığı "Türkiye Üzerine Tezler" ve benzeri eserlerinde(!) M. Kemal ve Milli Mücadelemize türlü yalanlarla, saptırmalarla saldırmıştır. Öyle ki eserleri(!) bazı dinci yazarların benzer kıymetsizlikteki eserleri(!) için ilham kaynağı olmuştur. Zamanında, bir türlü kontrol edemediği megaloman güdülerinin tesiriyle, hangi değirmene su taşıdıysa, şimdi o değirmen tarafından öğütülüyor.

Sn. Arslanmashadow, "Kadir Mısıroğlu bana göre üstattır" diyorsunuz. Demek ki eserlerini(!) okudunuz. Peki eserlerinin(!) bilimsel eleştirisini okudunuz mu? Bakın ilk yazımda Turgut Özakman'ın bir kitabının ismini verdim. Internetteki tüm kitapçılarda mevcut; kolaylıkla temin edebilirsiniz. Buyurun, okuyun, sonra tartışalım.

İlk yazımda da belirttiğim gibi, eğer bir "Hak", bir de "Batıl" varsa, "Hak"ın doğruluk, "Batıl"ın yalan üzre olması gerekmez mi? Yalan söyleyenin "Batıl" olması gerekmez mi? "Üstat" dediğinize göre, görüşlerine kıymet verdiğiniz birinin, hastalık seviyesinde yalancı ve müfteri olma ihtimali sizi hiç kaygılandırmıyor mu? Eğer öyleyse, bu görüşleri şu kadar veya bu kadar benimseyen bir kişi olarak, "Batıl" üzre olmuş olmaz mısınız?

Yoksa siz de "Cihad ediyoruz. Cihad ederken yalan söylemek, iftira atmak mübahtır" diyenlerden misiniz?


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 19:48 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Haci İlbey Kadir Mısıroğlu 5816 nedeniyle rapor sunmuş olabilir Osmanlıyı koruma kanunu olsaydı siz ne yapardınız? Fetullah Gülen aleyhinde de konuşuyor üstelik çok sert çıkıyor.
Hz. Muhammed'in Arabistan' dan, çevresindeki krallara ve devletlere yolladığı elçiler takkiyemi yaptı? Dosdogru ve gerçeği konuşup, kralların yüzüne karşı, onları İslam' a davet ettiler. Müslümanlar, gerçek müslümansa işine gelince sünnetten bahsedip ,işine gelince şeytana pabuçunu ters giydiremez. İslam doğruluğu emreder. Açın peygamberler tarihini okuyun. Gerçeklerden vazgeçmediği için eza ve ceza gören, şehid edilen peygamberler anlatılıyor. Kafanıza göre yalan dolan uydurup, sonra bunları İslama mal edemezsiniz.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


En son Haci_ilbey tarafından 23 Oca 2013, 20:02 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 19:55 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 25 Ağu 2012, 18:10
Mesajlar: 806
Yaş:
Kadir Mısıroğlu denen vatan haini, Atatürk'e, şehitlerimizin kul haklarına, İslam'a defalarca kez hakaret etmiş ve her türlü mantığa, beyine defalarca kez tecavüz etmiş bir heriftir.

Yahu adam Lozan'a ''ihanet'' der, Atatürk'e ''Kişiliksiz kukla'' der, Sevr'e ''Barış projesi'' der, ''Keşke olsaydı (!)'' der !

Şu vatan haininin dediklerine dayanan şu kısır tartışmaların yaşandığı içinde bulunduğumuz konunun uzayıp gitmesi,

kimlerin menfaatine ?

Bu vatan haini, küfürbaz, saygısız sözde tarihçinin sözlerini burada ''saygınmış'' gibi göstermek, kimlere hizmet eder ?

Şey, sadece merakımdan soruyorum.

_________________
________________Dinde zorlama yoktur. (Bakara Suresi / 256. Ayet)_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 20:16 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 25 Ağu 2012, 18:10
Mesajlar: 806
Yaş:
M. Kemal Atatürk hakkında söylenen yalanlar konusuna gelince;

Maksat belli, başta insanlar hak dinden uzaklaştırılmalıydı. Batı dünyasına İslam dini, ''cahil, dogmatik, mantıksız, terörist, kanlı'' gösterilmeliydi ki, sözkonusu inanç kendi kendine yayılmasın.

Bunun için ise halkın yobazlaştırılması şarttı. Halk yobaz olduğunda, yobazları yöneten din tüccarları, otoritelerini korumak için Kur'an'ı Kerim'in okunmamasını sağlamalıydılar. Nitekim başardılar da.

''İlmin yetmez'', ''Türkçe okursan günah, çarpılırsın'', ''Allah senden az mı biliyordu da Arapça yolladı, Arapça okumalısın'' falan gibi safsatalar ile insanları Kur'an'dan uzaklaştırmış durumdalar.

Peki Atatürk nerede devreye giriyor ?

Atatürk'ü hep dinsiz gösterir yobazlar. Çünkü Atatürk'ün müslüman olduğunu kabul etseler, kendi foyaları ortaya çıkacaktır. Bu kaçınılmazdır. Atatürk'ün, Türkiye'yi ilerletme yolundaki en büyük engel ise, yobazlık, yani dogmatik bakış açısı, gelenekçiliktir.

Nitekim gelenekçilik öyle bir raddeye varmıştır ki, artık bazı geleneklere ''İslam'ın emri'' denilmeye başlanılmış ve şirk işlenilmeye başlanmıştır büyük halk kitlelerince.

Yeni gelen her modernleştirme çabası (devrim), insanların gözüne ''Pis bir büyü'' yada ''İslam düşmanlığı'' olarak gösterilmiş, isyana teşvikler yapılmıştır.

Hz. Muhammed Peygamberimiz'in o güzel ve doğru hadislerinin yanına, nedüğü belirsiz, safsata bir ton yalan hadis doldurulmuş ve ''Peygamber'in sözleri ! Yapmak zorundasın !'' denmiştir cahil halka. Halk Kur'an ile Hadis'lerin kimi zaman çeliştiği noktaları dillendirdiğinde ''Çarpıulırsın tövbe et ve sorgulama !'' denmiştir. Ne ala değil mi ?

Atatürk bunları engellemek için neler yapmıştır ?

1) Din tüccarlarının kelleleri alınmıştır.
2) Din, dini satan şerefsizlerin elinden alınmış, (dogmatik olmayan) bir devlet kurumunun otoritesine bırakılmıştır ki, insanlar kandırılmasın.
3) Din, Hz. Muhammed zamanındaki özüne kavuşturulmaya çalışılmıştır.
4) Dinde ''aracı'' olmamasına ve ''yanlız Allah'tan medet umulmasına'' rağmen, ölü kemiklerden ve ağaçlardan medet umanlara karşı, bu tür mezar/anıt vb. yerlere gerekli yaptırımlar yapılmıştır.
.
.
.

''Laiklik'' gelmiştir. İslam'ın olmazsa olmazı ''Laik'' yaşamdır.

Yani, birinin bir başkasının inancını ''sorgulayamaması'' meselesidir. Çünkü İslam dininde hiçbir şekilde kişi ile Allah arasına 3. bir şahıs giremez.

Bu adım ile beraber İslam rayına oturmuş, birçok müslüman devlet de Atatürk'ün yolunu izlemeye başlamıştır.

Batı dünyası Atatürk'ün bu hamleleri karşısında neler düşünmüştür ?

1) İslam'ın orjinal haline geri dönmesi demek, Batı uluslarının İslam'a kayması demek olacağından, endişeler artmıştır.
2) İslam'ı dünyaya kötü göstermelerinin şart olduğu belli olmuştur.
3) Batı destekli, birçok yobaz vatan hainine maddi/manevi yardım yapılmıştır İsyan girişimi için.
4) Bastırılan bu isyanlar yıllar yıllar sonra ''katliam'' diye önümüze konmaktadır.

Dolayısıyla Atatürk'ü de ''müslüman'' olarak tanımlamak demek kendi sonları olacağından, hep bir iftira rüzgarı esmiştir. İslam'ın eski özüne dönmesini engellemek isteyen yobazlar, kendi otoritelerini korumak için gün geçtikçe daha fazla hadis doğurmuş ve İslam içinden, İslam ile çelişen 10'larca farklı din oluşturmuşlardır.

Bu dinlere ''mezhep'' denilerek insanları birbirine kırdırma, İslam'da birliği engelleme, İslam'ı dünyaya ''terörist'' gösterme dönemi başlamıştır. (mezhepler ile menfaat için dini bölme, insanları katletme dönemi çoook çok evvel başlamıştır)

Bunları engelleyecek yegane mantık Atatürkçülük'ten doğduğundan dolayı Atatürk'ü sevmez yobazlar, onlar için İslam birer otorite aracıdır, bundan dolayı Atatürk'e planlı olarak hakaret/iftira atılmaktadır.

Daha sonra Ateist Türk vatandaşlarının neden Atatürk'ü ateist olarak kabul ettiğine değinirim bir ara. :?

_________________
________________Dinde zorlama yoktur. (Bakara Suresi / 256. Ayet)_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 22:49 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bu nedir Allah askina ?

Bunu okuyup ve bana buraya bilgi diye aktaripda vatanseverlikden bahsetmeniz cok ama cok düsündürücü.

Adamlar Hrant Dink e Basin sehidi demis ......

Önder Aytac gibi bir adamin iftira palavra yalanlarini okuyarak zaman geciren ....

Zamanima yazik yahu birde okutdunuz bana :evil:

http://www.aydinlikgazete.com/yazarlar/ ... oenme.html Başka bir kaynaktan bakalım.
http://www.kalemlervekiliclar.com/Threa ... -KAPANILER Her kaynak aynı bilgi veriyor kafkasya. Ben demiyorum bunu kapanilerin yahudi dönmesi(sabatayist ) olduğu her kaynnaktan sabit. Çürütebilirsen sana inanırım.

Bu arada ilk kaynakta Yalçın KÜÇÜĞÜN yazsıında Aytaç YALMANIN da Yakubi olduğunu belirtiyor. Bu bilgiye ilk defa rasladım. Araçtırma konusu inanmak için.

Hırant Dinkmidir nedir isterse Devrim şehidi saysınlar zaten şehitliğide ele eteğe düşürdüler yazıklar olsun.
Aynı savlarda ben bulunsam, büyük ihtimal ile ırkçı-kafatasçı derdiniz. Daha öncede yazdım. Sanırım işinize gelmeyenleri sürekli es geçiyorsunuz. İnsanların soyunu sopunu tartışacaksak; Başbakan memleketine gittiğinde, kendi köyü olan Güneysu' yu ziyaretinde '' Potemya'nın gururu hoş geldin'' (Köyün Rumca eski adı) yazan pankartla başlayalım demiştim. Osmanlı sayesinde içimize dolan devşirmelerin, bir ırk panayırı haline getirdiği çografyada , soy-sop tartışmasına çok meraklısınız, konu Atatürk ve Türklük olduğu içinde her türlü saptırmayı ve yanlı yorumları katarak; bunu yapıyorsunuz. Buyrun bakalım Potemya ile ilgili bir kaç sözle başlayın tartışmaya isterseniz...

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2013, 23:08 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Başlayalım bakalım. Birincisi Başbakan için gürcü olduğu söylenir. Doğrudur yada değildir. Doğru olsada dediğiniz gibi Yahudi üstün cesaret madalyası almış bi kişi benim Gözümde baştan şüphelidir. Ben şükür ırkçı değilim. Ama yahudilik yada sebetaycılık sonusunda dediğim gibi hiç bir zaman bu iki kesime güvenmem. Bende çerkezim anne tarafımdan. Ama ülkemi vatanımı şükür seviyorum. Yahudi olsam yada sabatayist olsam bu bence ailemde yahudi sabatayist olacağı için ülkemden çok cebimi, menfaatimi yada yada israil çıkarlarını düşüceneceğim bence kesin olurdu.

Şimdi tekrar dönelim Başbakana dediğim gibi Yahudiden madalya almış birine ben yine gğvenmem ve güvenemem. Sebeb ise o madalya neden verildi?? Bence olumlu hizmetlerinden dolayı. Peki yahudiler neden ERBAKAN a yada ECEVİT e bu madalyadan vermedilerr bi düşünün. Uzun lafın kısası ben yahudiye ve dönmelerine güvenmem heleki ülkemizin çıkarları için çalışacaklarına hiç bir zaman inanmam. Dersen ki çerkez yada arap olsaydı yada arnavut belki derdim ama iş İsrailoğllarına geldiğinde orda durun derim. Devşirme konusunu sizle daha önce tartışmıştık. Tekrar girmeyelim.
Size vereceğim cevabı sayın KAFKASYA vermiş. Türk' üm diyen e niye diye sorulmaz. Türkiye Türklerindir. Lakin nerde Türk' lüğe alerjik davranışlar gösteren biri varsa, biraz incelendiğinde altından mutlaka başka bir köken çıkar. Bu asil millete, din yoluyla bulaşabilmiş de olsalar bu değişmez.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Oca 2013, 00:04 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Alıntı:
Kafkasya sizin bu anlattığınız olayın kaynağı varmı ?? Eğer varsa ben yahudilere yada yahudi soyundan gelenlere genelleme yaparak güvenmediğim düşüncesinin yanlış olduğunu forum huzurunda belirteyim. Olay anlatmışsınız ama doğruluğu tartışılır. Ayrıca güneydoğu daki köpeklerden bahsediyosunuz ki onları derinlemesine iyi tanırım o bölgedede bulundum ve onları ben insandan saymadığım için o kunuya girmiyorum. Birde peygamberimiz araptı. Şimdi diyeceksiniz ki o zaman neden ırkçılık yapıyosun. Ben sen söylemeden tekrar edeyim. Ben sadece yahudi milletine güvenemiyorum. O soydan gelen benim ülkemin çıkarını düşünemez düşüncesi bende hala aynı fakat siz yukardaki söylediğini doğruluğunu katlarsanız bende yanıldığımı kabul ederim. Dürüstlük benim için öenmlidir. Düşüncemde hata varsa kabul ederim. İnsanlar yanılabilir. Ama dediğim gibi siz kaynak gösterin.
Peygamberimiz, Hz. İbrahim 'in soyundandır. Hz. İbrahim' in oğullarından İsmail, Arapların atası kabul edilir. Hz. İbrahim' in diğer oğlu İshak ise İsrailoğullarının atasıdır. Araplar, ırk olarak Yahudilerin kuzenidir. Arapça ile İbranicede çok benzer kelimeler vardır. Alfabeleride birbirine benzer. Arapça ve İbranice, aramicenin birer koludur ve kardeş dillerdir. Arapları ırk olarak kutsayanlar bilsinlerki ucu Yahudilerede varıyor :D


Resim

Resim

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Oca 2013, 00:10 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 25 Ağu 2012, 18:10
Mesajlar: 806
Yaş:
Şey, aslında İsrail vatandaşları (çoğunluğu) Türkiye'yi hala çok sever. Zamanında İsrail destek de çıkmıştı bize.

Neden ?

2. Dünya Savaşı sıralarında onlara epey yardımımız dokunmuş idi. On binlerce yahudi kardeşimizi soykırımdan kurtarmıştık.

İsrail-Türkiye arasında sorunlar çıktığında İsrail'de pek çok Türkiye leyhine mitingler yapılmıştı İsrail vatandaşlarınca.

Ha şuan neden mi iki ülke arasında sorun var ? Bizde de onlarda da Irkçı bir hükümet var da ondan.

_________________
________________Dinde zorlama yoktur. (Bakara Suresi / 256. Ayet)_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Oca 2013, 00:22 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 11 Tem 2012, 23:31
Mesajlar: 375
Yaş:
@ArslanMashadow Adem'den geldik hepimiz akrabayız değil mesele gerçekden bu iki Millet Sami kavimine mensubdur zaten bilinen peygamberlerde bu Araplar ve Yahudilere gönderilmişdir...
Ayrıca bugün Kuzey Afrika ve Suriye,Irak topraklarında yaşayan insanlarda bir zamanlar Arap değil Araplarlarla akraba Sami kavimlerine mensubdular yani Körfez Arapları ile bir alakaları yokdu ancak İslamın da etkisiyle Müslümanlaşıp Araplaşdılar...

@Oğuz Şentürk ırkçı değil dinci diyelim bizdeki de onlardaki de öyle anlıyacağın...

_________________
"Zengin bir anı mirasına sahip bulunan; birlikte yaşamak konusunda ortak istek ve uzlaşmada samimi olan; sahip olunan mirasın korunmasını birlikte sürdürmek konusunda iradeleri ortak olan insanların birleşmesinden ortaya çıkan topluluğa Ulus adı verilir."

Mustafa Kemal Atatürk


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Oca 2013, 00:46 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 25 Ağu 2012, 18:10
Mesajlar: 806
Yaş:
Bana göre etnik kimlikler birer kültür, dolayısı ile de ''inanç'' işidir. Bundan dolayı dini inanç sömürülerini de ''ırkçılık'' kafesine koyuyorum ''dini ırkçılık'' olarak hocam.

Aslında her insan, ötekinin de birer ''insan'' olduğunu kavradığı vakit (saksıyı çalıştırmalı), dünyadaki şiddet yarı yarıya azalır en az.

_________________
________________Dinde zorlama yoktur. (Bakara Suresi / 256. Ayet)_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Oca 2013, 16:15 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Oca 2013, 20:41
Mesajlar: 28
Yaş:
Alıntı:
Şey, aslında İsrail vatandaşları (çoğunluğu) Türkiye'yi hala çok sever. Zamanında İsrail destek de çıkmıştı bize.

Neden ?

2. Dünya Savaşı sıralarında onlara epey yardımımız dokunmuş idi. On binlerce yahudi kardeşimizi soykırımdan kurtarmıştık.

İsrail-Türkiye arasında sorunlar çıktığında İsrail'de pek çok Türkiye leyhine mitingler yapılmıştı İsrail vatandaşlarınca.

Ha şuan neden mi iki ülke arasında sorun var ? Bizde de onlarda da Irkçı bir hükümet var da ondan.
Türkiye'nin ırkçı eylemler içerisinde olduğuna dair bir kaç anekdot verebilir misiniz ?

_________________
adalet mülkün temelidir


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Oca 2013, 16:52 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 25 Ağu 2012, 18:10
Mesajlar: 806
Yaş:
Tabiside.

RTE : ''Dindar gençlik yetiştirmek istiyoruz''

RTE : ''Hem laik hem müslüman olunmaz, ya müslüman olacaksın ya laik, ikisi bir arada ters mıknatıslanma ( :lol: ) yapıyor''

RTE : ''Halk isterse tabi ki laiklik elden gidecek''

RTE : ''Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz''

RTE : ''Tek vatan, tek dil, tek din..''

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=uWX5BhGltZ4[/youtube]

:lol:

Devam edeyim mi ?

Bülent Arınç : ''Laikliği tarif edenler, dini insanların vicdanlarına hapsediyor''

Milletvekili Süleyman Demirci : ''Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır''

TOKİ başkanı : ''Bize parayı Allah gönderiyor'' - Şimdi de biz Allah olduk iyi mi :lol: -

Çalışma Bakanı Ömer Dinçer : '' (Maden İşçileri) güzel öldüler''

RTE : ''(Ölen maden işçileri ile ilgili) Kader''

.
.
.

Buram buram ırkçılık kokuyor yahu.

_________________
________________Dinde zorlama yoktur. (Bakara Suresi / 256. Ayet)_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Oca 2013, 17:13 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Oca 2013, 20:41
Mesajlar: 28
Yaş:
Elbette her kesim dünya görüşünü empoze edecektir .
Kimileri de bunun da ötesine geçip rol çalarak , hitab ettiği tabana hoş görünmek için sloganlarla meydana çıkacaktır .

Benim sorum , Türkiyenin , israil ile ilişkilerin bozulmasında hangi ırkçı eylemde bulunduğu , idi . Türkiye ile İsrail arasındaki sorunların temellerinden birinin , Türkiyenin ırkçılığından kaynaklandığını ifade ediyorsunuz . Yeteri kültürel birikime sahip olmayan feodal ananeleri dini kabuller gibi algılayan blok oya dönük açıklamaları tercih edeceğiniz yerde , ırkçılık suçu içeren bir kaç uyguluma örneği verilmesini umardım .

Cumhuriyet tarihinin önemli bir bölümüne ve ortadoğunun yetmişli yıllardan bu yana nasıl şekillendiğine tanıklık etmiş biri olarak Türkiyenin ırkçılıkla yaftalanmasına kabul göstermem . Hükumeti kuran kadrolar bir iki seçim ile silinir gider , bu gün Türkiyenin üzerinde kalacak bu yaftalamalar yarın ki imajını oluşturacak . Önümüzdeki yıl 2014 . Bu düşüncenize avrupadan ve amerikadan milyonlar destek çıkacak , eğer merak ediyorsanız .

_________________
adalet mülkün temelidir


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Oca 2013, 17:35 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 25 Ağu 2012, 18:10
Mesajlar: 806
Yaş:
Sanırım esas problem ırkçılık tanımı ile ilgili.
Alıntı:
Bana göre etnik kimlikler birer kültür, dolayısı ile de ''inanç'' işidir. Bundan dolayı dini inanç sömürülerini de ''ırkçılık'' kafesine koyuyorum ''dini ırkçılık'' olarak hocam.
.. demiştim ben.

Yukarıdaki örneklerde ''Irkçı'' bir zihniyete sahip olduklarını gösterdim. Eyleme döker isek ;

- İsrail-Filistin konusunda tek taraflı, objektiflikten uzak bir bakış açısı,
- Mavi Marmara olayı (Bana göre %100 kendi suçumuz [hükumetin suçu] )
- Suriye ve Kuzey Afrika ülkelerinde Teokrasi yanlısı teröristlerin desteklenmesi (Özellikle Mısırdaki iktidar değişimi)

falan filan.. dır ilişkilere darbe indiren olaylardan bazıları.

Peki ya ''One minuteS'' ?

Başbakanın sınırda yarım saat bekletildiğinden ötürü bu çıkışı haklı buluyorum.

İşte bu da İsrail'in Irkçı yaklaşımı. Aynı zamanda ''Elçi koltuğu'' krizi vesaire.

Ekleme : Bu arada ben ''Türkiye ırkçıdır'' demedim ki zaten, ''Her iki ülkede ırkçı hükümet var'' dediydim :ugeek:

_________________
________________Dinde zorlama yoktur. (Bakara Suresi / 256. Ayet)_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Oca 2013, 17:45 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1539
Yaş:
İyi... Bu tartışmalar vesilesiyle Arslanmashadow'un durumunun ne olduğu anlaşıldı. “İnandıkların yalan” diyorum, kaynak gösteriyorum, umursadığı yok. İnandığı yalanlarla mutlu olana ne denir malum…

Efendim, bildiğiniz gibi(!), şu hain İngilizlerin ve onları yöneten Yahudilerin bir numaralı hedefi, İslam dinini yeryüzünden silmektir (!). Her ne kadar, 1918’e gelindiğinde bağımsız tek bir İslam ülkesi kalmadıysa da, İngilizler, Şerif Hüseyin, Ağa Han, Emir Ali, Molla Sait, Dürrizade, Mustafa Sabri vb. gibi dini liderleri satın almak suretiyle, egemenlikleri altındaki tüm dünya müslümanlarını koyun sürüsü gibi yönetiyorsa da, her imparatorluk gibi, satın aldıkları dini liderlerin halk üstündeki tahakkümüne göz yummak ve halkın ibadetlerine, kıyafetlerine karışmamak prensibine sadık kalarak, dini kökenli ayaklanma tehlikesini en aza indirebiliyor, üstelik bunlar aracılığıyla bağımsızlık isteyen “milliyetçi” denilen terbiyesizlere karşı iç cepheler oluşturma imkanına sahip oluyorlarsa da, Maysor gibi yerlerde çıkıntılık yapan bir iki dini lider çıkarsa, kenara kıstırdıkları İslam Halifelerinin(!) nasihat heyetleri göndermesi sağlanarak olayın kontrol altına alınması sürecine katkı sağlamak mümkün oluyorsa da, bağımsız gibi görünen ama fiilen kontrolleri altında olan en büyük İslam ülkesi, yine edepsiz milliyetçilerin marifetiyle, kendilerine cephe alma hatasına düştüğünde, üstelik, o pek güvendikleri “halifelik” kurumuna dayanarak, diğer İslam ülkelerini ayaklandırmak gibi hayallere kapıldığında, yanıtı, o ülkeye en ağır darbelerden birini bizzat İslam’ın kalbi, Hicaz’dan indirerek ve de tüm sömürgelerden %100 imanlı, kökünde gram Yahudilik olmayan askerleri toplayıp, Çanakkale, Irak, Kanal gibi cephelerde üstlerine sürmek yoluyla pek güzel verebiliyorken, velhasıl içindeki özbe öz İngiliz askerlerinin sayısı taş çatlasa bir kaç tümeni geçmeyen kuvvetle, tüm dünyayı kontrol altında tutabiliyor, sömürdükleri hammaddelerle sanayilerini doyasıya besleyebiliyorken…. dertleri İslam’ı yıkmaktı! :D :D :D (Lütfen cümlen neden bu kadar uzun diye sormayın :D )

Ha, şimdi bazı ukalalar diyebilir ki “Efendim, dertleri buysa, İslam dünyasının çoğunu yüzlerce yıl kontrol altında tuttular, öncelikle doğrudan kendi egemenlikleri altındaki İslam topraklarında İslam’ı yeryüzünden silmek için ciddi çalışmalar yapmaları gerekmez miydi? Camileri yıktıklarını, Kuran’ı, ibadetleri yasakladıklarını, kadınların çarşaflarını çıkardıklarını, sarık giyilmesini yasakladıklarını hiç duymadık. Maaşallah İslam nüfusunda bir azalma da olmadı. Tam tersi sayıları arttıkça arttı?”. Böylelerine verilecek yanıt, müstehzi bir gülümseme ve çok bilmiş bir eda ile “Sizin gibi üstatların eserlerini okumamış, Yahudi’nin ne olduğunu bilmeyen cahillere bu konuları açıklamam çok zor” şeklinde olmalıdır. Üstatların eserlerini okumuşlarsa da anlamamışlardır muhtemelen.

Velhasıl, sonunda bağımsız gibi görünen son İslam ülkesini de yere serdiler. Basit düşünceli insanlar, egemenliklerinin devamını sağlamak için, İngilizler’in, o ülkenin başında bulunan ve korkudan tir tir titreyen halifeyi makamında bırakmak, kukla gibi yönetmek suretiyle, o ülkedeki bir kaç çılgın din adamını ve hele o şeytan milliyetçileri kontrol altına almaya çalışmasının en makul yol olduğunu düşünebilir. Görünüşe göre öyle de yaparlar. Ama hayır! Hesaba katmadıkları bir faktör vardır. O ülkenin başındaki halife, her ne kadar sarayından ayrılmaya pek gönüllü değilse de, yiğidin önde gidenidir. Yani tam bir “Şark Aslanı”dır :D

Niyeti, esaslı bir komutan görevlendirip, İngilizleri ve müttefiklerini ülkeden kovmaktır. Namazında niyazında o kadar komutan varken, içki içtiği bilinen, Çanakkale’de hiç bir varlık gösterememiş, Gazze cephesinde, İngilizlerle işbirliği halinde ihanet etmek suretiyle 22.000 tüfeklik devasa ordunun, tam teçhizatlı 120.000 İngiliz askeri karşısında yenilmesini sağlamış komutanı bulur, bula bula. Onun ihanet ettiğinden, aynı cephede savaştığı askerler ve komutanlar haberdar olmadığı gibi, Şark Aslanı da haberdar değildir elbette. Bu korkunç gerçeği, “keşif” yoluyla ortaya çıkarmak, olaydan 40 yıl sonra Kadir Mısıroğlu gibi üstatlara(!) nasip olacaktır…

Nasıl İngilizler bu faktörü(!) hesaba katmadılarsa, Şark Aslanı’nın da hesaba katmadığı bir nokta vardır. Seçtiği komutan Yahudi asıllı bir Sabetayisttir. Diğer Sabetayistler gibi, Yahudilerin, ilahlara yakışır uzun vadeli planlarının bir sonucu olarak devlete sızmıştır. Gerçekte İngilizlerin (veya Yahudilerin) hesaba katmadıkları hiç bir faktör yoktur. Onlar aslında ülkeden çekilip gitmeyi düşünmektedirler. Ülkenin batısını Yunanlılara, güneyini Fransızlara ve İtalyanlara, kuzeyini Rumlara, doğusunu Ermenilere vermek gibi amaçları da yoktur. Her ne kadar o güne kadar işgal ettikleri tüm ülkelerdeki müslümanlar uslu uslu oturmakta, kendilerine ciddi bir sorun çıkaramamaktaysa da, yüzlerce yıl boyunca İslam’ı yok etmek bir şey yapmadılarsa da, artık bir yerden başlamanın zamanı gelmiştir.

Meşum planlarını uygulamak için yeni işgal ettikleri ülkeyi seçerler. Planları, bu işi şikeli bir dövüş sonunda millete “kahraman” diye yutturacakları eski dostları, Sabetayist’e yaptırmaktır. Tabi basit düşünceli insanlar şöyle diyebilir: “Bu planı ülkeden çekilerek mi uygulayacaklardı? Ne güzel, görünüşteki planlarını aynen uygulasalar, yani, şurasını Ruma, burasını Ermeni’ye, orasını Yunan’a verseler, kendilerinin de desteğiyle, imparatorluk geleneğine sahip olmayan, üstelik de ülke ahalisine karşı hınçları bulunan bu milletler İslam’ın işini bitirme misyonunu daha etkili ve hızlı bir şekilde yapamaz mıydı?”. İtibar etmemek gerekir böyle cahillere. O zaman sadece o ülkenin halkı katlonulmuş olurdu. Kalan müslümanlar ne olacak akıllım? Öncelikle o ülke insanları dinlerinden kopacak, laik olacak ki, diğerleri de onlara uysun. Cahil der ki “Ben laikliğin dinsizlik demek olduğunu bilmiyordum. Üstelik, bildiğim kadarıyla, o ülkenin insanları, -dediğinize göre- tam da Yahudi planına uygun olarak, kendine milliyetçi süsü vermiş sabetayistin önderliğinde ayaklanıp, yalandan bir kaç dövüş sonucu sözde başarıya ulaşınca, İngiliz İmparatorluğu’nun her yerinde bağımsızlık talepleri ve milliyetçi akımlar güç kazandı. O kadar planı yapan İngilizler, bunu düşünemediler mi?”. Diyeceksin ki “O da planın bir parçasıydı aptal! Yahudi planı diyorum sana…”. Cahil ısrar eder elbet “Yani plan İslam ülkelerinin, bağımsız olması, ama dinden uzaklaşmasıydı öyle mi? O zaman, bu plan uygulanmasaydı, sömürge hallerini sürdürmekle beraber, dinlerine pek bağlı oldukları için İngiliz İmparatorluğu ve Yahudi emelleri için daha büyük tehlike oluşturacaklardı demek istiyorsunuz anlaşılan”. “Höt! Mugalata yapma” diye yanıt ver, “Halifenin önderliğinde devasa bir uyanış yaşamaları tehlikesi vardı”. Cahil “Yahu halifelik yeni mi kuruldu? Öyle bir tehlike vardıysa, İslam dünyasının her yanı yüzlerce yıldır İngiliz egemenliği altındayken, hatta halife olaydan dört yıl önce cihat ilan etmişken niye baş göstermedi? Bırak onu, halifelik, Haçlı Seferleri ve Moğol İstilası sırasında bile müslümanları birleştirememişti. Müslümanların bir avuç Haçlı’yı memleketlerinden çıkarmaları 170 yıllarını aldı” gibi laflar edebilir ama kafana takma, cevap verme… “Yahu, hani plan İslam’ın yok edilmesiydi? Her şeyi bilen Yahudiler, zaten yok hükmünde olan halifeliği yok etmekle İslam’I yok edemeyeceklerini bilmiyorlar mıydı? Bu kadar plan, proje, tepişme sadece halifeliğin ortadan kaldırılması için miydi? Öyleyse, halifenin soyunu yok etmek daha pratik ve düşük maliyetli bir çözüm olmaz mıydı? Hem bu kadar saygıdeğer bir kurum, alt tarafı bir meclis kararıyla nasıl yok edilir? Müslümanlar neden sürgündeki halifenin etrafında toplanmadı? Üstelik İslam yokolmadığı gibi, Sabetayist’in ülkesine uyarak, laikliği seçen ülke de pek olmadı” filan diye zırıldarsa, koşarak uzaklaş veya demogoji ile yanıt ver, olsun bitsin…

Cahil sonunda imana gelir gibi olup “Kusura bakma, şu muhteşem planı anlayıp, hazmetmem biraz vakit aldı. Şimdi iyice düşününce olabilir gibi geliyor. Adet yerini bulsun diye, kaba hatlarıyla anlattığın bu planın detaylarını veren, doğrulayan belgeleri, kanıtları gösterebilir misin?” diyebilir. Üstünde durma, duymazdan gel. Baktın olmuyor “Sabetayist” olmakla suçla…

Şaka bir yana, güleyim mi ağlayayım mı bilemiyorum. Biraz vicdan, izan sahibi bir insan, memleketini işgalden kurtarmış, kıt kaynaklarına, yok sanayisine rağmen önünü açmayı başarmış bir kahraman hakkında, yukarda özetlediğim, belgesi, kanıtı olmayan, şizofren hayallere dayanan iftiralara inanması nasıl mümkün olabilir? Hadi inandı diyelim. Bunları yazanların yalancı olduğunu belgeleriyle kanıtlayan eserlere neden iltifat etmez? Bir göz atmayı bile çok görür? Hüsn-ü zan edilmeye ömrünü savaş meydanlarında geçirmiş kahramanlar mı, ne idüğü belirsiz yazar parçaları mı daha çok layıktır?

Goebbels der ki “Eğer yalanı yeteri kadar büyük tutar ve sürekli tekrarlarsan, insanlar inanır sonunda”


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Oca 2013, 17:55 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 25 Ağu 2012, 18:10
Mesajlar: 806
Yaş:
Evet ultra ırkçı, her iki hükümet de. Benim dediğim şey de bu zaten.

-----------------------------

Neden ''Mavi Marmara''da hırsızın hiç suçu yok onu da anlatayım ;

İsrail bangır bangır ''Yollarsan gemiyi hiç acımam, gözünün yaşına bakmadan vururum'' dedi defalarca. Biz ne dedik ?

- Milletvekili eşlik edecek, n.h vurursun.
- Yanında fırkateyn de yollayacağız, yiyorsa vur.
.
. Falan filan.

Ne oldu ? Hiçbiri gerçekleşmedi. Kurbanlık koyun gibi ölüme yolladık vatandaşlarımızı. İsrail de sözünde durdu, vurdu.

Suçlu, tehdide karşılık önlem almayan bizde, tehdidini uygulayan İsrail'de değil. İsrail kendi menfaatini aslanlar gibi savunurken;

Suç, kendi menfaatlerini çöpe atan, uluslararası arenada imajını yerin altına sokan Türk Hükümetinde.

Pekiii, neden Tayyip böyle birşey yapmaya girişti ?

Bildiğiniz gibi ülkemizde ''insan hayatı''nın değeri ''0''. Hatta (-) değerde dahi olabilir. Hem zaten kendi sapık zihniyeti yolunda ölen insanlara da ''şehit'' dediklerinden ötürü kendilerini avutabiliyorlar.

İsrail'i uluslararası arenada eleştirilere mazur bırakmak, Kendi halkından oy toplamak için 9 Türk vatandaşının ölmesi, hiç de önemli değil.

Güzel kazanç :?

_________________
________________Dinde zorlama yoktur. (Bakara Suresi / 256. Ayet)_________________
Resim


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 179 mesaj ]  Sayfaya git 1 2 3 4 Sonraki

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye