TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 14 Ara 2017, 05:24

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: 1933 Kanapiçe Koyu Olayı
MesajGönderilme zamanı: 24 Kas 2014, 18:53 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 22:24
Mesajlar: 4432
Yaş: 40
14 temmuz 1933 günü İngiliz donanmasına ait bir savaş gemisi kuşadasına bağlı samos koyunu ziyaret eder. Öğleden sonra içinde çıplak vaziyette dört İngiliz subayın bulunduğu bir sandal kanapiçe koyunda kıyıya doğru yanaşmaya başlar. Kıyıdaki nöbetçi askerlerin dur ihtarlarına uymayınca önce üç kez havaya, yine durmayınca da üzerlerine ateş açılır. Üç İngiliz’in cesedi suyun üzerinde yüzmektedir, bir tanesi ortada gözükmemektedir, sandal ise başıboş bir vaziyette denizde sürüklenmektedir.

O tarihte Kuşadası kaymakamı olan dilaver bey, bir gezi için Selçuk’tadır. Akşam Kuşadasına dönmek üzereyken bir jandarma eri koşarak yanına gelir ve bir telgraf uzatır. Telgrafta şöyle yazmaktadır;

"Gümrük Muhafaza K-14 / 7 / 1934 saat 15 kararlarında Kanapiçe mevkiinde, içerisinde 4 kişi çıplak bir durumda kurşuni renkte yelkenli bir sandalın sahilimize yaklaştığını gördük. Beş arkadaş tarassut ve takip ettiğimiz sandal, kanapiçe koyu'na ve karaya yaklaşmıştı. Üç el havaya ateş etmek suretiyle "dur" emrini verdik. Bu emre itaat etmeyenlerin, kendilerini denize atarak kaçmaya başlamaları üzerine beş arkadaş birden ateş ettik. Bu dört şahıstan üç tanesi ölü olarak denizde kaldı. Bir tanesinin ne olduğu meçhuldür. Mezkûr sandal, denizde kendi kendine dolaşmaktadır. Ölüler sahildedir. Keyfiyet, dip burnu karakol erlerinin ifadelerine atfen arz olunur.

Not: mezkûr sandalın Sisam Adası’nda bulunan İngiliz harp gemisine ait olduğunu arz ederim.

Karine muhafaza memuru Mustafa."

Kaymakam ilk şaşkınlığını atlattıktan sonra acilen kuşadasına döner ve hemen Ankara’ya bir telgraf çeker. Ankara’dan olayı daha ayrıntılı anlatması istenince de ikinci bir telgraf çeker;

"Başvekil İsmet paşa hazretleri'ne:
Kanapiçe koyu dip burnu karakolu erlerinden beşi pusudayken, saat 16.00 sıralarında üç kişinin çıplak olarak bir kotra ile erlerin pusu yerine yaklaştıkları ve ikisinin karaya çıktıkları, erlerimizin 'teslim olun' ihtarına mukabil karaya çıkan ikisinin derhal ve tekrar aşağıya atladıkları görüldüğünden, erlerimizin tekrar 'teslim olun' diye bağırmalarına rağmen bunların denize atladıkları ve bunun üzerine ateş açıldığı... Birinin deniz üstünde kaldığını... İkisinin ateşten masun bir yere sığındıkları... Açılan ateşten birinin öldüğü, birinin de yaralı olduğu... İngiliz harp gemisinin bir yunan motorunu sahillerimize göndererek cesetlerin bulunmasını rica ettiği anlaşılmıştır... Arz ederim."

Olaydan 3 gün sonra yani 16 Temmuza kadar Kuşadası’nda kayda değer bir gelişme olmaz. 16 Temmuz günü saat 14.00 sıralarında, üç bacalı bir İngiliz harp gemisi dip burnu istikametinden gelerek, limanın dört mil açığında durur. Kaymakam dilaver bey, aynı anda Ankara’ya şu telgrafı çeker;
"Tarassuttayım. Harp gemisinden bir motor sahilimize yaklaşıyor. Karaya çıkmalarına izin verelim mi?"

Ankara’nın cevabı kısa olur:
"gelen motoru yalnız liman reisi karşılasın. Siz telgrafhanede bulunun. Sadece liman reisiyle görüşsünler..."

Kaymakam, aldığı direktife uyar. Ancak gelenler kaymakam ile görüşmek ister ve onu ayaklarına yani limana çağırır. Bu sıralarda, telgrafın yanı sıra bir manyetolu telefon da Ankara ile temas halindedir. Dilaver bey, bu durumu telefonla başvekil paşa hazretleri' ne arz edilmek üzere hemen aktarır. Ve telefonun öbür ucundan gelen seslere kulak verir:
- Gazi paşa Kızılcahamam’da, şimdi bulduk, temas ediyoruz.

Birkaç dakikalık bir beklemeden sonra ismet paşa dan dan emir gelir;
"kaymakamımız liman dairesine gitmeyecektir. Kaymakamı ziyaret etmek istiyorlarsa, gelenleri kaymakam bey ancak kendi makamında kabul eder. Olayın nasıl cereyan ettiğini sorarlarsa, münasip bir şekilde bilgi verir."

Kuşadası kaymakamlık binası o sıralar yeni inşa edilmiş ve kaymakamlık makamı da oldukça iyi döşenmiştir. Dilaver Bey’i odasında ziyaret edenler, göğüsleri nişanlarla dolu iki İngiliz subayı ile iki sivildir. Yabancılar, gösterilen koltuklara oturduktan sonra hemen konuyu açarlar. Sivillerden iyi Türkçe bilen ve Rum olduğu anlaşılan biri, konuşmanın Fransızca olarak cereyan etmesini ister.

Dilaver bey, aralarında Türkçe bilen biri olduğuna göre bunu gereksiz bulduğunu söyler. Önce İngilizler laf alır. Onlara göre:
"Sisam adası'na bir nezaket ziyareti yapmakta olan İngiliz Akdeniz filosuna mensup bazı harp gemileri, sahillerimize yakın demirlemişler. Bu gemilerden birinde, üç subay dürbünle kıyılarımızı seyretmişler. kanapiçe koyu'nun bulunduğu dip burnu sahilinin plajını ve kumunu çok beğenmişler. Yüzmek üzere bir sandala binip buraya doğru gelirlerken, kendilerine kıyılarımıza 50 metre kala ateş açılmış ve subaylardan biri ölmüş, diğerleri yaralı olarak gemilerine dönmeyi başarmışlar. Türk makamlarının bu konuda karşı çıkacakları bir nokta var mıymış?"

Dilaver bey, olayın İngilizler tarafından geçiştirilmek istenen kısmını ele alır önce, cevaplamasını yaparken. Üzerlerine ateş açılan İngiliz subayları karaya çıkmışlardır.

"dur !" emrine itaat etmemişlerdir. Bu, kaçakçılığı önlememize dair olan kanun maddesine aykırı bir davranıştır. 1918 numaralı kanun'a göre, bu tip hareket eden kişilere ateş edilir. Olaydan üzüntü duyulmaktaydı ama askerlerimizin hareket tarzı kanunlarımıza uygundu.

Bu tarzdaki konuşma, iki saate yakın bir süre devam eder. Sona doğru, İngiliz kumandan cebinden bir kâğıt çıkartarak kaymakama hitaben şöyle konuşur;
- Londra Hükümeti’nden aldığım üç maddelik talimatı size bildirmek isterim. Londra hükümeti, Osmanlı Hükümeti’ne şu isteklerinin bildirilmesini talep etmektedir.

Dilaver bey, burada kumandanın lafını keser;
- kumandan cenapları yanlış temas aramaktadırlar. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilcisiyim. Osmanlı Hükümeti’nin değil...

İngiliz, kızararak ve özür dileyerek "Türkiye cumhuriyeti" olarak değiştirerek lafını ve istekleri sıralar.

İngilizler ‘in istekleri üç bölümde toplanıyordu. Ve bu üç bölüm, sert bir hava taşıyordu.

1- öldürülen subayın cesedini aramak üzere İngiliz Donanması’na bağlı motorlar sahillerimize gelecekler ancak, bu araştırma sırasında kendilerine ateş açılmayacağı hususunda yazılı teminat verilecektir.

2- İngiliz bayrağına tarziye verilecek, ölen subayın ailesine zarar ve ziyan ödenecektir.

3- subaylarını öldürdüğünü tespit ettikleri Balıkesirli er muşa, derhal yerinden alınarak cezalandırılacak ve verilecek ceza kendilerine bildirilecektir.

Kumandan bunları bildirdikten sonra, dilaver bey'i gemilerine davet eder. Davet, nazik bir dille reddedilir. Kumandan daha sonra, İngiliz denizcilerin gezmek için Türk kıyılarına çıkıp çıkamayacaklarını sorar. Bunun da cevabı kesinlik taşıyan bir cümledir;
- hayır. İngiliz denizcilerin Kuşadası’nı ziyaretleri için Türk Hükümeti’nden bir talimat alınmış değildir.

Kaymakam dilaver bey, İngiliz heyeti ile konuşmasını derhal Ankara’ya geçer. Bir kahve içmeye vakit bulamadan, Ankara’nın cevabı gelir. Bu kez makinenin başında hariciye vekili Tevfik Rüştü Aras bulunuyordu ve Kuşadası kaymakamına, İngilizlere verilmek üzere bir mektup dikte ettiriyordu. Dikte ettirilen mektup şuydu:
"kumandan cenapları, 2 İngiliz hafif motorunun kaybolan cesedi aramasına müsaade ettim. Ceset bizim tarafımızda bulunursa, tabiatıyla sizlere tevdi olunacaktır. Bu araştırmalara dünden memur edilmiş olan gümrük muhafaza motorumuz, İngiliz motorlarının araştırmaları esnasında beraber bulunarak, birlikte araştırmaya ihtimam edeceklerdir. Gümrük motorumuzun beraber bulunması, sahil muhafızlarını ateş etmekten men eder.

Kuşadası kaymakamı dilaver"

Tevfik rüştü, mektubun yazdırılmasından sonra kaymakama bir de talimat verir. Talimat şöyledir;
"kaymakama, olayı yapan erlerin yerlerinden kaldırılıp kaldırılmayacağını ve soruşturma altına alınıp alınmayacağını sorarlarsa, soruşturmanın açıldığını ve bu nedenle erlerin yerlerinden alınmış olacağına şüphe etmediğini, kendi bilgisi olarak beyan eder. Bu konularda, kendisinden sorulmadıkça bir şey söylenmemesi lazımdır."

Mektup aynı gün, Kuşadası liman reisi tarafından İngiliz amiraline verilir. Amiral teşekkür eder ve ertesi gün bir kumandanı, cesedi arama zamanını kararlaştırmak için kaymakamı ziyarete yollayacağını bildirir.

17 Temmuz günü sabaha karşı saat 02.30 sıralarında, başvekil paşa Kuşadası’nı arar ve şöyle der;
"İngilizler, çıplak adamlarının karaya çıkmadıklarını beyan etmekteler. Kaymakam Bey’in bu noktaya temas etmemiş olduğu, dikkatimizi çekmiştir. Hakikat nedir? Bunu hükümetin olduğu gibi bilmesi, meselenin halli için tek çaredir. Hükümetin yalan ve yanlış muameleye dayanması, çok zararlı ve muhataralı olur. Adamlar hakikaten karaya çıkmamışlarsa dahi, erlerimiz yine vazifelerinin gereğini yapmışlardır. Elverir ki hükümet hakikate aykırı beyana düşmesin. Vekiller heyeti şu anda toplantı halindedir. Bine aleyh, memurlarımızın ve erlerimizin korkmayarak hakikati olduğu gibi söylemelerini isterim. Yarım saate kadar cevap bekliyorum."

18 Temmuz günü saat 15.20 sıralarında, Sisam sahillerinin önünden 7 harp gemisi çıkar. Bunlar ağır yolla darboğaza doğru seyretmektedir.
"dâhiliye Vekâlet’ine... Durumu yakından incelemek üzere, gümrük alay kumandanı İlhami bey, genel kumandan Seyfi Paşa’dan aldığı emir üzerine, şimdi bir gümrük motoruyla darboğaz istikametine hareket etti. Arz ederim.

Kaymakam dilaver"

"İzmir Valiliği’ne... Darboğaz istikametinde durumu incelemeye gelen alay kumandanı İlhami Bey’in genel kumandanlığına söke Postanesi’nden yazdırdığı telgraf raporunu, bilgi için arz ediyorum.

Rapor: darboğaza geldim. Sisam önünde 4 kruvazör, 7 torpido var. Kruvazörlerden biri, 'Queen Elizabeth’tir. Cesedi aramak için yaptığım temasta, beni amiral gemisine çağırdılar. Gitmedim.

Alay kumandanı İlhami"

Gazi paşa, bütün bu olaylar sırasında Kızılcahamam’da bulunmaktadır ve gelişmeleri de saati saatine izlemektedir. İngiliz donanmasının tehditkâr bir tavırla kıyılarımıza yaklaştığı kendisine iletilince, Ankara’ya ve Kuşadası’na bağlı hatlardan emreder;
"kanuni vazifesini yaptığı anlaşılan Türk eri Balıkesirli Musa, yerinden alınamaz ve cezalandırılamaz. Gerekirse Musa için Britanya imparatorluğu ile hali mahanama (savaş) göze alınır... Kızılcahamam’dan şimdi ankara'ya hareket ediyorum. Ege bölgesi'nde kısmi seferberlik emrini veriyorum."

O dönemin Kuşadası kaymakamı Dilaver Argun, Ata’nın bu çıkışı ile ilgili olarak sonradan şöyle konuşacaktır:
"bu emir, bu haysiyetli ses, beni ağlattı. Bütün yorgunluğumu alıp götürdü. Genç bir kaymakam olarak, bütün benliğim gurur ve iftiharla sarsılıyordu. O günden bu yana birçok valilik ve müsteşarlıklarda bulundum. Atatürk’ün görev aşkını koruyan bu laflarını başka kimseden duymadım ve sözleri hiç unutmadım."

İngilizler ‘in davranışlarının ne olacağı beklenedursun, seferberlik emri de yerine getirilmeye başlanır. Kuşadası halkının telaşa kapılmaması için gerekli uyarılar yapılır. Seferberlik emri mademki Gazi Paşa’nın ağzından çıkmıştır, o halde en kısa zamanda yerine getirilecektir. Öyle de olur zaten, Kuşadası ve havalisinde en ufak bir aksaklığa meydan verilmeden her şey tamamlanır.

Gazi Paşa’nın dediği gibi, gerekirse Balıkesirli Musa için bütün Türkler bir kere daha ve yeni baştan dövüşeceklerdir.

Bu, haysiyetli bir lider ve haysiyetli bir millet için kaçınılmaz bir durumdur. İcap ederse birtakım şeyler inceldikleri yerden kopacaklardır.

Suskun İngilizler, kısmi seferberlik hazırlıklarını tamamladıktan sonra İngiliz harp filosunun başkumandanından bir telgraf gelir;
Mahreç: Sisam
No: 135
Tarih: 19.7.1934
Verildiği saat: 15.00
Kaymakam bey, Kuşadası...

"maktul zabitin cesedini aramak için İngiliz motorlarına müsaade verildiği anlaşıldı. Bunun tele teyit ve tasdikini rica ederim.

Sisam’da İngiliz başkumandanı..."

Dilaver bey bu teli aldıktan sonra, daha önceki talimatı icabı milli müdafaa vekili Zekai Bey’le konuşur. Güneş batarken, hava kararmak üzereyken de Ankara arar. Başvekil paşa hazretleri görüşecektir.

"Ankara no: 7206
Verildiği saat: 19.20
Vusulü: ihbarlı. Bir dakika durdurulamaz.
Kaymakam Bey’e...

1- İngiliz Donanması’nın, sizden cesedi aramak için verilmiş olan müsaadenin tasdikini istediği anlaşıldı.

2- tarafınızdan tasdik ve teyit cevabının verilmesi ve motorlarımızın her türlü kolaylığı göstermek için hazır bulunduklarının bildirilmesi uygun görüldü.

İngiliz motorlarının araması sırasında dost davranılması ve bir hadiseye meydan verilmemesi lazımdır..."

İsmet paşanın talimatları devam eder.

İsmet paşanın Kuşadası kaymakamı dilaver Bey’e telgraf başında verdiği talimatlar şunlardır:

"1- İngiliz Donanması’nın, cesedi aramak için sizden verilmiş olan müsaadenin telle tasdikini istediği anlaşıldı.
Tarafımızdan, tasdik ve teyit cevabının verilmesi ve motorlarımızın her türlü kolaylığı göstermek için hazır bulunduklarının bildirilmesi uygun görüldü. İngiliz motorlarının araması esnasında, dostça davranılması ve bir hadiseye meydan verilmemesi lazımdır.

2- Bugün İngiliz büyükelçisi ile yapılan görüşmede aşağıdaki hususlar açıklık kazanmıştır: iki hükümet, olay üzerinde iki tarafta da kötü niyetten eser bulunmadığına kanaat hâsıl etmiştir.

Soruşturmaya ve karşılıklı ziyarete lüzum kalmamıştır.

İngiliz subayının öldüğü yerde, İngiliz Donanması’nın bir kısmı tarafından cenaze merasimi yapılacaktır.

Türk donanması, bir torpidosu ile bu merasime katılacaktır.

Bu maksatla, bir torpidomuz 20 Temmuz 1934 cuma günü öğle zamanlarında Kuşadası’nda olacaktır. İngiliz Donanması’nın merasim programı ve saati tarafımızdan haber alınınca, torpidomuz merasim yerine hareket edecek ve İngiliz Donanması’ndan önce orada hazır bulunacaktır.

Torpidomuz da merasim topu bulunmadığı, İngiliz Büyükelçiliği’ne bildirilmiştir.

Başvekil İsmet"

20 Temmuz günü, törende Türkler tarafından denize atılacak olan çelenk İzmir'den Kuşadası'na getirilir.

Ardından, Kocatepe torpidosu Kuşadası Limanı’na girer ve kaymakam dilaver bey, Ankara'ya telgraf çeker;

"İzmir valiliği'ne, başvekâlete...
1- merasim, kanapiçe koyu'nda yapılacaktır.

2- Kocatepe torpidomuzun arkasında ve sağda Quenn Elizabeth zırhlısı ile bunların arkasında maktulün mensup olduğu dövenşayr ve amiral gemisi olan London kruvazörleri mevkii alacaklardır. Saat tam 09.30'da boru işareti ile sancaklar yarıya indirilecek, 12 dakika dini merasime ayrılacak, boru sesleri arasında kurşunsuz üç yaylım ateşi yapılacak ve 3 dakikalık sukut edilecektir. Daha sonra çelenk denize atılacak, mızıka İngiliz marşını ve paydos havasını çalacaktır.

İngiliz gemileri, daha sonra demir alarak Sisam Adası’na döneceklerdir.
Torpidomuz ise Kuşadası’na gelecektir.

Kaymakam Dilaver"

Kocatepe, kuşadası'na öğleden sonra gelir. akşamüstü ise izmir'e hareket eder. Bu olayların sonunda, Kuşadası kaymakamı dilaver bey'e bir takdirname ile 50 lira para mükâfatı ve 1 hafta istirahat izni verilir.

1934'ten sonra dilaver bey başka bir yerde görevliyken Kuşadası’na gelen mülkiye müfettişleri, İngiliz amiraline çekilmiş olan 9 liralık telgraf ücretini uygunsuz bulup, hakkında soruşturma açar. Dilaver bey, devlet parasını çarçurdan İzmir asliye ceza Mahkemesi’ne sevk edilir. Hakim kemal Aksüt, ilk celsede salonu boşalttıktan sonra Dilaver Bey’i yanına çağırtıp, gerekli makamlara her türlü küfürü eder. Ardından da beraat kararını çıkarır.

Kaynaklar: Silahlı Kuvvetler Dergisi, Ocak 2005 sayısı, Tuğamiral Cem Gürdeniz ‘in " Türk Dış Politika ve Güvenlik Siyasetinde Deniz Gücünün Rolü " adlı makalesi.

_________________
Resim

Tanrı hasımlarıma acısın, zira ben onlara acımayacağım."

Sakallı Nurettin Paşa”

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, Biz ki Türk oğlu Türk’üz; Biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün Başbuğuyuz!”

Başbuğ Timur


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye