TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 12 Ara 2017, 02:03

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 24 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 13 Şub 2013, 10:07 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
2- Türkçülük Nedir?

Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir. O halde, Türkçülüğün özünü anlamak için, millet adı verilen topluluğun tanımını bilmek gerekir. Millet hakkındaki çeşitli görüşleri inceleyelim.


1) Irkı esas alan Türkçülere göre millet, ırk demektir. Irk kelimesi, gerçekte zoolojinin bir terimidir. Her hayvan türü anatomik özellikleri açısından birtakım tiplere ayrılır. Bu tiplere ırk adı verilir. Mesela at türünün Arap ırkı, İngiliz ırkı, Macar ırkı adlarını alan birtakım anatomik tipleri vardır.

İnsanlar arasında da, eskiden beri, “beyaz ırk, siyah ırk, sarı ırk, kırmızı ırk” denilen dört ırk mevcuttur. Bu kaba bir sınıflandırma olmakla beraber, hala önemini korumaktadır.
Antropoloji bilimi Avrupa’daki insanları, kafalarının şekli ve saçları ve gözlerini renklerini dikkate alarak üç ırka ayırmıştır: Uzun kafalı kumral, uzun kafalı esmer, yassı kafalı.

Bununla beraber, Avrupa’da hiç bir millet, bu tiplerden yalnız birini, içine almaz. Her millette, çeşitli oranlarda olmak üzere, bu üç ırka mensup bireyler vardır. Hatta, aynı ailenin içinde, bir kardeş uzun kafalı kumral, diğerleri uzun kafalı esmer ve yassı kafalı olabilirler.

Gerçi bir zamanlar, bazı antropologlar bu anatomik tiplerle sosyal davranışlar arasında bir ilişki olduğunu savunurlardı. Fakat birçok ilmi eleştirilerin ve özellikle… bizzat antropologlar arasında en yüksek bir konumda bulunan Manouvrier adındaki bilim adamının anatomik özelliklerin sosyal karakterler üzerinde hiç bir etkisi olmadığını ispat etmesi, bu eski iddiayı tamamıyla çürüttü. Irkın, böylelikle sosyal niteliklerle hiç bir ilişkisi kalmayınca, sosyal karakterlerin toplamı olan milliyetle de hiç bir ilişkisinin kalmaması gerekir. O halde, milleti başka bir alanda aramak gerekir.

2) Kavmi Türkçüler de, milleti kavim ile karıştırırlar.

Kavim, aynı anadan, aynı babadan üremiş, içine hiç yabancı karışmamış aynı kandan bir topluluk demektir.

Eski toplumlar genellikle saf ve yabancılarla karışmamış birer kavim olduklarını savunurlardı. Halbuki, toplumlar tarih öncesi zamanlarda bile, kavmiyetçe saf değildiler. Savaşlarda esir alma, kız kaçırma, suç işleyenlerin kendi toplumundan kaçarak başka bir topluma girmesi, evlenmeler göçler, yabacıları kendine benzetme ve başka bir topluluk içinde erime gibi olaylar milletleri sürekli birbirine karıştırmıştı. Fransız bilim adamlarından Camille Julian ile Millet, en eski zamanlarda bile saf bir kavmin bulunmadığını savunmaktadırlar. Tarih öncesi zamanlarda bile saf bir kavim bulunmazsa, tarihi devirdeki kavim karışmalardan sonra, artık saf bir kavmiyet saçma olmaz mı? Bundan başka, sosyolojiye göre, fertler dünyaya gelirken sosyal bir nitelik taşımazlar. Yani sosyal duygu ve düşüncelerden hiç birini beraberinde getirmezler, mesela dil, din, ahlak, estetik; politika, hukuk, ekonomi alanına ait hiç bir duygu ve düşünceyi beraber getirmezler. Bunların hepsini sonraları terbiye yoluyla toplamdan alılar. Demek ki, sosyal özellikler kalıtımla geçmez, yalnız terbiye yoluyla geçer. O halde, kavmiyetin milli karakter bakımından da hiç bir rolü yok demektir.

Kavim saflığı hiç bir toplumda bulunmamakla beraber, eski toplumlar kavmiyet idealini izlerlerdi. Bunun nedeni dini idi. Çünkü o toplumlarda kendisine tapılan, toplumun ilk atasından ibaretti. Bu yalnız kendi dölünden olanlara tanrılık etmek isterdi. Yabancıların kendi tapınağına girmesini, kendisine yapılacak ibadetlerle katılmasını kendi mahkemelerinde kendi kanunlarına göre yargılanmasını istemezdi. Bundan dolayı, toplumun içine çeşitli biçimde evlât edinme yoluyla girmiş bir çok kişi bulunmakla birlikte, bütün toplum yalnız Tanrının dölünden gelmiş sayılırdı. Eski Yunan sitelerinde, İslam’dan önceki Araplarda, eski Türklerde, kısaca henüz il devride bulunan bütün toplumlarda şu yalancı kavmiyeti görürüz.

Şurası da var ki, sosyal gelişmenin o aşamasında yaşayan milletler için kavmiyet idealini izlemek normal bir hareket olduğu halde, bugün içinde bulunduğumuz aşamaya anormaldir. Çünkü, o aşamada bulunan toplumlarda sosyal dayanışma yalnız dindaşlık bağından ibaretti. Dindaşlı kandaşlığa dalyanınca, doğaldır ki, sosyal dayanışmanın dayanağında kandaşlık olur.



Bugünkü sosyal aşamada ise, sosyal dayanışma, kültürdeki ortaklığa dayanıyor. Kültürün kuşaktan kuşağa aktarılması terbiye aracılığıyla olduğu için, kandaşlıkla hiç bir ilgisi yoktur.

3) Coğrafi Türkçülere göre, millet, aynı ülkede oTuran halkların toplamı demektir. Mesela onlara göre bir İran milleti, bir İsviçre milleti, bir Belçika milleti, bir Britanya milleti vardır. Halbuki İran’da Fars, Kürt ve Türk’ten ibaret olmak üzere üç millet; İsviçre’de Alman, Fransız, İtalyan’dan ibaret olmak üzere yine üç millet; Belçika’da aslen Fransız olan Valon’larla, aslen Cermen olan Flamanlar vardır. Büyük Britanya adaların da ise Anglo-Sakson, İskoçyalı, Galli, İrlandalı adlarıyla dört millet vardır. Bu çeşitli toplulukların dilleri ve kültürleri birbirinden ayrı olduğu, için hepsine birden millet adanı vermek doğru değildir.

Bazen bir ülkede birçok sayıyla millet olduğu gibi, bazen de bir millet birçok ülkeye dağılmış bulunur. Mesela Oğuz Türklerine bugün Türkiye’de, Azerbaycan’da, İran’da, Harzem ülkesinde rastlarız.

Bu toplulukların dilleri ve kültürleri ortak aldığı halde, bunları ayrı milletler saymak doğru olabilir mi?

4) Osmanlıcılara göre, millet, Osmanlı İmparatorluğu’nda bulunan vatandaşları içine alır. Halbuki, bir imparatorluğun bütün vatandaşlarını bir tek millet saymak büyük bir hatadan ibaretti. Çünkü, bu birbirine karışmış topluluğun içinde, ayrı kültürlere sahip birçok millet vardı.

5) İslam Birliği taraftarlarına göre, millet, bütün Müslümanların toplamı demektir. Aynı dinde bulunan insanların bütününe ümmet adı verilir. O halde, Müslümanların bütünü de bir ümmettir. Yalnız dilde ve kültürde ortak olan millet ise bundan ayrı bir şeydir.

6) Fertçilere göre, millet, bir adamın kendisini ait hissettiği herhangi bir toplumdur. Gerçi, bir fert, kendisini görünüşte şu veya bu topluma bağlı saymakta özgür sanır. Oysa ki fertlerde böyle bir özgürlük ve bağımsızlık durgularla yoktur. çünkü insandaki ruh. Duygularla düşüncelerden oluşmuştu. Yeni psikologlara göre, duygu hayatımız asıldır, düşünce hayatımız ona aşılanmıştır. ruhumuzun normal bir halde bulunabilmesi için, düşüncelerimiz duygularımıza tamamıyla uygun olması gerekir. Düşünceleri duygularına uymayan ve dayanmayan bir adam, ruh bakımından hastadır. Böyle bir adam, hayatta mutlu olamaz. Mesela duygusu bakımından dindar olan bir genç, kendisinin düşünce bakımından dinsiz sayarsa psikolojik bir dengeye sahip olabilir mi? Şüphesiz hayır! Bunun gibi, her fert, duyguları aracılığıyla belli bir millete mensuptur. Bu millet, o ferdin, içinde yaşadığı ve terbiyesini aldığı toplumdur. Çünkü, bu fert, içinde yaşadığı toplumun bütün duygularını terbiye aracılığıyla almış, tamamen ona benzemiştir. O halde bu fert, ancak bu toplumun içinde yaşarsa, mutlu olabilir. Başka bir toplumun içine giderse, sıla hastalığına uğrar, duygu bakımından bağlı olduğu halde, bir ferdin, istediği zaman milletini değiştirebilmesi kendi elinde değildir. Çünkü, milliyet de, dışarıda var olan bir gerçektir. İnsan milliyetini bilgisizliği yüzünden tanıyamamışken, sonradan araştırıp soruşturarak bulabilir. Fakat, bir partiye girer gibi, sırf iradesiyle şu veya bu millete katılamaz.

O halde, millet nedir? Irka, kavme, coğrafyaya politikaya ve iradeye ait güçlere üstün gelecek ve onları egemenliğine alabilecek başa ne gibi bir bağımız var?

Sosyoloji ispat ediyor ki, bu bağ terbiyede, kültürde, yani duygularda ortaklıktır. İnsan en samimi, en içten duygularını ilk terbiye zamanlarında alır. Ta beşikte iken, işittiği ninnilerle ana, dilinin etkisi altında kalır. Bundan dolayıdır ki, en çok sevdiğimiz dil, ana dilimizdir. Ruhumuzu oluşTuran bütün din, ahlak ve güzellik duygularımızı bu dil aracılığıyla almışız. Zaten ruhumuzun sosyal duyguları, bu din, ahlak ve güzellik duygularından ibaret değil midir? Bunları çocukluğumuzda hangi toplumdan almışsak sürekli o içinde daha büyük bir imkanla yaşamamız mümkün iken, toplumumuz içindeki fakirliği ona tercih ederiz. Çünkü dostlar içindeki bu fakirlik, yabancılar arasıdaki o zenginlikten daha fazla bizi mutlu ede. Zevkimiz, vicdanımız, özleyişlerimiz, hep içinde yaşadığımız, terbiyesini aldığımız toplumdur. Bunların yankısını ancak o toplum içinde işitebiliriz.

Ondan ayrılıp da başka bir topluma katılabilmemiz için, büyük bir engel vardır. bU engel, çocukluğumuzda o toplumdan almış olduğumuz terbiyeyi ruhumuzdan çıkarıp atmanın mümkün olmamasıdır. Bu mümkün olmadığı için, eski toplum içinde kalmak zorundayız.



Bu açıklamalardan anlaşıldı ki, millet, ne ırkın, ne kavmin, ne coğrafyanın, ne politikanın ne de iradenin belirlediği bir topluluk değildir. Millet, dilce, dince, ahlakça ve güzellik duygusu bakımından ortak olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden oluşan, bir topluluktur. Türk köylüsü onu (dili dilime uyan, dini dinime uyan) diyerek tarif eder. Felekten de bir adam, kanca ortak olduğu insanlardan çok dilde ve dinde ortak olduğu insanlarla beraber yaşamak ister. Çünkü, insani karakterimiz bedenimizde değil, ruhumuzdadır. Maddi becerilerimiz ırksızımdan geliyor, manevi becerilerimizde terbiyesini aldığımız toplumdan geliyor. Büyük İskender diyordu ki; “Benim gerçek babam Filip değil, Aristo’dur. Çünkü birincisi maddi varlığımın, ikincisi manevi varlığımın meydana gelmesine neden olmuştur.” İnsan için, manevi varlık, maddi varlıktan önce gelir. Bu bakımdan, milliyette soy kütüğü aranmaz. Yalnız, terbiyenin ve idealin milli olması aranır. Normal bir insan, hangi milletin terbiyesini almışsa, ancak onun idealine çalışabilir. Çünkü ideal bir heyecan kaynağı olduğu içindir ki aranır. halbuki, terbiyesiyle büyümüş bulunmadığımız bir toplumun ideali ruhumuza asla heyecan veremez. Aksine, terbiyesini almış olduğumuz toplumun ideali ruhumuzu heyecanlara boğarak mutlu yaşamamıza neden olur.

Bunden dolayıdır ki, insan, terbiyesiyle büyüdüğü toplumun ideali uğruna hayatını feda edebilir. Halbuki zihnen kendisini bağlı sandığı bir toplum uğruna ufak bir çıkarını bile feda edemez. Kısaca insan, terbiyece ortak olmadığı , bir toplum işinde yaşarsa, Mutsuz olur. Bu düşüncelerden çıkaracağımız pratik sonuç şudur; yurdumuzda bir zamanlar dedeleri Arnavutluk’tan veya Arabistan’dan gelmiş milletdaşlarımız vardır. Bunların Türk teri beysiyle büyümüz ve Türk idealini e çalışmayı alışkanlık haline getirmiş görürsek, diğer milletdaşlarımız dan hiç ayırmamalıyız. Yalnız iyi günlerimizde değil, kötü günlerimizde de bizden ayrılmayanları nasıl milliyetimizin dışında sayabiliriz? Özellikle bunlar arasında milletimize karşı büyük fedakarlıklar yapmış, Türklüğe büyük hizmetler vermiş olanlar varsa, nasıl olurda bu fedakar insanlara (siz Türk değilsiniz) diyebiliriz. Gerçi atlarda soy aramak gerekir. Çünkü, bütün üstünlükleri içgüdüye dayandığı ve bunlar kalıtım yoluşla geldiği için, hayvanlarda ırkın büyük bir önemi vardır. İnsanlarda ise, ırkın sosyal niteliklere hiç bir etkisi olmadığı için, soy aramak doğru değildir. Bunun tersi bir yol tutacak olursak memleketimizdeki aydınların ve fikir savaşçılarının birçoğunu feda etmek gerekecektir. Bu durum doğru olmadığından, (Türküm) diyen her ferdi Türk tanımaktan, yalnız Türlüğe ihaneti görülenler varsa cezalandırmaktan başak çare yoktur.



( Ziya Gökalp- Türkçülüğün Esasları )

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2015, 22:39 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2504
Yaş:
Alıntı:


2- Türkçülük Nedir?

Bu açıklamalardan anlaşıldı ki, millet, ne ırkın, ne kavmin, ne coğrafyanın, ne politikanın ne de iradenin belirlediği bir topluluk değildir. Millet, dilce, dince, ahlakça ve güzellik duygusu bakımından ortak olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden oluşan, bir topluluktur.
( Ziya Gökalp- Türkçülüğün Esasları )
Atatürk ölüm döşeğindeyken '' Türk tezi olgunlaştı, onun üzerinde yürümek, durmadan çalışmak gerekir. Bazı imansızlar olabilir; bunlar yol kesenlere benzer, aldırmayınız'' diyordu. Atatürk' ün ölümünden sonra Türk Tarih Tezi savsaklanmıştır.

Türk Tarihini yukarda ki uzun metinde anlatıldığı gibi değişik değişik yorumlayan akımlar bulunuyordu. Atatürk' ün bütün gayreti ise yeni kurulan devlete tarihini gösterebilmektir. Ancak bunu yaparken ırk kavramı dışında hareket etmiştir. Mesela o dönemlerde lise müfredatında yapılan Ulus tanımından ırk kavramını çıkararak şu şekilde yazılmasını istemiştir;

Ulus: Dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşların siyasal ve toplumsal kuruluşu...


Atatürk, insanlığın ilerlemesinde ırkın değil, aklın egemen olduğunu ileri sürdükten sonra, ulusların çeşitli ırkların kaynaşmasından meydana geldiğini belirtiyordu. Yani, Atatürk ırk ile değil uygarlık ile ilgilenmiştir. Bütün söylemlerinde bu ifadeleri görebilirsiniz. Medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak gibi... Ne var ki, yüzyıllardan beridir Türk Milleti aşağılandığı, hor görüldüğü için de ona yeni bir bilinç vermeyi zorunlu görmüştür. O nedenle Türk kimliğini yücelten, sürekli söylendiği gibi Türk milletin barbar olmadığını, uygarlıkların gelişmesinde mihenk taşı olduğunun kanıtlarını aramıştır.

Turancı tarih anlayışı ise Türklerini tarihini savaşlar tarihi olarak tanımlıyor, savaşçı özelliklerine methiyeler düzüyordu. Turancılık anlayışının ideologlarından Atsız; '' Türk genci nasıl yetişmeli ? adında ki yazısında şöyle diyordu;

Biyolojik bakımdan yaşam bir savaştır. Tarih de yaşamın uluslararasında ki çarpışmalardan ibaret olduğunu ve uygarlığın ilerlemesine de savaşların neden olduğunu kesin olarak kanıtlıyor. demiştir.

Oysa ki bütün hayatı savaş meydanlarında geçmiş Atatürk '' Yurtta Sulh, Cihanda Sulh '' diyordu. Turancı tarih anlayışı bu görüşü; pısırıklık, miskinlik, korkaklık, uyuşukluk olarak nitelendirmiştir. Atatürk' ün ölümünden sonra Turancı tarih anlayışı ilerlemeye başladı. 2'nci Dünya Savaşında Nazilerin Türkiye' yi savaşa sokmak için '' Tutsak Türkleri Kurtarmak '' propagandası taraftar bulmuştur. Hitlerin yenilmesinden sonra aynı propagandayı ABD devralmış ve Soğuk Savaşın bir aracı olarak kullanmıştır. CIA bu amaca yönelik radyo kanalları, dernekler, yayın organları vb. kurulmuştur. Turancı tarih anlayışı tarih kitaplarında sıkça işlenir olmuştur. Oysa ki Ziya Gökalp şöyle diyordu; Başka yerlerde kardeşlerimiz, uzak yakın akrabalarımız olabilir. Ama Türkiye'nin asıl kökleri Türkiye'dedir.


Bu itibarla, Türkiye Cumhuriyetini kuran irade Türkiye'yi din ve ırk kavramlarının üstüne değil, yurt ve dil kavramlarının üstüne kurmuştur. O nedenle bu topraklarda ki Türk tarihini 1071' ile başlatmaz. Köklerini daha derinlerde arar. Ve derki '' bu memleket bizim olduğu için bizimdir, fethettiğimiz için değil.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2015, 23:14 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:27
Mesajlar: 884
Yaş:
Alıntı:
Bu itibarla, Türkiye Cumhuriyetini kuran irade Türkiye'yi din ve ırk kavramlarının üstüne değil, yurt ve dil kavramlarının üstüne kurmuştur. O nedenle bu topraklarda ki Türk tarihini 1071' ile başlatmaz. Köklerini daha derinlerde arar. Ve derki '' bu memleket bizim olduğu için bizimdir, fethettiğimiz için değil.
Yazı size mi ait, başka yerden alıntı mı bilemiyorum ama safsatalar ile dolu ve yine cehalet buram buram.
Sosyal bilimlerde Atatürk Milliyetçiliği diye bir şey yoktur, Mustafa Kemal Atatürk Renan Milliyetçiliğini Anadolu'ya da uygulamıştır, yani subjektif milliyetçiliği.
Ama bunun objektif olması için de çaba göstermiştir. Yani asimile etmek de istemiştir ve çok da başarılı olmuştur.

Kimlik politikalarının genel geçer siyaset algısını yıktığı ülkemizde Atatürk milliyetçiliği üzerinden bir aradalık sağlamak ise şu an zor görünmektedir.
Özellikle Kürtlerin, ki Cumhuriyet projesine anlamlı katkıları da olmamıştır, bir arada yaşama iradesinden bahsetmek hemen hemen imkansızdır.

Altını çizdiğim ve de alıntıladığım cümlenize totoloji denir, bu arada!
Bu memleket bizim olduğu için bizim değildir, bu ikisi aynı şeydir, bir şey kendisini gerektiremez.
Bu memleket ya fethedilmiştir veya hediye edilmiştir.
Tarihimizde armağan aldığımız vaki değildir, Yunan'ın 12 adalar ve diğer adalara konması gibisinden yani!
O zaman çok affedersiniz de Turancı Atsız haklıdır.
Biz buralarda var isek militarist yapımız ve yüksek teşkilat yeteneğimizdir bunun nedeni; HALKLARIN KARDEŞLİĞİ falan değil yani!
Politikada kim kardeşlik falan diyorsa, bilin ki yalan söylüyordur. (Sözün sahibi Carl Schmitt'tir.)

ekle : Bu arada bazı cümleleriniz Doğan AVCIOĞLU rahmetliden. Bunlara atıf yapmaya özen gösteriniz.
Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi 1. Kitap, sy. 36'dan mesela.

_________________
Boyun eğmek şân ve şerefle yaşamış ecdâdımıza yapılması mümkün ihânetlerin en büyüğüdür... Savaşta cengâverlerin kaderi ölümdür. Biz ölsek de kahramanlığımızın şânı yaşayacak, çocuklarımız torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır. ÇİÇİ


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2015, 23:33 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2504
Yaş:
Yazmış olduğum iletinin kısmen alıntı olduğu açıktır.
Doğan Avcıoğlu' nun eseri yararlandığım kaynaklardandır.

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2015, 23:43 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:27
Mesajlar: 884
Yaş:
Alıntı:
Yazmış olduğum iletinin kısmen alıntı olduğu açıktır.
Doğan Avcıoğlu' nun eseri yararlandığım kaynaklardandır.
Yok öyle bir şey.
İtalik yazarak sadece başkalarını niyet okumaya davet edersiniz.
Yazınız da bari bir yerde kaynağından ismiyle bahsetseydiniz.
Dediğiniz hiç bir şeye katılamadığım gibi usuli olarak da pek hatalı gördüm sizi.
Lütfen daha az yazıp, daha çok okumaya özen gösteriniz.
İşim gücüm sizi düzeltmek oldu, bari bir kere de kabul etseniz, ama nerede?

_________________
Boyun eğmek şân ve şerefle yaşamış ecdâdımıza yapılması mümkün ihânetlerin en büyüğüdür... Savaşta cengâverlerin kaderi ölümdür. Biz ölsek de kahramanlığımızın şânı yaşayacak, çocuklarımız torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır. ÇİÇİ


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 12 Tem 2015, 23:57 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2504
Yaş:
Alıntı:
Biz buralarda var isek militarist yapımız ve yüksek teşkilat yeteneğimizdir bunun nedeni; HALKLARIN KARDEŞLİĞİ falan değil yani!
Politikada kim kardeşlik falan diyorsa, bilin ki yalan söylüyordur. (Sözün sahibi Carl Schmitt'tir.)
Militarist yapımızın ve yüksek teşkilat yeteneğimizin varlığı inkar edilemez. Ancak '' halkların kardeşliği '' gibi POLİTİKA MALZEMESİ OLMUŞ bir ifadeyi de savunmuyoruz. Eğer kardeşlik diye bir şeyden bahsedilecekse, insanların tamamı kardeştir. Yani bir yazınız da bahsettiğiniz gibi sadece inananların kardeşliği değildir !.. Bu mantıktan hareket edecek olursak bütün insanlar kardeştir ve savaşlarda kardeş kavgasıdır. Diğer türlü düşünecek olursak diğer toplumlara yaşama hakkı tanımamamız gerekirdi. Nasıl ki Hitler üstün ırk söylemleriyle bütün dünyayı ateş tarlasına çevirmiştir; bunu dinsel kaygılarla yapanlar da insanlığı olmaz savaşlara sürüklemişlerdir. Bugün Ortadoğu' da yaşanan radikal terör insanlara yaşama hakkı tanımamaktadır. Bırakınız diğer kavimleri, aynı mezhepten olanları bile doğramaktadır. Eğer bir insanlık bilincinden ya da uygarlıktan bahsedeceksek, bu uygarlık tüm insanların ortak malıdır. Ay' ı ben keşfettim, benden başka kimse Ay' a gidemez arkadaş diyebilir misiniz ! demek ki uygarlık ortaktır. Her gelen üstüne bir tuğla koyar, bu şekilde uygarlık gelişir. Uygarlığın ortak olduğunu kabul edeceksek, insanların da kardeş olabileceğini kabul edebiliriz. Şayet Habil ile Kabil kardeş değilse nedir !?

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 13 Tem 2015, 00:08 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2504
Yaş:
Alıntı:
Alıntı:
Yazmış olduğum iletinin kısmen alıntı olduğu açıktır.
Doğan Avcıoğlu' nun eseri yararlandığım kaynaklardandır.
Yok öyle bir şey.
İtalik yazarak sadece başkalarını niyet okumaya davet edersiniz.
Yazınız da bari bir yerde kaynağından ismiyle bahsetseydiniz.
Dediğiniz hiç bir şeye katılamadığım gibi usuli olarak da pek hatalı gördüm sizi.
Lütfen daha az yazıp, daha çok okumaya özen gösteriniz.
İşim gücüm sizi düzeltmek oldu, bari bir kere de kabul etseniz, ama nerede?
Haklı olduğunuz yerler var, katılıyorum. Alıntı yaptığım bölümleri isimleriyle yazmam gerekirdi. Ama burasının akademik kürsü olmadığını da hatırlatmak isterim. Yine de özen göstermeye çalışacağım. Ancak şurası da var ki, yazılan şeylerin tamamına yanlıştır diyemezsiniz. Çünkü sosyal bilimlerde yanlış veya doğru yoktur olgu vardır. Mevcut bilgilerden yanlış yorumlar çıkarmak ise başka bir konudur. Uğur Mumcu'nun dediği gibi '' bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak '' için zaten sürekli araştırıyoruz. Ancak sizin sürekli düzeltiyorum yaklaşımınız uygun değildir. Eğer bizler yanlışsak sizler her daim doğru musunuz !.. Tartışmalar; benim söylediklerim doğru benim çizgime gel anlayışıyla mı yapılır ? Eğer hatalar, abartmalar, yanlış çıkarımlar varsa gerekçeleriyle tartışılır. Tek cümle cevap ile insanları ikna etmek mümkün olmuyor !

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 13 Tem 2015, 00:58 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 31 Tem 2012, 11:59
Mesajlar: 300
Yaş:
Bu "Türkçülük Konusu" bana göre o kadar önemli bir konu ki!
Çünkü milliyet günümüzde devletlerin parçalanması, el değiştirilmesi ve piyon edilmesi için yok edilmek istenen en mühim nokta...
Düşmanın ilk ateş etmek istediği yer...
Ve belki de uzun yıllardır ateş altında olduğu içindir dünyanın en bulanık milliyetine sahip olan ülke durumundayız...
Sonraki nesillere doğrusunu anlatmak ve aktarmakla mükellef olan bizler ise kendi içimizde mutabık olamıyoruz...

_________________
"Canı pahasına savaşanlar için yaşamın bir tadı vardır, ama saklananlar bu tadı asla bilmez."


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 13 Tem 2015, 02:04 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2504
Yaş:
Merhum Erbakan'ın olaylı Bingöl mitinginde yaptığı konuşması tarihe ışık tutuyor !! Ne diyordu; Bu ülkenin evlatları asırlar boyu mektebe başlarken Besmele ile başlamıştır. Siz geldiniz, bu Besmeleyi kaldırdınız. Ne koydunuz yerine ? Türk'üm, doğruyum, çalışkanım !.. Sen bunu söyleyince öbür tarafta da Müslüman evladı; Ya öyle mi !.. ben de Kürdüm, daha doğruyum daha çalışkanım deme hakkını kazandı ve böylece bu ülkenin insanlarını birbirine yabancılaştırdınız ... diyordu. Aşağıda videosu eklidir. Bu konuşma sonucunda ceza almıştır.

Şimdi, mevcut açılım politikalarına ve geliştirmek istedikleri Türk 'lük algılarına baktığımızda; bu konuşmada ki şekliyle hareket edildiğine şahit oluyoruz. Türklüğü ırk kavramı etrafında şekillendirerek, diğerlerine manevra alanı yaratılmak isteniyor. Birlikte yaşama modeli olarak da İslamiyet referans olarak gösteriliyor. Oysa ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti; ne ırk temelinde, ne de din temelinde kurulmuş bir devlet değildir. Bu iki bakış açısının da felakete götüreceğini o günlerde görmüşlerdir. Mevcut siyasetin referans olarak gösterdiği ''din kardeşliği'' modelinin gerçekçi olmadığı da Ortadoğu' ya bakıldığında görülür. Atatürk; ''Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkına Türk milleti denir'' demek suretiyle ortak yaşama koşullarını formüle etmiştir. Aksi durumda içten veya dıştan gelebilecek zararlı akımlara karşı direnç gösterilemeyeceği açıktır.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=e0syZWFhyBI[/youtube]

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 17 Tem 2015, 18:17 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: 26 Haz 2015, 17:54
Mesajlar: 24
Yaş:
Alıntı:
Bu ülkenin evlatları asırlar boyu mektebe başlarken Besmele ile başlamıştır. Siz geldiniz, bu Besmeleyi kaldırdınız. Ne koydunuz yerine ? Türk'üm, doğruyum, çalışkanım !.. Sen bunu söyleyince öbür tarafta da Müslüman evladı; Ya öyle mi !.. ben de Kürdüm, daha doğruyum daha çalışkanım deme hakkını kazandı ve böylece bu ülkenin insanlarını birbirine yabancılaştırdınız ...
Merhum Erbakan hocamiz ne güzel anlatmiş Türkiye'deki durumu. Topragi bol mekani cennet olsun.

Alıntı:
Atatürk; ''Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkına Türk milleti denir'' demek suretiyle ortak yaşama koşullarını formüle etmiştir.
Bu konuda size katilmiyorum sayin PARTİKÜL, Atatürk'ün zamaninda ittihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olduğunu belki biliyorsunuzdur hatta üye numarisi dahi vardi (322). Her ne kadar daha sonradan ayrildiysa'da belli ki oradan benimsediği Türkçülük ideolojisi'ni daha sonradan yeni kurduğu cumhuriyet'te uyguladigi açikça ortadadır. Burda değinmek istediğim şey onca alternatif ve ortak yaşama koşullarını destekleyen isim varken gelip Atatürk'ün "TÜRK"iye ismini bilerek koymuş olmasidir.

_________________
Hepimiz kuklayiz. Ben sadece ipleri göre bilen bir kuklayim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 17 Tem 2015, 18:43 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:27
Mesajlar: 884
Yaş:
Alıntı:
Bu konuda size katilmiyorum sayin PARTİKÜL, Atatürk'ün zamaninda ittihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olduğunu belki biliyorsunuzdur hatta üye numarisi dahi vardi (322). Her ne kadar daha sonradan ayrildiysa'da belli ki oradan benimsediği Türkçülük ideolojisi'ni daha sonradan yeni kurduğu cumhuriyet'te uyguladigi açikça ortadadır. Burda değinmek istediğim şey onca alternatif ve ortak yaşama koşullarını destekleyen isim varken gelip Atatürk'ün "TÜRK"iye ismini bilerek koymuş olmasidir.
Atatürk İttihad ve Terakkicileri hiç sevmez, onlardan haz etmez ve hatta onlardan bir nebze de olsa çekinirdi.
Bu nedenle İzmir Suikastı ayağına tasfiye etmiştir.
Dolayısıyla Atatürk milliyetçiliği onlardan öğrenmiş değildir, Atatürk muhtemelen milliyetçiliği ümmetin içinde bulunduğu sefaletten sonra daha kuvvetli benimsemiştir.
Ezbere konuşan islamistlere benzemez Mustafa Kemal.
Alayınızdan daha iyi bilir o coğrafyaları çünkü oralarda kelle koltukta düşük yoğunluklu savaş falan organize etmiştir.
Sıcak sularda abdest alan yumuşak-popo müslümlerden değildir o!
Gördüklerinden ümmetçiliğin BİTİK bir siyasi proje olduğunu anlamıştır.
Türklerin kendilerini hiç ilgilendirmeyen coğrafyalarda ölmesini yanlış bulmuştur.
Arap veya başka unsur çoğalıp ticaretine bakarken, göt-göbek yaparken, biz şehit olduk.
Yine oluruz ama artık maymun gözünü açmıştır.

Kaldı ki Osmanlı'daki en geç milliyetçilik Türk Milliyetçiliği'dir. Arabın, Balkanlının milliyetçiliği sonrası güçlenmiştir, yani kazığı yiyip kaybedince!
Türk veya Atatürk milliyetçiliği ümmetsel kırılmanın nedeni değildir, sonucudur!

_________________
Boyun eğmek şân ve şerefle yaşamış ecdâdımıza yapılması mümkün ihânetlerin en büyüğüdür... Savaşta cengâverlerin kaderi ölümdür. Biz ölsek de kahramanlığımızın şânı yaşayacak, çocuklarımız torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır. ÇİÇİ


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 17 Tem 2015, 20:27 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: 26 Haz 2015, 17:54
Mesajlar: 24
Yaş:
Alıntı:
Atatürk İttihad ve Terakkicileri hiç sevmez, onlardan haz etmez ve hatta onlardan bir nebze de olsa çekinirdi.
Bu nedenle İzmir Suikastı ayağına tasfiye etmiştir.
Bu Atatürk'ün zamaninda İttihad ve Terakki'ye katilip ardindan ayrildigi gerçeğini değiştirmez, ayrıca onlardan çekinmesinin asil sebebi tahminimce onlarin aynı Sultan II ABDÜLHAMİT tahttan planli bir darbeyle indirdikleri gibi onu da indire bileçekleri veya hayatina kast edeçeklerini biliyor olmasidir. İzmir'de olan suikast girişimi bunun bir örneğidir.

Alıntı:
Dolayısıyla Atatürk milliyetçiliği onlardan öğrenmiş değildir, Atatürk muhtemelen milliyetçiliği ümmetin içinde bulunduğu sefaletten sonra daha kuvvetli benimsemiştir.
Nasil yani daha Türk kelimesinin ne anlama geldiğini dahi bilmeyen ve sizin'de dediğiniz gibi "sefalet" çeken bir ümmet gidip milliyetçilik mi yapiçak, milliyetçiligi ordan öğrendiğini idaa ediyorsaniz yaniliyorsunuz burda söz konusu Türk milliyetçiliğidir ve o dönemde bunu Ittihad ve Terakki'den başka en yaygin biçimde benimsemiş başka cemiyet yoktur! ( var'ise ben bilmiyorumdir )

Yazdiklarinizin geri kalanlar için ise sadeçe şunu söyleyebilirim : saçmalamişsiniz

_________________
Hepimiz kuklayiz. Ben sadece ipleri göre bilen bir kuklayim


En son HSN tarafından 17 Tem 2015, 20:43 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.

Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 17 Tem 2015, 22:38 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:27
Mesajlar: 884
Yaş:
Alıntı:
Bu Atatürk'ün zamaninda İttihad ve Terakki'ye katilip ardindan ayrildigi gerçeğini değiştirmez, ayrıca onlardan çekinmesinin asil sebebi tahminimce onlarin aynı Sultan II ABDÜLHAMİT tahttan planli bir darbeyle indirdikleri gibi onu da indire bileçekleri veya hayatina kast edeçeklerini biliyor olmasidir. İzmir'de olan suikast girişimi bunun bir örneğidir.

Nasil yani daha Türk kelimesinin ne anlama geldiğini dahi bilmeyen ve sizin'de dediğiniz gibi "sefalet" çeken bir ümmet gidip milliyetçilik mi yapiçak, milliyetçiligi ordan öğrendiğini idaa ediyorsaniz yaniliyorsunuz burda söz konusu Türk milliyetçiliğidir ve o dönemde bunu Ittihad ve Terakki'den başka en yaygin biçimde benimsemiş başka cemiyet yoktur! ( var'ise ben bilmiyorumdir )

Yazdiklarinizin geri kalanlar için ise sadeçe şunu söyleyebilirim : saçmalamişsiniz
bilmeden atmanız çok tuhaf.
utanmadan bir de saçmalama fiilinizi bana yansıtmışsınız.
Halbuki siz burada yazdıklarımı bile anlamamışsınız!

Arap milliyetçi akımları hakkında google'dan dahi kapsamlı bilgiler elde edebilirsiniz.
İslamcılık ve Osmanlıcılık akımlarının tutmamasından sonradır fedai ruhlu vatan çocuklarının "milliyet" davasına yüklenmeleri.
Ortada kurtarılacak bir ümmet olmadığını/kalmadığını tüm Osmanlı zabitanı bilir, bu nedenle birbirinden nefret eden klikler/bireyler bile aslında milliyetçilik ortak paydasına sahiptir.
Enver vs. Mustafa Kemal misal!

Günümüzün ÜMMETÇİ abileri de, tıpkı sizin gibi, cehaletlerine bakmadan giriştiler bazı işlere. Her yaptıkları fiyasko olduğu gibi kendi elleriyle bölgesel bir rakibi (=İran) dünya piyasasına pullayıp pazarladılar; kendi millet ve devletlerine ise bir sürü amorf terliksi hayvanla ortak yaşam (IŞİD Terör Örgütü vb.) ve de terörizme destek veren ülke olma tehlikesi bıraktılar.

Bir ülkeyi geri mi bırakmak istiyorsunuz?
Onu siyasal islamcılara verin, net!
(RTE siyasal islamcı olarak değerlendirilemez ama Davutoğlu veya Kalın gibi şahısların ideolojik gözlüklerinin aşırı kalın olduğunu düşünürüm)

Şimdi, sizin yazdıklarınızdan A. Dilipak, K. Mısıroğlu gibi yazarları okuduğunuzu anlıyorum. Bu yazarları aslında ben de okudum ama dediklerini sadece aşırı komplocu bir tarihyazımı olarak nitelendirebilirim ve bilimsel HİÇ değeri yok kanaatimce bunların. Lütfen bilimselliğe önem veren yazarlara bakın.
Bir deşu var; bu islamcılar bir tek kendilerini ehl-i vatan görürler ama yaşayarak öğrendim ki siyasetin her yanından bireyler bu vatan için ölmeye razılar; sağcı-solcu; alevi-sünni, mason-ateist-ülkücü vs. ayrımları bize "iyi insan" tarifi vermekten acizmiş!

İyi insan her yerde var.
Bu nedenle bakış açınızı KENDİ mahallenizin dışına çıkartın, ben bunu yapıyorum -yetmez ama evet tadında bile olsa-!
Yoksa, gelip burada aslında 3. dünya komünizmi yapan, küçük Kim Il Jong'lar olan bu islamo-faşistlerin mırıltılarını yeniden üretmekten öteye gidemezsiniz.

_________________
Boyun eğmek şân ve şerefle yaşamış ecdâdımıza yapılması mümkün ihânetlerin en büyüğüdür... Savaşta cengâverlerin kaderi ölümdür. Biz ölsek de kahramanlığımızın şânı yaşayacak, çocuklarımız torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır. ÇİÇİ


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 17 Tem 2015, 23:10 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:27
Mesajlar: 884
Yaş:
HSN ile yaptığımız teati beni siyasal islam hakkındaki düşüncelerimi toparlamaya sevk etti.
Öncelikle siyasal islam ıstılah ve modus operandisi ile başlamamız elzemdir.
Siyasal islamcılar ideolojik insanlardır.
İdeoloji YANİ her şeyin doğrusunu sunna, insana yeryüzünde cennet vaad eden, toptancı ve mutlak kalıplar!
Bu kalıplar tartışılamaz, değişmezler, sabittirler ve doğrudurlar.
Tıpkı komünizm gibi diğer ideolojiler de değişmeleri sevmezler ve ona -değişime- direnç gösterirler.
Direnç gösterirken de ağır ifadelerle kaşılarındakini küfre boğarlar, Sol jargonda bu revizyonisttir bir kere!
İslam dünyasında ise tekfir'e kadar giden suçlamalar görürsünüz.
Neden bu böyledir?
Çünkü ortada bir ideoloji vardır. Kliklerin, grupların duruşlarına göre farklılıklar arz etse de aslında ideolojidir ortada salına salına gezen, yani dogmatik ve baskıcı düşünsel prangalar!

İmdi, islamistlerin bu zihni kalıpları nereden kaynaklanır? Hemen hepsinin iddiası Kur'an'dan kaynaklandığıdır. Bunlara göre Kur'an'ın emri olan "biricik" - tek- bir siyasal duruş vardır, başka duruşlar "tağuttur", "küfr"dür, "dar-ül harb"dir.
Ama bu biricik olan sözde İslami düzenin ne olduğu Kur'an veya Sünnet'te mevcut değildir.
Her bir küçük islamist "ideoloji" Kur'an'ın -ki akidemce zamanlarüstü hakikatleri ihtiva eden Hak Din'in kitabıdır- aklı kıt, fikri kıt, hayatı kıt insan bireyleri tarafından YANİ SÜBJEKTİF olarak yorumlanması ile ortaya çıkmaktadır.
YANİ, aslında mutlak hakikatler kitabını zamanının-kültürünün-bilgisinin ve de tecrübesinin gözlüğüyle okumaktadır o kişi.
Buraya kadar bir sıkıntı yoktur.
Ne zamanki bu zaman ve bağlam bağımlı yorum bir İDEOLOJİ olarak sunulmaktadır, sıkıntı burada başlamaktadır.
Kur'an üzerinden şahıslar kendi yorumlarını dokunulmaz hale getirmektedirler, yani İDEOLOJİ haline sokmaktadırlar.
Sıkıntı işte bu okumaların zamanlar-üstü hakikate dönüştürülmesindedir.
Yani, Ali Şeriati'nin veya Fazlur Rahman'ın yorumları ile meleklere iman "neredeyse" aynı kesinlikle olumlanmaktadır.

Yine, siyak-sibak bakılmadan Kur'an'dan alınan kelimelere gayet "modern" ve "çağdaş" anlamlar verilmektedir. Müstazaf kelimesinden bir sınıf benzeri bir yaratım hasıl olmakta, bu da Fanon'un "wretched" klanına dönüştürülmektedir.
Bu yorum tekniğiyle alaksı olmayan bir uygulamadır. X terimi bence hmmm evet o solcudur bu da sağcıdır demek gibi. Gülmeyin bu da oldu.
Ashab-ı yemin ve yesar vardır, kitanı sağdan veya soldan alacaklar. Soldan alanlara cehenneme yuvarlanacaktır. Bu bile 80 öncesi sağcılar ve solcular diye çevrilmiştir. Yani, Kur'an sanki Türk demokrasisi için nüzul etmişçesine yorumlanmaktadır.

Halbuki, Kur'an inceden inceye hiç bir ideolojiyi ortaya koymaz, bir kere ideoloji değildir.İdeolojiler çatır çutur yıkılır gider ama Kur'an zaman ötesidir, zaman üstüdür.
Siyasal katılım vs. ile uğraşmaz; Allah katından emir ve yasakları bildirir. Ahlaklı olun der. Zaten Kur'an'a tamamen uyulsa belki de birçok sorun ortadan kalkardı ama yine de siyaset daha iyi yapılacak anlamına gelmezdi.

Bunun en iyi örneği Haşimilerdir. Emevilerden çok daha iyi alimlerdir, Hz. Ali ve Ehli Beyt yani. Hz.Ali zaten Kur'an'ın somutlaşmış halidir ama siyaseten yenilmiştir.
İyi bir mümine sorulsa, mezhebine hiiiiç bakılmadan, hangisi gibi olmak ister; Ali mi? yoksa zamanının süper zeki siyasetçilerinden herhangi birisi mi?
Hangisi Allah katında daha makbuldür?

Neyse,
netice itibariyle, siyasal islamcılar Kur'an'ın eleştirilmezliği üzerinden dogmatik biralan yaratmaktalar.
Çoğunda siyasal olanın gerçekleştirilmesinde hiç bir ahlaki sınıra takılmamak gibi bir eğilim var - Emeviler benzeri-
Yine, İslam öz ahlakı ile alakası olmayan dil kullanan ciddi sayıda islamist yazar var. Okuduğumda "aha bu nefret söylemi" diyeceğiniz yüzlercesi! Yani, ufak ölçütlerde, minik Hitlerler, minik Ebu Lehebler var! Deden gördüğümüz, vakar ve edebiyetın zerresine sahip olmayan ama Allah ve Kur'an hakkındaki zanlarını mutlak hakikat olarak sunanlar var!

Çok uzattım vesselam...

ekle: Bu yazıyı ayrı başlık altında da sundum. İslami retorik tartışmamıza orada devam edebiliriz.
viewtopic.php?f=39&t=5330

***************************************************************
II.
Bu dogmatik ve dışlayıcı tartışma usulüne alışkın 3. Dünyacılık akımlarına biz Siyasal İslamcılık diyoruz.
Bu akımlar siyasi akımlardır, dini bilen insanların illa içlerinde oldukları hareketler değildir.
İslam aleminde canlı bir düşünce ortamı vardır, bunlar siyasal islamcılar sayesinde değil onlara rağmen gelişmektedirler.
Gelelim siyasal islamcıların ümmetçi dış politika algılarına.

Efenim, uluslararası ilişkilerde genel olarak iki akım vardır; idealistler ve realistler.
İdealistler, ideal dünya düzenini kurmanın mümkün olduğuna inanırlar, Ayakları yere basmaz, hukukun üstün geleceğine inanırlar, barışın tesisine inanırlar.
Realistlere göreyse "alem p*şt olmuştur" çok afedersiniz. "Homo homini lupus" veyahut "bellum omnium contra omnes".

Ümmetçiler ilk gruba yakındır. Ortada, ortak hedefleri olan, ortak tasavvura ve ideallere sahip bir monolithic yani YEKPARE bir ümmet varMIŞ gibi hareket ederler. Ümmetin lehine olan Türk'ün de lehinedir, Arabın da, Kürdün de, Farsi'nin de!
Halbuki böyle bir MERMER benzeri ümmet bulunmamaktadır, ümmetin unsurları birbirleriyle ciddi ciddi çatışmaktadır, yarışmaktadır.

Bu ümmetçi varsayımlar ki HEPSİ fiksiyondur, Marksist çalışan sınıfın uluslararası dayanışması beklentisi gibidir.
Marksizme göre hani çalışanlar-emekçiler dayanışacaktır ya bir gün!
Hah o hikaye gibi.
Hakikat ise ne der bizlere? İngiliz işçinin menfaati için başka halkların petrolüne el konulmaktadır. Nerede kaldı dayanışmacı beklentiler?

Ortada ortak bir işçi sınıfı olmadığı gibi, ümmet de bulunmamaktadır.
Olsaydı müslümanlar tarih boyunca birbirleriyle savaşmazdı.

Türkler mesela buralarda yaşamalarını savaşlarına borçludurlar, başka bir şeye değil!
Güçlü olmasalar Araplar veya diğer halklar tarafından yutuluverirlerdi!

Peygamberden hemen sonra bile dava arkadaşları birbirine düşmüşken, İslam coğrafyasından hem de çok çok daha büyük ölçekli bir BÜTÜNLÜK beklemek saflıktan başka bir şey değildir.
Tıpkı I. Dünya Savaşı sonrası idealistleri gibiler yani!
O idealistler de büyük savaş sonrası insanlığın gözünün açıldığını, artık savaşlara gerek kalmayacağını falan savlamıştı.
Hakikaten hoş abiler ama teorileri 1939'ta çöküp gitmiştir.
ve o İdealistler hiç bir zaman "olm bizim teori Allah katından haaa" dememiştir!

_________________
Boyun eğmek şân ve şerefle yaşamış ecdâdımıza yapılması mümkün ihânetlerin en büyüğüdür... Savaşta cengâverlerin kaderi ölümdür. Biz ölsek de kahramanlığımızın şânı yaşayacak, çocuklarımız torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır. ÇİÇİ


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 18 Tem 2015, 14:33 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: 26 Haz 2015, 17:54
Mesajlar: 24
Yaş:
Alıntı:
Bir ülkeyi geri mi bırakmak istiyorsunuz?
Onu siyasal islamcılara verin, net!
peki ülkeyi ilerlemesini sağlamak için kime verelim ? CHP'ye mi ? MHP'ye mi ? hatta HDP'ye mi ? kim Türkiye 'yi bir Ingiltere, Almanya veya Japonya yapabilir ? burda AK parti propagandasi yaptigimi dusunuyor olabilirisniz fakat cumuriyet tarihindeki en radikal teknolojik atilimlari AK parti doneminde yapildi ve yapilmaya devam ediliyor simdi gelip yok onu satiyor yok bunu satiyor demeyin akli basinda olan biri gidip gelir saglayan isletmeyi satmaz veya kaptmaz, satiklari muhtemelen gelir saglamayan isletmelerdir !
Alıntı:
Şimdi, sizin yazdıklarınızdan A. Dilipak, K. Mısıroğlu gibi yazarları okuduğunuzu anlıyorum. Bu yazarları aslında ben de okudum ama dediklerini sadece aşırı komplocu bir tarihyazımı olarak nitelendirebilirim ve bilimsel HİÇ değeri yok kanaatimce bunların. Lütfen bilimselliğe önem veren yazarlara bakın.
o 2 sinin kitaplarina elimi dahi surmemsimdir bu sonuç'a nasil vardiniz bilmiyorum ve ''Bu yazarları aslında ben de okudum ama dediklerini sadece aşırı komplocu bir tarihyazımı olarak nitelendirebilirim ve bilimsel HİÇ değeri yok kanaatimce bunların.'' değisinize katiliyorum.

Alıntı:
İyi insan her yerde var.
Bu nedenle bakış açınızı KENDİ mahallenizin dışına çıkartın, ben bunu yapıyorum -yetmez ama evet tadında bile olsa-!
Yoksa, gelip burada aslında 3. dünya komünizmi yapan, küçük Kim Il Jong'lar olan bu islamo-faşistlerin mırıltılarını yeniden üretmekten öteye gidemezsiniz.
ben hümanistim doğam gereği hep iyi biri olmaya calismisimdir! beni cahil ilan etmekle sizin nekadar iyi biri olduguzu gormus bulunmaktayim ve ayrica burda amacim kimseyi mırıltılarını yeniden üretmek degil sadece kendi görüşlerimi belirttim. saygilar!

_________________
Hepimiz kuklayiz. Ben sadece ipleri göre bilen bir kuklayim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 18 Tem 2015, 15:38 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:27
Mesajlar: 884
Yaş:
Sevgili HSN, ilk taşı günahsız olan atsın.
"saçmalamışsın" dersen -ki dedin- lafı yer oturursun, bırakalım şimdi "iyi insan" lafazanlıklarını.

_________________
Boyun eğmek şân ve şerefle yaşamış ecdâdımıza yapılması mümkün ihânetlerin en büyüğüdür... Savaşta cengâverlerin kaderi ölümdür. Biz ölsek de kahramanlığımızın şânı yaşayacak, çocuklarımız torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır. ÇİÇİ


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 18 Tem 2015, 16:41 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 18 Tem 2012, 02:38
Mesajlar: 5391
Yaş:
Sayın Haci_ilbey hocam, Türkçülük denince akla; uyuşturucu-alkolle pek içli dışlı, elalemin giyinişine, taktığı küpeye (ki bilirsiniz ki Türklerde küpe çok eskilerden beri vardır.) karışan, herhangi bir kavgada 1 kişiye 50 kişi saldıran, bir türlü Çinli denk getiremeyen arkadaşlar ve Mustafa Yıldızdoğan’ın Türkiyem parçası geliyor. Hadi Türkiyem neyse de Türkçü (bilhassa Ülkücü) kişilerin böyle profil çizmesini engellemek için yapılan önlemler vs. var mı?

Bonus olarak Türkiyem:

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=LUpVYEJcykE[/youtube]


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 18 Tem 2015, 17:53 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:27
Mesajlar: 884
Yaş:
Alıntı:
...herhangi bir kavgada 1 kişiye 50 kişi saldıran ...........
Yapılan imaj çalışmalarını sormuşsunuz, işte sadece 8 kişi ile yapılan bir PR çalışması.
Bu da mı gol değil!

Ülkücü Productions gururla sunar:
https://www.youtube.com/watch?v=Q0t0B5o ... ture=share
https://eksisozluk.com/ankara-universit ... u--3384625

_________________
Boyun eğmek şân ve şerefle yaşamış ecdâdımıza yapılması mümkün ihânetlerin en büyüğüdür... Savaşta cengâverlerin kaderi ölümdür. Biz ölsek de kahramanlığımızın şânı yaşayacak, çocuklarımız torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır. ÇİÇİ


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 18 Tem 2015, 19:37 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 12 Tem 2012, 05:00
Mesajlar: 270
Yaş:
Konu dağılmasın isterdim ama sormadan edemeyeceğim.
Türkçülük fikrini savunan bir parti mevcut mu?
Ülkücü Hareket ya da MHP içinde Türkçü düşünceye sahip kesimlerin etkinliği ne kadardır? Türkçü-Turancı dernek ve oluşumlar sizce ne kadar etkin?
Türkçü-Turancı dernek ve oluşumlar romantik(hayalperest)mi yoksa bilimsel(gerçekçi) yöntemler mi izlemektedir?

Bu sorularım Türkçülüğün güncel siyasi kanadına yönelik sorularım, eylem yönü, fikir yönü daha doğrusu bilimsel yanı içinde merak ettiklerim var.
Buradaki sorularım birer eleştri değil sadece merak konusu.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 19 Tem 2015, 08:45 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Soğuk savaşın giderek hızlandığı 1960 lı yıllarda, dönemin koşulları gereği ABD tarafından oluşturulan yeşil kuşak projesinin bir argümanı olarak Türkiye' de 1970 lerden başlayarak adım adım 1980 askeri darbesi sonrasında ise ağırlıklı olarak Türk-İslam görüşü bir nevi devlet eliyle resmi ideoloji haline getirilmeye çalışıldı.


Yine bu dönemlerden başlayarak Türk-İslam ülküsü MHP nin resmi ideolojisi haline geldi. Bu sentezden MHP içerisindeki Türkçü kesim zararlı çıktı. İslam ın her türlü siyasi hareket tarafından kullanılmasına sonuna kadar karşıyım. Ne zaman ki, İslami ideolojiye doğru kaymaya başlandı işte o zaman MHP de garip ve tezat olaylar yaşandı. Türkçü bir kökenden gelen bir hareket nasıl oldu da Kahramanmaraş ta ve Çorum da Anadolu da belkide en duru ve saf şekilde Türklüğü yaşatan Alevi Türkmenlerine karşı yaşanan olaylarda yer alabildi, hiç düşündünüz mü? İslamı vicdani ve dini bir tercih değil de bir ideoloji haline getirirseniz varacağınız yer budur. Kaldıkı ki, 1000 yıldır İslamın bayraktarlığını yapmış ve Avrupa nın ortasında İslam sancağını dolaştırmış bir millet olarak, dışarıdan bize dayatılan her ne kadar adında İslam kelimesi geçsede, şeytani Cıa projelerine alet olmakla hata yaptık.

Allah kutsal kitabında, yarattığı insanları inanç olarak özgür bırakmış '' senin dinin sana, onlarınki kendine'' demiş ve bu konuda bir zorlamayı yasaklamıştır. Kimisine göre Ahmet in İslamı doğrudur, kimisine göre Mehmet in İslamı doğrudur, kimisine göre ise müslüman olan Alevi Türkler kafir sayılırlar. Bu iş bir kere başladıktan sonra önüne geçilmesi mümkün değildir. Laiklik ve çağdaşlık da onun için gereklidir. Laik bir hareket değilseniz, hele hele milliyetçilik adına İslamcı bir ideoloji takip ediyorsanız, mensuplarınızın bir gün gidip bir şeyhin ayağına kapanmasına engel olamazsınız.


Milliyetçi kesimlerde ideolojik ağırlığın ümmetçiliğe kayması ABD nin Türkiye de etkili omaya başlamsıyla eş zamanlıdır. Bu noktadan itibaren de Amerikancılık ve gericilik milliyetçilik iddidasındaki bir kesim tarafından büyütülmüştür. Türk-İslam ideolojisi Erbakan ı iktidara taşıdı. Bu yetmedi şu an o hareket içinden çıkarak iktidara gelen RTE tarafından Türk kelimesi Anayasadan, T.C ibaresi kamu kurumlarının tabelalarından silinmeye çalışılarak sadece İslami ideolojiyi savunur hale getirilen bir kesim oluşturuldu. Kısaca Cıa başlattığı misyonu tamamlamak üzere. Türk Milliyetçilerine acilen Türkçülük ülküsüne gönül vermiş olan Başbuğ Türkeş in "solun ihanet derecesine varan davranışları karşısında,sağ ile olan kavgamızı erteledik" sözünün hatırlatılması gerekiyor.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 19 Tem 2015, 22:52 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 10 Tem 2012, 23:36
Mesajlar: 964
Yaş:
Alıntı:
Konu dağılmasın isterdim ama sormadan edemeyeceğim.
Türkçülük fikrini savunan bir parti mevcut mu?
Ülkücü Hareket ya da MHP içinde Türkçü düşünceye sahip kesimlerin etkinliği ne kadardır? Türkçü-Turancı dernek ve oluşumlar sizce ne kadar etkin?
Türkçü-Turancı dernek ve oluşumlar romantik(hayalperest)mi yoksa bilimsel(gerçekçi) yöntemler mi izlemektedir?

Bu sorularım Türkçülüğün güncel siyasi kanadına yönelik sorularım, eylem yönü, fikir yönü daha doğrusu bilimsel yanı içinde merak ettiklerim var.
Buradaki sorularım birer eleştri değil sadece merak konusu.
Anayasa'daki tanımlar gereği Türkçülük "bölücülükle" eş tutulur. 3 Mayıs'ta basında duyduğunuz 2-3 dernek dışında bir yapılaşması yoktur. Malumları olduğu üzere Kurdish Question sebebiyle büyümelerine izin verilmez.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 20 Tem 2015, 11:28 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 26 Eyl 2012, 15:06
Mesajlar: 2756
Yaş:
Dilimizde “mankafa” sözcüğü argo da olsa yaygın biçimde kullanılmakla beraber, “mankurt” sözcüğünün aynı yaygınlıkta olmadığını biliriz.
Mankurt sözcüğünü Cengiz Aytmatov gündemimize yeniden soktu.
Mankurtlaşmak, Türk kimliğinden uzaklaşma, topluma ve kültüre yabancılaşma, zihnin yeniden inşası yoluyla bilinçsizleşme, egemen güçlere ve süper devletlere yaranmayı içeren sosyo - kültürel bir kavramdır.

Zihni yeniden kurgulanarak mankurtlaştırılan kişi, düşmanını efendi kabul ederek kendi halkına ve değerlerine karşı savaşan bir köledir.

Okumuşlar kolay mankurtlaştırılabilirken halk aynı kolaylıkla ve kısa zamanda mankurtlaştırılamaz.
Kültür kodları halkı kendi değerleriyle ayakta tutarken, aydın ya da yöneticiler gerek arayış içinde olmaları, yeni değerlere kontrolsüz biçimde açık olmaları ve bireysel çıkarlarını toplumsal çıkarların önünde tutmaları onları mankurtlaştırma sürecine sokar ya da bu süreci hızlandırır.

Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” adlı yapıtında anlattığı bir efsane vardır:
Mankurt Efsanesi.
Juan-Juan adlı barbar bir toplum, tutsak ettiği kişileri nitelikli (!) köleler haline getirmek için onların belleklerini silermiş.
Bunu şöyle yaparlarmış:
Önce tutsağın başını kazır, saçlarını tek tek kökünden çıkarırlarmış.
Bu arada bir deveyi keser derisinin en kalın yeri olan boynundaki deriyi tutsağın kanlar içindeki kazınmış başına sımsıkı sararlarmış.
Kuruyup büzülen deri kafayı mengene gibi sıkıp, dayanılmaz acılar verirmiş.
Bir yandan da kazınan saçlar büyüyüp dışarı çıkamayınca başına batarmış. Tutsak başını yerlere vurmasın diye bir kütüğe bağlanır, yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı olarak ıssız bir yerde dört beş gün aç susuz bırakılırmış.
Beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölürmüş. Kalanlar ise belleklerini yitirirmiş.

Tutsak zamanla kendine gelir yiyip içerek gücünü toparlarmış.
Ama o artık bir insan değil, ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan “mankurt” olurmuş.
Bir mankurt kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, anasını, babasını ve çocukluğunu bilmezmiş.
İnsan olduğunun bile farkında değilmiş.
Bilinci, benliği olmadığı için, efendisine büyük avantaj sağlarmış.
Ağzı var, dili yok, itaatli bir hayvandan farksız, kaçmayı dahi düşünmeyen, hiçbir tehlike arz etmeyen bir köle.
Onun için önemli olan tek şey efendisinin emirlerini yerine getirmekmiş.

İşte, toplumumuzda olup bitenleri bu bağlamda değerlendirmek gerekir.
Bugün Türk toplumu mankurtlaştırılıyor. Türk kimliği, kişiliği, onuru dejenere ediliyor, aşağılanıyor.
Geçmişimiz ve kim olduğumuz bize unutturuluyor.
Azar azar, alıştıra alıştıra, şiddeti zamana yayıp yüngülleştirerek mankurtlaştırılıyoruz. Uygarlıkların kurucusu olmuş bu milletin insanları mankurtlaştırılıyor!
Topluma “geçmişi unut, kim olduğunu unut, geleceği düşünme, anı yaşa” düşüncesi genel geçer yapılarak mankurtlaştırılıyor.
Başta artık bizim olmaktan çıkmış kitle iletişim araçları olmak üzere her türlü araç bu amaçla kullanılıyor.
Bir daha kendimizi toparlayamayacak biçimde zihnimiz yeniden inşa ediliyor!
Böylece ulusal refleksimiz ve direncimiz kırılıyor.
Görünüşe bakıldığında da epey yol aldıkları anlaşılıyor.

_________________
Resim

Soytarıların ömrü, kralarınınki kadardır. (Fransız ata sözü)


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 21 Tem 2015, 22:32 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 13 Tem 2012, 14:15
Mesajlar: 353
Yaş:
Bahsetmis oldugunuz Barbar toplum (Juan-Juan) zamaninda para denilen nesne daha henüz icad edilmis olsa gerek!. Olmus olsa, neden o Kadar zahmet ederek, evvela esir alacaksin sonra kafasini kaziyacaksin daha sonrada Deve keserek, taze Deve derisini kafasina gecireceksin, yine daha sonra 4 - 5 gün ölmelerini bekleyeceksin, geriye sag kalanini kendine bir nevi Robot yapacaksin... Bu sistem cok zahmetli bir ismis, üstelik telefat cok yüksek! geriye kalanlarla da ugrasmaya degmez!.

Bu gün itibariyle, Insanlik Alemi ve Ülkemiz dahil olmak üzere, üc kurusluk bir kiyak yaptim mi, ömür boyu her an pesinden kosmaya hazir (Mankurtlar) la dolu!...

Yani, Insan olma onurunun yerini Para Aldi demek!...

Yüce yaratan Allah, sadece biz Kullarina bahsetmis oldugu (Esrefi mahlukat),(Onurlu yaratk) olma sifatindan mahrum olmaktan Cümlemizi emin eylesin...


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Türkçülük Nedir?
MesajGönderilme zamanı: 21 Tem 2015, 22:36 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 13 Tem 2012, 14:15
Mesajlar: 353
Yaş:
Özür dilerim: Yine yanlis yaptim:
(..henüz para icat edilmemis olsa gerek) dogrusu diye düzeltiyorum..


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 24 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye