TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 26 Şub 2017, 04:01

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading


Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 13 Haz 2016, 10:41 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 623
Yaş:
Merhabalar,


Yurdumuzda, bazan da dış kullanıcılar arasında, her ne hikmetse "Gaz Tahliyeli=Gas Operated" sistemlerde, namlu içinde mekanizmaya
güç sevki için açılan küçük kanallar nedeniyle iş yapabilirlik seviyesinde kayıp olacağı yönünde bir inanç vardır.

Ülkemiz cihetinden daha da ilgi çekici olanı, bu görüşün, tüfek yapan kuruluşlar tarafından desteklenir hatta kullanım kitaplarında ifade
edilebilir oluşudur.

Aslında, bu kanaatin öncesinde, muhtemelen, her tür otomatik dolum yapan ateşli silahta, mekanizma devresini çalıştırmak için, fişeğin
hasıl ettiği barut gazının bir kısmının bu fiile harcandığı, dolayısıyla esas hacimden güç eksilttiği düşüncesi yatıyor olmalıdır.

Şunun öncelikle bilinmesi gerekir ki, meri makinalarıın çok büyük kısmında, elde edilen enerjinin istenen maksada tam olarak yönlendirim
ve kullanımı mümkün değildir. Bunun yanında, tabiatta dahi, güneş enerjisi, mıknatıs gücü benzeri bir kısım iş yapabilme kabiliyetini havi
unsurlar, büyük oranda kullanılmadan heba edilmektedirler.

Otomatik dolum yapan ateşli silahlarda ise, mekanizmayı çalıştıran güç, aynen yukarıda ifade edildiği gibi, elle veya mekanik yükleme
yapan diğer örneklerde kullanılmadan sarf edilen gücün, iş yaptırılabilir mecralara yönlendirilmesinden ibarettir. Güç kaybı söz konusu
olmayıp, hasıl olan geri tepme kuvvetinin, kullanıcıyı avkalamak yerine, silahın çalışmak için kaynak bekleyen yerlerine akıllıca sevkinden
başka bir fiil bahis mevzuu değildir.

Gaz tahliyeli, kısaca "Gazlı" sistemlerde güç kaybına gelince;

1950'li yıllarda, Remington'un, yivsiz tüfeklere bu çalışma şeklini uyarlamak için yaptığı bir dizi araştırmaya göre; Her ağırlıkta dolu, namlu
içinde baştan ilk otuz santimde, hedef hızının yaklaşık yüzde doksandan fazlasını kazanmaktadır. Bu mesafeden sonra mekanizmalara, iş
yapabilme kabiliyeti sevki nedeniyle açılacak dahili kanallar, ebadı ne olursa olsun, etkili bir güç kaybına neden olamıyacaktır.

Olacağı düşünülse dahi ve hatta, bu kanallar doğrudan mekanizma devrelerine değil, açığa bile yönlendirilmiş bulunsa...

Beheri 2.5mm çaplı iki kanalın toplam alanı: 5mm kare x 2 = 10 mm2...

60 cm boyunda, en az 1.8 cm çapında bir namlunun iç alanı= 15240 mm2.

Bu iki değerin birbirine oranı = 1/ 1542... Gibi bir rakama tekabül edecek,

Bu seviyede bir güç kaybının 30 cm ötesi diğer namlu boyunda kazanılabileceği düşünülen en fazla yüzde onluk ilk hıza etkisi, ancak
onun takriben 1/1500 kadarı, yani, ilk 30 santimde kazanılan hız 400 M/San. , ve sonrasında eğer 40 M/San., ise onun zikretmeye
dahi değmeyecek bir mikdarı kadar gerçekleşebilecektir.

Diğer taraftan...

Tahliye kanallarından alınan gaz açık ortama değil, en az namlu kadar gaz zaptetme özelliği olan kapalı hücrelere sevkedilmektedir.

Ayrıca, bu nakil işlemi sırasında, namluda dışarı atılmakta olan dolu, kanalların başında durup olanı biteni seyretmekte değil, yoluna tam
hızla devam halindedir.

Dolu ağırlığı takribi 40 Gram ve tahliye kanallarından sevkedilen hücrelerin muhatap olduğu mekanizma ağırlığı; Kapak +Kapak Taşıyıcı+
Sürgü + Geri Getirme Yayı toplam ağırlıkları yaklaşık 500 Gram kabulüyle, gaz itişinin kütlelere vereceği sürat oranı; 40/500, yani dolunun
kanallardan itibaren mekanizmaya göre yaklaşık 12 kere daha fazla yol alacağı şeklinde ortaya çıkacaktır.

Kalan 20 santimde, kapak killitten kurtulmuş, ancak bu kere kısmen komprese olan geri getirme yayına karşı daha güçlü bir dirençle
açılmaya başlayacağından, dolu muhtevaı namludan çıkıp gittiği anda zaten kazanacağı ilk hızın tamamını kesbetmiş olacak, gaz kaybı
söz konusuysa, bu tahliye kanallarından çok namlu gerisinden gerçekleşecektir.

Görüldüğü gibi, belki Remington'un araştırmalarını içeren patent metinlerindeki kısa bir araştırma dışında, en basit dört işlem ve fizik
bilgisiyle dahi bu "Güç Kaybı" tevatürünün gerçeklerle hiç alakasının olmadığı, ortaya konulamayacak bir vakıa değildir.

Düşünün bunları anlı şanlı ve muhterem üreticilerimiz.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Haz 2016, 17:00 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 199
Yaş:
Sayın strongarm,
Avcılar arasında çene mafsallarını oldukça yoran bir konuya açıklık getirdiğiniz için teşekkürler.

Bahsettiğinz konu ile ilgili olarak internette meseleyi matematiksel olarak ifade edebilmek ve rakamlara dökebilmek için yapılmış bir deney vardı. Deneyde Ruger Mini-30 Tüfeği ve değişik tip fişeklerle gaz deliği açık ve kapalı olarak 10 mermi atılıp ortalaması alınmış. Kullanılan mermi 7,62x39mm. Gaz kanalı açık iken ortalama hız 732mt/sn, kapalı iken 737mt/sn çıkmış hız kazancı yüksek hızlı tüfek mermisi için sadece 5mt/sn olarak çıkmıştır. Bu kazanım fişek hızları arasındaki standart sapmadan bile azdır. Gaz kanalının kapatılması ile elde edilen kazanç toplam hızın %0,68 ine tekabül ederken metinde de ifade ettiğiniz üzere ihmal edilebilir düzeylerde çok çok düşüktür. Orantıladığımızda Av tüfeği hızlarında fark muhtemelen 2,5 mt/sn civarlarında olacaktır.

Saygılarımla


En son çoti tarafından 14 Haz 2016, 18:10 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 14 Haz 2016, 17:55 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 1927
Yaş:
Doğru anladım değil mi teyid etmek için soruyorum.
Tek atımlı tüfek ile otomatik tüfek arasında tüfeğin otomatik dolmasına istinaden namlu çıkış hızında bir değişiklik olmuyor değil mi?

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 15 Haz 2016, 07:18 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 623
Yaş:
Sayın sailordream,


Anladığınız doğrudur. Namlu içinden ince kanal/kanallar vasıtasıyla mekanizma devresini çalıştırmak için gaz hacmi alınan otomatik
ateşli silahların ilk hızları, tam kapalı olanlardan farklı değildir.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


En son strongarm tarafından 15 Haz 2016, 08:03 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 15 Haz 2016, 08:03 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 623
Yaş:
Sayın çoti,


Ruger Mini14/30, hernekadar, görünüş olarak M1 ve M1 Karabin'e çok benzer olsa da, gaz devre yapılanması cihetinden oldukça
farklıdır.

Aslında, M1, namlu önünden bir inç gerideki tahliye kanalı, M1 Karabin, "Gas Tap" tanımlı, dışa kapalı piston yapılanmalarıyla, güç kaybı
vehimi yönünden en akla gelmeyecek örnekleri oluşturmaktadırlar. Filvaki, Ruger Mini 14, tam olarak aynı kategoride değildir. Namlu
orta ilerisinden alınarak kısa ve sabit bir gaz borucuğuna aktarılan hacim, bu unsurun üç dört santim kadar içine yerleştiği kapak
taşıyıcı bloğu, sanki "Doğrudan gaz çarptırmalı= Direct Gas Inpingement" bir sistem gibi iterek ve onun nisbeten yüksek olan kütlesinin
ataletiyle güvenle sürdürülen hareket unsurunun kapağı açmasıyla çalışmaktadır. Nihai olarak, çekirdek ve kapak taşıyıcı blokların kütle
değerleriyle paralel olarak, namlu içi boşaldıktan sonra, bir mikdar "Atık Gaz", söylenen devreden dışarı verilmekteyse de bunun iş
yapabilme kabiliyetinin, namlu önünden dışarı atılan hacimden farkı yoktur. Gaz borucuğunun karşılık yuva içindeki hareket uzunluğu,
her tür güvenli hesaplamalar sonucu tesbit edilmiştir.

İfade ettiğiniz denemelerle ilgili olarak; Ruger Mini 30'un özellikle otomatik tüfek kısıtlaması olan İngiltere gibi ülkelere satış için
ürettiği, gaz itici devresi olmayan, adeta düz geri çekmeli mekanizmalı tüfekler gibi çalışan versiyonlarının mevcudiyeti bilindiğinde,
akla ilk gelen, denemelerin, biri otomatik diğeri manuel aynı namlu uzunluğunda iki ayrı Mini 30 ile yapılmış olabileceğidir. Ayrı namlularda
küçük de olsa farklı hızlar alınması normaldir.

Ateşli silah tasarımı yönünden, hiç bir zaman, namlu içinden alınarak kapak açma devresine aktarılacak gaz hacminin güç kayıbına
neden olacağı düşünülmemiştir. Geçen asrın başlarında, özellikle Alman ordu şartnamelerinde yer alan, "Namlu içinde herhangi bir delik
ve sair çıkış olmama" talebinin nedeni, o zamanın barut terkibinin aşırı korozyona sebep olarak gaz temaslı aksamı kısa sürede işlemez
hale getirebileceği çekincesidir. En akılsız tasarımcı dahi, gaz sevkedilen piston veya yuvanın boyunu istediği kadar uzun tutarak etkili
hacim eksilmesinin önüne geçebilir. Bunların ölçüleri dışarıdan bakanları ürkütücü boyutta görünüyorsa, nedeni, hesap hendese
kavramının, harici seyircilerin kapasitesini aşıyor olmasındandır.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 15 Haz 2016, 10:16 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 199
Yaş:
Sayın strongarm,

Bilgilendirmeniz için teşekkürler.
Denemelerde aynı tüfeği gaz tahliye deliğini bloke ederek kullanmışlar. M1 yada Ruger Mini14 gibi Barut gazı ile çalışan sistemlerde, standart harici fişeklerde, örneğin yüksek basınçlı el dolusu, ağır çekirdek, değişik yanma hızlarına sahip barut kullanılması vs gibi sebebiyle , gaz tahliye deliğinin olduğu noktada standartın üzerinde basınç oluşturmasından dolayı pistonun yada hareket halindeki parçaların hızını arttırarak yamulma aşınma vs. gibi mahsur oluşturabilirmi? bunu engellemek için bir yumuşatma yayı vs gibi şeyler kullanılıyormu? Eğer var ise benzer durum av tüfeklerinde de söz konusu olurmu?

Teşekkürler

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 15 Haz 2016, 12:24 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 31 Ağu 2012, 11:33
Mesajlar: 1927
Yaş:
Daha geçen gün özel bir amaç için bana tüfek satmaya çalışan geri zekalı dakikalarca kuvvet kaybı olur hızı çok yavaşlar vs diye anlattı da durdu. Namlu boyu diyorum abi namlu boyu önemli değil diyor, yatır döv mekanında...

Sayın Strongarm ve Sayın çoti Allah razı olsun sizden. Bu ramazan ayında benden çok hayır duası aldınız.

İzmirli dostlar İzmirde tüfek alabileceğim nereleri tavsiye edersiniz?

_________________
Kalyon Seydi Engin


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Haz 2016, 07:14 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 623
Yaş:
Sayın çoti,


Gaz tahliyeli düzenlerde, genelde, namludan alınan hacim, mekanizmaya hareketi iletecek aracı kola en kısa yoldan aktarılmakta
ve aniden devinimine başlayan sistem, bir anda kazandığı süratin getirdiği enerjiyle hem kendine hem durdurucu unsurlara zarar
verebilecek sademelere neden olabilmektedir. İfade ettiğiniz farklı özellikte doluları da bu kategoride mütala etmek mümkün olabilir.

Büyük sahra ve savaş tecrübesi olan M1 tüfeklerinde zikredilen darbelerin özellikle kurma kolu ön uzantısında neden olduğu kırık ve
çatlakların çokluğu, 1950 yıllarının sonuna doğru aynı yapılanma üzerine bina edilen M14 tüfeklerinde ani ivmenin getirdiği hasarı
en aza indirmek için değişik arayışlara yol açmıştır.

Aranılan ve karar kılınan yaklaşım, nisbeten biraz daha önce tasarımı tamamlanan M60 makinalı tüfklerinde kullanılan "Gaz Genleşmeli
Piston" olmuştur. Bu yapılanmada, namludan alınan hacim, doğrudan ve aniden piston başlığına muhatap kılınmamakta, onun ön kısmında
tesis edilen bir hücre içine sevkedilip tamamen dolmasıyla istenen etkilenme seviyesine ulaştırılıp, gittikçe artan bir ivmeyle ve bu
şekilde, tedrici olarak yükselen bir hızla piston kolunun geriye doğru kilit açma işlemine başlanması sağlanmaktadır.

Dikkatle yapılacak bir araştırma, aynı yaklaşımın biraz daha önce, Stoner tarafından AR 10 tüfeklerinde de kullanılmış olduğunu
göstermektedir. Bu silahta, namludan alınan ve uzunca bir metal boruyla kapak taşıyıcı içine sevkedilen barut gazı, önce dolmaya
başlayıp genleşerek kapak önündeki kovanın içindeki basınç seviyesine ulaşmakta, ve geri harekete neden olarak, kilit dişlerini
neredeyse, elle hareket ettirilmiş kadar küçük bir dirence muhatap kılarak açma işlemini çıkartmaktadır.

Yivsizler yönünden ilgi çekici olan, aynı yaklaşımın, eş zamanlarda Avrupa'da İtalyan Beretta tarafından ilk gazlı tüfeklerinde kullanılmış
olduğudur. Buna göre, namludan alınan gaz öncelikle bir odacığa yönlendirilip onun yeteri basınca ulaşımı ve gaz yastıklaması ile dolumu
ile, mekanizma grubunun giderek artan bir hızla zarar görmeden devinimine başlanması sağlanmaktadır. Halen dahi aynı sistemi
kullanan bu kuruluş yanında, yurtdaşı Fabarm'ın ilk seri yivsizlerinde çok benzer bir yapılanma, belirli bir hacimden sonraki gaz dolumunun
dışarıya yönlendirilmesinin teminiyle, M14 düzenine çok benzer biçimde, kapak hızı düzenleyicisi olarak da kullanılmıştır.

Günümüzde zikredilen mahzura çare olarak en çok uygulanan yaklaşım, yüksek basınca ve onun ani sademesine neden olabilecek fazla
hacmi, "Gücüne göre yay kuvveti" prensibiyle çalışan valflarla sistem dışına atarak kapak süratini her zaman en düşük dolu seviyesinde
tutan " Gaz Düzenleyiciler " kullanımı şeklindedir. Filvaki Beretta yivsizleri halen iki sistemi birarada havidir. Yaklaşımın ana unsuru, atalete
bağlı olarak yerlerini muhafazaya mütemayil piston kol ve diğer bağlantılar paralelinde, kütle/ağırlık olarak düşük değeriyle kesbettiği
yüksek süratle yol alan barut gazının kısa sürede valf devrelerine ulaşımı avantajıdır.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Haz 2016, 08:59 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 199
Yaş:
Sayın strongarm,
Verdiğiniz değerli bilgiler için size, bu mübarek ayda hayır duasına beni de katma nezaketini gösteren sayın sailordream'e teşekkür ederim.

Saygılarımla


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye