TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 26 Eyl 2017, 10:22

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading


Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 13 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 20 Tem 2015, 22:44 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2361
Yaş:
Bir Bayram günü şehitlerimizle bayramlaşmayı ne zamandır planlıyordum. En nihayetinde planımı gerçekleştirdim. Kurtuluş destanının eşsiz bir aşaması olan meydan muharebesini gidip yerinde görmek için harekete geçtim. İstanbul’dan hareketle Afyonkarahisar’a giderek savaş meydanı ve şehitlikleri ziyaret etme imkânını buldum. Aslında daha önceden de gitmiştim ama o dönem geçerken şöylece bir uğramıştım. Benim asıl merak ettiğim yerler herkesin malumu olan Kocatepe mevkiinden ziyade, savaşın cereyan ettiği mıntıkaydı. Planımı da şöyle çizmiştim. Tınaztepe’ den hareketle dağ yollarını aşarak Kocatepe’ ye ulaşacaktım. Stabilize dağ yolu araç kullanmakta zorluk çıkartsa da yine de kullanışlı bir yolmuş. Oralara kış mevsiminde gidenler yolda kalır haberi olsun!..

Şehirlerarası anayoldan Tınaztepe istikametine dönüş yaptım. Belde içerisinden geçtikten sonra tren yolu hemzemin geçidini aşarak stabilize yola girdim. Amacım savaşın gerçekleştiği alanı idrak edebilmekti. Olur ya, savaşa ait kalıntılar bulur muyum acaba! Diye de içimde bir heyecan vardı. Bulamasam da idrak edecektim zaten. Bölge tipik Ege Bölgesi bitki örtüsüyle kaplıydı. Dar dağ yolu vadilerin arasından kıvrıla kıvrıla beni bir dağın başına çıkartı. Gitmiş olduğum yolları henüz savaş meydanı haritasın ile karşılaştırmadığım için hangi dağ başında olduğumu bilemiyorum doğrusu! Detaylı savaş planlarını kamera kayıtları ile karşılaştırıp ayrıca inceleyeceğim. Kuş uçmaz kervan geçmez bu dağ yollarında görünüşte benden başka bir Allah’ın kulu da yoktu. Derken ilerde bir çoban ve sürüsünü gördüm. Selamın Aleyküm, Aleyküm Selam faslından sonra ‘’ emmi buradan Kocatepe’ ye nasıl giderim ‘’ dedim. OHOOO yeğenim sen yanlış gelmişin, Kocatepe’ye Afyon merkezden gidecektin, burası dağ yolu… Nerden baksan 10-15 km gitmen lazım- dedi. Emmi ben zaten buradan gelmeyi tercih ettim- dedim. O zaman yürü gari yolun uzun- dedi. Biz o direktife bağlı kalarak gazladık. Gazladık derken lafın gelişi, gazlamanın imkânı yok! Gaza hafif fazla yüklensen aynen uçurumdan aşağıya boylarsın. Git babam git! Bir tepeyi aştıktan sonra başka bir tepe… Onu aştıktan sonra başka bir tepe. Bir türlü sonu gelmez oldu. Bu arada Yunan askerleri kesin şuralarda mevzilenmiştir, Türk ordusu şuradan saldırmıştır gibi kendimce çıkarımlarda yapıyorum! Bir ara iyice bunaldım ne yalan söyleyim! Yahu bizim asker buralarda nasıl savaşmış-dedim. O dönem yol yok, aş yok, ekmek yok, postal yok - yürü babam yürü! Bir de sıcak ki sorma gitsin… Derken bir dağın eteğinde taş yığınları gördüm. Allah Allah bu taşları buralara kim getirmiş acep-dedim. Sonradan aklıma geldi. İşte bunlar aradığım Yunan tahkimatları! Taşları üst üste koyarak tahkimat yapmışlar. Yer yer avcı çukurları, yer yer uzun tahkimatlar! İlerde bir köy gördüm, Yunan tahkimatlarında kullanılan taşlardan ev yapmışlar! O kadar çok taş var ki…

Dağ yollarını aşa aşa en sonunda asfalt yola çıkmayı başardım. Yolun başında köylü çocukları gördüm. Gençler Kocatepe’ ye nasıl giderim, birkaç saattir dağ yollarını aşmaya çalışıyorum dedim. Gençlere kendimizi güldürdükten sonra yolu tarif ettiler. Savaş meydanını idrak etmek üzere çıkmış olduğum Dağ yolu macerasında, idrak edilmesi gereken insan konuma geldim! Toz toprak, araba duman oldu. Neyse ki asfalt yola ulaşmanın vermiş olduğu güvenle Kocatepe’ ye tırmanmaya başladım. Kocatepe dediğin de hakikaten Kocatepe! Aslında tepe değil; bildiğin dağ yahu! Rakım: 1874 metre.

Neyse ki en sonunda Kocatepe’ me ve Başkomutanıma kavuştum. Kocatepe’ de bir rüzgâr esiyordu ki anlatamam. Ben böyle bir rüzgâr görmedim! Adamı havalandırıp neredeyse uçuracak cinstendi. Kocatepe’ de ziyaretçileri ‘’ BAŞKOMUTAN GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ ÜN BÜYÜK TAARRUZ HAREKATINI 26 AĞUSTOS 1922 SEVK VE İDARE ETTİĞİ KOCATEPE ‘’ büyük tahta tabelası karşılıyor.

Yoruldum, devamını yazarım...

_________________

Bizim ilham kaynağımız; doğrudan doğruya, Türk milletinin vicdanı olmuştur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Tem 2015, 00:34 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2361
Yaş:
Hikaye kısmından sonra gelelim konunun özüne. Kocatepe Anıtında aynen şunlar yazıyor:

TÜRK VATANINI EBEDİ ÖZGÜRLÜĞE KAVUŞTURAN BÜYÜK TAARRUZ
26 AĞUSTOS 1922 SAAT 04:30

20 Ağustos 1922 saat 16:00 Akşehir' de toplanan komutanlar 26 Ağustos' da Büyük Taarruza karar verdiler. Başkomutanlık Karargahı 24 Ağustos günü Akşehir' den Şuhut' a geldi. 24 Ağustos gecesi Kocatepe' ye hareket edildi. Aynı gece 30 Mehmetçikten oluşan öncü birlik ve muharebe birliği Kocatepe' ye çıktı. Başkomutan ve diğer komutanlar için siper ve gözetleme çukuru ve irtibat mekanı hazırladılar. 26 Ağustos gecesi Büyük kalecik köyü arka eteklerinde ayaklarına keçeler sarılmış merkep, katır ve atların üzerinde bazen yaya olarak Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, 1. Ordu Komutanı Nurettin Paşa 12 subay ve 35 erden oluşan karargah sabaha karşı Kocatepe' ye ulaştı.

26 Ağustos 1922 sabah 04:30' da planlanan Büyük Taarruz yoğun sis nedeniyle saat 05:00' de Topçu atışıyla başladı. Düşmanın yıllarca uğraşarak yaptığı tel engeller 2 saat içinde parçalanarak aşılmış 27 Ağustos 1922 saat 17:30' da Afyonkarahisar düşman işgalinden kurtulmuş ve Başkomutanlık Karargahı Afyonkarahisar' a taşınmıştır.

Büyük Taarruzla başlayan büyük kükreyişle düşman Anadolu' dan kovulmuş ve Türkiye Cumhuriyetinin temelleri atılmıştır. Türk ulusu ebediyen özgürlüğüne kavuşmuştur.

Yüce Kahramanları Minnetle Anıyoruz.

_________________

Bizim ilham kaynağımız; doğrudan doğruya, Türk milletinin vicdanı olmuştur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Tem 2015, 01:34 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 12 Tem 2012, 05:00
Mesajlar: 270
Yaş:
Sn.Partikul ziyaretinizi kutlarım. Çoğunlukla (Ankara'da oturan biri,Yarı Uşak'lı olarak) Uşak ziyaretlerimde Batı Cephesini ve Şehitliklerimizi gezmeyi bende tercih ederim.
Bizde adettir, bayramda büyüklerin kabirleri ziyaret edilir. Kırıkkale'de babamın mezarı, Ankara'da Anıtkabir ve Uşak'a gelene kadar birçok şehitliği ziyaret etmeye çalışırım.
Eğer yol güzargahınızda var ise Dumlupınar Şehitliğimini de ziyaret edebilirsiniz. Afyon-Uşak arasında ana yoldan bir kaç km uzakta sadece.
Ve görmeyen arkadaşlar var ise Polatlı'da Çiğiltepe'yi görmelisiniz. Çanakkaleden sonra en çok etkilendiğim savaş alanı diyebilirim. Yağmurlu bir havada ürkütücü bir manzaraya sahip, tüm savaşı hissetmeye çalıştım.

Yazarın Notu: Çocukluğumdan itibaren nerede bir şehitlik, anıt, tarihi eser varsa gezmeye çalıştım. Bunda babamın etkisi büyüktür, yol güzargahlarımızdaki tüm tarihi alanları gezmişizdir. Yolumuz en fazla bir saat uzar ama o deneyimi yıllarca uğraşıp alamazdım. Belki bazılarımız bekar veya çocuksuz evlileriz, ancak ileride eşlerimizle ve çocuklarımıza tarih bilinci verebilmek için tarihi gerçek alanlarında öğretebiliriz.
Yazarın Notu 2: Sanırım rahmetli Turgut Özakman'ın gençlik yıllarında Afyon'dan İzmir'e yürüyerek Kurtuluş Savaşı anısına bir yürüyüşü var. Keşke yapabilecek cesaretim olsa ve yapsam.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Tem 2015, 01:42 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2361
Yaş:
Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Nutuk' da şunları söylüyor:

Ben daha Haziran ortalarında saldırıya karar vermiştim. Bu kararımı yalnız Cephe Komutanı ile Genel Kurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı biliyorlardı...

Sakarya Meydan Savaşı'ndan sonra, düşman ordusu büyük ve kuvvetli bir grupla Afyonkarahisar- Dumlupınar arasında bulunuyordu. Bir başka kuvvetli grubuyla da Eskişehir bölgesindeydi. Bu iki grup arasında yedek kuvvetleri vardı. Sağ kanadını Menderes dolaylarında bulundurduğu kuvvetlerle, sol kanadını da İznik Gölü kuzey ve güneyinde ki kuvvetleri ile koruyordu. Denilebilir ki düşman cephesi Marmara' dan Menderes' e kadar uzanıyordu. Düşman ordusunun teşkilatı, üç kolordu ve bazı müstakil birliklerin mevcudu da üç tümeni bulmaktaydı. Biz Batı Cephesi' nde ki kuvvetlerimizi iki ordu halinde teşkilatlandırmış ve düzenlemiştik. Bundan başka doğrudan doğruya cepheye bağlı teşkilatımızda vardı. Bizim bütün birliklerimiz on sekiz tümen idi. Bundan başka üç tümenli bir süvari kolordumuz ve daha zayıf mevcutlu iki süvari tümenimiz vardı. Teşkilatı birbirinden farklı olan iki düşman ordusu birbiriyle karşılaştırılırsa; her iki tarafın insan ve tüfek kuvvetleri, aşağı yukarı birbirine denk bulunuyordu. Yalnız Yunan ordusu, dünyanın hür ve kendisini destekleyen sanayisine dayandığı için, makineli tüfek, top, uçak, taşıt, cephane ve teknik malzeme bakımından daha üstün durumdaydı. Diğer taraftan bizim ordumuz süvari sayısı yönünden daha üstün bulunuyordu.

...........

20/21 Ağustos 1922 gecesi 1. ve 2. Ordu Komutanlarını da cephe Komuta Merkezine çağırdım. Genel Kurmay Başkanı ile Cephe Komutanı' nı da yanımda bulundurularak, saldırının nasıl yapılacağını harita üzerinde kısa bir savaş oyunu şeklinde açıkladıktan sonra, Cephe Komutanı' na o gün vermiş olduğum emri tekrarladım. Komutanlar harekete geçtiler. Saldırımız, strateji ve aynı zamanda bir taktik baskın halinde yürütülecekti. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de kuvvetlerin yığınak ve hazırlıklarının gizli kalmasına önem vermek gerekiyordu. Bu sebeple bütün yürüyüşler gece yapılacak, birlikler gündüzleri köylerde ve ağaçlıklar altında dinleneceklerdi. Saldırı bölgesinde yolların düzeltilmesi vb. çalışmalarla düşmanın dikkatini çekmemek için diğer bazı bölgelerde de benzer yanıltıcı hareketlerde bulunulacaktı. 22 Ağustos 1922' de Komuta Merkezimizi Akşehir' den saldırı cephe gerisinde ki Şuhut Kasabasına getirdik. 25 Ağustos 1921 sabahı da Şuhut' tan savaşı idare ettiğimiz Kocatepe' nin güneybatısında ki Çadırlı Ordugâha naklettik. 26 Ağustos sabahı Kocatepe' de hazır bulunuyorduk. sabah saat 05:30 da topçu ateşimizle saldırı başladı.

Efendiler, 26/27 Ağustos günlerinde, yani iki gün içinde, düşmanın Karahisar' ın güneyinde 50 be doğusunda 20-30 km uzunluğunda ki sağlamlaştırılmış cephesini düşürdük. yeniden düşman ordusunun bütün kuvvetlerini, 30 Ağustos' a kadar Aslıhanlar yöresinde kuşattık. 30 Ağustos' ta yaptığımız savaş sonucunda ( Başkomutanlık Meydan Muharebesi ) düşmanın ana kuvvetlerini yok ettik ve esir aldık. Düşman ordusunun başkomutanlığını yapan General Trikopis de esirler arasına girdi. Demek ki, tasarladığımız kesin sonuç beş günde alınmış oldu. 31 Ağustos 1921 günü ordularımız İzmir' e doğru yol alırken, diğer birlikleriyle de düşmanın Eskişehir ve kuzeyinde bulunan kuvvetlerini yenmek üzere ilerliyordu.

_________________

Bizim ilham kaynağımız; doğrudan doğruya, Türk milletinin vicdanı olmuştur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Tem 2015, 01:51 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2361
Yaş:
Alıntı:
Sn.Partikul ziyaretinizi kutlarım. Çoğunlukla (Ankara'da oturan biri,Yarı Uşak'lı olarak) Uşak ziyaretlerimde Batı Cephesini ve Şehitliklerimizi gezmeyi bende tercih ederim.
Bizde adettir, bayramda büyüklerin kabirleri ziyaret edilir. Kırıkkale'de babamın mezarı, Ankara'da Anıtkabir ve Uşak'a gelene kadar birçok şehitliği ziyaret etmeye çalışırım.
Eğer yol güzargahınızda var ise Dumlupınar Şehitliğimini de ziyaret edebilirsiniz. Afyon-Uşak arasında ana yoldan bir kaç km uzakta sadece.
Ve görmeyen arkadaşlar var ise Polatlı'da Çiğiltepe'yi görmelisiniz. Çanakkaleden sonra en çok etkilendiğim savaş alanı diyebilirim. Yağmurlu bir havada ürkütücü bir manzaraya sahip, tüm savaşı hissetmeye çalıştım.

Yazarın Notu: Çocukluğumdan itibaren nerede bir şehitlik, anıt, tarihi eser varsa gezmeye çalıştım. Bunda babamın etkisi büyüktür, yol güzargahlarımızdaki tüm tarihi alanları gezmişizdir. Yolumuz en fazla bir saat uzar ama o deneyimi yıllarca uğraşıp alamazdım. Belki bazılarımız bekar veya çocuksuz evlileriz, ancak ileride eşlerimizle ve çocuklarımıza tarih bilinci verebilmek için tarihi gerçek alanlarında öğretebiliriz.
Yazarın Notu 2: Sanırım rahmetli Turgut Özakman'ın gençlik yıllarında Afyon'dan İzmir'e yürüyerek Kurtuluş Savaşı anısına bir yürüyüşü var. Keşke yapabilecek cesaretim olsa ve yapsam.
Teşekkür ederim üstadım. Kafamda daha başka başka projeler olmasına rağmen, zaman darlığı elimizi kolumuzu bağlıyor ne yazık ki. O nedenle gidilmesi gereken pek çok yere gidemedim. Kısacık zaman içerisinde toparlayabildiğim kadar malzeme topladım ancak daha tasnif-analiz aşamasına da geçemedim. Bayram sonrası yoğun iç temposu bizleri beklediği için de yapmak istediğimiz pek çok şeyi yapamadım. Nasip olursa ilk fırsatta gezecek başka savaş meydanı projelerim bulunuyor. Kısmet diyelim...

Bu deneyim benim için tam anlamıyla acemilik oldu. Aslında gittiğin yerde bir 4x4 kiralamak lazım. Teknik malzeme konusunda da pek çok eksiğim olduğunu gördüm. Acemilik diz boyu anlayacağınız:)

_________________

Bizim ilham kaynağımız; doğrudan doğruya, Türk milletinin vicdanı olmuştur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Tem 2015, 12:58 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 18 Oca 2013, 13:48
Mesajlar: 1532
Yaş:
Hiç kuşkusuz tarihimizdeki en anlamlı zaferimizdir. Bundan sonra yazacaklarım yanlış anlaşılmasın. Yazacaklarım asla ve kat'a büyük zaferimizin değerini düşürmeye yönelik değildir. Benim kim olduğum belli, Atamız hakkında yazdıklarım ortada... Fakat aynen Çanakkale Zaferimiz gibi, Büyük Taarruzun da maddi boyutlarının doğru olarak analiz edilmesi gerektiğine inanıyorum. Hurafelere, kahramanlık edebiyatına dayalı izahatlar boştur...

Büyük Taarruz'un başarısının ana nedenleri:

- SSCB'den alınan yardımlarla ve Tekalif-i Milliye kapsamında toplanan vergiler kullanılarak yapılan alımlarla, Yunan ordusundakilere denk olmasa da, idare edebilecek bir silah ve mühimmat yeterliliği seviyesine ulaşmamız.

- Riskli bir plan olmasına rağmen kuvvetlerin büyük bölümünün sol kanatta toplanması suretiyle, güney cephesinde 1'e 3, tam olarak yarma bölgelerinde ise 1'e 12 sayı üstünlüğü yakalamamız... Bu arada orduların toplam asker sayılarının hemen hemen denk olduğunu da vurgulamadan geçmeyeyim...

Plan konusunda vurgulanması gereken bir nokta da, aynısının 1. Dünya Savaşı sırasında Nablus (Megiddo) Meydan Muharebesi'nde İngiliz generali Allenby tarafından uygulanmış olmasıdır. Kaynaklar:

http://dergipark.ulakbim.gov.tr/ankuayd ... 5000003634

https://tr.wikipedia.org/wiki/Megiddo_Muharebesi_(1918)

Söz konusu savaşta komuta Liman Von Sanders'tedir. İngilizler sahil kısmına yığınak yapıp, asıl saldırıyı bu noktadan yapınca ordumuzu süpürmüşlerdi. O savaşta birliklerinin bir kısmını kurtarabilen nadir komutanlardan ikisi Atatürk ve İsmet İnönü idi. Anlaşılan aynı taktiğin işe yarayacağını düşünmüşler haklı olarak.

- Yunan ordusunun üst komuta heyetinin yetersizliği, savaşı uzaktan idare etmeye çalışmaları, saldırıyı güney cephesinden beklemekle ve o cephedeki tahkimatı kuvvetlendirmekle beraber, ordumuzun o tahkimatı aşacak seviyede yığınak yapabileceğini tahmin etmemeleri, birlik kaydırmalarını fark edememeleri.

Peki taarruzumuz tam olarak hedefine ulaştı mı? Bu sorunun yanıtı "büyük ölçüde" olabilir. Planın esası Yunan ordusunu topyekün imha etmekti. Fakat Fahrettin Altay'ın komutasındaki süvari kolordusunun Ahır Dağı'nın etrafını dolaşmakta gecikmesi ve Yunan ordusunun tümen komutanı seviyesindeki bazı komutanlarının uyanıklığı ordunun bir kısmının kaçmasına sebep oldu. Kaçanlar geri çekilirken büyük tahribat yaptılar. En kötüsü ise, kaçanlara ek olarak, Yunanistan'da yapılan yeni asker alımlarıyla birlikte Trakya'da 8 Yunan tümeninin toplanması oldu.

Söz konusu kuvvetler Lozan görüşmeleri sırasında İtilaf devletlerinin elindeki en önemli kozlardandı. İstanbul ve Çanakkale'deki İtilaf devletleri askerleri ordumuzu durduracak sayıda olmamasına ve İngiltere'nin iç ve dış durumu o birliklere ciddi sayıda takviye yapılmasını önlemesine rağmen, İtilaf devletleri saldırmamız halinde Trakya'daki sekiz Yunan tümenini İstanbul ve Gelibolu'ya sevk etmek için hazır tuttular. Yunan askerlerinin moralleri düşük olsa da, silah durumları eskiye göre zayıflamış olsa da, İtilaf devletleri birliklerinin ve deniz topçusunun desteğiyle boğazları tutmaları mümkün olabilirdi.

Çok bir şeyden anlıyormuş gibi "Lozan'da gereksiz tavizler verildi yea..." filan diye saçmalayan cahil embesillerin bilgisine sunulur.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Tem 2015, 17:41 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2361
Yaş:
Büyük Taaruzu '' Lanchester Stratejisine '' göre modelleyerek analiz eden bir makalede aynen şunlar yazıyor;

Sakarya Savaşı 13 Eylül 1921 tarihinde sona ermesine rağmen Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922 tarihinde başlamıştır. Diğer bir ifade ile taarruz yaklaşık on bir buçuk ay sonra gerçekleşmiştir. Aslında Sakarya’da mağlup edilen düşmanın sıkı bir şekilde takip edilmesi ve kazanılan zaferin meyvelerinin alınması beklenirdi. Ancak, yirmi iki gün yirmi iki gece devam eden Sakarya Savaşı Türk ordusunu da çok yıpratmıştı. Bu yüzden bir süre bekleyip orduyu toparladıktan sonra taarruza geçmek daha mantıklı idi. Büyük taarruzun temel gecikme sebepleri şunlardır;

-) Ordunun eksikliklerinin giderilmesi ve ihtiyaçlarının temini. Taarruz için gerekli olan insan, silah ve cephane noksanının giderilmesi gerekliliği.
-) Bugüne kadar sürekli savunmada kalmış olan orduya taarruz eğitimi vermek.
-) Sad Planı ile ortaya konulan taarruz planının olgunlaştırılması
-) Güney ve Doğu cephelerinden birliklerin batıya nakledilmesi
-) Silah noksanının giderilmesi için gizli örgütler vasıtasıyla İstanbul’dan Anadolu’ya silah kaçırılmasına hız verilmesi.
-) Silah satın alınması işlemlerine hız verilmesi
-)Askerî imalathanelerin silah ve teçhizat noksanını gidermeye yönelik yapılan çalışmalar
-)Asker sayısını artırmaya yönelik yapılan çalışmalar. 1901 (Rumi takvime göre 1317) doğumluların silah altına alınması.
-)İaşe temini; Konya, Niğde, Burdur, Denizli vb. aşar ambarlarında bulunan ürünlerin demiryolu istasyonlarına indirilmesi ve orada bulunan askerî birliklere teslim edilmesinin temini.
-)Eksiklikler nedeniyle köylü kıyafetleri giymek zorunda kalan erat için asker elbiselerinin temini.

Mustafa Kemal Paşa’nın taarruz planı, askeri gücümüzün büyük çoğunluğunu düşman cephesinin dış yanında ve etrafında toplayarak düşmanı yok etmek idi. Birinci ordumuz Afyonkarahisar’ın doğusunda Akarçay ile Dumlupınar arasında bulunan düşman mevzilerine saldırarak düşmanı kuzeye atacaktı. İkinci ordumuz ise Akarçay’ın kuzeyinden Sakarya’ya kadar olan cephede düşmana saldıracaktı. Bu ordumuz, düşmanın Eskişehir’de bulunan 3 tümeni, Döğer’de bulunan 3 tümeni ve Afyonkarahisar’ın doğusunda bulunan 2 tümeni olmak üzere toplam 8 tümenini durdurmakla vazifeliydi. Kocaeli bölgesinde olan güçlerimiz düşmanın güneye inmesine engel olacak, Menderes yöresindeki kuvvetlerimiz ise düşmanın İzmir’le olan bağlantısını kesecekti.


KOPYALAMAYI ÖZET GEÇİYORUM ...

Sakarya Meydan Savaşı’ndaki yenilginin ardından Yunan kuvvetleri taarruz güçlerini kaybetmiş bu nedenle ellerindeki toprakları kaybetmemek amacıyla savunmaya dayalı bir strateji saptayıp bu doğrultuda bir yıl boyunca hazırlık yapmışlardır. Türk tarafı da Yunan Genelkurmayı’nın bu eğilimini fark ettiği için ateş üstünlüğünü elde etmek amacıyla Yunan kuvvetlerinin karşı taarruza geçmeye çekineceğini bilerek Ankara civarında örtme taarruzu yapacak sınırlı sayıda birlik bırakmışlar ve güçlerinin çoğunu Afyon civarında mevzilendirmişlerdir. Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Fevzi (Çakmak) Paşaların hazırladığı Türk taarruz planını anlayamayan Yunan Genelkurmayı örtme taarruzun yapıldığı bölgelerde de gerçek bir taarruzun gerçekleştiğini sandığından bu bölgelerdeki Yunan kuvvetleri atıl kalmış ve Türk kuvvetleri ateş üstünlüğünü ele geçirmişlerdir. Buna göre Yunan kuvvetleri 2 parçaya ayrılmıştır.

..............

Makalelinin tamamı ise : http://www.kho.edu.tr/akademik/enstitu/ ... ale_31.pdf

_________________

Bizim ilham kaynağımız; doğrudan doğruya, Türk milletinin vicdanı olmuştur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Tem 2015, 22:34 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 06 Mar 2013, 21:20
Mesajlar: 566
Yaş:
Vaktiniz olursa 25 Ağustos'u 26 Ağustos'a bağlayan gece düzenlenen Zafer Yürüyüşü'ne gelmenizi tavsiye ederim. Yürüyüşte o acemilikte daha anlamlı oluyor.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Ağu 2017, 14:46 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Eyl 2013, 10:36
Mesajlar: 420
Yaş: 36

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2017, 03:30 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2361
Yaş:
Büyük Türk milletinin şanlı zaferi kutlu olsun,
Tüm İstiklal Harbi şehit ve gazilerinin ruhu şad olsun.
Büyük Atamızın mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın.



_________________

Bizim ilham kaynağımız; doğrudan doğruya, Türk milletinin vicdanı olmuştur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2017, 08:38 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 23 Şub 2013, 14:35
Mesajlar: 39
Yaş:
Sohbet konusunda yazmıştım ama başta Gazi Mustafa kemal ATATÜRK ve onun yanında tüm imkansızlıga ragmen yılmadan ve korkmadan savaşan şehit ve gazi silah arkadaşlarına en derin saygı ve minnet duygularımla anıyor ; Büyük Türk milletinin 30 ağustos zafer bayramı kutlu olsun


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2017, 18:11 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: 19 Haz 2017, 19:55
Mesajlar: 13
Yaş:
Büyük Türk milletinin 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun. Başta Gazi paşa ve tüm silah arkadaşlarına ,şehit ve gazilerimize Allahtan rahmet diliyor ve kendilerini şükran ve minnetle anıyorum. Türk'ün bittiğini sanan emperyalistlere Türk'ün gücünü gösteren kahramanlar, hatıranız asla unutulmayacak..


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 31 Ağu 2017, 07:40 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 4957
Yaş:
Resim

Tüm forumun ve büyük Türk milletinin 30 Ağustos Zafer bayramı kutlu olsun.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 13 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye