TRMilitary

Tam Bağımsız Türkiye için Yerli Savunma Sanayii
Zaman: 19 Kas 2017, 14:15

Tüm zamanlar UTC+03:00


Loading



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 40 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2014, 14:38 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,


Yivsiz tüfeklerin, ehil olmayan kullanıcılar elinde dahi, kırk metreden uzak olmayan hedeflerde en etkili ateşli silahların
başlarında geldiği bilinen gerçeklerdendir.

Kullanılan mühimmat gereği, silahtan uzaklaştıkça genişleyen vuruş alanı, yivsiz tüfeklerin "Etkililik" vasfının esasıdır.
Ancak, zikredilen yayılmanın ebadı, uçuşan vuruş gücü yüksek danelerin araları açılıp, hedef cesametini aşma sınırını
geçtiğinde, sevkedilen fişek muhtevaı, hava sürtünmesi ve yerçekimiyle ilk çıkış hızlarını büyük ölçüde kaybettiklerinde,
"Öldürücülük" vasıfları giderek, tabir caizse."Güldürücülüğe" geçiş göstermekte ve nihayetinde etkilerini yitirmektedirler.

Yivsiz tüfeklerin genel mühimmatı, tek kurşunlar haricinde, "Saçma" tabir edilen, kurşun alaşımlarından mamul küçük
küreciklerdir ve bunların çapları, tanım numaraları mutlak değeri yükseldikçe azalır. Ölçüm esasının ne olduğunun tam
olarak bilinememesine mukabil, inç karedeki delik adedine bina edilmiş süzgeç benzeri imalat platformlarından neşet
ettiği tahmin edilmektedir.

Öte taraftan, yivsiz tüfek çapları, ölçülendirilmelerini, eski bir İngiliz topçuluk uygulaması olan, namlu çapına uygun kurşun
güllelerin, kaç libre geldiği esasından almışlardır. Topçunun, "Bir librelik, beş librelik" tanımları çok küçük tüfek çaplarına
fazlaca büyük geldiğinden, yivsiz tüfeklerin numaralandırılmasında, bir libreyi tutan kurşun bilyaların adedlerine itibar
edilmiştir.

Ölçü anlamında, "Gauge" tabir edilen bu birimlendirme disiplini, 32 numaradan sonra, çap değişimiyle ölçülendirme aralıkları
aşırılık gösterdiği nedeniyle, bilinen namlu çapının binde bir inç olarak ifadelendirilmesi şekline tahvil edilmiştir. Yani, bilen
bilmeyen her tüfek tutanın rahatça söyleyiverdiği gibi, 36 numara, 38 numara ve sair ölçülendirme tanımları yoktur ve
en son gauge tanımı 32 numarayla nihayete erdirilmiştir.

Bu tanımda günümüzdeki tek istisna, .410" çapıdır ve kullanılan yivsizin, muhtelif ülkelerde değişik çaplarla ifadelenmiş
oluşundan kaynaklanın bir karmaşa sonunda, bir ara, 36 numarayla tanımlanmış olmasına mukabil, sonradan, standardize
edilerek, genel çap ifadeledirilmesine dahil edilmiştir.

Yivsiz tüfeklerin "Kuş dolusu" tabir edilen, küçük çaplı saçmalarla, etkisiz olacakları görüşü yersiz ve tehlikeli bir yanılgıdır.
Bu tür fişeklerle, yedi sekiz metreden, tek atışla ağaçtan mamul bir sandalye ayağını testereyle kesilmiş gibi ikiye bölmek
mümkündür. Sinemalarda görüldüğü gibi, ev içinde mabade atılan saçmalar orada kalmıyacak, ön tarafa intikalle adres
soracaklardır.

Tarih içinde çok muhtelif yapılandırılmalarla imal edilmiş olmalarına mukabil, günümüzün yivsiz tüfeklerini iki sınıfta toplamak
mümkündür;

- Çok namlulular,

- Şarjörlü ve tek namlulular.

Büyük ekseriyeti iki namlulu olarak yapılan ilk grubun alt sınıflandırma esası, namluların gövde üzerindeki konumlandırımıdır.
Bunu da;

- Yanyana namlulu,

- Üstüste namlulu.

Olarak tanımlamak mümkündür.

Ne hikmetse, ülkemizde, yanyana namlulu türlere "Çifte", üstüste olanlarına "Poze" denilmektedir. "Poze" tabirinin,
John Browning'in ticari markası "Superposed"den mülhem "Süperpoze" den geldiği muhakkaktır ve bilmeden haksız rekabet
suçu oluşturduğu ifade edilebilir.

Savunma amaçlı yivsiz tüfeklere, en eski yapılandırma olan, genel kullanımdaki ağırlıklı adedleriyle "Çiftelerden" başlamak
uygun addedilebilir.

Çifteler, kullanımı en az intibak kabiliyetli kişiler için dahi mümkün olan, en kolay yivsiz tüfeklerdir. Ev sakinlerinden, çocuk
anne, dede, baba her kes tarafından, doldurum ve ateş edilmesi, çok az tekrarla, bir kaç kereyle dahi hemen öğrenilebilir
ve boylarına göre diğerlerinden daha etkindirler. Zira, populer kullanımdaki pompalı ve otomatikler gibi, dolumu gerçekleyen
sürgü mekanizmalarını muhtevi bir namlu arkası gövde taşımazlar. Daha Türkçe bir ifadeyle, aynı namlu boyunda bir çifte,
bir otomatik veya pompalıdan, en az yirmi santim daha kısa bünyededir. Çiftelerin temizlikleri, yalnızca namlu ile sınırlıdır ve
bu da bir avantajdır.

Çiftelerin, en kısa sürede tüfek kapasitesini ateş ederek boşaltan yivsiz türü olduğu da bir gerçektir. Tek yapılması gereken,
tetik veya tetiklere mümkün olduğunca çabuk basmaktan ibarettir.

Kısa tüfek boyunda etkili namlu, basit kullanım ve süratli ardarda atış özellikleri, yerine göre çifteleri, savunmada en üst
mevkilere taşıyabilir. Ancak bu silahların en önemli özellikleri, "İyi yapılmış olma" keyfiyetidir.

Kurulu olan bir çifte, sadece açma mandalının cevrilmesiyle namlu arkalarını boşaltma ve doldurma işlevlerine sunabilir
akıcılıkta çalışmalıdır. Dize vurularak açılacak çifteyle süratten bahsetmek mümkün değildir.

Çifteler, en yapımı zor yivsiz grubudurlar. Namluları, otuz yada kırk metrede, normal ağırlıkta dolularla aynı alanda vuruş
verebilmeleri için çok iyi düzenlenme gerektirir. Patlama basıncı ve sademesi, yalnızca kilit sürgüleri ve menteşe pimi
üzerinde kalan türleri kısa sürede, "Sallam sullam" olurlar. Tek tetikli olanların namlu geçişi geri tepmeyle sağlanan çeşitleri,
herhangibir namlunun ateş almaması halinde diğerine ulaşımı da kolayca sağlamazlar. Özellikle tırnak hareket toleransları
aşırı yapılarak namludaki fişek tabanının önüne geçenlerde, tüfeğin kullanım imkanı tamamen sıfıra müncer olacaktır.

Ülkemizde, kalitelisinden pespayesine mebzul çifte yapımcısı vardır. "Üstün" kategorideki savunma özelliklerine binaen bu
silahı edinme düşüncesinde olan kişiler, tanınmış markaların, her iki namlusu şoksuz, çift tetikli veya mekanik geçişli tek
tetikli, tırnak hareket toleransları hassas, kolayca açılıp kapanabilen, ancak, el kundağı sökülüp şöyle bir sallandığında
kunt kalabilen, zevklerine göre yanyana veya üstüste, ev içinde rahat koridor geçişi verecek en kısa namlulu türleri
tercih etmelidirler.

Yanyana namlulu çifteler, küçük açılma aralıkları nedeniyle kolay ve süratli dolum vermelerine mukabil, ateş edilen namlu
yönüne salınımları sebebiyle, peşpeşe atışta nisbeten yavaş, üstüste namlulular, büyücek açılma aralıkları nedeniyle yavaş
dolum kabul etmelerine rağmen, önce alt namlu ateşlendiği takdirde, üste geçişte namlu şahlanması çok az, yana salınım
hiç olmaması cihetinden ardarda isabetli atışta daha süratlidirler.

Tek tetik tercihi söz konusu ise, tüfeğin, namlu seçimi şansı veren bir mandalının aranması mutlaka şarttır. Aksi halde
boşalan namluyla veya namlu kontrol için açılmayla tekrar kurulan tüfek, her zaman mekanizmanın esas aldığı ilk namluya
öncelikli vuruş verecek, boş olması halinde kullanıcıyı müşkül mevkide bırakacaktır.


Saygılar.

(Devam edecek).

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Oca 2014, 18:24 
Çevrimdışı
Üye

Kayıt: 11 Kas 2013, 14:36
Mesajlar: 52
Yaş:
Kişisel korunma amaçlı yivsiz tüfek kullanımına dair çok bilgilendirici bir yazı. Muhtemelen Yarı Otomatik ve Pompalı kullanımına dönük devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Teşekkürler.

_________________
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2014, 00:37 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 12 Tem 2012, 13:06
Mesajlar: 88
Yaş:
Bu konu hakkındaki fikirlerinizi soracaktım ki... yazmaya başladınız Sayın Strongarm...

Teşekkür ederim.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2014, 01:50 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2012, 14:26
Mesajlar: 684
Yaş:
Kurşungeçirmez yeleğe karşı etkinliklerinden de bahsetseydiniz keşke başlangıçta....

_________________
Çalışmaktan Kaçmak En Büyük Hainliktir...


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2014, 11:31 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,



Yapılan bir araştırmaya göre, yakın mesafe ateş etkinliğinde , su soğutmalı makinali tüfekten sonraki sırayı, yivsiz
tüfekler almaktadır.

Ancak, unutulmamalıdır ki, bu tüfeklerinin etkinliklerinin bittiği mesafede, yivli amcazadelerininkiler, henüz başlamaktadırlar.

Normal bir 12 numara tek kurşun ağırlığı yaklaşık otuz gram ve ortalama ilk hızı 550 metre/saniye, sıradan bir yivli tüfek
çekirdeğinin ağırlığı 10 gram ve ortalama ilk hızı 850 metre/saniye kabul edilirse, bu birimlerin, pek sevilen durdurma gücü
tabirinin nisbeten karşılığı olan doğrusal momentleri, sırasıyla yivsiz tüfek için 16.5 kgm., yivli için, onun hemen hemen
yarısı, 8.5 kgm, ve her yönde iş yapabilme güçlerine tekabül eden hareket enerjileri, aynı silsileyle, 4.53 Kg fors ve diğeri,
3.61 Kg fors değerlerine tekabül etmektedir. Görüldüğü kadarıyla, yivsiz bir tek kurşununun, moment ve enerjisi, yivli olana
göre, haylice fazladır. Ancak, yerçekimi ve hava direncine karşı yüzey ebadı nedeniyle, uzun mesafede, durum tersine
dönecektir.

Günümüzün modern zırhlarının esasını oluşturan, çekme direnci yüksek plastik dokumaların koruyuculuk vasfı, atılan dane
ile sözkonusu malzemenin mümkün olduğunca uzun mesafede sürtünmelerinin gerçekleşmesiyle sağlanmaktadır. İnsan
vücudu gibi eğilip bükülebilir dokularda, çarpan kütle, aynı zamanda, dokuyu ezip ilerleyerek bu beraberliğin devamıyla
durduruculuğun elde edilebilmesinde yardımcı olmaktadır. Ancak, sert bir yüzey üzerinde, sürtünme çökme olmadan,
yüzeysel oluşucağı ve her yöne çok daha büyük şiddetle, çekme direnci sınırı ötesinde gerçekleşeceğinden koruma,
istenen düzeyde gerçekleşmiyecek veya hiç olmayacaktır. Buradan çıkan sonuç, vuruş alanı büyük ve deforme olan
kütlelerin zırh dokusunda durdurulma özelliklerinin yüksek olmasına mukabil, enerjilerinin ağırlıklı olması durumunda,
yumuşak doku içinde ilerleme, onları ezme özelliklerinin artacağı, küçük yüzeyli ve deforme olma ihtimali az kütlelerin
daha zor durdurulabilmesi, ilerleme özelliğini artıran momentlerinin yüksek olması halinde, muhtemelen, plastik doku koruma
sınırı ötesine ulaşabilecekleri, aynı zamanda, canlı doku üzerinde ezerek ilerlemeleriyle, zarar verme ihtimallerinin, plastik
doku üzerinde kalma ahvalinde bile yüksek olacağı mealindedir.

Sadece plastik dokuma yapılandırılmasındaki zırhlar, yakın mesafe çatışmalarında, her türlü tabanca mermisine karşı yeterli
koruma sağlasalar da, yivsiz tüfek kurşunlarını durdurabilseler dahi canlı doku üzerinde oluşturacakları travmaların vücut
içindeki negatif oluşumları neticesinde etkilerini sürdürmelerine engel olamıyacaklar, tüfek mermilerine karşı, yüksek hızları
ve küçük yüzeyleryle çok daha az sürtünmeye muhatap olacaklarından, hem, canlı doku altı travmalar, hem de yetersiz
düzeyde sürtünme mesafesi nedeniyle, muhtemelen her zaman başarısız olacaklardır.

Zırh yapımına müsait plastik liflerin büyük çoğunluğu, aynı hacimde, çeliğin beş misli kadar daha çok çekme direncine
sahiptirler ve üretilme metodu olan mikro liflerin, biri diğerini karşılayan örme teknikleri sayesinde, çarpan kütlenin yüzeyi,
devamlı vuruş gücünü etrafa yayan bir yapılanma üzerinde dağılmaktadır. Çekme direncinin yüksek olmasıyla, gerektiğinde
vuruş istikametinde uzayarak, çarpan kütle ebadının temas alanını büyütürken, canlı doku üzerinde oluşturdukları çökme,
sönümlendirilmeye çalışılan iş yapabilme gücünün büyüklüğüne göre tahripkar da olabilmektedir.

Örme plastik dokulu zırhların en büyük mahzuru, çalışabilirliklerinin, sürtünme esaslı oluşudur ve bunu karşılayan vuruş
özellikleri, neredeyse, bu zırhların ilk ortaya çıktığı 1970 yıllarından bu yana bilinmekte ve tatbik de edilmektedir. Bugün
halen kullanılabilirlik seviyelerini muhafaza etmeleri, standart mühimmat imalatına, hiç de pahalı olmamasına rağmen, ek
bir maliyetin yüklenmemesinden kaynaklanmaktadır.

Yivsiz tüfekler, tek kurşun kullanma durumunda, plastik dokulu zırhlar üzerinde, her tür tabancadan çok daha fazla, ancak
yivsiz tüfeklerden çok daha az etkilidirler.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


En son strongarm tarafından 22 Oca 2014, 20:14 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2014, 12:49 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,




Çifteler mevzuunda, bizde ve bütün Dünya'da çok yanlış bilinen bir konuya burada yer vermeden geçmek doğru
olmayacaktır.

Konu, çifte namlularının, belirli bir mesafede aynı mahalle vuruş çıkartabilmesi için yapılması gereken, "Namlu Eksenleri
Düzenlemesi"dir.

Çoğu kimse, hatta bizim TSE tarafından dahi, uygulamanın esası bilinmemektedir. İlgilenen büyük kitle, her iki çifte
namlusunun, optik olarak, belki de bir lazer cihazıyla, istenen vuruş mesafesi, mesela 33 metrede, uzun eksenlerinin
kesiştirilmesiyle konunun hal edileceği düşüncesine sahiptir. Bunun için, namlu içine merkezliliği doğrulanmış biçimde
konumlandırılmış iki lazer göstericinin, ortalama vuruş aralığı kabul edilen uzaklıktaki aynı noktayı aydınlatmalarının kafi
geleceği düşüncesi hakimdir.

Bu inanç, külliyen hatalıdır.

Zira,

Ateşlenen tabanca, tüfek, top, tank, her nevi silah;

- Önce kendi ağırlık merkezli,

- Bunun ihmal edilmesi durumunda, namlu ekseninin mesnet aldığı mahal,

- Onun da ihmal edilmesi ahvalinde, silahın yere temas alanı merkezli...

Dairesel bir devinim yaratacaktır. Bu hareket;

- Sevkedilen kütlenin namlu içinde kalış süresiyle,

- Sevkidelen kütlenin büyüklüğü veya ağırlığıyla,

- Sevkeden barut cinsinin itici gücünün en üst seviyeye ulaşım zamanıyla...

Doğrudan ilgilidir.

İfade edilen vakıanın, pratik hayata tercümesi şu şekildedir; namlu içindeki infilak neticesi oluşan sademe, sevk edilen
kütlenin hızına bağlı olarak, namluyu belirli bir süre arkaya itecek, arkada dayalı bir mania yoksa silah ağırlık merkezi
etrafında dönecek, arkada mania mevcutsa, ağırlık merkezi etrefında dönerken maniaya çarpıp onu, yere dayalı olduğu
mahal merkezli bir itişe zorlayacaktır.

Modern piyade tüfeklerinin hemen hepsi, bu oluşumu enaza indirmek için, namlu eksenini, omuz hizasına almışlar ve geri
tepme zorlamasının, mümkün olduğunca namluyu yukarı kaldırmadan, sadece arkaya hareket sınırları içinde kalmasına
çalışmışlardır. Özellikle ifade etmek gerekir ki, piyade tüfeklerinde, sevkedilen çekirdek ağırlığı nisbeten küçük, bu kütlenin
kazandığı hız nisbetenin fevkinde büyüktür ve bu tedbir, nişan noktasına sapmanın yokedilmesinden ziyade, ardarda
atışlarda, hedefe daha kısa zamanda tevcih cihetinden yapılmıştır.

Yivsiz tüfeklerde, modern piyade tüfeği namlu eksen yapılanmasında olan tek oluşum, bindirme namlulu çiftelerin alt
namlusudur. Diğerlerinin kısmı küllii, omuz hizası üzerinde, dolayısıyla, namlu şahlanması verir özelliktedir.

Patlama şokunun silaha intikali, sevkedilen kütlenin, namludan çıkışından önce başlamaktadır. Bunda değişen, sadece,
oluşumun etkinlik süresidir. Dolayısıyla, saçma, misket veya çekirdek, her ne isimli nesneyse, bunun nişan hattından olan
sapması engellenemiyecektir.

Yanyana namlulu çiftelerde namlu eksenleri, omuz dayama hattından hem yukarıda, hem de yanda konumludurlar.
Bundan dolayı, patlama ile oluşan şokun, muhteva namludan çıkıp gitmeden silaha vereceği hareket, her iki namlu için
hem üste hem de namlunun yereştirildiği cenahta vukubulacak, vuruşlar, nişan alınan noktanın yan ve üstünde yer
alacaklardır.

Bindirme namlulu çiftelerde, alt namlu, ekseni omuz hizasında kaldığı için sadece arkaya doğru bir devinim, üst namlu ise
geri tepme yanında, yukarı doğru bir salınıma neden olacaktır.

Bütün bu varsayımlar, omza dayanan dipçiğin, namlu eksenleri paralelinde olması durumuna münhasırdır. Yani, bizde hep
yapıldığı gibi, kundak büküklüğü verilmişse, bunun açı oranına göre, atışta oluşan devinim, namlu eksenlerinin, omuz
temas noktasına göre kalış yönü aksinde gerçekleşecektir.

Buna binaen,

Çiftelerin namlu içine yerleştirilen lazer göstericilerin otuz küsür metrede aydınlattıkları nokta, her iki namlu için aynı dahi
olsa, atışta, namludan ayrılmadan önce alınan ivme neticesi farklı yerlerde vuruşlar verecektir.

İşte,

"Çifte namlularının düzenlenmesi işi, destekli olarak bir yere sadece dayanılarak ve hassas nişanla yapılan atışlarla, istenen
mesafede vuruşların aynı mahalde toplanması için verilen uğraşın tanımıdır".

Genelde, yivsiz tüfeklerde bu mesai, aynı tür silahlar için bir kere yapılarak, denemelerle bulunan değer, namlu eksenlerinin
montajında hep aynı olarak uygulanmaktadır. Yanyana ve bindirme namlulu çiftelerde aynı namlu boyunda ve çapındaki
eksen aralığı değerleri son derece farklı olup, ilk kategori için mutlak birim olarak daha yüksek ahvaldedirler.

Büyük avlarda kullanılan yivli çiftelerde, nokta vuruşu istendiği cihetle, zikredilen namlu hareketi, düşük ağırlıklı çekirdek
ve yüksek ilk hız nedenleriyle çok daha küçük olmasına mukabil, daha uzun zaman alıcı ve zahmetlidir.

Namlu ekseni omuz dayama hizası üstünde olan yivli av tüfeklerinde, düzenleme gereksizdir. Zira, salınım geri ve yukarı
yönde oluşacak, düşey sapmaların vuruş ve nişan hattına etkisinin sıfırlanması için gelişmiş nişangahları bulunacaktır.
Mamafih, tek namlulu yivli tüfeklerde, hassas atışları etkileyen, patlamayla gelen ilk şok dışında, namlunun ataletiyle
aldığı, vibrasyon benzeri, çekirdeğin ayrılması anında ne yönde gerçekleşeceği belli olmayan ikinci bir salınım daha mevcut
olup, boyu küçük aralıklarla değişebilen ek uç ağırlıklarla buna engel olan sistem yapılanmaları da geliştirilmiştir.

Bu bilgiler çerçevesinde, genelde, iki namlu eksenine paralel dipçikle imal edilen çifteler için uygulanan fabrikasyon
eksen aralığının, büküm verilen kundaklar kullanımında işe yaramıyacağı gerçeğini de idrak etmiş olmak iktiza edecektir.

Yani, bükük kundakla birlikte namlu eksen düzenlemesi yapılmadığı takdirde, bu nevi kundakları standart namlu eksen
düzenlemeli çiftelerde kullanmak, bilerek ıska vuruşa eyvallah demekten ibaret olacaktır. Kısacası, tezgahtan alınan bir
çifteye özel kundak yaptırmak parayı boşa saçmakla aynı mealdedir. Zira, normalde atış yapılan namlu tarafı ve yukarı
yöne gerçekleşecek ilk salınım, bunlarda daima, saptırılan dipçik dayama noktası tersi yönünde vukubulacaktır.

Aynı durum, tek namlulu, omuzlama noktası, namlu ekseni paralelinde olarak imal edilen otomatik ve pompalı türlerin,
şu ara revaçta olan, aralık parçalarıyla dipçik açılarını değiştirme işlemi için de geçerlidir.

Saçma ile atışta, vuruş alanının geniş kapsamı, bu nevi işlem görmüş tüfeklerin hatalarını nisbeten örtebilse de tek
kurşun atışlarında netice hiç de yürek ferahlatır türden olmayacaktır.

Bilmemezliğin nelere mal olabileceğini düşünebiliyor musunuz muhterem arkadaşlar.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2014, 20:40 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,




Çifteler konusu açııldığında, bahsedilmeden geçilemeyecek bir yapılanma vardır, "Tek Tetikler".

Her iki namluya tek bir tetikle kumanda edebilme düşüncesi, çiftelerin anavatanı İngiltere'de, şahıslara özel pahalı
örneklerle başlamıştır.

Geçen asrın başlarında yapılan mebzul düzenlerin tamamının, ne kadar da iyi yapılmış olsalar , hiç bir zaman, tetik
düşürüldüğünde her zaman yalnızca bir tek ve arzulanan namluyu her seferinde ateşleyemediği, bazı bazı diğer
komşusunun mesaiine de karıştığı gözlemlenmiş, uzun, zahmetli test ve araştırmalar neticesi...

"Her tetik çekişinin, aslında, iki kere olarak gerçekleştiği" tesbiti yapılmıştır.

Zira,

Tetik çekilerek ateşlenen tüfek, geri teperek omza vurmakta, çarpıp tekrar ileri giderek, o sırada ateeşlenme sırası
bekleyen diğer namlu için tetiği, lahzında vukubulan harekete uyum gösteremiyerek yerinde çengel formda duran tetik
parmağına vurdurup, diğer namluyu da ateşlemektedir.

Araştırmacılar, vakıaya, "İstemdışı tetik düşürme" tanımını uygun görmüşler ve bunu takibeden bütün tek tetik
yapılanmaları, bu minval üzere bina edilmiştir.

Geçen asrın kırk yılı içinde geliştirilen bütün tek tetik sistemlerini, namlular arası geçiş kumanda mekanizması olarak;

- Mekanik düzenler,

- Geri tepmeden yararlanan sistemler.

Olarak ayırabilmek mümkündür. Mekanik yaklaşımların büyük bölümünde, tetik, üç çekiş üzerine yapılandırılmış, ilk çekiş
istenen namluya, ikinci çekiş diğer namluya geçiş ve istenmeyen çekişin aradan çıkartılmasına, üçüncüsü diger namluya
hasredilmiş, geri tepmeli türde çalişanlar, namlu geçişi için gerekli hareketi, söylenen fiilden tedarik yolunu tercih
etmişlerdir.

Gelin görün ki...

Sistemlerin büyük kısmı, yine de tek tetikle iki namluyu da ateşlemekten geri kalmamışlardır.

Konuya en iyi yaklaşım, 1940'lı yıllarda, Belçika'da, Merhum J.M. Browning'in oğlu Val. A Browning tarafından, babasının
iyi çalıştığını göremeden vefat ettiği, meşhur "Superposed" çiftesi üzerindeki bir buluşu ile gerçekleştirilmiştir.

Val. Browning uzun araştırmalar sonucu, tetik düzeni ister geri tepmeli, ister mekanik geçişli olarak çalışsın, geri tepme
fiilinin omuzdan aksetmesiyle etkinleşen bir pandülün, tüfek yeniden atışa hazır olduğu zamanki yerine ulaşım süreci
aralığında darbe elemanıyla bağlantıya izin vermeyen bir yapılanmasıyla işin içinden çıkmıştır.

Bugün her tür tek tetikli çifte, bu prensip üzerine çalışmaktadır.

Namlular arası geçiş işlemi mekanik düzenlerle veya geri tepmeden yararlanarak yapılan türlerin tamamında, kurulu darbe
elemanına kumanda fiili, mutlaka geri tepmeyle çalışan bir pandül vasıtasıyla korunmaktadır. Sistemler arası farklılıklar,
detayda kalmıştır.

Özellikle atış için kullanılan çiftelerde geri tepmeli geçiş, av maksatlı yapımlarda mekanik tür tercih edilmektedir. Zira,
kasıtlı olarak biraz sert tutulan av amaçlıların tetiklerinde, geri tepmeden kaynaklı geçiş her doluyla her zaman tam
işlevini verememekte, yerine göre ateşlenmemiş namluya geçişi de imkansızlaştırarak kullanıcıyı müşkül durumda
bırakabilmektedir. Atış tüfeklerinin devamlı hafif dolulara göre ayarlanmış hassas tetiklerinde geri tepmeli geçiş düzeni
sorunsuz çalışmaktadır.

Bu bakımdan, savunma amaçlı çifte seçiminde tercih, mümkün olduğunca garantili çift tetik, olmazsa, mekanik geçişli
tek tetik yönünde yapılmalıdır. Ülkemizde imal edilen çiftelerin tamamına yakını, mekanik geçişli olarak üretilmektedir.
Bu bakımdan, alıcının tetik düzeni konusunda fazlaca hassas olması gerekmiyebilir. Ancak, yine de kontrol arzu
ediliyorsa, en basit şekliyle, boş ve kurulu olduğundan emin olunan çifteyi, güvenli bir istikamete yönlendirip tetiği iki
kere çekmek ve düşen darbe elemanı tıkırtısını iki kere duymak yeterli olacaktır. Geri tepmeli geçiş düzeninde çalışan
tek tetik çiftelerde, kaç kere çekilirse çekilsin, sadece tek bir horoz düşüş tıkırtısı duyulacak, ikinci namluya geçiş için,
ya dipçik tabanına esaslı bir şamar atmak veya, varsa, namlu seçici mandalı etkinleştirerek kurulu tarafa geçmek icap
edecektir. Yabancı tek tetik çiftelerin büyük kısmı, geri tepmeli düzende çalışmaktadır.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


En son strongarm tarafından 24 Oca 2014, 09:12 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Oca 2014, 22:43 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 15 Ağu 2012, 01:57
Mesajlar: 49
Yaş:
Malum, ülkemizde en rahat erişebildiğimiz ateşli silah, yivsiz tüfek.
Bu konuda sıhhatli bilgiye ulaşabilmemiz önemli.
Verdiğiniz doyurucu malumatı ben şahsen su gibi içtim.
Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz.

Saygılar,


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Namlu kısaltmak?
MesajGönderilme zamanı: 30 Oca 2014, 17:09 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 15 Ağu 2012, 01:57
Mesajlar: 49
Yaş:
İnternette epey aradım ama namlu boyu düzenlemesiyle ilgili bir şey bulamadım.
Aklımda "namlu uzunluğu en az 47 santim olmalı" gibi bir bilgi kalmış. Belki de 46.

Peki bir kişi çıkar da bu sınırı (Bir sınır hakikaten var, değil mi?) aşacak derecede
namluyu kısaltırsa cezası ne olur, bilen var mı?

6136 sayılı kanuna göre, namlu boyu 30, toplam boyu 50 santimden kısa ateşli silahlar
tabanca sayılıyor, orasını anladım. Bu değerlerin altına inilirse av tüfeği artık
ruhsatsız tabanca muamelesi görüyor herhalde.

Peki bir kişi (!) çiftesini alıp azıcık namludan azıcık dipçikten kısaltarak
mesela namlu boyu 31, toplam boyu 60 santim olan bir silah elde ederse ne olur?
Cürüm mü işlemiş olur yoksa kabahat mi?

Resim

Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 31 Oca 2014, 16:36 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Sayın Berhava,



Ülkemizde, hukuk, şahıslarla kaim ahvalde işler olduğundan, yazılı da olsa herhangi bir düzenleme için
"Şöyledir" diyebilmek zordur.

Hani, bir zamanlar;

Tavşanı pürtelaş koşarken gören arkadaşı kaz, kanatlarının da yardımıyla ona zar zor yetişip;

_"Nereye böyle tavşan kardeş". Diye sormuş. "Bu telaşın nedir"...

Tavşan hızını kesmeden;

-"Sorma kaz kardeş" demiş soluk soluğa... "Berideki köye bir derebeyi inmiş, bütün develeri toplayıp kesiyor"...

Kaz, zınkadak dururken;

-"Bu muydu yani"...Demiş. "Telaş edecek ne var...Sen deve değilsin ki"...

Tavşan daha da hızlanırken;

-"Ohoo"...Demiş. "Anlatıncaya kadar"...



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 23 Haz 2014, 15:12 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,



Yurdumuzda hayli yapımcısı olan çiftelerin kalitesine şöyle bir bakıldığında, en tepede yer alanın dahi, yabancı yapımlar
orta seviyesinde olduğunu gözlemlemek, maalesef, mümkündür. Basınca muhatap kritik yüzeylerin CNC makinalarda işlenmiş
olması dahi bu teşhisi değiştirememektedir. Daha evvelki imalatın yürekler acısı olduğunu tahmin etmek zor değildir.

Yanyana veya bindirme namlulu çifteyi, "Menteşeli Tüfek"ten ayıran, patlama şokunun, yekdiğerine tam intibakı sağlanmış
namlu ve gövde yüzeylerinde sönümlendirmesini gerçekleyen geçmelerin mevcudiyetidir. Bizdeki üreticilerin çoğunun, aslında
olduğu için yaptıkları kilit kertiği taşıyan ayaklar ve karşılıklarının, bu nedenle, kapanma durumunda mutlak temas eder
şekilde yüzyüze gelmesi şarttır. CNC tezgahlar bir ölçüde bunu çıkartabilseler de tam gerçeklemeleri mümkün değildir. İyi
yapılmış bir çiftede, yanlardaki menteşe pimleri alınmış olsa bile tüfek aynı kuntlukta kalacak, ateş edebilecektir.

Bu nedenle, CNC işleminin, söylenen yüzeylerde hassasiyet ağırlıklı olarak yapılması gerekir ki, maateessüf bizim üreticilerin
bu konuda kaygulu olmadıkları mamullerinin tetkikinden belli olmaktadır.

Üreticilerimizin çok iyi öğrenip tatbik etmekte oldukları uygulama, CNC çıkışı hassasiyetindeki kilit ve basınç tahammül
yüzeyleri ne seviyede olursa olsun, el kundağının namluya irtibatlandırılmasında kullanılan çok küçük yüzeylerin normal üzeri
ölçüde imal edilerek, çifte gövdesi ön yüzüne, kundak demirinin aşırı sıkı basmasını, böylelikle namlu gerisinin, arkadaki fişek
tabla karşılıklarına iyice yaslanmasını sağlayarak, sanki kilit bağlantıları çok iyi yapılmış intibaını vermektir. Bu tüfeklerin büyük
kısmı, el kundağı sökülü durumda sallanması halinde durumu ifşa edecek, asıl kilit toleranslarını ortaya koyacaktır.

El kundağının geçme ayağı, sökülmüş halde, namlunun orta altındaki küçük çıkıntı üzerindedir ve ana temas yüzeyi ise alt arka
yöndeki küçük alandır. Her atışta dövülerek yassılan bu mahal, iki üçyüz atış sonrası, sıkılık vasfının sonunu getirecektir ve
kilit geçme toleransları rahat olanlarda bu oluşum, daha kısa sürede gerçekleşecektir.

Üreticilerimizin en seçkinleri dahi, zikredilen bu yüzleri sıkı toleranslarla imal ettiklerinden, çiftelerimizin, açılıp kapanmaları zor
olmaktadır. Bunu gidermenin yolu, ya sabırla, el kundağı geçme yüzlerinin birbirlerini döverek rahatlama sağlamasını beklemek,
ya da, bu mahalleri, çifte ilk alındığında, kalınca bir saç lama üzerine çift taraflı bantla yapıştırılmış 1200 mesh veya üzeri
zımparayla, her seferinde bir kere sürüp tüfeğe takarak, kurulu halde, açma mandalının çevrilmesiyle silahın kırılmasını sağlar
seviyeye kadar "Parlatmak"tır. Zor açılıp kapanan çiftenin ne savunma ne de başka amaçlı kullanımda hiç bir değeri yoktur.

En az kaliteli çiftenin dahi kullanımı, menteşe pimlerinin sağlamlığı paralelinde güvenlidir. Ancak bu gibi örnekler, ikibin veya
üzeri atış sonrası pim değişikliği gerektirirler. Mamafih, dış yapımlarda dahi, sadece pim sağlamlığına emanet edilmiş İtalyan ve
Fransız örnekler mevcuttur. Bunlarda, namlu arka alt veya yanlarında, geçme ayak ve yüzeylerinin olmadığı hemen fark
edilecektir, ancak menteşe pim ve karşılıkları, bunun yanında, namlu arkası gövde temasları yüksek vasıflı malzeme ve tesfiye
özelliklidir.

Yurdumuzda üretilen çiftelerin hemen hepsinde, namlu düzenlemesi, yani, belli uzaklıkta atışların tek merkezde toplanmasının
sağlanma uygulaması, yabancı örneklerin ölçüleri kopya edilerek yapılmaktadır. Yabancıların uygulama esasları da, orta ağırlıkta
ki bu aynı zamanda tek kurşun kütlesine de aşağı yukarı denktir, dolularla, namluları tüfek üzerine arkadan tesbit edilmiş, en
önde, arada ince ve arkaya küçük darbelerle hareket edebilen bir kama üzerine kelepçelenmiş şekilde, uygun bir yastık üzeri.
başka hiç bir destek olmadan ateş ederek istenen vuruş beraberliği çıkarılanadek kama yerini değiştirerek işlemi sürdürmek ve
elde edilen açı değerini aynı model diğer tüm tüfeklere taşımaktan ibaretir. Özel yapım çiftelerde, her tüfek için ve kundak
büküklüğü arzu ediliyorsa onunla birlikte aynı işlem yapılmaktadır.

Şunu hemen söylemek gerekir ki, en iyi yapılmış çifte dahi, aynı vuruş merkezini, muhtelif dolu ağırlıklarında sağlayamaz.
Verilen eksen kesişmesi, orta, özel yapımlarda, istenen değer içindir. Aynı gövde üzerinde muhtelif namlu uzunlukları, farklı
barut cinsleri hatta fişek markaları dahi değişik vuruş verecektir. Esasen, namlu düzenlemesi yapılan model için geçerli olan
ağırlık ve uzunluk faktörlerinin, seri üretimde aynen uygulanması şarttır. Köklü kuruluşlar bu işlemi, bitirilmiş namlu üzerinde,
her atış sonrası, üretimde geçerli olan birleştirme yöntemini yenileyerek yapmaktadırlar.

Ülkemiz mamulatı çifteler, eksen açısını, asıllarını taklid ettikleri tüfeklerin, neredeyse bir asırlık denenmiş değerlerinden aynen
kopyaladıkları cihetle, kullanıcılarını genelde mahcup etmezler. Ancak, bu özellikte silahların özel kundak yaptırımı safsatasıyla
yedeklenmesi istenildiğinde, işler çığırandan çıkacak, bazı dolularda tesadüfen alınan başarı, çoğunda yakalanamıyacak, daha
iyiye ulaşmak için yaptırılan kundak, daha kötü sonuçlara neden olacaktır. Özel kundak yapımı, özel eksen düzenlemesiyle
beraber değer ifade eder.

Özellikle tek kurşun atışları için çifteyi tercih edenler, bu nedenle seçimlerini bindirme namlulu türler için kullanmalıdırlar. Zira,
bunlarda, alt namlu, omuz seviyesinde olduğu için ne şahlanma ne de yana salınım vermeyecek, üst namlu, çok küçük bir
eksen açısıyla şahlanma verse de aynı nokta vuruşunu çıkartacaktır. Bu tüfeklerde bükülü kundak olmaması mutlak şarttır.
Yanyana namlulu türlerde, her namlu ateşlendiğinde, hem yukarı hem de namlunun olduğu tarafa salınım vereceği cihetle
atışların aynı yerde toplanması çok daha zordur. Öte taraftan, yurdumuz üreticileri, aynı eksen açısını her boy namluda eş
değerde vereceklerinden, normalden kısa namlularda vuruş sağlığı daha da bozuk olacaktır. Kullanıcının elinde olan, eğer
fişeği kendi dolduruyorsa ve bulabiliyorsa, kısalan namluyla ters orantılı yanma süratli barut kullanmak veya yine aynı oranda
dolu ağırlığını artırmak ya da o özellikte dolu fişek arama şanslarıdır.

Çifteler zor silahlardır vesselam.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Namlu kısaltmak?
MesajGönderilme zamanı: 24 Haz 2014, 19:48 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5037
Yaş:
Alıntı:
İnternette epey aradım ama namlu boyu düzenlemesiyle ilgili bir şey bulamadım.
Aklımda "namlu uzunluğu en az 47 santim olmalı" gibi bir bilgi kalmış. Belki de 46.

Peki bir kişi çıkar da bu sınırı (Bir sınır hakikaten var, değil mi?) aşacak derecede
namluyu kısaltırsa cezası ne olur, bilen var mı?


]
Yivsiz av tüfekleri 45 santimden daha kısa namlu boyuna sahip olamazlar. Eğer polis ve jandarma yakalarsa el koyar sizi de mahkemeye verir. Muhtemelen para cezası bir daha ruhsatlı silah alamazsınız.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Haz 2014, 15:49 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,



Başlıbaşına ciltler dolduran bir ateşli silah türü, ülkemizde mebzulen yapılmakta olan çifteler hakkında, heves edip almak
isteyeceklere bir nebze yardımı olacağı düşüncesiyle özetle bir kaç bilgi daha vermek yararlı olacaktır. Burada, "Çifte"
tanımının, "Yanyana" ve "Üstüste veya Bindirme" namlulu örneklerin tamamını içine aldığını tekrardan belirtelim.

Memleketimizin neredeyse tamamı çekirdekten yetişmiş, fazlaca teknik bilgiyi havi olmayan, çoğu iyi niyetli çifte yapımcıları,
bilek ve eğe gücüyle gerçekleştirdikleri eserlerinde, ince zımpara gereklerinin sadece görünen yüzlerde mevcut olduğu
zehabını bugünlere kadar hiç değiştirmemişlerdir.

Halbuki, nesilden nesile aktarılan, değeri değişmeyen pahalı çiftelerin, neredeyse üflenerek aşındırılan mahallerinin başında,
patlama şokunu gövde üzerinde dağıtarak yokeden namlu ve gövde geçmeleri gelmektedir.

Yanyana namlulu çiftelerde, bu geçmeler, namlu arkası hemen altındaki ayaklardır. Bunların ön yüzleri gövdedeki karşılıklarına
tam temasla patlama şokunu masif metale aktarırlar. Yan hareket toleransları da küçültülmüş yüzeylerde aynıdır. Söylenen
birliktelikte esas unsur, tam intibak halinin, kilit sürgüsünün mutlak etkin durumuna münhasır olmasıdır. Yani konik yaklaşımla,
tüfek tam kapandığında bu ahvalin temini en uygundur. Bu şekilde, kapanma sırasındaki sürtünmeden mütevellit zorlamanın
önüne de geçilmiş olunacaktır.

Çiftelerde kilit bağlantısında istenen, bu işi gerçekleyen sürgünün, menteşe merkezinden en uzakta konumlanmasıdır. Ancak,
çoğu türde bunu sağlamak fazlaca mümkün olamamıştır. Onun yerine, kilitli halde, menteşe merkezli dönü dikine konumlanmış
kapama çıkıntıları kullanılmıştır. İşe yaramaz gibi görünen, "Bebek Kafası" geçmeleri, bunların populer örneklerindendir.

Bindirme namlulu çiftelerde patlama şokunu gövdeye yayan ayakların altta konumlandırılması, yüksekliğin büyük kısmını işgal
eden fişek yuvaları nedeniyle daha küçük alanda gerçekleşebilmektedir. Browning Superposed esaslı bu yapılandırma, aynen
yanyana namlulu türler gibi, ancak yassıltılmış şekilde, önde menteşe, arkada dağıtım ayaklarını taşımaktadır. Hayli yükselen
gövde üzerinde kilit sürgüsü ancak en altta yer bulabildiği için, özellikle üst namlu ateşlendiğinde, husule gelen stress epeyi
yüksek seviyelerdedir ve ülkemiz mamulatı bindirme çiftelerin büyük kısmı bu yapılandırma üzerinedir.

Boss ve Holland-Holland gibi İngiliz firmaları, bindirme namlunun yarattığı stresi gövdeye daha iyi dağıtmak için, menteşe pim
yuvası ve ayakları yanlara almışlardır. Dışarıdan görülmeyen ancak yüksek mukavemet getiren bu yapılanma, sonradan,
İtalyan Perazzi, Fransız George Grange ve İspanyol Kemen tarafından aynen taklid edilirken, İtalyan Beretta, basınç dağıtım
ayaklarını, daha yukarı, dıştan görülür şekilde yanlara alarak hem daha yüksek kuntluk hem de imalat basitliği getirmiştir,
Japon SKB, Beretta'nın yolundan giderken, ayakların gövde üzerine alıştırılma işini Elektroerezyon tezgahlarında yaparak,
mamullerine "Ömürler Boyu" sallanmadan kalma garantisi veren kuruluş olmuştur.

Tüfeği "Çifte" yapan yukarıdaki beyin eforları ve yılllar süren çabalar, bizim üreticilerimiz için hiç bir şey ifade etmemektedir.
Onlar, maalesef, bütün bu hayati detayı, orijinalinde olduğu için "Teftiş Fırçası" babında görüp yapılandırmak zorunda oldukları
angarya olarak görmektedirler. Zira, mamullerinde, söylenen elemanların çalıştığını belirtir emare yoktur.

Mamafih, en azından ne kadar yaklaşabildiklerini tetkik için alım adaylarının yapabileceği bir kaç kontrol mevcuttur. Öncelikle
Beretta klonları bindirme namlulular haricinde aranılması gereken, basınç dağıtım ayaklarının gövde altından görünebilenlerini
seçmek, bunlarda ön yüzün ne kadarının karşılık yüzeylere tam temas halinde olduğuna bakmaktır. İster yanyana, ister
üstüste namlulu olsun, en iyilerinde dahi bu alan bir milimden çok yükseklikte değil, çoğunda bıçak ağzı enindedir. Bizim işbilir
üreticilerimiz, belki de o kısma yaslanan gövde karşılığını, bazan döverek bunu görüntüde kurtarmayı bilmişlerdir. Aksi halde,
oradan içeri toz ve saire girebilecektir. Beretta taklidi bindirme namlularda, aynı işlem gövde iki yanında üstte yapılmıştır.

Ezcümle, yerli çiftelerimizde, patlama şokunu karşılayan, sadece menteşe pimi ve kilit sürgüsü olup, tüfeklerin dayanıklılığı,
kullanılan malzeme ve alakadar alanların yapım hassasiyetiyle doğru orantılıdır.

Tek tetikle çift namlu ateşleme olgusu, üreticilerimizin hiç bir zaman aslına vakıf olamadıkları, "Patlama veren beher tetik
çekişinin, esasen iki kere gerçekleştiği" vakıasından kaynaklanmaktadır. Meşhur John Browning'in mahdumu Val'in buluşu olan
geri tepmeyle etkinleşip, tüfeğin omuzdan reboundu ile yerine avdet eden ve ikinci namluya geçişe izin veren "Ataletli Pandül"
sistemi, iyi hesaplanmış tetik yayları paralelinde buna mani olmaktaysa da, bizim üreticilerimiz, ne yaklaşımı anlamak ne de
gerekli hesapları yapmada pek istekli olmadıklarından, bu oluşumun engellenmesi şansa kalmıştır. Ancak, çok sert tetik yayları
ile işe baştan eyvallah dendiği akıldan uzakta tutulmamalıdır.

Çifte yapımı pahalıdır. İmalat erbabının işin ilmine vukufiyeti şarttır. Aksi halde ortaya konan, sadece zavahiri kurtaran türler
olmaktan öteye geçemiyecektir. Düşük satış bedelli pompalı veya otomatik olabilir, ançak çifte mümkün değildir. "Bizdekiler Ne"
düşüncesinde olanlar bilmelilerdir ki onlar, "CNC" tezgahların bize sundukları, orta karar bıçak hassasiyetinde, belirli atış adedi
sonrası, kilit ve menteşe pimleri değiştirilmek zorunda olan, hasbelkadar nasiplendiğimiz yüksek teknoloji lütuflarıdır.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Haz 2014, 17:49 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5037
Yaş:
Ev savunmasında kısa namlu çifte gerçekten çok iyi bir fikir üstadın belirttiği gibi . Bir 7+1 otomatiğim var. Ama ev savunması için hiç ideal değil. Ksıa çifte Hatta arabanızda bile çok ideal . Ama benim mütevazı tercihim horozlu çiftelerdir ki ona Türkiyede ulaşacağınız şüphelidir. Horozlu çiftenin faysadı şu olur. Silahı devamlı dolu tutsanız bile iğne kurulu olmadığı için patlamaz. Bir çeşit emniyet sağlar. İkinci faydası iğne kurulu olmadığı için iğne yayında gereksiz baskı olmayacak yani yayın sıkıştırma evsafında nitelik kaybı olmayacaktır. Şevrotin mermi ile mükemmel bir ev savunma silahı olacaktır. Ama malesef 45 cm den kısa namular yasadışı. :oops:


Resim



Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Haz 2014, 09:06 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Sayın Musti,



Dıştan horozlu çiftelerin güvenli olduğu bir bakıma doğrudur. İstenildiğinde tetiğe ve tetikten alınabilirler. Ancak, özellikle
eski tip, ateşleme iğnesi dışta olanların, kapsül delinmesi, arkaya gaz kaçağı gibi durumlarda kullanıcı gözüne telafii zor
hasar verme ihtimali mevcuttur. Bu nevi tüfeklerin, savunma amaçlı, acil ahvalde dahi gözlükle kullanılması gerekir. Diğer
taraftan, doldurulmuş silahın anında kurulu duruma geçmesi, çoğu halde avantajdır.

Burada, kurulmayla güvenlik mekanizması otomatik olarak devreye giren çiftelerden de bir nebze bahsetmek yerinde
olacaktır. Bu nevi düzene sahip tüfeklerin hemen hepsinde, dipçiğin sökülmesiyle hemen görülebilecek basit bir pim veya
çubuğun yerinden alınmasıyla silah hemen elle güvenlik durumuna dönecektir. Esasen neredeyse tamamı tetiği bloke eden
yivsiz tüfek güvenlikleri, hiç bir zaman tam emniyetli değildir. Güvenlik mandalı kapalı durumda bekleyen çiftelerin bir süre
sonra kendiliklerinden ateşleme verdikleri görülmüş gerçeklerdendir.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Eyl 2014, 00:56 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5037
Yaş:
Üstadım .

Tabanca alamadığım için (İstemediğim için ) bu 12 lik tüfek olayı daha bana sıcak geldi. Bende sahiplik ruhsatı var . Ama av ruhsatım yok. Hem evde hem araçta güvenlik için olsun istiyorum.

Ben şu tip dipçiksiz tabanca kabzesi gibi tutamağı olan 5+1 veya 4+1 bir model kısa namlu otomatik üzerine fikrim gelişti. Fişeği gayet ekonomik ve bol . Hatta plastik ses falan çeşidide çok. Ruhsatıda 5 senelik . Yenilemesi kolay ve ucuz.
Bildiğim kadarıyla boş olarak araçta taşıma hakkıda var.

Resim

Resim



[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=gDJnHO0t5ts[/youtube]


Ama dipçiksiz tüfek yasal mı onu bilmiyorum.

Pompalıda olabilir ama gönlüm otomatikte.

Resim


[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=sUzbszxjDfQ[/youtube]





Size ayrıca bir sorum olacak . Bir otomatik namlusunu kesip , dipçiği çıkarıp kabze taksam yasal olurmuydu ?
Huğlunun 4+1 leri var . 1200 tl civarında .


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Eyl 2014, 08:30 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Sayın musti,



Ülkemizde tabanca kabzalı yivsiz tüfek yasal değildir. Pompalı türlerin eğitimi, stress altında çalıştırılması, yeterli özelliği
havi olanlanlarını, ehven satış bedelli çiftelerin iyi çalışanını bulmak zor olduğu cihetle, savunma amaçlı tüfek seçiminde
otomatikleri tercih etmek uygun olacaktır. Bunlarda, uzun süre kullanılarak tutulmuş markaların yasal en kısa namlulu
türlerini mümkünse tecrübe ederek, şartlara uygunsa edinmek, üzerine montajı düşünülen taktik aparatlarda fantaziye
kaçmadan gereklilerinin seçilmesi, hatta hiç tercih edilmemesi, tavsiye edilebilir.

Kolleksiyon amaçlı değilse, savunma amaçlı olarak, "Kişiye uygun olan tek bir tüfek" yeterli olabilmelidir.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Eyl 2014, 16:07 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5037
Yaş:
Sayın Üstad.

Dün emniyete başvurdum. 2. yivsiz tüfeğim için. Gayet basitmiş. 2 resim eski ruhsat nufus fotokopisi birde 25 TL . Bu evrakla 2.ci tüfeği alabiliyorsunuz.
Aynen dediğiniz gibi dipçiksiz tüfek yaşadışı.Ama kabzeli dipçikli tüfek yasal. Ben katlanır dipçik sordum. Oda yasadışıymış. :(

Bir kaç av mağazasını gezdim. Benelli sordum. 4000 tl gibi benim için tuzlu rakamlar zikrettiler . Ama bu arada plastik 12 lik mermi piyasaya çıkmış. 10 tanesi 15 TL. Şevrotin bile 12 TL. Armsan 5+1 kısa namlu otomatik için 1400 TL istediler.

Üstad sizden yerli üretim güvenilir bir otomatik kısa namlu ( 5+1) tavsiyesi rica ediyorum. Bu neticede güvenlik amaçlı olacağı için sizin tavsiyeniz faydalı olacaktır .


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 19 Eyl 2014, 17:29 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Sayın musti,


Yerli veya yabancı olsun, herhangibir markanın tavsiye edilebilmesi zordur. Kişilerin özellikleri, mevcut veya ileride
oluşacak kullanım alışkanlıkları yanında, müesseselerin üretim politikaları, temsilcilerin getiri anlayışlarının değişikliği
de bu sınırlamada etken faktörlerdendir.

Yerli üretimin bilgi eksikliği, kopyaladıkları ürünün kalıplaşmış özellikleri geçen zaman içinde, büyük ölçüde muhtemel
kusurları kapatmaya yetse de kullanıcının alacağı örnekte belirgin hale gelmiş olabilir.

Yurtdışında çok tutulan bir markanın pazarımızdaki ürünleri, birim başına daha fazla getiri için, istenerek ucuza satılan
defolu mal partilerinden olabilir. Aslında, reklamların şişirdiği imaj gözardı edildiğinde, yerli ve yabancı farkının fazla önemli
olmadığı dahi söylenebilir.

Savunma amaçlı yerli otomatik bir tüfek için kısaca;

- Doldurması, mandal, düğme ve sair aksam etkinleştirmesi gerektirmeyecek basitlikte,

- Çalışan parça montajı için mümkün olduğunca az plastik kullanılmış,

- Ele alındığında tırmalamayan, dıştan ve sökülüp bakıldığında görülebilen yerlerinde üretimin özeni belirgin,

- Namlu yatağı ve içi hatasız temizlikte, sökülü halde dolu fişeği rahatça fakat yeteri sıkı toleransla kabul edip dışarı veren,

- Hareketsiz namlulu, geri getirme yayı çok yumuşak veya kullanımla o özelliğe kavuşma ihtimal olmayan,

- Boş halde çalıştırıldığında, kof, sürtünme kaynaklı seslerden uzak, düzgün, net intiba veren.

- Markası, mümkün olduğunca çok kullanıcı tarafından tasvip görmüş.

Bir örnek seçilmelidir. Silahı kullanmak, onun iyi bilinmesiyle etkinlik kazanacaktır. Ortaya çıkabilecek hataların
giderilmesinde, çalışma düzenine nüfuzun önemi büyüktür. En kötü silahla dahi bütünleşebilen kişilerin kullanımdaki
başarı şansı, özelliklerin kendiliğinden işlevliğe gecişi beklentisinden yüksektir.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 08 Eki 2014, 13:21 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,



Savunma amaçlı yivsiz tüfeğin, av veya spor kullanımında en iyi performansı veren tür veya markalardan seçilmesi
her zaman amaca uygun olmayabilir. Zira bu tür uğraş içinde olan kişilerin, silahlarıyla uzun vakit geçirerek onlara
uyum sağlamaları, mekanik gereklerine kendilerini alıştırmaları, başarı için elzemdir.

Ancak, ev veya başka bir mahalde bulundurulacak veya taşınacak yivsiz tüfeğin en başta gelecek özelliği, gerektiğinde
onu kullanma durumunda kalabilecek kişilerin, en az kabiliyetli olanına dahi uyum vererek zorluk çıkartmaması olacaktır. Bu
şahıs, yaşlı bir dede, nene, yahut silahı elinde tutup doldurmayı becerebilecek akıl seviyesinde bir çocuk dahi olabilir.

Bu nedenle, savunma amaçlı yivsiz tüfek seçiminde aranacak vasıfların başında, kullanım kolaylığı ve bir o kadar da
atışa ve çevre faktörlerine karşı sağlamlık gelmelidir.

Çifteler, esasen bu tarife en iyi uyan türleri oluşturmaktadırlar. Ancak, kolay açılıp kapanma gibi rafine özellikleri olmayan,
doldurma ve boşaltmada proplem yaratabilecek ucuz örneklerle amacın gerçekleşebilmesi zordur.

Pompalı tüfekler, doğru kullanımı en zor kazanılan türlerdir. Bunun yanında mekanik özelliklerinin de basit uygulamaya uyarlı
olması gerekeceğinden istenen amaca en ters silahlar olarak kabul edilebilirler. Uzun süre kullanarak alışkanlık kesbetmiş
askeri personelin dahi, stres ortamında, kapağı tam geri çekemiyerek boşaltma ve doldurma sağlayamadıkları için hayatlarını
kaybettikleri Amerikan ordonat kayıtlarıyla müsbittir.

Bunlara göre, en uygun ve ekonomik türün, otomatik grup olacağı kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Ancak, bu nevi tüfeklerin
önemli bir kısmı dahi, özellikle doldurmada alelacaip uygulamalara muhatap oldukları gibi, bazılarının geri getirme yayları, çevre
faktörlerinden kolayca etkilenebilecek kadar zayıftırlar. Kullanımda ustalaşmış, hatta ancak, ne olduğunu bilen seviyesinde
kişilerin bu faktörlerle başa çıkması muhtemel olabilecekse de, gerektiğinde nöbeti devralacak bir ev kadını veya silahı yalnızca
televizyonda görmüş kişilerin uygulamayı çıkartabilmeleri zor olacaktır.

Bu nedenle, gereğince zaman ayrılarak, savunmada yer alabilecek herkişiye, mevcut silahların kullanımı çok iyi bir şekilde
hıfzettirilme durumu varit değilse, seçilecek tüfeklerde, doldurma işleminin sadece şarjöre fişek sürümünden ibaret, kurma
kolu yayının, sağa sola vurarak kapağı açık bırakmıyacak kadar güçlü olma özelliği... Mutlak aranmalıdır. Seçimi yapan kişi
kullanımda uzman olabilir. Ancak, silahı eline alacak en son şahsın, size yardıma gelecek, silahın "S" sinden anlamaz iyi komşu
olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 10 Eyl 2015, 16:14 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,


Hayli geniş ve teferruatlı biçimde bu safhaya kadar işlenmiş olsa da, "Savunma" amaçlı yivsiz tüfek tercihinin ana
hatlarını kısaca yinelemekte fayda olacaktır.

Yurdumuzda her nevi yivsiz imalatı mevcuttur. Talep olmaması halinde üretimin sürdürülmesi mümkün olamıyacağı
cihetinden, alıcılar acaba "En uygunu" seçmede bir hata içinde midirler.

Gerçekte olan, tercihin, kullanım alanına göre çeşit kazandığı ve seçimde, mantıktan ziyade hissiyatın önde tutulduğu
vakıasıdır.

"Savunma Amacı" söz konusu olduğunda, tercih aralığı daha da daralmaktadır. Ancak bunda genel ağırlık, yine alım
adayının etkisinde olduğu, görsel ve işitsel unsurlardır. Uzman seviyesinde bilgi her meraklının harcı olamıyacağına göre,
bunu son derece normal kabul etmek gerekecektir.

Alım adayını etkileyecek bilgi girdilerinin büyük kısmı Amerikan kültürü uzantı ve özentilerinden kaynaklanmaktadır.
Yaşanmış olayların basit kurgusu, senaryo ve reklam yazarlarının zengin beklentisini karşılamıyacağından, bu bilgilerin
çoğunun, üretici yönlendirmeleri ve seçilerek alınmış bazı geçmiş olayların, istenen unsurlarının ağırlıklı olarak abartılmış
tezahürleri olduğunu ifade etmek mümkündür.

Savunma amaçlı yivsiz tüfeğin önde gelen vazgeçilmeyecek vasıfları, en basit intibak süreli kullanıcının dahi aksamıyacağı
basitlik ve güvenirlik içinde olmalarıdır.

"Otomatik" düzenler, sıradan kullanıcıların hatalarını en aza indirmek için düşünülmektedirler. Ulaştıkları seviyeye gelene
kadar kullanıcıların muhatap oldukları zorlukların faturası, genelde afişe edilmeyen, insan hayatlarıyla ödenmiştir.

Bu nedenle, "Savunma" gibi hayati bir konuda tercih gerektiğinde, seçilecek yivsizin, insan hatalarını en aza indirgemiş bir
"Otomatik" olması doğaldır.

Elle çalıştırılan, pompalı, levyeli, sürgü kollu, döner tamburlu her tür düzeni ustalaşarak kullanabilen kişiler tabii ki mevcuttur.
Ancak her kişi kısa sürede ustalaşamaz. Çok namlulu türler, teori olarak yeterli basitlik ve güvenlik içinde olsalar da iyileri
çok pahalı, alınabilirleri, kolay kullanım verir örnekler değildirler. Açılıp kapatılması Herkül pençesi veya dört kollu Jonglör
özelliği gerektiren tüfeklerle savunma yapılamaz.

Yurdumuzda maalesef, hem yerli hem de yabancı otomatiklerin büyük kısmı, gelişmiş ülkelerin kalite kontrollerinden geçme
şansını bulamıyarak üreticiye iade edilmiş örneklerden müteşekkildir. Yüz güldürücü olan, bu hataların çoğunun kozmetik
kusurlardan oluşmasıdır. Zira, konrol genelde, görünüşe bakılarak, denemeden yapılmaktadır ve dert edilmediği takdirde
hemen hepsi de "Kullanılabilir" özelliktedirler.

Buna nazaran, alım isteklisinin tercihi, tanınmış, satış sonrası servisi güvenilir firmaların ürettikleri, kısa namlulu, plastik
kundaklı, "Gazlı", dolumu basit örnekler yönünde olmalıdır. Cazip görünümlerine ve basitliklerine rağmen, "Kinetik" tanımlı
yivsizler, savunma amaçlı kullanımın gereklerinde kısa kalmaktadırlar.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 11 Eyl 2015, 13:22 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,


Her kişinin yetkin bir silah meraklısı olması mümkün değildir. Umuma açık forum ortamlarında, doğrudan marka vererek
alım adaylarını etkilemek haksız rekabet ortamı yaratmak ve etik olmamak gibi mahzurlar taşıdığı cihetle, tercihleri doğru
yönlendirmek amaçlı, bu safhaya kadar yazılanlar çerçevesinde, en uygun yivsiz türü addedilebilecek, "Gazlı" otomatikler için
bir seçme kılavuzu vermek yerinde olacaktır.

Başlangıç için yapılması gereken, her markanın internet sitesine girerek, ilgili tüfeğin, "Kullanım Kılavuzu"nu tetkik etmektir.
Buradan, silahın nasıl sökülüp takılabileceği, doldurup boşaltma özellikleri hakkında yeterli bilgi alınabilir. Mamafih, ilk defa
bu nevi mal alacak kişiler için, verilen malumat, tamamen "Havada uçar" cinsinden kalacaktır.

Ardından yapılması gereken, mümkün olduğunca çok marka sergileyen bayilerin ziyaretidir. Mallarını teşhir ve tanıtmada
isteksiz davrananlardan hemen uzaklaşmak doğru olacaktır.

Satıcıda dikkatin yoğunlaştırılacağı hususlar şunlardır;

- Genel görünüş ve kalite,

- Bakım kolaylığı,

- Doldurup boşaltma basitliği.

Kundakta tercihin plastktikten yana kullanıılması daha uygundur. Bu malzemede, kalıp kapanma hatlarının mümkün olduğunca
az belirgin ve çapaksız, metal parçalarla birleşim yerlerinin intibaklı, tutulan yerlerdeki pürüzlerin ne kayacak kadar silik ne de
el tutacak kadar kaba olmamasına dikkat edilmelidir. Metal yüzeylerin mat olması daha uygundur. Kaplama veya boyanın, ya
da metal içine difuze uygulamaların kalitesi keskin kenarlarda kendini belli edecektir. Buralar yeterince korunmuş olmalıdır.
Tetik grubu malzemesi olarak genelde aluminyum veya plastik kullanılmaktadır. Metal olanların tesviye edilmiş ve boyanmış
olmalarına mukabil, plastik türdekiler kalıptan çıktığı gibi kullanılmaktadırlar. Bunların pürüzsüz, çapaksız olmaları önemlidir.
Nişangahlar ayarlı cinstense sağa sola oynamaması, yerinde sağlam durmasına dikkat etmek gerekir. Namlu içi tamamen
pürüzsüz ve parlak olmalıdır. Bu, kapak açık vaziyette, namlu arkasına beyaz bir yansıtıcı koyarak önden bakma suretiyle
kısmen anlaşılabilir. Uca en yakın yerler, en iyi fikir veren mahallerdir. Düğme ve mandallar yerlerinde kunt durmalı, işleyişleri
kullanıcıyı yormamalıdır.

Bakım kolaylığı tesbiti için tüfeğin sökülmesi gerekir. Genelde hemen tüm yurdumuz mamulü yivsizlerin sökümü, el kundağı
önündeki irice bir somunun saat yelkovanı aksine çevrilip alınmasıyla başlar. Bu somunun çapı büyüdükçe sökümünün
kolaylaşacağı unutulmamalıdır. Üzerinde el tırmalayan türden pürüzlerden ziyade, yüzey büyüten kertiklerin olması tercih
edilmeli, somunu kundağa sıkılı vaziyette tutan susta tertibatının yerine yeterince sağlam monte edildiğine bakılmalıdır.
El kundağı, arkasından namlu, daha sonra kurma kolu yana çekilip alınarak, gaz pistonu, sürgü, kapak ve şekline göre geri
getirme yayı şarjör üzerinden ileri çekilerek dışarı çıkartılır. Gaz hücresi ve şarjör arasındaki sızdırmazlığı sağlayan "O" ringin
namluyla beraber olan gaz odacığı içinde yataklı olan türden olanları daha uygundur. Geri getirme yayının, şarjör üzerinde
oluşu bakım yönünden kolaylık sağlayacaktır. İç metal aksam çapaksız pürüzsüz olmalı, namlu fişek yatağı parmakla kontrol
edildiğinde düzenli seyir vermelidir. Geri getirme yayı kurulma sırasında gücünü belli etmeli, kurma kolu, bu işlem sırasında
parmağı çentmemelidir. Mümkünse, kapsülü olan boş bir fişek kovanı ateşlenerek iğne izi kontrol edilmeli, islenen namlu, tek
harbi geçişiyle pırıltılı haline dönebilmelidir. Namlu mümkün olan en kısa boyda olacağı cihetle, savunma amaçlı türlerde
magnum dolular gereksiz addedilebileceğnden, gaz ayar regülatörünün mevcudiyeti aranmayablir. Bu aksam varsa, gaz odacığı
ön veya arkasında kalın yayları ve valfıyla kendini belli edecektir. Tüfek elde sallandığında içinde birşeyler tıngırdamamalı,
omuzlandığında arpacığı hemen göz önüne verebilmelidir. Boy kundağı içinde, hissedilen geri tepmeyi azaltan teşkilatı havi
olanların seçimi mutlaka daha uygundur. Metal yüzeylerin matlığı için genelde uygulanan, aşındırıcı gritlerin basınçla yüzeye
püskürtülmesidir. Ancak bu halde bırakıldığı zaman pürüzlülük, el tutucu, çabuk çizilen, kaplama ve boyayı ancak derin yerlerde
tutabilen bir özellik kazanır. Yüzeyin ilk işlem ardından daha küçük çaplı aşındırıcı veya dövücü özellikte gritlerle muamelesi
daha dayanıklı ve cazip, seten görünümünü verecektir. Diğer önemli özellikler yanında bu vasfı da temin edebilen üreticilerin
tercihi uygundur.

Savunma amaçlı bir yivsiz otomatiğin, şarjöre ve şarjörden namluya dolumu çok basit olmalıdır. Alıcı adayının bunu tesbit için
yapması gereken, KURULU OLMAYAN tüfeğin, "Kaşık" tabir edilen şarjör girişi kapağı ve fişek yükselticini içeri itmesidir. Hiç bir
düğme ve mandala basmadan rahatça içeri yaylanan bu aksam, tüfeğin şarjöre dolumunun, bir kere görmekle dahi öğrenileceği
hakikatini gösterir. İkinci yapılması gereken, şarjörden namluya dolum işinin tahkiki olup, bunun için de herhangibir mandallama
fiili gerekmemelidir. Kinetik tabir edilen tüfeklerin ve Beretta taklidi gazlıların en akıl karıştıran özellikleri budur. Bilmeyen veya
stess altında birinin, bu silahlarda, şarjörden namluya mermi sürmesi çok zordur.

Kullanmadan, bakarak tefrik edilebilecek özellikler, müsbet dahi olsa, silahın, işleyiş karakterinin doğruluğu konusunda fikir
vermeyecektir. Bu ancak dört beş kutu fişekle atış yaparak nisbeten anlaşılabilecek bir husustur. Binaenaleyh, tüfeğin "İade"
edilebileceği şartıyla alınması ve bunu temin edemeyen satıcılardan uzak durulması uygun olacaktır.

Daha önceki mesajlarda da yer aldığı üzere, yurdumuzda satılan yerli yabancı tüfeklerin büyük kısmı, daha itibarlı ülkeler
kalite kontrollarınca red edilen, hafif kusurlu ürünlerdir. Yabancı olanların işlerliği genelde sorunsuz olabilecekse de yerli
olanların bir kısmının alıcısına bayağı dert açacağı yaşanmış gerçeklerden bellidir. Bu, en tanınmışından, en ucuzuna tüm
üreticilere şamil bir gerçek olup, tercihini yerli yönünde kullanacak kişiler için, şans dilemekten öte bir şey yapılamaz. Ancak,
arıza oranı, iç rahatlığı sağlar şekilde, düşünüldüğünden çok daha azdır. Haliyle ve haklı olarak feryad edenler, seslerini
duyurmak için çabalayan çok az kişidir. Aksi halde üretici taifesinin hayatiyetini sürdürmesi mümkün olamaz.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 06 Eki 2015, 10:38 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Sayın Strongarm,
TrMilitary forumu silahlar konusunda internette araştırma yaparken tesadüfen buldum ve üye oldum. Bireysel Silahlar ile ilgili yazılarınızın bir çoğunu da akabinde okudum. Böyle güzel, bilgilendirici ve silahseverlerin bilgi dağarcığını ve kültürünü arttıran faydalı paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Yazılarınınız tarz, üslup ve içerik olarak 80li yılların sonlarına doğru yayınlanmış olan Av Doğa Ve silah Dergisinde yazıları yayınlanmış olan aynı zamanda adaşım da olan S.A.E. isimli yazarın yazılarını anımsattı. Benim gençlik zamanlarıma tekabül eden internet gibi ulaşılması kolay görsel kaynakların olmadığı, yazılı kaynakların ise çok kısıtlı olduğu o yıllarda yazarın sadece silahlarla ilgili yazılarını takip etmek için aldığım o dergiler hala arşivimde durmaktadır. Bu satırların sahibi ile dergideki satırların sahibinin aynı kişi olduğunu tahmin ediyorum.
Güzel Paylaşımlarınızı takip edeceğim.

Teşekkürler


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 06 Eki 2015, 13:13 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Sayın çoti,

Ne diyebilirim ki...


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Ağu 2016, 21:05 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5037
Yaş:
Baktım memleket ..... ..... gidiyor. N'olur n'olmaz ufaktan ufaktan köşede bulunsun dedim. Sevdirdi kerata kendini hemen. Bir deneyelim bakalım o kadar sevimli mi ? :mrgreen: Gerçi arabada taşıyacaktım ama şimdilik vazgeçtim.


Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Ağu 2016, 23:04 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2463
Yaş:
Alıntı:
Baktım memleket ..... ..... gidiyor. N'olur n'olmaz ufaktan ufaktan köşede bulunsun dedim. Sevdirdi kerata kendini hemen. Bir deneyelim bakalım o kadar sevimli mi ? :mrgreen: Gerçi arabada taşıyacaktım ama şimdilik vazgeçtim.


Resim
İş bu tüfengi almak içün gerekli prosedür nedir?
Evrak, kayıt kuyut, izin yazısı falan var mı?
Maliyeti nedir, silahın çıplak fiyatı kaç para?
Bilgi verir misiniz... Benim de hoşuma gitti, bir tane de ben alayım bari :)

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Ağu 2016, 23:14 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5037
Yaş:
Sudan ucuz partikül hocam .

Bu gerçi bendeki 2. tüfek. Yivsiz tüfek ultra süper kolay. Bağlı olduğunuz emniyet silah ruhsat şubeye başvurun .2 resim ve nufusla . 30 Lira bir harcı var. 10 günde falan size yivsiz silah alım belgesi veriyorlar. O belgeyle istediğiniz satıcıdan tüfek alıyorsunuz. Yalnız sabıka kaydınız , devam eden ceza davanız olmayacak.

Sonra o belge , fatura ve silahla ruhsat şubeye geri gidiyorusnuz. Kayıt edilip size 5 yıllık silah sahiplik belgesi veriliyor. Hepsi bu.

Resimdeki tüfek Hatsan escort pompalı 7+1 fişekli slug ( kalın etli namlu) namlu . 650 TL. Oda 6 taksit. :) Yanında 25 fişek kılıf bakım setide hediye veriliyor.


Kalitesi hakkında bir şey diyemem. Denemedim ama gayet iyi dediler. Deneyince belli olacak.

Benimki 2. silah olduğu için ben ruhsat parası ödemedim. 6 yivsiz tüfek hakkınız varmış. Ben önümüzdeki sene bir çifte alırım belki. Evde yer açmam lazım.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 24 Ağu 2016, 23:27 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 02 Kas 2014, 14:55
Mesajlar: 2463
Yaş:
Ara sıra poligona giderek stres atmayı adet edindim;
Bizim meslek erbabına silah ruhsatı vermeleri biraz sıkıntılı oluyor.
Avukatlar falan o konuda çok şanslılar. Mesleğin genel karakteristik özelliği gereği adeta agaya beleş!
Ticaret erbabında ise cirolar, falan filan önem arz ediyor;

En azından YİVSİZ DE OLSA bir tüfek almak da fayda var.
Dedemin bile kırma tüfeği vardı yav... bir tüfek dahi alamadık gitti.
En iyisimi bu işi daha fazla ertelemeyelim:)

_________________

Mustafa Kemal ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Ağu 2016, 00:53 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 13 Tem 2012, 18:37
Mesajlar: 991
Konum: Kadıköy
Yaş: 40
Herkese merhabalar.Fişek olarak ne tavsiye edersiniz. Amaç savunma ...

_________________
Eski kullanıcı adım asade


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Ağu 2016, 01:17 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2013, 03:00
Mesajlar: 5037
Yaş:
Hocam fişek konusu biraz geniş. Ama kısadan şöyle diyeyim.

3 tip fişek var. Saçma , şevrotin ve domuz dolusu. Şevrotin ve dolu öldürücülüğü daha yüksektir . Naçizane tavsiyem saçmadır.

Bilhassa otomatikler ve pompalılar belli bir marka ve tip fişeği daha fazla severler. Piyasadan değişik tip ve marka fişekleri deneyip en istikrarlı olanda devam etmenizi öneririm.

Aslında 3 fişek tipide çok pahalı değil. Her 3 tip fişektende silahınıza uyumlu markaları deneyerek tespit edin. Tabi bu tespit dediğim en azından 200 fişeklik denemelerdir. Maddi imkan varsa dahada büyütün testlerinizi. Sonuçta her 3 tiptende ufak bir stok yaparak hazır tutarsınız.

Gerçi yerli firmaların ciddi sorunu aynı üretim kalitesini devam ettirememeleridir.

Ben şahsen otomatik tüfeğimde Zuber marka 32 gram 7 numara saçma fişeklerinde istikrar yakaladım diyebilirim . Ama en iyisi deneme yanılmadır.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Ağu 2016, 13:37 
Çevrimdışı
Uzaklaştırıldı

Kayıt: 14 Mar 2016, 23:26
Mesajlar: 449
Yaş:
Silahı savunma amaçlı alıp, çok fazla fişek yakmayacam diyorsanız hiç yerli fişeklere bulaşmayın.
Fiocchi, Mirage , Remington , Winchester gibi kalitesini kanıtlamış fişeklerden 40-50 adet fişek stoğu yetecektir .

Ben evdeki 12.cal pompalı tüfeğin ilk iki fişeğini kauçuk savunma fişeği koydum.. Sonraki iki sıra 10 numara bıldırcın saçması geri kalanı ise sabotlu remington ve 9'lu buckshoot....

_________________
Ulula cum lupis, cum quibus esse cupis


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ağu 2016, 00:03 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Kas 2015, 01:12
Mesajlar: 1141
Yaş:
Sayın musti'nin tecrübesi kendine; fakat yerli fişeklerin savunma amaçlı olarak kullanılmaması gerektiği konusunda hemfikirim.

Yerli fişek sadece hobi olarak kullanılır, çünkü kaybettikten sonra kullanabileceğiniz bir canınız daha yok.

_________________
Resim
Resim


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 26 Ağu 2016, 00:41 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 13 Tem 2012, 18:37
Mesajlar: 991
Konum: Kadıköy
Yaş: 40
Değerli bilgileriniz için teşekkürler..

_________________
Eski kullanıcı adım asade


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2016, 15:27 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,


Şu sıralar, bizde ve yabancı ülkelerde, yivsiz tüfek pazarında en çok örnek veren kutu şarjörlü, bizdeki tabirle kısaca, "Şarjörlü"
türlerin bazı özelliklerin tetkiki yararlı olacaktır. Filvaki bunların, sunulmalarına paralel olarak geleceğin ağırlıklı modelleri olacağını
söylemek zordur. Üreticiler, halen genel satışların çok büyük kısmını klasik boru şarjörlülerin oluşturduğunu ifade etmektedirler.

Öncelike bu silahlar güvenlik güçleri ihtiyaç ve isteklerine göre tasarlanıp pazara sunulmuşlardır. Küçümsenmeleri, keyif tüfeği
olarak vasıflandırılmaları doğru değildir.

İkinci olarak, diğer boru şarjörlü amcazadelerine üstün tarafları da mevcuttur. Bunların başında, besleme devrelerinin basit, sağlam
ve kullanışlı olması gelir. Zira;

- Boru şarjörlülerde, pompalılarda en az iki, otomatiklerde horoz veya sürgüyle bağlantılı olarak çalışan en az bir şarjör mandalı
vardır. Çok parçanın fazla inkita ihtimali mevcuttur ve fazladan, otomatiklerde, her atış sonrası arkada takılı kalan kapak grubunu
şarjörden mandallanarak fırlayan fişek serbest bırakır. Bunun anlamı, bu grup yivsizlerde, şarjör yayının optimal güçte oluşunun da
hatasız çalışmanın bir unsuru olacağıdır. Pratikte, mandallara yol veren elemanlardaki milimetrik farkların, kullanıcıların hayatını riske
eden çok önemli arızalara neden olduğu çok görülmüş, yaşanmış gerçeklerdendir. Misalen, halen Amerika'nın en çok satan pompalı
ünvanını elinde tutan markanın 84'lü yıllarda yurdumuza ilk ithal edilen örneklerinin büyük kısmında, pompa geri hareketinin fişeği kaşık
üstüne vermek yerine, doğrudan altına, oradan da yere, kullanıcısının ayakları ucuna yolladığı örneği verilebilir. ŞARJÖRLÜLERDE bu
nevi akıl karıştırıcı devreler mevcut değildir.

- Şarjörlü grubunu doldurup boşaltmak kolaydır. Besleme için, şarjörü takıp sürgüyü çekip bırakmak yeterlidir. boşaltmak da ona kezadır.
Fişek haznesi çıkarılır ve sürgü çekilerek namludaki fişek alınır. Öte taraftan, sürgü kilidini etkinleştirme gereği haricinde pompalı boru
şarjörlüler hayli basit doldurum özelliklerine sahipseler de, otomatiklerin İtalyan "B" başharfli örnek ve tüm kopyaları, kullanıcıya, adeta
"Fişek değiştirme kolaylığı" olarak lanse edilmeye çalışılan, bir zamanlar o ülkenin kanuni gereklerine uyarlılık için zorunlulukla yapılan
ve tasarımınlarının değiştirilmemesi nedeniyle halen mevcut olan değişik bir ŞARJÖR EMNİYETİ'ne sahiptirler. Amerikan Ordonatı'nın
seçimi olduğu cihetinden, "En iyi Taktik Yivsiz" olarak tanımlanan İtalyan esaslı tüfekte dahi bu özellik mevcuttur. Şarjörlülerin besleme
devrelerinde bu nevi karmaşalar mevcut değildir.

- İyi yapılmış şarjörlülerde, kapağın altındaki yaylı bir çene vasıtasıyla, sürgünün geri gidişi esnasında en üsteki fişeğin yumuşak
gövdesinde ezilme olmaz, ileri hareket sırasında zikredilen aksam, yayının itişiyle fişeğe geriden takılıp öne sürer ve uc kısmının namlu
yatağına çok yaklaştığı bir zamanda, şarjör dudakarından kurtararak, doğrudan tırnak kontrolunda olarak, kapak ön yüzünde dikine
bir yükselişle namluya sürer. Daha basit yapılandırılmalarda, yaylı çenenin yerine kapak ön yüzünden aşağı sarkan ve onun geri gidişi
sırasında sadece bu çıkıntının temas ettiği bir düzen kullanılmıştır. Böylelikle fişek, sürgü geri gidişi sırasında sürekli olarak kapaktan
alt seviyede tutulur ve ileri hareketinde, yine tırnak kontrolünde kapak ön yüzünde yükselerek sağlıklı bir şekilde namluya sürülür.
Tüfeğin konumu önemli değildir. Boru şarjörlülerde, kaşık üzerine, mandalların ve şarjör yayının yüksek mesaileriyle sevk bulan fişek,
büyük ölçüde istikrarsız, yerçekimine bağımlı durumdadır ve tırnak kavramasını, namluya tam yüklenme halinde, bu işlem başarılı olmuş
ise alır.

Üçüncü olarak, şarjörlülerin fişek kapasiteleri, kullanıcısının yanında yeterli miktarda şarjör bulunması halinde, yüksek ve doldurum hızı
Diğer türlere kıyas vermeyecek kadar süratlidir.

Dördüncü olarak, özellikle güvenlik gücü kullanımında, yüksek kapasitede fişek türü geçişleri, şarjör değişimi kadar hızlıdır.

Filvaki, şarjörlülerin bu üstün özellikleri, hiçbir zaman onları yivsizlerde en yüksek tercih unsuru kılmaz. Zira;

- Hantaldırlar ve kullanıcısıyla birlikte seri harekete, geçişlere cevaz vermezler,

- Özellikle yatarak atışa uygun değildirler. Kullanıcısının profilini şarjör yüksekliğiyle paralel olarak yukarı taşırlar.

- Yivsiz kullanımının ana prensiplerinden biri olan "Bir tane ateşle, bir tane doldur" şiarıyla sürekli silahı dolu tutma ahvaline cevaz
vermezler.

Kullanıcı tercihini, zaman, yer ve vücut özelliklerinin başı çektiği kendi gereklerin göre yapmalıdır. Uygun olan, mümkünse, iki türe de
sahip olmaktır. Kişiler, kendilerini eğiterek, bol pratikle iyi bir atıcı ve kullanıcı olabilirler. Ancak, hin-i hacette, ona yardıma gelmesi
muhtemel, silahı sadece televizyonda görmüş bir kişinin de zorlanmadan mevcut silahı doldurup ateş edebilmesi çok önemlidir. Seçim
buna göre yapılmalıdır.

Diğer taraftan, çalışan her alet gibi silahların da mümkün olduğunca bakım görmesi şarttır. Aksi düşünce ve uygulama, Nasreddin Hoca
misali, binilen dalın kesilmesi anlamını taşır. Bu cihetten, seçilecek yivsizin, kolay sökülüp takılan türden olması önemlidir. Şunu bilmek
gerekir ki, özellikle pompalılarda, el üstünde taşınan, en birinci Amerikan örnekleri, bu isteğe uygunluk sıralamasında alt sıraları işgal
eden modellerdir.

Kişiler, bilgi olmadan, ne istediklerini de bilemiyeceklerini bilmelidirler.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 21 Kas 2016, 15:42 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,


Savunma amaçlı yivsizlerin, ne kadar az kullanılırsa kullanılsın, gerektiğinde amaçlanan işlevini yerine getirebilmesi için en alt seviyede
olsun bakıma gereksinimi vardır.

Silahlarla birlikte verilen kullanım kitaplarının iyice okunup, parçalarla karşılaştırılmalı tetkiki, aslında her tür zorluğun uzaklaştılması
yönünden, çoğu zaman yeterlidir. Ancak, genelde kişiler araç kılavuzlarını okumaktan fazlaca hoşlanmamaktadırlar.

Çifte, pompalı, otomatik... Ne tür olursa olsun, bir tüfek, alındığında, ilk önce üzerindeki ağır fabrika yağlarından temizlenmelidir.
Ambalajında, parçalı halde geldiğinden, ilk müdahale olarak, temiz bir bezle görünen kısımlardan, namlu içi dahil, gres ve benzeri birikimin
uzaklaştırılması gerekir. Çiftelerde, daha iç kısımlara ulaşım zor olduğu cihetle, bu kadarı dahi yeterli olacaktır.

Pompalı ve otomatiklerde, çalışan aksam dış şartlara, çiftelerden daha açık olduğundan, ulaşılabildiği kadar buraların da temizlenmesi
gerekir. Doğru olanı, sürgü, kapak ve tetik grubunun silahtan ayrılarak bu işleme tabi tutulmasıdır. Ancak, el ünsiyeti müsait olmayan
kişiler için, temizlik solventleri veya hiç bir şey bulunamıyorsa, mazot, benzin gibi likitlerin, silahın içine akıtılarak dipçik yukarıda durumda
bir gün kadar bekletilmesi icap edecektir.

Bunları takiben, her tür tüfekte, harbi, bez veya uygun kağıtla namlu içlerinin temizlenmesi gelecektir.

Demonte tüfeklerin, çalışır ahvale tebdili için parçaların biraraya getirilmesi şarttır. Bu işlem, bir bakıma, sonradan yapılacak söküm
çalışmalarının tersi mahiyetindedir.

Pompalı veya otomatiklerde, merak saiki veya mecburiyet nedeniyle söküm gerekiyorsa, bu işlem özellikle, Amerikan menşeli, Remington,
Mossberg, Winchester markalarının halen satılmakta ve kullanım görmekte olan, 1950-1975 yılları arası modellerinde, mutlaka bir bilen
kişi refakatında yapılmalıdır. Avrupa markaları, bizdeki taklidleri ve 1975 sonrası Amerikan modellerinin çoğu Avrupa orijinalleri klonu
olduğu cihetinden, normal el melekesi sahibi kişilerin bu silahları söküp takabilmeleri beklenir. Amerikan tüfekleri, şimdilerde çok basite
indirgenilmiş bazı yapılanmalara önayak olmuş detaylı, zor ulaşılır parçaları havi olduklarından, söküm gerebilseler dahi sonradan biraraya
getirilmeleri oldukça zor olan silahlardır. Çoğunda, sürgü ve kapak, ancak tetik grubu dışarı alındıktan sonra çıkarılabilir, Mossberg ve
Ithaca gibi örnekler, ortaya şangırtıyla dökülen şarjör mandallarının yerleri mantık yoluyla çözülebilirse de, olayın husule getirdiği panik
nedeniyle, olumsuz neticeye daha yakındırlar.

Otomatik ve gazlı tüfeklerin çoğunda, mekanizmayı çalıştırmak için alınan gaz kaçağını en aza indirme gayesiyle "O" ringlerin kullanımı
yaygındır. Bazı örneklerde olmayan bu yardımcı aksam, kimilerinde, söküm sırasında yerini terk etmeyecek biçimde, gaz odacığı çıkışı
içinde yuvalara monte durumdadır. Diğer bazı şartların da mevcudiyeti halinde, alım kararına bu türlerin muhatap kılınması daha uygun
olacaktır.

Kinetik tanımlı tüfeklerin böyle mahzurları yoksa da, güçsüz, sağa sola takılarak namlu arkasının tam kapanmasına engel olan irca yayları
bu türün en zayıf tarafını oluşturmaktadır.

Ezcümle, yivsiz pompalı veya otomatik alma düşünceli kişiler, tetkikle, en az bakım gerektirecek modelleri aramalıdırlar. Bu yönden, aslı
Avrupa olan pahalı türler ve onların bizdeki ucuz taklidleri, basite indirgenmiş iç yapılanmaları nedeniyle, muhtemel adayların üstte
gelenleridirler.



Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 25 Kas 2016, 23:33 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 04 Eki 2015, 23:12
Mesajlar: 212
Yaş:
Merhabalar,
sayın strongarm ve paylaşımları ile katkıda bulunan tüm arkadaşlara teşekkürler.

Ülkemizde satın alması, ruhsatlandırılması, vergilendirilmesi, mermisinin bulunması dolayısı ile edinilmesi en kolay ateşli silahlar kategorisinde yivsiz tüfekler girmektedir. Yivsiz tüfeklerin kullanımı çok eskilere dayanmaktadır. Amerikan iç savaşında hem yankeelerin hemde diğer tarafın ellerinde sıkça görülmektedir. Çok ta büyük sayılabilecek kalibreler dahil olmak üzere çok çeşitli kalibrelerde yapıldıklarından, kullandığı fişek ve namlu yapısı ile akla hayale gelmeyecek mermi, saçma yada egzotik daneleri yada zımbırtıları ateşleyebilecek kapasitede olduklarından savunma ve taarruz dahil olmak üzere çok farklı rol ve görevlere uyum sağlayabilecek potansiyeldedir. Bu potansiyeli veren şüphesiz hacimli fişek yapısıdır. Ancak bu potansiyelin sınırlarını menzil ve isabetlilik kavramı belirler. Ülkemizde 12 kalibre en meşhuru ve tutulanı olmakla beraber son yıllarda 36 kalibre olarak tabir edilen .410 çaptaki piyade tüfeği görünümlü, şarjörlü tüfeklerde popüler olmaya başlamıştır. İngiliz centilmenlerinin Afrikanın doğal hayatının köküne kibrit suyu dökme heveslerinin doruk noktası olan dönemlerde 2 kalibre (33,7mm) tüfeklerde yapılmıştır. Bu tüfeklerde nerdeyse çeyrek kiloluk kurşun küreyi hedefine yollamak için 75 gramlık bir kara barut hakkı kullanılmaktaydı. Binlerce Fil bu namluların ucunda hayata gözlerini kapamıştır.

İngiliz centilmenler vahşi hayvanlardan korunmak için küçük top ebatında bu silahları kullanırken vahşi batının gözüpek kanun kaçakları ve kanun adamları yivsiz silahların bilinen avantajlarına karşı pek çekimser kalmamışlardır. 1881 yılında Tombstone kasabasındaki çatışmada kanun adamı Wyatt Earp ve yardımcıları, Tom McLaury ve saz arkadaşlarının oluşturduğu kanun kaçakları ile çatışmaya girmiş, iyi adamların tarafında olan Doc Holliday, kötü adam Tom McLaury coach gun denilen kısa namlulu çifte ile safdışı bırakmıştır. Wyat Earpp İron Spring te Kanun Kaçağı Curly Bill’i yivsiz çifte ile vurmuş, kendi ifadesi ile neredeyse ikiye bölmüştür.

Posta arabalarının muhafızları arkalarından dörtnala gelen soygunculardan dörtnala kaçarken zıplayan posta arabasından bir taraftan düşmemek için gayret sarfederken bir taraftan da iade-i ateş ile hedefe isabet kaydedebilmek için saçma huzmesinin dağılımına güvenmişlerdir.

Winchester 1897 Trench sweeper, Türkçe ismiyle siper süpürücü pompalı tüfek Amerikan ve İngiliz askerleri tarafından siperlerde etkili bir şekilde kullanılmış ve bu silahın savaşta kullanılması siyasi protestolara da sebep olmuştur. İri saçma ile doldurulmuş bu tüfekler daracacık siperlerde itiş kakış yürümeye çalışan askerler üzerinde oldukça etkili olmakla beraber açtıkları yaraların boyutunu açıklamaya gerek bile yoktur.

1914 yılında Alman pilot Schlichtingin Fransız Uçağının gözcüsü Louis Quenault tarafından tabanca ile vurularak düşürülmesi, ilk hava hava muharebesinde düşürülmüş uçak olarak kayıtlara geçirilmiştir. Bu uçuşlar esnasında büyük kalibreli çifte yivsiz tüfekler gözcü tarafından diğer uçaklara karşı kullanılmıştır.

Yivsiz tüfekler o günden günümüze kadar özellikle kısa mesafelerde ani çıkan ve saçmaların dağılmasıyla hızlı ve panikle nişan almada oluşabilecek hataları kompanse edebilme avantajını taşımaktadır. Özellikle gece sızmaya çalışan düşmanın çıkarttığı sese yapılacak salvoların kıymeti yada 30-40 metre ormanlı yada çalılık görüş mesafesinin kısa olduğu mesafelerde zigzaglar çizerek koşan düşmana yapılan şevrotin atışlarını etkisini domuz avcıları iyi bilirler. Yine demir yada metal tozu doldurulmuş fişekler kapı menteşelerini yada kilitlerini dağıtarak kapıların açılmasında özel harekat güçlerinin envanterinde de yer almaktadır. Hatta kafa kamerlarında askerlerin kendilerine yaklaşmaya çalışan bir görünüp bir siper alan yakın mesafedeki düşmanlarına piyade silahlarını bırakıp kısa namlulu pompalı tüfeklerle ateş açtıkları görüntüler yayınlanmaktadır.

Ev savunmasında ortalama ev mesafesinde uzaklığın maksimum 10 metre olarak düşünüldüğünde 12 kalibrede her numara saçma bu mesafelerde oldukça etkilidir. Hatta yatak odasının kapısını açıp giren mütecavizi uyarı maksatlı bacağından vurulması durumunda elinde bir bacağı ile topallayarak kaçarken görmek çokta beklenmeyen bir durum olmayacaktır. Bu mesafelerde göğüs bölgesine yapılacak herhangi bir numara fişek ölümle sonuçlanabilecek ciddi yaralanmalara sebep olacak, 3-4 numara ve üzeri iri saçmalar muhtemelen ölümcül yaralanmalara sebep olacağı unutulmamalıdır.

Namludan çıkan saçma demeti uzaklaştıkça dağılarak açılmaktadır. Mesafe uzadıkça saçma demeti dahada fazla dağılmaktadır. Uzak mesafelere atış yaparken bu adam niye koşarak kaçıyor diye bakan seyircilerin de hedef olması ihtimal dahilindedir. Ufak saçmalarda uzak mesafelerde yaralama gücü azalırken iri saçmalarda her ne kadar kuvveti hatırı sayılır derecede düşmekteyse de nişan alınan yerden uzaklara gitme eğilimi tehlike arzetmektedir.

Çok uzun yıllar evvel domuz avına 1 numara saçma ile çıkan köylü arkadaş kısa mesafelerde kulağının tozundan domuzları 1 numara saçma ile vurduğunu duyunca çok şaşırmıştım. Zaten o kadar usta avcıya da bir daha denk gelmedim. 1 numara saçmanın domuza yaptığı etki şüphesiz insan üzerinde daha büyük olacaktır.İnsan gibi 70-80 kg civarında, ince derili ancak mevcut tüm yabani yada evcil hayvanatlardan daha vahşi olabilen, iki ayaklı ve akıllı canlıların bertarafı ve caydırılması için ülkemizde satılan yivsiz silahların herhangi bir kalibresi fazlası ile yeterli gelecektir. Askeri maksatlı olarak dahi halen kullanılan yivsiz silahlar ev ve kişisel savunmada güç olarak fazlasıyla yeterli olmakla beraber kullanıcıya, çift kırma, pompalı, yarı otomatik vs. gibi 12 kalibre, 36 kalibre vs. gibi oldukça çok seçenek sunmaktadır. Kullanıcıya kalan sağlam, güvenilir, tutukluk yapmayan ve ihtiyaçlarına uygun bir silah seçimini yapmak olacaktır. Ülkemizde mermisinin bol ve ucuz olması, meskun olmayan mahellerde kullanılmasının kanuni olarak pek problem çıkartmaması , bu silahın sahiplerinin antreman yapmasına, dolayısı ile silahını tanıyarak aşina olmasına da imkan sağlayarak avantaj sunmaktadır.

Saygılarımla


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Kas 2016, 10:43 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Tem 2012, 11:17
Mesajlar: 889
Konum: ANKARA
Yaş: 41
Yarı otomatik yivsiz tüfek için öneriniz var mı?

_________________
Büyük Millet Meclisi sizin yiğitlik çevrenizde korkusuzca bağımsızlık mücadelesine devam edebilmiştir. Bu nedenle Ankaralı hemşehrilerimin, bu vatanı kurtarma mücadelesinde ayrı bir şeref hissesi vardır.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Kas 2016, 13:44 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Sayın Taşra,


Bu konuyu işleyen bütün mesajların içeriğinde tüfek seçimi için gerekli kriterler detaylarıyla mevcuttur. Bunları okursanız, hem oldukça
yüklü bilgi hem de esası ilgilendiren ana fikre ulaşmış olacaksınız. Takdir edersiniz ki, kağıt üzerinde sayfalar dolduracak bu dökümanı
bir kaç markaya, üstelik, hata veya kusurlu mal çıkması halinde, vebali üstlenecek kısa yönlendirmelere indirgemek mümkün değildir.

Yine de ezcümle ifade etmek gerekirse;

- İthal veya yerli malı hiç bir markanın tam güvenirliği mevcut değildir. Ülkemizde yapılanlardan iç pazara sevkedilenler, dış alımlardan
red almış, yabancı mamuller, yine hariç memleketlerin kalite kotrolundan geçmeyip iadeyle, ucuz olduğundan yurdumuz temsilcilerinin
teveccühüne mazhar olmuş ürünlerdir. Mamafih, istisnalar olabilir.

- Yabancı malların kalitesi, her daim daha üstlerdedir.

- "Toplama" tabir edilen Üzümlü küçük üretici ürünlerinin dahi magnum dolular harici güvenirliği mevcuttur.

- "Taktik" tanımı altındaki tüm ürünlerin farkı, görünümün zenginleştirilmiş hali ve üzerinde ağırlık artıran gereksiz teferruattıır. En yalın
ürün, en işe yarayanıdır.

- Silahı alan kişi, tek kullanıcı olacaksa, yeterli çalışmayla her tür pratik detaylarına vakıf olabilir. Ancak, hin-i hacette, başka yakınların
da savunmaya iştiraki düşünülüyorsa, ya onların iyice eğitilmesi yahut, her tür intikal seviyesine en uygun marka ve modelin seçilmesi
gerekir. Bu durumda; Zayıf geri getirme yayı kullanan "Kinetik", Hazneye ve hazneden namluya yükleme için mandallama gerektiren
İtalyan asıl ve kopyalarından... Uzakta durmak faydalı olacaktır.

- Yerli mamullerin bedeli, yabancıların yarısı veya daha altlarıdır. Onbinlerce kullananı elinde, neredeyse tamamı kendinden istenen
fonksiyonu yerine getirmiş ürünler olup, kaliteli olarak tanınanların büyük kısmı, orijinallerinde emek verip geliştirilen yeniliklerin hemen
hepsini, üstelik yurdumuzun akıl almaz patent düzenlemeleri avantajları ile üzerlerine tescil ettirerek uygulayan işbilir kişilerdir ve
mallarının arkasında dururlar. Tercihin, en azından, internet üzerinden ulaşılabilecek kullanım kılavuzları tetkikiyle bunlardan birine
yapılması mantıklı olacaktır.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 30 Kas 2016, 16:16 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: 22 Tem 2012, 11:17
Mesajlar: 889
Konum: ANKARA
Yaş: 41
Sayın Strongarm konuyu okudum naçizane istirhamım bir marka adı idi anladım.
Teşekkürler ilginiz ve bilginiz için.

_________________
Büyük Millet Meclisi sizin yiğitlik çevrenizde korkusuzca bağımsızlık mücadelesine devam edebilmiştir. Bu nedenle Ankaralı hemşehrilerimin, bu vatanı kurtarma mücadelesinde ayrı bir şeref hissesi vardır.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Oca 2017, 15:01 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: 12 Tem 2012, 09:16
Mesajlar: 669
Yaş:
Merhabalar,


Bireysel silah mülkiyet ve kullanımının cenneti addedilebilecek Amerika'da, artan silah ve sarf malzemesi üreticileri,
gelişen iletişim, bunun yanında komputer destekli görsel oyun ve senaryolar, ülkenin kendine özgü insan ve tabii
kaynakları idare politikası paralelinde karşı tarafta ölüm ve öldürmeyi sıradanlaştıran anlayışın yaygınlaşması, diğer
ülkelere acaip görünen değişik vehimlerin gerçekmiş gibi algılanması neticesi, tabanca, yivli, yivsiz tüfek kullanımının
biraraya getirildiği üçlü silah müsabakaları geliştirilm iştir.

Gerçek çatışma senaryolarının bir şekilde canlandırılmaya çalışıldığı, zamana bağlı bu yarışmalarda, kişiler, üç tür silahla
en kısa sürede en başarılı vuruşları yapmaya çalışmaktadırlar.

Bu müsabakaların bir yan etkisi olarak, "Taktik" tabir edilen aksesuvarlar görülmeye başlanmıştıır. Silah kullanımında; Kolaylık,
etkililik ve isabetlilik artırmaya yönelik bu yeni yaklaşımın, mutlaka daha önceden gerçek çatışma şartlarında denenerek
ürün vermeye yönelik bazı vukuatı mevcuttur. Ancak, giderek artan ve her sivri akıllının bir taktik gelişim verdiği bu
platformun ana kullanım alanı, zikredilen müsabakalardır.

Özellikle yivsiz tüfeklerde, taktik sıfatlı aksesuvarın tatbikatı aşırı seviyededir; Montaj rayları, silah üzeri fişeklikler, sürat
sağlayan aşırı büyütülmüş kontrol mandalları, beslemede kolaylık, çabukluk getiren genişletilmiş açıklıklar, ayarlanabilen
kundak eğim ve uzunluk uygulamaları, kolay nişan imkanı veren optik düzenler, tüfeğe takılan aydınlatma araçları bunların
belli başlı olanlarıdır.

Taktik düzenlerin gerçek çatışma ortamındaki değeri, furyayı oluşturan taife nezdinde pek itibar görmemekte gibidir. Yarışma
ortamında kaybedilen bir nümerik değer "Puan"ın hakiki yaşamda insan hayatına tekabül edeceği pazar yaratıcılarının fazla
işine gelmemektedir. Canını dişine takmış, toz toprak, dere çalı içinde sürünüp yuvarlanan, elinden silahını bırakmamaya
çalışan hayatını kurtarmaya odaklı çabalarındaki kişinin silahı, besleme kolaylığıyla genişletilmiş açıklıklardan ıvır zıvırla dolar,
sağa sola vurarak optik düzenlerini geride bırakır, büyütülmüş kontrol mandallarıyla habire komut alır, üzerindeki ışık kaynağı
ile olur olmaz yerde karşıdaki kötülere hedef belirlerken ulaşacağı sonuç, mutlaka müsabaka ortamındaki keyfe keder
derecelendirmelerden farklı olacaktır.

Diğer taraftan aynı umursuzluk, bizzat silah üreticilerinde de görülmektedir. Beslemede kolaylık için genişletilmiş açıklıklarla,
büyütülmüş kontrol mandallarıyla şarjör güvenlikleri ne ölçüde bağdaştırılabilir. Italyan orijinli yivsiz tüfeklerin hemen hepsinde
yer alan, "Fişek Değiştirme Kolaylığı" şeklinde lanse edilen mekanik düzenlerin tamamı gerçekte namlu dolu silah taşıma
heves ve temayüllü kişilerin hiç hoşlanmadıkları şarjör emniyetleridir. Mekanik başkalaşmayla üretim düzenini bozmak
istemeyen bir meşhur kuruluş tarafından böyle bir tüfek Amerikan Ordonatına dahi kakışlanmıştır. Akıllarından ziyade imaj
parlaklığına uymada sıra sahibi olmayı kullanışlı bulan sayılamıyacak kadar kişi, sözde eksperlerin gizli reklamlarının kurbanı
olmaktadır.

Her tür silah, uzun çalışmalarla çok iyi kullanılabilecek ahvale taşınabilir. Kişilerin, kendi ve yakınlarını koruma uğraşında bu
safhaya savunmanın tümüne şamil şahıslarla ulaşım imkan ve gayreti varsa, taktik evsaflı aksesuvar onlara mutlaka yararlı
olacaktır. Ancak, bu sağlanamıyorsa, yapılacak iş ve tercih, en basit ve kullanışlıdan şaşmamak olmalıdır.


Saygılar.

_________________
Mouth opens wide hides head behind.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 40 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+03:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye