TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 12 Ara 2017, 17:16

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 17 Kas 2017, 13:03 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1547
Yaş:
Dostlar, bugün Vahdettin haininin kaçış yıl dönümüdür, kutlu olsun...

Ülkemizde cehalet o seviyededir ki insanlarımızın çoğu Vahdettin'in ortada fol yok yumurta yokken kendi arzusuyla kaçtığını bilmez, sürgün edildiğini sanır!

Söz konusu şahıs sürgün edilmemiş, İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığına "canının tehlikede olduğunu, İngiltere'ye sığınmak istediğini" yazılı olarak bildirdikten sonra, 17 Kasım 1922'de HMS Malaya zırhlısıyla kaçmıştır.

Bu şahıs sayısız ihanetlerinden birini kaçmadan hemen önce işlemişti: İtilaf devletleri Lozan Konferansı'na TBMM hükümetinin yanı sıra İstanbul hükümetini de davet etmişti. İtilaf devletleri, İstiklal Harbimiz sırasında olmadık zararlara uğramamıza sebep olan hükümet ikiliğinin, konferans sırasında da sürmesini, böylece şartlarını daha rahat dayatmayı hedefliyorlardı. Vahdettin bu daveti reddetmek yerine, kabul etme ihanetini de yapmaktan çekinmedi. Söz konusu ihaneti, 1 Kasım 1922'de saltanatın lağv edilmesiyle karşılık buldu.

Peki ortada Vahdettin'in canını tehlikeye koyan bir durum var mıydı? Yoktu. Kendisi hakkında hiç bir soruşturma açılmış, hiç bir resmi suçlama yapılmış değildi. Dahası İstanbul hala işgal altındaydı ve işgal 6 Ekim 1923'e, yani kaçtıktan bir yıl sonraya kadar sürecekti.

Vahdettin'de vatanseverlik gibi bir haslet, hadi o zaten yok ama zerre akıl olsaydı, büyük zaferimizle birlikte kukla İstanbul hükümetini lağv edip, TBMM hükümetini tanıdığını ilan ederdi. Kendisinin gerçek arzusunun da işgalcilerin memleketimizden kovulması olduğunu ama şartlar gereği farklı tutum almak zorunda kaldığını beyan ederdi.

Böyle yapsaydı İngilizler kendisine ne yapabilirlerdi? Hiç! Öldürmeleri zaten söz konusu bile olamazdı. Tutuklamaya kalkacak olsalar, Vahdettin birden milli kahraman haline gelir, Lozan'daki ilk taleplerimizden biri serbest bırakılması olurdu.

Fakat kendi milletine zerre güvenmeyen bu hain, çareyi hep düşmanlarımızın kendisine sağlayacağını umduğu imkanların peşinde koşmakta aradı.

Son hatasını da düşmanlarımıza sığınmakla yaptı. Saltanat kaldırıldığında Vahdettin hilafetten azledilmemişti. Halen meşru halifeydi. Aleyhinde alınmış bir sürgün kararı da yoktu. Fakat bu korkak, milletin hakkında alacağı kararı beklemeyi bile göze alamadı. Üstelik ne karar alınırsa alınsın, henüz uygulanma imkanı yokken!

Daha önce yaptıkları bir yana, ortaya koyduğumuz şu gerçekler bile Vahdettin'in nasıl bir korkak ve hain olduğunu apaçık göstermektedir. Fatih'in kendisine teklif ettiği Mora despotluğu makamını reddedip, sonuna kadar savaşan ve savaş meydanında ölen son Bizans imparatoru kadar bile adam olamadı koca Osmanlı hanedanının son padişahı.

Ha bir de kaçtıktan sonra yediği haltlar var, onları ayrıca anlatırım sırası geldiğinde...


En son Rumeli tarafından 17 Kas 2017, 14:50 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Kas 2017, 13:48 
Çevrimiçi
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 2164
Yaş:
Alıntı:
Son halife Vahdettin değil Abdülmecit Efendi dir. Yalnız yazınızı beğenmedim, bunu belirtmek isterim. Osmanlı da Cumhuriyet de bizim.Bunu böyle anlamak ve kabul etmek gerektiğini düşünüyorum.
Yahyacım Vahteddine sormuşlar ben son mektubumu halife_i diye imzaladım sen inanma Yahya'ya dedi.

Dersaadet İşgal Orduları Başkumandanı General Harringthon cenablarına.

İstanbul'da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere devleti fahlmesine iltica ve bir an evvel İstanbul'dan mahalli ahara naklimi talep ederim efendim.

16 Teşrinisani (Kasım) 1922Halifei Müslimin Mehmet Vahidettin

Resim

Yahyacım bak daha
"ingiliz ulusuna karşı beslediğim sevgi ve hayranlık duygularımı, babam sultan abdülmecit'ten miras aldım. ümidimi allah'tan sonra ingiltere'ye bağladım..."

cümlesine girmedim bile.

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Kas 2017, 14:44 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1547
Yaş:
@yahyaay, çok merak ettiysen söyleyeyim, Sayın Sailordream senin gibi hanedandan değildir maalesef :)

Bu forumda "sen kimsin" gibi laflarla, edepsizlik yapılması yasaktır. Diyebileceğin bir şey varsa, adam gibi yazarsın. Ancak söyleyeceği sözü olmayanlar edepsizlikte ararlar çareyi..

Yazımı beğenmediğine memnun oldum. Zaten beğenesin diye yazmamıştım.

Marifet, yazımı beğenip beğenmemek veya "Osmanlı da Cumhuriyet de bizim" gibi genel geçer laflarla cevap yetiştirmeye çalışmak değil, yazdıklarımda ve tahlillerimde bir hata varsa sebebiyle ortaya koymaktır.

Yazdıklarını okuyunca, çocuklarımızın PISA sınavlarında kendi dillerinde yazılanı bile anlayamayacak hale nasıl düşürüldüğüne bir kez daha şahit oldum ve üzüldüm.

Yahu yazımda "son halife Vahdettin'dir" demiyorum ki "son halife Vahdettin değildir" gibi bir bilgilendirme yapmaya ihtiyaç duyasın! Dediğim şu: 1 Kasım 1922'de saltanat lağv edildi ama hilafet değil. O tarihte hilafet lağv edilmediği gibi, Vahdettin de hilafet görevinden alınmamıştı. Yani kaçtığı sırada hala meşru halifeydi.

Son halife Abdülmecit Efendi, ancak Vahdettin kaçtıktan sonra, 19 Kasım 1922 tarihinde halife olarak seçildi...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Kas 2017, 16:47 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 23 Tem 2012, 23:58
Mesajlar: 2218
Yaş:
Bahse konu kıl cımbızlanarak imha edilmiştir. Konudan devam edebiliriz.

_________________
Nişan olsun bize buyan,
Bozkurt olsun bize uran,
Demir kargı olsun orman,
Güneş tuğ olsun, gök kurıkan.
HUN Taktik


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Kas 2017, 19:45 
Çevrimiçi
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 22:24
Mesajlar: 4432
Yaş: 40
Bu günü özel bir etkinlikle kutlamak gerek,resmi tatilde olabilir.

_________________
Resim

Tanrı hasımlarıma acısın, zira ben onlara acımayacağım."

Sakallı Nurettin Paşa”

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, Biz ki Türk oğlu Türk’üz; Biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün Başbuğuyuz!”

Başbuğ Timur


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Kas 2017, 22:45 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 31 Oca 2017, 23:39
Mesajlar: 537
Yaş: 39
Alıntı:
Dostlar, bugün Vahdettin haininin kaçış yıl dönümüdür, kutlu olsun...
Diger hainler örnek alsa bari ....

_________________
GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTEN KORKMAYINIZ..!

Mustafa Kemal Atatürk


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 Kas 2017, 01:04 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 1041
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
Vahdettin öyle böyle bir hain değildir. Hem haindir hem de Türk milletine onun saltanatı için savaşmadıkları için kin ve nefret besleyen bir namus yoksunudur.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 Kas 2017, 09:38 
Çevrimdışı
Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Tem 2015, 16:17
Mesajlar: 292
Yaş:
Alıntı:
Vahdettin öyle böyle bir hain değildir. Hem haindir hem de Türk milletine onun saltanatı için savaşmadıkları için kin ve nefret besleyen bir namus yoksunudur.
Siz böyle deyince sanki tanıdığım birinin gelecekteki hali aklıma geliyor ama neyse...

_________________
"ASIL ÖNEMLİ OLAN VE MEMLEKETİ TEMELİNDEN YIKAN, HALKINI ESİR EDEN, İÇERDEKİ CEPHENİN SUSKUNLUĞUDUR"


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 18 Kas 2017, 10:37 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1547
Yaş:
Alıntı:
Vahdettin öyle böyle bir hain değildir. Hem haindir hem de Türk milletine onun saltanatı için savaşmadıkları için kin ve nefret besleyen bir namus yoksunudur.
Aynen dediğiniz gibi Sayın StrategyMaster, hiç şüphesiz ki Vahdettin su katılmadık bir haindir. Hainliğini kanıtlayan marifetleri say say bitmez.

Diğer taraftan, kimileri Vahdettin'in hain olduğunu kabul etmek istemez. Hatta kahraman ilan eden şerefsizler de vardır. Vahdettin'i hain olarak görmeyen tayfa ikiye ayrılır:

1- Yobazlar: Bunların yalanlarını desteklemek için ileri sürdükleri tek "delil", "Efendim Atatürk'ü Samsun'a gönderen Vahdettin'di" tezidir. Ne ki gönderme amacı milli mücadele başlatması imiş! Buna delil olarak Atamızın bizzat anlattığı şu diyaloğu sunarlar:

"Paşa paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin, bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (elini demin bahsettiğim kitabın üstüne bastı ve ilâve etti) tarihe geçmiştir.' O zaman bunun bir tarih kitabı olduğunu anladım. Dikkatle ve sükûnla dinliyordum: 'Bunları unutun,' dedi, 'asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa paşa, devleti kurtarabilirsin!' Bu son sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle samimî mi konuşuyor? O Vahdettin ki ecnebi hükûmetlerin yüzüncü derece âletleriyle temas arayarak, devletini ve saltanatını kurtarmaya çalışıyordu, bütün yaptıklarından pişman mı idi? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat böyle bir tahminle başka bahislere girişmeyi tehlikeli addettim. Kendisine basit cevaplar verdim..."

Bilenler bilirler, Atamız, 1. Dünya Savaşı sırasında, Vahdettin henüz şehzadeyken, kendisiyle birlikte Almanya'ya gitmişti. Atamız Vahdettin'e Almanya'nın yenilmesinin kesin olduğunu, savaştan bir an önce çıkmak lazım geldiğini, bunun için yapılması gerekenleri anlatmış ve dediklerine Vahdettin de katılmış, destek vaat etmişti. Fakat sonradan görmüştü ki Vahdettin tüm konuşmaları bir bir İttihatçılara okumuş, kendisine sırtını dönmüştü. Böyle bir yaratığa elbette güvenemezdi. Başka? "40.000 altın verdi" yalanları falan filan...

Bunların hepsi boş laflardır. Vahdettin'in İstiklal Harbimiz boyunca ve hatta sonrasında tek bir olumlu tutumu olmamıştır; tam tersi İstiklal Harbimizin yenilgimizle sonuçlanması için yapmadığı kötülüğü bırakmamıştır. Böyle bir kişinin Atamızı Samsun'a göndermesindeki niyeti vatan müdafaası olabilir mi?

Hepsini geçelim, Vahdettin ömründe bir kere olsun "Ben onu Samsun'a vatan müdafaası için gönderdim" demiş midir? Böyle bir iddiayı dillendirdiği tek satır yazısı var mı? Gönderen kral, ömrünün sonuna kadar bir kere bile "amacım buydu" dememesine rağmen, kraldan kralcı olanların "Yok, biz gözünden anladık :D, niyeti buydu" demesi nasıl izah edilebilir?

2- Ecevit, Murat Bardakçı gibi bir kısım kişi: Bunlar Vahdettin'in tutumunun ihanet olarak değerlendirilemeyeceğini söylerler. Gerekçe olarak, ne yaptıysa milli mücadelenin başarıya ulaşabileceğine inanmadığı, mücadelenin daha ağır zararlara uğramamızla sonuçlanacağını düşündüğü için yaptığını ileri sürerler.

İşte onayladıkları ("Vahdettin imzalamadı" bahanesini geçin... Soran olursa anlatırım o işin aslını) Sevr Anlaşması ortada... Adama sormazlar mı daha ağır ne zarara uğrayacaktık? Adama sormazlar mı idam hükmünü imzaladığı Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'in, kurdukları çetelerin elinde şehit olan Yahya Kaptan'ın, Binbaşı Rahmi Bey'in ve daha nice kahramanımızın kanlarını? Hepsini geçelim, işte ilk yazımda inanmadıkları zafer kazanılınca ne yaptıklarını da anlattım; var mı bir tutum değişikliği?

Olaya bu şahısların bakış açısıyla bakarsak yeryüzünde "hain" olarak tanımlanabilecek insan kalmaz. O zaman, Almanlarla işbirliği yapıp, Fransa'nın canına okuyan Mareşal Petain de hain değildir, Norveç'i satan Vidkun Quisling de hain değildir, Damat Ferit de hain değildir, bugünlerde adı okullarımıza verilmeye çalışılan Mustafa Sabri köpeği de, Dürrizade de, Sait Molla da, eli kanlı Anzavur domuzu da hain değildir...

Eh bunca hain yokluğunda, bir hain Atamız kalıyor öyle mi? Onu söyleyenler de var... Ya bir... Neyse ağzımı bozmayayım...

Varsayımla tarih olmaz. Ama müsait bir zamanda şu "Samsun'a gönderme" olayının olası nedeni niçini konusunda da bir kaç satır yazacağım.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye