TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 23 Tem 2017, 01:38

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading


Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 10 Ağu 2015, 09:57 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 655
Yaş:
Merhabalar,


Dünya bireysel silah gündeminin baş köşelerinden birinde, halen, ülkemizin bir mamulü yer almaktadır.

Adler A110 manivelalı yivsiz tüfek.

İşin ilgi çekici tarafı, gündem yaratan tüfeğimizin mesai alanının, hep düşünüldüğü gibi Amerika değil, Avustralya oluşudur.
Filvaki, vukuatı çığlıklarla cihana yayan, yine Amerikan yayın organlarıdır. Garip Avustralya sakinlerinin pek gıklarının çıktığı
vaki değildir.

Bir İngiliz Milletler Topluluğu üyesi olan Avustralya, 1996 yılında, Yarım akıllı birinin 35 ölü 23 yaralı veren "Port Arthur"
vukuatından sonra, Dünya'nın en sıkı sivil silah kontrolu uygulayan yönetimlerinden biri haline gelmiştir. Denetimin, bizden
beter olduğunu ifade etmek, seviye göstergesi olarak yeterli olabilecektir.

Vahşi tabiatın geniş yer aldığı koca kıtada, yivsiz tüfeklerin dahi alım ve kullanımı sıkı düzenlemelere tabidir. Otomatik ve
pompalı gibi ardarda çabuk ateşleme verebilen türler yasak olup, sadece çifteler kullanılabilmektedir. Bu sıralar yapımı hemen
hemen yok denecek kadar az olan manivelalı örnekler, büyük ihtimalle, kimsenin kalkıp da eski örneklerinin dahi kısa sürede
yapım zorluğu nedeniyle üretimden alındığı bu sektörde mal verecek akılda olamıyacağı mülahazazasıyla ihmal edilmiş
görülmektedir.

Ancak, yakın coğrafyadaki Çin, belki de Avusturalya'dan gelen talepler nedeniyle, lahzında, bir Browning tasarımı olan
Winchester Model 1887 kopyalarıyla pazara dahil olmuş, gerek yapım kalitesinin düşüklüğü, gerekse pahalı üretimin düşük
bedelle satım oransızlığı nedenleriyle kısa sürede piyasadan elini eteğini çekmek zorunda kalmıştır.

Konuyla alakadar son çıkış, güzel yurdumuzun Beyşehir yöresinden, Adler kuruluşunca gerçekleşmiştir. bir kaç gün içinde
onbine yakın talep alan A110 tanımlı manivelalı yivsiz tüfek, uygun satış bedeli, kalitesi, kullanım kolaylığıyla anında
Avustralya silah erbabının gözdesi, bu arada hükümet yetkililerinin de durumu farketmesiyle, kısıtlamaya dahil edilme
ahvaline duçar olmuştur. Halen belirizliğini koruyan gelişme, muhtemelen, dışarıda ve yurdumuzda, hemen hiç tanınmayan
Adler markasının akıl almaz bir reklamı görünümündedir.

Adler, Beyşehir, Üzümlü yöresinin, sayısız üreticilerinden biridir. A110'dan evvel verdiği örnekler, çok basit tek kırmalar,
İspanyol Lamber taklidi otomatik yivsizler ve kuru sıkı tabancalarla sınırlıdır.

A110, bilinen Fabarm bazlı, neredeyse modüler addedilebilecek, gelmiş geçmiş en basit ve pratik, o kadar da sağlam otomatik
yivsizlerin, manivelalı türe, gayet akıllıca tahvil edilmiş bir örneğidir.

Fabarm, italya'nın eski silah hanedanlarından Galesi ailesince geçen asrın başlarında Brescia yöresinde kurulmuş ve adını bu
yöre silah fabrikaları tanımının baş harfleri "Fabbrica Bresciana Di Armi" dizisinden almış, halen, Beretta'dan sonra en çok urun
ihraç eden ikinci sıradaki bir kuruluştur. 1960 yılları sonlarına doğru, Remington 11-48'den basitleştirerek tasarladığı, M.125
uzun geri tepmeli modelinden 70'yıllarda türettiği Ellegi esası, bir ara İtalyan tüfek ihraç kaynaklarının standart ürünü olmuş,
bize de ulaşmasıyla, şu ara yurdumuzun en çok tercih edilen gaz tahliyeli yivsizinin aslını teşkil etmiştir. Gaz piston ve
silindiri, yüksek kapasiteli şarjörlere göre tahvil edilen bu ürün, çok basit değişikliklerle, bizim ve tüm Dünya'nın halen en çok
kullandığı pompalı mutasyonlarının da esasını oluşturmaktadır.

Adler firması, bu tüfeğin pompalı versiyonunu, gayet akıllıca bir yapılanmayla manivelalı türe uygulamıştır.

22 Haziran 2015 tarihinde 201409311 tescil numarasıyla TPE'da "Mustafa Tarip" adına yayınlanan "Faydalı Model"in tetkiki,
silahın, kuruluşun bu güne kadar sergilediği örneklerin fevkinde bir anlayışla tasarlanıp üretildiğini göstermektedir. Bu olgunluk
ve kullanım kolaylığında böyle bir yivsizin, neden "Patent" değil, "Faydalı Model" statüsünde kayda değer bulunduğu meçhuldür.
Ayrıca, buluşa neden "Alttan Kurmalı POMPALI Tüfek" tanımının yakıştırıldığı, tescil metni başında gazlı tüfeklerin güç zaafına
atfen ifadeler dahi hayli karmaşık ihtimaleri "Bu kadar teknikten uzak, terminoloji fakiri bir zihniyet, böyle olgun bir tasarıma
nasıl vücut verebilir" minvalinde düşünceleri akla getirmektedir.

A110'nun, adler düşünürleri tarafından mı, yoksa, tüm Dünyayı sarıp sarmalamış tüfek sanayiimizin ünüyle yurdumuza gelip
ülkelerindeki sıkı düzenlemelerdeki gediği manivelalı türle delmek istiyen Avusturalya silahcıları taifesince mi tasarlandığı
bilinememektedir. Ancak, birinci ihtimal doğruysa, Adler kafa yorucularınının, en içten tebriklere şayan olduklarını ifade etmek
herkesin boynuna borç olmalıdır.

Adler A110, manivela kavramının zihinlerde oluşturduğu imajın aksine, kapağı taşıyan sürgü grubunu geriye hareket ettirmek
için, taht-ı ravelli misali bir levye düzeni değil, Savage M99 benzeri, sürgüyü en arkadan kavrayarak çeken bir kanca
kullanmıştır. Farklı olarak bu bağlantı, Savage gibi manivelaya integre olmayıp, ona hereketli bir eksenle bağlı durumdadır.
Adler, bu kancanın, en ileri durumunda ahvali tesbit eden bir susta düzeniyle kapalı durumda, horoz kuruluyken kapak gerisinin
pompalılardaki gibi bir kilitle desteklenme zorunluğundan da kurtulmuş görünümdedir. Firmanın kullanımı gösteren videosu,
Avustralya silahseverlerinin akıl almaz talep seviyesi, yapılanmanın iyi çalıştığının bariz göstergeleridir.

Adler 110, bu yapılanmasıyla, otomatiklerin karşısında yer alan pompalı tercihinde, ağırlıklı ikinci bir alternatif oluşturmakta,
hatta, "Sürgü kilidini etkilendirmeği unutma" şıkkının tamamen uzaklaştırılmış ahvaliyle, artı bir özellik kazanmaktadır.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Ağu 2015, 14:24 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 655
Yaş:
Merhabalar,


Yivsiz tüfek ve tabanca üretimimizin Amerika ve Dünya pazarlarında inkar edilemez bir yer kazandığı gerçektir. Tüketici
haklarının çok iyi korunduğu ve Satış bedeli/Kalite oranının sıkı şekilde gözetildiği USA gibi bir pazarda, geçen yılın yivsiz
tüfek ithalatında başı çeken ülkenin Türkiye olduğunun bilinmesi bunun en belirgin delilidir.

Yurdumuzda, tabanca üreticilerinin kısıtlı sayısına mukabil, yivsiz tüfek yapımcılarında, büyük miktarlarda ihracat yapanlarının
yanında, yüzlerce denilebilecek hacimde küçük müessese de bulunmaktadır. İç pazara da mal veren bu büyük gürühun son
yıllar içindeki etkinliklerinde dikkati çeken gelişmeler mevcuttur.

Firmalar, geri dönüş raporlarına, Dünya'ya şamil taleplere göre, kendilerince araştırma geliştirme ve yeni ürün verme çabası
içindedirler.

Huğlu'nun "Nitro Beast"ı, Akkar'ın üç namlulu kırma tüfeği, Ata'nın "Venza"sı, Adler'in A110'u, hep bu minval üzeri çalışmalar
olarak yer almışlardır.

Kuruluşlar, yapageldikleri taklid malların, genel yetersizliklerini, kendilerince geliştirdikleri yeniliklerle bertaraf etme yoluna
gitmişler, çıkartabildiklerini ortaya koymuşlardır. Huğlu Nitro Beast, uzun süre temizlik gerektirmeyen, ancak zayıf geri getirme
yayı zaafını aşabilen, Akkar'ın üç namlulusu, yivsiz tüfek kullanımı düzenlemelerinde, çok namlulu türlerden başkasına geçit
vermeyen ülkeler, Ata'nın Venza'sı, muhtemelen Huğlu ile aynı kaynaklı, Adler'in manivelalı örneğiyse, Akkar gibi hukuki
düzenleme gediklerinden istifade kaygusu içindeki dış memleketler için gerçekleştirilmiş örnekler görünümündedirler.

Bu arada, son derece müsait üretim şartlarından istifade için yurdumuza yönlendirilen UTAS 15 gibi örnekleri de unutmamak
gerekecektir.

Bu gelişmelerin, özellikle teknik zayıflık taşıyan Nitro Beast ve Venza gibi örneklerin, firma iç tasarımcılarınca gerçekleştirildiği
ifade edilebilir. Öte yandan, UtAS 15, Üçlü Kırma ve A110 misali tekamüller, büyük ölçüde, dıştan kaynak ve güdümlü
olduklarını belli etmektedirler.

Benzer etkinliklerin tamamı, yurdumuz için artı puanlardır. İcatlar ihtiyaçlardan, ihtiyaçlar medeniyetten mütevellittir. Artarak
devam etmeleri her daim arzumuz olmalıdır. Eksiklikleri görülen gelişmelerin, geri dönüşlerle ilerletilmesi mutlaka mümkün
olacaktır. Hata yapmadan öğrenmek mümkün değildir. Geri dönüşlerin sağlıklı ve kısa sürede olması, müsbet gelişme teminiyle
doğru orantılıdır.

Diğer taraftan, tabanca üreticilerimizde aynı ivme maalesef görülmemektedir. Bunların ana sebeplerinden ilki, sayılarının hayli
az, ikincisi, yenilerinin kurulmasına bir şekilde düzenlemelerin engel olması, üçüncüsü ise, yurtiçindeki menfi geri dönüş
raporlarını gerçekleştirebilecek hacimde kullanımın mümkün olamamasıdır. Tabancacılarımız, sürekli olarak, hangi taklidi
yaptılarsa onun gölgesini takip etmekte, sıçrayıp sıçrayıp yine eski ayak izlerinin üzerine düşmektedirler. Yeni görünümlü
turfa mallar, yabancı orijinallerin, gerçek gereklerine nüfuz eksikliği taşıyan mutasyonlarından ibarettir.

Görünen odur ki;

Ürettikleri malın kalitesi ne olursa olsun, geri dönüş raporları, kuruluşların hayatlarını idamede esas unsurlardır. Bunların temini,
sağlıklı olarak, çok sayıda, yapımcı ve kullanıcı tatbikatıyla mümkündür. İsteklere ayak uyduramıyanlar gidecek, kalanlar, daha
bir inanarak, kendilerini geliştirerek devam edeceklerdir. Ortaya çıkan hata ve eksikliklerin çözüm yolu, teknoloji gereği, idrak
edilecek, eğitime ağırlık verilecek, liyakata önem atfedildiği sürece yükselen trend standartlara ulaşacak, belki de aşacaktır.

Neden umutlu olmayalım.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Ağu 2015, 08:40 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 655
Yaş:
Merhabalar,


Avustralya'ya ithalatı, mevcut düzenlemelere takılan A110'un önü, bir kaç gün önce kabul edilen, "Uygunluk" esası ile
artık açılmış görünmektedir.

Adler kuruluşu nasıl bir teşekküldür ki, öncelikle Avustralya gibi taa Fizan'da bir ülkede böyle bir kanuni açığı yakalamış,
ardından emek vererek ülkemizde adımbaşı rastlanan pompalı tüfek türünü bayağı bir beyin fosforu heba ederek manivelalı
bünyeye tahvil eylemiş, faydalı madel ürün koruması almış, yaklaşık 7000 adedini ilk postada sevketmiş, kanuni düzenleme
engeliyle karşılaşınca, taa oralara yetip mahzurlu bir durum olmadığına ilgilileri inandırmış ve ilkinin benzeri bir hacimde ikinci
sevkiyat için kolları sıvayıp çalışmaya başlamıştır...

Yoksa, acaba...

Ferdi ateşli silah kullanımının, yalnızca mevcut tabiat şartlarıyla dahi aşırı kısıtlanmasının akıl işi olamıyacağı, yağmur
ormanları sahibi Avustralya gibi bir ülkede, bir kaç yarım akıllı kanun adamının, münferit olayları bahane ederek akıl almaz
sıkı düzenlemeler getirmek üzere olduğunu gören ülkenin, tabiatıyla başta silah tacirleri olmak üzere "Silah Lobisi", önce,
zaten işin aslını astarını bilmeyen dar kafalı resmi güruhun cahilliğinden istifadeyle, pompalı tüfekten hemen hiç işlevsel
farkı olmayan manivelalı türü kapsam dışı bıraktırmış, ardından en yakın üretim merkezi, Çin'de, yeni üretim olmadığı cihetle,
eski Winchester modellerini yaptırmak için anlaşma tesis etmiş, gelen tüfeklerin kalite ve kullanımının istenen seviyede
olmadığını görerek, en ucuz ve kaliteli yivsizlerin menşei Türkiye'mizin yolunu tutup oradaki mevcut pompalı taifesinin ne
şekilde manivelalıya çevrileceği yolunda yabancı, muhtemelen İtalyan tasarımcıların mesaiine müracaatla bir model ürettirip
elde prototip kapı kapı Beyşehir üreticilerini dolaşıp en uygun kalite ve bedelle hangi markanın işin üstesinden gelebileceğini
araştırmış, belki bir kaç yapımcıyla çalışmayı dahi düşünmüş, ancak muhtemelen, birinin aşırı cazip teklifine dayanamayarak,
patentini, daha da komiği, sınai mülkiyet işlemini kotaracak aracı teşekkülün az para isteyeceği, "Faydalı Modelini" onun
üzerine yapıverip ellerini oğuşturarak memleketi Avustralya'ya dönmüş, ilk parti malın hükümet adamlarına takılması üzerine,
lobi faaliyetini ilerleterek, mevcuttan farklı bir durum olmadığının tesbitiyle takip edecek ithalatın önünü mü açmıştır.

A 110 tasarımı, hatta faydalı model çizimlerinin, metin dizilişinin tetkiki, işin içinde yabancı parmağı olduğunu belli eder gibidir.
Kesitli perspektifler, Batı anlayışına uygun metin sıralaması, hatta çizimlerde unsurları nümerik tanımlara yönlendiren eğriler
dahi hayli yabancı kokmakta, bizde rastlanmıyan bir olgunluk sergilemektedir. Daha da ötesi, Adler'in bu modele kadar ortaya
koyabildikleri ürünlerin tasarım asaletini A110'la kıyaslama imkanı mevcut değildir. Bu zaviyeden, ahvalin muhtemel seyrinin
bir önceki paragrafta izah edildiği üzere olduğu ifade edilebilir.

Bir Avusturalya Doları, yaklaşık iki Türk Lirasıdır. A110'un mezkur ülkedeki satış bedelinin 750 Dolar civarı, yani 1500 TL;
fabrika çıkışının, taş çatlasın 400 TL, ulaşım maliyetiyle en çok 750 TL olduğu düşünülürse, satıcı getirisi, son derece tatmin
edici seviyede, yüzdeyüz gerçekleşecektir. Bu durumda, bizim çalışkan ve fedakar üreticimizin mi yoksa Avustralya'daki işbilir
satıcının mı lobi faaliyeti üreteceğini şöyle bir düşünüvermek meselenin aslını idrak için yeterli olabilecektir.

Filvaki, önemli olan tüm Dünya'da Adler markasının, bir Türk kuruluşunun, Avustralya gibi uzak ülkede mevcut açmaza cevap
olabildiğinin bilinmesidir. Kimse işin aslını araştırmak istemeyecek, sevkedilen mallar istenen kaliteyi verebiliyorsa, artı puanlar
ülkemize kaydedilecektir. Sevindirici ve umut verici husus budur.

Ancak, aynen otomotiv sektöründe olduğu gibi, güdümlü, uzaktan komutalı bir üretim içinde olduğumuzu görmek hoş değildir.

Bu bakış açısından, Huğlu'nun "Nitro Beast"ı, Ata'nın "Venza"sı teknik zaaflarına rağmen çok daha müsbet gelişmelerdir.

Arzu edilen, teknolojik eksikliklerin giderilmesi, mevcuda eklenen yeniliklerin ayaklarını yere sağlam basan türden olmalarıdır.

Biz yine umutlu olmağa devam edelim.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Ağu 2015, 08:41 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 655
Yaş:
Merhabalar,


Adler A110'un internet ortamına yansıyan yorumları, Avustralya'nın, saçma sapan yivsiz mükerrer atışlı tüfek sınırlamalarında
yalnız olmadığını, İsveç, Fransa gibi yakın coğrafya mevzuatında dahi, otomatik ve pompalı tahdidinin mevcudiyetini ortaya
koymaktadır.

Ülkemizin önde gelen sanayi kuruluşları olan "Tüfekçiler" cihetinden, ağırlık verilecek konu açısından bu, çok önemli bir ipucudur.

Adıgeçen ülkelerde, muhtemelen, A110 misali, manivelalı, daha anlaşılır tabirle "Kovboy Tüfeği" türü yivsizler yönünden,
yasal boşluk bulunmaktadır.

Adler 110'un Avustralya'daki yaklaşık 8000 adetlik ilk sevkiyatını kaçıran talep sahiplerinin, isteklerini devam ettirme halinde
muhtemel bekleme süresi, bir sene olarak ifade edilmektedir.

Bunun anlamı şudur; Tüfekçilerimizden kafayı çalıştırıp, A110 yapılanmasından biraz farklılık çıkartarak, muhtemelen Avustralya
silah tacirlerinin belli bir veya birkaçının ortak olduğu patent kapsamı dışına erişebilenler, kendilerine uzun süre aralıksız nizasız
yetebilecek iş hacmiyle çatır çatır kazanç sahibi olabileceklerdir. Uzağa gitmeden Avrupa'yı dolaşanlar da ha kezadır.

Kafasına, algılama yeteneği cevvaliyetine güvenen tüfekçilerimiz, hemen patent arşvimizi elemeli, A110'un bellibaşlı tescil
özelliklerini tesbitle kendi tasarımlarını ortaya koymalı, manivelalı yivsizlerini çabucak yeterli kalitede üreterek kasacıklarını
doldurmalıdırlar.

Yazı yazarak fikir üretme çağrıları yapmak kadar, yolgöstermek de boyunlarına borç olan bu satırların müellifi misali ukela
taifesi yönünden, acele başvurulabilecek kimi ipuçları şunlar olabilir;

- A110, bilinen Fabarm bazlı İtalyan pompalı kadidine oturtulmuş bir yapılanmadır. Gövde, Tetik Grubu, Kapak/Kilit, Sürgü
elemanları, başvurulabilecek en akılcı düzen olarak, aynen kullanılabilir.

- Ayrılan kısım, sürgüye hareket veren manivela bağlantısı olup, A110'da bu, sürgü arkasıyla manivela el çerçevesi üstünü
birleştiren kavisli bir çubukla sağlanmıştır. Bu eleman, yukarıda sabit, aşağıda hareketli eksende çalışan tesbitlere sahip olup
taklid edilemez. Yeni müteşebbisler daha değişik bir kombinasyonla sürgüye hareket vermeli veya, sahra sökümünde nisbeten
zorluk çıkaran tarafları, islah yoluna gitmelidirler.

- Manivelalı tüfeklere genelde, uzman geçinen kişilerce bile, parmaklara azap veren yanlış şekilde boşaltma doldurma hareketi
verilmektedir. A110, buna karşı nisbeten kolaylaştırıcı bir önlem getirmiştir. Aslında çok basit olan esas hareketi vurgulayacak
bir yaklaşım düşünülebilir.

- Daha öte yardım, detay bilgisi, "Özgün Tasarım" üstadı olan tüfekçi müteşebbislerimize bırakılmalıdır. Onlar, işin üstesinden
geleceklerdir.

Hıdır ve budur.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 27 Ağu 2015, 14:07 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 655
Yaş:
Merhabalar,


Yaklaşık üç aydır Dünya internet ortamı silah konusunu hacimlice işgal eden, sürekli lehte yorumlarla ülkemize ait bir markanın
bedelsiz reklamı, Adler a110, her ne hikmetse, yerli medyada hiç yer almamaktadır. Forumumuz dışında mevzuu işleyen silah,
hatta av konulu aktif paylaşım sitesi mevcut değildir.

İşin daha da ilginç tarafı, bizzat Adler kuruluşu dahi gelişmelerden bihaber görünümdedir. Sanal medyayı bu ölçüde sallayıp
sarsan bir vakıayı bir firmanın reklam aracı olarak düşünmemesi akla uygun olamaz.

Firmanın sitesinde, manivelalı türden iki modelin, A110 ve kısa namlulu A112'nin tanıtımı yer almaktadır.

Merak edip satın alan, kullanıp izlenimlerini serdeden bir Allah'ın kulu mevcut değildir. Muhtemelen istenildiğinde, ihraç nedeni
ile iç piyasaya verilemediği ifade edilmektedir.

Bu ne taaccubi iştir muhterem arkadaşlar...

Tüm Dünya bireysel silah konusunda ağırlıklı olarak yer alan bir tür ve onun yarattığı gelişmeler, ona müteallik yorumlar, bizde
alakadar ne bir kişi, ne müessese, ne de medya vardır.

Bu vakıanın muhtemel meali; Tamamen uzaktan kontrollü, güdümlü bir üretim içinde olduğumuzdur. Avusturya'lılar gereklerine
uygun bir tasarım yaptırmışlar, onu getirip ülkemizde en uygun maliyetle üretecek bir firmaya monte etmişler, usulüne uygun
düzenlemeleri sıkı takiple çıkarttırıp, hem ülkelerinin silahseverlerine istedikleri hizmeti sunmuş, hem de kasalarını doldurma
işini deruhte etmişler, büyük ihtimalle, Dünya medyasına yerinde haberler, hatta maddi yedeklemelerle ivme kazandırmışlar,
ülkemizi, düşündüklerine herhangi bir katkı sağlamayacağı cihetle uğraş listelerine dahil dahi etmemişlerdir.

Tüfeğin iç piyasaya intikali, büyük ihtimalle, Avustralya'da kusurlu görülerek iade edilecek, "İhraç Fazlası" ürünün, biz yerli
kullanıcılar için silahçı vitrinlerinde boy göstermesinden sonra başlıyacaktır.

İşbu görülen, geleneksel "Fasit Devr-i Daim" dir, vesselam.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye