TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 23 May 2017, 02:26

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading


Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 29 Şub 2016, 09:49 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 208
Yaş:
Merhabalar,

Silahlarda atış hassasiyetini ve menzili belirleyen en önemli parçalardan bir tanesi de elbette namlulardır. Namlular her atış esnasında yüksek basınç, ısı ve sürtünmeye maruz kalırlar. Bu güçlü etkiler zamanla namluyu aşındırır ve yıpratırlar. Her bir namlu, kullandığı çapa, merminin tipine, hızına vs bağlı olmak üzere belirli bir kullanım ömrüne sahiptir. Bu ömrü kesin çizgilerle ayırmak çok güçtür. Namlu ömrü zamanla değil, namlunun miadını doldurması için gerekli olan atış sayısı ile ifade edilir. Bununla beraber bir namlu amacına uygun, kendisinden beklenen isabetliliği, atışlardaki istikrarı, mermi ilk hızını sağlayamadığında aşınmış ya da ömrünü tamamlamış sayılır. Bu noktada silahın tipi, kullandığı cephanesi, müsabaka yada av tüfeği olup olmadığı, kabul edilebilir minimum isabet yüzdesi namlu ömrünün bitip bitmediğine karar vermede belirleyici unsurlardır.

Grupmanları açılmış bir müsabaka tüfeği için bitmiş sayılan namlu, avda kullanılan başka bir tüfek için daha binlerce atışa uygun olabilir. Aşınmanın miktarı yiv ve setlerin başladığı yerde ölçülür ve namlunun çapındaki % büyüme ile ifade edilir. Normal kullanımda namlunun ömrünü bitirmek için gerekli olan atış miktarı, bir namlunun çapını %5 büyütmek için gerekli olan atış sayısıdır. Namlu çapındaki %1-5 arası genişlemeler kabul edilebilir sınırlar içinde yer almaktadır. Bunun için özellikle askeri tüfekleri kontrol etmek için yivlerin başladığı yerdeki aşınmayı ölçen mastarlar vardır. Bu mastarlar aşınma miktarının limitler dahilinde olup olmadığının tespiti için kullanılırlar.Çokça rastladığımız namlu ucuna fişek konularak bakma yöntemi, namlu uç kısmındaki aşınma ile ilgili fikir edinmeye yardımcı olmasına rağmen, genel manada namlunun durumu hakkında çok sağlıklı bilgi vermez. Pratik ömrünü tamamlamış bir namlunun ucunda da fişek sıkı sıkıya oturabilir yada silah sağlıklı bir şekilde çalışabilir.

İkinci dünya savaşında makineli tüfek nişancıları gözlemledikleri izli mermilerin dağılımından namlu ömrünün bitip bitmediğine herhangi bir ölçme alet kullanmadan karar verebiliyorlardı. Onların ifadelerine göre, izli mermilerin her yöne savrularak gitmesi namlunun değişme vaktinin geldiğinin işareti sayılıyordu.

Bir silahın namlu çıkış hızı ile namlu aşınma oranı arasında güçlü bir ilişki vardır. Namlu hızındaki küçük bir miktar artış namlu ömrünü daha büyük bir oranda azaltır. Çoğu silahlar yüksek namlu hızlarının ve kesintisiz atışların sebep olduğu çabuk namlu aşınmalarından muzdariptirler. Bu tip silahların arasında anti tank, uçaksavar, yüksek hızlı tüfek ve makineli tüfekler sayılabilir.

silah/mühimmat ort.namlu hızı ort. namlu ömrü
.22LR 320 mt/sn 1,000,000 fişek
5,56 x 45mm 990 mt/sn 10,000 fişek
88mm uçaksavar 1000 mt/sn 100 mermi
120mm antitank 1370 mt/sn 100 mermi
12,7 mm mak.tüf. 890 mt/sn 500 fişek
kesintisiz atış

İngiliz Kraliyet Askeri Bilimler Kolejinde okutulan temel askeri balistikler el kitabına (Military Ballistics- A Basic Manual) göre bazı çaplardaki namlu ömürleri yukarıdaki tabloda ki gibidir. Buradan da görüleceği gibi dakikada 1000 mermi atabilen 12,7mm Browning makineli tüfeğin namlu ömrü, namlunun soğumasına müsaade etmeden aralıksız olarak 500 mermi atıldığında yaklaşık 30 saniyedir. Isınan çelik yavaş yavaş kızarmaya başlar. Akkor haline gelmiş bir namlu ısınma dolayısıyla genişler ve yumuşar yumuşayan çelik daha hızlı aşınır. Bu durumda namlu içeride oluşan yüksek basınca dayanamayarak ya yarılır yada şişer. Genleşmeden dolayı büyüyen namlu çapı dolayısıyla da silahın performansı düşer aşınma oranı artar. Isınan namlu mermiyi olması gereken atış yolu üzerinde atamaz ve isabet zorlaşır. Hatta namlu sıcaklığı ile atım yatağındaki merminin barutu kendiliğinden ateşlenebilir ve kazalara sebep olabilir. Seri ve yüksek atım hızına sahip silahların açık sürgüden ateşlenebilecek şekilde tasarlanmalarının sebebide budur.

Özellikle birinci dünya savaşı ile ilgili film yada fotoğraflarda görülen su soğutma kılıfları makineli tüfek namlularının ısınmasını önlemek için eskiden çokça kullanılmışlardır. Günümüzde her ne kadar su soğutması bazı hızlı gemi topları dışında pek kullanılmasa ve tüfekleri hantal yapsa da atıcının namlu değiştirmesine gerek kalmadan uzun süre atış yapmasına imkan vermektedir. Bunların ilk örnekleri namlunun üzerine geçirilen kalınca bir kılıftan ve bu kılıftan çıkarak bidon şeklinde olan genleşme kabına çıkan hortumdan oluşan basit düzeneklerdir. Namluyu saran su namluda oluşan ısıyı transfer ederek namlunun kızmasını önler. Yaklaşık her 1000 mermide 800gr su buharlaşarak ısıyı alıp götürür. Birinci dünya savaşında 1916 yılında İngiliz 100. Makineli tüfek bölüğü 10 adet Vickers makineli tüfeği ile 12 saat boyunca kesintisiz olarak 1.000.000 mermi atmış 100 adet namlu kullanmıştır. Bu atış esnasında tüfeklerin hiç biri arızalanarak servis dışı kalmamıştır. Ortalamaya vurduğumuzda namlular ortalama 10.000 atıştan sonra değiştirilmişlerdir. Aptal geçirmez dayanıklılık ve basitlikte olan Vickers makineli tüfekler 30 Mart 1968 yılına kadar İngiliz silahlı kuvvetlerinde kullanımda kalmıştır. Günümüzün hava soğutmalı ince namlulu makineli tüfekleri ile bu miktarda atışlar yapılması mümkün değildir. Bu durumu bertaraf etmek için yüksek atış hızına sahip makineli tüfeklerde gatling tipi denilen namlu demetleri kullanılır. Değişik isimler ile anılmasına rağmen bu tarz namlu demetine sahip silahlar genelde gatling tipi olarak adlandırılmaktadır. Namlu sayısı 3 ten 7 ye kadar olabilir. Genellikle elektrikli servo motor ile tahrik olunan bu tarz silahlarda dakikada atış hızı 10.000 mermiye (rus Gsh-6-23 gibi) kadar çıkabilmektedir. Atış hızı motorun dönme hızı ile ayarlanmaktadır. Amerikan yapımı olan, hollywood filmleri dolayısıyla bizim daha çok aşina olduğumuz 7,62mm M134 minigun ise dakikada 2000 ila 4000 arası atış hızında ayarlanabilmektedir. Toplam atış hızı namlu sayısına bölündüğü için namluların ısınma riski azalmakta, toplam sistemin namlu ömrü ise namlu sayısının katları kadar artmaktadır.

Aşınma ana 7 faktöre bağlıdır.

1. Sevk barutunun tipine
2. Barut içinde aşınmaya karşı kullanılan kimyasal maddeye
3. atış hızına
4. namlu soğutmasına
5. kalibreye, çekirdek tipine ve hızına
6. namlu malzemesine
7. silah dizaynına

Namlulardaki aşınmaya neden olan ana faktörlerin başında barutun yanması sonucu ortaya çıkan yüksek basınç ve sıcaklıktaki gazlar gelir. Aşınmanın en yüksek olduğu yer yiv ve setlerin başlangıç noktasıdır. Bu aşınma yivsiz bir namluda da hemen hemen aynı bölgededir. Sıcak gazların namluyla teması sırasında hızlı bir lokal ısınma gerçekleşir. Bu esnada sıcak çelik üzerinde çok ince gevrek ve kırılgan mikroskobik bir tabaka oluşur ve takip eden atışlar neticesinde bu tabaka barut granülleri, barut gazı ve mermi çekirdeği tarafından yerinden kopartılır. Bu kopan çok küçük partiküller barut gazıyla beraber namludan dışarı atılırlar. Bununla beraber bütün namlunun sıcaklığı atışın neticesinde hafifçe artar. Ardışık atış sırasındaki yüksek namlu yüzey sıcaklığı aşınmanın oranını belirler. Ateşleme esnasında namlu iç yüzeyinin sıcaklığı ne kadar artarsa aşınma oranı da o kadar fazla olur. Aşınma oranı mermide kullanılan sevk barutunun yanma ısısı ve oluşturduğu basınçla doğru orantılıdır. Aşınma oranı, küçük gaz sıcaklıkları değişikliklerine karşı bile oldukça duyarlıdır. Bununla beraber yüksek güçlü sevk barutları yavaş yanan granüllerle kullanılarak yüksek barut basıncı hafifletilerek kullanılabilir böylece yüksek oranda ısı transferine eşlik eden yüksek basınçlardan kaçınılmış olur. Düşük yanma hızı aşınmayı azalttığı gibi daha düşük namlu çıkış hızına sebep olur.

Aşınma sevk barutuna ilave edilen bir takım kimyasal maddeler ile de azaltılabilir. Ateşleme esnasında bu kimyasallar namlu yüzeyine yerleşir ve bu tabaka namluya transfer olan ısıya karşı koyarak aşınma oranını düşürür. Kullanılan kimyasallardan bazıları titanyum dioksit, parafin talk ve parafin türevleridir. Özellikle top sistemlerinde kullanılan barut hakkı 40 kg ya kadar çıkabildiğinden kullanılan barutun özellikleri oldukça önem kazanmaktadır.Barut içeriğinin namlu aşınmasına olan etkisine gösterilebilecek en güzel örnek 30.03 fişeğidir. 1903 Springfield tüfeğinde kullanılmak üzere geliştirilmek istenen, .30.03 fişeğinde kullanılan barutun çok yüksek basınç ve sıcaklık oluşturması sebebiyle tüfeğin namlusunun yaklaşık 800 atış sonra atış hassasiyetini kaybettiği problemin ise kullanılan barut kaynaklı olduğu farkedilmiştir.Daha sonra daha düşük sıcaklıkta yanan bir barut formülasyonu ve fişekte yapılan birkaç değişiklik ile 30.06 fişeği geliştirilmiştir

Namlunun soğumasına izin vermeyecek kadar hızlı yapılan atışlar namlunun toplam sıcaklığını arttırır. Böylece namlu yüzeyinin ısısı artar. Isınan çelik yumuşar ve aşınmaya karşı daha az direnç gösterir. Bir soğutma sistemi kullanılmadığında sonuç kısalmış namlu ömrüdür. Isınan bir namluyu üzerine bir şey dökerek, kar üzerine yatırarak soğutmaya çalışmakta namluların dengesiz soğumasına sebep olarak yamulmasına sebep olur. Hatta bazı tank namlularının üzerinde soğuk esen rüzgarların tankın namlusunu orantısız soğutarak çarpılmasını engellemek için termal ceket denilen bir kılıf vardır.

Tungsten ve krom alaşımlı namlu çelikleri aşınmaya karşı bir direnç sağlar. Elektroliz ile krom kaplanan namlunun aşınmaya karşı mukavemeti arttırılmasına rağmen üretimi pahalıdır. Dövme ile yapılan namlular kullanılan metalin moleküllerini sıkıştırdığından aşınmaya karşı daha dayanıklı dolayısıyla daha uzun ömürlü olurlar. Bu yöntemde ortası delinen çeliğe yiv ve setleri oluşturacak olan bir mandrel sokulur. Daha sonra sıcak yada soğuk olarak dövülmeye başlanan namlu mili incelir ve uzayarak son namlu formunu alır. Namlunun iç kısmı, içinde kalan mandrelin formunu alır. Bu sistemle sadece yiv ve setler açılabileceği gibi fişek yatağıda açılabilir. Daha sonra mandrel namludan çıkartılır ve namlu hazır hale gelmiş olur.

Yüksek kaliteli çelik kullanılan namlu daha mukavim ve dayanıklı olurken tersi daha zayıf ve kalitesiz olur. Namlu üretiminde genelde tercih edilen ve çokça kullanılan çelik 4140 ile 416 tipi çeliktir. İlkinin işlemesi daha kolay ve ekonomiktir, ikincisi ise paslanmazdır, işlenmesi zor ve pahalıdır.

Mermi çekirdeğinin namlu ile sürtünmesi de namlunun aşınmasında etkilidir. Bu tür aşındırmanın etkisi kullanılan çekirdeğin yapısına göre değişir. Kurşundan imal çekirdeklerde sürtünme dolayısıyla aşınma en az olurken, çelik gömlekli çekirdeklerde ise daha fazla olur. Doğu bloku yapımı mermilerde mermi gömleklerinde çelik alaşımlı metallere sıklıkla rastlanmaktadır. Bu çekirdekler mıknatısa yapışmasına rağmen zırh delici özellikleri yoktur. Çelik gömlek penetrasyon değerlerinde bir miktar iyileşme sağlamaktadır.

Bazı durumlarda çekirdek ile namlu arasına giren kum gibi yabancı maddeler ciddi şekilde namlu ömrünü azaltır. Namlunun tıkanmasına neden olan daha büyük maddeler ise namlunun şişmesine hatta patlamasına bile neden olabilirler. Mermi çekirdeklerinden zaman içinde namlu yüzeyine sıvanan kurşun gibi maddeler namlu hassasiyetinin kaybolmasına hatta zamanla aşırı şekilde birikerek merminin çıkmasına engel olarak yüksek basınç oluşturarak yarılmasına bile neden olurlar. Fırçalama yoluyla ya da çeşitli kimyasallarla namludan temizlenebilirler.

Paslanma yoluyla korozyon günümüz modern barutlarının ortaya çıkmasıyla fazla öneme sahip değildir. Bununla beraber kara barut ve özellikle kloratlı eski tip kapsül bileşimleri korozyona sebep olabilirler.Bu tip kapsüller özellikle 1960 öncesi üretilen askeri fişeklerde sıkça karşılaşılmaktadır. Karabarut ise temizlenmediği taktirde kısa süre içinde korozyana sebep olmaktadır. Çoğu namlular çelikten yapıldıklarından dolayı nemli iklimler pasa neden olabilirler. Bu tür paslanmalar düzenli bakım ve yağlama ile önlenebildiği gibi kendinden temizleyen ve yağlayan mermilerle de önlenebilir.

Saniyede 350mt hıza sahip bir tabanca mermisi 12 cm uzunluğundaki bir namluda 0,00034 saniye kalır. ( mermi çekirdeği kovandan ayrılır ayrılmaz 350mt/sn hıza ulaşmaz sıfırdan hızlanarak 350 metre/sn hıza ulaşır. Ancak hesaplamanın kolay olması için namlu içindeki ortalama hızı 350mt olarak aldım.) 25.000 atışa sahip bir tabanca namlusunda merminin namlu içinde geçirdiği zaman sadece 8,5 saniyedir. Yani 8,5 saniyede namlunun ömrü bitmektedir.

1960 lı yıllarda Amerikan Donanmasının Colt 1911 tabancaların namlu ömrünü belirlemek için için yaptığı testlerde 45 metre mesafede ilk 25.000 atışta namlu istikrarlı bir şekilde 6,5cm grupman yapmış, 30.000 atıştan sonra grupman yaklaşık 9 cm’ye çıkmış 35.000 atıştan sonra ise 12 cm civarlarında gerçekleşmiştir. Namlu aşınması arttıkça gerçekleşen grupman dağılımı da artmıştır.

Namluların yetersiz temizlikten yada ıslak bırakılmasından dolayı korozyona uğraması, namlunun şişmesi, darbe görmesi, uygun mühimmat kullanılmaması vs. gibi nedenlerden dolayı da yeterince atış yapılmamasına rağmen namlu ömürleri bitebilir. Tüfek gibi hafif silahlarda namlu değişimi basit ve ucuz olarak yapılabilirken ağır silahlarda pahalı ve zor olabilmektedir. O yüzden namlu aşınmasını en aza indirecek dizaynlar üzerinde sürekli araştırmalar yapılmaktadır. Bu silahın kendisinde olabileceği gibi yukarıda saydığımız barut kompozisyonu, kullanılan çelik alaşımları, üretim yöntemleri, soğutma vs gibi bir çok konular üzerinde namlu ömrünü uzamak için sürekli ar-ge yapılmaktadır. Zaten silah dünyasındaki hızlı değişim ve yeniliklerin sebebi fikir ve bilgi sahiplerinin bu yeteneklerinden faydalanılarak yapılan araştırmalardır. Güdümlü roket ve Elektronik techizat alanında son yıllarda yapılan özgün projeleri ve gösterilen gelişmeyi saymaz isek ar-ge yapılanmasının henüz tam oturmaması, amacının anlaşılamaması, sermaye sahiplerinde bilinmeyeni bulmak için para harcama yada en azından deneme yapma düşüncesinin vampire sarımsak göstermeye benzer etki oluşturması, yeni bir şeyler bulmaya, bilinmeyeni araştırmaya, fikir üretmeye çalışanlara otur oturduğun yerde zaten öyle bir şey olsaydı ecnebiler bulurdu bizim ne haddimize algısı yeniliklerin ve buluşların önündeki en büyük engeldir. Daha 1924 yılında Jo.Lo.Ar tabancasını imal ederek, çok para kazanma ümidiyle piyasaya süren sermaye sahipleri ve karar mercii maliklerindeki özgüven ve cesaretin %10'unu olması bile ülkemizde bir çok şeyin farklı olmasına sebep olabilirdi.

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 29 Şub 2016, 10:20 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 638
Yaş:
Paylaşımınız için çok teşekkürler sayın çoti.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 29 Şub 2016, 10:37 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 04 Tem 2014, 16:52
Mesajlar: 581
Konum: Tekirdağ
Yaş:
Teşekkür ederiz sayın çoti. Benim gibi sıradan vatandaşın anlayabileceği güzel, sade bir yazı :)


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye