TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 11 Ara 2017, 10:30

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 12 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 08 Tem 2017, 16:03 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
İyi bir yazı olduğunu düşündüğüm için, önden dernek için özel düzenleme yapma düşüncemin var olmasına karşın, aynen aktarıyorum.

''Birçoğunuz denk gelmiş ya da işitmişsinizdir. Türk Dil Kurumu'muz ''drone'' sözüne geçenlerde karşılık aradığını duyurdu ve birkaç seçenek sundu. Bu konuda taramamıza karşın bir sonuca ulaşıldığı üzerine bilgiye denk gelemedik; belki de vardır ve biz erişemedik. Bu seçenek dizininde bize göre ''arıgözü'' seçeneği gerçekten çok güzeldi. Zaten ''arı'' dendiği de var idi. Doğa geleneğimizden, bunu böyle anlatabilir isek, ötürü ayrıca uyum sağlıyordu. Ancak, sözü kısa tutmak adına, bir ''drone'' kayıt edici bir donatı ile donatılmak zorunda olmadığı gibi genel olarak da bu söz ''insansız'' olan, ağırlıklı olarak gök araçları olmak üzere, araçları anlatır; kısaca buna yer ve su araçları da dahildir. Geldiği dilin ya da dillerin iyelerinde bu böyledir. Örneğin bizim bugün İHA, yani, İnsansız Hava Aracı dediğimiz gök aracı, bir ''drone''dur. Bu gerçekliği, günde bilimle geleceğin alanda getirecek olan daha ileri bilimi ve de söz konusu alanın zaten mühendislik bilimleri olması nedeniyle bilimliliği de gözeterek, bu konuya biz de kargu.org ailesi olarak aramızda mühendislik bilimlerinde çalışan ya da okuyan kişilerin de bulunması ve bu konuları sıkıca izlememiz nedeniyle de baş yorduk ve bu araca ''güdümlü'' demenin çok uygun bir karar olacağına kanaat getirdik. Şöyle ki.

Klasik biçim küd- diye kaynaklarda okunan ve çalışmalarda aktarılan güd-/güt- eyleminin baştan günümüze değin gelmiş ya da ayrıca kazanmış olduğu anlamları başta Tarama Sözlüğü olmak üzere, 8.-16. Yüzyıllar Arasında Türkçenin Sözcük Dağarcığı'nda (Dr. Burhan PAÇACIOĞLU) toplanan türlü kaynakların verileri ve de günümüzde kullandığımız anlam yerleri doğrultusunda çala kalem şöyle bir anlam dizinini verebiliriz:

1. Beklemek.
2. Gözetlemek.
3. Kollamak.
4. İzlemek/takip etmek.
5. Riayet etmek.
6. Korumak.

Ayrıntılı bilgi için ilgili kaynaklara bakabilirsiniz. Yazıyı kısa ve anlaşılır tutmak ve beyni çok meşgul etmemek adına onları burada örnekleriyle geçmiyoruz.

Günümüzde ise ''instinct, reflex'' gibi olguları anlatmak için örneğin (iç) güdü deriz. Bir kimseyi anlamaya çalıştığımızda, ''Yine ne güdüyorsun sen?'' sözünde bulunuruz. Bunun dışında, ''drone'' özellikle savunma sanayi ile ilgili olduğundan, şu olay, çok önemlidir: Günümüzde, türüne göre; başta hepsi amacını özül bulan, seyir değiştirebilen, yeni amaç yüklenebilen, kısaca özel donatıları yüzünden yazılım ve ilgili kuranaklar üzerinden düzeneğine yüklenen veriler doğrultusunda özül görevini yerine getiren, örneğin, füzeleri [''missile''; stand-off missile vd. gibi] ''güdümlü'' diye tanımlarız. Çünkü güdülmesini sağlayan teknik öğeleri nedeniyle bir güdümü vardır. Nitekim yüklenen veriler doğrultusunda verilen görevini ''güttüğü'' yani izlediği/koruduğu/hıfzettiği gibi, özünde bu verileri yükleyenler ve füzeyi vb. yönlendiren ya da yönlenmesini sağlayanlar yani kişilerce güdülüyordur. Buradan hareketle yukarıda izlenen yolca, bu tür araçları bilimli bir deyimle ''güdümlü'' diye anmanın doğru olacağını düşünüyoruz. Böylesi durumda örneğin bilindik gök/hava ''drone''una ''Gök/Hava Güdümlüsü'' diyebileceğimiz, silahlı olanına ''Silahlı Hava Güdümlüsü'' yahut ''Silahlı Gök Güdümlüsü (SGG)'' diyebileceğimiz gibi, ilgili her tür ''drone'' yani güdümlüye de bu kavramı kullanabilir ve böylece kendimize geniş bir alan açmış ve gayet bilimli bir iş yapmış oluruz. Nitekim güdümlüler birçok alanda varlar ve güne bakılıp kolay bir öngörü saptaması sonucu git gide daha da artacakları kanısını benimseyebiliriz. Bu bağlamda su üzerinde görev yapacaklar ya da günde -sınanmış kullanımda şu an varsa- yapanlar, yer/kara üzerinde görev yapanlara da ilgili tanımlama, nitelemeyle 'x yer/kara güdümlüsü', 'x su/deniz güdümlüsü', 'tarayıcı (radar) başlıklı güdümlü (örneğin belli bir arazide alanda özül tarama görevinde bulunan bir yer güdümlüsü gibi) diyebilir ve bu kullanımları kolay biçimde alanca arttırabiliriz.

Güdümlü dememiz ile de ayrıca aynı anda, örneğin dilenip yerine kullanılmak istendiğinde, İHA ya da benzer tanımlarda ''insansız'' deyimini de akıllıca değiştirmiş oluyoruz; nitekim güdümlü yani ister özül çalışabilen (eklediğimiz ve TAİ'nin izleti çalışmasından bir karede görülen ANKA SGG gibi), ister ilgili dar bölgede [el] gütmesiyle (''kumanda'') ''kontrol'' edilen yani güdülen bir aygıt zaten insansız olmakla birlikte, ilgili aracın niteliğini nasıllığını ve görevini de güzel ve açıklı biçimde anlatmış oluruz.

Böylece güdümlü sözü, her türlü insansız, gerek özül/kendiliğinden çalışan/kalkan/inen/gelen/giden, gerekse kişilerce doğruca güdülen (''quadcopter'' gibi) araçlara kullanılabilcek olan çok el verişli ve bay bir söz halini alıyor. İster öyle ister böyle, her duruma uygun ve kullanım alanı geniş ve bay (zengin) olan bir kavrama kavuşmuş oluyor, savunma sanayinde de karşılığını bulmamız nedeniyle, doğruca ve güzelce bir iş yapmış olduğumuzu düşünüyoruz.

Böylece ''drone'' için naçizane bizim önerimiz ''güdümlü''dür. Dilemek isteyen, kullanabilir. Ayrı olarak bu önerimizi Türk Dil Kurumu'muza ilgili genelağ kutularına bildiri yazmak suretiyle bildirmiş bulunuyoruz. Olur da, karşılık verirler diye.

Son söz olarak şunu da eklemek ve bil-dirmek yerinde olacaktır: Drone sözü yansıma bir kök sözden gelip ''vızıldayan, vız vız eden'' anlamındadır. Bundan ötürü ''arı''yı anlatan bir sözdür. Kanımızca, her bir nesne için doğruca çeviriler yapmaktansa, ki bu özellikle savunma sanayinde çokça tanıkladığımız olumsuz bir olgu olup konuyla şimdi çok ilgili olmasa da psikolojikmen yakın durduğunu düşündüğümüz bazen bir takım başka, olumsuzdan daha da beter olgulara yol açmakta gibi görünüyor*, düşünce emeği verip ve dilimizde kullanımlarımızda yakın ilgili duran karşılıklara bakıp, öylece söz tanım belirlemek birçok açıdan bize yarar sağlayacaktır. Yukarıda bunun güzel bir örneğini sergilediğimizi sanıyoruz.

Naçizane sunduğumuz önerinin birçok açıdan bilimli olduğu gibi, dilimizde mevcut ilgili alanda karşılıklarının bulunması nedeniyle de kendine sağlam ve iyi bir yer edinebileceğini sanıyoruz.

İçten sevgi ve saygılarımızla,
kargu.org ailesi.

*Örneğin basit bir yükleyici araca/kepçeye, göç/yük götüren bir araca yat dilde (to) load'tan gelen ''loader'' sözünün ''devşirilip'' 'loder' denmesi, basit bir düşüncenin güdülemeyip basit bir aracı tanımlayamamak, basit bir eylem olan ''(to) load''un kendi dilimizdeki değil de, başka bir dildeki karşılığından türetilmiş bir sözün kullanılması gibi.

Resim''

(http://www.kargu.org/bilimlik/drone-uzerine)


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 08 Tem 2017, 21:16 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 12 Tem 2012, 22:26
Mesajlar: 789
Konum: Lubnatsİ
Yaş: 42
Sayın Çetin,

Yazınız güzel ve bilgilendirici idi, elinize sağlık. Ben de bir iki küçük ek yapmak istiyorum, izninizle. Drone kelinesi başka bir dilde 'erkek arı' demektir. Kovanlarda bal yapamayan, sadece uçup başka bir kovandaki kraliçe arıyı dölleyen, kısa yaşamı olan ve başka bir işi olmayan arılardır bunlar. Bu bağlamda 'arıgözü' kelimesi kulağıma güzel geldi. 'Gök güdümlüsü' de güzel olmuş, ancak arı ile devam edecek isek 'arı beyi' de güzel olabilir düşüncesindeyim ama 'gök güdümlüsü' sözünüzden esinlenerek 'gök gezer' de aklıma gelen bir ad oldu. Aklıma yine geldikçe yazacağım. Ama Türkçemize yaptığınız katkılardan dolayı teşekkür etmek istiyorum.

_________________
Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 08 Tem 2017, 21:55 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Sayın Çetin,

Yazınız güzel ve bilgilendirici idi, elinize sağlık. Ben de bir iki küçük ek yapmak istiyorum, izninizle. Drone kelinesi başka bir dilde 'erkek arı' demektir. Kovanlarda bal yapamayan, sadece uçup başka bir kovandaki kraliçe arıyı dölleyen, kısa yaşamı olan ve başka bir işi olmayan arılardır bunlar. Bu bağlamda 'arıgözü' kelimesi kulağıma güzel geldi. 'Gök güdümlüsü' de güzel olmuş, ancak arı ile devam edecek isek 'arı beyi' de güzel olabilir düşüncesindeyim ama 'gök güdümlüsü' sözünüzden esinlenerek 'gök gezer' de aklıma gelen bir ad oldu. Aklıma yine geldikçe yazacağım. Ama Türkçemize yaptığınız katkılardan dolayı teşekkür etmek istiyorum.
Sayın memogianni, ben de yorum ve katkınıza çok teşekkür etmek istiyorum. Zira bunu çok önemsiyorum. Okuyan üyelerimize okurlarımıza ayrıca çok teşekkür ediyorum (80i geçmiş), ancak yorumunuzu ayrıca önemsememin nedeni bu gelen yorumların azlığı ve sizin ve yorum yapanların böylece özel konuma gelmenizden, daha doğru bir deyiş ise şu olacaktır ki, duyarlı olmanızdandır.

Katkı ve geri besleme bir konunun dolayısıyla işin genişlemesi, sorunların çözülmesi ve ortamının yaratılması için koşul ve elzemdir. Bu yüzden daha yorumları ve dolayısıyla düşünceleri beklediğimi/zi belirtmek istiyorum. Benimsensin benimsenmesin; beğenilsin beğenilmesin; her türlü katkı çok önemlidir. Nitekim günümüzde yaşadığımız sorunlara duyarsız kalınmamalı. Birileri bu işleri gütmeli ve güdecek.

İçten sevgi ve saygılarımla


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 08 Tem 2017, 22:03 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Şub 2014, 17:08
Mesajlar: 1034
Konum: Kırklareli
Yaş: 31
"Uçar" veya "uçarı" olabilir ancak kullanım kolaylığı açısında uçar daha iyi gibi.

TSK'nın 4 uçak ve 2 uçar ile gerçekleştirdiği operasyonda uçarlardan alınan görüntüler neticesinde 8 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Operasyon sırasında silahlı uçardan güdümlü mühimmat atışı da gerçekleştirilmiştir.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 08 Tem 2017, 23:13 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 06 Ağu 2012, 01:54
Mesajlar: 149
Yaş:
Dil yaşayan bir varlıktır. Gelişir büyür olgunlaşır. Halk bazı şeyleri alıp özumserse kabul eder. Malesef bir icat yapılmış ve icatla birlikte ismi de dilimize girmiş.

Onca zaman sonra dünyanın en iyi karşılığını da bulsak kabullenilmesi çok zor olacaktır. Örnek Televizyon...

Elle tutulur en iyi örneğimiz bilgisayar... Umarım drone için de çok geç kalmış olmayız.

_________________
Resim
Antik Sırlar


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 08 Tem 2017, 23:51 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Dil yaşayan bir varlıktır. Gelişir büyür olgunlaşır. Halk bazı şeyleri alıp özumserse kabul eder. Malesef bir icat yapılmış ve icatla birlikte ismi de dilimize girmiş.

Onca zaman sonra dünyanın en iyi karşılığını da bulsak kabullenilmesi çok zor olacaktır. Örnek Televizyon...

Elle tutulur en iyi örneğimiz bilgisayar... Umarım drone için de çok geç kalmış olmayız.
Bu doğru bir saptama. Çok doğru diyorsunuz. Ancak, ilgili yerler, ve ilgili yerler ile kastım başta savunma sanayi ve ona yakın olanlar (işletmeler, kişiler, yani yöneticiler, çalışanlar, ..., mühendisler, ..., ...) ile bizim gibi bu sanayi ve bilim alanıyla iç içe olan alanlarda okuyan/çalışan/ilgi duyan ve bundan ötürü burada bir topluluk oluşturanlar sorumlu olur, duyarlı olur ve gereken tutumunu takınırsa, o zaman, geçen de ''atar/atıcı'' konusunda/oylamasında yazdığım bir yorumumda belirttiğim bildirdiğim gibi, bir çok şeyin değişmesine ön ayak olabiliriz. Toplum duyarlı olmalı. Yani biz. Bu bağlamda toplum, biziz. Çünkü konuyla biz ilgileniyor, konun içinden biz geliyoruz. İlgili olanları da, bilgi belge isteyenleri de biz aydınlatıyor ve öğretiyoruz. Biz doğru olanı yapmaz, kimsenin bilmediği anlayamayacağı hatta doğru düzgün bilgi bile bulamayacağı kanat için ''pal'' der, sokaktaki amcanın bile kepçe dediği şeye ''loder'', ''beko'' der isek; o zaman bu suç bizim. Özellikle ilgi duyulan ve izlenen yerler, yani genelağ dernekleri, bildirme/haber ağyüzleri büyük bir güce iyeler. Bu gücün değerlendirilmesi gerektiğini ifade ettim.

Hiçbir şey için geç değildir. Hatta ve hatta birisi güdümlü der iken, varsın diğeri de uçar desin, gök gezer desin. Diyeceksiniz ki, ''Geçen ifade ettiğiniz ve de savunduğunuz birde (norm) kuralıyla bu ama pek uyuşmaz ki?''. Evet, ama hemen her bir şeyi oturtmamız, daha doğrusu gerekli bilincin oluşmasına birden ön ayak olmamız mümkün değil. Adım adım olacak bu işler. Düşe kalka, yalpalaya yalpalaya. Ne kadar ''doğru'' olan yapılırsa, bu o ''doğru'' ve bizden olan o kadar kendine ortam bulup rahatça yayılma olanağı bulacaktır kendine. Ne kadar yayılırsa, o kadar kabul görecektir. Ne kadar kabul görürse, o kadar süreç içerisinde bilincin açılmasına neden olunacaktır. Ne kadar bilinç açılırsa, o kadar işin doğrusu, daha ve hatta en güzeli dilenecektir. Ne kadar dilenirse, o kadar da bu işi doğru yapanlar aranacak; doğru bilgi gözlenecektir.

Her şey istemeye bağlı. İstememiz gerekiyor. Ama önce bizim istememiz gerekiyor. Yönetimin buna katkı sağlaması gerekiyor mu? Evet. Ama bu illa koşul da değil; bir takım kuralların koyulması vs. Doğru olanı yapmayı istemek gerekiyor yalnızca. Bu kadar.

Bu bağlamda, doğrusu ne olabilir diye, baş yorduk. ''Güdümlü'' kolay dursa da, yoğun düşünce emeği harcadık. Bazen birkaç dönemeçlerden geçmek gerekiyor demek. Bu sonuçla doyuma kavuştuğumuzu ifade edebilirim. Dileyen kullanabilir. Dileyen başka kullanabilir. Ama önemli olan, hangisi kullanılırsa kullanılsın, ilkin, ''kullanılması''dır.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 09 Tem 2017, 14:51 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Üç saat önce yüklenmiş. İlk su üstü güdümlümüz imiş. İşte, bu gibi ürünleri/işlemeleri de gözeterek önerimizi geliştirdik. İşbu, bu bir gök aracı değil, ama yine de bir güdümlüdür. Yani bir gök güdümlüsü ile disiplin olarak aynı katmana giriyor. Bu durumda, bir Deniz (ya da) Suüstü Derinlik Ölçüm Güdümlüsü, daha kısaca dilenirse, Suüstü Ölçüm Güdümlüsü (SÖG). Yazımızda dolayısıyla önerimizde söz ettiğimiz genişlik ve kolaylık bu idi.

Bizce, şimdiden ''doğru'' olana başlanmalı.



Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 09 Tem 2017, 19:09 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 06 Ağu 2012, 01:54
Mesajlar: 149
Yaş:
@çetin bey yerden göğe kadar haklısınız. Evvela kullanılsın doğru fakat benim anlatmaya çalıştığım bir zamanlar prf. Dr Oktay Sinanoğlu Üniversite kelimesine karşılık olarak Evrenkent kelimesini önerdi ama tutmadı. Devlet bu işe el atmalı ama öyle memur zihniyeti ile değil.

Başka bir örnek,
Stadyum kelimesi, göz göre göre kendimiz taclandırdık. Benim kendi ilimde herkes saha derdi ve tabelası Nevşehir Top Sahası idi. Devlete ait bu mekanların ismi futbol sahasına enson olarak stadyuma döndü. Eskiler hala top sahası der. Arena vs tabirleri saymıyorum bile...

Yani devlet şunu diyebilmeliydi ya kardeşim buranin ismi top sahası siz kime danıştınızda burası stadyum oldu. Veya heryerde üniversite tabelaları Evrenkent olarak değişecek dese 1 nesil sonra üniversite unutulur.

Biz elimizden geleni yapalım ama devletimiz de bu işe gerçek manada el atsın. Zira bu işin ucu hakkaten kacalı çok oldu.

_________________
Resim
Antik Sırlar


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 10 Tem 2017, 22:02 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
@çetin bey yerden göğe kadar haklısınız. Evvela kullanılsın doğru fakat benim anlatmaya çalıştığım bir zamanlar prf. Dr Oktay Sinanoğlu Üniversite kelimesine karşılık olarak Evrenkent kelimesini önerdi ama tutmadı. Devlet bu işe el atmalı ama öyle memur zihniyeti ile değil.

Başka bir örnek,
Stadyum kelimesi, göz göre göre kendimiz taclandırdık. Benim kendi ilimde herkes saha derdi ve tabelası Nevşehir Top Sahası idi. Devlete ait bu mekanların ismi futbol sahasına enson olarak stadyuma döndü. Eskiler hala top sahası der. Arena vs tabirleri saymıyorum bile...

Yani devlet şunu diyebilmeliydi ya kardeşim buranin ismi top sahası siz kime danıştınızda burası stadyum oldu. Veya heryerde üniversite tabelaları Evrenkent olarak değişecek dese 1 nesil sonra üniversite unutulur.

Biz elimizden geleni yapalım ama devletimiz de bu işe gerçek manada el atsın. Zira bu işin ucu hakkaten kacalı çok oldu.
Sayın kappadox, dediğinizi hiç kuşkusuz anlıyorum.

Erkin bu konuda bildirmelerden gördüğüm kadarıyla birkaç atılımı var, genel anlamda. Ancak ne eder ne çıkar bilmemekle birlikte, olsa da olmasa da -ki, kesinlikle olmak zorundadır-, olay yine bizde bitiyor. Bugün, WhatsApp topluluğumuzda, ki buradan da koldaşlarımız aramızdadır, bir iki konuya değindim. Her şey, ama her şey bilincin açık olmasıyla ilgilidir; çok rahatız, düşüncesiziz, sorgusuzuz ve sorunlarımız bundan ileri geliyor. Dedi ki birimiz, ''Falanca dizinin iki season'unı bitirdim.'' O sıralarda da ben yine birkaç ufak araştırma yapıyordum; bu 'tabanca'* sözü nedir, nereden gelir; namlu, tank, ... vs. Dönüşümde, zaten uzundur bir iki nokta gözüme batmış olması nedeniyle, ''Bundan böyle birkaç konuya arada bir değineceğim.'' dedim ve birkaç sıralama yaptım. Birisi bu season ile ilgili idi. Dikkat edin, season diyorum. Nedir ''season''? Dönem. Birimiz örneğin, dün favorite demişti. Nedir bu ''favorite''? Gözde. Peki ya turret nedir? Küçük kule. Biz buna silah kulesi deriz. Geçen Sayın TEORI bu konuda, ben ''top kulesi'' demişken, ardımdan ''silah kulesi'' önerisini getirmişti. Bunu günde benimkisinden daha bilimli buluyorum; çünkü her silah kulesi olan zırhlı illa ''top'' görebileceğimiz bir atma atmıyor. Küçük çaplar da dahil bu işe. Bu yüzden hepsini güzelce kapsadığından dolayı bu zırhlının başı olan ve silahının eklenmiş olduğu bu öğeye silah kulesi deriz. Bugün, bilmem ve izlemiş olmama karşın, izlediğim bir üyeliğin (YT'da) Aselsan'ın Korhan zırhlısı ile ilgili bilindik tanıtım izletisini yüklemiş olması nedeniyle, yine izledim. Orada ''taret'' dediğini gördüm -demek bizimkiler de buralardan alıyorlar-. Şimdi durup bir an düşünmek gerekir. Bu zırhlı ne iş görür? Savunma ve saldırı işi. Savunma ve saldırı neyle yapılır? Silahla. Bu silah zırhlının neresinde bulunuyor? Başında, üst kısmında. Bu silah nasıl tasarlanmıştır? Bir kule biçiminde; daha doğrusu kule biçimindeki bir yapıyla bitişiktir, atıcı kısmı ayrı görürsek. Peki bu ne olur o zaman?





























Turret mi olur; yoksa silah kulesi (ya da zırhlı başı, zırhlı kulesi, nasıl tanımlanmak isteniyorsa; ben silah kulesi diyorum ve Sn. TEORI'nin bu önerisini çok beğeniyorum) mi olur? Bu kadar akıl yürütmek güç bir olay değil. Neden turret (anlamı ''küçük kule''dir, silahla ilgili bir anlam da yok burada, o yüzden pek de bilimli bulmam), ya da neden launcher denir, o düzeneğin yaptığı iş yüzey olarak çok basit bir atma işiyken? Loder ve bekolar ise halen tepemin tasını attıran cinslerden. İşte, hep rahatlıktan. Geçmişte, tarihte, rahatlıktan başımıza çok bela geldi. En eski özgün kaynaklarımız olan Orkun taş yazıtlarımıza, çok yalın ve açık dille yazılan bu kaynaklara, hiç derin bir yerlerde bir şeyler aramaya kalkmadan, bakmamıza bile yeter. O dönemlerde de belirtilmiş bir takım şeyler o yazıtlarda.

Yine aynı izleti çalışmasında, penetration denmiş. Bildiğimiz delmektir bu. üze te(ng)ri basmasar asra yir telinmeser. Yukarıda gök basmasa (çökmese), astda (altda) yer delinmese. Yine aynı yazıtlarda bu söz geçiyor ve herkesin tekerleme gibi bildiği bilindik ''Ey Türk milleti. Üstte gök gökyüzü çökmese, altda da yağız yer delinmese, senin ülkeni ve devletini kim bozabilir idi?'' sözüdür bu söz -sondaki ''idi'' hep unutulur; bozdu çünkü birileri ve burada Bilge Kağan millete hesap soruyor-; bugün halen delmek, delik, delinme, ..., deriz. Penetration ne alaka?

Neyi demek istiyorum? Demek istediğim açık. En basit eylemleri, işleri, olguları anlatan kipleri kalıpları düşüncesizce, hatta, açık konuşmak zorundayız, gerizekalıca, ahmakça oradan buradan, hiç zerre akıl yürütmeden alıyoruz. Üstelik, zaten neyin ne olduğunu bildiğimiz halde, karşılıkları da var olmaları -üstelik tonlarca- halde. Kuşku yok ki, bu durumda, her şey olur.

Uyanık olmak zorundayız. Kendimiz olmak zorundayız. Ayaklarımız yere sağlam basmalı. Düşünceli olmak zorundayız. Nasıl görünüyorum? sorusunu sormalıyız. Uyarmak zorundayız. Arkadaşlarımızı, ailemizi, çevremizi. Evlenmeyi düşündüğüm kişi de bir iki noktada beni garipsiyordu. Kabullenme durumuna geldi. Haklıysan, dediğini düşündüğünü, gerçek ve doğru gördüğünü açıklı ayrıntılı biçimde nedenlerini anlatıp uygulayacaksın. Günümüzde ''doğru'', ''yanlış''ın karşısında hep ezilir durumda. Hepimizin bu sakat olguyla büyük kavgası var aslında. Olmalı ve de olmak zorunda. Olacak da. Uyarmalıyız. Konuşmalı, ve de uygulamalı, yapmalıyız, demeliyiz. ''Arkadaş, benim anam da babam da, kardeşim de, aha şu gördüğün Mehmet abi de, tüm bu ahali buna saha der, top alanı der. Sen stadyumu kimden işittin? stad-yum ne?'' Aynen geçen bir koldaşımızın (ddemir) ''Arkadaşım, emergency hal ne demek? Acil durum'dur o.'' dediği gibi. Burada verdiğim örnekler de kimseleri incitmesin; demiş olanları hedef almıyorum, öyle bir amacım da olmaz. Ama bir şeylerin ayır-dımına farkına varmalı. Sorun bizlerden çıkma, biz gidermeliyiz. Vakur olmalıyız. Çekinmeye, nasıl dururum acaba, diye düşünmeye gerek yok. Yanlış olan çekinsin. Hakkı, doğruyu, iyiyi, biz olanı yanlış olan karşısında ezdirmeye hakkımız yok, ezilmesine göz yumma lüksümüz yok bizim. İleride acısı çıkar ve bu hesap bize döner. Zaten başımızda bin bela var.

Bu yüzden, o yukarıdaki hepimizin bildiği sözler gibi, bu sözlerin içeriğini kavrayıp uygulamalı. Bizim yapmamız gereken işi, hiçbir aygıt bu yer yüzünde karşılayamaz. Yapsa da, olması gerektiği gibi olmaz. Benim bu konuda inancım tam ve eksiksiz. Düzelecek. Karamsar olmaya gerek yok. Çalışmaya ve uygulamaya gerek var.

--

*tabanca: Bildiğiniz ''1. avuç (içi), aya; 2. tokat'' anlamına geliyor. Kimi kaynaklar Farsça, kimisi Türkçe diyor. Doğrusu Türkçe yapısı açık. Ama el silahına kim aya der, kimin işi bu, inanın bilmiyorum.

tank: İngilizlerin zırhlı için koydukları bir im. (Su) deposu demek. Bugün halen ''su deposu'' için Almanlar ''Wassertank'' derler. Yakıt doldurmaya ''(das) Tanken'' derler. Ama akıllıca biçimde zırhlıya ''Panzer'' derler, ''zırh(lı)''. İngilizlerin güvenlik gerekçeleriyle bir im olarak belirledikleri ''depo'' anlamındaki bir adı bir zırhlı için kullanmak ne kadar akıllıca ve bilimli, takdirini size bırakıyorum. İngiliz, bu işin edicisi, bugün kullansa da olur bir yerde belki. Ama el alemin zırhlıya ''su deposu'' demesi, gerçekten büyük saçmalık. Tutmaya çalışsan da tutulacak hiçbir yönü yok. Gülsem mi diye düşünüp duruyorum. Biz buna, kısaca zırhlı deriz. Güdümlü konusunda ve son olarak bir deniz aracı için uygulamasını gösterdiğimiz niteleme olayınca da, nitelenebilir. Hafif Filanca Zırhlı, Taktik Tekerlekli Zırhlı, X X Zırhlısı, Ana Savaş Zırhlısı (ASZ)/Ana Muharebe Zırhlısı (AMZ); adı üzerinde, ANA (x) ZIRHLI. Savaş için tasarlanmış zırhlıların, ana unsuru; önde geleni. Bu yüzden ana. Ana üs gibi.

namlu: Latinceye gidiyor. lamni (Yn.)/lamina (Lt.), ''Kılıç ya da bıçağın demir kısmı; okun temreni''. Buradan tüfek ağzı anlamı getirilmiş bir biçimde, 1932. Bir veri böyle diyor. namli biçiminde Kitabü'l İdrak Haşiyesi'nde de ''ok temreni'' diye geçiyor, 1500 öncesinden. Dün, bir havalı tüfeğimin ''namlu''su için babamın çok ilginç biçimde ilk kez ''düdük'' dediğini tanıkladım. Yani, beğendiğimi söylemiyorum, ama bu bile ''lamni''den çok daha iyi duruyor. Niye böyle sakat işler yapılır ben anlamam. ''temren'', ''(tüfek) ağzı'' değil ki bu arkadaşım; bir boru ve ona göre de bilimli biçimde tanım konması gerektir. Sen git söze ''tüfek ağzı'' anlamını yükle.

İşimiz çok; işi çok olanın da karamsar olmaya zaten vakti, yeri de olmaz. Er geç bu işleri düz edeceğiz. Yeter ki herkes kendini bilsin ve de kıvançla değerlerini savunsun. Bu kadar.

*

Bir noktaya hemen şu kıyıda daha değinmek istiyorum; buna birilerinin kafasını patlatasım geliyor. Phase. Yani faz. Bildiğimiz aşam/aşama. Her yerde ''parazit'' gibi dolanıyor bu aralarda. Demin yine bil-dirmelere bakınca gördüm. Yani aynı anlamdaki söz ama yad olan söz kullanınca ne halt oluyor çok merak ediyorum. Beyinler bu kadar körelmemeli. Ben bir Almanın ''belge'' dediğini hiç işitmedim, ya da ''delmek'', ya da ''kanat''. Bir Arabın ''ev'' dediğini, bir Çinin ''yumurta'' dediğini, bir Yunanın ''kule'' dediğini, bir Fransızın ''uçar, tüfek, ark, ekmek, döngü'' dediğini de hiç işitmedim. ''Fişek, saçma, bıçak, araç, cihaz, ..., ..., ... ... '' dediklerini de hiç işitmedim. İşitmeyeceğiz de. Niye desin, zaten?

Olay, bu. Biraz ciddiyet, biraz sorumluluk, biraz da vakurluk.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2017, 12:41 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 13 Tem 2012, 21:06
Mesajlar: 1084
Yaş:
Bu arada, 'drone' kelimesini Türkçeleştirmeye çalışırken akılda tutulması gereken bir husus, 'drone' kelimesinin İngilizce'de teknoloji ve bilim kurgu edebiyatında, özerk olarak da çalışabilen makineleri, robotları, vb. ifade eden, eski bir kelime olmasıdır.

Bugün sivil kullanımı oldukça yaygınlaşan kameralı helikopterler, teknik camiada pervane sayısına göre adlandırılırlar; quadcopter - dört kanatlı/pervaneli; hexacopter - altı kanatlı/pervaneli gibi.

Helikopter, Fransızca/Latince 'döner/sarmal - kanatlı'dan türetilmiştir; elektrik tahrikli ve çok pervanelileri icat edildiğinde dört-kanatlı, altı-kanatlı gibi, pervane sayısına bağlı olarak isimlendirilmesi uygun görülmüş.

Askeri kullanımda da 'insansız' veya 'uzaktan kumanda edilen' hava araçları olarak tanımlanmakta; 'unmanned aerial vehicle', 'remotely piloted aircraft'.

Yukarıdaki laf kalabalığının sebebi, İngilizce veya Latince bilmeyen arkadaşlara, bu isimlendirmenin nasıl yapıldığı konusunda bir fikir vermeye çalışmam. Bilim ve teknik sistematiktir. Çetin'in bahsettiği gibi kökenini, arka planını bilmezsek bu silsileyi kavrayamayız, kavrayamadığımız şeyi de adlandıramayız. Dilimiz düşüncemizi yönettiğinden, dağınık dilimiz de düşüncelerimizin dağınık kalmasına katkıda bulunur.

Aslında yeni bir tür konserve olan, eski metal kutulardan temel farkı yeni tip bir kutuda üretiliyor olması olan MRE'yi 'rasyon' diye devşiriveririz, ki aslı 'istihkak' veya 'karavana'ya denk gelen 'ration' terimidir.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2017, 13:40 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
Alıntı:
Bu arada, 'drone' kelimesini Türkçeleştirmeye çalışırken akılda tutulması gereken bir husus, 'drone' kelimesinin İngilizce'de teknoloji ve bilim kurgu edebiyatında, özerk olarak da çalışabilen makineleri, robotları, vb. ifade eden, eski bir kelime olmasıdır.

Bugün sivil kullanımı oldukça yaygınlaşan kameralı helikopterler, teknik camiada pervane sayısına göre adlandırılırlar; quadcopter - dört kanatlı/pervaneli; hexacopter - altı kanatlı/pervaneli gibi.

Helikopter, Fransızca/Latince 'döner/sarmal - kanatlı'dan türetilmiştir; elektrik tahrikli ve çok pervanelileri icat edildiğinde dört-kanatlı, altı-kanatlı gibi, pervane sayısına bağlı olarak isimlendirilmesi uygun görülmüş.

Askeri kullanımda da 'insansız' veya 'uzaktan kumanda edilen' hava araçları olarak tanımlanmakta; 'unmanned aerial vehicle', 'remotely piloted aircraft'.

Yukarıdaki laf kalabalığının sebebi, İngilizce veya Latince bilmeyen arkadaşlara, bu isimlendirmenin nasıl yapıldığı konusunda bir fikir vermeye çalışmam. Bilim ve teknik sistematiktir. Çetin'in bahsettiği gibi kökenini, arka planını bilmezsek bu silsileyi kavrayamayız, kavrayamadığımız şeyi de adlandıramayız. Dilimiz düşüncemizi yönettiğinden, dağınık dilimiz de düşüncelerimizin dağınık kalmasına katkıda bulunur.

Aslında yeni bir tür konserve olan, eski metal kutulardan temel farkı yeni tip bir kutuda üretiliyor olması olan MRE'yi 'rasyon' diye devşiriveririz, ki aslı 'istihkak' veya 'karavana'ya denk gelen 'ration' terimidir.
Bu sözlerin için çok teşekkür ediyorum Heruamarth. Uzun bir süredir, anlaşılsın diye açıklı ayrıntılı, anlattığım olayı olguyu güzelce kısa sözle, özet biçimde anlatı vermişsin. Dil, bu yüzden, bir bakıma her şeydir. Çünkü doğru söz edebilmek, doğru tanım koyabilmek ve doğru iş yapabilmek için, dilin güçlü ve düzgün olması gerektir. Dil, olayları algılayışımızın ve bir yere oturtuşumuzun ve böylece birikimimizi koruduğumuz, gelişimlerimizi gelişmelerimizi imlediğimiz kodladığımız sakladığımız (bir) alandır. Bir Hint, bu yüzden hem yarınki, hem de ön-ceki gün için, aynı sözü kullanır. Bir İngilizden, zamanı betimlemesi istendiğinde, bu yüzden, eskiyi yani geçmişi sola doğru, yeniyi geleceği sağa doğru verirken, bir Mandarin Çini bunu verdiğim dizine göre aşağı, ve yukarı doğru verir. Bu yüzden, yine, Afrikalı (bir topluluk), yönleri bulma konusunda, bir Almandan çok daha iyidir. Çünkü sağ sol, ön arka demez. Bunları anlatmak için, doğu batı, kuzey güney der. Bir şeyin hemen önünüzde bulunduğunu anlatmak istediğinde ''Önünde duruyor.'' demez, ''Kuzeyinde duruyor.'', der. Bu, yani dil-düşünce-algılayış bağı gerçeği, zaten, görünen ap açık bir gerçek olduğu gibi, gözlemlenip tutulması nedeniyle de ''kanıtlanmıştır''. Yani ''bilimsel/bilimli''dir. Kısaca, bu. Düşünür, inceler, tefekkür eder, bulur, anlar, kavrar algılarsınız; sonra da bunu tutarsınız. Bu, tutulan; emektir, birikimdir. Bunu sağlayan da, dildir (ve dilin aktarıldığı yazı'dır, kaynaktır, ...). Çünkü (bilgi)sayarınız beyinse, dil, yani bulduğunuz gerçekleri ve anlam yüklediğiniz sözleriniz kavramlarınız da, sizin o beyne o birikime o belgeliğe o kütüphaneye, o anlamlar ve kavramış'lar alemine girişiniz, giritiniz, açarınızdır.

Dil, her şeyiniz, sizsinizdir. İşte bu yüzden bir şeyi, gerek kendi üretilen gerek dışarıda üretilen, adam akıllı tanımlamak, onu yad dilden kendi diline devşirmek değil, onu kendi yordamınca anlamak ve özümsemektir. Bu da, düşünce ve birikim demektir. Ardında geliştirilen bir düşünce emeği vardır çünkü ve durmadan o ilgili bilim geliştirildiğinde beslenir, büyür, temel daha da katılaşır. Bu da sizin için bir bilinç olarak geri döner. Yaşamda her bir olgu birbiriyle öyle ya da böyle iç içe, bağlantılıdır. Ayrı düşünülemez. Bir yerde bir uyuşmazlık varsa, o iş ya sakat, ya da eksik olur. Dilin bozulduğunda adaletin bile bozulacağını söyleyen Konfüçyüs, ki bu sözü çok sık yinelerim, bu sözü bundan söylemiştir. Ve evet, öyledir de. Adalet bile bozulur. Ne kadar düşünceye iyeyseniz, o kadar birikim ve sağlam temeliniz, gücünüz var demektir. Ne kadar gücünüz var ise, o kadar varsınız demektir.

''Drone''da bizim anladığımız ''özül* görev güden (görev izleyen ve yerine getiren) araç''tır. Bunca gelen yoruma karşın bu noktaya bir dönüş, bir geri besleme olmadı; olumlu ya da olumsuz. Tartışma ve düşünme geleneğimizi, kültürümüzü, buradaki (trm) topluluk olarak sanırım daha da genişletmek zorundayız. Bunun, yaşamınıza da katkıları olacaktır ayrıyeten. Düşünmede çekingen duran bir toplum halindeyiz günde. Bunu değiştirmek, yapmamız gereken ilk iştir. Bunu iyiden iyiye yapmaya başladığınızda, dilin önemini, işbu, tam o zaman (daha da iyi) kavrayacaksınız.

*özül'ü de, varsa, garipsemeyin. ''yanal'' da deniyor; örneğin.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: ''Drone'' Üzerine
MesajGönderilme zamanı: 11 Tem 2017, 14:49 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2016, 03:41
Mesajlar: 899
Yaş:
https://www.fizikist.com/dil-zaman-algi ... istiriyor/

Bunu, dün andığım WA topluluğumuzda bir arkadaşımız bizimle demin üleşti. Bugün çevrilip yayınlanan bir yazı. Okumanızı diliyorum.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 12 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye